İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Seyfullah Çakmak Başvurusu (B. No: 2018/14529)

1. Başvuru, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel

Başvuru No2018/14529Tarih15 Aralık 2020Okuma22 dk · 4.327 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Seyfullah Çakmak Başvurusu

Karar tarihi
15 Aralık 2020
Başvuru Numarası
2018/14529
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.327 kelime·22 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel

Sekreterliği tarafından tesis edilen işleme karşı açılan davanın

incelenmeksizin reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 7/5/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, savcı olarak görev yapmakta iken Fetullahçı

Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanmasıyla (PDY) irtibatlı

olduğu gerekçe göstererek 24/8/2016 tarihli Hâkimler ve Savcılar Kurulu

(HSK/Kurul) kararı ile meslekten ihraç edilmiştir.

9. Başvurucu hakkında ceza kovuşturması da

başlatılmıştır. Ceza yargılaması süreci kapsamında başvurucu 20/7/2016

tarihinde tutuklanarak ceza infaz kurumuna konmuştur. Başvuru formunda, başvuru

tarihi itibarıyla ceza yargılamasının ve ihraç kararına ilişkin Danıştay

nezdinde açılan davanın devam ettiği ifade edilmiştir.

10. Başvurucu 1/8/2016 tarihinde, 2011 yılından itibaren

hakkında düzenlenmiş olan sicil fişlerinin, terfi raporlarının, performans ve

değerlendirme formlarının örneklerinin tarafına verilmesi istemiyle Kurul

nezdinde başvuruda bulunmuştur.

11. Başvurucunun bu talebi Kurul Genel Sekreterliği

tarafından 17/8/2016 tarihli işlemle reddedilmiştir. İşlemde ayrıca,

tebliğden itibaren altmış gün içinde idari yargı yoluna başvurulabileceği

başvurucuya bildirilmiştir.

12. Başvurucu bu ret işlemi üzerine Kurul nezdinde

talebini yenilemiş ise de Kurul Genel Sekreterliği tarafından 22/8/2016

tarihinde, talebin tekrar mahiyetinde olduğu belirtilerek işleme konulmadığı

bildirilmiştir.

13. Başvurucu bu sürecin ardından Başbakanlık Bilgi

Edinme Değerlendirme Kuruluna itirazda bulunmuştur. İtiraz 16/3/2017 tarihinde

süre aşımı nedeniyle reddedilmiştir. Gerekçede başvurucunun 17/8/2016 tarihinde

tebellüğ ettiği cevaba karşı yasal süre olan on beş gün içinde itiraz

başvurusunda bulunmadığı ifade edilmiştir.

14. Başvurucu 17/8/2016 tarihli işleme karşı iptal davası

açmıştır.

15. Ankara 17. İdare Mahkemesi 27/9/2017 tarihli kararı

ile davayı incelemeksizin reddetmiştir. Gerekçede öncelikle Anayasa'nın Kurula

ilişkin hükümleri ile 11/12/2010 tarihli ve 6087 sayılı Hakimler ve Savcılar

Kurulu Kanunu'nda yer alan düzenlemeler hatırlatılarak meslekten çıkarma cezası

hariç Kurul kararlarına karşı yargı yolunun kapalı olduğu ifade edilmiştir.

Başvurucunun sicil, terfi raporu gibi gizli belgelerin örneğinin tarafına

verilmesi isteminin Kurul tarafından reddedildiği, söz konusu ret işlemine

karşı da yargı yolunun kapalı olduğu ve bu nedenle davanın esasının

incelenmesinin mümkün olmadığı belirtilmiştir.

16. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesi

15/3/2018 tarihli kararı ile ret hükmünü onamıştır. Başvurucu nihai kararı

5/4/2018 tarihinde tebellüğ etmesinin ardından 7/5/2018 tarihinde bireysel

başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. İlgili Mevzuat

17. 6087 sayılı Kanun'un "Kurulun görevleri"

kenar başlıklı 4. maddesi şöyledir:

"(1) Kurulun görevleri şunlardır:

a) Bakanlığın, bir mahkemenin

kaldırılması veya yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini

karara bağlamak.

b) Hâkim ve savcılarla ilgili olarak;

1) Mesleğe kabul etme,

2)

Atama ve nakletme,

3) Geçici yetki verme,

4) Her türlü yükselme ve birinci sınıfa

ayırma,

5) Kadro dağıtma,

6) Meslekte kalmaları uygun

görülmeyenler hakkında karar verme,

7) Disiplin cezası verme,

8) Görevden uzaklaştırma,

işlemlerini yapmak.

c) Aşağıdaki alt bentlerde belirtilen

hâkim ve savcılar hariç olmak üzere, hâkim ve savcıların görevlerini; kanun ve

diğer mevzuata (hâkimler için idarî nitelikteki genelgelere) uygun olarak yapıp

yapmadıklarını denetlemek; görevlerinden dolayı veya görevleri sırasında suç

işleyip işlemediklerini, hâl ve eylemlerinin sıfat ve görevleri icaplarına uyup

uymadığını araştırmak ve gerektiğinde haklarında inceleme ve soruşturma

işlemlerini yürütmek.

1) Bakanlık merkez, bağlı ve ilgili

kuruluşları ile uluslararası mahkemeler veya kuruluşlarda görev yapan hâkim ve

savcılar.

2) Geçici yetki veya görevlendirme ile

başka bir kurum, kurul veya kuruluşta çalışan hâkim ve savcılar.

3) İdarî görevleri yönünden savcılar.

4) Komisyon işlerine yönelik görevleri

yönünden adalet komisyonu başkan ve üyeleri.

ç) (Değişik: 15/2/2014-6524/22 md.) Adli

ve idari yargı hâkim ve savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme,

geçici yetki verme, yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte

kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme,

görevden uzaklaştırma ile hâkim ve savcılar hakkında denetim, araştırma,

inceleme ve soruşturma yapılması konularına münhasır olmak üzere genelge

düzenlemek.

d) Yargıtay ve Danıştaya üye seçmek.

e) Anayasa ve kanunlarla verilen diğer

görevleri yerine getirmek.

(2) Kanunlarda açıkça Bakanlığa

verilenler dışında, hâkim ve savcıların tüm özlük işleri Kurul tarafından

yerine getirilir"

18. 6087 sayılı Kanun'un "Kurulun teşkilatı"

kenar başlıklı 5. maddesi şöyledir:

"(1)Kurul; Başkanlık, Genel Kurul,

daireler ve hizmet birimlerinden oluşur.

(2)Kurulun hizmet birimleri Genel

Sekreterlik ve Teftiş Kuruludur. "

19. 6087 sayılı Kanun'un "Genel Kurulun oluşumu

ve görevleri" kenar başlıklı 7. maddesi şöyledir:

"(1) Genel Kurul, Kurul üyelerinden

oluşur.

(2) Genel Kurulun görevleri şunlardır:

a) Başkanvekilini ve daire başkanlarını

seçmek.

b) Dairelerin kararlarına karşı yapılan

itirazları inceleyip karara bağlamak.

c) Daireler arasında çıkan görev ve

işbölümü uyuşmazlıklarını kesin olarak karara bağlamak.

ç) Kurulun görevine giren, fakat Genel

Kurul veya dairelerin görevleri arasında gösterilmeyen konularda karar merciini

belirlemek.

d) Hâkim ve savcıların uymaları gereken

etik davranış ilkelerini belirlemek.

e) Kurul üyeleri hakkındaki suç

soruşturması ile disiplin soruşturma ve kovuşturma işlemlerine ilişkin bu

Kanunla verilen görevleri yerine getirmek.

f) Bakanlığın, bir mahkemenin

kaldırılması veya yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini

karara bağlamak.

g) Yargıtay ve Danıştaya üye seçmek.

ğ) Genel Sekreterin atanması için

Başkana üç aday teklif etmek.

H) Teftiş Kurulu Başkanını, Teftiş

Kurulu başkan yardımcılarını, Kurul başmüfettişlerini, Kurul müfettişlerini ve

Kurulda geçici veya sürekli olarak görev yapacak tetkik hâkimlerini

atamak.(2)(3)

ı) Adli ve idari yargı hâkim ve

savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselme

ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler

hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma ile hâkim ve

savcılar hakkında denetim, araştırma, inceleme ve soruşturma yapılması

konularına münhasır olmak üzere yönetmelik çıkarmak ve genelge düzenlemek.

i) Kurulun stratejik plânını onaylamak

ve uygulamasını takip etmek.

j) Görev alanını ilgilendiren kanun ve

diğer mevzuat taslakları hakkında görüş bildirmek.

k) Kanunlarla verilen diğer görevleri

yapmak."

20. 6087 sayılı Kanun'un "Dairelerin görevleri"

kenar başlıklı 9. maddesi şöyledir:

"(1) Birinci Dairenin görevleri

şunlardır:

a) Hâkim ve savcılarla ilgili olarak;

1) Atama ve nakletme,

2)

Geçici yetki verme,

3) Kadro dağıtma,

4) Müstemir yetkileri düzenleme,

5) Yıllık ve mazeret izinleri dışında

her türlü izin verme,

6) Eğitim programlarına katılmaya

ilişkin izin verme,

işlemlerini yapmak.

b) Hâkim ve savcıların görevlerini;

kanun ve diğer mevzuata (hâkimler için idarî nitelikteki genelgelere) uygun olarak

yapıp yapmadıklarına ilişkin denetleme işlemlerini Teftiş Kuruluna yaptırmak.

c) Hâkim ve savcılar hakkındaki ihbar ve

şikâyetleri inceleyip gereğini yapmak.

ç) Hâkim ve savcıların görevlerinden

dolayı veya görevleri sırasında suç işleyip işlemediklerini, hâl ve

eylemlerinin sıfat ve görevleri icaplarına uyup uymadığını Kurul müfettişleri

veya müfettiş yetkilerini haiz kıdemli hâkim veya savcı eliyle araştırma ve

gerektiğinde haklarında inceleme ve soruşturma işlemleri ile inceleme ve

soruşturma yapılmasına yer olmadığına ilişkin işlemler için teklifte bulunmak.

d) İlgili kanunlarda verilen görevlerin

yerine getirilmesi bakımından en yakın mahkeme veya hâkimlikleri belirlemek.

e) Meslek öncesi eğitimde staj

mahkemelerini belirlemek.

f)Bölge adliye ve bölge idare mahkemesi

daireleri arasındaki iş bölümü ile ilk derece mahkemeleri arasındaki iş

dağılımını karara bağlamak.

g) Genel Kurul tarafından verilen diğer

işleri yapmak.

(2) İkinci Dairenin görevleri şunlardır:

a) Hâkim ve savcıların;

1) Her türlü yükselme ve birinci sınıfa

ayırma işlemlerini yapmak,

2) Görevlerinden dolayı veya görevleri

sırasındaki suç soruşturması ile disiplin soruşturma ve kovuşturması sonucu

hakkında karar vermek,

3) Disiplin veya suç soruşturma ve

kovuşturması nedeniyle geçici yetkiyle yer değiştirmesine veya görevden

uzaklaştırılmasına karar vermek,

4) Meslekte kalmaları uygun

görülmeyenler hakkında karar vermek,

5) Diğer kurumların geçici görevlendirme

ve nakil taleplerine ilişkin izin işlemlerini yürütmek.

b) Hâkim ve savcı adaylarını mesleğe

kabul etmek.

c) Hâkimlik ve savcılık görevine tekrar

atanma ile diğer hizmetlerden mesleğe atanma talepleri hakkında karar vermek.

ç) Meslekten çekilme, çekilmiş sayılma

ve görevin sona ermesi hakkında karar vermek.

d) Genel Kurul tarafından verilen diğer

işleri yapmak. "

21. 6087 sayılı Kanun'un "Genel Sekreterliğin

oluşumu ve görevleri" kenar başlıklı 10. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

"(2) Genel Sekreterliğin görevleri

şunlardır:

a) Kurulun büro işlemlerini yürütmek.

b) Kurulun taraf olduğu adlî ve idarî

davalar ile icra takiplerinde avukatlar vasıtasıyla

Kurulu temsil etmek, davaları takip

etmek, ettirmek, hukukî hizmetleri yürütmek.

c) Hâkim ve savcıların sicilleri ile

şahsî dosyalarını tutmak.

ç) Kurulun arşiv hizmetlerini yürütmek.

d) Kanunlarla malî hizmet ve strateji

geliştirme birimlerine verilen görevleri yapmak.

e) Hâkim ve savcıların izin ve emeklilik

işlemlerini yürütmek.

f) Kurul üyeleri ile Kurulda görev

yapanların özlük işlemlerini yürütmek.

g) Kurulun görev alanıyla ilgili

hususlarda Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminin (UYAP)

kullanılmasını sağlamak.

ğ) Kanunlarda gösterilen veya Başkanlık,

Genel Kurul veya daireler tarafından verilen

diğer işleri yapmak."

22. 6087 sayılı Kanun'un 33. maddesinin (5) numaralı

fıkrasının ilk cümlesi şöyledir:

"Genel Kurulun veya dairelerin,

meslekten çıkarma cezasına ilişkin kesinleşmiş kararlarına karşı yargı

mercilerine başvurulabilir; diğer kararları yargı denetimi dışındadır. "

B. Yargı Kararları

23. Ankara 13. İdare Mahkemesinin Kurul Genel

Sekreterliği işlemine karşı açılan davayı incelenmeksizin reddeden 23/10/2018

gün ve E.2018/522, K.2018/1892 sayılı kararını istinaf yoluyla inceleyerek

kaldıran Ankara Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesinin 10/10/2019

tarihli ve E. 2019/663, K.2019/1657 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

" ...

Anayasa ve6087 sayılı yasada geçen kurul

kararları tabirinden anlaşılması gereken Hakimler ve Savcılar Kurulunun

üyelerinden müteşekkil Hakimler ve Savcılar Kurulunun Genel Kurul Kararları ile

Daire kararlarıdır.

Hakimler

ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliği kanunda belirtildiği üzere bir hizmet

birimi olup, Genel Sekreterliğin iş ve işlemlerinin yargı denetimine kapalı

idari işlemler olarak nitelendirilmesi mümkün değildir.

Dava konusu olayda, Hakimler ve Savcılar

Yüksek Kurulu 3.Dairesinin davacının şikayetine ilişkin gerekçeli kararının tebliğ

edilmeyeceği yönünde herhangi bir kararı bulunmamaktadır.

Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel

Sekreterliği tarafından tesis edilen dava konusu idari işlem, 4982 sayılı Bilgi

Edinme Hakkı Kanunu kapsamında tesis edilmiş bir idari işlem olup, idari davaya

konu olabilecek nitelikte bir işlem olduğunda kuşku yoktur. ..."

24. HSK bünyesinde yer alan ve Genel Sekreterlik gibi

hizmet birimi olan Teftiş Kurulu tarafından bir hakim hakkında düzenlenen performans

değerlendirme ve geliştirme formunun iptali için açılan dava, Ankara

9. İdare Mahkemesinin 11/10/2013 tarih ve E:2012/1752, K:2013/1438 sayılı

kararı ile esastan incelenerek işlem hukuka uygun bulunmuştur. Ankara 9.

İdare Mahkemesinin ret kararı, Danıştay İkinci Dairesinin 11/11/2014 tarih ve

E:2014/786, K.2014/9762 sayılı kararı ile dava konusu HSK Teftiş Kurulu

işleminin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle bozulmuştur. Danıştay Beşinci

Dairesinin 21/3/2019 tarih ve E.2016/18720, K.2019/2150 sayılı kararı ile Konya

Bölge İdare Mahkemesi 1.Dava Dairesinin 9/4/2019 tarih ve E.2018/1527,

K.2019/561 sayılı kararları da HSK Teftiş Kurulu işlemine dair benzer bir esas

incelemesine ilişkindir.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

25. Mahkemenin 15/12/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım

Talebi Yönünden

26. Başvurucu, uzun süredir tutuklu olması

nedeniyle bireysel başvuru harç ve masraflarını karşılayacak gelirinin

olmadığını belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur.

27. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No:

2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçimini

önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun

olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardım

talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

B. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin

İddia

1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

28. Başvurucu, Kurul Genel Sekreterliği işlemine karşı

açılan davanın esasının incelenmemesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

29. Bakanlık, Anayasa ve 6087 sayılı Kanun uyarınca Kurul

kararlarına karşı yargı yolunun kapalı olduğunu ve yargı yolu kapalı olan

işlemlere ilişkin olarak bireysel başvuru yapılamayacağı yönünde görüş

bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

2. Değerlendirme

30. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes,

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

31. Anayasa'nın 125. maddesinin ilk cümlesi şöyledir:

"İdarenin her türlü eylem ve

işlemlerine karşı yargı yolu açıktır."

32. Anayasa’nın "Hâkimler ve Savcılar Kurulu"

kenar başlıklı 159. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

" ...

Kurul, adlî ve idarî yargı hâkim ve

savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselme

ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler

hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini

yapar; Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin kaldırılması veya yargı çevresinin

değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlar; ayrıca, Anayasa ve

kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirir.

...

Kurulun meslekten çıkarma cezasına

ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı

mercilerine başvurulamaz.

Kurula bağlı Genel Sekreterlik kurulur.

Genel Sekreter, birinci sınıf hâkim ve savcılardan Kurulun teklif ettiği üç

aday arasından Kurul Başkanı tarafından atanır. Kurul müfettişleri ile Kurulda

geçici veya sürekli olarak çalıştırılacak hâkim ve savcıları, muvafakatlerini

alarak atama yetkisi Kurula aittir.

...

Kurul üyelerinin seçimi, dairelerin

oluşumu ve işbölümü, Kurulun ve dairelerin görevleri, toplantı ve karar yeter

sayıları, çalışma usul ve esasları, dairelerin karar ve işlemlerine karşı

yapılacak itirazlar ve bunların incelenmesi usulü ile Genel Sekreterliğin

kuruluş ve görevleri kanunla düzenlenir. "

33. 7/5/2010 tarihli ve 5982 sayılı Kanun'un Anayasa'nın

159. maddesine ilişkin değişiklik getiren ve bu değişikliklerle HSK tarafından

verilen meslekten çıkarma kararlarına karşı yargı yolunu açan, HSK Genel

Sekreterliğinin de kurulmasını öngören 22. maddesinin gerekçesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"Yürürlükteki düzenlemede, Kurul

kararları tamamen yargı denetimine kapalı iken, yapılan değişiklikle meslekten

çıkarma cezalarına ilişkin kararlar yargı denetimine açılmaktadır. Kurulun

diğer kararları için ise etkili iç itiraz sistemi öngörülmektedir.

Mevcut düzenlemede, Kurulun kendi

sekreteryasının olmaması, bu işlemlerin Adalet Bakanlığı tarafından yapılması,

yine bina ve bağımsız bütçesinin bulunmaması eleştiri konusu yapılmaktaydı.

Getirilen düzenlemeyle Kurula bağlı bir Genel Sekreterlik kurulmaktadır. Genel

Sekreterlik, Kurulun tüm sekreterya işlemlerini yürütecektir. Yine Anayasa

hükmü olarak yazılmamışsa da ilgili kanunlarda yapılması düşünülen

değişikliklerle, Kurulun binasının ve bütçesinin olmasının sağlanması

öngörülmektedir. Kurul Genel Sekreterinin birinci sınıf hâkim ve savcılar

arasından, Kurulun teklif ettiği üç aday arasından Kurul Başkanı tarafından

atanması hükme bağlanmaktadır. Yukarıda da değinildiği gibi Kurul müfettişleri

ile Kurulda çalışacak hâkim ve savcıların atanması, muvafakatleri alınmak

koşuluyla, Kurul tarafından yapılacaktır."

34. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru

hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:

"Yasama işlemleri ile düzenleyici

idari işlemler aleyhine doğrudan bireysel başvuru yapılamayacağı gibi Anayasa

Mahkemesi kararları ile Anayasanın yargı denetimi dışında bıraktığı işlemler de

bireysel başvurunun konusu olamaz."

a. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

35. 6216 sayılı Kanun'un 45. maddesinin (3) numaralı

fıkrası gereğince Anayasa'nın yargı denetimi dışında bıraktığı işlemler

bireysel başvuru konusu olamaz. Anayasa'nın 159. maddesinin onuncu fıkrası ile

de Kurulun meslekten çıkarma cezası dışındaki kararları yargı denetimi dışında

bırakılmıştır. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Ankara 6. İdare Mahkemesinin

Kurul Genel Sekreterliği işlemine karşı açılan bir davayı temel alarak 4/2/1983

tarihli ve 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun Yargutay üyesi seçilmek için gereken

kıdem yılını belirleyen 29. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasıyla

yaptığı itiraz başvurusunu mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddetmiştir.

13/3/2014 tarihli ve E.2014/54, K.2014/53 sayılı kararın gerekçesinde "Kurul

Genel Sekreterliğinin, Kurulun idarî ve malî işleri ile sekreterya hizmetlerini

yerine getirmek üzere kurulmuş olan ve Kurul bünyesinde yer alan bir birim

olduğu; bu bağlamda bakılmakta olan davada iptali istenilen Kurul Genel

Sekreterliği işleminin Kurulun bir işlemi olduğu ve bu işleme karşı Anayasa'nın

159. maddesinin onuncu fıkrası uyarınca yargı yoluna başvurulamayacağı,

dolayısıyla bakılmakta olan davanın, itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin

görev alanına girmediği" ifade edilmiştir. Söz konusu karara temel

olan uyuşmazlık HSK Genel Sekreterliğinin Yargıtay üyeliği için aday listesini

yayımlanmasına ilişkindir. Yargıtay üyelerinin seçimi 6087 sayılı Kanun'un

7.maddesi uyarınca HSK Genel Kuruluna verilmiş bir görevdir. Dolayısıyla HSK

Genel Sekreterliğinin söz konusu işlemi Genel Kurulun görev alanı içinde

bulunan bir tasarrufa yönelik hazırlık işlemi niteliğindedir. Bir başka

ifadeyle Yargıtay üyelerinin seçim sürecine ilişkin bulunan işlemin, salt Genel

Sekreterliğin tek başına idari hizmet birimi olarak gerçekleştirdiği bir

tasarruf olarak kabul edilemeyeceği açıktır. Bu bağlamda anılan norm denetimi

kararının sahip olduğu arka planın, HSK Genel Sekreterliğinin bir hizmet birimi

olarak HSK daireleri ya da Genel Kurulunun görev alanına girmeyen bir alanda

tesis ettiği işlemi konu edinen somut başvurudaki arka plan ile farklılık arz

ettiğinin altı çizilmelidir.

36. Başvuruda başka bir kabul edilemezlik nedeni

bulunmamakla birlikte, uyuşmazlık konusu Kurul Genel Sekreterliği işleminin

Anayasa ile yargı denetimi dışında tutulup tutulmadığının bir başka ifadeyle

başvurunun konu bakımından Anayasa Mahkemesinin yetki alanı içinde bulunup

bulunmadığının -konu bakımından yetki kriterinin- değerlendirilmesi

gerekir. Ne var ki yapılacak bu değerlendirme, Kurulun sekretarya hizmetlerini

yürüten Genel Sekreterliğin işlemlerine karşı yargı yolunun açık olup

olmadığının tespitine bağlıdır. Anılan tespit de işin esasını incelemeyi

gerektirmektedir. Bu nedenle konu bakımından yetki meselesinin esas incelemesi

dahilinde değerlendirilmesi uygun bulunmuştur.

b. Esas

Yönünden

i. Hakkın

Kapsamı ve Müdahalenin Varlığı

37. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında,

herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve

savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim

hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün

bir unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma

ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası

sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine

dâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni (Sözleşme)

yorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım

Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156,

20/4/2017, § 34).

38. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak

arama özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve

özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan

en etkili güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından

görülebilmesi ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden

faydalanabilmesi için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının

tanınması gerekir. Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının

sağladığı güvencelerden yararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah, B.

No: 2013/8896, 23/2/2016, § 33). Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında

yaptığı değerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme

önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına geldiğini ifade etmiştir (Özkan Şen, B. No:

2012/791, 7/11/2013, § 52).

39. Somut olayda bir idari işleme karşı açılan davanın incelenmeksizin

reddedilmesi nedeniyle başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik bir

müdahalenin bulunduğu görülmektedir.

ii. Müdahalenin

İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

40. Adil yargılanma hakkının görünümlerinden biri olan

mahkemeye erişim hakkı, mutlak bir hak olmayıp bu hakkın sınırlandırılması

mümkündür. Ancak mahkemeye erişim hakkına müdahalede bulunulurken Anayasa'nın

temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri

düzenleyen 13. maddesinin gözönünde bulundurulması gerekmektedir.

41. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, ...

yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve

ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... ölçülülük ilkesine aykırı

olamaz."

42. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 36. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir.

43. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde

öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, haklı bir

sebebe dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup

olmadığının belirlenmesi gerekir.

44. Bu bakımdan öncelikle başvurucunun mahkemeye erişim

hakkına yapılan müdahalenin kanuni dayanağının bulunup bulunmadığının

incelenmesi gerekir.

45. Hak ve özgürlüklerin, bunlara yapılacak müdahalelerin

ve sınırlandırmaların kanunla düzenlenmesi bu haklara ve özgürlüklere keyfî

müdahaleyi engelleyen, hukuk güvenliğini sağlayan demokratik hukuk devletinin

en önemli unsurlarından biridir (Tahsin Erdoğan, B. No: 2012/1246,

6/2/2014, § 60).

46. Müdahalenin kanuna dayalı olması öncelikle şeklî

manada bir kanunun varlığını zorunlu kılar. Şeklî manada kanun, Türkiye Büyük

Millet Meclisi (TBMM) tarafından Anayasa'da belirtilen usule uygun olarak kanun

adı altında çıkarılan düzenleyici yasama işlemidir. Hak ve özgürlüklere

müdahale edilmesi ancak yasama organınca kanun adı altında çıkarılan

düzenleyici işlemlerde müdahaleye imkân tanıyan bir hükmün bulunması şartına

bağlıdır. TBMM tarafından çıkarılan şeklî anlamda bir kanun hükmünün

bulunmaması hakka yapılan müdahaleyi anayasal temelden yoksun bırakır (Ali

Hıdır Akyol ve diğerleri [GK], B. No: 2015/17510, 18/10/2017, § 56).

47. Kanunun varlığı kadar kanun metninin ve uygulamasının

da bireylerin davranışlarının sonucunu öngörebileceği kadar hukuki belirlilik

taşıması gerekir. Bir diğer ifadeyle kanunun kalitesi de kanunilik koşulunun

sağlanıp sağlanmadığının tespitinde önem arz etmektedir (Necmiye Çiftçi ve

diğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 55). Müdahalenin kanuna dayalı

olması, iç hukukta müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir ve öngörülebilir

kuralların bulunmasını gerektirmektedir (Türkiye İş Bankası A.Ş. [GK],

B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44).

48. Bir uyuşmazlıkta uygulanacak hukuk kurallarının ve

özellikle müdahalenin kanuni dayanağını oluşturan kanun hükümlerinin

yorumlanması derece mahkemelerinin takdirindedir. Derece mahkemelerince

mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin kanuni dayanağını oluşturduğu

ifade edilen hükümlerle ilgili olarak geliştirilen yorumların isabetli olup

olmadığını denetlemek Anayasa Mahkemesinin görevi değildir. Bununla birlikte

derece mahkemelerinin yorumlarının kanunun açık lafzıyla çelişki içinde olduğu

veya kanun metni dikkate alındığında bireyler tarafından öngörülmesinin mümkün

olmadığı sonucuna ulaşıldığı hâllerde mahkemeye erişim hakkına yapılan

müdahalenin kanuni dayanağının bulunmadığı kanaatine varılması mümkündür (Ziya

Özden, B. No: 2016/67737, 19/11/2019, § 59).

49. Başvurucunun 2011 yılından itibaren hakkında

düzenlenmiş olan sicil fişlerinin, terfi raporlarının, performans ve

değerlendirme formlarının örneklerinin tarafına verilmesi istemiyle yaptığı

başvuru, Kurul Genel Sekreterliği tarafından reddedilmiştir. Açılan iptal

davası ise Anayasa ve 6087 sayılı Kanun temel alınarak işlemin yargı denetimine

tabi olmadığı gerekçesiyle incelenmeksizin reddedilmiştir.

50. Yukarıda alıntılanan normatif düzenlemelerden (bkz.

§§ 17-28) anlaşıldığı üzere Kurul, mesleğe kabullerinden görevden

uzaklaştırılmalarına, terfilerine ve yüksek yargı üyesi seçilmelerine kadar

meslek mensuplarına ve mesleğin yürütümüne ilişkin karar alan bir anayasal

kurumdur. Kurul Genel Sekreterliği ise 2010 yılında yapılan anayasa değişikliği

ile ihdas edilen ve (Anayasa'nın 159. maddesi hükmü, 6087 sayılı Kanun ve 5982

sayılı Kanun'un gerekçesinden anlaşıldığı üzere) Kurulun idari ve mali işleri

ile sekreterya hizmetlerini yürüten bir hizmet birimidir. Bununla birlikte

genel sekreterliğin genel kurul veya dairelerin kararına dayalı olarak tesis

edilen işlemleri söz konusu olabileceği gibi daire veya genel kurul kararına

hazırlık mahiyetinde işlemler de tesis etmesi mümkün olabilir.

51. Kurul kararlarına karşı yargı yolunun (meslekten

çıkarma kararları dışında) kapalı olduğunu belirleyen Anayasa'nın 159. madde

hükmünü yasal düzeyde somutlaştıran 6087 sayılı Kanun'un 33. maddesinde,

meslekten çıkarma dışında kararlarına karşı yargı yolunun kapalı olduğu

belirtilen birimler Genel Kurul ve daireler olarak ifade edilmiştir. Kurul

kararlarına karşı yargı yolunun bir istisna dışında kapalı olduğunu belirleyen

bu hükümde Genel Sekreterlik zikredilmemiştir. Bu bağlamda gerek Kurula ilişkin

görev, yetki ve teşkilatı düzenleyen hükümler gerekse Kurul kararlarına dair

yargı yoluna ilişkin istisnayı belirleyen kurallar dikkate alındığında

kategorik olarak Genel Sekreterlik tarafından tesis edilen her türlü işleme

karşı yargı yolunun kapatılmadığı Genel Kurul veya dairelerin kararına dayalı

olarak tesis edilen işlemler ile Genel Kurul veya dairelerin kararlarına

hazırlık mahiyetinde olan işlemlerin yargı denetimine kapalı olduğu

anlaşılmaktadır.

52. Başvuru konusu olayda dava konusu işlem, evraktan

örnek verilmesi talebinin Genel Sekreterlik tarafından reddine ilişkin bir

tasarruftur. Genel Sekreterlik makamı tarafından talebin reddine dair işlem

başvurucuya bildirilirken, işleme karşı idari yargı yoluna başvurabileceği dahi

ifade edilmiştir. Bu süreçte başvurucunun evrak talebine dair karar organları

olan Genel Kurul veya daireler tarafından bir karar alınmadığı görülmektedir.

Ancak Mahkeme, ortada Kurul (Genel Kurul veya daireler) tarafından alınmış bir

karar bulunmamasına ve salt Genel Sekreterlik tarafından tesis edilen idari

işlemlerin yargı denetimine kapalı olduğunu belirleyen açık bir kanun hükmü

bulunmamasına karşın davayı incelenmeksizin reddetmiştir.

53. Bu bağlamda; Mahkemenin verdiği incelenmeksizin ret

kararı ile mahkemeye erişim hakkına yaptığı müdahalenin kanunilik unsurunu

taşımadığı sonucuna ulaşılmıştır.

54. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

c. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

55. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında

açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya

üzerinden karar verir.”

56. Başvurucu, yeniden yargılama yapılması ve tazminat

talebinde bulunmuştur.

57. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.

No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl

ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi

diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine

getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına

geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da

işaret etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506,

7/11/2019).

58. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir

(Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

59. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda

Anayasa Mahkemesi 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi

uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder.

Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı

olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve

bireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle

Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama

kararı verildiğinde usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı

olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda

herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar

kendisine ulaşan mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek

devam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine

getirmektir (Mehmet Doğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2),

§§ 57-59, 66, 67).

60. İncelenen başvuruda Ankara 17. İdare Mahkemesi

tarafından yapılan yargılama sonucu mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin mahkeme kararından

kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

61. Bu durumda mahkemeye erişim hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise usul hukukunda yer alan

benzer kurumlardan farklı ve bireysel başvuruya özgü bir düzenleme içeren 6216

sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yeniden yargılama

sürecinde mahkemelerce yapılması gereken iş, öncelikle hak ihlaline yol açan

mahkeme kararının ortadan kaldırılmasından ve Anayasa Mahkemesini ihlal

sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun

yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi

gerekir.

62. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat

talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucunun adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

üzere Ankara 17. İdare Mahkemesine (E.2017/1738, K.2017/2522) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 15/12/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Muammer TOPAL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Volkan ÇAKMAK Başvurucu : Seyfullah ÇAKMAK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2018/14529, 15 Aralık 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru
  5. Süreci
  6. III. Olay Ve
  7. Olgular
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. A. İlgili Mevzuat
  10. B. Yargı Kararları
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Adli Yardım
  14. B. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin
  15. B. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim
  16. C. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  17. D. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının
  18. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2018/14529
Tarih
15 Aralık 2020

İlgili Kararlar

  • Abdurrahman Fırat ve Mehmet Arif Fırat Başvurusu (B. No: 2017/33534)
  • Alı Gharavı Başvurusu (B. No: 2017/33432)
  • Kemal Kaçar ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/35961)
  • Fahri Dayan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/31887)
  • Ercan Ekmekçi Başvurusu (B. No: 2017/20132)
  • İsmet İnanç ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2020/25845)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.