İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Teyfik Özdurmuşoğlu Başvurusu (B. No: 2014/20406)

1. Başvuru; asteğmen adayı olan başvurucunun askerî eğitim

Başvuru No2014/20406Tarih8 Kasım 2017Okuma20 dk · 4.085 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Teyfik Özdurmuşoğlu Başvurusu

Karar tarihi
8 Kasım 2017
Başvuru Numarası
2014/20406
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.085 kelime·20 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; asteğmen adayı olan başvurucunun askerî eğitim

sırasında işitme kaybı oluşması nedeniyle maddi ve manevi varlığını geliştirme

hakkının; buna ilişkin davanın reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının

ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 29/12/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu bir üniversitenin fizik bölümünden 28/7/2009

tarihinde mezun olmuş, askerlik hizmetini yedek subay olarak yerine getirmek

üzere 12/12/2011 tarihinde birliğine katılmış ve 29/12/2011 tarihinde yemin

ederek İstanbul Tuzla Piyade Okul Öğrenci ve Kurs Alayı Asteğmen Adayı Kurs

Bölük Komutanlığında asteğmen adayı olarak eğitimine başlamıştır.

9. Başvurucunun askerliğe alınmadan önceki sağlık durumu

hakkındaki bilgi formunda yer alan "Sağlığınız

ile ilgili bir endişeniz var mı?" sorusuna "Kulağımda çınlama var" şeklinde cevap

verdiği anlaşılmaktadır. Başvurucunun, askerliğe alınışından sonra Gülhane

Askeri Tıp Akademisi (GATA) Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Sağlık Kurulu muayene

fişine göre başvurucunun kulak burun boğaz uzmanı tarafından kontrol edildiği

ve başvurucuya sağlam raporu verildiği görülmektedir.

10. 5/1/2012 tarihinde adaylar ilk kez silahla atış eğitimi

almak üzere toplanmıştır. Başvurucu, mühimmata nezaret etmek üzere aynı gün

refakatçi olarak atış alanında bulunmuştur. Başvurucu, refakatçilik görevinin

herhangi bir kimseye ait olmadığını, takım komutanı tarafından o gün kendisinin

görevlendirildiğini, ancak esas görevinin mühimmat sorumluluğu olduğunu

belirtmektedir.

11. Silahla atış eğitimi ertesi gün (6/1/2012) devam etmiştir.

Başvurucu, yeniden talimlere girmiştir. Bu defa kendisi de silahla atış

yapmıştır. Hafta sonu evci iznine çıkan başvurucu, 9/1/2012, 10/1/2012 ve

11/1/2012 tarihlerinde sırasıyla G-3 piyade tüfeğiyle tek tek altı mermi, tek

tek üç mermi ve tek tek iki mermi şeklinde atışlar yapmıştır.

12. Başvurucu bu süreçte takım komutanı, bölük komutanı ve tabur

komutanına rahatsızlığını defalarca ilettiğini ve revire gitmek istemesine

rağmen engellendiğini belirtmektedir. İstenen belgeler kapsamında başvurucunun

9/1/2012 tarihinde muayene edildiği, muayene kapsamında vizite defterine "işitme kaybı KBB sevk" yazıldığı

anlaşılmaktadır.

13. Başvurucu, yapılan muayeneden sonra ancak personel hastane

aracının planlı olduğu ilk gün olan 12/1/2012 tarihinde GATA Haydarpaşa Eğitim

Hastanesine (Hastane) gidebilmiştir. Bundan önce GATA erbaş ve er servisinin

başvurucunun bulunduğu yerden 9/1/2012 tarihinde saat 08.00'de çıkış yaptığı

anlaşılmaktadır.

14. Başvurucu, 12/1/2012 tarihinden itibaren onsekiz

gün hastanede kalmıştır. Yapılan muayeneler ve tetkikler sonucu başvurucunun

her iki kulağında işitme kaybının olduğu ortaya çıkmıştır. Hastalığının

iyileşme süresinin zaman alacağı düşüncesiyle başvurucu 30/1/2012 tarihinde bir

aylık hava değişimine tabi tutulmuştur. Başvurucu, adaylık sürecindeki eğitime

katılamaması nedeniyle dönem kaybına uğrayarak geçici olarak terhis edilmiştir.

15. Bu süreçte başvurucu hakkında Hastane tarafından gerekli

tetkikler ve muayeneler yapılmaya devam edilmiştir. 7/3/2012 tarihli rapora

göre başvurucu üç ay daha istirahat raporu almıştır.

16. Uğradığı işitme kaybı nedeniyle başvurucu, 28/5/2012

tarihinde İstanbul 1. Ordu Komutanlığı nezdinde sorumlular hakkında şikâyette

bulunmuştur.

17. Başvurucu, 29/5/2012 tarihinde Hastaneye tekrar giriş

yapmıştır. 6/6/2012 tarihli rapora göre daha önce yapılan teşhislerin doğru

olduğu değerlendirilmiş ve Kurul toplantısında başvurucunun askerliğe elverişli

olmadığı kararı verilmiştir. Daha sonra askerliğe elverişli olmadığına dair

verilen karar doğrultusunda, başvurucunun 8/6/2012 tarihinde taburcu edildiği

anlaşılmıştır.

18. Başvurucu 9/7/2012 tarihinde Şişli Etfal

Eğitim ve Araştırma Hastanesine müracaat etmiş, yapılan incelemeler sonucunda

16/7/2012 tarihli heyet raporuna göre "bilateral orta dereceli sensörinöral işitme kaybı"

teşhisi ile başvurucunun işitme engelinin %61,3; tüm vücut fonksiyonu kaybı

oranının ise %37 oranında olduğu tespitinde bulunulmuştur. Raporun

geçerliliğinin sürekli olduğu belirtilmiştir.

19. Başvurucu 12/12/2012 tarihinde Millî Savunma Bakanlığına

başvurarak tazminat talep etmiştir. İdarenin cevap vermemesi üzerine 13/2/2013

tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) İkinci Dairesi'nde 100.000 TL

maddi, 100.000 TL manevi tazminat istemiyle dava açılmıştır. Açılan davada

başvurucunun adli yardım talebi kabul edilmiştir.

20. Dilekçe teatisi aşamaları ve AYİM Başsavcılığının görüşleri

alındıktan sonra başvurucunun kayıtlı olduğu Askerlik Şubesi Başkanlığından

4/12/2013 tarihinde şahsi dosyasının incelenmek üzere talep edildiği, yine aynı

tarihte başvurucunun muayene edildiği hastaneden başvurucuyla ilgili tüm

kayıtların istenildiği, 6/12/2013 tarihinde de Kara Kuvvetleri Komutanlığı 1.

Ordu Komutanlığı Askerî Savcılığından (Askerî Savcılık) soruşturma safahatıyla

ilgili bilgi ve soruşturma sonucunda verilen karara ilişkin belgelerin ara

kararlarla istenildiği görülmektedir.

21. 21/11/2013 tarihinde Askerî Savcılık ilgili belgeleri

yollamıştır. Buna göre şikâyet sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar

verildiği ve başvurucunun itirazının reddedildiği anlaşılmaktadır. Askerî

Savcılık; ilk önce başvurucunun, daha sonra olayla ilgili kişilerin ifadelerine

başvurmuş ve İstanbul'daki bir kulak burun boğaz uzmanından bilirkişi raporu

alınmıştır. Askerî Savcılığın takipsizlik kararında yer aldığı şekliyle

bilirkişi raporunda şunlar denilmektedir:

"...yapılan ilk atışlardan sonra

müştekide akustik travmaya bağlı ani işitme kaybı geliştiğini, bu durumun

kalıtsal bir rahatsızlık olmadığını, ancak bu durumun atışlarda tıkaç

kullanılmamasına bağlı olabileceği gibi bazı kişilerde iç kulak anatomik yapısı

nedeniyle kalıtsal yatkınlıktan kaynaklanabileceğini, müştekiye askere alınmadan

önce yapılan işitme testleri dikkate alındığında bu rahatsızlığın müştekide

askere alınmadan önce olmadığını değerlendirdiğini, bu rahatsızlığın 120 DB ses

şiddetine 15 dakika maruz kalan her bireyde gelişebileceğini, rahatsızlığın ilk

habercisinin de kulakta işitilen ve hiç geçmeyen çınlamalar olduğunu, iç kulak

yapısında anatomik farklılıklar ve hassasiyet olanlarda işitme kaybı olurken,

kalıtsal yatkınlığı olmayan bireylerde çınlamaların geçici olup işitme kaybının

kalıcı olamadığını; müştekinin tedavisine başlandığı tarih göz önüne

alındığında tedavisini olumsuz yönde etkileyecek bir gecikmenin veya ihmalin

olmadığını, müştekinin ilk atışlardan sonra çıktığı hafta sonu evci izninde KBB

bölümünde muayenesine ve tedavisine başlansa bile işitmesinin düzelebileceğinin

kesin olarak belli olmadığını, müştekinin hafta başı yapılan atışlara

katılmaması halinde iç kulaktaki hasarın önlenebileceği kanaatinde..."

22. 12/2/2014 tarihinde yapılan görüşme sonucunda AYİM'deki heyet tarafından duruşma günü belirlenmiş, taraflara

usulüne uygun olarak duruşma davetiyesi tebliğ edilmiştir. 26/3/2014 tarihinde

duruşma yapılmıştır.

23. AYİM'in 26/3/2014 tarihli kararına

konu sekiz sayfalık kararın ilgili kısımları şu şekildedir:

"...

Dava dosyası, davacıya ait şube şahsi dosyasında

bulunan bilgi ve belgeler dikkate alındığında; davacı hakkında asker

hastanelerince tanzim edilen işitme kaybı bağlantılı raporların Kozan As. Ş. Bşk.lığından davacıya ait şube dosyasının istenilmesinden

de anlaşılacağı üzere evveliyatının bulunduğu, davacının son yoklamasında

belirtmiş olduğu "kulağımda çınlama var" ifadesini hastane

raporlarında "hasta hikayesi" bölümlerinde hiç dile getirmediği gibi

duruşma sırasında sorulması üzerine askere gelmeden önce kulağından rahatsızlığı

bulunmadığı yönündeki beyanı ile son yoklaması sırasında ıslak imzası ile

tespit edilen kulağından sağlık sorunu olduğu şeklindeki beyanı ve

rahatsızlığının ırsi olduğuna dair kendi

anlatımlarından kaynaklanan tanıkların da bulunduğu, işitme kaybı ile ilgili

daha iyi ve ileri tetkik ve tedavi yapılması için gayret içerisinde olmadığı,

bu kapsamda davacının rahatsızlığının piyade tüfeği atışlarına bağlı olmadığı,

davacının olaylarla desteklenmeyen soyut beyanı dışında askerliğe elverişsiz

hale gelmesine sebep olan rahatsızlığının ortaya çıkması ile askerlik

hizmetinin sebep ve tesiri arasında herhangi bir illiyet bağının bulunmadığı,

iddia edilen işitme kaybı ve kulak çınlaması olayının idari bir eylemin sonucu

olarak meydana geldiğini kabul etmenin mümkün olmadığı, zarar doğuran eylem

idareye bağlanamayacağı gibi, idarenin de zararın faili ve sorumlusu olarak

tutulmasının mümkün olmadığı, davacı tarafından belirtilen iddiaların hizmetle

ilgisinin olmadığı, dolayısıyla idarenin tazmin yükümlülüğünün olmadığı, bu

nedenle davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddine karar

verilmesinin gerektiği sonucuna ulaşılmıştır."

24. Başvuruya konu karara muhalif iki üyenin gerekçeleri şu

şekildedir:

"Dosyadaki bilgilerden davacının

rahatsızlığının askere gelmeden önce de mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Davacı

bu durumu son yoklama sırasında beyan etmiştir. Ancak yürütülen hizmet

esnasında ifa edilen görev kapsamında yapılan atışların, bu rahatsızlığın

artmasında etkili o!up

olmadığı hususunda tıbbi bilirkişi incelemesi yaptırılarak, hasıl olacak duruma

göre karar verilmesi gerekirken, davanın reddi yönündeki sayın çoğunluk

görüşüne katılamadık."

25. Başvurucu süresi içerisinde bilirkişi raporu alınması

gerektiğini ve söz konusu eylemin idari bir eylem olduğunu belirterek karar düzeltme

isteminde bulunmuştur. Davalı Millî Savunma Bakanlığı, Türk Silahlı Kuvvetleri

Sağlık Komutanlığından karar düzeltme talebine ilişkin olarak verilecek cevaba

esas teşkil edecek bilgi ve belgelerin gönderilmesini istemiştir. Bu kapsamda

3/9/2014 tarihinde başvurucu hakkında istenen belgeler davalı idareye

gönderilmiştir. Ayrıca ilgili evrakın içerisinde konuya ilişkin görüşlerini

içeren GATA Haydarpaşa Hastanesinde görevli uzmanın değerlendirmesi de yer

almaktadır. İlgili yazı şu şekildedir:

"...

Atış eğitimine nezaret edenlerde ve atış

eğitimine katılanlarda yüksek sese maruziyet sonrası

işitme kaybı ve çınlama gelişmesi ihtimali vardır. Bu ihtimal kulakların tıkaç,

vb. ile yüksek seslerden korunmaması durumunda artmaktadır. Teyfik

ÖZDURMUŞOĞLU kliniğimize başvurduğunda atış eğitimi sırasında işitme kaybı

şikayetinin başladığını bildirdi. Yapılan işitme tetkik sonuçları da öyküsü ile

uyumludur ve yüksek sese maruziyet sonucu akustik

travmaya bağlı, daha çok yüksek frekansları tutan işitme kaybı tespit edildi. Teyfik ÖZDURMUŞOĞLU' na ait olay

sonrası kliniğimizde yattığı döneme ait hasta dosyası fotokopisi EK D' de

sunulmuştur.

Mevcut bilgiler ışığında Teyfik

ÖZDURMUŞOĞLU' nun olay öncesinde işitme kaybı olup

olmadığının tespit edilme şansı yoktur. Ancak Teyfik

ÖZDURMUŞOĞLU' nun bütün verileri yüksek sese bağlı

işitme kaybının geliştiğini veya yüksek ses travmasına bağlı işitme kaybının

arttığını doğrular niteliktedir."

26. AYİM Başsavcılığı 8/10/2014 tarihli yazısıyla yukarıdaki

paragrafta yer verilen değerlendirme kapsamında, başvurucunun durumunun tıbbi

bilirkişi tarafından incelenerek başvurucunun karar düzeltme isteminin kabul

edilmesine ilişkin görüş bildirmiştir.

27. Başsavcılığın düşüncesi başvurucuya ve davalı idareye tebliğ

edilmiştir.

28. Başvurucunun karar düzeltme istemi AYİM'in

12/11/2014 tarihli kararıyla yine oyçokluğuyla reddedilmiştir. Çoğunluğun

görüşüne katılmayan iki üye düzeltilmesi talep edilen kararın karşıoy gerekçesinde belirtilen nedenlerle karar düzeltme

talebinin kabul edilmesi gerektiği yönünde görüş bildirmiştir.

29. Anılan karar başvurucuya 4/12/2014 tebliğ edilmiştir.

30. Başvurucu 29/12/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

31. 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare

Mahkemesi Kanunu’nun43. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"İdari eylemlerden

hakları ihlal edilmiş olanların Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açmadan

önce, bu eylemlerin yazılı bildirimi üzerine veya başka suretle öğrendikleri

tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde

yetkili makama başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri lazımdır.

Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde bu konudaki işlemin tebliği

tarihinden ve altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği

tarihten itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açabilirler."

B. Uluslararası Hukuk

32. Kişilerin vücut ve ruhsal bütünlükleriyle ilgili konular,

onlara sağlanan tıbbi tedavi seçimindeki katılımları ve bu tedavilere olan

rızaları ile ilgili hususlar, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 8.

maddesinin sınırları içerisinde yer almaktadır. Bu bağlamda, Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi (AİHM), 2. maddeye ilişkin içtihatla saptanan esasların,

ayrıca, Sözleşme’nin 8. maddesinin sınırlarına giren kişi dokunulmazlığı

hakkına ciddi müdahalelere de uygulanabilir olduğuna işaret etmektedir (benzer

yöndeki AİHM kararı için bkz. İclal Karakoca

ve Hüseyin Karakoca/Türkiye (k.k.), B. No:

46156/11, 21/5/2013).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

33. Mahkemenin 8/11/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişinin Maddi ve

Manevi Varlığının KorunmasıHakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

34. Başvurucu, atış talimleri esnasında kulak zarında aşırı bir

ağrı hissettiğini komutanlarına bildirmesine rağmen beş gün boyunca silahlı

eğitime katıldığını, açılan tazminat davasında ise herhangi bir bilirkişi

incelemesi yapılmadan karar verildiğini ve yargılama esnasında ısrarla

bilirkişi raporu alınması gerektiğini ileri sürmesine rağmen taleplerinin

yerine getirilmediğini ifade etmektedir. Başvurucu ayrıca Mahkemenin işitme

kaybının sebebini genetik yatkınlığa dayandırdığını, olaya ilişkin tanıkları

dinlemediğini ve soru sorma hakkının engellendiğini belirterek maddi ve manevi

varlığının korunması hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

35. Türk Silahlı Kuvvetlerinde yedek subay adayı olarak olarak görev yapmakta iken dava konusu edilen olay sonucunda

işitme kaybına uğramanın, vücut bütünlüğünün yanı sıra meslek yaşamı üzerinde

de önemli sonuçlar doğuracağı açıktır. Bu çerçevede başvurucunun fiziksel

bütünlüğünde zarar meydana gelmesi ve oluşan zararının karşılanması amacıyla

idare aleyhine açılan tam yargı davasının reddedilmesi sonucunda anayasal

haklarının ihlal edildiğine ilişkin başvurusu, Anayasa’nın 17. ve Sözleşme’nin

8. maddelerinin ortak koruma alanı kapsamında yer almaktadır.

36. Bu itibarla başvurucunun görevini yerine getirirken rahatsızlanması

sonucu hakkında uygulanan tedavi sürecinde ilgililerin kusur ve ihmal

göstererek vücut bütünlüğüne zarar verildiğini ileri sürerek idare aleyhine

açtığı davanın hukuka aykırı şekilde ve makul olmayan bir sürede reddedildiği

iddialarının, Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasında güvence altına

alınan kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı kapsamında ve devletin

pozitif yükümlülükleri çerçevesinde incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

37. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkına sahiptir."

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

38. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan maddi

ve manevi varlığın korunması hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

39. Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu

belirtilmekte olup bu düzenlemede yer verilen maddi ve manevi varlığı koruma ve

geliştirme hakkı, Sözleşme'nin 8. maddesi çerçevesinde özel yaşama saygı hakkı

kapsamında güvence altına alınan fiziksel ve zihinsel bütünlük hakkı ile

bireyin kendisini gerçekleştirme ve kendisine ilişkin kararlar alabilme hakkına

karşılık gelmektedir (Sevim Akat Eşki, B. No: 2013/2187, 19/12/2013, § 30).

40.Kişinin yaşam hakkı ile maddi ve manevi varlığını koruma

hakkı, birbiriyle sıkı bağlantıları olan devredilmez ve vazgeçilmez

haklarındandır. Anayasa Mahkemesince belirtildiği gibi yaşam ve vücut bütünlüğü

üzerindeki temel hak, devletlere pozitif ve negatif yükümlülük yükleyen

haklardandır (AYM, E.2007/78, K.2010/120, 30/12/2010; İlker Başer ve diğerleri, B. No:

2013/1943, 9/9/2015, § 41).

41.Anayasa'nın 17. maddesinin amacı esas olarak bireylerin maddi

ve manevi varlığına karşı devlet tarafından yapılabilecek keyfî müdahalelerin

önlenmesidir. Devletin ayrıca, vücut ve ruhsal bütünlüğe yönelik fiziksel ve

cinsel saldırılar, tıbbi müdahaleler, şeref ve itibarı etkileyen saldırılar

karşısında kişilerin maddi ve manevi varlığını etkili olarak koruma ve saygı

gösterme şeklinde pozitif yükümlülüğü de bulunmaktadır (Adnan Oktar (3), B. No: 2013/1123,

2/10/2013, § 32).

42. Söz konusu pozitif yükümlülük sağlık alanında yürütülen

faaliyetleri de kapsamaktadır. Nitekim Anayasa'nın 56. maddesinde herkesin

sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu, devletin "herkesin hayatını beden ve ruh sağlığı içinde

sürdürmesini sağlamak; (...) amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp

hizmet vermesini" düzenleyeceği ve bu görevini kamu ve özel

kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek

yerine getireceği kurala bağlanmıştır (İlker

Başer ve diğerleri, § 44).

43.Devlet, bireylerin yaşam hakkı ile maddi ve manevi

varlıklarını koruma hakkı kapsamında, ister kamu isterse özel sağlık

kuruluşları tarafından yerine getirilsin, sağlık hizmetlerini, hastaların

yaşamları ile maddi ve manevi varlıklarının korunmasına yönelik gerekli

tedbirlerin alınabilmesini sağlayacak şekilde düzenlemek zorundadır (Nail Artuç, B.

No: 2013/2839, 3/4/2014, § 35).

44.Devletin yaşam hakkı ile maddi ve manevi varlığı koruma hakkı

kapsamında sahip olduğu pozitif yükümlülüklerin usule ilişkin bir yönü de

bulunmaktadır. Bu usul yükümlülüğü çerçevesinde devlet, kişinin maddi ve manevi

varlığının zarar görmesine sebep olan olaylar ile doğal olmayan her ölüm

olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını

sağlayabilecek etkili resmî bir soruşturma yürütmek durumundadır. Bu tarz bir

soruşturmanın temel amacı, kişilerin yaşam hakkı ile maddi ve manevi

varlıklarını koruyan hakların etkin bir şekilde uygulanmasını güvenceye almak

ve kamu görevlilerinin ya da kurumlarının karıştığı olaylarda, bunların

sorumlulukları altında meydana gelen ölümler ile bireylerin maddi ve manevi

varlığına verilen zararlar için hesap vermelerini sağlamaktır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:

2012/752, 17/9/2013, § 54).

45. Buna göre fiziksel bütünlüğün ihlaline kasten sebebiyet

verilmemiş ise "etkili bir yargısal

sistem kurma" yönündeki pozitif yükümlülük her olayda mutlaka

ceza davası açılmasını gerektirmez. Mağdurlara hukuki, idari ve hatta

disiplinle ilgili hukuk yollarının açık olması yeterli olabilir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 59).

46. Yaşam hakkı ile maddi ve manevi varlığı koruma hakkı

kapsamında yürütülecek olan ceza soruşturmalarının yanı sıra hukuki sorumluluğu

ortaya koymak adına adli ve idari yargıda açılacak tazminat davalarının da

makul derecede ivedilik ve özen şartını yerine getirmesi gerekmektedir. Derece

mahkemelerinin bu tür olaylara ilişkin yürüttükleri yargılamalarda Anayasa’nın

17. maddesinin gerektirdiği seviyede derinlik ve özenle bir inceleme yapıp

yapmadıklarının ya da ne ölçüde yaptıklarının da Anayasa Mahkemesi tarafından

değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira derece mahkemeleri tarafından bu konuda

gösterilecek hassasiyet yürürlükteki yargı sisteminin daha sonra ortaya

çıkabilecek benzerihlallerin önlenmesinde sahip

olduğu önemli rolün zarar görmesine engel olacaktır (Cemil Danışman, B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 110; Filiz Aka, § 33).

ii. İlkelerin Olaya Uygulanması

47. Somut olayın kendine özgü koşulları dikkate alındığında,

başvuruya konu idari davanın, başvurucunun maddi ve manevi varlığını koruma

hakkının ihmal suretiyle ihlal edildiği iddialarına ilişkin hak ihlalini karara

bağlayabilme ve bunun için uygun bir giderim sunabilme bakımından yeterli bir

telafi sağlayabildiğinde kuşku bulunmamaktadır. Zira o zamanki mevzuata göre

davaya bakmakla yetkili AYİM'in ihlal iddiasının

özünü ele alıp inceleyebilme yetkisine sahip olduğu ve verebileceği bir

tazminat kararının ihlal için uygun bir giderim imkânı sağlayabileceği

görülmektedir.

48. Somut olaydaki uyuşmazlık esas olarak; başvurucunun işitme

kaybına yol açan yahut işitme kaybını artıran faktörün silahlı eğitim sırasında

meydana gelip gelmediğine, idarenin bu konuda herhangi bir ihmalinin bulunup

bulunmadığına yönelik incelemenin yargılama sırasında özenli bir şekilde yerine

getirilip getirilmediğine ilişkindir.

49. Başvuruya konu somut dava belirtilen ilkeler bağlamında

incelendiğinde, yaklaşık 1 yıl 9 aylık yargılamanın -başvurucunun iddiasının

aksine- tüm aşamalarında yeterli ivedilik gösterilip makul bir sürede

sonlandırıldığı, bir avukat tarafından temsil edilen başvurucunun karar

düzeltme hakkını kullanabildiği ve bu surette meşru çıkarlarının korunması için

söz konusu davaya gerekli olduğu ölçüde etkili katılımının sağlandığı, bu

bağlamda başvurucunun vekili aracılığıyla dosyayı inceleme hakkına herhangi bir

kısıtlama getirilmediği, dava dosyasını inceleyip ayrıca bilgi ve belge

sunabildiği, toplanan delillerden haberdar edildiği görülmüştür.

50. Askerlik hizmetini asteğmen olarak yerine getirmek isteyen

birisinin silahlı eğitim almak zorunda olduğu açıktır. Ancak başvurucu,

birliğine katılmadan yaklaşık sekiz ay önce kulaklarında çınlama olduğunu bilgi

formu ile idareye bildirmiştir. Askerlik sırasında yapılan muayenede ise

başvurucu sağlam olarak kabul edilmiş ve yedek subay adayı olarak

naspedilmiştir. Bununla birlikte başvurucu; atışların yapılacağı ilk gün

(5/1/2012) silahlı eğitim yapan adaylara refakat ve mühimmata nezaret etmek

üzere görevlendirilmiş, ertesi gün de atış yapmıştır. Vizite defterinden

anlaşılacağı üzere 9/1/2012 tarihinde kulaklarından rahatsız olduğu açık olan

başvurucu işitme kaybı şikâyetiyle kulak burun boğaz servisine gitmek için

beklerken 10/1/2012 ve 11/1/2012 tarihlerinde de atış alanına gitmek ve diğer

adaylar gibi silahlı eğitimini tamamlamak zorunda kalmıştır.

51. Şikâyet üzerine başlatılan cezai soruşturmada alınan

bilirkişi raporunda başvurucunun hafta başı (9/1/2012 tarihinde) yapılan

atışlara katılmaması hâlinde iç kulaktaki hasarın önlenebileceği

belirtilmektedir. Bu durumda, bilgi formunda yer alan belge ile viziteye

çıkılan tarih gözönüne alındığında "...davacının

anılan rahatsızlığı ile ilgili atış görevleri öncesinde ve atış görevleri

esnasında sıralı amirlerini bilgilendirmediği..." şeklindeki gerekçenin

temelsiz kaldığı görülmektedir. Dolayısıyla Mahkeme tarafından başvurucunun

atış alanına götürülüp silahlı eğitime devam etmesinin başvurucunun sağlığı üzerindeki

etkisine ve idarenin bu konuda bir ihmalinin bulunup bulunmadığına

değinilmemiştir. Diğer taraftan asteğmen adayı olan başvurucunun, hususi olarak

Hastaneye gitme imkânının bulunmadığı ve yeterli donanımı olan Hastaneye

personel aracıyla viziteden ancak üç gün sonra gidebildiği hususları da dikkate

alınmalıdır. Bu kapsamda, başvurucunun daha iyi ve ileri tetkik yapılması için

üzerine düşen özen yükümlülüğünü yerine getirmediği kanısına ulaşılmasına yol

açan sebeplerin AYİM kararında tam anlamıyla açıklığa kavuşturulamadığı

görülmektedir. Bunun yanında, başvurucunun olayın daha iyi anlaşılabilmesi için

istediği bilirkişi raporuna ilişkin olarak Mahkeme tarafından herhangi bir

gerekçeye de yer verilmemiştir. Sonuç olarak başvurucunun tıbbi teşhis ve

tedavi süreci öncesinde, kusur ve ihmal gösterildiğine ilişkin iddialarının

yeterince incelenmediği anlaşılmaktadır.

52. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 17. maddesinde güvence

altına alınan maddi ve manevi varlığın korunması hakkının ihlal edildiğine

karar verilmesi gerekir.

B. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Askeri Yüksek İdare

Mahkemesinin Bağımsız ve Tarafsız Olmadığına İlişkin İddia

53. Başvurucu, AYİM'de görev yapan iki

üyenin ve dolayısıyla Mahkemenin bağımsız ve tarafsız olmadığını, adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini belirtmiştir.

54. Anayasa Mahkemesi tarafından bu konu daha önce incelenirken

belirtildiği üzere AYİM’in oluşumu, statüsü ve

görevleri Anayasa ve ilgili Kanun’da hüküm altına alınmıştır. AYİM’e atanan askerî hâkimlerin bağımsızlığının Anayasa ve

ilgili Kanun hükümleri ile garanti altına alındığı, atanma ve çalışma usulleri

yönünden askerî hâkimlerin bağımsızlıklarını zedeleyecek bir hususun olmadığı,

kararlarından dolayı idareye hesap verme durumunda bulunmadıkları, disipline

ilişkin konuların AYİM Yüksek Disiplin Kurulunca incelenip karara bağlandığı

görülmektedir (Yaşasın Aslan, B.

No: 2013/1134, 16/5/2013, § 29). Diğer yandan sınıf subayı üyelerin en fazla

dört yıllık bir süre ile görev yapmaları, disiplin konularında Disiplin

Kuruluna tabi kılınmaları, görev süreleri zarfında idari veya askerî

yetkililerce herhangi bir değerlendirmeye tabi tutulmamaları, bu subayların

idareye karşı bağımsızlıklarını güçlendirmiştir (Yaşasın Aslan, § 30).

55. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Karar Düzeltme

Talebinin Reddedilmesi Sonucunda Para Cezasına Hükmedilmesinin Mahkemeye Erişim

Hakkını İhlal Ettiğine İlişkin İddia

56. Başvurucu karar düzeltme talebinin reddine karar

verilmesinden sonra para cezası verilmesinin mahkemeye erişim hakkını

engellediğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

57. Başvurucunun savunmaları ve iddiaları, karar düzeltme

safhasından önce adil yargılanma hakkının bir gereği olarak incelenmiş ve

başvurucu karar düzeltme isteminde bulunmuş, AYİM tarafından karar düzeltme

istemleri reddedilerek başvurucu aleyhine 226 TL para cezasına hükmedilmiştir.

58. Mahkemeye erişim hakkı, kural olarak sınırlandırılabilen bir

haktır. Bununla birlikte sınırlandırmaların, hakkın özünü zedeleyecek nitelikte

olmaması, meşru bir amaç izlemesi, ölçülü olması ve başvurucuya ağır bir yük

getirmemesi gerekir (Serkan Acar,

B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 38). Gereksiz başvuruların önlenerek dava

sayısının azaltılması ve böylece mahkemelerin fuzuli yere meşgul edilmeksizin

uyuşmazlıkları makul sürede bitirebilmesi amacıyla karar düzeltme istemlerinin

reddi hâlinde uygulanan ve yüksek miktarlı olmayan cezalar başvurucular

üzerinde aşırı bir yük oluşturmadığı gibi bu yola başvurulmasını imkânsız hâle

getirmediği veya aşırı derecede zorlaştırmadığından mahkemeye erişim hakkının ihlali

iddiası kabul edilemez (Faik Gümüş,

B. No: 2012/603, 20/2/2014, § 36).

59. Somut olayda başvurucunun idari para cezasını ödeme gücünün

bulunduğu, hükmolunan cezanın gözetilen meşru amaç ile korunmak istenen hak

açısından orantılı olduğu ve başvurucu üzerinde ağır bir yük oluşturmadığı

dikkate alındığında başvuru konusu işlemde açık ve görünür bir ihlal

saptanmamıştır.

60. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının da, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Vekâlet Ücretine

İlişkin Olarak Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

61. Başvurucu adli yardım ile açılan davada aleyhine vekâlet

ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmiş olmasının hak arama hürriyetini

ihlal ettiğini ileri sürmektedir.

62. Vekâlet ücreti, davayı vekille takip eden ve davası kabul

edilen lehine hükmedilen bir ücrettir.Dava

aşamasında kimin lehine ya da aleyhine olacağı önceden belli olmayan bu ücret

yükümlülüğü bir usul kuralı olup mahkemeye erişim hakkı ile ilişkilidir (Serkan Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013,

§ 38).

63. Diğer taraftan bireysel başvurunun ikincil niteliğinin bir

sonucu olarak olağan kanun yollarında ve mahkemeler önünde ileri sürülmeyen

iddialar ile bu mahkemelere sunulmayanbilgi ve

belgeler bireysel başvuru konusu edilemez (Bayram

Gök, B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 20).

64. Somut olayda başvurucunun, ihlale neden olduğunu ileri

sürdüğü iddiayı karar düzeltme aşamasında dile getirmediği, bu iddiasına

ilişkin bilgi veya belge sunmadığı ve böylece başvuru yollarını usulüne uygun

tüketmediği anlaşılmaktadır.

65. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

66. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak

üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

67. Anayasanın 17. maddesinde güvence altına alınan kişinin

maddi ve manevi varlığının korunması hakkının ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır.

68.Başvurucu ihlalin tespitiyle maddi ve manevi tazminat

talebinde bulunmuştur.

69. İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden

yargılama yapılmak üzere ilgili yargı merciine gönderilmesine karar verilmesi

gerekir.

70. Başvurucu, her ne kadar maddi ve manevi tazminat talep etmiş

ise de yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilgili mahkemesine

gönderilmesine karar verilmesi nedeniyle başvurucunun tazminat taleplerine

ilişkin olarak bu aşamada ret kararı verilmesi gerekir.

71. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Maddi ve manevi

varlığın korunması hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

2. Askeri Yüksek İdare

Mahkemesinin bağımsız ve tarafsız olmadığına ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Karar düzeltme

talebinin reddedilmesi sonucunda para cezasına hükmedilmesinin mahkemeye erişim

hakkını ihlal ettiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Vekâlet ücretine

ilişkin olarak mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan maddi ve

manevi varlığın korunması hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin maddi ve manevi varlığın korunması

hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmak üzere -Anayasa'nın 21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanun ile getirilen

geçici 21. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendiyle Askeri Yüksek İdare

Mahkemesi kaldırılmış olduğundan anılan bendin (b) alt bendi gereğince- YETKİLİ

İDARİ YARGI MERCİİNE GÖNDERİLMESİNE (Karar, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi

İkinci Dairesinin 26/3/2014 tarihli ve E.2013/339, K.2014/542 sayılı dosyasıyla

ilgilidir),

D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

E. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

8/11/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör Yrd.

:

Hikmet Murat

AKKAYA

Başvurucu

:

Teyfik ÖZDURMUŞOĞLU

Vekili

:

Av. Seyit

KAPLAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/20406, 8 Kasım 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Kişinin Maddi ve
  11. B. Adil Yargılanma
  12. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  13. A. 1. Maddi ve manevi
  14. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  15. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Yıldırım
  17. Özgüldür
  18. Topal
  19. M. Emin KUZ
  20. Akkaya
  21. Kaplan
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/20406
Tarih
8 Kasım 2017

İlgili Kararlar

  • A.r.d. Başvurusu (B. No: 2017/21588)
  • Bekir Cem Cerrahoğlu Başvurusu (B. No: 2014/12380)
  • İbrahim Erez Başvurusu (B. No: 2014/15052)
  • Emir Ağgül ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/16320)
  • Sadık Şimşek Başvurusu (B. No: 2014/19469)
  • İbrahim Diril Başvurusu (B. No: 2014/12850)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.