İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Şükrü İlci Başvurusu (B. No: 2018/3449)

1. Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki

Başvuru No2018/3449Tarih18 Kasım 2020Okuma17 dk · 3.304 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Şükrü İlci Başvurusu

Karar tarihi
18 Kasım 2020
Başvuru Numarası
2018/3449
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.304 kelime·17 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki

olmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması, soruşturma dosyasına erişimin

kısıtlanması, tahliye taleplerinin incelenmemesi, tutukluluk incelemelerinin

kanuni süresi içinde yapılmaması, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme

önüne çıkarılmaksızın yapılması, tutukluluk incelemelerinde alınan savcılık

görüşünün bildirilmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının;

hukuka aykırı arama kararları ve vekille görüşlerin kayıt altına alınması

nedeniyle savunma hakkı ile adil yargılanma hakkının; gözaltı sürecinde ve ceza

infaz kurumundaki bazı uygulamalar nedeniyle nedeniyle de kötü muamele

yasağının, eşitlik ilkesi ile masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 22/1/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

6. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî darbe

teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke

genelinde olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl süreci yeniden

uzatılmayarak 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı

organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok

uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü

(FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir

yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri

[GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

7. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde

darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa

bile FETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının da

bulunduğu çok sayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından

soruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara

Cumhuriyet Başsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu-

üç bine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu

iddiasıyla başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı

ve tutuklama tedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§

51, 350).

8. Başvurucu, en son Edirne Cumhuriyet savcısı olarak

görev yapmıştır.

9. Başvurucu, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun

(HSYK) 16/7/2016 tarihli kararı ile görevinden uzaklaştırılmış; 24/8/2016

tarihli kararı ile meslekten ihraç edilmiş ve bu karar 29/11/2016 tarihinde

kesinleşmiştir.

10. Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı (Savcılık) tarafından

başlatılan soruşturma kapsamında 16/7/2016 tarihinde başvurucu gözaltına

alınmıştır. Savcılık tarafından 17/7/2016 tarihinde başvurucunun ifadesi

alınmış, ifade alma işlemi sırasında müdafii de hazır bulunmuştur.

11. Başvurucu, Savcılık tarafından silahlı terör örgütüne

üye olma ve anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçlarından

tutuklanması istemiyle 17/7/2016 tarihinde Edirne Sulh Ceza Hâkimliğine sevk

edilmiştir. Başvurucunun sorgusu Edirne Sulh Ceza Hâkimliğince aynı tarihte

yapılmış, sorgu sırasında başvurucunun müdafii de hazır bulunmuştur. Başvurucu,

emniyetteki ifadesine benzer şekilde beyanlarda bulunmuştur.

12. Hâkimlik başvurucunun tutuklanması talebinin reddine

ve adli kontrol tedbirinin uygulanmasına karar vermiş ancak bu karara

Savcılığın yaptığı itiraz üzerine 18/7/2016 tarihinde Edirne Sulh Ceza

Hâkimliği başvurucunun atılı suçlardan tutuklanmasına karar vermiştir.

13. Başvurucu, tutuklama kararına itiraz etmiş ancak

itirazı Kırklareli Sulh Ceza Hâkimliğince 21/7/2016 tarihinde kesin olarak

reddedilmiştir.

14. Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı 31/10/2016 tarihli

karar ile yetkisizliğine ve başvurucu hakkındaki soruşturma dosyasının Ankara

Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı da

12/1/2017 tarihli karar ile yetkisizliğine ve başvurucu hakkındaki soruşturma

dosyasının İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar vermiştir.

15. Başvurucu hakkında devam eden soruşturma sürecinde

Edirne Sulh Ceza Hâkimliğinin 17/8/2016, 9/9/2016, 6/10/2016 tarihli; Ankara 9.

Sulh Ceza Hâkimliğinin 9/11/2016 tarihli; Ankara 8. Sulh Ceza Hâkimliğinin

5/12/2016 tarihli; Ankara 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 6/1/2017 tarihli; İstanbul

14. Sulh Ceza Hâkimliğinin 10/2/2017, 15/9/2017 tarihli; İstanbul 10. Sulh Ceza

Hâkimliğinin 9/3/2017 tarihli; İstanbul 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 7/4/2017

tarihli; İstanbul 13. Sulh Ceza Hâkimliğinin 3/5/2017 tarihli; İstanbul 11.

Sulh Ceza Hâkimliğinin 5/6/2017 tarihli; İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin

4/7/2017 tarihli; İstanbul 7. Sulh Ceza Hâkimliğinin 1/8/2017 tarihli; İstanbul

9. Sulh Ceza Hâkimliğinin 24/8/2017 tarihli; İstanbul 8. Sulh Ceza Hâkimliğinin

6/10/2017 tarihli; İstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin 6/11/2017 tarihli;

İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 28/12/2017 tarihli kararları ile

başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Başvurucunun

İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin kararına karşı yapmış olduğu itiraz İstanbul

12. Sulh Ceza Hâkimliğinin 21/12/2017 tarihli kararı ile kesin olarak

reddedilmiştir.

16. Başvurucu 22/1/2018 tarihinde bireysel başvuru

yapmıştır.

17. Başsavcılık 28/5/2018 tarihli iddianame ile

başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması

istemiyle kamu davası açmıştır.

18. İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi 10/7/2018 tarihinde

iddianamenin kabulüne karar vermiş ve 2018/183 sayılı dosya üzerinden

kovuşturma aşaması başlamıştır.

19. Devam eden kovuşturma sürecinde 30/10/2018 tarihli

duruşmada başvurucunun tahliyesine ve hakkında adli kontrol tedbiri

uygulanmasına karar verilmiştir.

20. İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi yaptığı yargılama

sonucunda 15/11/2019 tarihinde, başvurucunun silahlı terör örgütü üyeliğinden 7

yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkûmiyet

kararının gerekçesinde başvurucu hakkında ByLock tespiti, aleyhe tanık

beyanları ile arama ve elkoyma işlemleri neticesinde elde edilen dijital

verilere dayanıldığı anlaşılmıştır.

21. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih

itibarıyla istinaf incelemesinde derdesttir.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

22. Mahkemenin 18/11/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım Talebi Yönünden

23. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve giderlerini

ödeyemeyecek durumda olduğunu belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur.

24. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No:

2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak -UYAP

üzerinden temin edilen ve sunduğu belgelerden- geçimini önemli ölçüde

güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan

başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne

karar verilmesi gerekir.

B. Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin

İddialar

1. Gözaltında

Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

25. Başvurucu; gözaltında alındıktan sonra adliye

koridorlarında teşhir edilmek suretiyle 14 saat bekletildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

26. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği

Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunulabilmesi için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu

şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne

uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu

makamlara sunması, bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli

özeni göstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177,

26/3/2013, § 17).

27. Bireyin bir devlet görevlisi tarafından hukuka aykırı

ve Anayasa'nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye tabi tutulduğuna

ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlinde etkili bir soruşturmanın

yapılması gerekmektedir. Bu soruşturma, sorumluların belirlenmesini ve

cezalandırılmasını da sağlamaya elverişli olmalıdır (Tahir Canan, B. No:

2012/969, 18/9/2013, § 25).

28. Devletin sahip olduğu etkili soruşturma yükümlülüğü

kapsamında, işkence veya kötü muamele olduğunu gösteren yeterli kesin

belirtiler mevcut olduğunda -kişilere müdahale üçüncü kişilerden gelmiş olsa

dahi- şikâyet ya da ihbarda bulunulmadığında bile resen soruşturma açılmasının

sağlanması gerektiği açıktır (Tahir Canan, § 25).

29. Başvuruya konu olayda başvurucu, genel olarak kamu

görevlileri tarafından kötü muameleye maruz bırakıldığını ileri sürmektedir.

Başvurucunun anılan iddialarını herhangi bir adli ve/veya idari merciye

ilettiğine dair bir bilgi ya da belge sunmadığı da gözetildiğinde hukuk

sisteminde mevcut başvuru yollarını tüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğu

anlaşılmaktadır.

30. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Ceza İnfaz

Kurumunda Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucunun

İddiaları

31. Başvurucu; tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumunda iyileştirme

ve sosyal faaliyetlerden faydalanma hakkı ile bilgisayar kullanımı ve

mektuplaşma hakkı kapsamında ayrımcılık yapıldığını, bu faaliyetlerin

yasaklandığını, ayrıca 24/12/2017 tarihli ve 696 sayılı Olağanüstü Hal

Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (KHK)

ile tek tip kıyafet zorunluluğu getirildiğini, bu düzenlemenin potansiyel

mağduru olmasından bahisle masumiyet karinesinin de ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

b. Değerlendirme

i. İyileştirme

ve Sosyal Faaliyetlerden Faydalanma Hakkı ile Bilgisayar Kullanımı ve

Mektuplaşma Hakkına İlişkin İddia

32. Anayasa'nın 10. maddesi şöyledir:

"Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet,

siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım

gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

...

Devlet organları ve idare makamları

bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek

zorundadırlar."

33. Ayrımcılık yasağının ihlal edilip edilmediğinin

tartışılabilmesi için kural olarak kişinin hangi temel hak ve özgürlüğü

konusunda ayrıca hangi temele dayalı olarak ayrımcılığa maruz kaldığının

tespiti gerekir. Ayrımcılık iddiasının ciddiye alınabilmesi için başvurucunun

kendisiyle benzer durumdaki başka kişilere yapılan muamele ile kendisine

yapılan muamele arasında bir farklılığın bulunduğunu ifade etmesi yeterli

olmayıp ayrıca bu farklılığın meşru bir temeli olmaksızın ırk, renk, cinsiyet,

din, dil vb. bir ayrımcılık temeline dayandığını makul delillerle ortaya

koyması gerekir (Adnan Oktar [2], B. No: 2013/514, 2/10/2013, § 46).

34. Somut olayda başvurucunun hangi nedenle ve hangi hak

kapsamında kendisine ayrımcılık uygulandığına dair herhangi bir açıklama

yapmadığı gibi somut bir olay ya da olgudan bahsetmediği anlaşıldığından

başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul

edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

35. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik koşulları bakımından incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

ii. 696 Sayılı

KHK ile Getirilen Tek Tip Kıyafet Zorunluluğu Düzenlemesinin Mağduru Olunduğuna

İlişkin İddia

36. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 46. maddesine göre Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulması için başvuruya konu edilen ve ihlale

yol açtığı ileri sürülen kamusal eylem veya işlemden başvurucunun kişisel

olarak ve doğrudan etkilenmiş olması gerekir (Onur Doğanay,

B. No: 2013/1977, 9/1/2014, §§ 42-45).

37. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'a eklenen hüküm kapsamında olan terör

suçlularına tek tip kıyafet uygulamasına ilişkin ilgili yönetmelik henüz

yayımlanmadığından uygulamaya geçilmemiştir. Dolayısıyla somut olayda,

başvurucunun ihlale neden olduğunu ileri sürdüğü kamusal işlem veya eylemden

kişisel olarak etkilenmediği anlaşılmaktadır.

38. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin kişi bakımından

yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Kişi

Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Gözaltı

Kararının Hukuka Aykırı Olduğuna İlişkin İddia

a. Başvurucunun

İddiaları

39. Başvurucu, gözaltına alınmasının hukuka aykırı

olduğunu belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

b. Değerlendirme

40. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen

hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek

ikincil nitelikte bir hak arama yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincillik

niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulabilmesi için

öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve

Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).

41. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı

süresinin aşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu

iddiaları ile olağanüstü hâl şartları altında geçici bir süre için azami olarak

otuz güne kadar uygulanan gözaltı süresinin uzunluğunun makul olup olmadığı

şikâyetlerine ilişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla

asıl dava sonuçlanmamış da olsa 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu'nun 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi

gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Hikmet Kopar ve

diğerleri [GK], B. No: 2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; Hidayet Karaca [GK],

B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri [GK], B.

No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahim Sönmez ve Nazmiye Kaya,

B. No: 2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47; Neslihan Aksakal, B. No:

2016/42456, 26/12/2017, §§ 30-37). Somut olayda başvurucunun bu kapsamda kalan

iddiaları bakımından anılan kararlardan ayrılmayı gerektiren bir durum mevcut

değildir.

42. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının

başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Tutuklamanın Hukuki Olmadığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

43. Başvurucu; somut delillere dayalı kuvvetli suç

şüphesi ve tutuklama nedenleri olmadan tutuklandığını, tutuklanmasının ölçülü

olmadığını, Savcılık görevinden kaynaklanan özel güvencelere riayet

edilmeksizin tutuklandığını iddia etmiştir.

b. Değerlendirme

44. Başvuru konusu olayda ileri sürülen tutuklamanın

hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği

iddiası yönünden daha önce bireysel başvuruda bulunulduğu ve başvurucunun

anılan şikâyetiyle ilgili olarak 2017/14898 sayılı dosya üzerinden Birinci

Bölüm Birinci Komisyon tarafından yapılan inceleme sonunda açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilmezlik kararı verildiği tespit edildiğinden

başvurunun bu şikâyet yönünden mükerrer başvuru niteliğinde olduğu

anlaşılmıştır.

45. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının mükerrer

başvuru olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.

3. Tutukluluğun

Makul Süreyi Aştığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun

İddiaları

46. Başvurucu; tutukluluğunun şablon gerekçelerle

devamına karar verildiğini, tutukluluğunun makul süreyi aştığını belirterek

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

47. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen

azami süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular

bakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye

edilmiş veya hükümlü hâle gelmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili

Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde

öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk

yolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515,

28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek, B. No: 2014/6500, 29/9/2016, §§

33-45; Ahmet Kubilay Tezcan, B. No: 2014/3473, 25/1/2018, § 26). Somut

olayda 30/102018 tarihinde tahliyesine, 15/11/2019 tarihinde de mahkûmiyetine

karar verilen başvurucu yönünden anılan içtihattan ayrılmayı gerektiren bir

durum olmadığı anlaşılmıştır.

48. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının

başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

4. Soruşturma

Dosyasına Erişimin Kısıtlandığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun

İddiaları

49. Başvurucu; soruşturma dosyasında gizlilik kararının

bulunması nedeniyle hakkındaki suçlamaları öğrenemediğini, savunmasını

hazırlayamadığını, iddia makamı ile eşit şartlarda bulunmadığını belirterek

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

50. Somut olayda kısıtlama kararının ne zaman

kaldırıldığı belli değil ise de 5271 sayılı Kanun'un 153. maddesinin (4)

numaralı fıkrası uyarınca en geç iddianamenin kabul edildiği 10/7/2018

tarihinde kanun gereği kısıtlamanın sona erdiği değerlendirilmiştir.

51. Anayasa Mahkemesi, soruşturma dosyalarına erişime

yönelik olarak verilen kısıtlama kararlarının tutuklu kişilerin

özgürlüklerinden mahrum bırakılmalarına karşı itirazda bulunma hakkı üzerindeki

etkisini birçok kararında incelemiştir. Bu kararlarda, öncelikle yakalanan veya

tutuklanan kişiye yakalama ya da tutuklama sebeplerinin ve hakkındaki

iddiaların bildirilmesi gerektiği ancak buradaki bildirim yükümlülüğünün isnat

edilen suçlamalara esas tüm bilgi ve delilleri kapsamadığı belirtilmiş; bu

bağlamda başvurucunun tutuklamaya konu suçlamalara ilişkin temel unsurları

bilip bilmediği dikkate alınmıştır (Günay Dağ ve diğerleri, §§ 168-176; Hidayet

Karaca, §§ 105-107; Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No:

2015/9756, 16/11/2016, §§ 248-257).

52. Somut olayda ifade ve sorgu tutanakları, tutukluluğa

ilişkin kararlar, başvurucu veya müdafileri tarafından verilen tutukluluğa

ilişkin dilekçeler ile soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgeler incelendiğinde

başvurucunun tutukluluğa temel teşkil eden bilgi ve belgelerden haberdar ve

bunların içeriği hakkında yeterli bilgiye sahip olduğu, tutukluluk durumuna

karşı itirazlarını sunma konusunda kendisine yeterli imkânın tanındığı

görülmüştür.

53. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

5. Tutukluluk

İncelemesinin Kanuni Süresi İçinde Yapılmadığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun

İddiaları

54. Başvurucu, otuz günlük kanuni süre içinde verilmesi

gereken gözden geçirme kararlarında kanuni süreye riayet edilmediğini

belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

b. Değerlendirme

55. Anayasa Mahkemesi daha önce verdiği birçok kararda,

5271 sayılı Kanun’un 108. maddesine göre yapılan değerlendirmelerin resen

yapıldığını ve bu değerlendirmelerin Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci

fıkrası ile hürriyeti kısıtlanan kişiye tanınan yargı merciine itiraz edebilme

hakkı kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirtmiş; bu kapsamdaki şikâyetler

bakımından konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemezlik

kararları vermiştir (Firas Aslan ve Hebat Aslan, B. No: 2012/1158,

21/11/2013, § 32; Faik Özgür Erol ve diğerleri, B. No: 2013/6160,

2/12/2015 § 24, Ali Kavlak, B. No: 2016/8018,10/12/2019, § 120). Somut

olayda başvurucunun bu kapsamda kalan iddiaları bakımından anılan kararlardan

ayrılmayı gerektiren bir durum mevcut değildir.

56. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının konu

bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

6. Tutukluluk

İncelemelerinin Hâkim/Mahkeme Önüne Çıkarılmaksızın Yapıldığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun

İddiaları

57. Başvurucu; makul süre içinde mahkeme huzuruna

çıkarılmadığını, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmadan,

kendisi ve müdafii dinlenmeksizin yapıldığını belirterek kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

58. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği,

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulabilmesi için öncelikle olağan

kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt,

§§ 16, 17).

59. Anayasa Mahkemesi Salih Sönmez (B. No:

2016/25431, 28/11/2018) kararında tutukluluk incelemelerinin duruşmasız

yapılması ve/veya makul sürede hâkim/mahkeme önüne çıkarılmama şikâyetini

incelemiştir. Anayasa Mahkemesi anılan kararda başvurucunun inceleme tarihi

itibarıyla hâkim/mahkeme önüne çıkarılmış olması hususunu nazara alarak verilecek

bir ihlal kararının başvurucunun yeniden hâkim önüne çıkarılmasını

sağlamayacağı ve serbest kalması sonucunu doğurmayacağını belirtmiş ve bu

durumda yalnızca kişinin uzun süre hâkim/mahkeme önüne çıkarılmamasıyla ilgili

bir hak ihlalinin tespiti ve gerekiyorsa belli bir miktar tazminata

hükmedilmesiyle yetinileceği sonucuna varmıştır.

60. Öte yandan Anayasa Mahkemesi anılan kararda bu tür

ihlal iddiaları bakımından öncelikle aynı giderim imkânını sağlayan başvuru

yollarının tüketilmesi ve bunlardan sonuç alınamaması hâlinde bireysel

başvuruda bulunulması gerektiğini belirterek 5271 sayılı Kanun'un 141.

maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucunun durumuna uygun, telafi

kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yolu olduğu tespitini yapmış ve başvuru yollarının

tüketilmediği sonucuna varmıştır.

61. Somut olayda başvurucu 18/7/2016 tarihinde

tutuklanmış ve tutuklandıktan sonra ilk kez kovuşturma aşamasında 10/7/2018

tarihinde yapılan duruşmada mahkeme önüne çıkmış ve itirazlarını etkili bir

biçimde ileri sürme fırsatına sahip olmuştur. Başvurucunun hâkim/mahkeme önüne

çıkmadığı süre yaklaşık iki yıldır. Dolayısıyla somut başvuru yönünden anılan

karardan ayrılmayı gerektiren bir durum söz konusu değildir.

62. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutukluluk

incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddiası

ile ilgili olarak yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuru

yaptığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının

tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

7. Tutukluluğa

İtiraz İncelemesinde Alınan Savcılık Görüşünün Bildirilmediğine İlişkin İddia

a. Başvurucunun

İddiaları

63. Başvurucu, tutukluluğun devamı kararlarına karşı

yaptığı itirazların incelenmesi sırasında alınan Savcılık görüşlerinin

kendisine tebliğ edilmediğini belirterek silahların eşitliği ilkesi bağlamında

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

64. Anayasa Mahkemesi Devran Duran (B. No:

2014/10405, 25/5/2017, §§ 106-112) kararında; tutukluluk incelemeleri sırasında

alınan savcılık görüşünün şüpheli veya sanıklara bildirilmemesinin anayasal

önem taşımadığını, içeriğinde başvurucunun cevap vermesini gerektirmeyen ve

daha önce ileri sürülmemiş yeni bir olgudan bahsedilmeyen durumlarda savcılık

görüşünün başvurucuya bildirilmemesinin önemli bir zarara neden olmadığını

ifade etmiştir.

65. Somut olayda, tutukluluk incelemeleri sırasında

alınan Savcılık görüşünün bildirilmediği ileri sürülmüşse de başvuru formu ve

eklerinde başvurucu, bu görüş yazısında kendisinin cevap vermesini gerekli

kılan ve daha önce haberdar olmadığı yeni bir olgu bulunduğunu dile

getirmemiştir. Ayrıca tutukluluğun devamı kararlarının Savcılık görüşüne

dayanılarak verildiği yönünde bir tespit de bulunmamaktadır. Dolayısıyla

başvurucunun iddiaları bakımından anılan karardan ayrılmayı gerektiren bir

durum mevcut değildir.

66. Açıklanan gerekçelerle anayasal ve kişisel önemden

yoksun olması nedeniyle başvurunun bu kısmının kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

D. Adil

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

67. Başvurucu; ceza infaz kurumunda avukatı ile yaptığı

görüşmelerin kayıt altına alındığını, avukatıyla gizlilik içinde görüşme imkânı

verilmediğini, arama ve elkoyma işlemlerinin usulüne uygun yapılmadığını,

etkili bir savunma yapamadığını ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

68. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, § 16). Başvurucunun

şikâyetinin özü, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkindir.

69. Somut olayda hakkındaki yargılama ilk derece

mahkemesinde devam ederken başvurucunun bireysel başvuruda bulunduğu, bireysel

başvurunun incelendiği tarih itibarıyla da yargılamanın istinaf aşamasında

derdest olduğu görülmektedir (bkz. § 22). Bu kapsamda başvurucunun bu başlık

altındaki şikâyetlerine ilişkin olarak hukuk sisteminde mevcut yargısal yolları

tüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmıştır.

70. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. 1. Gözaltındayken bazı uygulamalar nedeniyle kötü

muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. İyileştirme ve sosyal faaliyetlerden faydalanma hakkı

ile bilgisayar kullanımı ve mektuplaşma hakkı yönünden kötü muamele yasağı ile

bağlantılı olarak eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. 696 sayılı KHK ile getirilen tek tip kıyafet

zorunluluğu yönünden kötü muamele yasağı ile bağlantılı olarak eşitlik

ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kişi bakımından yetkisizlik

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Gözaltı kararının hukuka aykırı olduğuna ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

5. Tutuklamanın hukuki olmadığına ilişkin iddianın mükerrer

başvuru olması nedeniyle REDDİNE,

6. Tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

7. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlandığına ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

8. Tutukluluk incelemesinin kanuni süresi içinde

yapılmadığına ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

9. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne

çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

10. Tutukluluğa itiraz incelemesinde alınan savcılık

görüşünün bildirilmediğine ilişkin iddianın anayasal ve kişisel önemden

yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA

11. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca adli yardım talebi

kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF

TUTULMASINA 18/11/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Raportör : Duygu KALUKÇU Başvurucu : Şükrü İLCİ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2018/3449, 18 Kasım 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İnceleme Ve
  10. Gerekçe
  11. A. Adli Yardım Talebi Yönünden
  12. B. Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin
  13. C. Kişi
  14. D. Adil
  15. B. 1. Gözaltındayken bazı uygulamalar nedeniyle kötü
  16. C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2018/3449
Tarih
18 Kasım 2020

İlgili Kararlar

  • İsmail Temiz Başvurusu (B. No: 2019/3697)
  • Atilla Yaman ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/28819)
  • M.ö. Başvurusu (B. No: 2019/38132)
  • Turgay Gökkoyun Başvurusu (B. No: 2018/10156)
  • Osman Şanal Başvurusu (B. No: 2017/22051)
  • Asaf Mete ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/20800)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.