İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Tarık Kavak Başvurusu (B. No: 2016/22177)

1. Başvuru; kişi hürriyeti ve güvenliği, eğitim, özel hayata ve

Başvuru No2016/22177Tarih26 Eylül 2019Okuma21 dk · 4.235 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Tarık Kavak Başvurusu

Karar tarihi
26 Eylül 2019
Başvuru Numarası
2016/22177
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.235 kelime·21 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; kişi hürriyeti ve güvenliği, eğitim, özel hayata ve

aile hayatına saygı hakları ile kötü muamele yasağının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular 17/10/2016 ve 12/4/2018 tarihlerinde yapılmıştır.

3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan

ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar

verilmiştir.

5. Konu yönünden hukuki irtibat bulunması nedeniyle 2018/9955

başvuru numaralı bireysel başvuru dosyasının 2016/22177 numaralı bireysel

başvuru dosyası ile birleştirilmesine, incelemenin 2016/22177 başvuru numaralı

bireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine karar verilmiştir.

6. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. İdari hâkim olan ve Anayasa Mahkemesinde raportör olarak

görev yapan başvurucu 26/2/2016 tarihinden itibaren yaklaşık bir yıl süreyle

dil eğitimi için İngiltere'de bulunduğu sırada Fetullahçı

Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasının (FETÖ/PDY) hiyerarşik yapılanmasında

yer aldığı iddiasıyla hakkında soruşturma başlatılmıştır.

9. Başvurucu hakkında yürütülen soruşturmaya ilişkin olarak

20/7/2016 tarihinde müdafiinin ve tarafların dosya

içeriğini incelemesinin veya belgelerden örnek almasının soruşturmanın amacını

tehlikeye düşürebileceği gerekçesiyle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza

Muhakemesi Kanunu'nun 153. maddesi uyarınca kısıtlama

kararı verilmiştir.

10. Başvurucu 3/8/2016 tarihinde Türkiye'ye dönmüştür.

11. Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliğince 3/8/2016 tarihinde

başvurucu hakkında yakalama emri çıkarılmasına karar verilmiştir.

12. Başvurucu 4/8/2016 tarihinde görev yaptığı Anayasa

Mahkemesine gelerek teslim olmuş, burada emniyet görevlilerince gözaltına

alınmıştır.

13. Başvurucu 8/8/2016 tarihinde Savcılık sorgusunun ardından

tutuklanması istemiyle Ankara 9. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir.

14. Başvurucu; Savcılık sorgusunda FETÖ/PDY'ye

ait evlerde ve yurtlarda kalmadığını, bunların organize ettiği yurt içi ve yurt

dışı gezilerine katılmadığını, gazeteye veya dergiye abone olmadığını, bu

örgütün finans kurumlarında parasının olmadığını, hâkimlik sınavını kendi

imkânlarıyla kazandığını, hâkim stajı esnasında albüm kurulu üyeliği ve sınıf

temsilciliği gibi bir görev üstlenmediğini, bu örgüte herhangi bir parasal

yardımda bulunmadığını, Adalet Akademisinde ders vermediğini, sınav

komisyonunda ve soru hazırlayan birimlerde yer almadığını, Hâkimler ve Savcılar

Yüksek Kurulu (HSYK) seçimlerinde müşahitlik görevi almadığını, Yargıda Birlik

Derneğinin üyesi olduğunu, örgüt üyesi olduğu iddiasını kabul etmediğini,

İngiltere'de iltica talebinde bulunma imkânına sahip olmasına rağmen suçsuz

olduğuna inandığı için ülkesine dönerek teslim olduğunu belirtmiştir.

15. Başvurucu 8/8/2016 tarihinde Ankara 9. Sulh Ceza

Hâkimliğince silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmıştır. Tutuklama

kararının gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Şüphelinin üzerine atılı bulunan terör

örgütüne üye olma suçunu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını

gösteren dosya kapsamında somut delillerin bulunması, kaçma ve delilleri

karartma ihtimali bulunduğu, bu nedenlerle adli kontrol uygulamasının yetersiz

kalacağı CMK'nın 2/1-j, 161/8 ve 2802 sayılı Hakimler

Savcılar Kanunu'nun 94/1 maddelerine göre Ağır Ceza Mahkemesinin görevine giren

suç üstü hali söz konusu olduğundan Hakimliğimizin görevli olduğu da

gözetilerek CMK'nın 100. maddesi ile ilgili

düzenlemeler ile AİHS'in 5. Maddesindeki tutuklama

şartları kapsamında isnat olunan suç ile orantılı olarak tedbir kapsamında

şüphelinin CMK'nın 101. Maddeleri uyarınca

tutuklanmasına [karar verildi]".

16. Başvurucu tutuklama kararına itiraz etmiş, Ankara 1. Sulh

Ceza Hâkimliği 7/9/2016 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir. Bu karar

29/9/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

17. Başvurucu 17/10/2016 tarihinde 2016/22177 numaralı bireysel

başvuruyu yapmıştır.

18. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 23/2/2018 tarihli iddianame

ile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması

istemiyle Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açmıştır.

19. İddianamede, başvurucunun FETÖ/PDY hiyerarşisi içinde yer

aldığı ileri sürülmüştür. İddianamede suçlamaya esas alınan olgular şöyle

özetlenebilir:

i. Başvurucunun HSYK Genel Kurulunun 24/8/2016 tarihli kararı

ile hâkimlik mesleğinden ihraç edildiği belirtilmiştir.

ii. HTS analiz raporunda başvurucunun FETÖ/PDY terör örgütüne

üye oldukları isnadı ile soruşturulan diğer şüpheliler, terör örgütü ile

irtibatlı kurum ve kuruluşlar ile görüşmeler yaptığı belirtilmiştir.

iii. Emniyet Genel Müdürlüğünce düzenlenen 12/5/2017 tarihli ByLock Tespit

ve Değerlendirme Tutanağı'nda, başvurucunun 19/8/2014

tarihinde ByLock

uygulamasını kullandığı belirtilmiş; UYAP kayıtlarına göre hattın şüpheliye ait

olduğu ifade edilmiştir.

iv. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2016/104109

No.lu soruşturma kapsamında R.Ü. ve B.E.nin şüpheli

sıfatı ile alınan ifadelerinde özetle başvurucunun örgüt mensubu olduğunu beyan

ettikleri belirtilmiştir.

v. Gizli tanık Defne'nin tanık sıfatı ile alınan 25/8/2016

tarihli beyanında başvurucunun örgüt mensubu olduğunu beyan ettiği

belirtilmiştir.

iv. Tanık 4 ve Tanık 5 olarak adlandırılan iki kişinin Anayasa

Mahkemesi tarafından tanık sıfatı ile alınan 27/9/2016 tarihli beyanlarında

başvurucunun örgüt mensubu olduğunu beyan ettikleri ifade edilmiştir.

20. Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesi 9/3/2018 tarihinde

iddianamenin kabulüne karar vermiş ve Mahkemenin E.2018/189 sayılı dosyası

üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır.

21. Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesi 9/3/2018 tarihinde

başvurucunun tutukluluk halinin devamına karar vermiştir.

22. Başvurucunun tutukluluğun devamı kararına yaptığı itiraz

Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 21/3/2018 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Bu

karar 10/4/2018 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

23. Başvurucu, 12/4/2018 tarihinde 2018/9955 numaralı bireysel

başvuruda bulunmuştur.

24. Başvurucu 5/7/2018 tarihinde tahliye edilmiştir. Dava ilk

derece mahkemesinde derdesttir. Tahliye kararının gerekçesi şöyledir:

"Sanığın tutuklu kaldığı süre, delillerin

büyük oranda toplanmış olması, bu aşamada adli kontrol tedbirlerinin yeterli ve

ölçülü olacağı değerlendirilmekle, sanığın başka suçtan dolayı tutuklu veya

hükümlü değilse derhal salıverilmesine [karar verildi].

IV. İLGİLİ HUKUK

25. İlgili hukuk için bkz. Adem

Türkel (B. No: 2017/632, 23/1/2019, §§ 24-39)başvurusu

hakkında verilen karar.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

26. Mahkemenin 26/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddialar

1. Tutuklamanın Hukuki Olmadığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

27. Başvurucu; hâkim ve savcılar için kanunlarda öngörülen usule

uyulmadan yetkisiz mahkemece tutuklandığını, tutuklama kararında kuvvetli suç

şüphesinin varlığını gösterecek herhangi bir delile yer verilmediğini, yurt

dışından kendi isteği ile gelip teslim olmasına rağmen hakkında tutuklama

kararı verildiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

28. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi

şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

29. Anayasa'nın "Kişi

hürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci

fıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine

sahiptir.

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan

kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini

önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda

gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."

30. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.

maddesinin üçüncü fıkrası bağlamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı

kapsamında incelenmesi gerekir.

i. Uygulanabilirlik Yönünden

31. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerinin

uygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvuruları

incelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklere

ilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No:

2016/22169, 20/6/2017, §§ 187-191). Soruşturma mercilerince başvurucuya

yöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olan suçlama, başvurucunun darbe

teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY üyesi olduğu

iddiasıdır. Anayasa Mahkemesi, anılan suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli

kılan olaylarla ilgili olduğunu değerlendirmiştir (Selçuk Özdemir [GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 57).

32. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun tutuklanmasının

başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer maddelerinde yer alan

güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek, aykırılık saptanması hâlinde

ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu aykırılığı meşru kılıp kılmadığı

değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve

diğerleri, §§ 193-195, 242).

ii. Genel İlkeler

33. Tutuklamanın hukukiliğinin incelenmesinde dikkate alınacak

genel ilkeler için bkz. Metin Evecen

(B. No: 2017/744, 4/4/2018, §§ 47-52) başvurusu hakkında verilen karar.

iii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

34.Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının kanuni dayanağının

olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

35. Başvurucu, darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu

belirtilen FETÖ/PDY mensubu olduğu iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında

silahlı terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi

uyarınca tutuklanmıştır.

36. Diğer taraftan başvurucu, 24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı

Hakimler ve Savcılar Kanunu'nda hâkimlerle ilgili olarak öngörülen usule

ilişkin güvencelerin hiçbirine riayet edilmeksizin yetkili ve görevli olmayan

mahkemece tutuklandığını iddia etmektedir.

37. Anayasa Mahkemesi daha önce, tutuklanmanın kanuni

dayanağının olup olmadığı kapsamında başvurucuların hâkim/Cumhuriyet savcısı

veya Yargıtay/Danıştay üyesi olmaları nedeniyle mesleklerinden kaynaklanan

usule ilişkin bazı güvencelere riayet edilmeksizin tutuklandıkları iddialarını

birçok kararda incelemiş ve ağır cezalık suçüstü hâlinin var olduğu kabulüyle

başvurucuların kanuna aykırı olarak tutuklandığı iddiasınınyerinde

olmadığı sonucuna varmıştır (hâkim ve Cumhuriyet savcıları yönünden bkz. Adem Türkel, B. No: 2017/632, 23/1/2019,

§§ 52-59; Yargıtay üyeleri yönünden bkz. Salih

Sönmez, B. No: 2016/25431, 28/11/2018, §§ 106-121). Somut olayda

hâkim olduğu anlaşılan başvurucunun bu kapsamda kalan iddiaları bakımından

anılan kararlardan ayrılmayı gerektiren bir durum mevcut değildir. Dolayısıyla

bu soruşturmada tutuklama tedbirine, genel yetkili yargı organı olarak sulh

ceza hâkimliklerince karar verilebilecektir. Bu durumda başvurucunun görev

yaptığı yerdeki sulh ceza hâkimliğince genel hükümlere göre tutuklanmasının

olgusal ve hukuki temelden yoksun ve keyfî olduğunun kabulü mümkün

görülmemiştir.

38. Dolayısıyla somut olayın koşullarında başvurucunun kanuna

aykırı olarak tutuklandığı iddiası yerinde değildir. Bu itibarla başvurucu

hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.

39. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin

meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın

ön koşulu olan suçun işlendiğine dair

kuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

40. Başvurucu hakkında verilen tutuklama ve tutukluluğa itirazın

reddi kararlarında suç şüphesinin varlığına ilişkin olarak dosyada somut

delillerin olduğu belirtilerek özellikle şüpheli beyanlarına atıf yapılmıştır

(bkz. § 15).

41. Başvurucu hakkında düzenlenen iddianamede başvurucunun

FETÖ/PDY üyelerinin kendi aralarındaki iletişimi sağladığı ifade edilen ByLock

uygulamasının kullanıcısı olduğu belirtilmiştir.

42. Anayasa Mahkemesi, ByLock uygulamasının özellikleri gözönüne alındığında kişilerin bu uygulamayı

kullanmalarının veya kullanmak üzere elektronik/mobil cihazlarına

yüklemelerinin soruşturma makamlarınca FETÖ/PDY ile olan ilgi bakımından bir belirti

olarak değerlendirilebileceğini belirtmektedir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 106, 267). Buna göre soruşturma

makamlarınca ve tutuklama tedbirine karar veren mahkemelerce FETÖ/PDY üyesi

olmakla suçlanan başvurucunun ByLock uygulamasını kullanmasının somut olayın

koşullarına göre suçun işlendiğine dair kuvvetli

belirti olarak kabul edilmesi, anılan programın özellikleri

itibarıyla temelsiz ve keyfî bir tutum olarak değerlendirilemez (Selçuk Özdemir, § 74). Öte yandan

soruşturma ve kovuşturma aşamalarında ifadeleri alınan tanıkların başvurucunun

FETÖ/PDY ile irtibatının bulunduğuna ve bu yapılanmaya mensup olduğuna yönelik

anlatımlarda bulundukları görülmektedir. Bu itibarla başvurucu yönünden suç

şüphesini doğrulayan tanık beyanlarının kuvvetli belirti olarak kabul edilmesi

gerekmektedir. Nitekim Anayasa Mahkemesi,

Selçuk Özdemir kararında FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan bazı

şüphelilerin ifadelerinde hâkim olarak görev yapmakta olan başvurucunun

FETÖ/PDY ile irtibatının bulunduğuna ve bu yapılanmaya mensup olduğuna yönelik

anlatımlarını başvurucu yönünden suç şüphesini doğrulayan kuvvetli bir belirti

olarak kabul etmiştir (Selçuk Özdemir, §

75; benzer nitelikteki tanık beyanlarının kuvvetli belirti olarak kabul

edildiği bir diğer karar için bkz. Metin Evecen,

§ 58).

43. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan ve kuvvetli suç

şüphesinin bulunması şeklindeki ön koşulu yerine gelmiş olan tutuklama

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu

değerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar göz ardı

edilmemelidir.

44. Darbe teşebbüsü sırasında gerçekleşen vahim olayların

toplumda oluşturduğu kaygı, teşebbüsün faili olduğu belirtilen FETÖ/PDY'nin örgütlenmesinin karmaşıklığı ve bu yapılanmanın arz

ettiği tehlike (Aydın Yavuz ve diğerleri,

§§ 15-19, 26) darbe teşebbüsüne ilişkin faaliyetler kapsamında ülke genelinde

binlerce kişi tarafından icra edilen, suç oluşturabilecek nitelikteki on

binlerce eylemin aynı anda işlenmesi, bunun yanı sıra çoğunluğu önemli yerlerde

kamu görevlisi olan on binlerce şüpheli hakkında doğrudan darbeyle ilişkili

olmasa da FETÖ/PDY'ye mensubiyet nedeniyle ivedilikle

soruşturma yapılması ihtiyacı birlikte dikkate alındığında soruşturma konusu

olaylara ilişkin delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi ve

soruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki koruma

tedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir (aynı yöndeki

değerlendirmeler için bkz. Aydın Yavuz ve

diğerleri, § 271; Selçuk Özdemir,§

78).

45. Darbe teşebbüsüyle bağlantılı veya darbe teşebbüsüyle

bağlantılı olmasa bile teşebbüsün faili olduğu belirtilen FETÖ/PDY ile

bağlantılı kişilerin bu dönemde delillere etki etmesi ihtimali normal zamanda

işlenen suçlara göre çok daha fazladır. Öte yandan başvurucunun tutuklanmasına

gerekçe olan silahlı terör örgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde

ağır cezai yaptırımlar öngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça

ilişkin olarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığının delilleri karartma

şüphesine işaret eden durumlardan biri olduğu söylenebilir. Ayrıca anılan suç

5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanun

gereği tutuklama nedeni varsayılabilen

suçlar arasındadır (bkz. § 29; Gülser Yıldırım

(2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, § 148).

46. Somut olayda Ankara 9. Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucunun

tutuklanmasına karar verilirken delillerin karartılması ihtimaline dayanıldığı

görülmektedir (bkz. § 15).

47. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genel

koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Ankara 9. Sulh

Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğinde

başvurucu yönünden delilleri etkileme tehlikesine yönelen tutuklama nedenlerinin

olgusal temellerinin olmadığı söylenemez.

48. Öte yandan başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü

olup olmadığının da belirlenmesi gerekir. Darbe teşebbüsüyle bağlantılı ya da

doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı

soruşturmaların kapsamı ve niteliği ile FETÖ/PDY'nin

özellikleri (gizlilik, hücre tipi yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma,

kendisine kutsallık atfetme, itaat ve teslimiyet temelinde hareket etme gibi),

bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşık

olması, ayrıca başvurucunun darbe teşebbüsünün savuşturulması sürecinde gözaltına

alınması ve sonrasında tutuklanması dikkate alındığında başvurucu hakkında

uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olmadığı söylenemeyecektir.

49. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukuki

olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan

başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

50. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına

tutuklama yoluyla yapılan müdahalenin Anayasa'da bu hakka dair 13. ve 19.

maddelerde yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden

Anayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme

yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

2.Tutukluluğun Makul Süreyi Aştığına İlişkin

İddia

a. Başvurucunun İddiaları

51. Başvurucu tutukluluğunun makul süreyi aştığını, tutukluluğun

devamına ilişkin gerekçelerin ilgili ve yeterli olmadığını, şablon gerekçelerle

tutukluluğunun devam ettirildiğini belirterek adil yargılanma hakkı ile kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

52. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki tavsifi ile bağlı olmayıp, olay ve olguların hukuki nitelendirmesini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Somut olayda ihlal iddialarının özü

tutukluluğun makul süreyi aştığı şikâyetine ilişkindir. Bu nedenle başvurucunun

iddialarının kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

53. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak

ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek

ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği

gereği, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle

olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt,

B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 17).

54. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azami

süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular

bakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye

edilmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf

yaparak- 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141.

maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili

bir hukuk yolu olduğunu belirtmektedir (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515, 28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek, B. No: 2014/6500, 29/9/2016,

§§ 33-45).

55. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 5/7/2018

tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucunun tutukluluğunun makul süreyi

aştığına ilişkin iddiası 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak

davada incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna göre

başvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevli

mahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271

sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu başvurucunun durumuna

uygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yoludur ve bu olağan başvuru

yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmamaktadır.

56. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutukluluğunun makul

süreyi aştığı iddiasına ilişkin olarak yargısal başvuru yolları tüketmeden

bireysel başvuru yaptığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Soruşturma Dosyasına

Erişimin Kısıtlandığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

57.Başvurucu; soruşturma dosyasındaki gizlilik kararı nedeniyle

suçlamalara ilişkin temel delillere erişemediğini, tutukluluğa etkili bir

şekilde itiraz edemediğini, delillere karşı beyanda bulunamadığını ileri

sürmüştür.

b. Değerlendirme

58. Anayasa'nın "Kişi

hürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin sekizinci

fıkrası şöyledir:

"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti

kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu

kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak

amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."

59. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

§ 16). Bu itibarla başvurucunun bu bölümdeki iddiasının Anayasa'nın 19.

maddesinin sekizinci fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı

kapsamında incelenmesi gerekir.

i. Uygulanabilirlik

Yönünden

60. Başvurucunun şikâyetlerine konu kısıtlama kararının

verildiği belirtilen soruşturmada başvurucuya yöneltilen suçlamanın olağanüstü

hâl ilanına sebebiyet veren olaylarla ilgili olduğu kabul edildiğinden

öncelikle kısıtlamanın Anayasa'nın 19. maddesinde yer alan güvencelere aykırı olup

olmadığı tespit edilecek, aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15.

maddesindeki ölçütlerin bu aykırılığı meşru kılıp kılmadığı

değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve

diğerleri, §§ 193-195, 242).

ii. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

61. Anayasa Mahkemesi, soruşturma dosyalarına erişime yönelik

olarak verilen kısıtlama kararlarının tutuklu kişilerin özgürlüklerinden mahrum

bırakılmalarına karşı itirazda bulunma hakkı üzerindeki etkisini birçok

kararında incelemiştir. Bu kararlarda, öncelikle yakalanan veya tutuklanan

kişiye yakalama ya da tutuklama sebeplerinin ve hakkındaki iddiaların

bildirilmesi gerektiği ancak buradaki bildirim yükümlülüğünün isnat edilen

suçlamalara esas tüm bilgi ve delilleri kapsamadığı belirtilmiş; bu bağlamda

başvurucunun tutuklamaya konu suçlamalara ilişkin temel unsurları bilip

bilmediği dikkate alınmıştır (Günay Dağ ve

diğerleri [GK], B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 168-176; Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144,

14/7/2015, §§ 105-107; Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756,

16/11/2016, §§ 248-257).

62. Somut olayda ifade ve sorgu tutanakları, tutukluluğa ilişkin

kararlar, başvurucu veya müdafileri tarafından verilen tutukluluğa ilişkin

dilekçeler ve soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgeler incelendiğinde

başvurucunun tutukluluğuna temel teşkil eden bilgi ve belgelerden haberdar

olduğu, bunların içeriği hakkında yeterli bilgiye sahip bulunduğu, tutukluluk

durumuna karşı itirazlarını sunma konusunda kendisine yeterli imkânın tanındığı

görülmektedir.

63. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

64. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına

yapılan müdahalenin Anayasa'da bu hakka dair 13. ve 19. maddelerde yer alan

güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden Anayasa'nın 15. maddesinde

yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek

bulunmamaktadır.

4. Tutukluluk İncelemelerinin Hâkim/Mahkeme Önüne

Çıkarılmaksızın Yapıldığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

65. Başvurucu, tutukluluk incelemelerinin mahkeme önüne

çıkarılmaksızın dosya üzerinden yapıldığını ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

66. Anayasa Mahkemesi, tutukluluk incelemelerinin

hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin başvurular bakımından

bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla kişi hâkim/mahkeme önüne

çıkarılmış ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa 5271 sayılı Kanun'un 141.

maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili

bir hukuk yolu olduğunu kabul etmiştir (Salih

Sönmez, B. No: 2016/25431, 28/11/2018, §§ 166-177). Somut olay

bakımdan 8/8/2016 tarihinde tutuklanıp 29/3/2018 tarihinde hâkim/mahkeme önüne

çıktığı (1 yıl 7 ay sonra) anlaşılan başvurucunun bu kapsamdaki şikâyeti

bakımından anılan karardan ayrılmayı gerektiren bir durum mevcut değildir.

67. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

68. Başvurucu, gözaltına alınması esnasında kanuna ve usule

aykırı bir şekilde metal kelepçeyle ellerinin sıkı sıkıya bağlandığını,

gayriinsani koşullarda (kalabalık, havasız, hijyenik olmayan, beslenme

imkânları yetersiz) dört gün gözaltında tutulduğunu, gözleri miyop olmasına

rağmen gözlük takmasına izin verilmediğini, tuvalet ve duş imkânından mahrum

bırakıldığını, görevlilerin hakaretlerine maruz kaldığını, uykusuz ve yorgun

bırakıldığını ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

69. Bireyin bir devlet görevlisi tarafından hukuka aykırı ve Anayasa'nın

17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye tabi tutulduğuna ilişkin

savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlinde etkili bir soruşturma yapılması

gerekmektedir. Bu soruşturma, sorumluların belirlenmesini ve cezalandırılmasını

sağlamaya da elverişli olmalıdır (Tahir

Canan, § 25).

70. Devletin sahip olduğu etkili soruşturma yükümlülüğü

kapsamında, işkence veya kötü muameleyi gösteren yeterli kesin belirtiler

mevcut olduğunda -kişilere müdahale üçüncü kişilerden gelmiş olsa dahi- şikâyet

ya da ihbarda bulunulmadığında bile resen soruşturma açılmasının sağlanması

gerektiği açıktır (Tahir Canan, §

25).

71. Başvuruya konu olayda başvurucu, genel olarak insani olmayan

gözaltı koşullarında kasti bir şekilde tutulduğunu ve gözaltı süresince kamu

görevlileri tarafından kötü muameleye maruz bırakıldığını ileri sürmektedir.

İddialar bir bütün olarak değerlendirildiğinde yakalandığı andan itibaren

başvurucunun kamu görevlilerinin kendisine kötü muamelede bulunduğundan

şikâyetçi olduğu görülmektedir. Bu kapsamda başvurucu, gözaltında tutma

koşullarının yetersizliğinden bahsetmişse de maruz kaldığını ileri sürdüğü kötü

muamelenin kamu görevlilerinin kasıt ve/veya ihmalinden mi yoksa salt tutulma

koşullarından mı kaynaklandığını açıkça belirtmemiştir. Dolayısıyla söz konusu

iddiaların Anayasa Mahkemesince doğrudan incelenebilmesi için yeterli bilgi ve

belge bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu bağlamda somut olayın koşullarının,

başvurucunun anılan iddialarının kamu görevlilerinin kasıt ve/veya ihmalinden

kaynaklanıp kaynaklanmadığına dair adli ve/veya idari bir soruşturmayla ortaya

konması gerekmektedir. Başvurucunun anılan iddialarını herhangi bir adli

ve/veya idari bir merciye ilettiğine dair bilgi veya

belge sunmadığı da gözetildiğinde hukuk sisteminde mevcut yargısal yolları

tüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır (benzer yöndeki

karar için bkz. Alparslan Altan [GK],

B. No: 2016/15586, 11/1/2018, § 183).

72. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Eğitim Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin

İddia

1. Başvurucunun İddiaları

73. Başvurucu, yabancı dil eğitimi için gerekli yasal ve

bandrollü kitapların ceza infaz kurumuna girişinin engellendiğini, ceza infaz

kurumu kütüphanesinden yararlanma isteğinin de kabul edilmediğini belirterek

eğitim hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

74. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği, Anayasa

Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının

tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu şikâyetini

öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak

iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlara

sunması, bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni

göstermiş olması gerekir(İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).

75. 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfaz Hakimliği Kanunu'nun

4. maddesinin birinci fıkrası uyarınca infaz hâkimliklerinin görevleri arasında

hükümlü ve tutukluların ceza infaz kurumları ve tutukevlerine kabul edilmeleri,

yerleştirilmeleri, barındırılmaları, ısıtılmaları ve giydirilmeleri,

beslenmeleri, temizliklerinin sağlanması, bedensel ve ruhsal sağlıklarının

korunması amacıyla muayene ve tedavilerinin yaptırılması, dışarıyla ilişkileri,

çalıştırılmaları gibi işlem veya faaliyetlere ilişkin şikâyetleri incelemek ve

karara bağlamak da sayılmıştır. Bahsi geçen bu hukuk yolu, başvurucunun

şikâyetleri açısından erişilebilir ve elverişli bir çözüm ve makul ölçüde bir

başarı imkânı sunmaktadır.

76. Somut olayda başvurucunun 4675 sayılı Kanun’un 4. maddesinde

öngörülen kanun yolunu tüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğu görülmüştür.

77. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

D. Özel Hayata ve Aile Hayatına Saygı Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Arama Kararı Yönünden

a. Başvurucunun İddiaları

78. Başvurucu, 2802 sayılı Kanun'un 94. maddesinde; hâkim ve

savcıların konutunda arama yapılabilmesi için suçüstü hâlinin bulunması, arama

ve elkoyma işlemi sırasında Cumhuriyet savcısının

bulunması gerektiğine yer verilmesine rağmen iki arama işleminin bu usule

uyulmadan gerçekleştirildiğini belirterek özel hayata ve aile hayatına saygı

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

79. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47. maddesinin (3),48.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları uyarınca bireysel başvuruda kamu

gücünün neden olduğu iddia edilen ihlale dair olayların tarih sırasına göre

özeti yapılmalı; bireysel başvuru kapsamındaki hakların ne şekilde ihlal

edildiği, buna ilişkin gerekçeler ve deliller açıklanmalıdır (Veli Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014,

§§ 19, 20).

80. Somut olayda başvurucu, ihlal iddiasına ilişkin delillerini

sunma yönündeki yükümlülüğünü yerine getirmemiştir. Başvurucu, arama

kararlarının hukuka aykırı olduğunu ortaya koyacak arama kararı, arama tutanağı

vb. herhangi bir belge sunmamıştır. Bu nedenle söz konusu iddiaların

temellendirilmemiş şikâyet kapsamında kabul edilmesi gerekmektedir.

81. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Elkoyma Kararı

Yönünden

a. Başvurucunun iddiaları

82. Başvurucu; kanunlara aykırı olarak evinde el konulan

bilgisayar, cep telefonu ve haricî hard disklerin imajının alınmadığını, uzun

süre geçmesine rağmen bu materyallerin kendisine teslim edilmediğini ileri

sürmüştür.

b. Değerlendirme

83. Somut olayda başvurucunun dijital materyallerine 5271 sayılı

Kanun'un 134. maddesi kapsamında el konulmuştur. Bu elkoyma

işleminin hukukiliği ve kesin sonuçları derece mahkemeleri tarafından yapılacak

yargılama sonucunda ortaya çıkacaktır. Öte yandan el konulan dijital

materyaller ve cep telefonlarının incelenmesi tamamlandıktan başvurucuya iade

edilmesi mümkün olacaktır. Son olarak 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (j) bendinde "Eşyasına

veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan

ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya

zamanında geri verilmeyen" kişilerin uğramış olduğu maddi

zararları isteyebileceği belirtilmiştir. Başvurucunun yargılama sonunda elkoyma nedeniyle uğradığı zararları bu tazminat yoluna

başvurmak suretiyle tazmin edebilmesi de mümkün olacaktır. Dolayısıyla

başvurunun hukuk sisteminde mevcut idari ve yargısal yollar tüketilmeksizin

yapıldığı anlaşılmaktadır.

84. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

E. Meslekten İhraç Kararına İlişkin Şikâyetler

Yönünden

1. Başvurucunun İddiaları

85. Başvurucu; ihraç kararı nedeniyle kanunların geriye

yürümezliği ilkesinin ihlal edildiğini, ihraç kararında terör örgütüyle

irtibatı ve iltisakının sabit olduğunun

belirtildiğini, bu durumun masumiyet karinesine aykırı olduğunu ileri

sürmüştür.

2. Değerlendirme

86. Başvurucunun aynı konuya ilişkin olarak Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuruda bulunduğu, İkinci Bölüm İkinci Komisyon tarafından 24/7/2017

tarihli ve 2016/71349 başvuru numaralı kararıyla başvurunun bu yönüyle kabul

edilemez olduğuna kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır.

87. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının mükerrer başvuru niteliğinde olması

nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE

B. 1. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

2. Tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması dolayısıyla kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

4. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne

çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddianın

başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

6. Eğitim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

7. Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın arama kararı yönünden

açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

8. Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın elkoyma kararı yönünden başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

9. Meslekten ihraç kararına ilişkin şikâyetlerin mükerrer başvuru olması nedeniyle REDDİNE,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından başvurucuların yargılama giderlerini ödemekten

TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 26/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Burhan ÜSTÜN

Kadir ÖZKAYA

Selahaddin

MENTEŞ

Raportör

:

Yusuf Enes

KAYA

Başvurucu

:

Tarık KAVAK

Vekili

:

Av. İsmet

ÇELİK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/22177, 26 Eylül 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal
  9. B. Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine
  10. C. Eğitim Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin
  11. D. Özel Hayata ve Aile Hayatına Saygı Hakkının
  12. E. Meslekten İhraç Kararına İlişkin Şikâyetler
  13. A. Adli yardım talebinin KABULÜNE
  14. C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  15. Gökcan
  16. Özgüldür
  17. Menteş
  18. Kaya
  19. Çelik
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/22177
Tarih
26 Eylül 2019

İlgili Kararlar

  • Mutlu Bulut Başvurusu (B. No: 2017/20749)
  • Resul Çomoğlu Başvurusu (B. No: 2017/8756)
  • Abdullah Ekinci ve Fatma Ekinci Başvurusu (B. No: 2015/2120)
  • Feruza Musulmankulova Başvurusu (B. No: 2015/9727)
  • Şenol Eren Başvurusu (B. No: 2014/7693)
  • Tonguç Özkan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/1261)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.