İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Karar Leyla Sezen Başvurusu (B. No: 2016/15197)

1. Başvuru, devlet memuru olan başvurucuya toplantı ve

Başvuru No2016/15197Tarih29 Mayıs 2019Okuma12 dk · 2.359 kelime

KÜNYE

Birinci Bölüm Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Leyla Sezen Başvurusu

Karar tarihi
29 Mayıs 2019
Başvuru Numarası
2016/15197
R.G. Tarih ve Sayı
18/7/2019-30835
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.359 kelime·12 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, devlet memuru olan başvurucuya toplantı ve

gösteri yürüyüşüne katılmasından dolayı disiplin cezası verilmesi nedeniyle

toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 18/8/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu, Kamu Emekçileri Sendikaları

Konfederasyonuna (KESK) bağlı Büro Emekçileri Sendikası (Sendika) Şanlıurfa

Şubesi Yönetim Kurulu üyesi olup Şanlıurfa Vergi Dairesi Başkanlığında yoklama

memuru olarak görev yapmaktadır.

10. Kamuoyunda PKK terör örgütünün şehir yapılanması

olarak bilinen Kürdistan Topluluklar Birliğine (KCK) yönelik ilk olarak 2009

yılında Diyarbakır'da başlayan operasyonlar daha sonra ülke geneline yayılarak

devam etmiştir. 1/10/2010 tarihinde Şanlıurfa'da gerçekleştirilen KCK

operasyonu kapsamında aralarında Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) il eş

başkanları, yöneticileri ve üyelerinin de bulunduğu yirmi sekiz kişi gözaltına

alınmıştır.

11. BDP Şanlıurfa il teşkilatı, anılan operasyonu ve bu

operasyon sonucu yaşanan gözaltıları protesto etmek amacıyla 3/10/2010

tarihinde bir gösteri yürüyüşü organize etmiştir. Yürüyüş kapsamında bir basın

açıklaması yapılması da planlanmıştır.

12. Başvurucu hakkında söz konusu basın açıklamasına ve

gösteri yürüyüşüne katılmaktan disiplin soruşturması açılmış ve nihayetinde

başvurucu kınama cezası ile cezalandırılmıştır. Bu disiplin cezasına karşı

başvurucu, Şanlıurfa İdare Mahkemesinde (Mahkeme) iptal davası açmıştır.

13. Anılan dava, Mahkemenin 20/10/2011 tarihli kararında

aşağıdaki gerekçelerle reddedilmiştir:

"...Olayda, söz konusu gösterinin

tarihi, gösteride yapılan konuşmalar ile konuşmayı yapanların kimlikleri

dikkate alındığında, davacının katıldığı gösterinin sendikal bir gösteri

olmaktan öte, Şanlıurfa İlinde 01.10.2010 tarihinde yapılan operasyon

kapsamında gözaltına alınanlar arasında BDP Şanlıurfa il eş başkanları, BDP'li

bazı yöneticiler ve parti üyelerinin de bulunmasını protesto etmek amacıyla BDP

Şanlıurfa İl Teşkilatınca organize edilen yasa dışı, izinsiz ve terör örgütünün

propagandasına dönüşen bir gösteri olduğu dosya kapsamında bulunan bilgi ve

belgeler ile tutulan tutanaklarla sabit olduğundan ve davacının böyle bir

gösteriye katılması şeklindeki fiilinin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun

125/B-d maddesinde düzenlenen hizmet dışında Devlet memurunun itibar ve güven

duygusunu sarsacak nitelikte bir davranış olduğu sonuç ve kanaatine

varıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir."

14. Davanın reddi kararına karşı yapılan temyiz ve karar

düzeltme başvuruları Danıştay Onikinci Dairesi tarafından reddedilmiştir.

15. Danıştay Onikinci Dairesinin karar düzeltme talebinin

reddine ilişkin kararı başvurucu vekiline 22/7/2016 tarihinde tebliğ

edilmiştir. Başvurucu 18/8/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

16. 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları

Kanunu'nun "Disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve

haller" kenar başlıklı 125. maddesinin birinci fıkrasının ilgili

kısımları şöyledir:

"B - Kınama : Memura, görevinde ve

davranışlarında kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesidir.

Kınama cezasını gerektiren fiil ve

haller şunlardır:

...

d) Hizmet dışında Devlet memurunun

itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak,

..."

B. Uluslararası

Hukuk

17. Uluslararası hukuk kısmı için bkz. Ömer Faruk

Akyüz (B. No: 2015/9247, 4/4/2018, §§ 28-33) başvurusu hakkında

verilen karar.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

18. Mahkemenin 29/5/2019 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiası ve Bakanlık Görüşü

19. Başvurucu; katıldığı basın açıklamasının pek çok

sivil toplum örgütünün birleşiminden oluşan Demokrasi Platformu tarafından

organize edildiğini, üyesi olduğu Sendikanın da söz konusu platformun içinde

yer aldığını belirtmiştir. Başvurucu; üyesi olduğu Sendikanın çağrısı üzerine

gösterilere katıldığını, ilk derece mahkemesinin kabul ettiği gibi BDP'nin çağrısı

üzerine hareket etmediğini ileri sürmüştür. Yine başvurucu, yapılan basın

açıklamasında KESK'e bağlı Sendika üye ve yöneticilerinin gözaltına alınmasının

protesto edildiğini ifade etmiştir. Sendika kararı uyarınca katıldığı basın

açıklamasının hafta sonu tatili olan pazar günü gerçekleştirildiğini ve basın

açıklamasında tarafına yüklenebilecek hukuka aykırı bir fiilinin olmadığını

belirten başvurucu, demokratik haklarını kullanmak maksadıyla bir toplantıya

katılması nedeniyle cezalandırılmasının etkili başvuru, toplantı ve gösteri

yürüyüşü düzenleme ile sendika haklarının ihlali niteliğinde olduğunu ifade

etmiştir.

20. Bakanlık görüşünde;

i. Kamu görevlisi olan başvurucunun görevi ve mesleği ile

ilgisi olmayan, izinsiz olarak gerçekleştirilen ve terör örgütünün

propagandasına dönüşen bir toplantıya katılarak devlet memurunun itibar ve

güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunduğu,

ii. Dolayısıyla başvurucuya kanunda öngörülen disiplin

cezasının verilmesinin uluslararası sözleşmeler kapsamında ölçülülük ilkesini

ihlal etmediği ve örgütlenme özgürlüğünün esasını etkilemediği belirtilmiştir.

21. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuru

formundaki iddialarını yinelemiştir.

B. Değerlendirme

22. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Yılmaz Güneş ve Yusuf Karadaş, B. No:

2015/10676, 26/12/2018, § 23). Başvuru, Sendikanın kolektif eylemler nedeniyle

üyelerinin mesleki çıkarlarını koruma özgürlüğü ile doğrudan ilişkili değildir

(benzer yöndeki değerlendirme için bkz. Gülfidan Yıldırım, B. No:

2014/12290, 19/7/2017, § 22; sendika hakkının kapsamı için bkz. Tayfun

Cengiz, B. No: 2013/8463, 18/9/2014, §§ 30-32). Başvurucunun şikâyetlerinin

özünün toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasına ilişkin

olması nedeniyle iddiaların bir bütün olarak Anayasa'nın 34. maddesi kapsamında

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

23. Anayasa’nın "Toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenleme hakkı" kenar başlıklı 34. maddesi şöyledir:

"Herkes, önceden izin almadan,

silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı

ancak, milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın

ve genel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve

kanunla sınırlanabilir.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme

hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda

gösterilir."

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

24. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Müdahalenin

Varlığı

25. Başvurucuya gösteri yürüyüşüne ve basın açıklamasına

katılmış olması nedeniyle kınama disiplin cezası verilmiştir. Bu cezanın

başvurucunun toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yönelik bir

müdahale olduğu kabul edilmelidir.

b. Müdahalenin

İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

26. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 34. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, ...yalnızca

Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ...demokratik toplum düzeninin ...

gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

27. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde

öngörülen ve somut başvuruya uygun, düşen kanunlar tarafından öngörülme,

Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum

düzeninin gereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi

gerekir.

i. Kanunilik

28. 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin kanunla sınırlama

ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

29. Başvurucu hakkındaki disiplin cezasına ilişkin

kararın Anayasa'nın 34. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden kamu

düzeninin korunmasına yönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir

amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

iii. Demokratik

Toplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk

(1) Genel

İlkeler

30. Somut olaya uygulanan genel ilkeler için Anayasa

Mahkemesinin Yılmaz Güneş ve Yusuf Karadaş (aynı kararda bkz. §§ 31-49)

kararına bakılabilir.

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

31. Başvurucu 3/10/2010 Pazar günü, kısa bir süre önce

KCK'ya yönelik yapılan ve aralarında BDP il eş başkanları, yöneticileri ile

Sendika üyelerinin de bulunduğu yirmi sekiz kişinin gözaltına alındığı

operasyonu protesto etmek amacıyla yapılan basın açıklamasına ve gösteri

yürüyüşüne katılmıştır.

32. Derece mahkemesi kararında yer alan tespitlere göre

(bkz. § 13) bu basın açıklaması ve gösteri yürüyüşü izinsiz gerçekleştirilmiş,

yasa dışı hâle gelmiş, trafiğin aksamasına neden olmuş ve terör örgütünün

propagandasına dönüşmüştür. Söz konusu mahkeme kararında, anılan yürüyüş ve

basın açıklamasının hangi eylemler ile yasa dışı hâle geldiğine ve örgüt

propagandasına dönüştüğüne, trafiğin ne kadar süre ile aksatıldığına, bunun

kamu düzeninin sağlanması bakımından nasıl bir zorluk yarattığına ve

başvurucunun hangi eylem ya da eylemleri ile yaşananlara iştirak ettiğine dair

herhangi bir tespit bulunmamaktadır.

33. Başvuru konusu olayın değerlendirilmesinde dikkate

alınması gereken hususlardan biri başvurucunun toplumsal konumudur. Başvurucu,

yoklama memuru olarak görev yapmaktadır. Kişinin kamu görevlisi olması,

sağladığı birtakım ayrıcalıklar ve avantajların yanında bazı külfet ve

sorumluluklara katlanmayı ve diğer kişilerin tabi olmadığı sınırlamalara tabi

olmayı da gerektirmektedir. Kişi, kamu görevine kendi isteği ile girmekle bu

statünün gerektirdiği ayrıcalıklardan yararlanmayı ve külfetlere katlanmayı

kabul etmiş sayılmakta; kamu hizmetinin kendine has özellikleri, bu avantaj ve

sınırlamaları zorunlu kılmaktadır (İhsan Asutay, B. No: 2012/606,

20/2/2014, § 38). Bu nedenle 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinde öngörüldüğü

şekilde "hizmet dışında Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu

sarsacak nitelikte davranışlarda bulunma" fiilinin yaptırıma tabi

tutulması anlaşılabilir bir durumdur (Yılmaz Güneş ve Yusuf Karadaş, §

52).

34. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin şiddet

hareketlerine iştirak etmemiş kişilerin toplantı özgürlüğünün korunması

gerektiği yönündeki içtihadından (Ferhat Üstündağ, B. No: 2014/15428,

17/7/2018, §§ 54-56) hareket edildiğinde şiddet içermeyen bir yürüyüşe ve basın

açıklaması etkinliğine katılan, kendine atfedilebilecek, kınanabilir bir eylemi

tespit edilmeyen ve fikirlerini barışçıl bir şekilde ortaya koyan başvurucunun

kamu görevlisi olması durumunda dahi toplantı özgürlüklerinin öncelikle

korunması gerekir. Bu kapsamda barışçıl bir gösteride bazı kimselerin bu

fırsatı kullanarak örgüt propagandası yapmaları, bu toplantıya katılanların

tümünün toplantı hakkına müdahale edilmesini haklı kılmaz. Böyle durumlarda

kamu makamlarının toptan bir cezalandırma yerine barışçıl toplantı yapanlarla

örgüt propagandası yapanları ayrıştırma ödevi vardır (Yılmaz Güneş ve Yusuf

Karadaş, § 53).

35. Ayrıca mahkeme kararında toplantının izinsiz

yapıldığı ve başvurucunun da izinsiz toplantıya katıldığı yönünde bir gerekçeye

yer verilmiştir. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında toplantı hakkının

bildirim usulüne bağlanabileceğine, bununla birlikte derhâl tepki verilmesinin

haklı olduğu özel durumlarda, barışçıl nitelikte toplantı ve gösteri yürüyüşü

yapılması hâlinde sadece bildirim yükümlülüğüne uyulmamış olması nedeniyle

barışçıl bir toplantıya yapılan müdahalenin toplantı hakkına orantısız bir

sınırlama olarak kabul edileceğine karar vermiştir (Ali Rıza Özer ve

diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015 §§ 121, 122; katılımcılar

açısından derhâl tepki verilmesinin haklı olduğu özel durumlara ilişkin olarak

ayrıca bkz. Osman Erbil, B. No: 2013/2394, 25/3/2015, §§ 65, 67; Sevinç

Hocaoğulları, B. No: 2015/271, 15/11/2018, § 48).

36. Somut olayda aralarında Sendika üyelerinin de

bulunduğu kişilerin gözaltına alındığı tarihten kısa bir süre sonra

gerçekleştirilen gösteri yürüyüşünün ve basın açıklamasının derhâl tepki

verilmesi gereken hâllerden olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla idareye önceden

bildirim yapılmamış olması tek başına kamu görevlisi olan başvurucunun disiplin

cezası ile cezalandırılması için yeterli gerekçe kabul edilemez (Sevinç

Hocaoğulları, § 48). Kaldı ki gerekçeli kararda bildirim yapılmaması

nedeniyle bir zarar ya da zarar tehlikesi doğduğu da gösterilebilmiş değildir.

37. Bu bağlamda yürüyüş ve basın açıklamasının izinsiz

gerçekleştirildiği, yasa dışı hâle geldiği, trafiğin aksamasına neden olduğu ve

terör örgütünün propagandasına dönüştüğü gibi herhangi bir somut tespit

içermeyen genel gerekçeler, başvurucunun barışçıl toplantı hakkının kullanımına

müdahale etmek için yeterli kabul edilemez. Barışçıl toplantı ve gösteri

yürüyüşüne katılan, yasaklanmış davranışlarda bulunduğu konusunda hakkında bir

tespit bulunmayan başvurucunun hafif de olsa bir cezaya muhatap olmaması

gerekir (benzer yöndeki değerlendirme için bkz. Yılmaz Güneş ve Yusuf

Karadaş, § 54).

38. Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde başvurucunun

cezalandırılması zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamadığından toplantı ve

gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yapılan müdahale demokratik toplum düzeninin

gereklerine uygun bir müdahale olarak değerlendirilemez.

39. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 34. maddesinde

güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

40. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

41. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B. No:

2014/8875, 7/6/2018, §§ 57-60) kararında, Anayasa Mahkemesince bir temel hakkın

ihlal edildiği sonucuna varıldığında ihlalin ve sonuçlarının nasıl ortadan

kaldırılacağının belirlenmesi hususunda genel ilkelere yer verilmiştir.

42. Başvurucu, ihlalin tespiti ile 15.000 TL manevi

tazminata karar verilmesini talep etmiştir.

43. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

44. Anayasa Mahkemesi başvurucuya kınama cezası

verilmesinin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun düşmediği ve bu

nedenle başvurucunun toplantı özgürlüğünün ihlal edildiği sonucuna varmıştır.Dolayısıyla

somut başvuruda ihlalin idarenin işleminden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

Bununla birlikte idarenin bu işleminden kaynaklanan ihlalin tespiti ve

giderilmesi amacıyla oluşturulmuş bir mekanizma olan iptal davasında, toplantı

özgürlüğünün gerektirdiği nitelikte bir inceleme yapılmaması sebebiyle ihlalin

aynı zamanda mahkeme kararından da kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

45. Bu durumda toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme

hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Buna göre yapılacak yeniden yargılama

ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda derece

mahkemelerince yapılması gereken iş, öncelikle ihlale yol açan mahkeme

kararının ortadan kaldırılması ve nihayet ihlal sonucuna uygun yeni bir karar

verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama

yapılmak üzere Şanlıurfa İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi

gerekir.

46. Diğer taraftan somut olay bağlamında yeniden

yargılama yapılmasına karar verilmesi ihlale yol açan yargılama sürecine

muhatap olan başvurucunun bu sürede uğradığı bütün zararları gidermemektedir.

Üstelik ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmasına karar verilmekle birlikte başvurucunun muhatap olduğu yargısal

süreç devam etmektedir. Dolayısıyla eski hâle getirme kuralı

çerçevesinde ihlalin bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için toplantı

ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlali nedeniyle yalnızca ihlal

tespitiyle ve yeniden yargılama suretiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya net 5.500 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

47. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve

2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714,50 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan

toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenleme hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

yargılama yapılmak üzere Şanlıurfa İdare Mahkemesine (E.2011/4134, K.2011/1691)

GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuya net 5.500 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

E. 239,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 2.714,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 29/5/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Kadir ÖZKAYA Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Burak FIRAT Başvurucu : Leyla SEZEN Vekili : Av. Duygu DEMİREL

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/15197, 29 Mayıs 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. A. Ulusal Hukuk
  12. B. Uluslararası
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Başvurucunun
  16. B. Değerlendirme
  17. A. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal
  18. B. Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan
  19. C. Kararın bir örneğinin toplantı ve gösteri yürüyüşü
  20. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  21. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/15197
Tarih
29 Mayıs 2019

İlgili Kararlar

  • Hüseyin Ünal ve Mehmet Ünal Başvurusu (B. No: 2016/14222)
  • İbrahim Özden Kaboğlu Başvurusu (B. No: 2015/18503)
  • Erol Kesgin Başvurusu (B. No: 2015/11192)
  • H.g. Başvurusu (B. No: 2017/14716)
  • Erdal Karadaş Başvurusu (B. No: 2017/22700)
  • B.ç. ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/10144)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.