İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Seyithan Akgül Başvurusu (B. No: 2013/5869)

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda

Başvuru No2013/5869Tarih7 Ocak 2016Okuma15 dk · 2.934 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Seyithan Akgül Başvurusu

Karar tarihi
7 Ocak 2016
Başvuru Numarası
2013/5869
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.934 kelime·15 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda

hükümlü olarak tutulan başvurucunun başka bir mahkûm tarafından kesici bir

aletle yaralanması ile sonuçlanan olayda ceza infaz kurumu görevlileri hakkında

etkili bir ceza soruşturması yapılmaması sonucu kovuşturmaya yer olmadığına

karar verilmesi nedeniyle Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kötü

muamele yasağı kapsamında üçüncü kişilerin şiddetine karşı koruma yükümlülüğü

ile bu yöndeki iddiaların etkili bir şekilde soruşturulması yükümlülüğünün

ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 2/8/2013 tarihinde Anayasa

Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve

başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca

10/12/2013 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 31/03/2014

tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği

bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü

2/6/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa

Mahkemesine sunulan görüş başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşe

karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru dilekçesi ve ekleri ile

onaylı suretleri Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Ulusal Yargı

Ağı Projesi (UYAP) üzerinden gönderilen başvuruya konu soruşturma dosyası

içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, başvuru tarihi

itibarıyla Sincan 2 No.lu F Tipi Ceza İnfaz Kurumunda (İnfaz Kurumu) hükümlü

olarak tutulmaktadır. 25/4/2012 tarihinde başvurucunun kendisi gibi hükümlü

olan kardeşi ile birlikte kaldığı bölüme M.A. adlı başka bir hükümlü, İnfaz

Kurumu İdare ve Gözlem Kurulu kararı ile yerleştirilmiştir. Başvurucu ve

kardeşi 26/4/2012 tarihinde M.A.nın

kollarında kesik izlerinin bulunduğundan bahisle saldırgan bir kişiliğe sahip

olduğunu ileri sürerek odalarının değiştirilmesini görevli infaz koruma

memurlarından talep etmiş, memurların buna yetkilerinin bulunmadığını ve

taleplerini İnfaz Kurumu idaresine bildirmeleri gerektiğini söylemesi üzerine

de bir dilekçe ile bu yönde İnfaz Kurumu idaresine 27/4/2012 tarihinde

başvuruda bulunmuşlardır.

9. Bu talep hakkında henüz bir kararın

verilmediği 30/4/2012 tarihinde M.A. ile başvurucu ve kardeşi arasında yaşanan

olayda M.A., jiletle başvurucu ve kardeşini basit tıbbi müdahale ile

giderilemeyecek ve yüzde sabit iz oluşturacak şekilde yaralamıştır. Başvurucu,

söz konusu yaralanma nedeniyle ayrıca total vücut fonksiyonlarında %3 kayba

uğramıştır. Akabinde M.A. görevliler tarafından hemen odadan çıkarılarak tedbir

amaçlı olarak müşahede odasına alınmış, başvurucu ve kardeşi ise yüzlerindeki

yaralanmalar nedeniyle acil olarak hastaneye sevk edilip tedavi edilmişlerdir.

10. Olay hakkında İnfaz Kurumu Disiplin

Kurulu Başkanlığı tarafından yapılan disiplin soruşturması sırasında adı

geçenlerin savunmaları alınmış, soruşturma sonucunda Kurulun 7/5/2012 tarihli

kararıyla M.A.nın kasten yaralama eylemlerini

gerçekleştirdiği kanaatiyle yirmi gün süre ile hücreye koyma disiplin cezası

ile cezalandırılmasına, başvurucu ve kardeşinin ise M.A.ya

uygunsuz sözler söylediği kanaatiyle bundan sonraki davranışlarında daha

dikkatli olmalarının hatırlatılmasına karar verilmiştir.

11. Başvurucu ve kardeşinin 2/5/2012

tarihinde M.A. ve soruşturma sonucunda sorumluluğu olduğu tespit edilecek tüm

İnfaz Kurumu görevlileri hakkında kamu davası açılması talebiyle olayı bütün

yönleriyle anlatarak verdikleri şikâyet dilekçesi üzerine Sincan Cumhuriyet

Başsavcılığı (Cumhuriyet Başsavcılığı) tarafından başlatılan soruşturma

sonucunda M.A. hakkında başvurucu ve kardeşine yönelik birden fazla neticesi

sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan 17/12/2012 tarihinde kamu davası

açılmış; görevi kötüye kullanma suçundan haklarında soruşturma yapılan İnfaz

Kurumunda görevli infaz koruma baş memurları M.K., M.E.A. ve C.A. hakkında ise

“ek kovuşturmaya yer olmadığına” karar verilmiştir.

12. M.A. hakkında yürütülen söz konusu

davaya ilişkin yargılama sonucunda Sincan 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 4/4/2013

tarihli ve K.2013/255 sayılı kararı ile adı geçenin üzerine atılı suçlardan 6

yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

13. İnfaz Kurumunda görevli memurlar

hakkında verilen 17/12/2012 tarihli ve 2012/9612 Soruşturma sayılı kovuşturmaya

yer olmadığına dair karar ise şöyledir:

“Suç tarihinde Ankara 2 No’lu yüksek

Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan müştekilerin, hakkında

silahla yaralama suçundan Sincan Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılan

şüpheli M.A. tarafından yüzlerinde sabit iz kalacak şekilde yaralandıkları, suç

tarihinde müştekiler ile şüphelinin aynı odada kaldıkları, şüphelinin 25/4/2012

tarihli İdare ve Gözlem Kurulu kararı ile müştekilerin odalarına konulduğu,

müştekilerin 27/4/2012 tarihinde şüpheli ile aynı odada kalmak istemediklerine

dair dilekçe verdikleri, ancak İdare ve Gözlem Kurulunun haftada bir gün

toplanması sebebiyle bu konuda bir görüşme yapılmadan 30/4/2012 tarihinde

şüphelinin permatik ucunda bulunan jiletle her iki

müştekiyi yüzlerinden yaraladığı, müştekilerin de hem şüpheli hakkında hem de

kurum görevlileri hakkında şikâyetçi oldukları,

Kurum

Müdürlüğünün 18/5/2012 tarihli ve 2012/4278 sayılı yazısında, müştekilerin

odasına şüphelinin toplum hayatına intibak edebilmesi ve idari nedenlerle 25/4/2012

tarihli İdare ve Gözlem Kurulu ile verildiğinin, müştekilerin şüphelinin

odalarından alınması talepli dilekçelerinin 27/4/2012 Cuma günü verilmesi,

İdare ve Gözlem Kurulunun haftada bir gün toplanması ve toplantı gününün

gelmemesi sebebiyle taleplerinin değerlendirilemediğinin, olayda herhangi bir

memurun kusur ve ihmalinin bulunmadığının bildirildiği, müştekiler ile muhatap

olan ve şüpheli sıfatı ile savunmaları alınan personelin de ifadelerinde

müştekilerin şüphelinin odalarına verilmesinden bir gün sonra kendileri ile

görüşerek oda değişikliği taleplerini ilettikleri, kendilerinin de memur olarak

bu konuda yetkilerinin bulunmadığını, yazılı dilekçe ile kurum müdürlüğüne

başvurmalarını istedikleri, vardiya memuru olarak oda değişikliği konusunda yetkilerinin

bulunmadığını, İdare ve Gözlem Kurulunun haftada bir Salı günü toplandığını,

toplantı öncesi Pazartesi sabahı yaralama olayının meydana geldiğini

öğrendiklerini, şüphelinin böyle bir eylemde bulunacağının beklenmediğini,

suçsuz olduklarını ifade ettikleri,

Kurum

Müdürlüğünün yazısı, şüphelilerin savunmaları ve tüm dosya kapsamı göz önünde

bulundurulduğunda, şüpheli M.A.’nın müştekilere karşı

gerçekleştirdiği yaralama eylemleri ile kurum görevlilerinin tutumu arasında

doğrudan bir illiyet bağının bulunmadığı anlaşıldığından,

Şüpheli

kamu görevlileri hakkında kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına

(karar verildi).”

14. Bu karar başvurucuya 26/3/2013

tarihinde tebliğ edilmiş olup başvurucunun anılan karara itirazı, Ankara 3.

Ağır Ceza Mahkemesinin (Mahkeme) 2/5/2013 tarihli ve 2013/316 Değişik İş sayılı

kararı ile kesin olarak reddedilmiştir. Kararın ilgili bölümü şöyledir:

“18/05/2012

tarihli ve 2012/4278 sayılı Ankara 2 No’lu F Tipi

Yüksek Güvenlikli ceza infaz kurumu müdürlüğünün cevabi yazılarından hükümlü

M.A.’nın İdare ve Gözlem kurulunun 25/04/2012 tarihli

ve 2012/572 sayılı kararı ile idari nedenlerle ve 3 kişilik odalara uyum

sağlayabileceği düşüncesiyle müştekilerin odasına verildiği, hükümlü müştekilerin

M.A.’nın odalarından alınması talepli dilekçelerinin

27/04/2012 Cuma günü verilmesi, idare ve gözlem kurulunun haftada bir

toplanması ve toplantı gününün henüz gelmemesi nedeniyle dilekçenin

değerlendirilemediği, Pazartesi günü sabahında da mevcut yaralanma olayının

meydana geldiği, oda değişikliği talebine idare ve gözlem kurulunun kararı

olmadan yerine getirme yetkisi bulunmayan şüpheli infaz koruma memurları

hakkında Sincan Cumhuriyet Başsavcılığının 17/12/2012 tarih ve 2012/9612

soruşturma sayılı kararı ile verilen ek kovuşturmaya yer olmadığına dair

kararında bir isabetsizlik bulunmadığı...”

15. Bu karar, başvurucuya 11/6/2013

tarihinde tebliğ edilmiştir.

16. Başvurucu ve kardeşinin anılan

soruşturmanın devamı sırasında farklı tarihlerde, eylemin gerçekleştiği yer

bakımından olayı soruşturmaya yetkisi bulunmayan Ankara Cumhuriyet

Başsavcılığına da olayda sorumluluğu bulunduğu tespit edilecek tüm İnfaz

görevlileri hakkında yeniden ve önceki şikâyetlerinde ileri sürdükleri

gerekçelerle şikâyet dilekçeleri gönderdikleri ve anılan Başsavcılık tarafından

söz konusu dilekçelerin ayrı ayrı kayda alındığı anlaşılmıştır.

17. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı

6/3/2013 tarihinde uhdesinde bulunan aynı konuya ilişkin soruşturmaları, en son

25/2/2013 tarihinde verilen şikâyet dilekçesi sonucunda başlatılan 2013/29453

sayılı soruşturma dosyasında birleştirmiş ve aynı tarihte belirtilen soruşturma

dosyası üzerinden verdiği yetkisizlik kararı ile dosyayı, yer bakımından

soruşturma yapmaya yetkili bulunan Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.

18. Cumhuriyet Başsavcılığına

gönderilen bu soruşturma dosyası, Başsavcılık tarafından 2013/7428 Soruşturma

numarasıyla kayda alınmış; 30/5/2013 tarihli ve K.2013/5447 sayılı kararla

kurum görevlileri hakkında kovuşturmaya yer olmadığına yeniden karar

verilmiştir. Kararın ilgili bölümü şöyledir:

“Müştekilerin bahse konu iddiaları ile ilgili C.Başsavcılığımızın 2012/9612

soruşturma sayılı dosyasında soruşturma yapıldığının, kurumda görev

yapan M.K., M.E.A. ve C.A. hakkında 'Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar'

verildiğinin, M.A. hakkında da silahla yaralama suçundan 2. Asliye Ceza

Mahkemesine dava açıldığının tespit edildiği,

Ek kovuşturmaya

yer olmadığı kararının müştekilere tebliğ edilmesi üzerine süresi içinde

yaptıkları itirazın Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından değerlendirilerek

02/05/2013 tarih ve 2013/316 D. İş sayılı 'İtirazın Reddi' kararı verildiği,

Dolayısıyla

bahse konu soruşturmada müştekilerin iddiaları hakkında soruşturma

yapıldığından ve konu hakkında yeni bir delil bulunmadığından, CMK'nın 172/2 maddesi uyarınca görevliler hakkında kamu

davası açılmasının mümkün bulunmadığı anlaşıldığından…”

19. Bu karar başvurucuya 5/6/2013

tarihinde tebliğ edilmiş olup başvurucunun anılan karara itirazı, Mahkemenin

26/6/2013 tarihli ve 2013/378 Değişik İş sayılı kararı ile kesin olarak

reddedilmiştir. Kararın ilgili bölümü şöyledir:

“...beyan ve savunmalar, diğer tüm belge ve bilgiler

birlikte incelenip değerlendirildiğinde ve müştekiler vekili tarafından benzer

mahiyette yapılan itiraz nedeniyle Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen

itirazın reddine dair kararda ve itiraz konusu ... kararda gösterilen diğer

gerekçelere nazaran kovuşturma yapılmasına yer olmadığına ilişkin kararın usul

ve yasaya aykırı...bulunmadığı, itirazın yerinde olmadığı hukuki ve vicdani

kanaatine varılarak itirazın reddine (karar verilmiştir).”

20. Bu karar başvurucuya 4/7/2013

tarihinde tebliğ edilmiş olup başvurucu 2/8/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

21. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Yetkili mahkeme”

kenar başlıklı 12. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1) Davaya bakmak yetkisi, suçun işlendiği yer mahkemesine aittir.”

22. 5271 sayılı Kanun’un “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar”

kenar başlıklı 172. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının

açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma

olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu

karar suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş

şüpheliye bildirilir. Kararda, itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.

(2) Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra yeni delil

meydana çıkmadıkça, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz.”

23. 5271 sayılı Kanun’un “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz”

kenar başlıklı 173. maddesinin 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanun’un 71.

maddesi ile değişiklik yapılmadan önceki (1) ve (6) numaralı fıkraları

şöyledir:

“(1)

Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ

edildiği tarihten itibaren on beş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet

savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza

mahkemesine itiraz edebilir.

…

(6) İtirazın reddedilmesi halinde; Cumhuriyet

savcısının, yeni delil varlığı nedeniyle kamu davasını açabilmesi, önceden

verilen dilekçe hakkında karar vermiş olan ağır ceza mahkemesinin bu hususta

karar vermesine bağlıdır.”

24. 26/9/2014 tarihli ve 5237 sayılı

Türk Ceza Kanunu’nun “Görevi Kötüye Kullanma”

kenar başlıklı 257. maddesi şöyledir:

“(1) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hâller dışında, görevinin

gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya

kamunun zararına neden olan ya da kişileri haksız bir menfaat sağlayan kamu

görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2)

Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hâller dışında, görevinin gereklerini

yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun

zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi,

üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

25. Mahkemenin 7/1/2016 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

26. Başvurucu; hükümlü olarak tutulduğu

İnfaz Kurumunda can güvenliği ve vücut bütünlüğünün korunmasının devletin ve

ilgili görevlilerin sorumluluğunda olduğunu, defalarca sözlü ve yazılı olarak

uyarmış olmasına rağmen görevlilerin ihmalleri sonucunda vücut bütünlüğünün

zarar gördüğünü ve yüzünde oluşan kalıcı iz nedeniyle psikolojisinin

bozulduğunu, sosyal yaşantıda dikkat çekecek kadar derin olan bu izler

nedeniyle topluma uyum sağlamasının imkânsız hâle geldiğini, olayın

soruşturulmasında idarenin kusurunun göz ardı edilmesi, yaralama eyleminde

kullanılan jiletin İnfaz Kurumuna nasıl ve ne şekilde sokulduğunun tespit

edilememe nedeninin görevlilerce araştırılmaması suretiyle görevli memurlar ve

sorumlular hakkında etkili bir ceza soruşturması yapılmadığını belirterek

kovuşturmaya yer olmadığı kararlarının Anayasa’nın 17. maddesinde güvence

altına alınan maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkını ihlal

ettiğini ileri sürmüş ve söz konusu kararların incelenerek ihlalin önlenmesi

talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

27. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu

tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların

hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir

Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 32). Bu nedenle ceza

soruşturmasında mağdur (suçtan zarar gören) konumunda olan başvurucunun

iddiaları, Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan

kötü muamele yasağı kapsamındaki devletin, bireyi üçüncü kişilerin şiddetine

karşı koruma ve bu yöndeki iddiaları etkili bir şekilde soruşturma yükümlülüğü

ile ilişkili görülerek değerlendirmenin anılan fıkra kapsamında yapılması

gerektiği kanaatine varılmıştır.

28. Bakanlık görüşünde öncelikle

başvurunun, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 3. maddesinde

güvence altına alınan işkence ve kötü muamele yasağı kapsamında ve Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatları uyarınca değerlendirilmesinin uygun

olacağı belirtilmiş, herhangi bir kabul edilemezlik nedeninin varlığı ileri

sürülmeksizin somut başvuruda, başvurucuya saldıran hükümlünün başvurucu ile

aynı suç türü olan adli vasıflı hükümlü olması, Kurumun kapasite ve doluluk

oranı, diğer hükümlü/tutukluların durumları da dikkate alınarak ve ayrıca

anılan hükümlünün Kurumda bulunduğu süre içinde görevli memurlara ve diğer

tutuklu ya da hükümlülere karşı yaralama eylemi gerçekleştirdiği yönünde

herhangi bir bilgi olmaması karşısında İdare ve Gözlem Kurulunun kararı ile

idari nedenlerle ve üç kişilik odaya uyum sağlayabileceği düşüncesi ile

başvurucunun odasına verildiği, olayda 17/6/2005 tarihli ve 25848 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarında

Bulundurulabilecek Eşya ve Maddeler Hakkında Yönetmelik’in “Temizlik” başlıklı 13. maddesi uyarınca

hükümlülerin bulundurabilecekleri eşyalar arasında yer alan ve Kurum kantininde

satılan tıraş bıçağı jiletinin amacı dışında kullanıldığı belirtilmiş;

Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından olay hakkında derhâl soruşturma başlatılarak

başvurucuya saldıran hükümlü hakkında kamu davası açılıp adı geçenin kasten

yaralama suçundan mahkûmiyetine hükmolunduğu, ayrıca aynı eylemi nedeniyle

İnfaz Kurumu Disiplin Kurulunun 7/5/2012 tarihli kararı ile hakkında yirmi gün

hücreye koyma disiplin cezasının da verildiği ifade edilmiş, başvuruya konu

şikâyetlerin değerlendirilmesi konusunda takdirin Anayasa Mahkemesine ait olduğu

bildirilmiştir.

29. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“(2) İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

30. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel Başvuru Usulü” kenar başlıklı 47.

maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:

“(5) Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği tarihten;

başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün

içinde yapılması gerekir. Haklı bir mazereti nedeniyle süresi içinde başvuramayanlar,

mazeretin kalktığı tarihten itibaren on beş gün içinde ve mazeretlerini

belgeleyen delillerle birlikte başvurabilirler. Mahkeme, öncelikle başvurucunun

mazeretinin geçerli görülüp görülmediğini inceleyerek talebi kabul veya

reddeder.”

31. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün “Başvuru

süresi ve mazeret” kenar başlıklı 64. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

“(1) Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği tarihten,

başvuru yolları öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün

içinde yapılması gerekir.”

32. Başvurucunun şikâyetleri açısından

Anayasa Mahkemesinin süre bakımından yetkisi konusunda bir sonuca varabilmek

için bu konuda verilen nihai karar tarihinin tespiti gerekmektedir.

33. Başvurucu, üçüncü kişinin şiddetine

karşı koruma yükümlülüğü kapsamında yapılan soruşturmaya ilişkin nihai karar

tarihinin, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 30/5/2013 tarihinde verilen

kovuşturmaya yer olmadığına kararına itirazını Mahkemenin reddettiği tarih olan

26/6/2013 tarihi olduğunu ileri sürmektedir. Ancak başvuru dosyasındaki

belgeler incelendiğinde Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvuruya konu olay

hakkında yapılan soruşturma sonucunda 11/12/2012 tarihinde verilen kovuşturmaya

yer olmadığı kararına başvurucu tarafından itiraz edildiği ve Mahkemenin

başvurucunun itirazını 2/5/2013 tarihinde kesin olarak reddedip bu ret

kararının da başvurucuya 11/6/2013 tarihinde tebliğ edildiği görülmüştür (bkz.

§§ 12-14).

34. Soruşturmada bu şekilde

kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten ve bu karar kesinleşip

başvurucuya tebliğ edildikten sonra Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından

başvurucunun ve kardeşinin aynı olay nedeniyle farklı tarihlerde yer bakımından

olayı soruşturmaya yetkisi bulunmayan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına da

şikâyet dilekçesi vermesi nedeniyle bir başka soruşturma daha yürütüldüğünün

farkına varılması sonucu bu soruşturmanın, daha önce aynı konuda kovuşturmaya

yer olmadığına karar verilmesi nedeniyle sonlandırıldığı anlaşılmıştır.

35. Öncelikle daha önce başvurulduğu ve

reddedildiği için başarılı olunmayacağı belli olan başvuru yoluna, yeni bir

delil ileri sürmeksizin tekrar başvurulması sonucu verilen karar üzerine

yapılan bireysel başvurunun Anayasa Mahkemesinin süre ve zaman bakımından

yetkisi üzerinde bir etkisi bulunmamaktadır (İbrahim

Oğuz Yapar, B. No: 2012/829, 5/3/2013, § 32 ).

36. Ayrıca Anayasa Mahkemesinin

kararlarında da sıklıkla belirtildiği üzere başvuru yollarının tüketilmesi

ilkesi, hukuk sisteminde öngörülen usul kurallarına riayet edilmesini

gerektirir. Zira başvuru yollarının tüketilmesi için usule ilişkin koşullara ve

sürelere riayet etmek gerekir. Bir kanun yoluna başvurulmuş olması tek başına

bu yolun tüketildiği anlamına gelmez. Bir kanun yolunun tüketildiğinden söz

edilebilmesi için öncelikle usulüne uygun bir başvuru yapılması ve inceleme

süresince öngörülmüş olan yöntem, biçim, süre ve diğer koşullara uygun hareket

edilmesi gerekir (Deniz Baykal,

B. No: 2013/7521, 4/12/2013, § 25; Halil

Özkök, 2013/5028, 14/1/2014, § 28).

37. Başvuru konusu olayda, Cumhuriyet

Başsavcılığı tarafından verilen 3/5/2013 tarihli kararda aynı olaya ilişkin

olarak önceden kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi ve bu aşamadan sonra

yeni bir delilin meydana çıkmaması nedeniyle başarılı olunamayacağı belli olan

bir başvuru yoluna ilişkin olarak kamu görevlilerinin olayda sorumluluklarının

bulunup bulunmadığı konusunda herhangi bir değerlendirme yapılmamış olup

soruşturma, herhangi bir esaslı işlem dahi yapılmaksızın sonuçlandırılmıştır.

38. Bu nedenle başvurucunun, devletin

gerek kendisini üçüncü kişilerin şiddetine karşı koruma ve gerekse bu yöndeki

iddialarını etkili bir şekilde soruşturma yükümlülüğünü ihlal ettiği

şikâyetlerine ilişkin olarak başvuru yollarının tüketilmesi niteliğinde olan

Mahkemenin 17/12/2012 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına kararına itirazını

kesin olarak reddettiği 2/5/2013 tarihli kararını öğrendiği 11/6/2013

tarihinden itibaren otuz günlük yasal süresi içinde Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuruda bulunması gerekirken aynı gerekçelerle daha önce başvuruda

bulunulması ve olayla ilgili yeni bir delilin meydana çıkmaması nedeniyle

başarılı olunmayacağı belli olan yeni bir başvuru yolunu tükettikten sonra

bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmıştır.

39. Başvurucunun, İnfaz Kurumu

görevlilerinin kendisini üçüncü kişinin şiddetine karşı koruma yükümlülüğüne

aykırı davrandıklarına ilişkin şikâyetlerini bu konuda soruşturma yapmaya yer

bakımından yetkisi bulunmayan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına sonradan

iletmesinin de Anayasa Mahkemesinin süre bakımından yetkisi konusundaki

değerlendirmesi üzerinde bir herhangi bir etkisi bulunmamaktadır.

40. Nitekim somut olayda, Ankara

Cumhuriyet Başsavcılığının başvurucunun şikâyetlerini incelemeyip usul

kuralları gereğince soruşturma dosyasını yetkili Cumhuriyet Başsavcılığına

gönderdiği anlaşılmaktadır. Usul kurallarına aykırı biçimde yapılan bu

başvurunun -Anayasa Mahkemesinin yukarıda değinilen kararlarında da

belirtildiği üzere- bir kanun yolunun tüketilmesinden söz edilebilmesine imkân

vermediği görülmektedir.

41. Bu durumda başvuruya konu

şikâyetler yönünden başvuru konusu kararın 2/5/2013 tarihinde kesinleşip

11/6/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edildiği, söz konusu karara karşı

Anayasa Mahkemesine bireysel başvurunun 11/7/2013 tarihine kadar yapılmış

olması gerekirken 2/8/2013 tarihinde yapılmış olması nedeniyle başvurunun süre

aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğu sonucuna varılmaktadır.

42. Açıklanan nedenlerle başvuru

yollarının tüketildiğinin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde

yapılmayan bireysel başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin süre aşımı

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurunun

süre aşımı nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama

giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

7/1/2016 tarihinde

OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. EMİN KUZ

Raportör : Nahit GEZGİN Başvurucu : Seyithan AKGÜL Kanuni Temsilcisi : Mehmet Sait AKGÜL Vekili : Av. Mehmet Kamuran ÇEŞİTLİ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/5869, 7 Ocak 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Başvurucunun İddiaları
  13. B. Değerlendirme
  14. B. No: 2013/7521, 4/12/2013, § 25; Halil
  15. A. Başvurunun
  16. B. Yargılama
  17. M. Emin Kuz
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/5869
Tarih
7 Ocak 2016

İlgili Kararlar

  • Serkan Akbaş Başvurusu (B. No: 2013/2342)
  • Fesih Erdil Başvurusu (B. No: 2013/9380)
  • Yalçın Yanık Başvurusu (B. No: 2013/3718)
  • İkra Lojistik Uluslararası Taşımacılık ve Ticaret A.ş. Başvurusu (B. No: 2013/7267)
  • Mehmet Şah Bağatur Başvurusu (B. No: 2013/5195)
  • Mükremin Eroğlu Başvurusu (B. No: 2013/9025)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.