İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Veysel Kara Başvurusu (B. No: 2014/12139)

1. Başvuru, emeklilikten sonra bir işte çalışmaya

Başvuru No2014/12139Tarih5 Ekim 2017Okuma18 dk · 3.544 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Veysel Kara Başvurusu

Karar tarihi
5 Ekim 2017
Başvuru Numarası
2014/12139
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.544 kelime·18 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, emeklilikten sonra bir işte çalışmaya

başlanıldığının tespiti üzerine emekliliğe bağlı olarak ödenmiş yaşlılık

aylıklarının iadesinin istenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 17/7/2014 tarihinde

yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu 1951 doğumlu olup İstanbul'da ikamet etmektedir.

8. Başvurucu dosyadan anlaşılmayan bir tarihte 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu

kapsamında emekli olmuş ve kendisine yaşlılık aylığı bağlanmıştır.

9. Başvurucunun emekli olduktan sonra 7/3/2006-16/4/2012

tarihleri arasında bir kamu kuruluşu olan Beltaş

Beşiktaş Belediyesi İşletmecilik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinde (Beltaş) çalıştığı tespit edilmiştir.

10. 1/1/2005 tarihinde yürürlüğe giren

28/12/2004 tarihli ve 5277 sayılı 2005 Mali Yılı Bütçe Kanunu’nun 25.

maddesinin (f) fıkrasının ikinci paragrafıyla herhangi bir sosyal güvenlik

kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanların, kanunda sayılan kamu kurum

ve kuruluşlarında herhangi bir kadro, pozisyon veya görevde çalışmaları

durumunda emeklilik veya yaşlılık aylıklarının kesilmesini zorunlu kılan yasal düzenleme

yapılmıştır.

11. Zonguldak İdare Mahkemesince, söz konusu düzenlemenin bütçe

kanunuyla ilgisinin bulunmadığı gerekçesiyle iptali istemiyle Anayasa

Mahkemesine itiraz yoluna başvurulması üzerine Anayasa Mahkemesince henüz iptal

istemi hakkında bir karar verilmeden 21/4/2005 tarihli

ve 5335 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik

Yapılmasına DairKanun'un 29. maddesiyle ilgili

düzenleme yürürlükten kaldırılmıştır. Ancak yürürlükten kaldırılan düzenlemede

yer alan hükümler aynı Kanun'un 30. maddesinde yeniden düzenlenmiştir. Anayasa

Mahkemesince sonradan verilen 28/12/2005 tarihli ve

E.2005/146, K.2005/105 sayılı kararla kanun koyucu tarafından yürürlükten

kaldırılan 5277 sayılı Kanun'un 25. maddesinin ilgili kısmı, bütçe kanunuyla

düzenlenmesi yasak olan konuları içerdiği gerekçesiyle iptal edilmiştir.

12. 5335 sayılı Kanun'un ilgili düzenlemeyi içeren 30.

maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarının Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle

iptali için tekrar Anayasa Mahkemesine başvurulmuş ancak Anayasa Mahkemesinin 3/4/2007 tarihli ve E.2005/52, K.2007/35 sayılı kararıyla

düzenlemenin Anayasa'ya aykırı olmadığı belirtilerek iptal istemi

reddedilmiştir. Kararın gerekçesinde, iptali istenen kanun

hükmüyle kişinin sosyal güvenlik hakkının ortadan kaldırılmadığı ve emeklilik

statüsünün zarar görmediği ifade edilmiş; kuralın sadece belirtilen yerlerde

çalışıldığı ve karşılığında gelir elde edildiği sürece emekli aylığının

kesilmesini öngördüğü vurgulanmış; kişinin emekli veya yaşlılık aylığından

belirtilen kurumlarda çalışarakdaha iyibir yaşam elde etmedüşüncesiyle

kendi isteği ile vazgeçtiği ifade edilmiş ve iptali istenen kanun maddesinin

Anayasa'ya aykırı olmadığı sonucuna varılmıştır.

13. Sosyal Güvenlik Kurumunun (SGK) 18/6/2012

tarihli yazısıyla başvurucuya emekli aylığı ödenmesinin durdurulduğu

bildirilmiş ve geçmişe yönelik olarak ödenen 70.679,59 TL ana paranın 6/6/2012

tarihine kadar işlemiş 18.893,76 TL faiz alacağıyla birlikte (toplam 89.573,3

TL) tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde ödenmesi başvurucudan istenmiştir.

14. Bu işleme karşı yapılan idari itirazın reddi üzerine 3/7/2012 tarihinde İstanbul 13. İş Mahkemesinde (Mahkeme)

dava açılarak idari işlemin iptali ile borçlu olunmadığının tespiti isteminde

bulunulmuştur.

15. Bu arada, idare tarafından 24/9/2012

tarihinde başvurucu aleyhine haciz talepli olarak icra takibi başlatılmıştır.

Başvurucu tarafından Mahkemeye sunulan dilekçelerden, yargılama devam ederken

maaşından 1/4 oranında kesinti yapılmaya başlandığı anlaşılmıştır.

16. Yargılama devam ederken idarece, başvurucunun 7/3/2006-16/4/2012 tarihleri arasındaki çalışmalarının

sadece 4 yıl 8 ay 23 güne isabet eden bölümünün kamuda, diğer kısmının ise özel

şirket bünyesinde gerçekleştiği gerekçesiyle yeniden hesaplama yapılmış ve

başvurucuya ödenen emekli aylıklarının 55.692,04 TL olduğu tespit edilmiştir.

17. Mahkemece borcun 55.692,04 TL olduğu tespit edilerek 23/10/2013 tarihli kararla davanın reddine hükmedilmiştir.

Kararın gerekçesinde, 5277 sayılı Kanun’un 25. maddesinin (f) fıkrasının ikinci

paragrafı ile 5335 sayılı Kanun'un 30. maddesine atıfta bulunularak emekli

olduktan sonra kamu kurumlarında çalışması yasak olan başvurucuya ödenen emekli

aylıklarının iadesinin istenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilmiştir.

18. Mahkeme kararı Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin (Daire) 6/5/2014 tarihli kararıyla onamıştır. Nihai karar 19/6/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

19. Başvurucu, 17/7/2014 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

20. Zonguldak İdare Mahkemesinin Anayasa'ya aykırı olduğu

gerekçesiyle iptali için Anayasa Mahkemesine başvurduğu 5277 sayılı Kanun'un

25. maddesinin mülga (f) fıkrasının ikinci paragrafı şöyledir:

“Herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı

alanlar bu aylıkları kesilmeksizin; genel bütçeye dahil

daireler, katma bütçeli idareler, döner sermayeler, fonlar, belediyeler, il

özel idareleri, belediyeler ve il özel idareleri tarafından kurulan birlik ve

işletmeler, sosyal güvenlik kurumları, bütçeden yardım alan kuruluşlar ile özel

kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluşları, kamu

iktisadi teşebbüsleri ve bunların bağlı ortaklıkları ile müessese ve işletmelerinde

ve sermayesinin %50'sinden fazlası kamuya ait olan diğer ortaklıklarda herhangi

bir kadro, pozisyon veya görevde çalıştırılamaz ve görev yapamazlar. ”

21. Anayasa Mahkemesinin 14/11/2006

tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 28/12/2005 tarihli

ve E.2005/146, K.2005/105 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"Bu

durumda, diğer yasalarla düzenlenmesi gereken konuların bütçe yasasıyla

düzenlenmesi Anayasa'nın 87., 88., 89., 161. ve 162.

maddelerine aykırılık oluşturduğundan itiraz konusu kuralların iptali gerekir.

VI-SONUÇ

28.12.2004 günlü, 5277 sayılı '2005 Malî Yılı

Bütçe Kanunu'nun 25. maddesinin (f) fıkrasının ikinci ve üçüncü paragraflarının

Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, 28.12.2005 gününde OYBİRLİĞİYLE karar

verildi."

22. Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali için Anayasa

Mahkemesine başvurulan 5335 sayılı Kanun’un 30. maddesinin ikinci fıkrası

şöyledir:

“Herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı

alanlar bu aylıkları kesilmeksizin; genel bütçeye dahil

daireler, katma bütçeli idareler, döner sermayeler, fonlar, belediyeler, il

özel idareleri, belediyeler ve il özel idareleri tarafından kurulan birlik ve

işletmeler, sosyal güvenlik kurumları, bütçeden yardım alan kuruluşlar ile özel

kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluşları, kamu

iktisadi teşebbüsleri ve bunların bağlı ortaklıkları ile müessese ve

işletmelerinde ve sermayesinin %50'sinden fazlası kamuya ait olan diğer

ortaklıklarda herhangi bir kadro, pozisyon veya görevde çalıştırılamaz ve görev

yapamazlar. ”

23. Anayasa Mahkemesinin 3/4/2007

tarihli ve E.2005/52, K.2007/35 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"...

Dava konusu kural, emekli veya yaşlılık aylığı

almakta olan kişinin kendini çalışma gücüne sahip görerek kendi isteği ile

kuralda belirtilen yerlerde yeniden çalışmaya başlaması durumunda emekli

aylığının kesilmesine ilişkindir.

Buna göre, kişinin sosyal güvenlik hakkı

ortadan kaldırılmamakta ve emeklilik statüsü zarar görmemektedir. Kural, sadece

belirtilen yerlerde çalışıldığı ve karşılığında gelir elde edildiği sürece

emekli aylığının kesilmesini öngörmektedir. Bu durumda da sosyal güvenliğin

sosyal riskler karşısında asgari yaşam düzeyinin sağlanması amacı ortadan

kalkmamaktadır. Kişi, yaşlılık dolayısıyla çalışamama riski karşılığında sosyal

güvenlik sisteminin sağladığı emekli veya yaşlılık aylığından, belirtilen

kurumlarda çalışarakdaha iyibir

yaşam elde etmedüşüncesiyle kendi isteği ile

vazgeçmektedir.

Anayasa'nın 49. maddesinde, çalışmanın

herkesin hakkı ve ödevi olduğu belirtilmiş, Devlete, çalışanların yaşam

düzeyini yükseltmek, çalışma yaşamını geliştirmek için çalışanları korumak,

çalışmayı denetlemek ve işsizliği gidermeye elverişli ekonomik bir ortam

yaratmak için gerekli önlemleri almak ödevi verilmiştir. Devlet, kişinin

çalışma hakkını kullanabilmesi için iş alanında gerekli önlemleri alacak ve

sınırlamaları kaldırarak görevini yerine getirecek, birey de çalışarak topluma

yük olmaktan kurtulacaktır.

Devletin herkese iş verme, herkesi işe

yerleştirme zorunluluğu bulunmamaktadır. Ancak, Devlet olanakları ölçüsünde,

yeterli örgütler kurarak iş bulmayı kolaylaştırıp sağlamak için gerekli

önlemleri almakla yükümlüdür. İşsizliği önlemek amacıyla yapacağı çalışmalarla

Devlet, öncelikle kamu sektöründe iş vermek yolunu izleyecek, bu nedenle de

yasal düzenlemeler yapacaktır. Buna göre, Devlet işsizlere de iş imkanı sağlayacak istihdam tedbirlerini almak zorundadır.

Sosyal güvenlik kurumlarından emekli veya yaşlılık aylığı almakta iken kendi

isteği ile belirtilen yerlerde yeniden çalışmaya başlayanların emekli veya

yaşlılık aylıkların kesilmesinin, özellikle öğrenimlerini tamamlayıp iş arayan

gençlere iş bulma amacı dikkate alındığında daha büyük sorunların çözümüne

yönelik düzenlemeler olduğu anlaşılmaktadır.

Açıklanan nedenlerle, sosyal güvenlik

kurumundan emekli veya yaşlılık aylığı almakta olanların, kuralda sayılan kurum

ve kuruluşlarda kendi istekleri ile yeniden çalışmaya başlamaları ve

karşılığında aylık almaları nedeniyle, yaşlılık veya emekli aylıklarının kesilmesini

öngören dava konusu kural, Anayasa'nın 2., 49. ve 60.

maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir."

24. 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesinin (a) ve (b) bendi

şöyledir:

"Kurumca işverenlere, sigortalılara,

isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak

sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu

kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun

kapsamındaki her türlü ödemeler;

a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından

doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık

sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,

b) Kurumun hatalı işlemlerinden

kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş

yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten

itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde

faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten

sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan,

...

itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan

alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere

göre geri alınır. ".

B. Uluslararası Hukuk

25. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'ne ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesi kapsamındaki davalara genel

olarak uygulanan ilkelerin ve özellikle anılan maddenin mülk edinme hakkını

korumadığı biçimindeki ilkenin,sosyal

güvenlik ödemeleri ve sosyal yardımlar yönünden de geçerli olduğunu belirtmektedir.AİHM, bu hükmün Sözleşmeci devletlerin

herhangi bir sosyal güvenlik planını uygulayıp uygulamayacağının ya da bu

planlar çerçevesinde kişilere ne tür menfaatlerin sağlanacağının ve bunların

miktarının ne kadar olacağının belirlenmesi hususundaki serbestisine sınırlama

getirmediğini vurgulamaktadır. Ancak AİHM'e göre

Sözleşmeci devletlerin, ister önceden kişilerin katkı yapma şartına bağlı olsun

ister olmasın, sosyal yardım ödemesi yapılmasını öngören yasal bir düzenlemenin

bulunması durumunda, bu düzenlemenin 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesi kapsamına

giren mülkiyete ilişkin bir menfaat (proprietary interest) doğurduğu kabul edilmelidir (Moskal/Polonya, B. No: 10373/05, 15/9/2009,

§ 38).

26. AİHM, modern demokratik devletlerde birçok bireyin,

yaşamlarını sürdürebilmek için hayatlarının tamamı ya da bir bölümünde, sosyal

güvenlik ve sosyal yardım ödemelerine bağımlı olduklarını belirtmektedir. AİHM,

birçok hukuk sisteminin, bu bireylerin belli bir derecede belirlilik ve

güvenliğe ihtiyaç duyduklarını kabul ederek onlara birtakım imkânlar

sağladığını ve bu çerçevede, öngörülen bazı koşulların yerine getirilmesi

şartıyla bu bireylere çeşitli ödemeler yapılması yolunda düzenlemelere yer

verdiğini hatırlatmaktadır. AİHM'e göre bireylerin iç

hukuka göre sosyal yardım alma hakkının bulunduğu durumlarda, bu ekonomik

menfaatler 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesi kapsamına girer (Moskal/Polonya, § 39).

27. AİHM'e göre bir ekonomik menfaatin

sonradan ortadan kaldırılması, olayın somut koşulları çerçevesinde tek başına o

ekonomik menfaatin en azından ortadan kaldırıldığı ana kadar 1 No.lu

Protokol'ün 1. maddesi kapsamına mülk olarak görülmesini engellemez. Öte yandan

tartışma konusu ekonomik menfaate hak kazanmanın şarta bağlandığı durumlarda,

koşulun yerine getirilmemesi sonucu kaybedilen şarta bağlı hakkın, 1 No.lu

Protokol'ün 1. maddesi anlamında mülk olarak değerlendirilmesi mümkün değildir

(Moskal/Polonya, § 40).

28. AİHM, sosyal adaletin önemine dikkatçekmekle

birlikte, bunun kural olarak kamu otoritelerinin, ihmallerinden kaynaklananlar

da dâhil olmak üzere hatalı işlemlerini geri almasına engel teşkil

etmeyeceğinin altını çizmektedir. AİHM'e göre aksi

karara varılması haksız zenginleşme yasağına aykırılık oluşturur. Bu durum,

aynı zamanda sosyal güvenlik sistemine katkı payı ödeyen ve özellikle katkı

payı ödedikleri hâlde kanuni koşulları taşımamaları nedeniyle bundan

yararlanamayan diğer bireylere haksızlık oluşturur. Son olarak bu, sınırlı kamu

kaynaklarının kamu yararına uygun olmayan alanlara harcanması sonucunu doğurur

(Moskal/Polonya, § 73).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

29. Mahkemenin 5/10/2017 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

30. Başvurucu, yaşlılık aylığıyla geçinmenin zorluğu

gözetildiğinde emeklilerin çalışmasının önlenmesine yönelik düzenleme

yapılmasının hak ihlaline yol açtığını belirtmiştir. Başvurucu, tekrar

çalışmaya başladığının idarenin bilgisi dâhilinde olduğu hâlde yaşlılık aylığı

ödemeye devam edilmesinin sorumluluğunun kendisine yüklenemeyeceğini ileri

sürmüştür. Başvurucu Anayasa Mahkemesinin 5277 sayılı Kanun'un 25. maddesinin

(f) fıkrasının ikinci paragrafını iptal ettiğini ve Anayasa Mahkemesince iptal

edilen bu hükmün sonradan 5335 sayılı Kanun’un 30. maddesinin ikinci fıkrasıyla

yeniden yasalaştırılmasınıniptal edilen hükme

geçerlilik kazandırmayacağını ifade etmiştir. Başvurucuya göre ödenen yaşlılık

aylıklarının yersiz ödeme kabul edilmesinin yasal dayanağı bulunmamaktadır.

B. Değerlendirme

31. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

Anayasa Mahkemesince kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir.

Bu bağlamda başvurucunun ihlal iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara

yönelik bir müdahalenin olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan

başvurular ile karmaşık veya zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça

dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu, B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

32. Anayasa'nın "Mülkiyet

hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ...

hak[kına] ... sahiptir.

Bu hak..., ancak kamu

yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

33. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuya yapılan

yaşlılık aylığı ödemelerinin iadesi yolunda tesis edilen işleme yönelik

şikâyetin mülkiyet hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

34. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında "Herkes, mülkiyet ... hak[kına] sahiptir." denilmek suretiyle

mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır. Anayasa'nın anılan maddesiyle güvenceye

bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla

değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM,

E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bu bağlamda

mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul ve

gayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ve

fikri hakların yanı sıra, icrası kabil olan her türlü alacak da mülkiyet

hakkının kapsamına dâhildir (Mahmut Duran ve

diğerleri, B. No: 2014/11441, 1/2/2017, §

60).

35. SGK tarafından başvurucuya 7/3/2006-16/4/2012

tarihleri arasında yapılan ve 70.679,59 TL olarak hesaplanan yaşlılık aylığı

ödemelerinin 6/6/2012 tarihine kadar işlemiş 18.893,76 TL faiz alacağıyla

birlikte (toplam 89.573,3 TL) iadesi istenmiştir. Ancak yargılama devam ederken

idarece yeniden yapılan hesaplama sonucu iadesi gereken yaşlılık aylıkları

55.692,04 TL şeklinde tespit edilmiştir. Mahkemece 23/10/2013

tarihli kararla iadesi gereken borcun 55.692,04 TL olduğu saptanmış ve bu tutar

üzerinden davanın reddi yolunda hüküm kurulmuştur. Yaşlılık aylıklarının

başvurucuya ödenmesiyle başvurucunun mevcut malvarlığı hâline geldiği

tartışmasızdır. Başvurucunun malvarlığına dâhil olan 55.692,04 TL'nin iadesi

yolunda işlem tesis edilmesi Anayasa'nın 35. maddesi bağlamında mülk teşkil

etmektedir (Uğur Ziyaretli,

B. No: 2014/5724, 15/2/2017, § 44).

36. Başvurucuya ödenmek suretiyle başvurucunun mevcut

malvarlığına dâhil olan emekli aylıklarının iadesi yolunda işlem tesis

edilmesinin mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği açıktır.

37. Anayasa'nın mülkiyet hakkına müdahaleyle ilgili üç kural

ihtiva ettiği görülmektedir. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında herkesin

mülkiyet hakkına sahip olduğu belirtilmek suretiyle "mülkten barışçıl

yararlanma hakkı"na yer verilmiş, ikinci

fıkrasında da mülkten barışçıl yararlanma hakkına müdahalenin çerçevesi

belirlenmiştir. "Mülkten yoksun bırakma" ve "mülkiyetin

kontrolü", mülkiyet hakkına müdahalenin özel biçimleridir. Mülkten yoksun

bırakma şeklindeki müdahalede mülkiyetin kaybı söz konusudur. Mülkiyetin

kullanımının kontrolünde ise mülkiyet kaybedilmemekte ancak mülkiyet hakkının

malike tanıdığı yetkilerin kullanım biçimi, toplum yararı gözetilerek

belirlenmekte veya sınırlandırılmaktadır. Mülkten barışçıl yararlanma hakkına

müdahale ise genel nitelikte bir müdahale türü olup mülkten yoksun bırakma ve

mülkiyetin kullanımının kontrolü mahiyetinde olmayan her türlü müdahalenin

mülkten barışçıl yararlanma hakkına müdahale kapsamında ele alınması

gerekmektedir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan,

B. No: 2014/1546, 2/2/2017, §§ 55-58).

38. Somut olayda, 506 sayılı Kanun kapsamında emekli olan

başvurucuya ödenen yaşlılık aylıklarının, başvurucunun kamuya ait bir kuruluşta

çalışmaya başladığı gerekçesiyle 5335 sayılı Kanun'un 30. maddesine atıfta

bulunularak iadesi yolunda idari işlem tesis edilmiştir. 5335 sayılı Kanun'un

30. maddesinde, herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık

aylığı alanların bu aylıkları kesilmeksizin kamu kurum ve kuruluşlarında

herhangi bir kadro, pozisyon veya görevde çalıştırılamayacağı ve görev

yapamayacakları düzenlenmiştir. Bu hükümle sosyal güvenlik sisteminin

devamlılığının ve kontrolünün sağlanması amaçlanmıştır. Dolayısıyla yaşlılık

aylıklarının iadesinin istenmesi suretiyle başvurucunun mülkiyet hakkına

yapılan müdahalenin, mülkiyetin kullanılmasının düzenlenmesi şeklindeki üçüncü

kural çerçevesinde incelenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

39. Mülkiyet hakkı mutlak olmayıp sınırlandırılması mümkündür.

Ancak Anayasa’nın 35. ve 13. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkına yönelik

müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük

ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir(Recep

Tarhan ve Afife Tarhan, § 62).

40. Başvurucunun mülkiyet hakkına müdahale teşkil eden, yaşlılık

aylığının iadesi yolunda tesis edilen işlem 5335 sayılı Kanun'un 30. maddesine

dayandırılmıştır. Başvurucu, değinilen kuralın, Anayasa Mahkemesinin 28/12/2005 tarihli ve E.2005/146, K.2005/105 sayılı kararı

ile iptal edilen 5277 sayılı Kanun'un 25. maddesinin (f) fıkrasının ikinci

paragrafıyla aynı mahiyette olması nedeniyle müdahalenin yasal dayanağının

bulunmadığını ileri sürmüş ise de 5335 sayılı Kanun'un 30. maddesi, Anayasa

Mahkemesinin 3/4/2007 tarihli ve E.2005/52, K.2007/35 sayılı kararında

incelenmiş ve maddenin Anayasa'ya aykırı olmadığı tespit edilmiştir.

Dolayısıyla müdahalenin yasal dayanağının bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.

41. 506 sayılı Kanun'a göre emekli olduktan sonra tekrar kamu

sektöründe çalışmaya başlayan başvurucuya ödenen yaşlılık aylıklarının, 5335

sayılı Kanun'un 30. maddesinde yer alan düzenleme nedeniyle başvurucudan iadesi

yolunda işlem tesis edilmesinin kamu yararı çerçevesinde meşru bir amaç

taşıdığı sonucuna varılmıştır (Uğur Ziyaretli, § 62).

42. Son olarak mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülü olup

olmadığı değerlendirilmelidir. Hukuka aykırı ödemelerin tahsiline ilişkin

uyuşmazlıklarda mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülülüğünün

değerlendirilebilmesi için başvurucuya kanuna aykırı olarak ödeme yapılması

biçiminde ortaya çıkan sonuca tarafların katkı derecelerine de bakılması

gerekmektedir. Bu bağlamda tarafların yasal yükümlülüklerinin neler olduğu,

bunların yerine getirilmesinde ihmalkarlık gösterilip

gösterilmediği ve varsa bir ihmalkarlık bunun hukuka aykırı sonucun doğmasında

bir etkisinin bulunup bulunmadığı da gözönünde

bulundurulmalıdır (Uğur Ziyaretli,

§ 65).

43. İdarenin "iyi yönetişim" ilkesine uygun hareket

etme yükümlülüğü bulunmaktadır. "İyi yönetişim" ilkesi, kamu yararı kapsamında bir konu

söz konusu olduğunda kamu otoritelerinin; uygun zamanda, uygun yöntemle ve her

şeyden önce tutarlı olarak hareket etmelerini gerektirir (Kenan Yıldırım ve Turan Yıldırım, B. No:

2013/711, 3/4/2014, § 68).

44. İdarenin hatalı işleminden kaynaklanan mülkiyet hakkına

yönelik müdahalenin ölçülü olup olmadığının tespitinde; idarenin hatalı işlemi

karşısındaki tutumunun yanında işlemin fark edilmesinde geçen süre, hatalı

işlem nedeniyle ödenen paranın tahsil edilmesindeki yöntem, alacağa kanuni faiz

gibi yaptırımların öngörülüp görülmediği önem arz etmektedir (Tevfik Baltacı, B. No: 2013/8074, 9/3/2016, § 71).

45. Sosyal adaletin gereği olarak idarenin tesis ettiği hatalı

işlemi somut olayın koşullarına göre geri alabileceği veya belli durumlarda

kaldırabileceği hususunda kuşku yoktur. Bu tespit hatalı idari işlemden

kaynaklanan sosyal güvenlik ödemeleri için de geçerlidir. Aksi durum kişilerin sebepsiz

zenginleşmesine yol açabileceği gibi sosyal güvenlik fonlarına katkıda

bulundukları hâlde kanunlardaki koşulları sağlamadıkları gerekçesiyle

ödemelerden mahrum kalan kimseler yönünden adil olmayan sonuçlar doğurabilir.

Bu durum, sınırlı kamu kaynaklarının uygun olmayan yöntemlerle dağıtımına cevaz

verilmesi anlamına gelebileceğinden kamu yararı ile örtüşmez (Tevfik Baltacı, § 74; benzer yöndeki AİHM

kararı için bkz. § 28).

46. Olayda, 506 sayılı Kanun kapsamında emekli olan başvurucuya

yaşlılık aylığı bağlanmıştır. Başvurucu, emekliliğinden sonra 7/3/2006-16/4/2012 tarihleri arasında,4 yıl 8 ay 23 güne

isabet eden bir süre için bir kamu kuruluşu olan Beltaş'ta

çalıştığı tespit edilmiştir. SGK'nın 18/6/2012 tarihli yazısıyla başvurucuya emekli aylığı

ödenmesinin durdurulduğu bildirilmiş ve geçmişe yönelik olarak ödenen tutarın

da iadesini istemiştir. Sonradan yapılan düzeltmeyi de gözeten Mahkeme,

başvurucu tarafından idareye iadesi gereken yaşlılık aylıklarının tutarını

55.692,04 TL olarak tespit etmiştir.

47. Kanunu bilmemek mazeret sayılamayacağından başvurucunun,

yaşlılık aylığı ödenmesinin 5335 sayılı Kanun'un 30. maddesine aykırı olduğunu

bilmesi beklenmektedir. Başvurucunun, yürürlükte bulunan bu düzenlemeye rağmen

yaşlılık aylığı ödeyen idareyi uyarması ve bu durumdan haberdar etmesi

"iyi niyet" ilkesinin bir gereğidir. Sözkonusu

düzenlemelere karşın başvurucunun hiçbir uyarıda bulunmaksızın yaşlılık aylığı

ödemelerini kabul etmeye devam etmesi iyiniyetli bir bireyden beklenebilecek

bir davranış değildir. Dolayısıyla başvurucunun kusurlu bulunduğu açıktır.

48. Başvurucunun çalışmaya başladığına ilişkin bildirimlerin

idareye sunulduğu ve sigorta katkı primlerinin yatırıldığı gözetildiğinde,

emekliye ayrıldıktan sonra tekrar çalışmaya başladığının SGK'nın

bilgisi dâhilinde olduğu anlaşılmaktadır. Başvurucunun tekrar çalışmaya

başladığını bilmesi gerektiği anlaşılan SGK'nın da

iyi yönetişim ilkesi uyarınca, başvurucuya yaşlılık aylığı ödenmesinin

engellenmesi hususunda gereken tedbirleri alma yükümlülüğü bulunmaktadır. Ancak

SGK'nın bu yükümlülüğünün ifası hususunda gerekli

özeni göstermediği görülmektedir.

49. Görüldüğü üzere başvurucunun kusurlu davranışının yanında,

idarenin de gerek işleyişindeki aksaklıklardan gerekse ihmalkâr tutumundan

kaynaklanan kusurunun bulunduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla mülkiyet hakkına

müdahale teşkil eden sonucun ortaya çıkmasında idarenin hatalı davranışının

katkısının da bulunduğu söylenebilir.

50. Başvurucuya ödenen yaşlılık aylığının yersiz olduğunun

tespit edilmesinde geçen altı yıl bir aylık süre oldukça uzundur. Bu süre boyuncabaşvurucuya ödenmeye devam eden yaşlılık aylığının

kesilmesini sağlamak amacıyla başvurucunun görev yaptığı kurum olan Beltaş ile SGK arasından herhangi bir iletişimin

kurulamadığı gözlemlenmiştir. Ayrıca başvurucunun durumunu tespit etmek için

derin bir araştırmaya ihtiyaç duyulmayacağı da açıktır. Bu durum, idari işlev

gören ayrı hukuksal statülere bağlı değişik kurum ve kuruluşların bir bütün

oluşturduğunu ifade eden idarenin bütünlüğü ilkesi ile bağdaşmamaktadır.

51. 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesinin (a) ve (b) bendinde SGK

tarafından fazla veya yersiz ödeme yapıldığının tespit edilmesi hâlinde bu

ödemelerin geri alınacağı düzenlenmiştir. Anılan maddenin (a) bendinde; yersiz

ödemenin kişilerin kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğması durumunda,

hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede, ödeme

tarihinden itibaren hesaplanan kanuni faizi ile birlikte geri alınacağı hüküm

altına alınmıştır. Bununla birlikte maddenin (b) bendinde;

fazla veya yersiz ödemenin kurumun hatalı işleminden kaynaklanması hâlinde,

hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan

ödemeler toplamının, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmi dört ay

içerisinde ödenmesi durumunda faizsiz olarak tahsil edileceği belirtilmiş, bu

sürenin geçmesinden sonra yapılacak ödemeler bakımından ise yirmi dört aylık

sürenin sonundan itibaren hesaplanan kanuni faizi ile geri alınacağı ifade

edilmiştir (bkz. § 24).

52. İdarece hatalı olarak ödendiği tespit edilen anapara

tutarının iadesinin talep edilebileceği hususunda kuşku bulunmamaktadır. Aksi

durumun belirtildiği üzere (bkz. § 45) başvurucunun sebepsiz zenginleşmesine

yol açabileceği ve sosyal adaletle bağdaşmayacağı açıktır. Buna karşın alacağın

başvurucudan tahsilindeki yöntem önem arz etmektedir. Anayasa Mahkemesi daha

önce aynı konuda verdiği Tevfik Baltacı ve

Uğur Ziyaretli kararlarında,

başvurucuların ana paranın yanında faiz ödemekle de

yükümlü kılınmış olmalarının, kusurlu davranışıyla orantısız bir külfet

yüklenmeleri sonucunu doğurduğunu belirterek müdahalenin ölçülü olmadığı

kanaatine ulaşmıştır (Tevfik Baltacı,

§ 79; Uğur Ziyaretli,

§ 76).

53. Somut olayda başvurucudan iadesi istenen tutar Mahkeme

kararıyla 55.692,04 TL olarak tespit edilmiştir. Bu tutarın faiz içerip

içermediğinin açıklığa kavuşturulması amacıyla idareye yazılan 31/3/2017 tarihli müzekkereye verilen 24/4/2017 tarihli

cevap yazısında, bu miktarın faiz içermediği ifade edilmiştir. Öte yandan,

dosya kapsamından bu tutarın başvurucunun aylığından 1/4 oranında kesinti

yapılmak suretiyle tahsiline başlandığı anlaşılmaktadır. Bu durumda,

başvurucuya kanuna aykırı olarak ödendiği açık olan 55.692,04 TL'nin faiz

eklenmeksizin iadesinin istendiği ve başvurucunun aylığından dörtte bir

oranında kesinti yapılmak suretiyle tahsiline başlandığı gözetildiğinde

mülkiyet hakkına yapılan müdahaleyle başvurucuya aşırı ve ölçüsüz bir külfet

yüklenmediği sonucuna ulaşılmaktadır. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik açık

bir ihlalin bulunmadığı kanaatine varılmaktadır.

54. Açıklanan nedenlerle başvurunun, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 5/10/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Ayhan KILIÇ

Başvurucu

:

Veysel KARA

Vekili

:

Av. Mehmet

ŞANVERDİ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/12139, 5 Ekim 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. Vı-sonuç
  9. B. Uluslararası Hukuk
  10. V. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Başvurucunun İddiaları
  12. B. Değerlendirme
  13. B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuya yapılan
  14. Gökcan
  15. Hakyemez
  16. Şanverdi
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/12139
Tarih
5 Ekim 2017

İlgili Kararlar

  • Mehmet Şerif Bayındır Başvurusu (B. No: 2014/16664)
  • Cafer Özay Başvurusu (B. No: 2014/12067)
  • Arzu Ekici Tireki Başvurusu (B. No: 2014/13942)
  • Muammer Toyga Başvurusu (B. No: 2014/13291)
  • M.k. Başvurusu (B. No: 2014/4122)
  • Figen Güneştaş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/18376)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.