İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mükremin Eroğlu Başvurusu (B. No: 2013/9025)

1. Başvuru, kıdem tazminat

Başvuru No2013/9025Tarih6 Ocak 2016Okuma20 dk · 3.913 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mükremin Eroğlu Başvurusu

Karar tarihi
6 Ocak 2016
Başvuru Numarası
2013/9025
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.913 kelime·20 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, kıdem tazminat

alacağına ilişkin açılan davada verilen karar nedeniyle Anayasa’nın 36.

maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 10/12/2013 tarihinde

Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona

sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca 10/12/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

12/12/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir

örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık,

görüşünü 12/2/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa

Mahkemesine sunulan görüş 9/3/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

Başvurucu Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) aracılığıyla

erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Takım Tezgahları Sanayi ve Tic. A.Ş.de (TAKSAN) kapsam dışı

personel olarak çalışmakta iken bu Şirketin özelleştirilmesi üzerine 14/7/1965

tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na tabi memur statüsünde Antalya

İl Sağlık Müdürlüğüne atanmıştır.

9. Başvurucu özelleştirilen

Şirkette çalıştığı sürelere ilişkin 10.984,70 TL kıdem tazminatı alacağının

mevduata uygulanan en yüksek faiziyle birlikte ödenmesi talebiyle Antalya 1.

İdare Mahkemesinde dava açmıştır.

10. Antalya 1. İdare Mahkemesi,

uyuşmazlık hakkında bilirkişi incelemesi yaptırmış ve başvurucunun alması

gereken kıdem tazminat tutarı bilirkişi tarafından 13.682,33 TL olarak

hesaplanmıştır.

11. Mahkeme 27/11/2012 tarihli

ve E.2012/179, K.2012/1500 sayılı kararıyla başvurucunun talebini de gözeterek

10.984,70 TL kıdem tazminatının yasal faiziyle birlikte başvurucuya ödenmesine,

hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan nispi harçtan peşin alınan

miktar dışında kalan 426,50 TL harcın da başvurucuya tamamlattırılmasına

hükmetmiştir.

12. Başvurucu bu karara yaptığı

itiraz başvurusunda, diğer iddialarının yanında ilgili kanuni düzenlemeler

uyarınca kıdem tazminatına mevduata uygulanan en yüksek faizin uygulanması

gerektiği ve davada haklı çıkması nedeniyle yargılama gideri olarak kendisinden

nispi harcın tamamlattırılmasının istenemeyeceği iddialarını ileri sürmüştür.

13. Antalya Bölge İdare

Mahkemesi 8/3/2013 tarihli ve E.2013/14, K.2013/360 sayılı kararıyla itirazın

reddine karar vermiştir. Karar gerekçesi şöyledir:

“Antalya 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 27/11/2012 gün ve E:

2012/179, K: 2012/1500 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup bozulmasını

gerektiren bir neden bulunmadığından, itiraz isteminin reddi ile anılan kararın

ONANMASINA, yargılama giderlerinin itiraz edenin üzerinde bırakılmasına, peşin

alınan 21,15 TL karar harcının harcı tahsil eden ilgili dairece davacıya

iadesine, posta gideri avansından artan miktarın karar kesinleştikten sonra

mahkemesince itiraz edene iadesine, kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün

içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08/03/2013 tarihinde oybirliğiyle

karar verildi.”

14. Başvurucu, aynı iddialar ile

karar düzeltme talebinde bulunmuş ve karar düzeltme incelemesi devam etmekte

iken Antalya 1. İdare Mahkemesine sunduğu 3/5/2013 tarihli dilekçesiyle

6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 11/4/2013

tarihli ve 6459 sayılı Kanun’la değiştirilen 16. maddesinin dördüncü fıkrası

uyarınca dava miktarını artırma talebinde bulunarak 13.682,33 TL kıdem

tazminatı alacağının ödenmesine karar verilmesini istemiştir.

15. Antalya Bölge İdare

Mahkemesi 8/11/2013 tarihli ve E.2013/1378, K.2013/2422 kararıyla karar

düzeltme isteminin reddine karar vermiştir. Karar gerekçesi şöyledir:

“Danıştay Dava Daireleri ile İdari ve Vergi Dava Daireleri

Genel Kurullarının temyiz üzerine verdikleri kararlar ile Bölge İdare

Mahkemesinin itiraz üzerine verdikleri kararların düzeltme yolu ile yeniden

incelenebilmesi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54. maddesinde

yazılı nedenlerin varlığı halinde mümkün olup, bu maddede sayılan nedenlerden

hiçbirine uymayan karar düzeltme istemlerinin REDDİNE,…”

16. Bu karar başvurucuya 3/12/2013

tarihinde tebliğ edilmiştir.

17. Başvurucu 10/12/2013

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

18. Bunun yanında Danıştay

Başsavcılığınca Antalya Bölge İdare Mahkemesinin karar düzeltme talebi hakkında

verdiği kararın, faiz ve nispi harca ilişkin hüküm fıkralarına yönelik kanun

yararına temyiz talebi üzerine Danıştay Onbirinci

Dairesi 2/2/2015 tarihli ve E.2014/2232, K.2015/46 sayılı kararıyla anılan

kısımlar yönünden talebin kabulüne karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı

şöyledir:

“1475 sayılı İş Kanunu'nun "kıdem tazminatı"

başlıklı 14. maddesinin 11. fıkrasında, kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi

sebebiyle açılacak davanın sonunda hakimin gecikme

süresi için ödenmeyen süreye göre mevduata uygulanan en yüksek faizin

ödenmesine hükmedeceği kuralına yer verilmiştir.

Anılan Yasa kuralı uyarınca davacıya zamanında ödenmeyen

kıdem tazminatı tutarının, fesih tarihinden itibaren mevduata uygulanan en

yüksek faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinden, Antalya 1. İdare Mahkemesi

Hakimliği kararının, mevduata uygulanan faiz oranı yerine yasal faize hükmeden

kısmı; yürürlükteki hukuka uygun bulunmamaktadır.

Antalya 1. İdare Mahkemesi Hakimliği kararının, karar

aşamasında tamamlattırılan nispi harcın yargılama giderlerine dahil edilmeyerek

davacı üzerinde bırakılmasına ilişkin kısmına gelince:

492 sayılı Harçlar Kanunu'nun "Nispi harçlarda ödeme

zamanı" başlıklı 28. maddesinin 1. fıkrasının 6009 sayılı Yasa ile değişik

(a) bendinde ise, "Karar ve ilam harçlarının dörtte biri peşin, geri kalanı

kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. ...Bakiye karar ve ilam

harcının ödenmemiş olması, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve

kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmez." kuralına yer verilmiş;

belirtilen kurala paralel olarak, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun

302. maddesinde de, tarafların, harcının ödenmiş olup olmamasına bakılmaksızın

ilamı her zaman alabilecekleri, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş

olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konmasına ve kanun yollarına

başvurulmasına engel teşkil etmeyeceği kurala bağlanmıştır.

492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 37. ve 130. maddelerinde ise, 492

sayılı Kanunda ödenmeleri için belli bir süre tesbit

edilmiş olan harçların süresi içinde ödenmemesi durumunun, ilgili makam ve

daireler tarafından, sürenin sonundan itibaren 15 gün içinde, bir müzekkere ile

o yerin ilgili vergi dairesine bildirileceği düzenlenmiştir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesi

ile, yargılama giderleri hususunda göndermede bulunulan 1086 sayılı Hukuk Usulü

Muhakemeleri Kanunu, 4.2.2011 günlü, 27836 sayılı Resmi Gazete'de

yayımlanan ve 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk

Muhakemeleri Kanunu'nun 450. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış; anılan Yasa'nın

447. maddesinin 2. fıkrasında, mevzuatta yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı

Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'na yapılan göndermelerin Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı

öngörülmüştür.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinin 1.

fıkrasının (a) bendinde celse, karar ve ilâm harçlarının yargılama

giderlerinden olduğu; 326. maddesinde ise, yargılama giderlerinin aleyhine

hüküm verilen, bir başka ifadeyle, davayı kaybeden taraftan alınmasına karar

verileceği belirtilmiştir.”

B. İlgili

Hukuk

19. 2577 sayılı Kanun’un 6459

sayılı Kanun’un 4. maddesiyle eklenen 16. maddesinin (4) numaralı fıkrası

şöyledir:

“... Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde

belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar

verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere

artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap

verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.”

20. 2577 sayılı Kanun’un 6459

sayılı Kanun’un 5. maddesiyle eklenen geçici 7. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16 ncı maddesinin dördüncü

fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dâhil, yürürlük tarihinde derdest

olan davalarda da uygulanır.”

21. 25/8/1971 tarihli ve 1475

sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesinin on birinci fıkrası şöyledir:

“…Kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi sebebiyle açılacak

davanın sonunda hakim gecikme süresi için, ödenmeyen

süreye göre mevduata uygulanan en yüksek faizin ödenmesine hükmeder. İşçinin

mevzuattan doğan diğer hakları saklıdır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

22. Mahkemenin 6/1/2016

tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

23. Başvurucu; dava dilekçesinde

mevduata uygulanan en yüksek faizin talep edilmesine rağmen yasal faize

hükmedildiğini, davanın kabulüne karar verildiği hâlde yargılama giderlerinin

haksız çıkan davalıya yüklenmesi yasal zorunluluk iken nispi harcın kendisine

yükletildiğini, kanun yolu aşamalarında bu hususların Bölge İdare Mahkemesince

verilen kararda hiç dikkate alınmadığını, ayrıca karar düzeltme aşamasında

3/5/2013 tarihinde dava miktarının artırılması ile ilgili dilekçe vermesine

rağmen bu talebi hakkında da bir karar verilmediğini, bu suretle Bölge İdare

Mahkemesi kararlarının gerekçesiz olduğunu, matbu kararlar ile etkili bir

inceleme yapılmadan itirazlarının reddedildiğini belirterek mahkemeye erişim

hakkı ile düşük faize hükmedilmesi dolayısıyla mülkiyet hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüş ve 31.239,65 TL tazminata hükmedilmesi talebinde

bulunmuştur.

B. Değerlendirme

24. Anayasa Mahkemesi, olayların

başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve

olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun

şikâyetlerine bakıldığında gerekçeli karar hakkı ile mahkemeye erişim hakkının

ihlal edildiğinden şikâyet ettiği görülmektedir. Bu nedenle başvurunun iki

başlık altında değerlendirilmesi gerekmiştir

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

25. Başvurucunun, mevduata

uygulanan en yüksek faiz talebinde bulunmasına karşın bu konuda İlk Derece

Mahkemesince bir değerlendirme yapılmadığı ve bu talep ile nispi harcın

kendisine yükletilmesine ilişkin kanun yollarında yaptığı itirazlar hakkında

verilen kararlarda bu itirazlara yönelik bir karar verilmediği iddialarına

ilişkin başvurusunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olmaması ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmaması

nedeniyle kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

26. Başvuru formu ile eklerinin

incelenmesi sonucunda açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

27. Başvurucu, yargılama

aşamasında ileri sürülen ve esasa etkili hususların karşılanmadığını ileri

sürmüştür.

28. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

29. Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması”

kenar başlıklı 141. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak

yazılır.”

30. Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil yargılanma

hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

31. Yapılan yargılama sırasında

tanık dinletme hakkı da dâhil olmak üzere delillerin ibrazı ve

değerlendirilmesi adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olarak görülen silahların

eşitliği ilkesi kapsamında kabul edilmekte olup bu hak ve gerekçeli karar hakkı

da makul sürede yargılanma hakkı gibi adil yargılanma hakkının somut

görünümleridir. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme

yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle Sözleşmenin

lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına

dâhil edilen gerekçeli karar hakkı ve silahların eşitliği ilkesi gibi ilke ve

haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 38). Ayrıca hakkaniyete uygun yargılamanın bir unsuru olan

gerekçeli karar hakkı, Anayasa’nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında yer

verilen “Bütün mahkemelerin her türlü

kararları gerekçeli olarak yazılır.” hükmüyle mahkemelerin uyması

gereken bir yükümlülük olarak düzenlenmiştir.

32. Mahkeme kararlarının

gerekçeli olması adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olmakla beraber bu

hak, yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekilde

yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenle gerekçe gösterme

zorunluluğunun kapsamı, kararın niteliğine göre değişebilir. Bununla birlikte

başvurucunun ayrı ve açık bir yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair

iddialarının cevapsız bırakılmış olması bir hak ihlaline neden olacaktır (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt

Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., B. No:

2013/1213, 4/12/2013, § 26).

33. Kanun yolu mahkemelerince

verilen karar gerekçelerinin ayrıntılı olmaması, ilk derece mahkemesi

kararlarında yer verilen gerekçelerin onama kararlarında kabul edilmiş olduğu

şeklinde yorumlanmakla beraber başvurucuların dile getirmesine rağmen ilk

derece mahkemesinin de tartışmadığı esaslı hususlara ilişkin temyiz

başvurularıyla başvurucuların usule ilişkin haklarının ihlal edildiğine yönelik

somut şikâyetlerinin temyiz incelemesinde tartışılmaması, gerekçeli karar

hakkının ihlali olarak görülebilir (Faik

Gümüş, B. No: 2012/603, 20/2/2014, § 49).

34. Somut olayda başvurucu,

kapsam dışı personel olarak çalışmakta iken bu Şirketin özelleştirilmesi üzerine

657 sayılı Kanun'a tabi memur statüsünde Antalya İl Sağlık Müdürlüğüne atanmış;

özelleştirilen Şirkette çalıştığı sürelere ilişkin 10.984,70 TL kıdem tazminatı

alacağının mevduata uygulanan en yüksek faiziyle birlikte ödenmesi talebiyle

dava açmış; İlk Derece Mahkemesi, uyuşmazlık hakkında bilirkişi incelemesi

yaptırmış ve bilirkişi tarafından başvurucunun alması gereken kıdem tazminat

tutarı 13.682,33 TL olarak hesaplanmış, Mahkeme talep ile bağlı kalarak

10.984,70 TL kıdem tazminatının yasal faiziyle birlikte başvurucuya ödenmesine

ve hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan nispi harçtan peşin alınan

miktar dışında kalan 426,50 TL harcın da başvurucuya tamamlattırılmasına

hükmetmiştir.

35. Başvurucu bu karara karşı

yaptığı kanun yolu başvurularında kıdem tazminatına mevduata uygulanan en

yüksek faizin uygulanması gerektiği ve davada haklı çıkması nedeniyle yargılama

gideri olarak kendisinden nispi harcın tamamlattırılmasının istenemeyeceği

iddialarını ileri sürmesine karşın Antalya Bölge İdare Mahkemesi, anılan

iddialar hakkında bir değerlendirme yapmadan kanun yolu başvurularının reddine

karar vermiştir.

36. Diğer taraftan Antalya Bölge

İdare Mahkemesince verilen karar düzeltme talebinin reddine ilişkin karara

karşı faiz ve nispi harca ilişkin hüküm fıkralarına yönelik kanun yararına

temyiz talebi üzerine Danıştay Onbirinci Dairesi, hem

kıdem tazminatı alacağına mevduata uygulanan en yüksek faizin uygulanması

gerektiği hem de davanın kabul edilmesine karşın başvurucunun nispi harç

ödemekle yükümlü tutulmasının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle kanun yararına

bozma kararı vermiştir (bkz. § 18).

37. 2577 sayılı Kanun’un

başvuruya konu yargılama devam ederken yürürlükte bulunan 49. maddesinde, Danıştayın görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,

hukuka aykırı karar verilmesi veya usul hükümlerine uyulmamış olunması

sebeplerinden ilk derece mahkemesi kararlarını bozacağı; yine aynı Kanun’un 54.

maddesinde, kararın esasına etkisi olan iddia ve itirazların kararda

karşılanmamış olması, kararda birbirine aykırı hükümler bulunması, kararın usul

ve kanuna aykırı bulunması ve hükmün esasını etkileyen belgelerde hile ve

sahtekârlığın ortaya çıkmış olması durumlarında kararın düzeltilmesi talebinde bulunulacağı

kural altına alınmıştır (Münür Ata, B. No: 2014/4958, 22/1/2015, § 43).

38. Olayda başvurucunun mevduata

uygulanan en yüksek faizin uygulanması talebi olmasına karşın İlk Derece

Mahkemesinin kıdem tazminatı alacağına yasal faiz uyguladığı ve davanın

kabulüne karar vermesine karşın hüküm altına alınan miktar üzerinden

başvurucuyu nispi harç ödeme yükümlülüğü altına soktuğu, başvurucu tarafından

faiz ve nispi harca ilişkin hüküm fıkralarına yapılan kanun yolu başvuruları

üzerine Antalya Bölge İdare Mahkemesince verilen kararlarda bu hususlar

hakkında hiçbir değerlendirme yapılmaksızın formül kararlar verildiği

görülmektedir. Oysa başvurucunun bu iddialarının ciddi nitelikte olduğu hatta

kanun yararına temyiz üzerine Danıştay Onbirinci

Dairesi tarafından Antalya Bölge İdare Mahkemesinin kararının anılan iddialar

nedeniyle kanun yararına bozulduğu anlaşıldığından ve İlk Derece Mahkemesince

kıdem tazminatı alacağına hangi sebeple yasal faiz uygulandığının açıklanmaması

ve Antalya Bölge İdare Mahkemesi kararlarında da faiz ve nispi harca ilişkin

yapılan itirazların atıf yapılmak suretiyle karşılanacak iddia niteliğinde

olmaması, temyiz merciince bu iddiaların açık bir şekilde kararlarında

değerlendirilmesi ve karşılanması gerektiği sonucuna varıldığından başvurucunun

gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

39. Açıklanan nedenlerle

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

b. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

40. Başvurucu, karar düzeltme

aşamasında ıslah talebinde bulunarak tazminat talebini yükseltmesine karşın bu

konu hakkında bir karar verilmemesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

41. Bakanlık görüş yazısında

30/4/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun’la 2577 sayılı Kanun’un

16. maddesinde yapılan değişiklik sonrası tam yargı davaları için ıslah imkânı

getirildiği, anılan Kanun’un geçici 7. maddesiyle de bu imkânın derdest

davalarda da uygulanacağının belirtildiği, somut olayda başvurucunun karar

düzeltme talebinden sonra bu konuda karar verilmeden talebini ıslah ettiği,

Antalya Bölge İdare Mahkemesinin karar düzeltme talebinin reddine karar

verdiği, kararda ıslah talebi hakkında herhangi bir değerlendirmede

bulunmadığı, bu durumun adil yargılanma hakkı kapsamında açık keyfîlik içerip içermediği hususunun değerlendirilmesi

gerektiği ifade edilmiştir.

42. Adil yargılanma hakkının en

temel unsurlarından biri olan mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme

önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına gelmektedir (Özkan Şen,

B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52). Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM),

mahkemeye etkili erişim hakkını “hukukun üstünlüğü” ilkesinin temel

unsurlarından biri olarak kabul etmekte ve mahkemeye etkili erişim hakkının

mahkemeye başvuru konusunda tutarlı bir sistemin var olmasını ve dava açmak

isteyen kişilerin mahkemeye ulaşmada açık, pratik ve etkili fırsatlara sahip

olmasını gerektirdiğini ifade etmektedir. Bu sebeple hukuki belirsizliklerin ya

da uygulamadaki belirsizliklerin tarafların mahkemeye erişimine zarar verdiği

durumlarda bu hakkın ihlal edildiğine karar verilmektedir (Geffre/Fransa, B. No: 51307/99, 23/1/2003, § 34).

43. Hukuki güvenlik ilkesi,

Anayasa’nın 36. maddesinde yer alan adil yargılanma hakkının içinde zımnen

mevcut bir ilkedir. Bir kanuni düzenlemenin bireylerin davranışını ona göre

düzenleyebileceği kadar kesinlik içermesi, kişinin gerektiği takdirde hukuki

yardım almak suretiyle bu kanunun düzenlediği alanda belli bir eylem nedeniyle

ortaya çıkacak sonuçları makul bir düzeyde öngörebilmesi gerekmektedir.

Öngörülebilirliğin mutlak bir ölçüde olması gerekmez. Kanunun açıklığı arzu

edilir bir durum olmakla birlikte bazen aşırı bir katılığı da beraberinde

getirebilir. Oysa hukukun ortaya çıkan değişikliklere uyarlanabilmesi

gerekmektedir. Birçok kanun -işin doğası gereği- yorumlanması ve uygulanması

pratik gerçekliğe bağlı olan yoruma açık formüllerdir (Benzer yöndeki AİHM

kararı için bkz. Kayasu/Türkiye, B. No: 64119/00; 76292/01, §

83).

44. Anayasa’nın 2. maddesinde

yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden biri “belirlilik”tir.

Bu ilkeye göre yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi

bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve

uygulanabilir olması; ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı

koruyucu birtakım güvenceler içermesi gereklidir. Belirlilik ilkesi hukuksal

güvenlikle bağlantılı olup birey, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal

yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye ne tür müdahale

yetkisini doğurduğunu, belirli bir kesinlik içinde kanundan öğrenebilme

imkânına sahip olmalıdır. Birey, ancak bu durumda kendisine düşen

yükümlülükleri öngörüp davranışlarını düzenleyebilir. Hukuk güvenliği;

kuralların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete

güven duyabilmesini, devletin de kanuni düzenlemelerde bu güven duygusunu

zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (Karlis A.Ş., B. No: 2013/849, 15/4/2013, § 34).

45. Mahkemeye erişim hakkı,

kural olarak mutlak bir hak olmayıp sınırlandırılabilen bir haktır. Bununla

birlikte getirilecek sınırlandırmaların; hakkın özünü zedeleyecek şekilde hakkı

kısıtlamaması, meşru bir amaç izlemesi, açık ve ölçülü olması ve başvurucu

üzerinde ağır bir yük oluşturmaması gerekir (Serkan

Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 38). Devletler bir davanın açılabilirliğine ilişkin olarak takdir hakları gereği bazı

sınırlamalar getirebilir ve bu davalar niteliği gereği düzenleyici işlemlere

konu olabilir. Bununla birlikte bu sınırlamalar, dava açmak isteyen bir kişinin

mahkemeye erişim hakkının özüne zarar verecek ölçüde olmamalıdır (Benzer

yöndeki AİHM kararları için bkz. Edificaciones March Gallego S.A./İspanya,

B. No: 28028/95, 19/2/1998, § 34; Rodríguez Valín/İspanya, B. No: 47792/99, 11/10/2001, §

22).

46. Mahkemeye erişim hakkı ise

bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde

karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir. Kişinin mahkemeye

başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka

ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye

erişim hakkını ihlal edebilir (Özkan Şen,

§ 52).

47. Başvuru konusu olayda

başvurucu, özelleştirilen Şirkette çalıştığı sürelere ilişkin 10.984,70 TL

kıdem tazminatı alacağının mevduata uygulanan en yüksek faiz ile birlikte

ödenmesi talebiyle dava açmış; İlk Derece Mahkemesi uyuşmazlık hakkında

bilirkişi incelemesi yaptırmış ve bilirkişi tarafından başvurucunun alması

gereken kıdem tazminat tutarı 13.682,33 TL olarak hesaplanmış, Mahkeme talep

ile bağlı kalarak 10.984,70 TL kıdem tazminatının yasal faiziyle birlikte

başvurucuya ödenmesine karar vermiş, anılan karara davalı idare tarafından

yapılan itiraz reddedilmiş, dava karar düzeltme aşamasında iken 2577 sayılı

Kanun’da yapılan değişiklik nedeniyle başvurucu Antalya 1. İdare Mahkemesine

sunduğu 3/5/2013 tarihli dilekçe ile tazminat talebinde ıslah yoluna giderek

bilirkişi tarafından tespit edilen 13.682,33 TL kıdem tazminatı alacağının

ödenmesine karar verilmesini istemiş, bu talep hakkında herhangi bir karar

verilmemiş ve Antalya Bölge İdare Mahkemesi karar düzeltme talebini reddederek

uyuşmazlığı sonlandırmıştır.

48. Tam yargı davalarında

istemle bağlı olma kuralının sebep olduğu hak kayıplarının giderilmesi amacıyla

2577 sayılı Kanun'un 16. maddesinin (4) numaralı fıkrasına 6459 sayılı Kanun’un

4. maddesi ile ''Ancak, tam yargı

davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları

gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir

defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin

dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.''

cümlesi, aynı Kanun’un 5. maddesi ile de 2577 sayılı Kanun’a Geçici 7. madde

olarak ''Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu

Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması

dâhil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır.''

cümlesi eklenmiştir.

49. Bunun yanında 6459 sayılı

Kanun’un 4. maddesinin (kanun tasarısının 3. maddesi) gerekçesinde ''AİHM, devletin sorumluluğuna ilişkin tazminat

davalarında, davacıların yargılamanın yavaş işlemesinden doğan zararlarını

ortadan kaldıracak yeterli bir çözüm bulunmadığı yönünde ülkemiz aleyhinde

ihlal kararları vermektedir. Düzenlemeyle, idarî yargıda açılan tam yargı

davalarında talep edilen tazminatın daha yüksek olduğunun dava devam ederken

anlaşılması durumunda, davacıya talep edilen miktarı arttırma hakkı

verilmemesinin adil yargılama hakkının ihlali olarak kabul edilmesi sebebiyle,

nihai karar verilinceye kadar ıslah suretiyle talep edilen tazminat miktarını

arttırma hakkı tanınmaktadır.'' ifadesi yer almaktadır.

50. 2577 sayılı Kanun'da, 6459

sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle tam yargı davalarında dava dilekçesinde

belirtilen miktarın -kanun yolu aşaması dâhil- yürürlük tarihinde derdest olan

davalarda da süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin artırılmasına

olanak tanınmıştır. Madde gerekçesinde de ifade edildiği üzere yasal

değişiklikle ilgililerin uğramış olduğu zararın dava dilekçesinde gösterilen

zarar miktarından fazla olmasına karşın davacı veya davacıların dava

dilekçesinde gösterdikleri zarar miktarının artırılmasına yönelik taleplerinin

mahkemelerce kabul edilmeyerek istemle bağlı kalma kuralı nedeniyle

dilekçesinde gösterilen zarar tutarı kadar tazminata hükmetmelerinden doğan hak

kayıplarının giderilmesi amaçlanmıştır. Bir başka ifade ile mahkemelerce

istemle bağlı olma kuralı uygulanmak suretiyle verilen kararlara karşı

taraflardan birinin -kanun yoluna başvurmuş olması şartıyla- davacı veya

davacıların artırılan miktara isabet eden harcı ödemek suretiyle kararı veren

Mahkemeye verecekleri dilekçe ile bir defaya mahsus olmak üzere dava

dilekçesinde gösterilen miktarı artırmaları mümkündür (Danıştay Onbeşinci Dairesi, E.2013/3778, K.2014/881, 19/2/2014).

51. Somut olayda başvurucu, 2577

sayılı Kanun’da yapılan değişiklik sonrası ve açtığı dava kanun yolu

incelemesinde iken harcını ödemek suretiyle Antalya 1. İdare Mahkemesine başvurarak

ıslah talebinde bulunmuş olup yukarıda anılan düzenleme uyarınca başvurucunun

yaptığı ıslah talebinden sonra davada “öngörülebilen” husus, başvurucunun ıslah

talebinin de dikkate alınarak bir karar verileceğidir. Antalya 1. İdare

Mahkemesi tarafından ıslah talebi hakkında bir işlem yapılmamış veya bu talebin

davanın kanun yolu incelemesinde bulunduğu Antalya Bölge İdare Mahkemesine

iletilmemiş olması nedeniyle başvurucunun tazminat miktarının artırımına

yönelik usulüne ve süresine riayet edilerek yapılan ıslah talebi hakkında bir

karar verilmemiş olması 2577 sayılı Kanun’un 16. maddesinin (4) numaralı

fıkrası ile geçici 7. maddesinde bulunan kurallara aykırı bir durum olup

“öngörülemez” niteliktedir, Başvurucunun ıslah talebi hakkında bir karar verilmeksizin

karar düzeltme talebinin reddedilerek davanın sonlandırılması neticesinde

başvurucunun mahkemeye erişim hakkını ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

52. Açıklanan nedenlerle

başvurucu hakkında yapılan yargılama sırasında hukuk kurallarının yorum ve

uygulanmasının öngörülemez

nitelikte olması nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

53. Başvurucu, anayasal

haklarının ihlal edildiğini belirterek, 31.239,65 TL tazminata hükmedilmesi

talebinde bulunmuştur.

54. 30/3/2011 tarihli ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere

dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

55. Başvuru konusu olayda tespit

edilen ihlal, adil yargılanma hakkının unsurlarından olan gerekçeli karar

hakkının ve mahkemeye erişim hakkının ihlal edilmesinden kaynaklandığından ve

ihlalin yeniden yargılama yapılarak ortadan kaldırılmasında hukuki yarar

bulunduğundan 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası

gereğince ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili Mahkemeye gönderilmesine, yeniden

yargılama yapılmasına karar verilmiş olduğundan tazminat talebinin ise reddine

karar verilmesi gerekir.

56. 198,35 harç ve 1.800 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.998,35 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Gerekçeli karar hakkının ve

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan gerekçeli karar hakkının ve mahkemeye erişim hakkının

İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin

gerekçeli karar hakkının ve mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Antalya 1. İdare

Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat

taleplerinin REDDİNE,

E. 198,35 harç ve 1.800 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.998,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın

tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren

dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona

erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet

Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

6/1/2016

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi

DURSUN

Erdal TERCAN Hasan Tahsin GÖKCAN Kadir ÖZKAYA Raportör : Bahadır YALÇINÖZ Başvurucu : Mükremin EROĞLU Vekili : Av. Mehmet KAYA

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/9025, 6 Ocak 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Gerekçeli karar hakkının ve
  16. B. Anayasa’nın 36. maddesinde
  17. C. Kararın bir örneğinin
  18. D. Başvurucunun tazminat
  19. E. 198,35 harç ve 1.800 TL
  20. F. Ödemelerin, kararın
  21. G. Kararın bir örneğinin Adalet
  22. Dursun
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/9025
Tarih
6 Ocak 2016

İlgili Kararlar

  • Kemal Yiğit Başvurusu (B. No: 2013/1700)
  • Abdurrahim Balur Başvurusu (B. No: 2013/5467)
  • Faruk Karadavut Başvurusu (B. No: 2013/8998)
  • Sait Bağatur Başvurusu (B. No: 2013/4270)
  • Mecnun Aksu Başvurusu (B. No: 2013/7208)
  • Bahadır Uçar Başvurusu (B. No: 2013/8045)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.