İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Veli Saçılık Başvurusu (B. No: 2014/16192)

1. Başvuru, cezaevinde yapılan operasyonda kötü muamale yasağının ihlal edildiği iddiası ile açılan tam

Başvuru No2014/16192Tarih3 Temmuz 2018Okuma11 dk · 2.183 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Veli Saçılık Başvurusu

Karar tarihi
3 Temmuz 2018
Başvuru Numarası
2014/16192
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.183 kelime·11 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, cezaevinde yapılan operasyonda kötü muamale yasağının ihlal edildiği iddiası ile açılan tam

yargı davasının reddedilmesinin adil yargılanma ve makul sürede yargılanma

haklarını ihlal ettiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 14/10/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucunun hükümlü olarak tutulduğu Burdur Kapalı Ceza

İnfaz Kurumunda (Cezaevi) bazı hükümlü ve tutukluların duruşmaya gitmeyi reddetmesi

ve Cezaevi idaresinin talimatlarına uymaması nedenleriyle 4/7/2000 tarihinde

Ceza İnfaz Kurumuna jandarma ve asker tarafından operasyon düzenlenmiştir.

9. Anılan operasyon sırasında Cezaevinin duvarlarında kepçeyle

bir delik açılırken kepçe, başvurucunun sol kolunu dirsek üzerinden

koparmıştır. Başvurucu 5/7/2000 tarihinde hastaneye götürülmüş ve 27/7/2000

tarihinde hastaneden taburcu olmuştur. Bunun üzerine başvurucu ile diğer

hükümlü ve tutuklular yaralanmalarından sorumlu güvenlik görevlilerinden

şikâyetçi olmuşlardır. Güvenlik görevlileri hakkında soruşturma izni

verilmemesi kararı Antalya Bölge İdare Mahkemesi tarafından kaldırıldıktan

sonra Burdur Cumhuriyet Başsavcılığı adli soruşturmayı yürütmüştür.

10. Burdur Cumhuriyet Başsavcılığı 30/3/2005 tarihinde

operasyona katılan güvenlik görevlileri hakkında takipsizlik kararı vermiştir.

Bu karara yapılan itiraz da Isparta Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 30/5/2005

tarihinde reddedilmiştir.

11. Öte yandan anılan adli ve idari soruşturmalar devam ederken

başvurucu 12/1/2001 tarihli dilekçesi ile Bakanlık ve İçişleri Bakanlığı

aleyhine Ankara İdare Mahkemesinde maddi ve manevi zararlarının giderilmesi

talebiyle tam yargı davası açmıştır. Dosya, yetkili Antalya 1. İdare

Mahkemesine gönderilmiştir.

12. Antalya 1. İdare Mahkemesi 31/3/2005 tarihli kararıyla

başvurucunun 100.000.000.000 TL tutarındaki maddi ve 50.000.000.000 TL

tutarındaki manevi tazminat talebinin kabulüne karar vermiştir. Kararın

gerekçesinde, bir cezaevinde ağır iş makinelerinin kullanılmasının

cezaevlerinin iç ve dış güvenliğinde olağan ve mevzuatta öngörülen bir yöntem

olmadığı belirtilmiştir. Operasyonda kullanılan gazlardan dolayı başvurucunun

tehdit teşkil etmesinin olanaksız olması karşısında kullanılan gücün orantısız

olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

13. Kararın gerekçesinde ayrıca, başvurucunun uğradığı zarar

konusunda hazırlanan bilirkişi raporu dikkate alınarak maddi zararın esasında

başvurucu tarafından talep edilen meblağdan daha fazla olduğu belirtilmiştir.

Ancak mevzuta göre talep edilen miktardan daha fazla

tazminata hükmetmek mümkün olmadığından maddi zarara ilişkin olarak talep

edilen miktarın tamamının yasal faiziyle birlikte ödenmesine, manevi zarara

ilişkin olarak talep edilen miktarın tamamının ödenmesine hükmedilmiştir.

14. Anılan karara ilgili Bakanlıklar itiraz etmiştir. Yapılan

itiraz, mahkeme kararının icrasını durdurmadığından anılan miktarlar birikmiş

faizi ile birlikte başvurucuya ödenmiştir.

15. Danıştay 10. Dairesi 15/2/2008 tarihli kararı ile

başvurucuya tazminat ödenmesine ilişkin kararı bozmuştur. Başvurucunun kararın

düzeltilmesine ilişkin talebi de aynı Daire tarafından 25/2/2009 tarihinde

reddedilmiştir.

16. Antalya 1. İdare Mahkemesi, bozma kararı üzerine dosyayı

yetkisizlik kararı ile Isparta İdare Mahkemesine göndermiştir. Isparta İdare

Mahkemesi 24/6/2010 tarihli kararı ile başvurucunun tazminat talebini

reddetmiştir. Kararın gerekçesinde, başvurucunun Cezaevindeki olaylara

katıldığı ve güvenlik güçlerinin Cezaevindeki düzeni tekrar sağlamak üzere

hükümlü ve tutuklulara müdahale ettiği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun

eylemlere katılması nedeniyle yaralanmasının, meydana gelen zarar ile güvenlik

görevlilerinin eylemleri arasında bulunması gereken nedensellik bağını kestiği

sonucuna varılmıştır.

17. Başvurucunun anılan karara yönelik temyiz başvurusu,

Danıştay 10. Dairesinin 26/6/2013 tarihli; karar düzeltme talebi de 16/7/2014

tarihli kararları ile reddedilmiştir.

18. Başvurucu 14/10/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

19. Yukarıda belirtilen süreçte Burdur Cumhuriyet

Başsavcılığının takipsizlik kararından sonra başvurucu, Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 3. maddesinde düzenlenen işkence ve kötü muamele

yasağının ihlal edildiği iddiası ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM)

başvurmuştur.

20. AİHM 5/7/2011 tarihli ve 43044/05 ve 45001/05 başvuru

numaralı kararı ile Sözleşme'nin 3. maddesinde düzenlenen kötü muamele

yasağının maddi ve usul boyutunun ihlal edildiğine karar vermiştir. Ancak AİHM,

başvurucuya ödenecek tazminat miktarını belirlerken yukarıda belirtilen

başvurucu tarafından Antalya 1. İdare Mahkemesine açılan tam yargı davasına

atıfta bulunmuştur. AİHM, anılan davanın hâlen sonuçlanmadığını ancak

başvurucunun yaklaşık 140.000 Avro tazminat talebinin Antalya 1. İdare

Mahkemesi tarafından kabul edildiğini ve kararın temyiz incelemesinde olmasına

rağmen tazminatın başvurucuya ödendiğini belirtmiştir. Bu bağlamda başvurucunun

AİHM nezdinde talep ettiği tazminatın bu davanın sonuçlanmasından sonra

belirlenmesi gerektiğine karar verilmiştir. Bu nedenle başvurucunun hakları

saklı kalmak üzere tazminat konusunda bir sonuca ulaşılmamıştır.

21. Tazminat talepleri reddedilip kararın Danıştay 10. Dairesi

tarafından onanmasından sonra başvurucu, AİHM'den tazminat miktarının

belirlenmesini talep etmiştir. Başvurucu ayrıca ihlal kararını Danıştaya ibraz etmesine rağmen AİHM kararındaki

tespitlerin Danıştay kararında gözetilmediğini ifade etmiştir. Başvurucu,

davasının reddedilmesi nedeniyle Cezaevinde yapılan operasyonda meydana gelen

zararları da ödemek zorunda kalacağını ileri sürmüş ve ek maddi tazminat

talebinde bulunmuştur. Ayrıca başvurucu, yetkililerin AİHM kararında tespit edilen

ihlalleri gidermemeleri nedeniyle manevi zarara uğradığını, zarara uğramaya

devam ettiğini ileri sürmüş ve 400.000 avro manevi tazminat talebinde

bulunmuştur.

22. AİHM, başvurucunun adil tazminat hakkına ilişkin olarak

tekrar değerlendirme yapmıştır (Saçılık ve

diğerleri/Türkiye, B. No: 43044/05 ve 45001/05, 14/4/2015). Bu

incelemede başvurucunun taleplerinin öncelikle Antalya 1. İdare Mahkemesi

tarafından kabul edildiği ve hükmedilen tazminat miktarının başvurucuya

ödendiği hatırlatılmış, ancak davanın sonucunda taleplerinin reddedilmesiyle

başvurucunun kendisine ödenen tazminatı geri ödemek zorunda kaldığı

belirlenmiştir. Sonuç olarak AİHM, devletin başvurucuya maddi ve manevi

tazminat olarak ödenen meblağın geri alınmasına ilişkin tüm taleplerinden ve

başvurucu tarafından açılan idari davada Bakanlık ve İçişleri Bakanlığının

kendilerini savunmaları dolayısıyla gerçekleşmiş olabilecek masraf ve

giderlerin tamamına yönelik tüm ilave miktarlara ilişkin tüm taleplerinden

feragat etmesine karar vermiştir. AİHM söz konusu meblağların geri ödenmiş

olması hâlinde devletin aynı miktarı, Avrupa Merkez Bankasının kısa vadeli

kredilere uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde

edilecek oranda uygulanacak basit faiziyle birlikte başvurucuya ödemesi

gerektiğini belirtmiştir. Öte yandan başvurucunun masraf ve giderleri için

10.000 Avro ödenmesine hükmedilmiştir.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 3/7/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. İşkence ve Kötü

Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

24. Başvurucu, hükümlü olarak tutulduğu Burdur Kapalı Ceza İnfaz

Kurumuna güvenlik görevlilerince yapılan operasyonda kolunun dirsek üstünden

kopması nedeniyle açtığı tam yargı davasının sonuçsuz kalmasının işkence ve

kötü muamele yasağını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

25. Başvurucunun bu iddiasına ilişkin olarak Burdur Cumhuriyet

Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma 30/5/2005 tarihinde kesin olarak

sonuçlanmıştır (bkz. § 10). Takipsizlik kararı sonrası başvurucu, güvenlik

görevlilerinin operasyonu ve sonuçları ile ilgili olarak AİHM'e

başvurmuştur. AİHM, başvuruya ilişkin olarak Sözleşme'nin 3. maddesinin maddi

ve usul boyutunun ihlal edildiğine karar vermiştir. Dolayısıyla başvurucunun

Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen işkence ve kötü muamele

yasağının ihlal edildiğine dair iddiaları AİHM tarafından değerlendirilmiş ve

ihlal kararı ile sonuçlanmıştır.

26. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu

ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici 1. maddesinin (8) numaralı

fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başlangıcı

23/9/2012 tarihi olup bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar

aleyhine yapılan bireysel başvurular incelenebilir (Zafer Öztürk, B. No: 2012/51, 25/12/2012, § 17).

27. Somut olayda AİHM'in ihlal kararı,

işkence ve kötü muamele iddialarına ilişkin maddi olayın ortaya çıkarılması,

sorumluların tespiti ve cezalandırılmasına yönelik bir sonuç elde edilme şansı

olmayan tam yargı davasının başvurucunun şikâyetleri açısından makul bir başarı

şansı sunabilecek ve bir çözüm sağlayabilecek nitelikte etkili bir başvuru yolu

olmadığı (Zeki Güngör, B. No:

2013/8491, 31/3/2016, § 39) ve etkili bir başvuru yolu olan ceza

soruşturmasının Burdur Cumhuriyet Başsavcılığının 30/5/2005 tarihli takipsizlik

kararı ile kesinleştiği anlaşılmıştır.

28. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

29. Başvurucu; hükümlü olarak tutulduğu Cezaevine yapılan

operasyonda yaralanması ile ilgili olarak açtığı tam yargı davasında Danıştay

ve ilk derece mahkemesinin AİHM tarafından verilen ihlal kararını

gözetmediğini, zarara kendisinin yol açtığı gerekçesiyle tazminat istemiyle

açtığı davanın reddedildiğini, şikâyetler sonucunda olayla ilgili olarak açılan

hazırlık soruşturmasının yetersiz kaldığını, Danıştay 10. Dairesinin kararına

esas teşkil eden ifadeleri veren kişilere soru sorabilme olanağının kendisine

tanınmadığını, yargılamanın bir tarafı olan, dolayısıyla tarafsız olması mümkün

olmayan adalet müfettişi tarafından hazırlanan raporun karara esas alınmasının

mahkemelerin tarafsızlığı ve bağımsızlığı ilkesine aykırı olduğunu, bu raporun

kendisine tebliğ edilmediğini, Danıştay 10. Dairesinin kararlarında yeterli

gerekçeye yer verilmediğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebinde bulunmuştur.

30. 6216 sayılı Kanun’un

“Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelemesi” kenar

başlıklı 48. maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:

“Kabul

edilebilirlik şartları ve incelemesinin usul ve esasları ile ilgili diğer

hususlar İçtüzükle düzenlenir.”

31. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

(İçtüzük) “Düşme kararı” başlıklı

80. maddesi şöyledir:

“(1)

Bölümler ya da komisyonlarca yargılamanın her aşamasında aşağıdaki hallerde

düşme kararı verilebilir:

…

ç) Bölümler ya da Komisyonlarca saptanan

herhangi bir başka gerekçeden ötürü, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini

haklı kılan bir neden görülmemesi.

(2)

Bölümler ya da Komisyonlar; yukarıdaki fıkrada belirtilen nitelikteki bir

başvuruyu, Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların

kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi ya da insan haklarına saygının gerekli

kıldığı hâllerde incelemeye devam edebilir.”

32. Yaralanmasına ilişkin olarak açtığı tam yargı davasında

başvurucunun ileri sürdüğü tazminat talepleri, Antalya 1. İdare Mahkemesi

tarafından kabul edilmiştir. Mahkemenin kararı, ilgili Bakanlıklar tarafından

temyiz edilmiş olmasına rağmen bu durum kararın icrasını durdurmadığından

belirlenen meblağ başvurucuya ödenmiştir (bkz. § 14). Her ne kadar yargılama

sonunda başvurucunun tazminat talepleri ret kararı ile sonuçlanmış ise de AİHM'in 14/4/2015 tarihli adil tazminat hakkı kapsamındaki

kararı gereğince yargılama, devletin tam yargı davasına ilişkin tüm

taleplerinden feragat etmesine hükmedilmesiyle sonuçlanmıştır. AİHM kararında,

söz konusu meblağın başvurucu tarafından geri ödenmiş olması hâlinde devletin

aynı miktarı faiziyle birlikte başvurucuya ödemesi gerektiği belirtilmiştir.

Öte yandan başvurunun masraf ve giderleri için de 10.000 Avro ödenmesine

hükmedilmiştir (bkz. § 22).

33. Yukarıda belirtilen açıklamalar gözetildiğinde başvurucunun

tam yargı davasında ileri sürdüğü talepleri reddedilmiş olsa dahi nihai olarak

AİHM kararı ile kabul edilmiştir. Dolayısıyla başvurucunun Anayasa Mahkemesine

yaptığı bireysel başvuruda ileri sürdüğü taleplerin AİHM’e

yapılan başvuruda karşılandığı anlaşılmaktadır. Başvurucunun tam yargı davasına

dair şikâyetlerine ilişkin taleplerinin AİHM tarafından karara bağlandığı, bu

karardan ayrı olarak adil yargılanma hakkına ilişkin değerlendirilmesi gereken

farklı bir neden bulunmadığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının

incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden kalmadığı tespit

edilmiştir.

34. Öte yandan İçtüzük'ün 80.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında öngörülen başvurunun incelenmesinin

devamında Anayasa'nın uygulanması veya temel hakların kapsamının ve

sınırlarının belirlenmesi ya da insan haklarına saygının gerekli kıldığı

herhangi bir durumun da söz konusu olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

35. Açıklanan nedenlerle başvurunun incelenmesinin

sürdürülmesini haklı kılan bir nedenin kalmadığı anlaşıldığından İçtüzük’ün 80. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ç) bendi

gereğince başvurunun düşmesine karar

verilmesi gerekir.

C. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

36. Başvurucu, Cezaevine yapılan operasyonda yaralanması

nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebiyle açtığı tam yargı davasının makul

sürede sonuçlandırılamamasının makul sürede yargılanma hakkını ihlal ettiğini

ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

37. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

38. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

idari yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak

davanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devam

eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Selahattin Akyıl, B. No: 2012/1198,

7/11/2013, §§ 45, 47).

39. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

idari yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu, başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Selahattin Akyıl, § 41).

40. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda yaklaşık 13 yıl 6 aylık

yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

41. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

D. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

42. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Esas

inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine

karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…”

43. Başvurucu, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

44. Somut olayda, makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

45. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya net 24.300 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

46. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.186,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. İşkence ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın zaman bakımından yetkisizlik

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir nedenin kalmadığı anlaşıldığından

DÜŞMESİNE,

3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 24.300 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.186,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için Isparta İdare Mahkemesine

GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

3/7/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Murat ŞEN

Başvurucu

:

Veli SAÇILIK

Vekili

:

Av. Rahşan

AYTAÇ SALA

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/16192, 3 Temmuz 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  7. A. İşkence ve Kötü
  8. B. Adil Yargılanma
  9. C. Makul Sürede
  10. D. 6216 Sayılı Kanun'un
  11. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  12. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  13. Yıldırım
  14. Kömürcü
  15. M. Emin KUZ
  16. Aytaç Sala
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/16192
Tarih
3 Temmuz 2018

İlgili Kararlar

  • Hüsne Parlar Başvurusu (B. No: 2015/323)
  • Canan Tangün Başvurusu (B. No: 2015/1588)
  • İbrahim Kaptan Başvurusu (B. No: 2017/30510)
  • Abdullah Çetin ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/2524)
  • Abdulkerim Anaçoğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/15469)
  • Bayram Sivri Başvurusu (B. No: 2017/34955)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.