İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Vildan Utku Atalay Başvurusu (B. No: 2015/4812)

1. Başvuru açığa alınan kamu görevlisinin kesilen maaşının göreve

Başvuru No2015/4812Tarih7 Şubat 2019Okuma20 dk · 3.992 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Vildan Utku Atalay Başvurusu

Karar tarihi
7 Şubat 2019
Başvuru Numarası
2015/4812
R.G. Tarih ve Sayı
12/3/2019-30712
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.992 kelime·20 dk okuma·21 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru açığa alınan kamu görevlisinin kesilen maaşının göreve

iade edildikten sonra değer kaybına uğratılarak ödenmesi nedeniyle mülkiyet

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 10/3/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

A. Ceza Davası Süreci

8. Başvurucu, Aydın Bayındırlık ve İskân Müdürlüğünde inşaat

mühendisi olarak görev yapmakta iken resmî evrakta sahtecilik suçunu işlediği iddiasıyla

Aydın Cumhuriyet Başsavcılığının 1996/1827 Esas sayılı iddianamesi ile Aydın 2.

Ağır Ceza Mahkemesinde ceza davası açılmıştır.

9. Yapılan yargılama sonunda Mahkemenin E.1998/204, K.2004/287

sayılı kararı ile başvurucunun mahkûmiyetine karar verilmiştir. Kararın temyiz

edilmesi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.1998/204, K.2004/287 kararı ile

başvurucu hakkında verilen hükmü bozmuştur.

10. Bozma kararına uyan Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesi 17/10/2007

tarihinde başvurucu hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan

kaldırılmasına karar vermiştir. Anılan karar, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin

23/10/2009 tarihli kararıyla onanarak kesinleşmiştir.

B. İdari Dava Süreci

11. Hakkında açılan kamu davası süreci devam etmekte iken

başvurucu, bu dava ile bağlantılı olarak tesis edilen soruşturma kapsamında

15/7/1998 tarihinde açığa alınmış ve açıkta iken maaşının 1/3'ü kesilmiştir.

Açığa alınan başvurucu 16/5/2005 tarihinde kendi isteği ile emekli olmuştur.

12. Başvurucu, Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesi kararının 23/10/2009

tarihinde kesinleşmesini müteakip 8/1/2010 tarihli dilekçesiyle açıkta geçen

sürede eksik aldığı 1/3 oranındaki maaş ve parasal haklarının yasal faiziyle

birlikte ödenmesi, terfi işlemlerinin yapılarak emekli keseneklerinin Emekli

Sandığına gönderilmesi talebiyle idare nezdinde başvuruda bulunmuştur. Başvuru

üzerine Bayındırlık ve İskân Bakanlığı 21/1/2010 tarihli işlemiyle 16/2/1999

tarihi itibarıyla başvurucunun kadro ve derecesini 1. derecenin 4. kademesine

yükseltmiştir. Ayrıca Aydın Bayındırlık ve İskân Müdürlüğü de 1/3 oranındaki

maaş ve parasal haklar toplamı 15.762,60 TL tutarındaki parayı bu tarihte

başvurucunun banka hesabına yatırmıştır. Buna karşın idare, başvurucuya açıkta

kalınan sürede idare veznesinde bekletilen maaş kesintisi için herhangi bir

faiz ödemesinde bulunmamış ve 9/2/2010 tarihli bir yazı ile faiz ödenmeyeceğini

başvurucuya bildirmiştir.

13. Başvurucu, eksik ödenen maaş ödemelerinin yapılmasına karşın

faiz ödemesi yapılmamasına yönelik 9/2/2010 tarihli idari işlemin iptali ve

hesaplanacak yasal faizin tazmini istemiyle Aydın 1. İdare Mahkemesinde dava

açmıştır. Başvurucu bu davada, anaparanın ödenmesi nedeniyle ferî borç

niteliğinde olan faizin de anaparaya bağlı olarak ödenmesi gerektiği aksi yöndeki

idari işlemin hukuka aykırı olduğundan yakınmıştır

14. Mahkeme 30/6/2010 tarihinde davayı kabul etmiştir. Mahkeme,

dava konusu işlemin iptaliyle 15/7/1998-6/5/2005 tarihleri arasında maaşının

1/3 oranında eksik ödenmesinden kaynaklanan kanuni faizin hesaplanarak

başvurucuya ödenmesine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, alacaklının

paradan mahrum kaldığı süre içinde yoksun kaldığı kazancın karşılığı olarak

faiz işletilmesinde sakınca bulunmadığına vurgu yapılmıştır. Mahkeme ayrıca bu

kaybın idareden istenebilmesi için idarenin doğrudan veya dolaylı bir kusurunun

bulunmasının da kural olarak gerekmediğini belirtmiştir. Kararın gerekçesinde;konusu para olan

borçlarda, alacaklının bu paradan mahrum kaldığı süre içinde faizin uğrayacağı

kayıpların, başka bir anlatımla bu paranın kullanılamamasından dolayı yoksun

kalınan kazancın karşılığı olduğu gerçeğine işaret edilmiştir.

15. İdarece temyiz edilen karar, Danıştay Beşinci Dairesinin

5/6/2013 tarihli kararı ile bozulmuştur. Kararın gerekçesinde; 14/7/1965

tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 141. maddesinin ikinci

fıkrasında haklarındaki görevden uzaklaştırma tedbiri kaldırılanların

aylıklarının kesilmiş olan 1/3'ünün kendilerine ödenmesi gerektiği,

başvurucunun maaşından yapılan kesintilerin kendisine ödendiğinin anlaşıldığı

ve idarenin ayrıca başvurucunun görevden uzakta geçirdiği dönemlere ilişkin

olarak eksik ödenen maaş farkları için geriye dönük faiz uygulama

yükümlülüğünün bulunmadığı hususlarına yer verilmiştir.

16. Bozma kararına uyan Mahkeme 4/12/2013 tarihinde davanın

reddine karar vermiştir.

17. Başvurucu tarafından temyiz edilen karar, aynı Daire

tarafından 16/12/2014 tarihinde onanmıştır.

18. Nihai karar, başvurucu vekiline 16/2/2015 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

19. Başvurucu 10/3/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

1. İlgili Mevzuat

20. 657 sayılı Kanun'un "Ceza

kovuşturması sırasında görevden uzaklaştırma" kenar başlıklı

140. maddesi şöyledir:

"Haklarında mahkemelerce cezai kovuşturma

yapılan Devlet memurları da 138'inci maddedeki yetkililer tarafından görevden

uzaklaştırılabilirler."

21. 657 sayılı Kanun'un "Görevden

uzaklaştırılan veya görevinden uzak kalan memurların hak ve yükümlülüğü"

kenar başlıklı 141. maddesi şöyledir:

"Görevden uzaklaştırılan ve görevi ile

ilgili olsun veya olmasın herhangi bir suçtan tutuklanan veya gözaltına alınan

memurlara bu süre içinde aylıklarının üçte ikisi ödenir. Bu gibiler bu Kanunun

öngördüğü sosyal hak ve yardımlardan faydalanmaya devam ederler.

143 üncü maddede sayılan durumların gerçekleşmesi halinde, bunların

aylıklarının kesilmiş olan üçte biri kendilerine ödenir ve görevden uzakta

geçirdikleri süre, derecelerindeki kademe ilerlemesinde ve bu sürenin derece

yükselmesi için gerekli en az bekleme süresini aşan kısmı, üst dereceye

yükselmeleri halinde, bu derecede kademe ilerlemesi yapılmak suretiyle

değerlendirilir."

22. 657 sayılı Kanun'un "Memurun

göreve tekrar başlatılması zorunlu olan haller" kenar başlıklı 143.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Soruşturma veya yargılama sonunda

yetkili mercilerce:

....

b) Yargılamanın men'ine

veya beraatine karar verilenler;

...

Bu kararların kesinleşmesi üzerine

haklarındaki görevden uzaklaştırma tedbiri kaldırılır."

2. Danıştay İçtihadı

23. Danıştay İdari

Dava Daireleri Kurulunun 19/3/2014 tarihli ve E.2011/358, K.2014/906 sayılı

kararının ilgili kısmı şöyledir:

“Gaziantep

1. İdare Mahkemesi'nin 18/06/2007 günlü, E:2006/2618, K:2007/1148 sayılı kararıyla;

399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 56. maddesinde, hakkında takibata mahal

olmadığına veya beraatına karar verilenlere, görevden uzaklaştırıldığı döneme

ilişkin olarak sözleşme ücretinden kesilmiş bulunan 1/3 oranındaki tutarın

ödeneceğinin belirtildiği ancak, geriye yönelik olarak faiz ödeneceğine dair

herhangi bir düzenlemeye yer verilmediği; bu durumda, davacının görevden

uzaklaştırma dönemi olan 14/09/1998 ile 28/08/2001 tarihlerine ilişkin faiz

talebinin hukuki dayanağının bulunmadığı; davacının göreve iade edildiği

28/08/2001 tarihinden ödemenin yapıldığı 24/08/2006 tarihine kadar ki döneme

ilişkin faiz talebine gelince, hakkında açılan davada 4616 sayılı Yasa

hükümleri gereğince, davanın kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine dair verilen

yargı kararı üzerine göreve iade edilmesini izleyen sürede sözleşme ücretinden

kesilen miktarın gecikmeksizin ödenmesi gerekirken, sözkonusu

ödemenin ancak 24/08/2006 tarihinde yapıldığı, makul süreyi aşan bu gecikmenin

davalı idare açısından bir hizmet kusuru oluşturduğu; belirtilen hukuki duruma

göre 28/08/2001 tarihinden ödemenin yapıldığı, 24/08/2006 tarihi arasında geçen

sürede ödemenin gecikmiş olması nedeniyle davacının faiz tutarı kadar zarara

uğramış olduğunun kabulü gerektiği; davalı idare her nekadar

borcun, şartlı tahliye süresinin dolduğu tarih olan 08/02/2006 tarihinde

muaccel olduğunu belirtmiş ise de, şartlı tahliye kararının ceza hukuku

açısından aynı veya daha ağır suçların işlenmesi halinde dosyanın yeniden ele

alınarak incelenmesi yönünden sonuç doğurduğu, bu kararın, idare hukuku

kurallarına dayalı olarak kamu hizmeti gören personelin özlük haklarının

iadesinde esas alınmasının hakkaniyete uygun görülmediği; bu durumda, 2001

tarihinde görevine iade edilmesinde herhangi bir sakınca görülmeyen davacının

sözleşme ücretinden yapılan kesintilerin bu tarihte ödenmeyip 2006 yılında

ödenmesi nedeniyle, göreve iade edildiği tarihten itibaren maaşından yapılan

kesintilere faiz uygulanmamasında hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle,

davacının faiz telebinin, görevden uzaklaştırıldığı

14/09/1998’den 28/08/2001 tarihine kadar olan dönem için reddine, göreve iade

edildiği 28/08/2001 tarihinden ödemenin yapıldığı 24/08/2006 tarihine kadar

olan döneme ilişkin faiz talebinin kabulüne karar verilmiştir.

Bu kararın davacının faiz talebinin kabulüne

ilişkin kısmının temyizen incelemesi sonucu, Danıştay

Beşinci Dairesi'nin 23/02/2010 günlü, E:2007/7242, K:2010/961 sayılı kararıyla;

399 sayılı KHK'nin 56. maddesinde sayılan hallerin gerçekleşmesi durumunda

aylıklarının kesilmiş olan 1/3 oranındaki kısmının ilgililere ödeneceği hüküm

altına alınmış olup, bu düzenlemede söz konusu kesintilere faiz ödeneceğine

ilişkin bir hükme yer verilmediği; buna göre, davacının açıkta geçirdiği

sürelere ait olmak üzere göreve iadesinden sonra ödenmiş olan 1/3 oranındaki

kesintilere faiz ödenmesine hukuken olanak bulunmadığı gerekçesiyle bozulmuş

ise de, İdare Mahkemesince, bozma kararına

uyulmayarak, faizin, konusu para olan borçlarda, alacaklının bu paradan mahrum

kaldığı süre içinde uğrayacağı kayıpların, başka bir anlatımla bu paranın

kullanılamamasından dolayı yoksun kalınan kazancın karşılığı olduğu; esasen bu

kaybın veya yoksun kalınan kazancın idareden istenebilmesi için idarenin

doğrudan veya dolaylı bir kusurunun bulunmasının kural olarak gerekmediği;

ekonomilerde bir değişim vasıtası olan paranın, çeşitli ticari, sınai, zirai v.b. faaliyetlerde kullanılmakla, sahibine kazanç, kira,

nema v.s. adları altında kimi ekonomik yararlar

sağlayan bir değer olduğu; paranın, sahibi dışındaki kişi ve kuruluşlarca

kullanılmasının, sahibinin bu ekonomik değerden mahrum bırakılması sonucunu

doğurmasının yanında, yüksek enflasyon etkisinde olan ekonomilerde, paranın

değerini, yanı alım gücünün enflasyon oranı ölçüsünde yitirmesine neden olduğu;

hukuk devletlerinde, açıklanan nitelikteki

bir zararın faiz ya da başka bir ad altında ödenecek tazminatla

karşılanabilmesi için, açık yasa hükmü aranmasının düşünülemeyeceği; aksine

anlayışın, Devletin ve ona bağlı

idarenin eylem ve işlemlerinden doğan her türlü zararın tazmini için de, açık

yasa hükmü aranması sonucuna götüreceği ki, böyle bir anlayışın, Anayasa'nın

125. maddesinin son fıkrasında yer alan, "idare, kendi eylem ve

işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür" amir hükmü ile bağdaşmayacağı

gerekçesinin de eklenmesi suretiyle, ilk kararının davacının faiz talebinin

kabulüne ilişkin kısmında ısrar edilmiştir.

Davalı idare, Gaziantep 1. İdare Mahkemesi'nin

28/09/2010 günlü, E:2010/1211, K:2010/844 sayılı ısrar kararını temyiz etmekte

ve bozulmasını istemektedir.

Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın

incelenmesinden; Gaziantep İdare Mahkemesince verilen kararın usul ve hukuka

uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın

bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davalı idarenin

temyiz isteminin reddine, Gaziantep 1. İdare Mahkemesi'nin 28/09/2010 günlü,

E:2010/1211, K:2010/844 sayılı ısrar kararının ONANMASINA….

24. Danıştay Onikinci Dairesinin

30/11/1998 tarihli ve E.1995/6978, K.1998/2918 sayılı kararının ilgili kısmı

şöyledir:

"Ankara 2. İdare Mahkemesinin 14.10.1993

günlü, E:1992/182, K:1993/1398 sayılı kararıyla;görevine

son verilmesine dair işlemin idare mahkemesince iptali, Danıştayca

da onanması üzerine 30.9.1991 tarihinde göreve iade edilen davacının, görevine

son verilmesine dair işlemin hukuka aykırılığının mahkeme kararı ile sabit

olması nedeniyle bu işlemden doğan zararının idarece tazmin edilmesinin

Anayasanın 125. maddesi ve bu yoldaki idare hukuku ilkesi gereği olduğu,

davacının zararını,alamadığı aylıkları ile sınırlı

tutmaya olanak bulunmadığından açıkta kaldığı sürede aylık ve özlük haklarını

zamanında alamaması nedeniyle uğradığı zararının yasal faiz ödenerek tazmininin

gerektiği, davacı tarafından % 57 oranında faiz talep edilmiş ise de, 3095

sayılı Yasa uyarınca yasal faizin % 30 olarak uygulanması gerektiği, davacının

görevine son verilmesine dair işlemin iptaline dair idare mahkemesi kararı

davalı idarece geçiktirilmeksizin uygulanmış olması nedeniyle

temerrüt faizi ödenemeyeceği gerekçesiyle davacıya idarece ödenmiş olan aylık

ve özlük haklarına ödenmesi gereken ilk ayın başlangıç alınmak suretiyle % 30

yasal faiz işletilerek saptanacak tutarın davacıya ödenmesine istemin fazlaya

ilişkin kısmının ise reddine hükmedilmiştir.

...

Hüküm veren Danıştay Onikinci

Dairesince işin gereği düşünüldü:

İdare ve Vergi Mahkemeleri tarafından verilen

kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari

Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin

bulunması halinde mümkündür. Ankara 2. İdare Mahkemesince verilen 14.10.1993 günlü,E:1992/182, K:1993/1398 sayılı kararın % 57 faiz

talebine ilişkin kısmı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup,

bozulmasını gerektirecek bir sebep de bulunmadığından temyiz istemlerinin reddi

ile anılan kararın onanmasına, temyiz giderlerinin istemde bulunan taraflar

üzerinde bırakılmasına..."

B. Uluslararası Hukuk

25. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) istikrarlı olarak,

kamu makamlarınca yapılacak geri ödemelerin gecikmesini faiz ödemeleriyle

ilişkilendirmektedir. Mahkemenin çeşitli kararlarında makul olmayan bir gecikme

gibi nedenlerle tazminatın değer kaybettiği durumlarda bu tazminatın

yeterliliğinin azalacağı belirtilmiştir (Angelov/Bulgaristan, B. No: 44076/98, 22/4/2004, § 39; Almeida Garrett, Mascarenhas Falcão ve diğerleri,

B. No: 29813/96-30229/96, § 54). Nitekim böyle başvurularda AİHM, esas

itibarıyla kamu makamlarının geçen süre nedeniyle ödenmesi gereken tutardaki

değer kayıplarını telafi etmek için gecikme faizi ödeyip ödemediğini dikkate

almaktadır. Kısacası AİHM, mülkiyet hakkı kapsamında faiz ödemesini, esasen

devletin borçlu olduğu tutar ile alacaklı tarafından nihai olarak alınan tutar

arasındaki enflasyon nedeniyle oluşan değer kayıplarını giderme yükümlülüğüyle

ilişkilendirmektedir (Akkuş/Türkiye,

B. No: 19263/92, 9/7/1997, § 29).

26. Devlet tarafından ödenecek bir bedelin enflasyon

karşısındaki değer kayıplarında AİHM, ikili bir ayrıma gitmektedir.

Mahkemelerce belirlenmiş bir para alacağının ödenmemesi hâlinde daha katı bir

tutum sergileyerek %5'e kadar değer kayıplarını, hesaplama faktörlerindeki

değişkenlerle ilgili kabul etmektedir (Arabacı/Türkiye

(k.k.), B. No: 65714/01, 7/3/2002; Akkuş/Türkiye, §§ 24-31). Çünkü burada

ödemelerin geç yapılması, mahkeme kararlarının icra edilmesi ile ilgili bir

sorundur. Mahkemelerde geçen yargılama süresindeki enflasyon nedeniyle

kamulaştırma bedelinin değer kaybı yönünden ise meydana gelen farkın tazminatın

belirlenmesi yönteminden kaynaklandığı ve bu konuda kamusal makamların belirli

bir takdir yetkisinin olduğu da gözetilerek bu farkın başvurucular açısından

aşırı bir yük getirip getirmediği incelenerek karar verilmektedir (Aka/Türkiye, B. No: 19639/92, 23/9/1998,

§§ 41-51; Güleç ve Armut/Türkiye (k.k.), B. No: 25969/09, 16/11/2010).

27. AİHM'in Eko-Elda Avee/Yunanistan

(B. No: 10162/02, 9/3/2006, §§ 23-31) kararında; haksız olarak tahsil edilen

verginin 5 yıl 5 ay sonra faizsiz olarak iade edilmesinin belli bir meblağdan

yararlanma hakkı uzun süre engellenen başvurucunun mali durumunda önemli bir

zarara yol açması nedeniyle ölçülü görülmemiş ve mülkiyet hakkının ihlaline

karar verilmiştir.

28. Baş/Türkiye

(B. No: 49548/99, 24/6/2008, §§ 58-64) kararında ise tazminatın faiz ödenmemesi

nedeniyle değer kaybına ilişkin şikâyetler incelenmiştir. Başvuruya konu olayda

idare mahkemesince başvurucunun 15/9/2003 tarihinden itibaren geçerli olmak

üzere dul aylığına hak kazandığı kabul edilmiştir. AİHM öncelikle idare

mahkemesinin kararının talep edilebilir bir alacak

oluşturduğu ve bu nedenle başvurucununAvrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi'ne ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesi anlamında mülkiyet

oluşturan bir hakkının mevcut olduğunu belirtmiştir. Mahkeme ayrıca bu hakkın

başvurucuya Emekli Sandığına başvurduğu tarihten itibaren geçerli olacak

şekilde, geriye dönük olarak tanındığını vurgulamıştır. Bununla birlikte AİHM,

başvurucuya salt bu hakkın tanınmış olmasının başvurucunun mağdur sıfatını

ortadan kaldırmadığını kabul etmiştir. AİHM'e göre

mağdur sıfatının ortadan kalkabilmesi için ileri sürülen ihlalin hem zamanında

hem de mağdurun bu hakkı kullanamadığı süre gözönüne

alınarak telafi yoluna gidilmesi gerekmektedir. AİHM bu çerçevede, idare

mahkemesinin yaklaşık iki yüz aya yayılan Nisan 1987-Aralık 2003 tarihleri

arasındaki dönemdeki dul aylıklarına ilişkin oluşan zararı dikkate almadığını

tespit etmiştir. AİHM söz konusu dönem için başvurucunun banka hesabına yatırılan

paranın ise aynı dönemdeki enflasyon oranları karşısında uğradığı maddi kaybın

sonuçlarını gidermeye yetmediğini belirtmiştir. AİHM, geçen sürenin yalnızca

devlete yarar sağladığını ve ilgili dönemde Türkiye'de paranın hızla değer

kaybettiğini gözönünde bulundurarak başvurucunun

mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

29. Mahkemenin 7/2/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

30. Başvurucu; yargılandığı ceza davasından ötürü açığa

alındığını, daha sonra zamanaşımı nedeniyle davanın ortadan kaldırılmasına

karar verildiğini, açıkta geçen süre içinde emekli olduğunu ancak açıkta

geçirdiği süre zarfında maaşının kesilen 1/3'lük kısmının çalıştığı idarece

kendisine iade edilmesine karşın idarenin uhdesinde kalan maaşı için faiz

ödenmediğini belirtmiştir. Başvurucu bunun üzerine söz konusu faizin ödenmesi

talebiyle Aydın 1. İdare Mahkemesinde açtığı davanın reddedildiğinden

yakınmıştır. Başvurucu sonuç olarak bu gerekçeyle mülkiyet hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

31. Bakanlık görüşünde, görevden uzaklaştırılan memurun görevden

uzaklaştırıldığı dönemde aylık ücretlerinin 1/3'lük kısmı için geçmişe dönük

olarak faiz ödenip ödenmeyeceği hususunda 657 sayılı Kanun'da herhangi bir

hükme yer verilmediği belirtilmiştir. Bakanlık, başvurucunun aylık ücretlerinin

1/3'lük kısmını talep ettikten sonra ödenmediğine ya da geç ödendiğine dair bir

iddiasının bulunmadığını bildirmiştir. Bakanlığa göre faiz borcundan

bahsedilebilmesi için ödenmesi gereken paranın zamanında ödenmemiş olması diğer

bir deyişle 657 sayılı Kanun'un 141. maddesinde düzenlendiği şekliyle

başvurucuya aylık ücretlerinin üçte birlik kısmının kararın kesinleşmiş

olmasına ve başvurucunun talebine rağmen ödenmemiş olması gerekmektedir.

Bakanlık görüşünün devamında faiz borcunun asıl borcun varlığına bağlı olduğu

ve asıl alacak sona erdiğinde faiz borcunun da sona ereceği hukuki gerçeğine

değinilmiş ve sona eren bir alacağın faizinin talep edilebilmesi için bu hakkın

saklı tutulması gerektiğine işaret edilmiştir.

B. Değerlendirme

32. Anayasa’nın

"Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

“Herkes,

mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz.”

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

33. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

34. Somut olayda başvurucunun hakkında yürütülen ceza soruşturması

ve kovuşturması sırasında açıkta bulunduğu sürede alamadığı maaş farkları,

mahkûm edilmediğinden 657 sayılı Kanun'un 141. maddesi uyarınca kendisine

ödenmiştir. Başvurucuya ödenen bu maaş farklarının Anayasa'nın 35. maddesi

anlamında başvurucu yönünden mülk oluşturduğu açıktır. Anayasa Mahkemesi daha

önce değer kaybına ilişkin şikâyetleri mülkiyetten

barışçıl yararlanmaya ilişkin birinci kural çerçevesinde

incelemiştir (Ferda Yeşiltepe

[GK], B. No: 2014/7621, 25/7/2017§ 51; Ano

İnşaat ve Ticaret Ltd. Şti., § 57). Somut olayda da farklı bir durum

söz konusu olmadığından müdahale belirtilen genel ilke çerçevesinde

incelemiştir.

35. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasa'ya uygun

olabilmesi için kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca

ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir(Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No:

2014/1546, 2/2/2017, § 62). Ölçülülük ilkesi gereği kişilerin mülkiyet hakkının

sınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin hakları

arasında adil bir dengenin kurulması gerekir. Bu adil denge, başvurucunun şahsi

olarak aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuş

olacaktır (Arif Güven, B. No:

2014/13966, 15/2/2017, § 58). Müdahalenin ölçülülüğünü değerlendirirken Anayasa

Mahkemesi; bir taraftan ulaşılmak istenen meşru amacın önemini ve diğer

taraftan müdahalenin niteliğini, başvurucunun ve kamu otoritelerinin

davranışlarını da gözönünde tutarak başvurucuya

yüklenen külfeti dikkate alacaktır (Arif

Güven, § 60).

36. Anayasa Mahkemesi kamu kurum ve kuruluşlarından olan çeşitli

para alacaklarının değer kaybına uğratılarak ödenmesine ilişkin şikâyetleri

daha önce incelemiştir. Buna göre kamu makamlarının para borçlarını makul

olmayan bir gecikme ile ödedikleri durumlarda para alacağında meydana gelen

değer aşınmalarının başvurucular üzerinde şahsi olarak aşırı bir yük

oluşturması hâlinde müdahale ölçülü olmadığından mülkiyet hakkının ihlaline

karar verilmiştir (kamulaştırma bedeli yönünden bkz. Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013; Ali Şimşek ve diğerleri, B. No: 2014/2073,

6/7/2017; bir sosyal güvenlik ödemesi yönünden bkz. Ferda Yeşiltepe; ihale alacağı yönünden bkz. Ano İnşaat ve Ticaret Ltd. Şti.; vergi iadesi

alacağı yönünden bkz. Akel Gıda San. ve Tic.

A.Ş., B. No: 2013/28, 25/2/2015; deprem nedeniyle tazminat yönünden

bkz. Abdulhalim Bozboğa,

B. No: 2013/6880, 23/3/2016).

37. Başvurucunun açıkta geçirdiği sürede alamadığı birikmiş maaş

farkları idare tarafından kendisine ödenmiştir. Bu bakımdan başvurucunun

mağduriyeti giderilmiş durumdadır. Bununla birlikte varlığı derece

mahkemelerince de kabul edilen başvurucunun bu alacağına yasal faiz

işletilmemiştir. Diğer bir deyişle idare, ilgili kanun hükmü gereği başvurucuya

açıkta geçirdiği sürelerde maaşını 1/3 oranında eksik ödemiş, başvurucunun

mahkûm edilmemesi sebebiyle 657 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında alacağı

iade edilmiş ancak bu maaş kesintisi yönünden herhangi bir faiz ödemesi

yapılmamıştır. İdare hukuku çerçevesinde hangi alacaklara faiz işletileceği,

faiz oranının ne olacağı, faizin işletilme tarihinin belirlenmesi gibi hususlar

Anayasa Mahkemesinin görevine girmemektedir. Bununla birlikte Anayasa

Mahkemesinin yukarıdaki içtihadında da değinildiği üzere mülkiyet hakkı

kapsamında görülen bir alacağın kamu makamlarınca haklı olmayan bir gerekçeyle

geç ödenmesi durumunda bu alacağın enflasyon karşısında makul olmayacak bir

oranda değer kaybına uğratılması mülk sahibine şahsi olarak aşırı bir külfet

yüklemektedir.

38. Somut olayda başvurucuya 1998 ile 2005 yılları arası açıkta

geçirdiği sürede alamadığı 1/3 oranındaki birikmiş maaş farkları iade edilmekle

birlikte kendisine bir faiz ödemesi yapılmamıştır. Hâlbuki Türkiye İstatistik

Kurumu verilerine göre başvurucunun açığa alındığı 1998 yılı Temmuz

ayındaki 100 TL'nin ödemenin yapıldığı 2010 yılı Ocak ayındaki karşılığı 1.286

TL olup aradan geçen 11 yıl 6 aylık sürede gerçekleşen enflasyon oranı yaklaşık

%1.186 civarıdır. Bunun yanında başvurucunun emekliye ayrıldığı 2005 yılı Mayıs ayındaki 100 TL'nin ödemenin yapıldığı 2010 yılı Ocak

ayındaki karşılığı da 149,17 TL olup aradan geçen 4 yıl 9 aylık sürede

gerçekleşen enflasyon oranı yaklaşık %49 civarıdır.

39. Bu durumda açığa alınmakla birlikte sonradan görevine iade

edilen başvurucuya söz konusu maaş kesintisinin ödenmesi gerektiği kamu

makamlarınca saptanmış bir olgudur. Bu maaş tutarlarının başvurucunun statüsü

gereği ödendiği ve onun mülkiyet hakkı kapsamında olduğu ise kuşkusuzdur. Sonuç

olarak söz konusu idari ve yargısal sürece bir bütün olarak bakıldığında ceza

soruşturması nedeniyle açığa alınan kamu görevlisi başvurucunun mülkiyet hakkı

kapsamındaki maaşından yapılan kesintilerin yaklaşık 5 ile 11 yıl arasında

değişen sürelerde kendisine iade edilebildiği, haklı bir gerekçesi ortaya

konulamayan bu gecikmenin de belirtilen sürelerin uzunluğu dikkate alındığında

makul görülemeyeceği anlaşılmaktadır.

40. Diğer taraftan Danıştayın aynı

konuya ilişkin bazı kararlarında da konusu para olan borçlarda, alacaklının bu

paradan mahrum kaldığı süre içinde uğrayacağı kayıpların, başka bir anlatımla

bu paranın kullanılamamasından dolayı yoksun kalınan kazancın karşılığı olarak

faiz ödenmesi gerektiği belirtilmiştir. Danıştay bu kararlarında, sonuç olarak

açığa alınan bir kamu görevlisinden yapılan maaş kesintilerinin faiziyle

birlikte iade edilmesi gerektiğini belirtmiştir (bkz. §§ 23, 24). Dolayısıyla

somut olay bağlamında derece mahkemelerinin başvurucuya faiz ödenmemesine

ilişkin olarak yukarıdaki içtihattan farklılaşan yorumu, sonuç olarak

başvurucunun alacağının enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına

uğratılarak ödenmesine yol açmaktadır.

41. Sonuç olarak başvurucunun maaşından kesintilerin yapıldığı

tarihlerden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süredeki enflasyon oranları

dikkate alındığında mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilen söz konusu

alacakların enflasyon oranları karşısında önemli ölçüde değer kaybına

uğratılarak ödendiği anlaşılmaktadır. Buna karşın başvurucuya herhangi bir faiz

ödemesi ise yapılmamış, faiz ödenmesi yönündeki başvurucunun talebi de idari ve

yargısal makamlarca reddedilmiştir. Söz konusu değer kaybının oranı

gözetildiğinde müdahaleyle başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir

külfet yüklendiği, bu sebeple söz konusu müdahalenin kamunun yararı ile

başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil

dengeyi başvurucu aleyhine bozduğu kanaatine varılmıştır.

42. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

43. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir...

(2) Tespit

edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını

ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye

gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde

başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması

yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."

44. Anayasa Mahkemesinin

Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal

sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi

hususunda genel ilkeler belirlenmiştir.

45. Buna göre bireysel başvuru kapsamında bir temel hak ve

hürriyetin ihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının

ortadan kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca

eski hâle getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır.

Bunun için ise öncelikle devam eden ihlalin durdurulması, ihlale konu kararın

veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa

ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda

uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet Doğan, § 55).

46. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilmeden önce ihlalin kaynağının belirlenmesi gerekir. Buna

göre ihlal; idari eylem ve işlemler, yargısal işlemler veya yasama işlemlerinden

kaynaklanabilir. İhlalin kaynağının belirlenmesi uygun giderim yolunun

belirlenebilmesi bakımından önem taşımaktadır (Mehmet

Doğan, § 57).

47. İhlalin idari eylem ve işlemden kaynaklandığı durumlarda

6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca Anayasa

Mahkemesi her somut olayın koşullarını dikkate alarak yapılması gerekenlere

hükmeder. İdari eylem ve işleme karşı başvurulacak kanun yolları varsa ve bu

yollar tüketildikten sonra yapılan bireysel başvurunun incelenmesi sonucu ihlal

tespiti yapılmışsa yeniden yargılama yoluyla ilgili mahkemenin tespit edilen

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırma imkânının bulunduğu durumlarda kararın

bir örneğinin ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilebilir.

48. Başvurucu yeniden yargılama yapılması talebinde bulunmuştur.

49. Anayasa Mahkemesi başvurucunun maaşından yapılan

kesintilerin daha sonra göreve iade edildiğinde enflasyon oranları karşısında

değer kaybına uğratılarak ödenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır. Somut başvuruda ihlalin bu sebeple idari bir işlemden

kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte somut olayda söz konusu idari

işleme başvurulabilecek bir kanun yolunun mevcut olduğu, bu yolu tüketildikten

sonra bireysel başvuruda bulunulduğu görülmektedir. Buna göre başvurucunun faiz

ödenmesi için açtığı dava derece mahkemelerince reddedilmekle ihlalin sonuçları

giderilememiştir. Hâlbuki başvurucuya talebi doğrultusunda

faiz ödenmesi mülkiyet hakkının ihlaline yol açan değer kaybını giderebilecek

bir araç olarak görülmelidir.

50. Bu durumda mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.

Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına

yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gereken iş, öncelikle

ihlale yol açan Mahkeme kararının ortadan kaldırılması ve nihayet ihlal

sonucuna uygun olarak başvurucunun faiz talebiyle sınırlı olarak yeni bir karar

verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama

yapılmak üzere Aydın 1. İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi

gerekir.

51. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 2.475

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.701,90 TL tutarındaki yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

SONUÇ / HÜKÜM

C. Mülkiyet hakkının ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere kararın Aydın 1. İdare Mahkemesine

(E.2013/1107, K.2013/1369) GÖNDERİLMESİNE,

D. 226,90 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.701,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

7/2/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Serruh KALELİ

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

M. Emin

ŞAHİNER

Başvurucu

:

Vildan UTKU

ATALAY

Vekili : Av. Nebil ALPARSLAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/4812, 7 Şubat 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Ceza Davası Süreci
  7. B. İdari Dava Süreci
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. A. Ulusal Hukuk
  10. B. Uluslararası Hukuk
  11. V. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Başvurucunun İddiaları
  13. B. Değerlendirme
  14. VI. Hüküm
  15. A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  16. B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet
  17. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  18. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  19. Özgüldür
  20. Hakyemez
  21. M. Emin
  22. Şahiner
  23. Atalay
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/4812
Tarih
7 Şubat 2019

İlgili Kararlar

  • Ramazan Bal Başvurusu (B. No: 2016/9826)
  • Osman Rahmi Ofluoğlu Başvurusu (B. No: 2014/10115)
  • Cemal Ataş Başvurusu (B. No: 2015/5117)
  • Ali Yüksel Başvurusu (B. No: 2016/55970)
  • Fethullah Akgül Başvurusu (B. No: 2015/634)
  • Burhan Çakır Başvurusu (B. No: 2016/14260)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.