İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Tamer Karslıoğlu Başvurusu (B. No: 2014/2452)

1. Başvuru, ceza yargılaması gerekçe gösterilerek uygulanan Türk

Başvuru No2014/2452Tarih20 Temmuz 2017Okuma20 dk · 3.980 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Tamer Karslıoğlu Başvurusu

Karar tarihi
20 Temmuz 2017
Başvuru Numarası
2014/2452
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.980 kelime·20 dk okuma·22 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ceza yargılaması gerekçe gösterilerek uygulanan Türk

Silahlı Kuvvetlerinden ihraç edilme işleminin ve buna karşı açılan davanın aynı

gerekçe ile reddedilmesinin masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 25/2/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur.

7. Başvurucu,Bakanlığın

görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Başvuruya Kadar Olan

Süreç

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. 1992 yılında Ankara Kara Harp Okulundan mezun olan başvurucu,

2009 yılında binbaşı rütbesiyle Genelkurmay Elektronik Sistemleri (GES)

Komutanlığına; 2011 yılında ise Kara Kuvvetleri Lojistik Komutanlığına tayin

edilmiştir.

10. Başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen ve

kamuoyunda "İstanbul askericasusluk soruşturması" adıyla anılan

soruşturma üzerine 28/11/2011 tarihinde açılan kamu davasında sanık olarak

yargılanmıştır.

11. Yürütülen bu soruşturma ve açılan dava dikkate alınarak

27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'nun 50.

ve 27/12/1998 tarihli ve 23566 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanarak yürürlüğe giren Subay Sicil Yönetmeliği'nin (Subay Sicil

Yönetmeliği) 91. maddeleri çerçevesinde sıralı sicil üstlerince başvurucu

hakkında 30/11/2011 tarihinde "...Türk

Silahlı Kuvvetlerinin itibarını sarsacak şekilde ahlak dışı hareketlerde

bulunması nedeniyle Silahlı Kuvvetlerde Kalması Uygun Değildir."

ortak kanaati ile sicil belgesi düzenlenmiş ve ayırma süreci başlatılmıştır.

12. Düzenlenen sicile dayalı olarak başlatılan inceleme Kara

Kuvvetleri Komutanlığı bünyesindeki Komisyon tarafından yapılmış ve başvurucu

hakkında 4/1/2012 tarihinde ayırma işlemi tesis edilmesine karar verilmiştir.

Bu karar, Kara Kuvvetleri Komutanı tarafından 6/1/2012 tarihinde onaylanmış ve

Genelkurmay Başkanı tarafından 19/1/2012 tarihinde Kara Kuvvetleri Komutanı'nın

kararı doğrultusunda işlem yapılması uygun görülmüştür. Bunun üzerine üçlü

kararname ile başvurucunun 5/3/2012 tarihli ve 2012/3 sayılı işlemle ve

disiplinsizlik gerekçesiyle resen Türk Silahlı Kuvvetlerinden (TSK) ayrılmasına

karar verilmiştir. Söz konusu işlem 14/3/2012 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

13. Başvurucu, bunun üzerine 15/3/2012 tarihinde Kara Kuvvetleri

Komutanlığına bilgi edinme başvurusunda bulunmuştur. Başvurusunda; ayırma sicil

not, kayıt ve kanaatlerinin, ayırma işlemine esas alınan varsa istihbari bilgilerin, alınan karar ve gerekçesinin bir

örneğinin kendisine verilmesini talep etmiştir.

14. Başvurucuya, bilgi edinme başvurusu çerçevesinde Ağır Ceza

Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianame kastedilerek şu şekilde cevap

verilmiştir:

"3. Hakkınızda, ilgi (e) iddianamedeki

eylemlerin, tasvir şekline ve toplanan delillere göre nitelik ve nicelik olarak

vahim olduğu, bu bağlamda statüsünüz itibariyle kamu görevlisi olma nitelik ve

yeterliliğini yitirdiğiniz, bu durum karşısında kamu hizmetinde istihdam

edilmenizin kamu yararına açıkça aykırılık teşkil ettiği değerlendirilmiştir.

...

"5. Ayırmaya esas belgelerden karar

sureti EK-A'da, Ayırma Sicil Belgesi Tıpkı çekimi EK-B'de gönderilmiştir.

Ayırma işlemine esas teşkil eden ilgi (e) iddianameden başka herhangi bir istihbari bilgi/rapor ve disiplin suçu işlediğinize dair

bilgi ve belgeye rastlanılmadığından gönderilmemiştir."

15. Başvurucu, ayırma işleminin iptali talebiyle 17/4/2012

tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) dava açmıştır.

16. Bu arada ceza yargılamasında, İstanbul 11. Ağır Ceza

Mahkemesi (CMK mülga 250. madde ile görevli), 2/8/2012 tarihli ve E.2011/37,

K.2012/166 sayılı kararı ile "devletin güvenliğine ilişkin gizli bilgileri

temin etme", "özel hayatın gizliliğini ihlâl etme" ve "suç

işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma"

suçlarını işlediği gerekçesiyle başvurucuyu toplam 7 yıl 4 ay 22 gün

hapis cezası ile cezalandırmıştır.

17. AYİM Birinci Dairesi, İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinden

dava dosyasına ait gerekçeli kararı talep etmiş; ardından Daire 23/5/2013

tarihli ve E.2012/611, K.2013/606 sayılı kararla oybirliğiyle davanın reddine

hükmetmiştir. Karar gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir:

"...Kamu hizmetini yürütmekle görevli

olan idarenin, bu hizmeti en iyi şekilde yürütebilmesi için gerekli tedbirleri

alma yetkisi ile donatılmasının zorunlu olduğu kuşkusuzdur. Bu nedenle,

idarenin kamu hizmetini yürütecek olan personelini alırken bir

takım özelliklere sahip olmasını araması tabii olduğu gibi; statüye

alındıktan sonra da bunları verimli biçimde kullanması, hizmeti aksatacak,

kendisinden verim alınması imkanı kalmamış, aksine idare mekanizmasına ve kamu

hizmetinin yürütülmesine zararlı olacak personelini bünyesi dışına çıkarması da

doğal görünmektedir.

Bu açıklamalar ışığında dava konusu re'sen ayırma işlemi değerlendirildiğinde;davacı

hakkında düzenlenen iddianamelerdeki tasvir şekillerine ve yine iddianamelerde

belirtilen delillere göre davacıya isnat edilen eylemlerin nitelik olarak vahim

olduğu, özellikle iddianamede belirtilen olaylarla ilgili soruşturma

başladıktan sonra; başvurucunun ikametinde yapılan arama sırasında bulunduğu

belirtilen dijitallerde yer alan belgelerin niteliğinin Genelkurmay

Başkanlığından sorulması üzerine, söz konusu belgelerin TCK'nın 327/1 maddesi

kapsamında devletin güvenliğine ve niteliği itibariyle gizli kalması gereken

bilgilere ilişkin olduğu yönünde Genelkurmay Başkanlığı tarafından cevap verilmesi

ve bu doğrultuda Mahkeme tarafından hüküm kurulması dikkate alındığında;

davacının TSK'nın itibarını sarsacak şekilde hareketlerde bulunduğu

değerlendirmesinin maddi olgulara dayandığı, davacının statüsü itibariyle kamu

görevlisi olma nitelik ve yeterliliğini yitirdiği, bu durum karşısında

davacının kamu hizmetinde istihdam edilmesinin kamu yararına açıkça aykırılık

teşkil ettiği, sonuç olarak, davacı hakkında "Silahlı Kuvvetlerde Kalması

Uygun Değildir" sicil belgesi düzenlenmesi işlemi ve bu sicil belgesine

istinaden 926 sayılı Kanunun 50 ve Subay Sicil Yönetmeliğinin 91'inci maddeleri

kapsamında ayırma işlemi tesis edilmesinde takdir yetkisinin ölçülü ve objektif

olarak kullanıldığı ve anılan işlemde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı

sonucuna varılmıştır."

18. Karar 14/6/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

Başvurucu 28/6/2013 tarihinde karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

19. Başvurucunun AYİM'e yapmış olduğu

karar düzeltme isteminden sonra 26/9/2013 tarihinde başvurucu vekili Yargıtay

Cumhuriyet Başsavcılığının dosyanın tümü hakkında bozma yönünde görüş

bildirdiğini ileri sürerek Yargıtay kararının beklenmesini istemiştir. Bunun

üzerine AYİM 13/11/2013 tarihinde, başvurucu hakkında temyiz incelemesi

sonucunda bir karar verilip verilmediğinin bildirilmesinin, verilmiş ise bir

suretin gönderilmesinin Yargıtay 9. Daire Başkanlığından istenmesine karar

vermiştir.

20. Başvurucu hakkında kurulan ceza davasına ilişkin hükümler,

Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 5/12/2013 tarihli ve E.2013/8851, K.2013/14876

sayılı ilamıyla onanmıştır. Başvurucu bu karara ilişkin 2014/2188 sayılı

bireysel başvuruda bulunmuştur.

21. Yargıtay ilamı 16/12/2013 tarihli yazıyla AYİM Birinci Daire

Başkanlığına gönderilmiştir. Bunun üzerine AYİM Birinci Dairesi 15/1/2014

tarihli ve E.2013/1048, K.2014/7 sayılı ilamla karar düzeltme istemini

reddetmiştir. Bu karar, başvurucuya 30/1/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

22. Başvurucu, AYİM kararına ilişkin olarak 25/2/2014 tarihinde

bakılmakta olan bu başvuruyu yapmıştır.

B. Başvuru Yapıldıktan

Sonraki Gelişmeler

23. Başvurucunun ceza davasına ilişkin 2014/2188 sayılı bireysel

başvurusu 2014/253 sayılı bireysel başvuru ile birleştirilmiştir. Anayasa

Mahkemesi Genel Kurulu 9/1/2015 tarihinde, başvurucunun yargılandığı ve hüküm

giydiği ceza davasına ilişkin olarak silahların eşitliği yönünden adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ve yeniden yargılama yapılmasına karar

vermiştir (Yankı Bağcıoğlu ve diğerleri

[GK], B. No: 2014/253, 9/1/2015). Kararın gerekçesi şöyledir:

"75... Somut olayda,

dijital deliller içindeki bilgi ve belgelere dayanılarak başvurucuların

mahkûmiyetine karar verilmiştir. Başvurucuların dijital verilerin gerçeği

yansıtmadığı yönündeki iddialarının araştırılması amacıyla bu deliller üzerinde

bilirkişi incelemesi yaptırılması veya bunlara ilişkin imajların verilmesi

taleplerinin, dijital belgelerin içeriklerinin devlet sırrı kapsamında

kaldığından ve dijital delillerin usulüne uygun aramalar sonucu ele

geçirildiğinden bahisle reddedilmesi yargılamanın bütünü yönünden adil

yargılanma hakkını ihlal eder niteliktedir.

76. Mahkemece delillerin

bu şekilde gizlenmiş olması, özellikle de devlet sırrı gerekçesiyle delillerin

savunma makamına açılmaması ve incelettirilmemiş olması, başvurucuların,

dijital delillerin sıhhati konusundaki iddialarını tam olarak ileri sürmesini

imkânsız kılmıştır. Oysa Mahkeme, bu dijital delillere göre bir değerlendirme

yaparak mahkûmiyet kararı vermiş ve Yargıtay tarafından aynı nedenlerle verilen

hüküm onanmıştır (bkz. §§ 25-26). Bu koşullarda Mahkemece izlenen usul ve

yöntemin, silahların eşitliği ilkesinin gereklerine uygun olmadığı ve

başvurucunun menfaatlerini yeterince koruyan bir güvence içermediği açıktır.

77. Bu şekilde

başvurucuların, kendilerine yöneltilen suçlamaların dayanağı olan delillere

karşı savunma yapma imkânı ve kovuşturmanın genişletilmesini isteme hakkı

kısıtlanmış, ceza yargılamasının, maddi gerçeğin ortaya çıkartılması amacına

yönelik olarak “silahların eşitliği” ilkesi ihlal edilmiştir. "

24. Anayasa Mahkemesi kısa kararının bir örneği 12/1/2015

tarihinde Mahkemesine (2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanun'la yapılan özel

yetkili mahkemelelerin kaldırılmasıyla birlikte

değişiklik sonrasıİstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin

yerine uyuşmazlığa bakmakla İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesi

görevlendirilmiştir.) gönderilmiştir. Dosya, İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza

Mahkemesinin 2015/179 numaralı esasına kaydedilmiştir.

25. Mahkeme 29/1/2016 tarihinde yapılan duruşma sonucunda,

kapatılan (CMK 250. madde ile görevli) İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin

E.2011/37, K.2012/166 sayılı ilamının kesinleşen kısmının iptaline;

başvurucularının da aralarında bulunduğu 56 sanığın tamamı hakkında isnat

edilen her bir suç sebebiyle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun

(CMK) 223. maddenin ikinci fıkrasının b bendi uyarınca ayrı ayrı beraatine oybirliğiyle karar vermiştir. 29/1/2016 tarihli

duruşma zaptının başvurucuyla ilgili bölümü şöyledir:

"Sanık Tamer Karslıoğlu hakkında suç

işlemek amacıyla kurulmuş suç örgütüne üye olma suçundan TCK 220/2 maddesi uyarınca,özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan TCK 134/1

maddesi uyarınca 15 kez, haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan TCK 132/1

maddesi uyarınca 2 kez, devletin güvenliğine ilişkin bilgileri temin etme eylemlerinden

TCK 327/1 maddesi uyarınca,yineyasaklanan bilgileri

temin suçundan TCK 334/1 maddesi uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu

davası açılmışsa da dosya kapsamında toplanan deliller, sanık savunması,

dijital delillerle ilgili olarak Adli Tıp kurumundan alınan rapor birliktedeğerlendirildiğinde sanığın üzerine atılı suçları işlemediği anlaşılmakla sanığın

üzerine atılı suçlardan CMK 223-b maddesi uyarınca her bir suçla ilgili olarak

AYRI AYRI BERAATİNE"

26. Gerekçeli kararın tamamı 15/2/2016 tarihinde Ulusal Yargı

Ağı Bilişim Sistemi'ne (UYAP) yüklenmiştir. Gerekçeli karar toplam 639 sayfa

olup hüküm bölümü ile duruşma zaptına geçen bölüm arasında bir fark

bulunmamaktadır.

27. İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesinin beraat kararı

temyiz edilmemiş ve hüküm 10/3/2016 tarihinde kesinleşmiştir.

28. Anayasa Mahkemesi 14/3/2016 tarihli yazıyla başvurucudan;

AYİM Birinci Dairesinin 15/1/2014 tarihli kesinleşen kararına ilişkin olarak

4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu'nun 64.

maddesi kapsamında "yargılamanın iadesi" yoluna başvurulup

başvurulmadığını, başvuru yapıldıysa başvurunun yapıldığı tarihe ilişkin bilgi

ve ilgili belgelerin, başvuru yapılmayacak ise gerekçenin ne olduğunun

bildirilmesini istemiştir.

29. Başvurucu 21/3/2016 tarihinde tebliğ aldığı yazıya cevap

olarak 23/3/2016 tarihinde verdiği dilekçede; avukatının eşinin 13/3/2016

tarihinde Ankara'da meydana gelen terör eylemindeşehit

olduğunu, avukatının ise ağır yaralandığını ve hastanede yatarak tedavi gördüğünü,

anılan ceza mahkemesi kararının sadece gerekçesinin 639 sayfa olduğu gözönüne alındığında yeni bir avukat tutmasının kısa

zamanda fayda vermeyeceğini, öte yandan hâlihazırda Anayasa Mahkemesi önünde

olağan hukuk yollarını tüketerek yaptığı bireysel başvurusunun bulunduğunu,

yargılamanın iadesi yolunun olağanüstü yol olduğunu ve isteminin reddedilmesi

hâlinde Anayasa Mahkemesine yeniden yapılacak bireysel başvuruda süresinin

geçmiş olacağını, bu durumda telafisi imkânsız hak kaybının söz konusu olabileceğini,

tüm bu nedenlerle yargılamanın iadesi yoluna başvurmadığını belirtmiştir.

Başvurucu, dilekçesinde bahsettiği hususlara ilişkin belgeleri de dilekçe

ekinde sunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

30. 926 sayılı Kanun'un işlem tarihinde yürürlükte olan 50.

maddesinin (c) bendi şöyledir:

''Disiplinsizlik veya ahlaki durumları

sebebiyle Silahlı Kuvvetlerde kalmaları uygun görülmeyen subaylar hizmet

sürelerine bakılmaksızın haklarında T.C Emekli Sandığı Kanunu hükümleri

uygulanır.''

31. Subay Sicil Yönetmeliği'nin işlem tarihinde yürürlükte olan

91. maddesinin birinci fıkrası ve (e) bendi şöyledir:

''Aşağıdaki sebeplerden biri ile

disiplinsizlik veya ahlâkî durumları gereği Türk Silâhlı

Kuvvetlerinde kalmaları, bulunduğu rütbeye veya bir önceki rütbesine ait bir

veya birkaç belge ile anlaşılıp uygun görülmeyenler hakkında, hizmet sürelerine

bakılmaksızın emeklilik işlemi yapılır:

e). Türk Silâhlı Kuvvetlerinin itibarını

sarsacak şekilde ahlâk dışı hareketlerde bulunması.''

32. 6/9/1961 tarihli ve 10899 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliği'nin

86. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

''Asker, kendisinden beklenen vazifeleri hakkıyle

yapabilmek için yüksek ahlâk ve kuvvetli maneviyata sahip olmalıdır. Her

askerde bulunması lâzımgelen ahlakî

ve mânevi vasıflar şunlardır: (h). İyi ahlâk sahibi olmak : Askerin ahlâkı ve yaşayışı kusursuz ve lekesiz

olmalıdır. Asker, esrarkeşlikten, sarhoşluktan, yalancılıktan borçtan ve kumardan,

dolandırıcılıktan, ahlâksız kimselerle düşüp kalkmaktan, hırsızlıktan,

yağmadan, yakıp yıkmaktan ve sair bütün fenalıklardan sakınmalıdır. Bunlar

vazifenin yapılmasına mâni olurlar, yaşayışı, sıhhati, azim ve cesareti bozar;

namusu, lekeler, manevi şahsiyeti öldürür ve her biri ayrı ayrı cezaları üstüne

çeker...''

33. 1602 sayılı Kanun’un "Yargılamanın

iadesi" kenar başlıklı64. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Daireler ile Daireler

Kurulundan verilen kararlar hakkında, aşağıda yazılı sebepler dolayısıyle yargılamanın iadesi istenebilir.

...

c) Karara esas olarak alınan bir ilam hükmünün

kesin hüküm halini alan bir kararla bozularak ortadan kalkması"

34. 1602 sayılı Kanun'un "Muhakemenin

iadesinde süre" kenar başlıklı 65. maddesi şöyledir:

"Muhakemenin iadesinde,

Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun süreye aithükümleri

benzetme yolu ile uygulanır."

35. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun 377. maddesi şöyledir:

"(1) Yargılamanın

iadesi süresi;

...

d) Karara esas alınan ilamın bozularak kesin

hüküm şeklinde tamamen ortadan kalkmasından haberdar olunduğu,

...

tarihten itibaren üç ay ve her hâlde iade talebine konu olan hükmün

kesinleşmesinden itibaren on yıldır."

B. Uluslararası Hukuk

1. İlgili Sözleşme

36. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Kendisine bir suç

isnat edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz

sayılır.”

2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı

37. Sanığı yargılayan mahkemenin veya bu mahkemenin üyelerinin

sanığa isnat edilen suçu işlediği ön yargısıyla hareket etmemesini ifade eden

ve Sözleşme’nin 6. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen masumiyet karinesi,

birinci fıkrada teminat altına alınan adil yargılanma hakkının en önemli

unsurlarından biridir (Minelli/İsviçre,

B. No:8660/79, 25/3/1983,§ 27).

38. Masumiyet karinesi, suç isnadının karara bağlandığı yargılamalarda

geçerli olduğu için Sözleşme’nin 6. maddesinde ifade edilen “medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar”

çerçevesinde değerlendirilen idari davalar, kural olarak masumiyet karinesinin

uygulama alanı dışında kalmaktadır. Ancak idari davada uyuşmazlık konusu olan

maddi olayın tespitinde idari yargı mercii, aynı maddi olayı ele alan ceza

mahkemesinin daha önce verdiği beraat kararına uygun hareket etmelidir (Benzer

yöndeki AİHM kararları için bkz. X/Avusturya

(k.k.), B. No: 9295/81, 6/10/1982; C/Birleşik Krallık (k.k.),

B. No: 11882/85, 7/10/1987). Bu kural, kişi hakkında verilen beraat kararı

sorgulanmadığı sürece aynı maddi olay çerçevesinde daha düşük ispat standardı

kullanılarak kişinin disiplin sorumluluğu çerçevesinde yaptırıma tabi

tutulmasına engel teşkil etmemektedir (Ringvold/Norveç, B. No: B. No: 34964/97, 11/2/2003, § 38).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

39. Mahkemenin 20/7/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Masumiyet Karinesinin

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

40. Başvurucu; AYİM'deki davada

kendisinin ve Başsavcılığın düşünceleri dikkate alınmadan karar verildiğini,

yargı yerlerinin idari işlem tarihi itibarıyla karar vermek durumunda olduğunu,

idari işlemin dayanağının ise işlem tarihinden bir yıl önce hazırlanmış sakat

bir iddianame olduğunu ve işlemin yapıldığı tarihte duruşma savcısının esas

hakkındaki mütalaasında iddianamesindeki "fuhuş, şantaj ve casusluk"

gibi vahim suçlamalardan vazgeçtiğini, daha ağır suçlamalara maruz kalanlar

olmasına rağmen sadece kendisinin orantısız, keyfî ve hukuksuz bir biçimde

TSK'dan ayırıldığını, AYİM'in keyfî davrandığını,

gerekçe göstermediğini, kendi emsal kararlarına aykırı davrandığını, baştan

itibaren mesnetsiz iddialarla suçlu kabul edilerek ayırma işlemi yapıldığını

belirterek Anayasa'nın 38. maddesinde güvence altına alınan masumiyet

karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

41. Bakanlık tarafından sunulan 29/2/2016 tarihli görüşte,

başvurucunun masumiyet karinesine ilişkin şikâyeti yönünden Anayasa Mahkemesi

ve AİHM içtihatlarına yer verilmiş ve başvurucunun TSK'dan ayırma işleminin

iptali istemine ilişkin kararda AYİM Birinci Dairesince, esas olarak başvurucu

hakkında düzenlenen iddianamenin ve iddianamede belirtilen delillerin esas

alındığına dikkat çekilmiştir.

42. Başvurucu, Bakanlık görüşüne verdiği cevapta TSK'dan

ilişiğinin kesilmesine neden olarak gösterilen iddianamenin verilen beraat

kararıyla hükmünü yitirdiğini belirtmiş ve ihlalin tespitiyle lehine tazminata

karar verilmesini istemiştir.

2. Değerlendirme

43. Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

"Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz."

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

44. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin başvurunun kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

45. Masumiyet karinesi, Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü

fıkrasında "Suçluluğu hükmen sabit

oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz." şeklinde

düzenlenmiştir. Anayasa’nın 36. maddesinde ise herkesin iddia ve savunma ile

"adil yargılanma" hakkına sahip olduğu belirtilmektedir. Anılan

maddeye "adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede

Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde de güvence altına alınan

adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim

Sözleşme'nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, kendisine bir suç isnat

edilen herkesin suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılacağı

düzenlenmiştir. Bu itibarla masumiyet karinesi, Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkının bir unsuru olmakla beraber

suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimsenin suçlu sayılamayacağına dair

Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında ayrıca düzenlenmiştir (Adem Hüseyinoğlu, B. No: 2014/3954, 15/2/2017,

§ 33).

46. Masumiyet karinesi, hakkında suç isnadı bulunan bir kişinin

adil bir yargılama sonunda suçlu olduğuna dair kesin hüküm tesis edilene kadar

masum sayılması gerektiğini ifade etmekte ve hukuk devleti ilkesinin de bir

gereğini oluşturmaktadır (AYM, E.2013/133, K.2013/169, 26/12/2013). Anılan

karine, kişinin suç işlediğine dair kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan suçlu

olarak kabul edilmemesini güvence altına almaktadır. Bunun sonucu olarak

kişinin masumiyeti "asıl" olduğundan suçluluğu ispat külfeti iddia

makamına ait olup kimseye suçsuzluğunu ispat mükellefiyeti yüklenemez. Ayrıca

hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve kamu

otoriteleri tarafından suçlu olarak nitelendirilemez; suçlu muamelesine tabi

tutulamaz (Kürşat Eyol,

B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 26).

47. Öte yandan idari yaptırımlarda -adli suç ve cezalara

nazaran- masumiyet karinesinin ispata ilişkin standardının daha düşük olması

söz konusu olabilir. Çünkü idare, -adli soruşturmalarda olduğu gibi- üstün

kamusal yetkilere sahip değildir. Bu tür uyuşmazlıklarda çoğu zaman idare ile

kişi arasında ispat imkânı bakımından önemli bir dezavantajın bulunmadığı

söylenebilir. Ancak Anayasa Mahkemesi, bir uyuşmazlık hakkında derece

mahkemelerince verilen kararları maddi vakıa ve hukuki yönden incelemekle

görevli değildir. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kapsamındaki görevi,

yargılamanın usul kurallarına uygunluğunu denetlemek değil masumiyet karinesi

kapsamındaki güvencelerin somut olayda ihlal edilip edilmediğini denetlemektir

(Adem Hüseyinoğlu, § 37).

48. Bu çerçevede, masumiyet karinesi kural olarak hakkında bir

suç isnadı bulunan ve henüz mahkûmiyet kararı verilmemiş kişileri kapsayan bir

ilkedir. Suç isnadı mahkûmiyete dönüşen kişiler açısından ise artık

"hakkında suç isnadı olan kişi" statüsünde

olmadıkları için masumiyet karinesi iddiasının geçerli bir dayanağı

kalmamaktadır. Ancak ceza davasının herhangi bir nedenle düştüğü, belirli bir

süre sonra şarta bağlı olarak düşeceği veya sanık hakkında mahkûmiyet hükmü

kurulmaksızın davanın ertelendiği durumlarda kişi hakkında masumiyet

karinesinin devam ettiğini kabul etmek gerekir (Kürşat Eyol, § 27).

49. Diğer taraftan bireysel başvuru, devlet tarafından kamu gücü

kullanılarak bireylerin temel haklarına yapılan müdahaleler sonucu meydana gelen

hak ihlallerini gidermek amacıyla ihdas edilmiş ikincil bir koruma mekanizmasdır (Türkiye

Emekliler Derneği, B. No: 2012/1035, 17/7/2014, § 34). Buna göre

hükme esas alınan ceza yargılamasına ilişkin kararın ortadan kaldırıldığı

durumlarda masumiyet karinesi devam ettiğinden, masumiyet karinesinin ihlal

edildiği iddiası incelenirken yalnızca başvuruya konu yargılamayla sınırlı

olmadan bir bütün olarak devlet işlemlerinin başvurucunun masumiyet karinesini

ihlal edip etmediğinin değerlendirilmesi gerekir. Bu çerçevede bireysel başvuru

incelemesinde, ceza yargılamasındaki hususları dayanak alan idari veya yargısal

kararın yalnızca söz konusu kararın verildiği tarihteki hukuki duruma

uygunluğuyla sınırlı bir inceleme yapılması bazı durumlarda masumiyet karinesine

ilişkin anayasal koruma bakımından yetersiz olabilir.

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

50. Somut olayda, subay olarak görev yapmakta iken İstanbul

Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada düzenlenen iddianamede yer alansuçlamalar nedeniyle başvurucunun görevine son

verildiği anlaşılmaktadır. Nitekim başvurucunun bilgi edinme başvurusuna

verilen cevapta başvurucu hakkındaki iddianamedeki eylemlerin tasvir şekline ve

toplanan delillere göre nitelik ve nicelik olarak vahim olduğu, bu bağlamda

statüsü itibarıyla kamu görevlisi olma nitelik ve yeterliliğini yitirdiği, bu

durum karşısında kamu hizmetinde istihdam edilmesinin kamu yararına açıkça

aykırılık teşkil ettiği, ayırma işlemine esas teşkil eden iddianameden başka

herhangi bir istihbari bilgi/rapor ve disiplin suçu

işlediğine dair bilgi ve belgeye rastlanılmadığı belirtilmiştir. Göreve son

verme işlemine karşı açılan davada da AYİM Dairesi, Ağır Ceza Mahkemesi

kararını dikkate alarak ayırma işleminde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı

gerekçesiyle davayı reddetmiştir. AYİM Dairesi, karar düzeltme aşamasında da

anılan ceza mahkemesi kararının temyiz sonucunu beklemiş ve ceza mahkemesi

kararının başvurucuya ilişkin kısmının onanmasının ardından karar düzeltme

istemini reddetmiştir. Dolayısıyla başvuruya konu olayda; idarece tesis edilen

ayırma işleminde iddianamenin, AYİM kararlarında ise ceza mahkemesi kararının

hükme esas alındığında tereddüt yoktur.

51. Bununla birlikte hükme esas alınan ceza yargılaması

olağanüstü bir hak arama yolu olan bireysel başvuru yolu ile Anayasa

Mahkemesine taşınmış ve Anayasa Mahkemesi söz konusu ceza yargılamasında

dijital deliller içindeki bilgi ve belgelere dayanılarak başvurucuların

mahkûmiyetine karar verildiğini ancak başvurucuların dijital verilerin gerçeği

yansıtmadığı yönündeki iddialarının araştırılması amacıyla bu deliller üzerinde

bilirkişi incelemesi yaptırılması veya bunlara ilişkin imajların verilmesi

taleplerinin reddedildiğini, bu durumun silahların eşitliği ilkesinin

gereklerine uygun olmadığını, dolayısıyla başvurucuların, kendilerine

yöneltilen suçlamaların dayanağı olan delillere karşı savunma yapma imkânı ve

kovuşturmanın genişletilmesini isteme hakkının kısıtlandığını belirterek adil

yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğine ve

yargılamanın yenilenmesine karar vermiştir. Bu karar üzerine dosyayı inceleyen

İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesince, üzerine atılı suçları işlemediği

anlaşıldığından başvurucunun beraatine karar

verilmiştir.

52. Başvurucu oluşan bu yeni durum nedeniyle başvurabileceği

yargılamanın iadesi yoluna; hâlihazırda Anayasa Mahkemesine olağan hukuk

yolları tüketilerek süresindeyapılmış bireysel

başvurusunun bulunduğu, yargılamanın yenilenmesi yolunun ise olağanüstü yol

olduğu ve isteminin reddedilmesi hâlinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru

süresinin geçmiş olacağı bu durumda telafisi imkânsız hak kaybının söz konusu

olabileceği gerekçeleriylebaşvurmadığını

belirtmiştir.

53. Kural olarak olarak bireysel

başvuru yolu, hukuk sisteminde var olan yargılamanın yenilenmesi yolunun

alternatifi değildir. Bununla birlikte başvurucunun hükme esas alınan ceza

yargılamasında beraat etmesi üzerine 1602 sayılı Kanun'da öngörülen olağanüstü

yol olan yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurmaması iradesi üzerinde,başvurucunun Anayasa

Mahkemesine hâlihazırda süresinde yapılmış bireysel başvurusunun bulunması ve

bu başvurunun Anayasa Mahkemesi tarafından henüz incelenmemiş olmasının etkili

olduğu anlaşılmaktadır.

54. Diğer taraftan AYİM tarafından hükme esas alınan ceza

yargılaması kararı ortadan kalkmakla başvurucunun masumiyet karinesi devam

ettiğinden AYİM kararının başvurucunun masumiyet karinesine etkisine ilişkin

yalnızca başvuruya konu kararın verildiği tarihteki hukuki durum dikkate

alınarak sınırlı bir inceleme yapılması -somut olayın koşullarında- bireysel

başvuru yoluyla başvurucunun masumiyet karinesinin korunması amacıyla

bağdaşmaz.

55. Başvurunun ele alınıp incelendiği tarihteki koşullara

bakıldığında ise başvurucunun kesin nitelikteki ceza mahkemesi kararıyla işlemediği sabit olan bir suç nedeniyle bu suçu

işlediğinin kabulüyle görevine son verildiği ve buna karşı açılan

idari davanın yine işlemediği sabit olan bu

suçu işlediğinin kabulüyle reddedildiği görülmektedir.

56. Bu durumda AYİM tarafından verilen karar sonrasında ortaya

çıkan gelişmelere bağlı olarak somut olayın koşullarında başvurucunun masumiyet

karinesinin ihlal edildiği anlaşılmaktadır.

57 Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü

fıkrasında güvence altına alınan masumiyet karinesinin ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

B. Diğer İhlal İddiaları

58. Başvurucu; AYİM üyelerinin atanma biçiminin idare tarafından

belirlendiğini, hâkim sınıfından olmayan üyelerin görev süresinin dört yıl

olduğunu, subay sicil belgesinde idari sicil üstlerinin sicil notu

verdiklerini, bu yüzden bağımsız bir mahkeme tarafından yargılanmadığını, AYİM'de temyiz

merciine yer verilmediği için etkili bir itiraz yolunun bulunmadığını,

Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Sözleşmesi'nin 14.

maddesinin ihlâl edildiğini, duruşmalarda yazılı veya teknik kayıt

yapılmadığını, savunma hakkının kısıtlandığını belirterek Anayasa'nın 2., 10.,

17., 19., 20., 35., 36., 38., 90., 125. ve 141. maddelerinde yer alan ilke ve

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

59. Başvurucunun masumiyet karinesinin ihlal edildiğine karar

verildiğinden diğer şikâyetleri hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden

ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

60. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

61. Başvurucu, yargılamanın yenilenmesi ve tazminata karar

verilmesi talebinde bulunmuştur.

62. Masumiyet karinesinin ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

63. Masumiyet karinesinin ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan

kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili yargı merciine

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

64. Başvurucu, her ne kadar maddi ve manevi tazminat talep etmiş

ise de yeniden yargılama yapmak üzere dosyanın ilgili Mahkemesine

gönderilmesine karar verilmesinin başvurucu bakımından yeterli bir tatmin

oluşturacağı anlaşıldığından başvurucunun tazminat taleplerinin reddine karar

verilmesi gerekir.

65. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 38. maddesinde güvence altına alınan masumiyet

karinesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere

-Anayasa'nın 21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanun ile getirilen geçici 21.

maddesinin birinci fıkrasının (E) bendiyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesi

kaldırılmış olduğundan anılan bendin (b) alt bendi gereğince- YETKİLİ İDARİ

YARGI MERCİİNE GÖNDERİLMESİNE (Karar, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Birinci

Dairesinin 23/5/2013 tarihli ve E.2012/611, K.2013/606 sayılı dosyasıyla ilgilidir.),

D. Tazminata ilişkin taleplerin REDDİNE,

E. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE,

20/7/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Recai AKYEL

Raportör

:

Mehmet Sadık

YAMLI

Başvurucu

:

Tamer

KARSLIOĞLU

Vekili

:

Av. Orhan

ÖNDER

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/2452, 20 Temmuz 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Başvuruya Kadar Olan
  7. B. Başvuru Yapıldıktan
  8. Ayrı Ayrı Beraatine"
  9. IV. İlgili Hukuk
  10. A. Ulusal Hukuk
  11. B. Uluslararası Hukuk
  12. V. İnceleme Ve Gerekçe
  13. A. Masumiyet Karinesinin
  14. B. Diğer İhlal İddiaları
  15. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  16. A. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  17. B. Anayasa’nın 38. maddesinde güvence altına alınan masumiyet
  18. C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalinin
  19. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  20. Yıldırım
  21. Akıncı
  22. Yamlı
  23. Karslıoğlu
  24. Önder
  25. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/2452
Tarih
20 Temmuz 2017

İlgili Kararlar

  • Nedim Göz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/6070)
  • Ayten Yıldırmaz Başvurusu (B. No: 2014/1826)
  • Abdulaziz Özmen ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/4815)
  • Hasibe Uysal Başvurusu (B. No: 2014/3975)
  • Mehmet Menendiz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/5235)
  • Bayram Değer Başvurusu (B. No: 2014/13469)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.