İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Sertaç Malik Eskişehirli Başvurusu (B. No: 2014/5659)

1. Başvuru, sigorta prodüktörlüğü belgesinin yenilenmesi talebinin

Başvuru No2014/5659Tarih20 Temmuz 2017Okuma18 dk · 3.684 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Sertaç Malik Eskişehirli Başvurusu

Karar tarihi
20 Temmuz 2017
Başvuru Numarası
2014/5659
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.684 kelime·18 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, sigorta prodüktörlüğü belgesinin yenilenmesi talebinin

reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının; bu idari işleme karşı açılan davada

yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 15/4/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve

bu kapsamda sunulan görüşlerine atıfta bulunarak başvuru hakkında görüş

sunulmayacağını bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu 14/3/1954 doğumlu olup sigortacı olduğunu ve bu

alanda adli bilirkişilik yaptığını beyan etmektedir.

9. Başvurucu, 24/9/1980 tarihinde Ticaret Bakanlığı (Gümrük ve

Ticaret Bakanlığı) tarafından yapılan mesleki ehliyet imtihanı sonucunda 393

sicil numarasıyla sigorta prodüktörü unvanını kazanmıştır.

10. Başvurucunun sigorta prodüktörü belgesinin yenilenmesine

yönelik 10/1/2008 tarihli talebi Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri

Birliğince (Birlik) 14/1/2008 tarihinde reddedilmiştir. Bu yazıda 14/6/2007

tarihli ve 26552 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 3/6/2007

tarihli ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nda sigorta prodüktörleri ile ilgili

herhangi bir düzenleme olmadığından bahisle yapılacak bir işlem bulunmadığı

belirtilmiştir.

11. Başvurucu bu idari işleme karşı Birlik aleyhine 7/2/2008

tarihinde İstanbul 1. İdare Mahkemesinde iptal davası açmıştır. Mahkeme

30/12/2008 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde

başvurucunun sahip olduğu sigorta prodüktörü belgesinin 1980 yılında verilmiş olduğuna

dikkat çekilmiştir. Mahkeme buna karşın, 2/8/1995 tarihli Resmî Gazete’de

yayımlanarak yürürlüğe giren Sigorta Prodüktörleri Yönetmeliği’nin geçici 1.

maddesi ile daha önce süresiz olarak verilen prodüktörlük belgelerinin Birlik

tarafından yenileriyle değiştirileceğinin düzenlendiğini belirtmiştir. Mahkeme

bu düzenlemelerden hareketle prodüktörlük belgesini bu Yönetmeliğin yürürlüğe

giriş tarihinden itibaren bir yıl içinde değiştirmeyenlerin belgelerinin

geçersiz sayılacağı yönündeki düzenlemeye rağmen davacı tarafından belgenin

süresi içinde yenilenmediğini tespit etmiştir. Dolayısıyla Mahkemeye göre söz

konusu belge geçerliliğini yitirmiştir. Diğer taraftan Mahkeme ikinci olarak

14/6/2007 tarihinde yürürlüğe giren 5684 sayılı Kanun'da sigorta prodüktörlüğü

unvanına yer verilmediğini ve bu unvana sahip kişilerin sigorta aracısı olarak

kabul edilmediğini belirtmiştir. Mahkeme bu sebeple kanunun getirdiği

düzenlemeyle bağlı yetki içinde olan davalı Birliğin kanun ile öngörülmeyen bir

unvan hakkında belge düzenlemesinin söz konusu olamayacağını vurgulamıştır.

12. Başvurucunun temyizi üzerine bu karar, Danıştay Onuncu

Dairesinin 4/11/2013 tarihli ilamıyla onanmıştır.

13. Onama kararı başvurucuya 20/3/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

14. Başvurucu 15/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

15. 21/12/1959 tarihli ve 7397 sayılı mülga Sigorta Murakabe

Kanunu'nun "Diğer sigorta ve reasürans

araçları" kenar başlıklı 37. maddesi şöyledir:

"Sigorta sözleşmelerinde sigortalıyı

temsil ederek ve sigorta şirketinin seçiminde tamamen tarafsız ve bağımsız

davranarak, tehlikelerin sigorta edilmesi için sigorta sözleşmesi yapmak

isteyenlerle sigorta şirketlerini bir araya getiren, sigorta sözleşmesinin

akdinden önceki gerekli hazırlık çalışmalarını yapan ve gerektiğinde bu

anlaşmaların uygulanmasında, özellikle tazminatın ödenmesinde yardımcı olan

gerçek veya tüzel kişilere sigorta brokeri, bu işleri sigorta şirketleri ile

reasürans şirketleri arasında yapanlara da reasürans brokeri denir.

Sigorta ve Reasürans brokerlerinin

Müsteşarlıktan ruhsat almaları zorunludur.

Sigorta ettiren ve sigortacıya bağlı

olmaksızın çeşitli sigorta dallarında sigorta olmak isteyenlere bilgi vererek

sigorta sözleşmesinin şartlarını müzakere ve tehlikenin konusu ve özelliklerine

göre sigorta teklifnamesini hazırlamada yardımcı olan ve çalışmalarının

karşılığı olarak komisyon alan gerçek veya tüzel kişilere prodüktör denir.

Prodüktörlerin faaliyette bulunabilmek için Birlikten Prodüktörlük Belgesi almaları

zorunludur.

Broker ve prodüktörler acentelik yapamazlar.

Sigortacılık mevzuatına aykırı hareketlerinden

dolayı hapis veya birden fazla ağır para cezası ile cezalandırılanlar ile

emniyeti suistimal, dolandırıcılık, karşılıksız çek keşidesi, hırsızlık,

zimmet, ihtilas, rüşvet, irtikap, sahtekarlık gibi yüz kızartıcı suçlardan

dolayı mahküm olanlar, müflisler ve konkordato ilan edenler, brokerlik ve

prodüktörlük yapamazlar ve brokerlik ve prodüktörlük yapan tüzel kişilere ortak

olamazlar.

Brokerlerin ve Prodüktörlerin işe

başlamalarına, kuruluşlarına, faaliyetlerine ve yapamayacakları işlere ilişkin

usul ve esaslar ve defter, belge ve kayıt düzeni ile ilişkin diğer hususlar

yönetmelikle düzenlenir."

16. 2/8/1995 tarihli ve 22632 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak

yürürlüğe giren Sigorta Prodüktörleri Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) "Tanımlar" kenar başlıklı 3.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Bu Yönetmeliğin takip eden maddelerinde

yeralan;

...

e) Prodüktör: Sigorta ettiren ve sigortacıya

bağlı olmaksızın, çeşitli sigorta dallarında sigorta sözleşmesi yapmak

isteyenlere bilgi vererek sözleşmenin şartlarını müzakere ve tehlikenin

konusuna ve özelliklerine göre sigorta teklifnamesini hazırlamada yardımcı olan

ve ayrıca rizikonun takdirine etkili, kendisince bilinen hususları da sigorta

şirketine bildirmek suretiyle aracılık hizmeti ifa eden gerçek ve tüzel

kişileri,

ifade eder."

17. Yönetmelik'in "Prodüktörlerde

aranacak nitelikler" kenar başlıklı 4. maddesi şöyledir:

"Prodüktörlük yapacak gerçek kişilerin;

a) Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmaları,

b) Medeni hakları kullanma ehliyetine sahip

olmaları,

c) En az lise veya dengi okul mezunu olmaları,

d) Sigortacılık mevzuatına aykırı

hareketlerinden dolayı hapis veya birden fazla ağır para cezası ile

cezalandırılmış; emniyeti suistimal, dolandırıcılık, hırsızlık, basit ve

nitelikli zimmet, devlet alım satımlarında menfaat sağlamak, rüşvet, irtikap,

sahtekârlık gibi yüz kızartıcı suçlardan dolayı mahkûm olmamaları,

e) İflas etmiş veya konkordato ilan etmiş

olmamaları,

gereklidir."

18. Yönetmelik'in

"Prodüktörlük belgesi" kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir:

"Meslek sınavını kazananlara veya meslek

sınavından bu Yönetmeliğin 7'nci maddesi uyarınca muaf olanlardan 4'üncü

maddede aranan nitelikleri taşıyanlara, gerekli belgelerle başvurdukları

takdirde Birlikçe Prodüktörlük Belgesi verilir."

19. Yönetmelik'in kenar başlıklı geçici 1. maddesi şöyledir:

"14.11.1963 tarih ve 11555 sayılı Resmi

Gazete'de yayımlanan mülga Sigorta Prodüktörleri Yönetmeliği hükümlerine göre

süresiz olarak verilen prodüktörlük belgeleri Birlikçe yenileriyle

değiştirilir. Prodüktörlük belgesini bu Yönetmeliğin yürürlüğe giriş tarihinden

itibaren bir yıl içinde değiştirmeyenlerin belgeleri geçersiz sayılır."

20. 5684 sayılı Kanun'un "Amaç

ve kapsam" kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir:

"(1) Bu Kanunun amacı, ülkemiz

sigortacılığının geliştirilmesini sağlamak, sigorta sözleşmesinde yer alan

kişilerin hak ve menfaatlerini korumak ve sigortacılık sektörünün güvenli ve

istikrarlı bir ortamda etkin bir şekilde çalışmasını temin etmek üzere bu

Kanuna tâbi kişi ve kuruluşların, faaliyete başlama, teşkilât, yönetim, çalışma

esas ve usûlleri ile faaliyetlerinin sona ermesi ve denetlenmesine ilişkin

hususlar ve sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkların çözümlenmesine yönelik

olarak sigorta tahkim sistemi ile ilgili usûl ve esasları düzenlemektir.

(2) Türkiye’de faaliyet gösteren sigorta

şirketleri, reasürans şirketleri, Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik

Şirketleri Birliği, aracılar, aktüerler ile sigorta eksperleri bu Kanun

hükümlerine tâbidir.

..."

21. 5684 sayılı Kanun'un 21. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

"(1) Sigorta şirketleri ile reasürans

şirketleri, yeterli sayıda aktüerle çalışmak zorundadır. Müsteşarlık tarafından

aktüerlerin kaydedildiği bir Aktüerler Sicili tutulur. Sicile kaydolunmadan

aktüerlik yapılamaz. Aktüerlik unvanının kazanılması ile aktüerlerin görev ve

yetkilerine ilişkin usûl ve esaslar yönetmelikle belirlenir.

(2)

Brokerlik, Müsteşarlıktan alınan brokerlik ruhsatı ile yapılır. Müsteşarlık,

ruhsat ile ilgili işlemlerin incelemeye ve onaya hazır hale getirilmesi

hususunda ilgili sivil toplum ve meslek kuruluşlarına görev verebilir.

Brokerlerin görev ve yetkilerine ilişkin usûl ve esaslar yönetmelikle

belirlenir."

22. 5684 sayılı Kanun'un 22. maddesinin(1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

"(1) Sigorta eksperliği gerçek veya tüzel

kişilerce yapılır.

(2)

Sigorta eksperliği yapmak isteyen kişilerin;

a) Müsteşarlıktan sigorta eksperlik ruhsatı alması,

b)

Levhaya yazılı olması,

gerekir."

23. 5684 sayılı Kanun'un 23. maddesinin(1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

"(1) Sigorta acenteliği gerçek veya tüzel

kişilerce yapılır. Sigorta acenteliği yapmak isteyenlerin Türkiye Odalar ve

Borsalar Birliğince tutulan Levhaya yazılı olması gerekir.

(2)

Sigorta acenteliği yapacakların niteliklerine ilişkin usûl ve esaslar

yönetmelik ile belirlenir. Sigorta acenteliği yapacaklar, Müsteşarlıktan bu

nitelikleri taşıdıklarını gösteren bir belge alarak Levhaya kayıt olmak için

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğine başvurur. Müsteşarlık, belge alınmasına

ilişkin işlemlerin incelemeye ve onaya hazır hale getirilmesi için Türkiye

Odalar ve Borsalar Birliğine görev verebilir. Türkiye Odalar ve Borsalar

Birliği bu işlemlerin gerçekleştirilmesi için uygun gördüğü ilgili sivil toplum

ve meslek kuruluşları ile işbirliği yapabilir."

24. 5684 sayılı Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"21/12/1959 tarihli ve 7397 sayılı

Sigorta Murakabe Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır."

B. Uluslararası Hukuk

25. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında,

mülkiyet hakkının kapsamı konusunda, mevzuat hükümlerinden ve derece

mahkemelerinin bunlara ilişkin yorumundan bağımsız olarak “özerk bir yorum”

esas alınmaktadır (Depalle/Fransa

[BD], B. No: 34044/02, 29/3/2010, § 62; Anheuser-Busch

Inc./Portekiz [BD], B. No: 73049/01, 11/1/2007, § 63; Öneryıldız/Türkiye [BD], B. No: 48939/99,

30/11/2004, § 124; Broniowski/Polonya [BD],

B. No: 31443/96, 22/6/2004, § 129).

26. AİHM, Van Marle ve

diğerleri/Hollanda kararından ([GK], B. No: 8543/79-

8674/79-8675/79-8685/79, 26/6/1986) başlayarak çok sayıda kararında

"meslek unvanını", oluşturduğu mesleki itibarı ve müşteri çevresi

(goodwill) nedeniyle birçok açıdan şahsi bir hak niteliği taşıdığı ve ekonomik

bir malvarlığı değeri oluşturduğu gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesi anlamında

"mülk" olarak kabul etmektedir (Van

Marle ve diğerleri/Hollanda, § 41; Wendenburg ve diğerleri/Almanya (k.k.),

B. No: 71630/01, 6/2/2003; Olbertz/Almanya

(k.k.), B. No: 37592/97, 25/5/1999).

27. Van Marle ve

diğerleri/Hollanda kararında, yapılan bir kanun değişikliğiyle

muhasebeci olarak çalışan başvurucuların sertifika almaları zorunlu

kılınmıştır. Başvurucuların sertifikalı muhasebeci olabilmek için yaptıkları

başvurular ise kamusal makamlarca reddedilmiştir. AİHM, mülkün varlığını ve

başvurucuların sertifikalı muhasebeci olarak tescil edilmemelerinin, bu

kişilerin mesleki faaliyetlerini ciddi şekilde etkilediğini ve azalttığını

kabul etmiştir. Mahkeme başvuruyu mülkiyetin kamu yararına kullanımının

kontrolüne ilişkin üçüncü kural çerçevesinde incelemiştir. AİHM ilk olarak

kanun değişikliğinin amacının, ekonomik sistemin yapısı bakımından önemli olan

bir mesleğin yapılandırılması kapsamında bu mesleği yürütenlerin yetkin

olmalarını güvence altına almak olduğunu belirtmiştir. Mahkeme ayrıca

yeterliliği bulunmayan önceki muhasebecilerin kanunda öngörülen koşullar

dâhilinde yeni bir mesleğe girme hakkının mevcut olduğuna dikkati çekerek somut

başvuruda adil dengenin sağlandığı sonucuna varmıştır (Van Marle ve diğerleri/Hollanda,§§ 39-44).

28. Muhasebeci olan başvurucunun vergi danışmanlığı icra etme

izninin kaldırılmasına ilişkin

Olbertz/Almanya kararında, başvuru yine mülkiyetin kamu yararına

kullanımının kontrolüne ilişkin üçüncü kural çerçevesinde incelenmiştir. AİHM,

Almanya'nın birleşme sürecinde yeni bir ekonomik düzen oluşturulduğuna ve vergi

danışmanlarının da bu bağlamda yeterli bilgi, uygulama ve donanıma sahip

olmalarının öngörüldüğüne dikkat çekmiştir. Mahkeme, başvurucuya yüklenen

külfetin ağır olduğunu kabul etmekle birlikte kamunun yararı ile

karşılaştırıldığında ve devletlerin bu konudaki geniş takdir yetkileri dikkate

alındığında mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülü olduğuna karar

vermiştir.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

29. Mahkemenin 20/7/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mülkiyet Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

30. Başvurucu kendisine 1980 yılında kazandığı bir mesleki

imtihan sonucu süresiz olarak sigorta prodüktörlüğü belgesi verildiğini ancak

yenisiyle değiştirmediği gerekçesiyle bu belgeye dayalı kazanılmış hakkının

geri alındığını belirtmiştir. Başvurucuya göre sigorta prodüktörlüğü belgesi

verilmekle kesinleşmiş ve kişisel bir alacak hakkı doğmuştur. Başvurucu, bu

belgenin yenilenmemesi nedeniyle kazanılmış hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

31. Anayasa’nın 35. maddesi şöyledir:

“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz.”

32. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun sigorta prodüktörlüğü

belgesinin kazanılmış hakkına rağmen yenilenmediği iddiasının özü itibarıyla

mülkiyet hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

33. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Mülkün Varlığı

34. Anayasa'nın 35. maddesi kapsamındaki mülkiyet hakkının ihlal

edildiğini ileri süren başvurucu, böyle bir hakkın varlığını kanıtlamak

zorundadır (Cemile Ünlü, B. No:

2013/382, 16/4/2013, § 26). Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanındaki

mülkiyet hakkı, özel hukukta veya idari yargıda kabul edilen mülkiyet hakkı

kavramlarından farklı bir anlam ve kapsama sahip olup bu alanlarda kabul edilen

mülkiyet hakkı, yasal düzenlemeler ile yargı içtihatlarından bağımsız olarak

özerk bir yorum ile ele alınmalıdır (Hüseyin

Remzi Polge, B. No: 2013/2166, 25/6/2015, § 31).

35. Somut olayda öncelikle başvurucuya verilen "sigorta

prodüktörlüğü belgesinin" bir müşteri çevresi ve mesleki itibar sağladığı,

bunun ise başvurucu açısından şahsi bir hak ve ekonomik bir malvarlığı değeri

ifade ettiği, dolayısıyla Anayasa'nın 35. maddesi anlamında mülkiyet hakkı

kapsamında "mülk" teşkil ettiği hususunda tereddüt bulunmamaktadır.

b. Müdahalenin Varlığı ve

Türü

36. Anayasa’nın 35. maddesi ve mülkiyet hakkına temas eden

hükümler içeren diğer hükümleri dikkate alındığında, Anayasa'nın mülkiyet

hakkına müdahaleyle ilgili üç kural ihtiva ettiği görülmektedir. Bu maddenin birinci

fıkrasında herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu belirtilmek suretiyle mülkten

barışçıl yararlanma hakkına yer verilmiş, ikinci fıkrasında da mülkten barışçıl

yararlanma hakkına müdahalenin çerçevesi belirlenmiştir. Maddenin ikinci

fıkrasında genel olarak mülkiyet hakkının hangi koşullarda sınırlanabileceği

belirlenmekle aynı zamanda "mülkten yoksun bırakma"nın şartlarının

genel çerçevesi de çizilmiştir. Maddenin son fıkrasında ise mülkiyet hakkının

kullanımının toplum yararına aykırı olamayacağı kurala bağlanmak suretiyle

devletin mülkiyetin kullanımını kontrol etmesine ve düzenlemesine imkân

sağlanmıştır. Anayasa'nın diğer bazı maddelerinde de devlet tarafından

mülkiyetin kontrolüne imkân tanıyan özel hükümlere yer verilmiştir. Ayrıca

belirtmek gerekir ki mülkten yoksun bırakma ve mülkiyetin düzenlenmesi,

mülkiyet hakkına müdahalenin özel biçimleridir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No: 2014/1546, 2/2/2017, §§

55-58).

37. Başvurucu sigorta prodüktörlüğü belgesinin yenilenmediğinden

yakınmakta ise de aslında 5684 sayılı Kanun ile birlikte söz konusu unvana yer

verilmediğinden bu belgenin bir geçerliliğinin kalmadığı anlaşılmaktadır.

Başvurucunun sahip olduğu meslek unvanının kaldırılarak geçersiz kılınmasının,

mesleki faaliyeti ve bu kapsamda müşteri çevresi ve gelirleri üzerinde

gerçekleşebilecek olumsuz etkileri gözetildiğinde mülkiyet hakkına müdahale

teşkil ettiği açıktır. Müdahalenin türü ise sadece sonucu değil amacının da

değerlendirilmesi suretiyle belirlenmelidir. Sigortacılık sektörünün etkin bir

şekilde işlemesini sağlamak üzere bazı meslek unvanlarının değiştirilmesi,

kaldırılması veya yeniden düzenlenmesi amacıyla yapıldığından müdahalenin

mülkiyetin kamu yararına kullanılmasının kontrolü veya düzenlenmesine ilişkin

üçüncü kural çerçevesinde incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

c. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

i. Kanunilik

38. Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerine göre mülkiyet hakkına

yönelik müdahalelerde ilk incelenmesi gereken ölçüt, kanuna dayalı olma

ölçütüdür. Somut olayda her ne kadar 7397 sayılı Kanun'da yer almamasına rağmen

Yönetmelik'in geçici 1. maddesine göre sigorta prodüktörlüğü belgesinin

yenilenmesine ilişkin bir koşul getirilmiş ise de müdahalenin mevcut belgenin

geçersizliğine değil yeni kanunda bu unvanın yer almamasına dayandığı

anlaşılmaktadır. Nitekim Yönetmelik düzenlemesi ile 5684 sayılı Kanun'un

yürürlüğe giriş tarihi arasındaki dönemde başvurucunun mesleğini yürütemediğine

ilişkin bir iddia ise açıkça ortaya konulmuş değildir. Dolayısıyla sigorta prodüktörlüğü

unvanının yeni kanuni düzenlemede yer almaması nedeniyle yapılan müdahalenin

5684 sayılı Kanun hükümlerine dayandığı anlaşılmaktadır. Bu Kanun hükümlerinin

ise belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir olduğu açık olduğundan müdahalenin

kanunî bir dayanağı bulunmaktadır.

ii. Meşru Amaç

39. Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkı

kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına

yapılan bir müdahalenin kamu yararına dayalı meşru bir amacının bulunması gerekmektedir.

40. Sigorta, çok çeşitli rizikoları teminat altına alması

nedeniyle hemen hemen toplumun tüm kesimlerini ilgilendiren teknik ve yaygın

bir ekonomik faaliyetin konusunu teşkil etmektedir. Sigortacılık, ekonomik

gelişmeye uzun vadeli fon yaratması ve ülke tasarruf kapasitesini artırması

nedeniyle aynı zamanda önemli bir finansal hizmet görevini de üstlenmiş

durumdadır (AYM, E.2014/139, K.2015/36, 1/4/2015). Sosyal ve ekonomik yaşamda

ortaya çıkan çeşitli risklerin teminat altına alınmasını sağlaması ve ekonomik

gelişmeye uzun vadeli fon yaratması nedeniyle yaygın bir kitleyi ilgilendiren

sigortacılık faaliyetlerine yönelik düzenlemelerin, bu hukuksal kurumun

gerektirdiği güveni sağlayacak nitelikte olması zorunludur (AYM, E.2009/11,

K.2011/93, 9/6/2011).

41. Bu nedenle mesleki bilgi ve niteliğe sahip -uzmanlık

gerektiren- sigorta aracı ve eksperlerinin bulunmasının sigorta ettiren ve

sigortacı açısından olduğu kadar sigortacılık kurumunun istikrar ve güvenliği

bakımından da büyük önem taşıdığı açıktır. Dolayısıyla sigorta alanında

aracılık faaliyetlerinin düzenlenmesi amacıyla kanun koyucunun gerekli

tedbirleri almasının kamu yararının bir gereği olduğu kuşkusuzdur.

iii. Ölçülülük

(1) Genel İlkeler

42. Son olarak kamu makamlarınca başvurucunun mülkiyet hakkına

yapılan müdahaleyle gerçekleştirilmek istenilen amaç ile bu amacı

gerçekleştirmek için kullanılan araçlar arasında makul bir ölçülülük

ilişkisinin olup olmadığı değerlendirilmelidir.

43. Anayasa’nın 13. maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi gereği,

kişilerin mülkiyet haklarına getirilen sınırlamanın hakkın özüne dokunmaması ve

ulaşılmak istenen kamu yararı ile bireyin sınırlandırılan hakkı arasında adil

bir dengenin kurulması gerekir. Bu adil denge, mülkiyet hakkına yapılan

müdahaleyle bireye, şahsi olarak aşırı ve olağandışı bir külfetin yüklenmesi

durumunda bozulmuş olur. Müdahalenin ölçülülüğünü değerlendirirken Anayasa

Mahkemesi, bir taraftan ulaşılmak istenen meşru amacın önemini ve diğer

taraftan müdahalenin niteliğini, başvurucunun ve kamu otoritelerinin

davranışlarını da gözönünde tutarak başvurucuya yüklenen külfeti dikkate

alacaktır.

44. Ölçülülük ilkesi, “elverişlilik”, “gereklilik” ve

“orantılılık” olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. “Elverişlilik” öngörülen

müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını,

“gereklilik” ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını

yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını,

“orantılılık” ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç

arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM,

E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2016/13,

K.2016/127, 22/6/2016; Mehmet Akdoğan ve

diğerleri, B. No: 2013/807, 19/12/2013, § 38).

(2) İlkelerin Olaya

Uygulanması

45. Sigorta prodüktörlüğü, 7397 sayılı mülga Kanun'un 37.

maddesinde düzenlenmiştir. Bu Kanun uyarınca düzenlenen Yönetmelik'in 3.

maddesine göre sigorta prodüktörleri, sigorta aracılığı hizmeti ifa etmektedir.

Sigorta prodüktörlüğü mesleği bakımından -diğer sigorta aracı ve çalışanlarına

göre- en önemli ayırıcı unsur, sigorta ettiren ve sigortacıya bağlılığının

bulunmamasıdır. Sigorta prodüktörlerinin ifa ettiği temel işlevi ise çeşitli

sigorta dallarında sigorta sözleşmesi yapmak isteyenlere bilgi vermektir. Buna

göre sigorta prodüktörleri, ilgililere sigorta sözleşmesinin şartlarını

müzakere etmede ayrıca tehlikenin konusuna ve özelliklerine göre sigorta

teklifnamesini hazırlamada yardımcı olmaktadır. Bunun dışında sigorta

prodüktörleri, kendisince bilinen hususları sigorta şirketine bildirmektedir.

46. 5684 sayılı Kanun'un genel gerekçesinde 1959 yılından beri

yürürlükte olan 7297 sayılı mülga Kanun'un yapılan kısmi kanun değişikliklerine

karşın hızla gelişen sektörün gerisinde kaldığı ifade edilmiştir. Gerekçede

ayrıca bu Kanun'un sektördeki yapı değişikliği için yeterli olmadığının

anlaşıldığı belirtilmiş ve sektörün ülke ihtiyaçlarına cevap verecek dinamizmi

kazanması için yeni bir denetim hukuku çerçevesinin çizilmesi gerekliliği

vurgulamıştır. Dolayısıyla 5684 sayılı Kanun ile sigorta ve reasürans

şirketlerinin kuruluşu, yönetimi, çalışma esasları, devir, birleşme, tasfiye ve

denetimleri ile gerek uygulamada karşılaşılan sorunlar gerekse uluslararası

alandaki gelişmeler dikkate alınmak suretiyle yeniden düzenlenmiştir.

47. Sigorta sektörünün güvenli ve istikrarlı bir ortamda etkin

bir şekilde çalışması amacıyla kabul edilen 5684 sayılı Kanun ile sigorta

aracılık faaliyetleri de yeniden düzenlenmiştir. Bu doğrultuda, anılan Kanun'un

beşinci bölümünde yer alan 21. ve 23. maddelerinde "aktüerler, aracılar ve

sigorta eksperleri" sigorta alanında faaliyet gösterecek unsurlar olarak

sayılmıştır. Daha önce 7397 sayılı mülga Kanun'un 37. maddesine göre "brokerlar"

ile birlikte sigorta aracılarından biri olarak düzenlenen "sigorta

prodüktörlüğü" unvanına ise 5684 sayılı yeni Kanun'da yer verilmemiştir.

Nitekim başvurucunun sigorta prodüktörlüğü belgesinin yenilenmesi talebi de

Birlik tarafından 5684 sayılı Kanun'da sigorta prodüktörlüğünün düzenlenmediği

gerekçesiyle reddedilmiştir. Başvurucunun bu idari işlemin iptali istemi de

Mahkemece aynı gerekçeyle reddedilmiş, Danıştay da talebini yine bu gerekçeye

dayalı olarak reddetmiştir.

48. Ekonomik ve toplumsal yaşamın önemli bir parçası olan

sigorta sektörünün ve bu kapsamda sigorta aracılığı faaliyetlerinin yeniden

düzenlenmesi hususunda kamu makamlarının geniş bir takdir yetkisinin bulunduğu

kuşkusuzdur. Belirtilen amaçlarla hareket eden kanun koyucu, sigortacılık sektöründe

yaşanan gelişim ve değişimler karşısında temel hizmet alanı sigorta ettiren ve

sigortacıya bilgi vermek olan sigorta prodüktörlüğü unvanına ihtiyaç

duyulmadığını gözeterek böyle bir aracılık hizmetine ve meslek unvanına gerek

görmeyebilir. Öte yandan bu müdahale başvurucunun meslek unvanının işlevsiz

kalmasına yol açtığından ağır bir müdahale teşkil etmektedir. Ancak somut olay

bakımından yalnızca başvurucuyu ilgilendiren bireysel bir işlemin söz konusu

olmadığı, sigorta sektörünün bütününün, kamu yararı ve toplumsal ihtiyaçlar

doğrultusunda yeniden gözden geçirilmesi anlamında yapılan bir kanun

değişikliğininmevcut olduğu dikkate alınmalıdır.

49. Üstelik 5684 sayılı Kanun'da yine belirli koşullar dâhilinde

sigorta alanında faaliyet gösterecek çeşitli unvan ve mesleklere yer verildiği

görülmektedir. Buna göre başvurucunun kanun ile öngörülen koşulları yerine

getirerek uzmanı olduğunu belirttiği sigorta alanında öngörülen sigorta

acentesi, sigorta eksperi, sigorta hakemi, broker gibi diğer meslek ve unvanları

edinmesi (bkz. §§ 21-23) bakımından bir engel de bulunmamaktadır. Diğer bir

deyişle başvurucunun sahibi olduğu uzmanlık çerçevesinde başka unvanlarla

faaliyet gösterebilmesi olanağı bütünüyle ortadan kaldırılmış değildir. Nitekim

1954 doğumlu başvurucu, başvuru formunda "sigortacı adli bilirkişi"

olarak faaliyet gösterdiğini beyan etmektedir. Buna göre sigorta alanında

yapılan bir köklü değişiklik kapsamında artık ihtiyaç duyulmayan bir meslek

unvanının kaldırıldığı ve başvurucunun kendi uzmanlık alanında faaliyet

göstermesinin engellenmesine ise yol açılmadığı değerlendirilmektedir.Bu

durumda başvuru konusu olayda müdahalenin meşru amacı çerçevesinde zorlayıcı

toplumsal ihtiyaç ve yararın, başvurucuya yüklenen külfet ile

karşılaştırıldığında daha ağır bastığı anlaşılmaktadır. Sonuç olarak kamunun

yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında mevcut olması

gereken adil dengenin bozulmadığı, yapılan müdahaleyle başvurucuya şahsi olarak

aşırı ve olağandışı bir külfetin yüklenmediği değerlendirilmektedir.

Dolayısıyla başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülü olduğu

sonucuna varılmıştır.

50. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

51. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

52. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

53. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

idari yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak

davanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devam

eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Selahattin Akyıl, B. No: 2012/1198,

7/11/2013, §§ 45, 47).

54. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

idari yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Selahattin Akyıl, § 41).

55. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda yaklaşık 5 yıl 10 aylık

yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

56. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

57. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının

ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir…”

58. Başvurucu manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

59. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

60. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya net 6.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

61. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç

ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. 1. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet

hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

2. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 6.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgilendirme amacıyla İstanbul 1.

İdare Mahkemesine (E.2008/190, K.2008/2138) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

20/7/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Osman

Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Recai AKYEL

Raportör

:

Özgür DUMAN

Başvurucu

:

Sertaç Malik

ESKİŞEHİRLİ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/5659, 20 Temmuz 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. B. No: 71630/01, 6/2/2003; Olbertz/Almanya
  10. V. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Mülkiyet Hakkının İhlal
  12. B. Makul Sürede
  13. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  14. D. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA
  15. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  16. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  17. Yıldırım
  18. Kömürcü
  19. Akıncı
  20. Eskişehirli
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/5659
Tarih
20 Temmuz 2017

İlgili Kararlar

  • Şükrü Baybaş Başvurusu (B. No: 2014/8747)
  • Şehriban Coşkun ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/11376)
  • Çapan Türkoğlu Başvurusu (B. No: 2014/9507)
  • Fatih Köse Başvurusu (B. No: 2014/12767)
  • Ayşe Çelik ve Cafer Çelik Başvurusu (B. No: 2014/19993)
  • Coşkun Penbeoğlu Başvurusu (B. No: 2014/17473)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.