İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Sinan Gül Başvurusu (B. No: 2016/7628)

1. Başvuru, kapalı ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerin

Başvuru No2016/7628Tarih27 Şubat 2020Okuma20 dk · 4.086 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Sinan Gül Başvurusu

Karar tarihi
27 Şubat 2020
Başvuru Numarası
2016/7628
R.G. Tarih ve Sayı
9/4/2020 - 31094
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.086 kelime·20 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kapalı ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerin

avukatlarıyla telefonla görüşmelerine izin verilmemesi nedeniyle haberleşme

hürriyetinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 4/4/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar

verilmiştir.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık

görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden ulaşılan bilgi ve belgelere göre

ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza

İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) devletin egemenliği altında bulunan

topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya çalışmak suçundanhükümlü

olarak bulunmaktadır.

9. Başvurucunun avukatı ile telefonla görüşme talebi Ceza İnfaz

Kurumu İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığının (İdare ve Gözlem Kurulu) 26/1/2016

tarihli kararıyla reddedilmiştir. Kararın gerekçesinde ilgili mevzuat

hatırlatıldıktan sonra 6/4/2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin

İnfazı Hakkında Tüzük'ün (İnfaz Tüzüğü) 88. maddesinde hükümlülerin

belgelendirilmek şartıyla eşi, ikinci dereceye kadar kan ve birinci derece

kayın hısımları, vasisi veya kayyumları ile telefonla görüşme haklarının olduğu

belirtilmiştir. Mevzuatta avukat ile telefonla görüşmeye ilişkin düzenleme

olmadığı vurgulanarak başvurucunun sadece mevzuatta sayılan kişilerle telefonla

görüşebileceği ifade edilmiştir.

10. Başvurucu anılan karara yaptığı itirazında; avukatıyla

telefonla görüşme hakkının engellendiğini, Ceza İnfaz Kurumunun haksız

uygulaması nedeniyle Anayasa'da yer alan haklarının ihlal edildiğini, aynı

konuda Adana ve Adıyaman İnfaz Hâkimliğince verilmiş emsal kararlar olduğunu

belirtmiştir. Kırıkkale İnfaz Hâkimliği ilgili mevzuata atıf yaparak Kurul

kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle itirazın reddine karar

vermiştir.

11. Başvurucunun bu karara itirazı, Kırıkkale Ağır Ceza

Mahkemesinin 23/3/2016 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

12. Nihai karar 30/3/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

13. Başvurucu 4/4/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

14. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un başvuru tarihi itibarıyla yürürlükte

olan "Hükümlünün telefon ile haberleşme

hakkı" kenar başlıklı 66. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Kapalı ceza infaz kurumlarındaki

hükümlüler, tüzükte belirlenen esas ve usullere göre idarenin kontrolündeki

ücretli telefonlar ile görüşme yapabilirler. Telefon görüşmesi idarece dinlenir

ve kayıt altına alınır. Bu hak, tehlikeli hâlde bulunan ve örgüt mensubu

hükümlüler bakımından kısıtlanabilir."

15. 5275 sayılı Kanun'un

"Avukat ve noterle görüşme hakkı" kenar başlıklı 59.

maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"(1) Hükümlü, avukatlık mesleğinin icrası

çerçevesinde avukatları ile vekâletnamesi olmaksızın en çok üç kez görüşme

hakkına sahiptir.

(2) Avukat ve noter ile görüşme, meslek

kimliklerinin ibrazı üzerine, tatil günleri dışında ve çalışma saatleri içinde,

bu iş için ayrılan görüşme yerlerinde, konuşulanların duyulamayacağı, ancak güvenlik

nedeniyle görülebileceği bir biçimde yapılır.

(3) Avukatlar, vekâletnameleri olsa da aynı

anda birden fazla hükümlü ile görüşme yapamazlar."

16. 5275 sayılı Kanun'un "Hükümlünün,

mektup, faks ve telgrafları alma ve gönderme hakkı" kenar

başlıklı 68. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"(1) Hükümlü, bu maddede belirlenen

kısıtlamalar dışında, kendisine gönderilen mektup, faks ve telgrafları alma ve

ücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla, gönderme hakkına sahiptir.

...

(4) Hükümlü tarafından resmî makamlara veya

savunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar denetime tâbi

değildir."

17. 5275 sayılı Kanun'un

"Tutukluların yükümlülükleri" kenar başlıklı 116.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Bu Kanunun; yüksek güvenlikli kapalı

ceza infaz kurumları,.. avukat ve noterle görüşme hakkı... internet

olanaklarından yararlanma hakkı, mektup, faks ve telgrafları alma ve gönderme

hakkı,... ziyaret ve görüşlerde uygulanacak esaslar,... konularında 66 ilâ

76inci maddelerinde düzenlenmiş hükümlerin tutukluluk hâliyle uzlaşır nitelikte

olanları tutuklular hakkında da uygulanabilir."

18. 5275 sayılı Kanun'un "Tutukluların hakları" kenar

başlıklı 114. maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:

"Tutuklunun müdafii ile

olan haberleşmesine ve kurum düzeni çerçevesinde temas ve görüşmelerine hiçbir

suretle engel olunamaz ve kısıtlamalar konulamaz."

19. İnfaz Tüzüğü'nün "Telefonla

görüşme hakkı" kenar başlıklı 88. maddesinin ilgili kısımları

şöyledir:

"(1) Kapalı kurumda bulunan hükümlüler,

belgelendirmeleri koşuluyla eşi, üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları

ve vasisi ile telefon görüşmesi yapabilir.

(2) Telefonla görüşmeleri aşağıda belirtilen

esaslara göre yapılır:

a) Hükümlüler, haberleşme

veya iletişim araçlarından yoksun bırakılma veya kısıtlama cezası ile hücreye

koyma cezasının infazı sırasında olmamak koşuluyla, idarenin kontrolünde

bulunan ve kurumun uygun yerlerine yerleştirilen telefonlardan yararlandırılır,

...

e) Hükümlüler, telefon görüşmesi hakkına sahip

oldukları konusunda bilgilendirilir,

f) Hükümlülerin telefonla görüşme gün ve

saatleri, kurumda bulunan telefon adedi, başvuru sırası, kurumun asayiş ve

güvenliği dikkate alınarak idare tarafından belirlenir. Hükümlüler

görüşebilecekleri yakınlarından bir veya birden fazla kişi ile haftada bir kez

ve bir telefon numarasıyla bağlantı kurarak kesintisiz görüşme yapabilir.

Herhangi bir nedenle görüşme gerçekleşememişse daha önceden bildirilen

numaralardan bir diğeriyle görüşebilir. Konuşma süresi görüşme başladığı andan

itibaren on dakikayı geçemez. Ancak tehlikeli hükümlü oldukları idare ve gözlem

kurulu tarafından belirlenen hükümlüler onbeş günde bir kez olmak ve on

dakikayı geçmemek üzere sadece eşi, çocukları, annesi ve babası ile

görüşebilir,

g) Hükümlünün, kurumun güvenliğini tehlikeye

düşüren, suç oluşturan veya bir suça azmettirme ya da yardım etme sonucunu

doğurabilecek konuşmalarda bulunduğu dinleme sırasında belirlendiğinde, görüşme

derhâl kesilir. Bu hâlde hükümlü hakkında adlî veya idarî soruşturmaya esas

olacak işlemler kurum en üst amiri tarafından yapılır,

..."

B. Uluslararası Hukuk

20. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özel ve aile hayatına saygı hakkı" kenar

başlıklı 8. maddesi şöyledir:

"(1) Herkes .... yazışmasına saygı

gösterilmesi hakkına sahiptir.

(2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamu

makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir

toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin

korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının

hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz

konusu olabilir."

21. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM); haberleşme

hürriyetine yapılan müdahalelerin demokratik toplumda zorunluluk teşkil

etmesine ilişkin kriteri incelediği kararlarda öncelikle ceza infaz

kurumlarında bulunan kimselerin yazışmalarının belirli ölçüde kontrolünün başlı

başına Sözleşme'nin ihlaline sebebiyet vermeyeceğini, keza ceza infaz kurumunun

olağan ve makul gereksinimleri dikkate alınarak bir değerlendirmede bulunmanın

gerekli olduğunu belirtmiştir (Mehmet Nuri

Özen/Türkiye, B. No: 12672/08, 11/1/2011, § 51; Silver ve diğerleri/Birleşik Krallık, B.

No: 5947/72, 6205/73, 7052/75, 7061/75, 7107/75, 7113/75, 7136/75, 25/3/1983, §

98).

22. AİHM kararlarına göre haberleşme özgürlüğüne yapılan

müdahale öncelikle kanunla öngörülmelidir. Müdahalenin yasal dayanağını

oluşturan mevzuatın ulaşılabilir,

yeterince açık ve belirli bir eylemin gerektirdiği sonuçlar açısından öngörülebilir olması gerekir. İkinci

olarak söz konusu sınırlandırma meşru bir

amaca dayalı olmalıdır. Bunun yanı sıra müdahale demokratik bir

toplumda gerekli ve ölçülü olmalıdır. AİHM'e göre demokratik toplumda

zorunluluk kavramı, müdahale teşkil eden eylemin acil bir toplumsal ihtiyaçtan

kaynaklanması ve takip edilen meşru amaç bakımından orantılı olması unsurlarını

içermektedir (Silver ve diğerleri/Birleşik

Krallık, §§ 85-97; Klass ve

diğerleri/Almanya, B. No: 5029/71, 6/9/1978, §§ 42-55; Campbell/Birleşik Krallık, B. No:

13590/88, 25/3/1992, § 34).

23. AİHM'e göre hükümlü ve tutuklular Sözleşme kapsamında kalan

temel hak ve hürriyetlerin tamamına kural olarak sahiptir (Hirst/Birleşik

Krallık (No. 2), B. No: 74025/01, 6/10/2005, § 69). AİHM, ceza infaz kurumunda

tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması

gibi güvenliğin ve düzenin korunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin

olması durumunda mahkûmların sahip olduğu haklara sınırlama getirilebileceğini

kabul etmiştir. Ancak bu durumda dahi hükümlü ve tutukluların haklarına yönelik

herhangi bir sınırlama makul ve ölçülü olmalıdır (Silver ve diğerleri/Birleşik

Krallık, B. No: 5947/72 ..., 25/3/1983, §§ 99-105).

24. AİHM mahpuslar ve avukatları arasındaki haberleşmenin

Sözleşme’nin 8. maddesi altında imtiyazlı olduğunu ve avukat ile müvekkil

arasındaki iletişimin gizliliği ilkesinin gözetilmesini temel kural olarak

kabul etmektedir (Campbell/Birleşik Krallık,

§ 48). Öte yandan AİHM hükümlü/tutukluların mektupla haberleşme imkânına

yeterince sahip olmaları durumunda ayrıca telefonla görüşme hakkı tanınmasının

zorunlu olmadığını kabul etmektedir. (A.B./Hollanda,

B. No: 37328/97, 29/1/2002, § 92). Ancak AİHM'e göre iç hukukta böyle bir hak

tanınmış ise bu hakkın kullanımına getirilecek sınırlandırmalar Sözleşme'nin 8.

maddesine müdahale teşkil edebilir (Nusret

Kaya ve diğerleri/Türkiye, 43750/06, 60915/08, 22/4/2014, § 36).

25. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Üye Devletlere Avrupa

Cezaevi Kuralları Hakkında REC (2006) 2 sayılı tavsiye kararlarının hükümlü ve

tutukluların hukuki danışmanlık almaları ve dış dünya ile ilişkilerine ilişkin

ilgili kısımları şöyledir:

“Hukuki Danışmanlık

23.1. Bütün mahpuslara hukuki danışmanlık alma

hakkı tanınır. Cezaevi yetkilileri onlara bu hakkı kullanmalarında makul

kolaylıklar sağlamalıdır.

23.2. Mahpuslar herhangi bir hukuki mesele

hakkında kendi seçtikleri ve ücretini ödedikleri bir hukuki danışmana

başvurabilirler.

23.3. Kabul edilmiş ve ücretsiz bir hukuki

yardım uygulaması olması halinde, yetkililer bunu tüm mahpusların dikkatine

sunmalıdır.

23.4. Mahpuslar ve hukuki danışmanları

arasında hukuki konularda yapılan görüşmeler, yazışmalar ve diğer iletişimler

gizli tutulmalıdır.

23.5. Ciddi bir suçun işlenmesinin önlenmesi

ya da cezaevi emniyet ve güvenliğinin esaslı bir biçimde ihlal edilmesinin

engellenmesi için, adli bir merci tarafından istisnai hallerde bu gizliliğe

kısıtlamalar getirilebilir.

23.6. Mahpuslar, mahkeme işlemleri ile ilgili

belgelere ulaşabilmeli veya bunları yanlarında bulundurmalarına izin

verilmelidir.

"Dış Dünya ile İlişki

24.1. Mahpusların mümkün olabilen sıklıkta

mektup, telefon veya diğer iletişim vasıtalarıyla aileleriyle, başka kişilerle

ve dışarıdaki kuruluşların temsilcileriyle haberleşmelerine ve bu kişilerin

mahpusları ziyaret etmelerine izin verilmelidir.

24. 2 Devam etmekte olan bir ceza

soruşturması, emniyet, güvenlik ve düzeninin muhafaza edilmesi, suç işlenmesinin

önlenmesi ve suç mağdurunun korunması için gerekli görülmesi halinde,

haberleşme ve ziyaretlere kısıtlamalar konabilir ve izlenebilir. Ancak adli bir

merci tarafından konulan özel kısıtlamalar da dahil olmak üzere, bu tür

kısıtlamalar yine de kabul edilebilir asgari bir iletişime izin vermelidir.

...

24.5. Cezaevi yetkilileri, dış dünyayla

yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bunun

için onlara uygun destek ve yardım sağlamalıdırlar..."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

26. Mahkemenin 27/2/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

27. Başvurucu; ilgili mevzuata göre avukatıyla telefonla görüşme

hakkının mevcut olduğunu, bu hakkın kısıtlanmasının yasal dayanaklarının mevcut

olmadığını belirtmiştir. Mevzuata göre disiplin cezası hâlinde bile avukat ile

görüşmenin engellenemeyeceğini, bu yönde mahkemelerin verdiği emsal kararlar

olduğunu, disiplin cezası bile olmamasına rağmen avukatıyla telefonla

görüşmesinin, dolayısıyla hukuki yardım almasının engellendiğini vurgulayan

başvurucu adil yargılanma ile kişi hürriyeti ve güvenliği haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

28. Bakanlık görüşünde; başvurucunun haberleşme hürriyetine

yapılan müdahalenin Kanun ile öngörüldüğü, kamu düzenin sağlanması ve suç

işlenmesinin önlenmesi meşru amacına dayalı olduğu belirtilmiştir. İnfaz

Hâkimliği kararı ile anılan karara itiraz üzerine verilen itirazın reddine

ilişkin karardaki tespit ve sonuçların mevzuatın uygulanması niteliğinde

olduğu, bu anlamda Anayasa'da yer alan hak ve özgürlükleri ihlal eder nitelikte

olmadığı veya adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda açık bir keyfîlik

içermediği değerlendirilmesine yer verilmiştir. Ayrıca başvurucunun avukatı ile

tek görüşme imkânının telefon görüşmesi olmadığını, avukatla belirli günlerde

yüz yüze görüşme imkânın da mevcut olduğu ifade edilmiştir.

29. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında mevzuatta

hükümlü ve tutukluların avukatıyla telefon vasıtasıyla haberleşmesini

engelleyen bir hüküm olmadığını, kanun tarafından belirlenen bir hakkın idare

tarafından keyfî bir şekilde engellenemeyeceğini, mevzuatta lehine olan

hükümlerin gözetilmediğini belirtmiştir. Bakanlık görüşünde uygulamanın suç

işlenmesinin önlenmesi amacına hizmet ettiğinin belirtildiği ancak telefon

görüşmelerinin dinlenip kaydedildiği, idarenin bu iletişim şekli üzerinde

mutlak denetiminin olduğu hususları gözetildiğinde bir suç işlenmesi hâline

ilişkin zaten bir tedbirin söz konusu olduğu, bu nedenle telefon görüşmelerine

izin verilmemesinin kabul edilir bir yanının olmadığı ifade edilmiştir.

B. Değerlendirme

30. Anayasa’nın başvurunun değerlendirilmesinde dikkate alınacak

"Haberleşme hürriyeti"

kenar başlıklı 22. maddesi şöyledir:

"Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir.

Haberleşmenin gizliliği esastır.

Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin

önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve

özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak

usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak

gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin

yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz.

Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur.

Hâkim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, karar kendiliğinden

kalkar.

İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve

kuruluşları kanunda belirtilir."

31. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §

16). Hükümlü olarak Ceza İnfaz Kurumunda bulunan başvurucunun iddialarının

özünün avukatı ile telefonla görüşmesinin engellenerek haberleşmesinin

kısıtlandığına yönelik olması nedeniyle başvuru, haberleşme hürriyeti

kapsamında incelenmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

32. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Müdahalenin Varlığı

33. Kamu makamlarının bireyin haberleşme özgürlüğüne ve

haberleşmesinin gizliliğine keyfî bir şekilde müdahale etmelerinin önlenmesi,

Anayasa ve Sözleşme ile sağlanan güvenceler kapsamında yer almaktadır.

Haberleşmenin içeriğinin denetlenmesi, haberleşmenin gizliliğine ve dolayısıyla

haberleşme özgürlüğüne yönelik ağır bir müdahale oluşturur. Bununla birlikte

haberleşme özgürlüğü, mutlak nitelikte olmayıp meşru birtakım sınırlamalara

tabidir. Bu kapsamdaki özel sınırlama ölçütleri, Anayasa’nın 22. maddesinin

ikinci fıkrasında sayılmıştır (Mehmet Koray

Eryaşa, B. No: 2013/6693, 16/4/2015, § 50).

34. Somut olayda başvurucunun telefonla haberleşme hakkının

İdare ve Gözlem Kurulu kararıyla kısıtlanmasının haberleşme hürriyetine

müdahale oluşturduğu sonucuna varılmıştır.

b. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

35. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca

Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ...demokratik toplum düzeninin

gereklerine... ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

36. Anayasa’nın 22. maddesinde, herkesin haberleşme özgürlüğüne

sahip olduğu ve haberleşmenin gizliliğinin esas olduğu hüküm altına alınmıştır.

Sözleşme’nin 8. maddesinde de herkesin haberleşmesine saygı gösterilmesini

isteme hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak

koruma alanı, haberleşme özgürlüğünün yanı sıra içeriği ve biçimi ne olursa

olsun haberleşmenin gizliliğini de güvence altına almaktadır. Haberleşme

bağlamında bireylerin karşılıklı ve toplu olarak sözlü, yazılı ve görsel

iletişimlerine konu olan ifadelerinin gizliliğinin sağlanması gerekir. Posta,

elektronik posta, telefon, faks ve internet aracılığıyla yapılan haberleşme

faaliyetlerinin haberleşme özgürlüğü ve haberleşmenin gizliliği kapsamında

değerlendirilmesi gerekir (Mehmet Koray Eryaşa, § 49).

37. Anayasa'nın 19. maddesi gereğince hükümlü ve tutukluların

haberleşme hürriyeti ve aile hayatına saygı hakkının sınırlanması, hukuka uygun

olarak ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve doğal bir sonucudur. Öte

yandan hükümlü ve tutukluların aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı, ceza

infaz kurumu idaresinin hükümlü ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla temasını

devam ettirecek önlemleri almasını zorunlu kılmaktadır (Mehmet Zahit Şahin, B. No: 2013/4708,

20/4/2016, § 36).

38. Bununla beraber bu yükümlülük yerine getirilirken ceza infaz

kurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve doğal sonuçlarının gözetilmesi

gerekmektedir. Bu bağlamda kamu düzeni ve suç işlenmesinin önlenmesi ile

haberleşme hürriyeti arasında adil bir denge sağlanmalıdır. Ancak ceza infaz

kurumunda bulunmanın doğal sonucu olarak idarenin müdahale konusunda takdir

yetkisinin daha geniş olduğu gözetilmelidir (Mehmet

Koray Eryaşa, § 89).

39. Bu bağlamda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 22. maddesini ihlal

edecektir. Bu sebeple sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve

somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, meşru amaç taşıma,

demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk ve ölçülülük ilkesine uygun

olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

40. Haberleşme hürriyetinin düzenlendiği Anayasa'nın 22.

maddesinin ikinci fıkrasında, söz konusu sınırlama sebeplerine bağlı kalınarak yapılacak

sınırlamanın ancak usulüne uygun olarak verilecek hâkim kararıyla mümkün

olabileceği belirtildikten sonra üçüncü fıkrasında "İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları kanunda

belirtilir." denilerek bu kuralın da mutlak olmadığı ve bu kurala

bazı kurumlar yönünden kanunla sınırlamalar getirilebileceği açıkça

düzenlenmiştir (AYM, E.2014/122, K.2015/123, 30/12/2015, § 71). Bu bağlamda

ceza infaz kurumları, Anayasa'nın 22. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında

istisnaların uygulanacağı kamu kurumlarındandır (Mehmet Koray Eryaşa, §§ 74-76).

41. Öte yandan Anayasa Mahkemesi, Anayasa'da temel hak ve

özgürlüklerin sınırlandırılması gibi münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen

konularda kanunun temel esasları, ilkeleri ve çerçeveyi belirlemiş olması

gerektiğini ve anayasa koyucunun açıkça kanunla düzenlemesini öngördüğü

konularda, yasama organının temel kuralları saptadıktan sonra uzmanlık ve idare

tekniğine ilişkin hususları yürütmeye bırakmasının yasama yetkisinin devri

olarak yorumlanamayacağını kabul etmiştir (AYM, 30/10/2014 E.2014/133,

K.2014/165). Bu bağlamda temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına yönelik

yapılacak kanuni düzenlemelerde kanun koyucunun temel esasları, ilkeleri ve

çerçeveyi belirledikten sonra diğer ayrıntıların düzenleyici işlemler ile

belirlenebileceği kabul edilmiştir. Aksi bir durumda temel hak ve özgürlüklerin

ancak kanunla sınırlanabileceğine ilişkin Anayasa’nın 13. maddesi hükmüne de

aykırılık oluşturacaktır (Mehmet Koray

Eryaşa, § 63).

42. Bu bağlamda başvurucunun telefonla haberleşme hürriyetine

yönelik kısıtlamanın 5275 sayılı Kanun'un 66. maddesinin (1) numaralı fıkrası

ile İnfaz Tüzüğü'nün 88. maddesinde yer alan hükümlere dayanılarak yapıldığı,

bu düzenlemelerin kanunla sınırlama

koşulunu karşıladığı sonucuna varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

43. Haberleşme özgürlüğüne yapılan müdahalenin meşru kabul

edilebilmesi için bu müdahalenin Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında

sayılmış olan millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel

sağlık ve genel ahlakın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin

korunması sebeplerinden biri veya birkaçına dayanması gerekir (Ahmet Temiz, B.

No: 2013/1822, 20/5/2015, § 47).

44. Başvuru konusu olayda haberleşme hürriyetine müdahalenin

kamu düzenin ve güvenliğinin sağlanması ile suç işlenmesinin önlenmesi

kapsamında telefonla görüşme hakkının sınırlandırılması şeklinde uygulandığı ve

anılan müdahalenin meşru amaç taşıma koşulunu karşıladığı değerlendirilmiştir.

iii. Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük

(1) Genel İlkeler

45. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratik

toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu bir

toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı olması gerekir. Açıktır ki bu başlık

altındaki değerlendirme, sınırlamanın amacı ile bu amacı gerçekleştirmek üzere

başvurulan araç arasındaki ilişki üzerinde temellenen ölçülülük ilkesinden

bağımsız yapılamaz. Çünkü Anayasa’nın 13. maddesinde demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olmama ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama biçiminde

iki ayrı kritere yer verilmiş olmakla birlikte bu iki kriter bir bütünün

parçaları olup aralarında sıkı bir ilişki vardır (Ferhat Üstündağ, B.

No: 2014/15428, 17/7/2018, § 45).

46. Orantılılık ise sınırlamayla ulaşılmak istenen amaç ile

başvurulan sınırlama tedbiri arasında dengesizlik bulunmamasına işaret

etmektedir. Diğer bir ifadeyle orantılılık, bireyin hakkı ile kamunun

menfaatleri veya müdahalenin amacı başkalarının haklarını korumak ise diğer

bireylerin hak ve menfaatleri arasında adil bir dengenin kurulmasına işaret

etmektedir. Dengeleme sonucu müdahalede bulunulan hakkın sahibine terazinin

diğer kefesinde bulunan kamu menfaati veya diğer bireylerin menfaatine nazaran

açıkça orantısız bir külfet yüklendiğinin tespiti hâlinde orantılılık ilkesi

yönünden bir sorunun varlığından söz edilebilir (Ferhat Üstündağ, § 48).

47. Hükümlü veya tutuklular (mahkûmlar), Anayasa'nın 19. maddesi

kapsamında hukuka uygun olarak bir mahkûmiyet kararına istinaden tutulmanın

tabii sonucu olarak kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkından mahrum kalma dışında

(İbrahim Uysal, B. No: 2014/1711, 23/7/2014, §§ 29-33) Anayasa'nın ve

Sözleşme'nin ortak alanı kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına

genel olarak sahiptirler. Bununla birlikte ceza infaz kurumunda tutulmanın

kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin temini gibi ceza infaz

kurumunda güvenliğin sağlanmasına yönelik kabul edilebilir makul

gerekliliklerin olması durumunda sahip oldukları haklar sınırlanabilir (Turan

Günana, B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 35; Mehmet Koray Eryaşa, §§ 50-51).

48. Anayasa'da herkesin haberleşme hürriyetine sahip olduğu

belirtilmiştir. Bu bağlamda ceza infaz kurumunda tutuklu ve hükümlü bulunan

kişilerin de haberleşme hürriyetine sahip olduğu hususunda herhangi bir

tereddüt bulunmamaktadır. Ancak haberleşmenin hangi araçlarla yapılacağı

Anayasa açık bir şekilde belirtilmemiştir. Anayasa'nın haberleşme vasıtalarının

tespiti için suskun kalmasının her türlü haberleşmenin bu kapsamda kabul

edilebileceği sonucunu doğurduğu söylenebilir. Bununla birlikte ceza infaz

kurumları açısından haberleşme hürriyetinin belirlenmesi açısından kamu

makamlarının takdir yetkisinin daha geniş olması ceza infaz kurumunun niteliği

ve amacı bağlamında kabul edilebilir bir durumdur. Bu bağlamda ceza infaz

kurumunda tutulan hükümlü ve tutuklular açısından haberleşme hürriyetinin

kapsamının her türlü iletişim aracını içermeyeceği açıktır. Hükümlü ve

tutuklular açısından haberleşme hürriyetini tamamen ortadan kaldıracak boyutta

olmadığı ve ceza infaz kurumunun güvenliği ve düzeni çerçevesinde somut

olayların özellikleri incelenerek yapılan müdahalenin haberleşme hürriyetini

ihlal edip etmediği değerlendirilecektir. Bu bağlamda temel yaklaşım hükümlü ve

tutukluların dış dünya ile temaslarının desteklenmesi olmalıdır (Mehmet Koray Eryaşa, § 54).

49. Özellikle diğer haberleşme yollarının kullanılabildiği ve

yeterli olduğu durumlarda Anayasa’nın 22. maddesinin hükümlü ve tutukluların

telefonla görüşmesini güvence altına aldığı şekilde yorumlanması mümkün

değildir. Burada dikkat edilecek nokta hükümlü ve tutukluların dış dünya ile

haberleşmesinin sağlanmasında kamu otoritelerinin takdir yetkisinin geniş

yorumlanması gerektiğidir. Haberleşme yöntemlerinden bir veya birkaçının

kullanılabilmesi ve yeterli olması durumunda hükümlü ve tutukluların telefonla

görüşmesine izin verilmemesi tek başına haberleşme hürriyetinin ihlali olarak

değerlendirilemez. Ancak Anayasa’nın 22. maddesi kapsamında hükümlü ve

tutuklulara diğer haberleşme araçları ile birlikte telefonla görüşme imkânı

verilmesi hâlinde bu özgürlüğe yapılacak sınırlandırmaların her hâlükarda

kanunla, meşru bir amaçla ve demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun

şekilde yapılması ve ölçülü olması gerekmektedir (Mehmet Koray Eryaşa, § 55).

50. Haberleşme hürriyeti çerçevesinde hükümlü ve tutukluların

avukatları ile görüşmesi ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konudur. Tüm

hükümlü ve tutuklular Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Üye Devletlere Avrupa

Cezaevleri Kuralları Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararlarında da

belirtildiği üzere hukuki danışmanlık alma hakkına sahiptirler (bkz. § 25). Bu

çerçevede hükümlü ve tutuklulara makul kolaylıklar sağlanması ceza infaz kurumu

yönetiminin yükümlülüğüdür. Ancak bu yükümlülüğün hangi iletişim araçları ile

gerçekleştirileceğine dair anılan tavsiye kararlarında da somut bir yol

gösterilmemiştir. Bunun tespiti kamu otoritelerinin sorumluluğundadır (Mehmet Koray Eryaşa, § 57).

51. Ayrıca hükümlü ve tutukluların temel haklarına yapılan

müdahalelere gerekçe olarak gösterilebilecek makul nedenlerin somut olayın tüm

koşulları çerçevesi dâhilinde olaya özgü olgu ve bilgilerle gerekçelendirilmesi

gerekmektedir. Bunun yanı sıra yapılacak değerlendirmede kişinin itham edildiği

suçun ve tutuklama sebeplerinin de dikkate alınması gerekmektedir (Mehmet Zahit Şahin, § 63).

52. Bu bağlamda başvuru konusu olay bakımından yapılacak

değerlendirmelerin temel ekseni, müdahaleye neden olan idari makamlar ve derece

mahkemelerinin kararlarında dayandıkları gerekçelerin haberleşme hakkını

kısıtlaması bakımından demokratik toplum

düzeninin gereklerine uygunluk ve

ölçülülük ilkesine uygun olduğunu inandırıcı bir şekilde ortaya

koyup koyamadığı olacaktır (Mehmet Zahit

Şahin, § 64; Ahmet Temiz,

§ 68).

(2) İlkelerin Olaya

Uygulanması

53. Hükümlü ve tutukluların avukat veya müdafi ile görüşmesi

5275 sayılı Kanun’da ayrı maddelerde düzenlenmiştir. Anılan Kanun’un 66.

maddesinde hükümlülerin avukat ile görüşmesi düzenlenmiştir. Tutuklular

hakkında ise aynı Kanun’un 114. maddesinin (5) numaralı fıkrasında tutukluların

müdafi ile olan haberleşmesine, kurum düzeni çerçevesinde temas ve

görüşmelerine hiçbir suretle engel olunamayacağı ve kısıtlamalar konulamayacağı

belirtilmiştir. Aynı Kanun’un 116. maddesinde belirtilen ve tutukluluk hâliyle

uzlaşır nitelikte olması kaydıyla 66. maddede belirtilen hükümlülerin

avukatları ile görüşme usulü tutuklular açısından da kabul edilmiştir.

54. Anılan mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde

tutukluların ve hükümlülerin telefonla görüşme hakkına sahip oldukları, bununla

birlikte tutuklular yönünden 5275 sayılı Kanun'un 114. maddesiyle müdafiyle

haberleşmesine ilişkin ek bir güvence sağlandığı anlaşılmaktadır. Anılan

güvencenin, devam eden yargılama kapsamında tutukluların savunma haklarını

kullanmalarının kolaylaştırılmasına yönelik olduğu söylenebilir. Bu bağlamda

Anayasa Mahkemesi Mehmet Koray Eryaşa kararında (aynı kararda bkz. §§ 63-68) anılan

düzenlemeleri değerlendirerek tutukluların avukatla veya müdafi ile telefon

vasıtasıyla haberleşme hakkının olduğuna ve bu hakkı engelleyebilecek yeterli

yasal düzenlemenin mevcut olmadığına karar vermiştir .

55. 5275 sayılı Kanun'un 66. maddesinde ise hükümlülerin

telefonla haberleşme hakkı açıkça düzenlenmiş ancak bu hakkın esaslarının tüzük

ile belirleneceği hüküm altına alınmıştır. Bir başka ifade ile hükümlülerin

telefon ile görüşmesi bir hak olarak tanımlanmakla birlikte kimler ile telefon

vasıtasıyla görüşme sağlayabileceğinin ve görüşme şartlarının idarenin takdir

yetkisi kapsamında düzenlenmesi hüküm altına alınmıştır. İlgili İnfaz

Tüzüğü'nde ise anılan yetki bağlamında yapılan düzenleme ile hükümlülerin

telefonla görüşebileceği kişiler eş, üçüncü dereceye kadar kan ve kayın

hısımlar ile vasi olarak sayılmış ve avukat ile telefonla görüşme

öngörülmemiştir. Bu bağlamda yukarıda tutuklular yönünden tespit edilen ek

güvencenin hükümlüleri kapsamadığı, hükümlülerin avukat ve müdafi ile telefon

vasıtasıyla görüşme hakkının kural olarak mevcut olmadığı söylenebilir. Bununla

birlikte telefonla görüşme hakkının kapsamına ilişkin tutuklu ve hükümlüler

yönünden farklı düzenlemeler öngörülmesinin hükümlü ile tutuklunun hukuk

karşısındaki statülerinin farklı olması, diğer bir ifadeyle hükümlü hakkında

kesinleşen ceza mahkûmiyetinin infazı aşamasına geçilmiş olmasına karşın

tutuklunun yargılamasının devam ediyor olması gözetildiğinde demokratik toplum

gereklerine uygun olmadığı söylenemez.

56. Öte yandan anılan mevzuatta hükümlünün avukatıyla telefonla

görüşme hakkı olduğuna dair bir düzenleme olmamakla birlikte yukarıda

belirtilen mevzuata göre (bkz.15, 16) tatil günleri dışında ve çalışma saatleri

içinde avukat ile hükümlünün yüz yüze görüşebileceği, ayrıca mektup, faks gibi

yollarla avukatıyla iletişim kurmasının mümkün olduğu gözetildiğinde

hükümlülere avukat ile telefonla görüşme hakkının tanınmamasının haberleşme

hürriyetini tamamen ortadan kaldıracak boyutta olmadığı, diğer haberleşme

yollarının avukat ile hükümlü arasındaki iletişimin sağlanması açısından

yeterli olduğu anlaşılmaktadır.

57. Bu bağlamda ceza infaz kurumunda kalan hükümlülerin

haberleşme hürriyetleri kapsamında sayılan telefonla görüşme hakkının,

görüşülebilecek kişiler yönünden, bu konuda idareye tanınan geniş takdir

yetkiside dikkate alındığında, sınırlandırılmasının mümkün olduğu söylenebilir.

Ancak bu durumda hükümlülerin avukatlarıyla iletişim kurabilmelerindeki

bireysel yarar ile kamu yararı arasında makul bir dengeleme yapılarak

hükümlülerin öznel durumları gözetilmek suretiyle belli bir esnekliğin

sağlanması gerektiği vurgulanmalıdır. Bu bağlamda hükümlünün avukatıyla telefon

vasıtasıyla görüşme talebi, hükümlünün dayandığı nedenler ve somut olayın öznel

koşulları gözetilerek hukuki yardım almanın kolaylaştırılması temelinde

değerlendirmeli ve yeterli gerekçe ile karşılanmalıdır. Öte yandan hükümlünün

somut durumu gözetildiğinde haberleşme yöntemlerinden bir veya birkaçının

avukat ile haberleşmede kullanılabildiğinin ve diğer iletişimin araçlarının

avukat ile haberleşme açısından yeterli olduğunun tespit edilmesi hâlinde

hükümlünün avukatla telefon aracılığıyla görüşmesine izin verilmemesi tek

başına haberleşme hürriyetinin ihlali olarak kabul edilemez.

58. Somut olayda hükümlü olarak Ceza İnfaz Kurumunda bulunan

başvurucunun avukatıyla yüz yüze görüşme, mektup, faks ve benzeri yöntemlerle

iletişim kuramadığı ya da bu iletişim yollarının yeterli olmadığı yönünde bir

iddiasının olmadığı, ayrıca avukatıyla telefonlagörüşme talebine ilişkin öznel

nedenler de ileri sürmediği görülmüştür. Anılan durum yukarıdaki açıklamalarla

birlikte değerlendirildiğinde, başvurucunun haberleşme hürriyetine yapılan

müdahalenin demokratik toplum gereklerine uygun ve ölçülü olduğu; haberleşme

hürriyetine yönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşılmıştır.

59. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 22.

maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edilmediğine

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme

hürriyetinin İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun

yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA,

D. Kararın bir örneğinin bilgi için Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 27/2/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Kadir ÖZKAYA Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Raportör : Ali KOZAN Başvurucu : Sinan GÜL

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/7628, 27 Şubat 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. A. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  13. B. Anayasa'nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme
  14. C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  15. D. Kararın bir örneğinin bilgi için Adalet Bakanlığına
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/7628
Tarih
27 Şubat 2020

İlgili Kararlar

  • Serhat Soysalan Başvurusu (B. No: 2017/16903)
  • Erenkum İnş. Taah. Nak. Gıda Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2017/6462)
  • Mustafa Berberoğlu Başvurusu (B. No: 2015/3324)
  • Yasin Akdeniz Başvurusu (B. No: 2016/22178)
  • Çağrı Yılmaz Başvurusu (B. No: 2017/34463)
  • Meral Danış Beştaş Başvurusu (B. No: 2015/19545)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.