İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Temel Yeğin Başvurusu (B. No: 2014/10398)

1. Başvuru, yaş tashihine ilişkin yargı kararının yaşlılık

Başvuru No2014/10398Tarih29 Haziran 2016Okuma13 dk · 2.694 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Temel Yeğin Başvurusu

Karar tarihi
29 Haziran 2016
Başvuru Numarası
2014/10398
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.694 kelime·13 dk okuma·10 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, yaş tashihine ilişkin yargı kararının yaşlılık

aylığı bağlanması sırasında dikkate alınmayacak olması nedeniyle adil

yargılanma, çalışma ve sosyal güvenlik haklarının ihlal edildiğine ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 27/6/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır.

Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde

başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/4/2015 tarihinde

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 28/3/2016 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, Anayasa Mahkemesine herhangi bir görüş

sunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu 4/6/1984 yılında Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK)

kapsamında bir işe başlamıştır.

8. Başvurucuya velayeten annesi

tarafından açılan dava sonucunda Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 6/5/1987

tarihli ve E.1986/622, K.1987/309 sayılı kararıyla başvurucunun 1969 olan doğum

tarihi 4/2/1967 olarak tashih ettirilmiştir.

9. Başvurucu 16/5/2011 tarihinde, kendisine yaşlılık aylığının

ne zaman bağlanacağını öğrenmek için Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) başvuruda

bulunmuştur.

10. SGK'nın 2/3/2012 tarihli yazısında

başvurucunun 48 yaşını 4/2/2017 tarihinde dolduracağı ve ayrıca yaşlılık aylığı

bağlanabilmesi için 24/5/1983 tarihli ve 2829 sayılı Sosyal Güvenlik

Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun gereği

son yedi yıllık fiilî hizmet süresi içinde Kuruma tabi çalışma süresinin 1260

gün olması gerekirken başvurucunun Kuruma bağlı çalışma süresinin 286 gün

olduğu belirtilmiştir.

11. Başvurucunun, SGK'nın bu yazısına

binaen açtığı tespit davası Ankara 4. İş Mahkemesinin 30/11/2012 tarihli ve

E.2012/977, K.2012/1873 sayılı kararıyla yaş tashihi davası sigortalı olarak

çalışmaya başlanan tarihten sonra açılmış olması nedeniyle reddedilmiştir.

Kararın gerekçesi şu şekildedir:

"GEREKÇE: Yapılan

inceleme, celp edilen kayıtlar, taraf açıklamaları ile tüm dosya kapsamından,

her ne kadardavacı vekilince müvekkilinin tashih

edilen doğum tarihine göre emeklilik hesabının yapılması ve kurum işleminin

iptali istenilmiş ise de, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02.06.2004 gün,

2004/21-316 E. Ve 2004/322 K., 11.05.2005 gün, 2005/10-313 E. Ve 2005/341 K.

Sayılı ilamları ile 506 sayılı yasanın 120, Anayasamızın 138, 1479 sayılı

yasanın 66. maddeleri gözetildiğinde davacının sigortalı olarak çalıştığı

sırada 06.05.1987 tarihinde dava açarak 1969 olan doğum tarihini 04.02.1967

tarihi olarak tashih ettirdiği anlaşıldığındankurumun14.02.1969 tarihini esas

alan işleminin yerinde olduğu kanaat-sonucuna varılmakla açılan davanın

reddine..."

12. Başvurucunun kararı temyiz etmesi üzerine Yargıtay 21. Hukuk

Dairesinin 18/2/2014 tarihli ve E.2013/2511, K.2014/2589 sayılı kararıyla hüküm

onanmıştır.

13. Söz konusu karar başvurucuya 30/5/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

14. Başvurucu 27/6/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

15. 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel

Sağlık Sigortası Kanunu’nun 38. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları

şöyledir:

“Malûllük, yaşlılık

ve ölüm sigortalarının uygulanmasında dikkate alınacak sigortalılık süresinin

başlangıcı; sigortalının, mülga 2/6/1949 tarihli ve 5417 sayılı İhtiyarlık

Sigortası Kanununa, mülga 4/2/1957 tarihli ve 6900 sayılı Malûliyet, İhtiyarlık

ve Ölüm Sigortaları Hakkında Kanuna, 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal

Sigortalar Kanununa, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve

Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununa, 17/10/1983 tarihli

ve 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanununa, bu Kanunla mülga

17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar

Sosyal Sigortalar Kanununa ve 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye

Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun

geçici 20 nci maddesi kapsamındaki sandıklara veya bu

Kanuna tâbi olarak malûllük, yaşlılık ve ölüm

sigortalarına tabi olarak ilk defa kapsama girdiği tarih olarak kabul edilir.

Uluslararası sosyal güvenlik sözleşmeleri hükümleri saklıdır.

Bu Kanunun uygulanmasında 18 yaşından önce malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tâbi olanların

sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Bu

tarihten önceki süreler için ödenen malûllük,

yaşlılık ve ölüm sigortaları primleri, prim ödeme gün sayılarının hesabına

dahil edilir.”

16. 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı mülga Sosyal Sigortalar

Kanunu’nun 60. maddesi şöyledir:

“Yaşlılık aylığından yararlanma esas ve

şartları aşağıda gösterilmiştir:

…

G) Bu maddenin uygulanmasında; 18 yaşından

önce Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortalarına tabi olanların sigortalılık

süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Ancak, bu

tarihten önceki süreler için ödenen Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları

primleri, prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilir.

…”

17. 506 sayılı mülga Kanun’un geçici 54. maddesi şöyledir:

“01/04/1981 tarihinden önce malullük, yaşlılık

ve ölüm sigortalarına tescil edilmiş olanlar hakkında 60 ıncı

maddenin (G) fıkrası hükmü uygulanmaz.”

18. 5510 sayılı Kanun'un 57. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları

şöyledir:

“Malûllük, yaşlılık

ve ölüm sigortalarına ilişkin yaş ile ilgili hükümlerin uygulanmasında,

sigortalıların ve hak sahibi çocuklarının, mülga 2/6/1949 tarihli ve 5417

sayılı Kanun ve mülga 4/2/1957 tarihli ve 6900 sayılı Kanun ile 17/7/1964

tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve

2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı ve 8/6/1949

tarihli ve 5434 sayılı kanunlara, 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun

geçici 20 nci maddesine tâbi sandıklara veya bu

Kanuna göre ilk defa malûllük, yaşlılık ve ölüm

sigortalarına tâbi olduğu tarihte, nüfus kütüğünde kayıtlı bulunan doğum

tarihleri, sigortalının bu Kanuna göre ilk defa çalışmaya başladığı tarihten

sonra doğan çocuklarının ise nüfus kütüğüne ilk olarak yazılan doğum tarihleri

esas alınır.

İş kazası, meslek hastalığı, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından gelir ve aylık

tahsisleri ile sermaye değerinin hesabında, iş kazasının olduğu veya meslek

hastalığının hekim raporuyla ilk defa tespit edildiği veya sigortalıların bu

Kanuna ve bu Kanunla yürürlükten kaldırılmış kanunlara tâbi olarak ilk defa

çalışmaya başladığı tarihten sonraki yaş düzeltmeleri dikkate alınmaz.”

19. 506 sayılı mülga Kanun'un 120. maddesinin ikinci ve üçüncü

fıkraları şöyledir:

“Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortalarına

ilişkin yaş ile ilgili hükümlerin uygulanmasında, sigortalıların ve hak sahibi

çocuklarının, sigortalının yürürlükten kaldırılmış 5417 ve 6900 sayılı

kanunlara veya bu kanuna tabi olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihte nüfus

kütüğünde kayıtlı bulunan doğum tarihleri, sigortalının sigortaya tabi olarak

ilk defa çalışmaya başladığı tarihten sonra doğan çocuklarının da nüfus

kütüğüne ilk olarak yazılan doğum tarihleri esas tutulur.

İş kazalarıyla meslek hastalıkları, malullük, yaşlılık ve ölüm

sigortasından gelir ve aylık tahsisleri ile sermaye değerinin hesabında, iş

kazasının olduğu veya meslek hastalığının hekim raporuyla ilk defa tespit

edildiği veya sigortalıların yürürlükten kaldırılmış 5417 ve 6900 sayılı

kanunlara veya 506 sayılı Kanun ile diğer sosyal güvenlik kurumlarına tabi

olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihten sonraki yaş tashihleri dikkate

alınmaz.”

20. Anayasa Mahkemesinin 506 sayılı mülga Kanun’un 120.

maddesinin üçüncü fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle yapılan bir

itiraz başvurusuna ilişkin 18/1/2005 tarihli ve E.2005/4, K.2005/7 sayılı

kararı şöyledir:

“Devletin, personel politikasını belirlemede büyük önemi olan emeklilik

düzenini, aktüeryal dengeleri gözeterek bilimsel

verilere göre belirlemesi ve buna göre gerekli yasal düzenlemeleri yapması

doğaldır. Devletin bilimsel verilere dayanarak kurduğu bu düzenin korunması

Anayasa'nın 60. maddesinde yer alan sosyal güvenlik hakkının güvenceye alınması

için de zorunlu bir gerekliliktir. Nesnel ve sürekli kurallarla sağlam ve

sağlıklı temellere oturtulmayan bir sosyal güvenlik kuruluşunun, mahkeme

kararları ile alınan yaş düzeltmeleri sonucu ortaya çıkan erken emeklilik gibi

nedenlerle aktüeryal dengesinin bozulması, sosyal

güvenlik sisteminin sürdürülemez bir duruma gelmesine sebep olabilir.

Sosyal

güvenlik kurumlarına tabi olarak çalışılmaya başlanıldığı tarihten sonraki yaş

düzeltmelerinin dikkate alınmayacağını öngören itiraz konusu kuralın, sosyal

güvenlik sisteminin kimi aksaklıklara yol açmadan sürdürülmesi amacına yönelik

olarak düzenlendiği kuşkusuzdur. Burada yargı kararı hukuksal olarak değerini

ve geçerliliğini korumakta, sadece emeklilik yönünden sonuç doğurmamaktadır.

Öte

yandan, yasa önünde eşitlik ilkesi, hukuksal durumları aynı olanlar için söz

konusudur. Bu ilke ile eylemli değil hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik

ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin yasalar karşısında aynı işleme

bağlı tutulmalarını sağlamak, ayırım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını

önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı

kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır. Yasa

önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına

gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik

kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı

hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'da öngörülen eşitlik

ilkesi zedelenmez.

İtiraz

konusu kural, herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna bağlı olarak çalışanlardan

ilk defa çalışmaya başladıkları tarihten sonra yaş düzeltmesi yaptıranlar

arasında farklılık yaratmadığından eşitlik ilkesine aykırılık görülmemiştir.

Açıklanan

nedenlerle itiraz konusu kural, Anayasa'nın 10., 60. ve 138. maddelerine aykırı

olmadığından istemin reddi gerekir.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 29/6/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

22. Başvurucu; Nüfus Müdürlüğünün kusuru nedeniyle devletin

kendisini sorumlu tutmasının evrensel hukuk prensiplerine aykırı olduğunu, yaş

tashihine ilişkin yargı kararının yaşlılık aylığı bağlanması sırasında dikkate

alınmamasının Anayasa'nın 36., 49. ve 60 maddelerinde güvence altına alınan

adil yargılanma, çalışma ve sosyal güvenlik haklarını ihlal ettiğini ileri

sürmüş ve tazminata hükmedilmesi talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16 ). Bu nedenle

başvuru, başvurucunun yaşının tashihine ilişkin kesinleşmiş Mahkeme kararının

uygulanmadığına ilişkin iddiası yönünden ve mahkemeye erişim hakkı kapsamında

incelenmiştir.

24. Anayasa'nın 138. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

"Yasama ve yürütme organları ile idare,

mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını

hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini

geciktiremez."

25. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

26. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile

ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar

konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir."

27. Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)

kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan

alt ilke ve haklar, Anayasa'nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma

hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca

inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme'nin 6. maddesi ve AİHM

içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle gerek Sözleşme'nin lafzi içeriğinde yer

alan gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke

ve haklara Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 38).

28. Anayasa'nın 36. maddesinde ifade edilen hak arama özgürlüğü,

diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların

korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biri olmakla birlikte aynı zamanda

toplumsal barışı güçlendiren, bireyin adaleti bulma, hakkı olanı elde etme,

haksızlığı önleme uğraşının da aracıdır. Hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma

hakkı, sadece yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunmada

bulunma hakkını değil yargılama sonunda hakkı olanı elde etmeyi de kapsayan bir

haktır (AYM, E.2009/27, K.2010/9, 14/1/2010).

29. Adil yargılanma hakkının unsurlarından biri de mahkemeye erişim

hakkıdır. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme ve aynı

zamanda mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme haklarını da kapsar.

Mahkeme kararlarının uygulanması, yargılama sürecini tamamlayan ve yargılamanın

sonuç doğurmasını sağlayan bir unsurdur. Karar uygulanmazsa yargılamanın da bir

anlamı olmayacaktır (Hornsby/ Yunanistan, B. No: 18357/91, 19/3/1997,

§ 40).

30. Yargı kararlarının uygulanması "mahkemeye erişim

hakkı" kapsamında değerlendirilmektedir. Buna göre yargılama sonucunda

mahkemenin bir karar vermiş olması yeterli değildir. Ayrıca bu kararın etkili

bir şekilde uygulanması da gerekir. Hukuk sisteminde nihai mahkeme kararlarını

taraflardan birinin aleyhine sonuç doğuracak şekilde uygulanamaz hâle getiren

düzenlemeler bulunması veya mahkeme kararlarının icrasının herhangi bir şekilde

engellenmesi hâllerinde "mahkemeye erişim hakkı" da anlamını yitirir

(Ahmet Yıldırım, B. No: 2012/144,

2/10/2013, § 28).

31. AİHM, kesinleşmiş ve bağlayıcı bir yargı kararının, lehine karar

verilen tarafın zarar görmesine rağmen infaz edilmemesi durumunda Sözleşme'nin

6. maddesinin teminat altına aldığı mahkemeye erişim hakkının bir anlam ifade

etmeyeceğini vurgulamaktadır. Hangi yargı makamı verirse versin bir yargı

kararının veya hükmünün infaz edilmesi, 6. madde anlamında "dava"nın tamamlayıcı unsuru olarak

değerlendirilmelidir (Burdov/Rusya, B. No:59498/00, 7/5/2002, § 34).

32. AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesi kapsamında bir yargı yerine

ulaşma hakkının sadece teorik olarak bu hakkın tanınmasını değil aynı zamanda o

yargı yerinden alınan nihai kararın icrasına yönelik meşru bir beklentiyi de

koruduğunu kabul etmiştir (Apostol/ Gürcistan, B. No: 40765/02, 28/2/2007, §

54).

33. Öte yandan mahkemeye erişme hakkı, niteliği gereği devlet

tarafından düzenleme yapılmasını gerektirdiğinden mutlak bir hak olmayıp

sınırlamalara tabidir. AİHM'e göre bu hak,

Sözleşme'nin tanımlamaksızın kabul ettiği bir hak olduğundan herhangi bir

hakkın gerçek kapsamını sınırlayan hudutlardan başka örtülü olarak izin verilen

sınırlandırmalara da tabidir. Uygulanacak olan sınırlandırmaların, bireylerin

başvurularını bu hakkın özünü zedeleyecek şekilde ve ölçüde hakkı kısıtlamaması

gerekir (Golder/Birleşik Krallık, B. No: 4451/70,

21/2/1975, § 38). Ayrıca bir sınırlama, meşru bir amaç izlemeli ve kullanılan

araçlarla gerçekleştirilmek istenen amaç arasında makul bir orantılılık

ilişkisi kurulmalıdır. Aksi takdirde sınırlama, mahkemeye erişim hakkı ile

bağdaşmaz (Ali Atlı, B. No:

2013/500, 20/3/2014, § 50, benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Ashingdane/Birleşik Krallık, B. No: 8225/78,

28/5/1985, § 57; Bayar ve Gürbüz/Türkiye,

B. No: 37569/06, 27/11/2012, § 40).

34. Anayasa'nın 36. maddesinde, mahkemeye erişim hakkı açısından

herhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte bunun hiçbir

şekilde sınırlandırılması mümkün olmayan mutlak bir hak olduğu söylenemez. Özel

sınırlama nedeni öngörülmemiş olan hakların da hakkın doğasından kaynaklanan

bazı sınırları bulunduğu kabul edilmektedir. Ayrıca hakkı düzenleyen maddede

herhangi bir sınırlama nedenine yer verilmemiş olsa da Anayasa'nın diğer

maddelerinde yer alan kurallara dayanarak bu hakların sınırlandırılması da

mümkün olabilir (Tahir Gökatalay,

B. No: 2013/1780, 20/3/2014, § 39).

35. Bu noktada kesin hüküm niteliğini haiz bir yargı kararının

yerine getirilmesi sonucunda oluşan yeni durumların bazı hukuki konular

yönünden sonuç doğurmamasınınbu yargı kararının

uygulanmadığı anlamına gelmeyeceğinin dikkate alınması gerekir. Zira bir dava

sonunda yargı merciince verilen karardaki hükmün yerine getirilmesiyle birlikte

bu karar icra edilmiş yani uygulanmış olacaktır. Kararın icrasına bağlı

sonuçların bu davayla ilgili olmayan kişiler veya konular yönünden sonuç

doğurmaması, bu kararın uygulanmadığı şeklinde yorumlanamaz (Ali Çakmak ve Şerefnaz

Aygül, B. No: 2013/5961, 1/12/2015, § 51).

36. 5510 sayılı Kanun'un 57. ve 506 sayılı mülga Kanun'un 120.

maddelerinin ikinci ve üçüncü fıkralarında malullük, yaşlılık ve ölüm

sigortalarına ilişkin yaş ile ilgili hükümlerin uygulanmasında sigortalıların

ve hak sahibi çocuklarının bu sigortalara tabi olduğu tarihte nüfus kütüğünde

kayıtlı bulunan doğum tarihlerinin esas alınacağı, sigortalıların ilk defa

çalışmaya başladıkları tarihten sonraki yaş düzeltmelerinin dikkate

alınmayacağı belirtilmiştir. Somut olayda başvurucu 1984 yılında SSK kapsamında

bir işte çalışmaya başlamış, 1987 yılında doğum tarihini tashih ettirmiştir.

SGK ve Mahkeme, anılan hükümler gereğince başvurucunun ilk kez sigortalı olduğu

tarihte nüfus kütüğünde kayıtlı bulunan doğum tarihini esas almış ve sigortalı

çalışmaya başladığı tarihten sonra Mahkeme tarafından verilen yaş tashihi

kararını dikkate almamıştır. Bu kapsamda temel olarak başvurucunun yaşlılık

aylığı bağlanması için gerekli yaş şartını taşımadığı gerekçesiyle emeklilik

talebini reddetmiştir.

37. Başvurucu, yaşının düzeltilmesine ilişkin kesinleşmiş

Mahkeme kararının emeklilik işlemlerinde dikkate alınmamasıyla bu kararların

uygulanamamış olduğunu ileri sürmektedir. Başvurucunun iddiasına konu Mahkeme

kararı, nüfus kütüğündeki kaydın düzeltilmesine ilişkin olup bu davada nüfus

kayıtlarının gerçek duruma uygun hâle getirilmesi amaçlanmaktadır. Somut olay

açısından Mahkemece başvurucunun nüfus kaydındaki doğum tarihinin gerçek

durumuna uygun şekilde düzeltilmesine karar verilmiş, bu kayıt nüfus idaresince

karar doğrultusunda değiştirilmiş ve bu şekilde anılan karar icra edilmiştir.

38. Başvurucunun yaşının düzeltilmesine ilişkin Mahkeme

kararının 5510 sayılı Kanun'un 57. ve 506 sayılı mülga Kanun'un 120.

maddelerinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca emeklilik işlemlerinde sonuç

doğurmaması, kararın uygulanmadığı ya da hukuksal değerini ve geçerliliğini

kaybettiği anlamına gelmez. Emeklilik işlemlerinde SSK'ya tabi olarak

çalışılmaya başlandığı tarihteki nüfus kütüğünde kayıtlı olunan doğum tarihinin

esas alınmasını öngören anılan kuralların, emeklilik düzeninin aktüeryal dengeler gözetilerek bilimsel verilere göre

belirlenmesi ve sosyal güvenlik sisteminin birtakım aksaklıklara yol açmadan

sürdürülmesi amacına yönelik olarak düzenlendiği anlaşılmaktadır. Burada yargı

kararı hukuksal olarak değerini ve geçerliliğini korumakta, sadece emeklilik

yönünden sonuç doğurmamaktadır.

39. Başvuru konusu uyuşmazlıkta uygulama yeri bulan 506 sayılı

mülga Kanun'un 120. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları ile benzer

düzenlemeler içeren 5510 sayılı Kanun'un 57. maddesinin ikinci ve üçüncü

fıkralarının Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle yapılan itiraz başvuruları

üzerine Anayasa Mahkemesi, anılan hükümlerin Anayasa'ya aykırı olmadığına karar

vermiştir (bkz. § 20; AYM, E.2008/64, K.2008/129, 19/11/2008).

40. Bu değerlendirmeler neticesinde başvurucunun yaşının

düzeltilmesine ilişkin Mahkeme kararı doğrultusunda nüfus idaresinin nüfus kaydını

düzeltmesiyle birlikte anılan kararın icra edilmiş olduğu, bu kararın ilgili

mevzuat hükümleri uyarınca emeklilik işlemlerinde sonuç doğurmamasının kararın

uygulanmadığı ya da hukuksal değerini ve geçerliliğini kaybettiği şeklinde

yorumlanamayacağı sonucuna ulaşılmıştır (Ali

Çakmak ve Şerefnaz Aygül, § 56).

41. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkına

yönelik bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

29/6/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Engin YILDIRIM Üyeler : Recep KÖMÜRCÜ Alparslan ALTAN Celal Mümtaz AKINCI Muammer TOPAL Raportör Yrd. : Hikmet Murat AKKAYA Başvurucu : Temel YEĞİN Vekili : Av. Emre BARIŞ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/10398, 29 Haziran 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Başvurunun açıkça
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/10398
Tarih
29 Haziran 2016

İlgili Kararlar

  • Adem Yüksel Başvurusu (B. No: 2013/9045)
  • İbrahim Aslan Başvurusu (B. No: 2014/5978)
  • Ayhan Pehlivanoğlu Başvurusu (B. No: 2014/2152)
  • Necat Öztekin Başvurusu (B. No: 2014/510)
  • D.ö. Başvurusu (B. No: 2014/3977)
  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2013/865

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.