İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Veysel Doğan Başvurusu (B. No: 2014/1725)

1. Başvurucu,

Başvuru No2014/1725Tarih17 Eylül 2014Okuma17 dk · 3.497 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Veysel Doğan Başvurusu

Karar tarihi
17 Eylül 2014
Başvuru Numarası
2014/1725
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.497 kelime·17 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu,

1/3/2000 tarihinde Diyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı tazminat

davasının kısmen kabulüne karar verildiğini ve makul sürede sonuçlanmadığını

belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat

talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru,

6/2/2014 tarihinde Diyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla

yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona

sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, kabul edilebilirlik

incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme gönderilmesine

karar verilmiştir.

4. Bölüm

tarafından 15/5/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği, görüş için Adalet Bakanlığına

gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 16/6/2014 tarihli yazısında, Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen,

başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucu, 3/6/1999 tarihinde meydana gelen kaza sonucu

yaralanmıştır.

8. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca, Türkiye Elektrik

Dağıtım A.Ş. (TEDAŞ) ve Tekel Genel Müdürlüğü A.Ş. (TEKEL) görevlileri hakkında

Diyarbakır 3. Asliye Ceza Mahkemesine açılan dava sonunda, 27/5/2004 tarih ve

E.1999/21, K.2004/694 sayılı kararla, sanıkların ve başvurucunun kusurlarının olmadığı,

TEKEL A.Ş.’nin hizmet kusurunun bulunduğu

gerekçesiyle sanıklar hakkında beraat kararı verilmiş ve karar kesinleşmiştir.

9. Başvurucu, 1/3/2000 tarihinde, Diyarbakır Elektrik

Dağıtım A.Ş. (DEDAŞ) ve TEKEL A.Ş. aleyhine Diyarbakır 3. Asliye Hukuk

Mahkemesinde açtığı tazminat davasında, DEDAŞ ile TEKEL A.Ş. arasında akdedilen

enerji nakil hattı ile TEKEL A.Ş.’ye tesis edilen

özel hattan kopan elektrik teline temas etmesi sonucu yaralandığını ve sol

bacağının kesildiğini ileri sürerek, maddi ve manevi zararlarının tazminini

talep etmiştir.

10. Başvurucu, 8/6/2010 tarihinde, Diyarbakır 3. Asliye Hukuk

Mahkemesinde yapılan yargılama sırasında alınan hesap bilirkişisi raporunda

kendisine kusur verilmediği ve bu rapora itiraz edilmediği halde, Mahkeme

Hâkiminin, tazminat miktarından kusur oranında indirim yapılmadığını

belirttiğini, bu durumun ihsası rey anlamına geldiğini ileri sürerek, hâkimin

reddi talebinde bulunmuştur.

11. Diyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesince, 8/6/2010

tarihinde, hâkimin reddi talebinin yerine olmadığı görüşüyle, bu talebin

değerlendirilmesi için dosyanın Yazı İşleri Müdürlüğüne tevdiine karar

verilmiştir.

12. Dosyanın gönderildiği Diyarbakır 2. Asliye Hukuk

Mahkemesi, 16/7/2010 tarih ve 2010/127 Değişik İş sayılı kararıyla hâkimin

reddine yönelik talebin esas yönünden reddine, 7 gün içinde temyiz yolu açık

olmak üzere karar vermiştir.

13. Anılan karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.

14. Diyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesi, esas hakkındaki davada

yaptığı yargılama sonunda; 11/11/2010 tarih ve E.2000/170, K.2010/977 sayılı

kararla; başvurucunun % 42 oranında maluliyetinin bulunduğu, davalı TEKEL A.Ş.’nin % 80, başvurucunun % 20 oranında kusurlu oldukları

gerekçesiyle davalı DEDAŞ aleyhine açılan davanın reddine, davalı TEKEL A.Ş.

aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, toplam 103.863,36 TL maddi, 15.000,00

TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar vermiştir.

15. Temyiz üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 6/6/2012

tarih ve E.2011/3657, K.2012/9856 sayılı ilamıyla; davanın haksız fiile dayalı

tazminat davası olduğu, tesisin geçici kabulünün yapılıp kesin kabulünün

yapılmamış olması, davalı DEDAŞ’ın enerji verdiği

hatlardan da sorumlu olması ve olaya uygun bilirkişi raporları dikkate alınarak

davalı DEDAŞ’ın sorumluluğuna karar verilmesi, davalı

TEKEL A.Ş. aleyhine açılan davanın reddine hükmedilmesi gerekirken, somut olaya

uygun olmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm kurulması doğru görülmemiş

ve karar bozulmuştur.

16. Karar düzeltme istemi, aynı Dairenin 20/12/2012 tarih ve

E.2012/14926, K.2012/19717 sayılı ilamıyla reddedilmiştir.

17. Mahkemece, bozma kararına uyularak yapılan yargılama

sonunda; 14/3/2013 tarih ve E.2013/41, K.2013/168 sayılı kararla; davalı TEKEL

A.Ş. aleyhine açılan davanın reddine, davalı DEDAŞ aleyhine açılan davanın

kısmen kabulüne, 103.863,36 TL maddi, 15.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan

tahsiline karar verilmiştir.

18. Taraflarca davanın esası yönünden temyizi üzerine,

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2/7/2013 tarih ve E.2013/8715, K.2013/11418 sayılı

ilamıyla hüküm onanmıştır.

19. Tarafların karar düzeltme istemi, aynı Dairenin

16/12/2013 tarih ve E.201/18451, K.2013/17912 sayılı ilamıyla reddedilmiştir.

20. Karar, 8/1/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

21. Başvurucu, 6/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

22. 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 30. maddesi, 18/6/1927 tarih ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü

Muhakemeleri Kanunu’nun 34., 35. ve 36. maddeleri, 22/4/1926 tarih ve 818

sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun 41. ve 49. maddeleri.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

23. Mahkemenin 17/9/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 6/2/2014 tarih ve 2014/1725 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

24. Başvurucu, 1/3/2000 tarihinde Diyarbakır 3. Asliye Hukuk

Mahkemesinde açtığı tazminat davasında Mahkemece ceza davasının sonuçlanması

beklendiği halde, ceza davasının sonucuna bağlı kalınmadığını, ceza davasında

kendisine kusur verilmediği halde tazminat davasında % 20 kusurlu kabul

edildiğini, tazminat davasında Mahkemece üç defa bilirkişi raporu alındığını,

8/6/2010 tarihli duruşmada okunan hesap bilirkişisi raporuna karşı taraflarca

beyanda bulunulmadan Mahkemece, raporda kusur oranında indirim yapılmadığının

belirtildiğini, Mahkemece bu şekilde bir tarafın lehine diğer tarafın aleyhine

resen değerlendirme yapıldığını, bu nedenle hâkimin reddi talebinde bulunduğunu

ancak bu talebin Diyarbakır 2. Asliye Hukuk Mahkemesince reddedildiğini,

yargılamayı uzatmamak için bu kararı temyiz etmediğini, kanun yollarına

başvurulmamasının iddiaların doğru olmadığını göstermeyeceğini, bu şekilde

hâkimin tarafsızlığı ilkesinin ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini,

Mahkemece uzun yargılama sonunda hüküm kurulduğunu, yaklaşık 14 yıl devam eden

yargılama süreci nedeniyle ekonomik olarak zarar gördüğünü ve manevi zararının

doğduğunu, % 20 kusurlu olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar

verildiğini belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

B. Değerlendirme

25. Başvuru dilekçesi ve ekleri incelendiğinde, başvurucunun,

Diyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı tazminat davasında, delillerin

eksik ve hatalı değerlendirilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin

adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri sürdüğü anlaşılmıştır. Anayasa

Mahkemesi, başvurucunun ihlal iddialarına ilişkin nitelendirmesi ile bağlı

olmayıp hukuki nitelendirmeyi bizzat yapar. Başvurucunun anılan iddiaları

yargılama sonucunda verilen kararın adil olup olmadığına yönelik olup, bu

iddialar adil yargılanma hakkının ihlali iddiası kapsamında

değerlendirilmiştir. Başvurucunun hâkimin reddi talebinin reddedilmesi

nedeniyle tarafsız mahkemede yargılanma hakkı kapsamında adil yargılanma

hakkının ihlali iddiası ile makul sürede yargılama yapılmaması nedeniyle adil

yargılanma hakkının ihlali iddiası ayrıca incelenmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı

İddiası

26. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda,

kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

27. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un

48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça

dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

28. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın

148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular

kapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

29. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili

varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine

konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilik

içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti

niteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkça

Anayasa Mahkemesince incelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

30. Somut olayda başvurucu,

Diyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı tazminat davasında Mahkemece

ceza davasının sonuçlanması beklenildiği halde, ceza davasının sonucuna bağlı

kalınmadığını, ceza davasında kendisine kusur verilmediği halde tazminat

davasında % 20 kusurlu kabul edildiğini, tazminat davasında Mahkemece üç defa

bilirkişi raporu alındığını, yargılama sonucunda kusur oranında indirim

yapılarak davanın kısmen kabulü yönünde hüküm kurulduğunu belirterek, adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

31. Başvurucu, 1/3/2000

tarihinde Diyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davada, davalılara ait

elektrik teline temas etmesi sonucu yaralandığını ileri sürerek tazminat talep

etmiştir. Mahkemece Diyarbakır 3. Asliye Ceza Mahkemesinde olaya sebebiyet

verenler hakkında açılan ceza davasının sonuçlanması beklenmiş ve anılan dava

sonunda, sanıkların ve başvurucunun kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle

sanıkların beraatlerine karar verildiği ve kararın

kesinleştiği anlaşılmıştır.

32. Diyarbakır 3. Asliye Hukuk

Mahkemesince 15/7/2004 tarihinde üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor

alınmasına karar verilmiştir. Bilirkişi heyeti raporu ile ceza davasında alınan

rapor arasında çelişki olması nedeniyle 13/12/2005 tarihinde, çelişkinin

giderilmesi için yeniden rapor alınmasına karar verilmiştir. Bilirkişi

raporunun gelmesinden sonra başvurucu vekili, raporlar arasındaki çelişkinin

giderilmediğini ve tek bilirkişiden rapor alındığını ileri sürerek bilirkişi

heyetinden rapor alınmasını istemiştir. Mahkemece, başvurucu vekilinin

iddiaları da dikkate alınarak 17/7/2006 tarihli duruşmada üç kişilik bilirkişi

heyetinden rapor alınmasına karar verilmiştir. Raporun gelmesinden sonra

başvurucu vekili, raporda başvurucuya % 20 kusur verilmesinin hatalı olduğunu

ileri sürmüş ancak, dosyanın sürüncemede kaldığını belirterek maddi zararın

tespiti için hesap bilirkişisinden rapor alınmasını talep etmiştir. Raporun

gelmesinden sonra Mahkeme Hâkiminin, maddi zararın hesaplanması sırasında kusur

oranının dikkate alınmadığını belirttiği anlaşılmıştır.

33. Mahkemece, başvurucunun % 20

oranında kusurlu olduğuna dair bilirkişi raporu ve hesap bilirkişisinin raporu

dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne, 103.863,36 TL maddi ve 15.000,00 TL

manevi tazminatın davalı TEKEL A.Ş.’den tahsiline

karar verilmiştir. Kararın taraflarca temyizi üzerine Yargıtay 4. Hukuk

Dairesince, 6/6/2012 tarihinde hüküm bozulmuştur.

34. Mahkemece bozma kararına

uyularak, 14/3/2013 tarihinde davanın kısmen kabulüne, 103.863,36 TL maddi,

15.000,00 TL manevi tazminatın davalı DEDAŞ’tan

tahsiline karar verilmiştir. Tarafların temyizi üzerine, Yargıtay 3. Hukuk

Dairesince hüküm onanmış ve karar düzeltme istemleri reddedilmiştir.

35. Hukuk ve ceza davalarının

konuları, tarafları ve amaçları farklı olduğundan, ceza mahkemesi kararları,

hukuk davaları için kural olarak kesin hüküm oluşturmaz. Haksız fiil nedeniyle

açılan tazminat davalarını çözmek bütünüyle hukuk hâkiminin görevi içindedir.

Mülga 818 sayılı Kanun’un 53. maddesi gereğince hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin

mahkûmiyet kararıyla bağlı ise de, maddi olayı tespit etmeyen beraat kararı

hukuk hâkimini bağlamaz. Onun için hukuk hâkimi, topladığı deliller

doğrultusunda karar verebilir. Ceza mahkemesinin delilleri tespit ve takdiri

ile hukuk mahkemesinin delilleri tespit ve takdirinin farklı olmasının bir

sonucu olarak, bir olayda sebep sonuç bağı bulunmadığına dair ceza mahkemesi

kararı dahi hukuk hâkimini bağlamayabilir (B. No: 2013/7123, 6/2/2013, § 62).

36. Öte yandan 6100 sayılı

Kanun’un 266. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi

gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden,

bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hâkimlik mesleğinin

gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda

bilirkişiye başvurulamaz.”

37. Anılan düzenlemeye göre,

özel ve teknik bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi raporu alınmasına

mahkemenin kendiliğinden karar verme yetkisi bulunmaktadır. Somut olayda, ceza

davasında yargılanan sanıklar hakkında beraat kararı verildiği de dikkate

alındığında, kusur durumunun tespiti amacıyla bilirkişi raporu alınmasına

Mahkemece kendiliğinden karar verilebilir ve bu rapor doğrultusunda hüküm

kurulabilir.

38. Mahkemenin gerekçesi ve

başvurucunun iddiaları incelendiğinde, iddiaların özünün Derece Mahkemesi

tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının

yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna

ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

39. Başvurucu, yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi

olamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı

tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı

bulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının

derece Mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt

sunmadığı gibi Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açık keyfilik

oluşturan herhangi bir durum da tespit edilememiştir.

40. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde

olduğu, Derece Mahkemesi kararının bariz takdir hatası veya açık keyfilik de

içermediği anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Tarafsız Mahkemede Yargılanma Hakkının İhlali İddiası

41. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“…Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması şarttır.”

42. 6216

sayılı Kanun’un 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal

için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel

başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

43. Anılan Anayasa ve Kanun

hükümleri uyarınca Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, “ikincil nitelikte bir kanun yolu” olup bu

yola başvurulmadan önce kural olarak olağan kanun yollarının tüketilmiş olması

şarttır.

44. Temel hak ve özgürlüklere

saygı, devletin tüm organlarının uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun

davranılmadığı takdirde, ortaya çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari

mercilere ve derece mahkemelerine başvurulmalıdır.

45. Bireysel başvurunun ikincil

niteliği gereği, başvurucunun, temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği

iddialarını öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine usulüne

uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtları zamanında bu

mercilere sunması, aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için

gerekli özeni göstermiş olması gerekir. Bu şekilde olağan denetim mekanizmaları

önünde ileri sürülüp takip edilmeyen temel hak ve özgürlüklerin ihlaline

ilişkin iddialar, Anayasa Mahkemesi önünde bireysel başvuru konusu yapılamaz

(B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 19).

46. Bireysel

başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarak olağan kanun yollarında ve genel mahkemeler önünde dayanılmayan iddialar Anayasa

Mahkemesi önünde şikâyet konusu edilemeyeceği gibi genel mahkemelere sunulmayan

yeni bilgi ve belgeler de Anayasa Mahkemesine sunulamaz (B. No:

2012/946, 26/3/2013, § 20).

47. Başvurucu, Diyarbakır 3.

Asliye Hukuk Mahkemesinde yapılan yargılama sırasında, maddi zararın tespiti

için hesap bilirkişisinden rapor alınmasından sonra ve taraflar rapora karşı

beyanda bulunmadan, Mahkeme Hâkiminin, tazminatın hesaplanmasında kusur

oranında indirim yapılmadığını belirtmesinin ihsası rey anlamına geldiğini,

adil ve tarafsız bir yargılama yapılmasına engel oluşturduğunu, hâkimin reddi

talebinin de reddedildiği belirterek, tarafsız mahkemede yargılanma hakkı

kapsamında adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

48. Hâkimin ihsası reyde

bulunması veya tarafsızlığını etkileyecek bir durum oluşması halinde hâkimin

reddi talebinde bulunulabilir. Ancak adil yargılanma hakkının ihlali

iddialarının incelenmesinde yargılamanın tümü üzerinden değerlendirme

yapılarak, bu hakkın ihlal edilip edilmediği sonucuna ulaşılabilir.

49. Somut olayda, Mahkeme

Hâkiminin, hesap bilirkişisinin raporunda kusur oranında indirim yapılmadığını

belirtmesi, yargılamanın tamamı ve sonucu dikkate alınarak değerlendirilebilir.

Başvurucunun, Hâkimin reddi talebi üzerine Diyarbakır 2. Asliye Hukuk

Mahkemesince, Mahkeme Hâkiminin anılan beyanının ihsası rey veya taraflardan

birine yol gösterme şeklinde değerlendirilemeyeceği, Mahkemenin, zarar ve

tazminat miktarını doğrudan araştırmakla görevli olduğu gibi, bilirkişi

raporlarının gerçekliğe uygunluğunu da denetlemekle yükümlü olduğu gerekçesiyle

16/7/2010 tarihinde hâkimin reddine yönelik talebin reddine karar verilmiştir.

Temyiz yolu açık olarak verilen karar, temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.

50. Hâkimin reddi talebinin

reddine karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlali iddiası,

yargılama sürecinin ve sonucunda verilen kararın adil olmadığına yönelik bir

iddiadır. Başvurucu, hâkimin reddi talebinin reddine dair kararı temyiz

etmediği gibi, asıl karara yönelik temyiz ve karar düzeltme taleplerinin

hiçbirinde de hâkimin ihsası reyde bulunduğu veya tarafsız olmadığı

iddialarında bulunmamıştır. Başvurucu, kendisine atfedilen % 20 kusur oranının

doğru olmadığını belirterek tazminat miktarlarına yönelik olarak temyiz ve

karar düzeltme istemlerinde bulunmuştur. Bu iddiaları da derece Mahkemesince ve

Yargıtay tarafından değerlendirilmiş ve Anayasa Mahkemesince de açıkça

dayanaktan yoksun bulunmuştur.

51. Başvurucunun, hâkimin reddi

talebinin reddine karar verildiği ve temyiz yolu açık olmak üzere verilen bu

kararı temyiz etmediği, hâkimin ihsası reyde bulunduğu ve tarafsızlığını

kaybettiği yönündeki iddialarını esastan verilen Mahkeme kararına ilişkin

temyiz ve karar düzeltme safhalarında da ileri sürmediği, dolayısıyla başvuru

yollarını usulünce tüketmeden bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmıştır.

52. Açıklanan nedenlerle, hukuk sisteminde düzenlenen başvuru

yolları usulüne uygun olarak tüketilmeden temel hak ve özgürlüklerin ihlal

edildiği iddiasının bireysel başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından,

başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin “başvuru yollarının

tüketilmemiş olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

c. Yargılamanın Makul Sürede Tamamlanmadığı

İddiası

53. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda, açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

54. Başvurucu, Diyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı

tazminat davasının makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

55. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin metni ile Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesi kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının

somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde yer

verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de

Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok kararında, ilgili

hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle,

gerek Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla adil

yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36.

maddesi kapsamında yer vermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38). Bu

doğrultuda, makul sürede yargılanma hakkı da adil yargılanma hakkının

kapsamında değerlendirilmektedir.

56. Anayasa’nın 36. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu

olayda, haksız fille dayalı tazminat davasında, 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü

Muhakemeleri Kanunu ve 6100 sayılı Kanun’larda yer

alan usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak

ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No:

2012/13, 2/7/2013, § 49).

57. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

58. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,

uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başka

bir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, bu tarih somut başvuru açısından

1/3/2000 tarihidir.

59. Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını da

kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013,

§ 52). Somut başvuru açısından bu tarih, Yargıtay tarafından karar düzeltme

isteminin reddedildiği 16/12/2013 tarihidir.

60. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde,

başvurucunun, 1/3/2000 tarihinde Diyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı

tazminat davasında, Mahkemece Diyarbakır 3. Asliye Ceza Mahkemesinde olaya

sebebiyet verenler hakkında açılan ceza davasının sonuçlanması beklenmiş ve

anılan dava sonunda TEDAŞ ile TEKEL A.Ş. görevlilerinin ve başvurucunun

kusurlarının bulunmadığı gerekçesiyle sanıkların beraatlerine

karar verilerek kesinleşmesi üzerine yargılamaya devam edilmiştir. Diyarbakır 3.

Asliye Hukuk Mahkemesince 15/7/2004 tarihinde üç kişilik bilirkişi heyetinden

rapor alınmasına karar verilmiştir. Bilirkişi heyeti raporu ile ceza davasında

alınan rapor arasında çelişki olması nedeniyle 13/12/2005 tarihinde, çelişkinin

giderilmesi için yeniden rapor alınmasına karar verilmiştir. Bilirkişi

raporunun gelmesinden sonra Mahkemece, başvurucu vekilinin iddiaları da dikkate

alınarak 17/7/2006 tarihli duruşmada üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor

alınmasına karar verilmiştir. Raporun gelmesinden sonra başvurucunun maluliyet

durumunun tespiti için Adli Tıp Kurumundan rapor alınmış ve bu raporun

gelmesinden sonra da maddi zararın tespiti için hesap bilirkişisinden rapor

alınmasına karar verilmiştir. Mahkemece maddi zararın tespitinden sonra, hastane

ve tedavi giderlerinin tespiti için doktor bilirkişiden rapor alınmıştır.

61. Mahkeme, başvurucunun % 20 oranında kusurlu olduğuna dair

bilirkişi raporu ve hesap bilirkişisinin raporunu dikkate alarak davanın kısmen

kabulüne, 103.863,36 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi tazminatın davalı TEKEL A.Ş.’den tahsiline karar vermiştir. Kararın taraflarca

temyizi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesince, 6/6/2012 tarihinde hüküm

bozulmuştur.

62. Mahkemece bozma kararına uyularak, 14/3/2013 tarihinde

davanın kısmen kabulüne, 103.863,36 TL maddi, 15.000,00 TL manevi tazminatın

davalı DEDAŞ’tan tahsiline karar verilmiştir.

Tarafların temyizi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesince hüküm onanmış ve karar

düzeltme istemlerinin reddedildiği 16/12/2013 tarihinde hüküm kesinleşmiştir.

63. 6100 sayılı Kanun’un öngördüğü yargılama usullerine tabi

mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi

tarafından, özellikle yargılamada sürati temin etmeye hizmet eden özel usul

hükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde bulundurularak makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar verilmiştir. (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 34-64).

64. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde, başvuruya konu

tazminat davası; hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddi olayların

karmaşıklığı, delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf sayısı gibi

kriterler dikkate alındığında karmaşık olmaktan uzaktır. Başvurucunun tutum ve

davranışlarıyla ve usuli haklarını kullanırken

özensiz davranmasıyla yargılamanın uzamasına önemli ölçüde sebep olduğu da

söylenemez. Dolayısıyla somut başvuru açısından, daha önce verilen kararlar

dışında farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz

konusu yaklaşık 14 yıllık yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin

olduğu sonucuna varılmıştır.

65. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

66. Başvurucu, makul sürede

yargılama yapılmadığı için 60.000,00 TL manevi, 80.000,00 TL maddi tazminata

hükmedilmesini talep etmiştir.

67. 6216 Kanun’un “Kararlar” kenar

başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

68. Başvurucunun tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin yaklaşık 14 yıllık yargılama süresi nazara alındığında,

yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle

giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya 19.500,00 TL

manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

69. Başvurucu tarafından maddi

tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddia

edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından, başvurucunun

maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

70. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.706,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1.

Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2.

Tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının “başvuru yollarının tüketilmemiş olması”

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya 19.500,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

D. Başvurucu tarafından yapılan 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.706,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

17/9/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Serruh

KALELİ

Üyeler : Zehra Ayla PERKTAŞ Burhan ÜSTÜN Nuri NECİPOĞLU Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör : Murat AZAKLI Başvurucu : Veysel DOĞAN Vekili : Av. Doğan ÖZÇELİK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/1725, 17 Eylül 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  16. Kaleli
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/1725
Tarih
17 Eylül 2014

İlgili Kararlar

  • Hasan Uysal Başvurusu (B. No: 2014/2235)
  • Bülent Şimşek Başvurusu (B. No: 2014/372)
  • Mehmet Söğüt Başvurusu (B. No: 2013/7277)
  • Orhan Öztürk ve Ayşe Ak Başvurusu (B. No: 2013/8344)
  • Kazım Ege Başvurusu (B. No: 2014/1605)
  • Coşkun Alp Beylikçi Başvurusu (B. No: 2014/385)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.