İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Vural Nasuhbeyoğlu Başvurusu (B. No: 2013/6146)

1. Başvuru, ulusal yayın yapan Evrensel gazetesinde (gazete)

Başvuru No2013/6146Tarih17 Şubat 2016Okuma17 dk · 3.460 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Vural Nasuhbeyoğlu Başvurusu

Karar tarihi
17 Şubat 2016
Başvuru Numarası
2013/6146
R.G. Tarih ve Sayı
5/4/2016-29675
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.460 kelime·17 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ulusal yayın yapan Evrensel gazetesinde (gazete)

çıkan haberlere karşı cevap ve düzeltme (tekzip) talebinin mahkemece kabul

edilmesi nedeniyle ifade ve basın özgürlüğünün ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 5/8/2013 tarihinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 10/1/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 31/3/2014 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 2/6/2014 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

14/7/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın

görüşüne karşı beyanlarını 23/7/2014 tarihinde ibraz etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Evrensel gazetesinin sorumlu yazı işleri müdürü

olarak gazetecilik yapmaktadır. Adı geçen gazete, Türkiye ve dünyadaki siyasi,

kültürel, sosyal ve ekonomik olaylar ve gelişmeler konusunda haber ve yazıların

yer aldığı, ulusal yayın yapan bir gazetedir. Gazetenin 8/4/2013 tarihli

nüshasında "’Yevmiyeci Hoca’ Tartışması" ve 13/4/2013 tarihli

nüshasında "Yevmiyeler Madenciden!" başlıklı haberler yayımlanmıştır.

9. "'Yevmiyeci Hoca’

Tartışması" başlıklı haber içeriği şöyledir:

"HANGİ YÜZLE GELİYORSUNUZ?

Geçen hafta sonu Muratlar köyü kahvesinde

altın madeni yetkilileri ve Ankara’dan gelen Prof. Dr. B.G.’un

yapmak istediği toplantı köylülerin tepkisi üzerine yapılamadı. Gazetemize

bilgi veren köylüler, madencilerin getirdiği ‘yevmiyeci hoca’ dedikleri Prof.

Dr. G...’un madenci şirket yetkilileri ile birlikte

köye geldiğini, özellikle içilemez raporu verilen sular ve tarımla ilgili

köylülerle konuşmak istediklerini söyledi. Köy muhtarı ve altıncılardan iş

bekledikleri söylenen birkaç kişi dışında hiç kimsenin toplantıya katılmadığını

belirten köylüler, sularındaki içilemez raporlarını G…’a gösterdiklerini

aktardı. Köylüler; “Hocaya ‘Daha arama aşamasında kirlenen bu sular, işletme

esnasında daha da kirleneceği kesin. Siz o zaman ne tarımından,

hayvancılığından bahsediyorsunuz’ diye sorduk. Hoca ise bize ‘Yeni kaynaklar

bulunabileceğini, ortada çok sıkıntılı bir durum olmadığını’ söyledi. Biz ise

‘Kirli suyla tarım yapılır mı?’ dedik. Madencilere de ‘Köyün suyunu içilemez

hâle getirdiniz, hangi yüzle buraya geliyorsunuz. Halk sağlığı ile oynayan

sizler, suları kontrole gelip numune alanlarla aynı gün neden rakı masasına

oturuyorsunuz, yaptığınız pislikleri örtmek için herkesi satın alabileceğinizi

mi sanıyorsunuz? Biz maden çalışmasını istemiyoruz, sizi de istemiyoruz’ diye

tepki gösterdik” dedi. Köylüler, tepkilerin çoğalması üzerine gelenlerin

istedikleri toplantıyı yapamadan köyden ayrıldığını dile getirdi.

DERHAL İSTİFA ETMELİ

Altın madencileri ile köylüleri iknaya çalıştığı iddia edilen Prof. Dr. B.G.’un

Ziraat Mühendisleri Odası Genel Merkez Yönetim Kurulu üyesi olması

tartışmaların boyutunu da değiştirdi. Ziraat Mühendisleri Odası Çanakkale Şube

Başkanı ve Çanakkale Çevre Platformu Sözcüsü H.N., olayı duyar duymaz genel

merkezi aradığını ve tepkilerini dile getirdiğini belirterek, “G… oda

yönetiminden derhal istifa etmeli. Artık orada duramaz” dedi. Altın madenine

karşı mücadele eden Muratlar Köylüleri de G…’un ‘özür dilemesi’ ve odadaki

görevinden istifa etmesini talep eden imza kampanyası başlatacaklarını söyledi.

MADENCİLERE HİZMET ETMİYORUM

İddiaların hedefindeki isim Prof. Dr. B.G.,

tüm iddiaları reddederken, kendisinin madencilere hizmet etmek gibi bir

amacının olmadığını söyledi. G… iddialarla ilgili sorularımıza şöyle yanıt

verdi; “O bölgeye Kırsal Kalkınma Derneği adına sosyo-ekonomik

yapı analizi için gitmiştik. Köyde de konuşturmama, tartıştırmama gibi bir

durum olmadı. Köylüler sularda sorun olduğunu söyledi. Madencilik şirketinden

gelenler de vardı, ama bizim bunlarla alakamız yok. Biz kendi aracımızla

gittik. Kalkıp başka köylere de gittik. Ben (SÜRKAL) adına köyleri geziyorum.

Madencilere hizmet etme gibi bir amacım yok”. Muratlar köylüleri ise G…’un

madencilerle birlikte hareket ettiği iddialarında ısrar ederken, aynı gün

kendisini Çan’da da madencilerle birlikte gördüklerini söyledi."

10. "Yevmiyeler Madenciden!" başlıklı haber içeriği

şöyledir:

"Ziraat Mühendisleri Odası Genel Merkezi

tarafından gönderilen düzeltme yazısında “Prof. G…’un altın şirketiyle beraber

hareket ettiği iddiası tümüyle gerçek dışıdır” denildi. Oda haberimizdeki

iddiaları ise “gerçek dışı ve maksatlı” olarak değerlendirdi. Prof. Dr. B.G.’da gönderdiği düzeltme yazısında haberin ‘yanlı

bilgilere’ dayandığını ve gerçek dışı olduğunu ileri sürdü. Haberimizi

hazırlarken görüşlerini aldığımız köylüler G…’un söylediklerinin aksi yöndeki

iddialarında ısrarcı. Bunun yanı sıra haberimiz, Kaz Dağları’ndaki köylerde bu

çalışmayı yapan ve bizzat Prof. Dr. G…’un yazman olarak görev yaptığı SÜRKAL

Başkanı Rahmi Demir tarafından doğrulandı.

‘KÖYLERE MADEN YETKİLİLERİYLE GİTTİK’

SÜRKAL Derneği Başkanı Rahmi Demir köyde

kırsal kalkınma ile ilgili bilgi vermek üzere kendilerini madencilerin çağırdığını

belirterek, “Bizden bu çalışmayı yapmamızı madenciler istedi. ‘Biz o yörede

maden faaliyeti yapıyoruz. Köyde bu tür bir çalışma yapabilir misiniz?’

dediler. Biz de bunun üzerine Çarşamba günü bölgeye

gittik. İlçe tarım müdürü ve Kaymakamla da görüştükten sonra köylere geçtik.

Yol konaklama vs, bütün masraflar madenciler

tarafından karşılandı. Kendilerine yaptığımız çalışmalarla ilgili ilerde bir

rapor vereceğiz” dedi. Kendisinin de bu ekibin içinde olduğunu belirten Demir,

Prof. Dr. G…’un “Madencilerle tesadüfen orada karşılaştık” sözlerindeki

çelişkiyi ise “Biz önceden gitmiştik, kendisi cumartesi geldi. O yüzden bilgisi

olmayabilir. Zaten oda ya da akademisyen kimliği ile değildi, SÜRKAL yönetim

kurulu üyesi kimliği ile ordaydı” diye açıkladı. Demir, Muratlar köyünün

ardından gittikleri Hacıbekirler ve Halilağa

köylerine de madencilerle birlikte gittiklerini söyledi. Her iki köyün de altın

madeni firmalarının çalışma yaptıkları köyler olması dikkat çekici.

MUHTAR VE AZA: HOCAYI MADENCİLER GETİRDİ

Haberin ardından görüştüğümüz Köy Muhtarı M.Y.

ve köy azası S.E. de haberdeki iddiaları doğruladı. Hocayı ve yanındaki ekibi

madencilerin getirdiğini söyleyen Y…,“Köye nasıl

faydalı projeler yapılabileceği, nasıl kalkınma olacağı konusunda bilgi vermek

için madenciler getirdi bunları. Köylülere ‘Önemli bir hoca gelecek, bir daha

bu fırsatı bulamazsınız’ dediler” diye konuştu. Köy azası S.E. de madencilerin

uzun zamandır bu hocalardan randevu almaya çalıştığını bildiğini söyledi.

Kendilerine, madencilerin “Bu kişiler köyün tarım ve hayvancılığının daha da

gelişmesi ile ilgili bilgiler vermeye gelecek” dediğini aktaran E…, “Hocaların

geliş tarihi belli olunca muhtarı aramış maden yetkilileri. Köylünün o gün

toplantıya gelmesi için. Üç dört gün önceden hocaların geleceği ile ilgili

duyurular yapıldı köyde” dedi.

MADENİN ZARARLARI ÜZERİNE TOPLANILMIŞTI

Ayrıca köylüler, birçok bilim insanının

köylere gelip madenin zararları konusunda bilgi verdiklerini, buna karşılık

madenci şirketin de ‘Bu konuda farklı düşünen hocalar da var. Onlar da bizi

destekliyor’ diye köylülerin kafalarını karıştırmaya çalıştıklarını söylüyor.

Geçtiğimiz günler de bir grup bilim insanı

Çanakkale’nin köylerini gezerek Kaz Dağları’nda yapılan altın madenciliğinin

zararları hakkında köylülere bilgi vermiş, bu toplantılara köylülerin ilgisi de

yoğun olmuştu.

‘DERHAL İSTİFA ETMELİ’

Haberimizin ardından ZMO Genel Merkezi ile

görüştüğünü ve tepkilerini oraya da aktardığın belirten ZMO Çanakkale Şubesi

Başkanı H.N., “G…’un oda yönetiminden derhal istifa etmesi ile ilgili

sözlerimin arkasındayım” diye konuştu."

11. Haberde adı geçen B.G., öğretim görevlisi ve aynı zamanda

TÜRMOB ve ZMO yönetim kurulu üyesidir. Söz konusu yazıda, Çanakkale ili

Bayramiç ilçesinin Muratlı Köyü’nde yapılan altın madeni araştırma çalışmaları

sırasında madenciler ile köylüler arasında yaşanan olaylar, çevre sorunları

kapsamında haber konusu yapılmıştır. Haber içeriğinde Muratlı Köyü sakinlerinin

olaylara ilişkin anlatımları, iddia biçiminde yansıtılmaktadır. Madenci

yetkililer ve B.G.nin açıklamaları sıralı olarak

verilmekte, başka bir açıdan da altın madeni araştırma ve çıkarma

işlemlerindeki çevreye verilen zarara vurgu yapılmaktadır.

12. Söz konusu haberde adı geçen B.G., gazeteye Ankara 30.

Noterliği aracılığıyla tekzip metni göndermiş, tekzibin yasaya uygun biçimde

yayımlanmaması üzerine Ankara 2. Sulh Ceza Mahkemesine başvurarak tekzip

talebinde bulunmuştur.

13. Ankara 2. Sulh Ceza Mahkemesi 8/5/2013 tarihli ve 2013/605

Değişik İş sayılı kararında “cevap ve

düzeltme metninin Evrensel gazetesinin aynı sayfa ve sütunlarında, aynı

puntolarla, hiçbir düzeltme, ekleme yapılmaksızın, yorum katılmaksızın ve anlam

bütünlüğü bozulmaksızın yayınlanmasına” hükmedilmiştir. Kararın

gerekçesi şöyledir:

“Yapılan

haberler kapsamında, tekzip talebinde bulunan Prof.Dr.B.G.’un

madencilerle işbirliği içerisinde olduğu ve ‘yevmiyeci hoca’ olarak

nitelendirildiği, bu tür iddialarla 5187 sayılı Basın Kanununda ve Anayasamızda

yer alan basın özgürlüğü ve eleştiri sınırlarının ötesine geçildiği bu suretle

başvuranın kişilik haklarının ihlal edildiği sonuç ve kanaatine varılmış

olmakla, ayrıca başvuruda bulunan tarafından ilgili gazeteye gönderilen

düzeltme metninin de gerektiği gibi yayınlanmayarak sadece haber içerisine

katılıp atıfta bulunulmak suretiyle kısa açıklama ve yorumlarla verildiği

anlaşılmış olmakla, tekzip talebinde bulunanın talebinin kabulüne karar vermek

gerektiği sonuç ve kanaatine varılmış ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.”

14. Anılan karara yapılan itiraz, Ankara 26. Asliye Ceza

Mahkemesinin 20/6/2013 tarihli ve 2013/299 Değişik İş sayılı kararıyla kesin

olarak reddedilmiştir. İtirazın reddi kararı başvurucuya 5/7/2013 tarihinde

tebliğ edilmiştir.

15. Başvurucu 5/8/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

16. 9/6/2004 tarihli ve 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 14. maddesi

şöyledir:

"Süreli yayınlarda kişilerin şeref ve

haysiyetini ihlâl edici veya kişilerle ilgili gerçeğe aykırı yayım yapılması

halinde, bundan zarar gören kişinin yayım tarihinden itibaren iki ay içinde

göndereceği suç unsuru içermeyen, üçüncü kişilerin hukuken korunan

menfaatlerine aykırı olmayan düzeltme ve cevap yazısını; sorumlu müdür hiçbir

düzeltme ve ekleme yapmaksızın, günlük süreli yayınlarda yazıyı aldığı tarihten

itibaren en geç üç gün içinde, diğer süreli yayınlarda yazıyı aldığı tarihten

itibaren üç günden sonraki ilk nüshada, ilgili yayının yer aldığı sayfa ve

sütunlarda, aynı puntolarla ve aynı şekilde yayımlamak zorundadır.

Düzeltme ve cevapta, buna neden olan eser

belirtilir. Düzeltme ve cevap, ilgili yazıdan uzun olamaz. Düzeltme ve cevaba

neden olan eserin yirmi satırdan az yazı veya resim veya karikatür olması

hallerinde düzeltme ve cevap otuz satırı geçemez.

Süreli yayının birden fazla yerde basılması

halinde, düzeltme ve cevap yazısı, düzeltme ve cevap hakkının kullanılmasına

sebebiyet veren eserin yayımlandığı bütün baskılarda yayımlanır.

Düzeltme ve cevabın birinci fıkrada belirlenen

süreler içinde yayımlanmaması halinde yayım için tanınan sürenin bitiminden

itibaren, birinci fıkra hükümlerine aykırı şekilde yayımlanması halinde ise

yayım tarihinden itibaren onbeş gün içinde cevap ve

düzeltme talep eden kişi, bulunduğu yer sulh ceza hâkiminden yayımın yapılmasına

veya bu Kanun hükümlerine uygun olarak yapılmasına karar verilmesini

isteyebilir. Sulh ceza hâkimi bu istemi üç gün içerisinde, duruşma yapmaksızın,

karara bağlar.

Sulh ceza hâkiminin kararına karşı acele

itiraz yoluna gidilebilir. Yetkili makam üç gün içinde itirazı inceleyerek

karar verir. Yetkili makamın kararı kesindir.”

17. 23/3/2005 tarihli ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun

Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 7. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

"(2) Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ve

diğer kanunlarda yer alan acele itirazlar hakkında Ceza Muhakemesi Kanununun

itiraza ilişkin hükümleri uygulanır.”

18. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun

268. maddesinin ilgili fıkraları şöyledir:

“(1) Hâkim veya mahkeme kararına karşı itiraz,

kanunun ayrıca hüküm koymadığı hâllerde 35 inci Maddeye göre ilgililerin kararı

öğrendiği günden itibaren yedi gün içinde kararı veren mercie verilecek bir

dilekçe veya tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine beyanda bulunmak

suretiyle yapılır. Tutanakla tespit edilen beyanı ve imzayı mahkeme başkanı

veya hâkim onaylar. 263 üncü Madde hükmü saklıdır.

(2) Kararına itiraz edilen hâkim veya mahkeme,

itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok üç gün içinde,

itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderir.

(3) İtirazı incelemeye yetkili merciler

aşağıda gösterilmiştir:

a) Sulh ceza hâkiminin kararlarına yapılan

itirazların incelenmesi, yargı çevresinde bulundukları asliye ceza mahkemesi

hâkimine aittir.

…”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 17/2/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

20. Başvurucu; gazetede yayımlanan haberde hakaret ve benzeri

suç unsuru veya kişilik haklarına saldırı olmadığını, haberin gerçek, güncel ve

yayımlanmasının kamu yararına olduğunu, basın ve ifade özgürlüğü kapsamında

kaldığını, biçim ve konu arasındaki fikri bağ itibarıyla kullanılan dilin küçük

düşürücü olmadığını, haberlerin kişilerin lehine olabileceği gibi aleyhlerine

de olabileceğini, yargılamada savunmalarının dikkate alınmadığını, gerekçesiz

ve "göstermelik"

kararlarla kanuni haklarını kullanmasının engellendiğini, bu şekilde hukuka

aykırı olarak tekzip yazısını yayımlamak zorunda bırakıldığını belirterek

Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinde düzenlenen ifade ve basın özgürlüklerinin

ve diğer anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş; ihlalin tespit

edilmesi ile manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

21. Bakanlık görüş yazısında, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatları hatırlatılarak başvurucunun basın

özgürlüğüne müdahale edildiğine dair şikâyetlerinin, başvurucunun gazeteci

olarak basın ve haber verme özgürlüğü yanında görev ve sorumluluklarına uygun

davranma yükümlülüğü ile hakkında haber yapılan kişilerin özel hayatının

korunması arasında adil bir dengenin sağlanıp sağlanmadığı açısından

değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

22. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı başvuru dilekçesindeki iddiaları

tekrar etmiştir. Başvurucu ayrıca aynı olayla ilgili hakkında açılan soruşturma

ve hukuk dava dosyalarının lehine sonuçlandığını bildirmiştir.

23. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

24. Anayasa’nın 26. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı,

resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma

hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya

fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar…

Bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik,

kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi

ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların

cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin

açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının

yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin

gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.

…

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin

kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”

25. Anayasa’nın 28. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“Basın hürdür, sansür edilemez…

…

Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini

sağlayacak tedbirleri alır.

Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın

26 ve 27 nci maddeleri

hükümleri uygulanır.

…”

26. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

27. Anayasa'nın 26. ve 28. maddeleri bağlamında yapılan

şikâyetlerde ifade ve basın özgürlüklerine yönelik müdahalelerin varlığı

hâlinde derece mahkemelerinin kararlarının müdahaleyi haklı kılacak "konuyla ilgili ve yeterli gerekçeler"

içerip içermediğinin ve "sınırlama

amacı ile aracı arasında makul bir dengenin bulunup bulunmadığının"

demokratik toplum düzeninin gerekleri açısından değerlendirilmesi

gerekmektedir. Bu sebeple başvurucunun, İlk Derece Mahkemesi kararının

gerekçesinin yeterli olmadığı ve tekzip talebinin kabulüne ilişkin kararının

hangi temele dayandığının gösterilmediği yönündeki şikâyetlerinin bir bütün

olarak ifade ve basın özgürlükleri kapsamında incelenmesi gerekir.

28. Başvuruya konu tekzip kararı nedeniyle bir gazetenin sorumlu

yazı işleri müdürlüğünü yapan başvurucunun ifade ve basın özgürlüklerine

müdahale edildiği hususu kabul edilebilirlikten uzak değildir. Bu sebeple

mevcut tekzip kararında başvurucunun, Anayasa’nın 28. maddesinde güvence altına

alınan basın özgürlüğü ve bu özgürlükle bağlantılı olarak Anayasa’nın 26.

maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün korunmasını isteme hakkı

ile hakkında haber yayımlanan kişi/kişilerin Anayasa’nın 17. maddesinin birinci

fıkrasında koruma altına alınan kişisel itibarın korunmasını isteme hakkı

arasında bir denge kurulması gerekmektedir.

29. Bireyin kişisel şeref ve itibarı, Anayasa’nın 17. maddesinde

düzenlenen “manevi varlık”

kapsamında yer almaktadır. Devletin, bireyin manevi varlığının bir parçası olan

kişisel şeref ve itibara keyfî olarak müdahale etmemek şeklinde negatif

yükümlülüğü ve üçüncü kişilerin saldırılarını önlemek şeklinde pozitif

yükümlülüğü bulunmaktadır (Abdullah Doğtaş,

B. No: 2013/1123, 2/10/2013, § 33). Bu kapsamda 5187 sayılı Kanun'un 14.

maddesinde düzenlenen cevap ve düzeltme hakkı, devletin pozitif yükümlülüğünü

karşılarken ifade özgürlüğünü ve basın özgürlüğünü sınırlayan haklardan

biridir.

30. Şeref ve itibarı etkileyen sözlü saldırılar veya basın ve

yayın yolu ile yapılan yayınlara karşı bireyin korunmaması hâlinde Anayasa’nın

17. maddesinin birinci fıkrası ihlal edilmiş olabilir. Anayasa Mahkemesi,

Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasının olaya uygulanabilmesi için

kişinin itibarına yapılan saldırının, kişinin itibarına saygı gösterilmesini

isteme hakkından başvurucunun kişisel olarak yararlanmasına zarar verecek

şekilde yapılmış olup olmadığını olayın şartlarına göre değerlendirir (Kadir Sağdıç [GK], B. No: 2013/6617,

8/4/2015, §§ 36-39; İlhan Cihaner, B. No: 2013/5574, 30/6/2014, §§ 42-45).

31. Öte yandan ifade özgürlüğü ile onu tamamlayan ve onun

kullanılmasını sağlayan basın özgürlüğü, demokratik toplumun temelini oluşturan

ana unsurlardan ve toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel

şartlardan birini oluşturmaktadır. Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrası ve

28. maddesinin dördüncü fıkrası saklı tutulmak üzere, ifade ve basın

özgürlüğünün sadece toplum tarafından kabul gören veya zararsız ya da ilgisiz

kabul edilen bilgi ve fikirler için değil; incitici, şoke edici ya da rahatsız

edici bilgi ve düşünceler için de geçerli olduğu yinelenmelidir. İfade

özgürlüğü, yokluğu hâlinde “demokratik bir toplum”dan

söz edilemeyen çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir ve

bazı istisnalara tabi ise de bu istisnaların dar yorumlanması ve bu hakkın

sınırlandırılmasının ikna edici olması gerekir (Kadir Sağdıç, § 48; İlhan

Cihaner, § 55).

32. Anayasa Mahkemesi veya derece mahkemeleri; gazetecilik

mesleğinin nasıl yapılması gerektiğini, gazetecilerin haber verme tekniğini ve

hangi haber ve yorumların yayımlanıp yayımlanmayacağını kural olarak

belirleyemezler. Zira bir düşüncenin en iyi hangi üslup ve biçimle

aktarılacağına bizzat düşünceyi dile getirenler karar verebilir. Bu bağlamda

Anayasa’nın 26. maddesinin sadece ifade edilen haber ve fikirlerin içeriğini

değil, aynı zamanda bunların nakledilme biçimlerini de koruduğu hatırda

tutulmalıdır (Ali Suat Ertosun,

B. No: 2013/1047, 15/4/2015, § 66).

33. Anayasa’nın 32. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Düzeltme ve cevap hakkı,

ancak kişilerin haysiyet ve şereflerine dokunulması veya kendileriyle ilgili

gerçeğe aykırı yayınlar yapılması hallerinde tanınır ve kanunla düzenlenir.”

34. Cevap ve düzeltme hakkı; bir kişinin saygınlığına, onuruna,

şeref ve itibarına müdahale eden veya gerçeğe aykırı olan bir yayının yapılması

durumunda aleyhine yayın yapılan kimsenin bu yayına cevap verme ve düzeltmeyi

isteme hakkıdır. Bu hak ile kişi; saygınlığına, onuruna, şeref ve itibarına

medyanın verdiği zararlara karşı kendini korumaktadır. Bu yönüyle cevap ve

düzeltme hakkını kullanmak basın organının ifade özgürlüğüne müdahale teşkil

eder. Zira ilke olarak basın, istediğini yayımlamak ya da yayımlamamak

konusunda serbesttir. Fakat basının, cevap metni karşısında serbestliği

bulunmamaktadır. Cevap metnini yayımlaması gerekmektedir. Bu itibarla

başkalarının şeref ve itibarının korunması kapsamında cevap ve düzeltme

hakkının geniş gerekçelerle kullanılmasını sağlamanın veya bu hakkın etki

alanını genişletmenin ifade ve basın özgürlüklerinin ihlali sonucunu

doğurabileceği dikkate alınmalıdır (Ahmet

Oğuz Çinko ve Erkan Çelik [GK], B. No: 2013/6237, 2/7/2015, §§ 44,

52).

35. Öte yandan cevap ve düzeltme hakkı ile kişiler ücretsiz

olarak kendileri hakkında yayının muhatabı olmuş kitleye ulaşarak tartışmaya

katılmaktadır. Bu hakkın, haber ve bilgilerin farklı kaynaklardan alınması ile

haber ve bilgi çoğulculuğunu ve dolayısıyla toplumun doğru bilgilendirilmesini

sağlama fonksiyonu da bulunmaktadır (Melnychuk/Ukrayna, B. No. 28743/03, 05/07/2005, § 2). O hâlde cevap

ve düzeltme hakkı, aynı zamanda bireyin ifade özgürlüğünün bir aracıdır. Bunun

kullanılmasının sağlanması, devletin ifade özgürlüğü kapsamında pozitif edim

yükümlülüğü olarak kabul edilmelidir (Ahmet

Oğuz Çinko ve Erkan Çelik, § 54).

36. Bu bağlamda ifade özgürlüğü, Anayasa'da yer alan temel hak

ve özgürlüklerin sınırlama rejimine tabidir. Mevcut başvuruya benzer

başvurularda Anayasa'nın 28. maddesinin dördüncü fıkrası da dikkate alınarak

Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sınırlama sebepleri gözöününde bulundurulmalıdır. Ancak ifade ve basın

özgürlüklerine yönelik sınırlamaların da bir sınırının olması gerektiği

açıktır. Temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasında Anayasa'nın 13.

maddesindeki ölçütler gözönüne alınmak zorundadır. Bu

sebeple ifade özgürlüğüne getirilen sınırlandırmaların denetiminin Anayasa'nın

13. maddesinde yer alan ölçütler çerçevesinde ve Anayasa'nın 26. ve 28.

maddeleri kapsamında yapılması gerekmektedir (Bekir

Coşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 37, 38).

37. Bu sebeple mevcut başvuruya benzer başvurularda,

başvurucuların Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasında koruma altına

alınan kişisel itibarının korunmasını isteme hakkı ile başvuruya konu ulusal

günlük gazetenin Anayasa'nın 28. maddesinde güvence altına alınan basın

özgürlüğü ve bu özgürlükle bağlantılı olarak Anayasa'nın 26. maddesinde güvence

altına alınan ifade özgürlüğü arasında Anayasa Mahkemesi içtihadında ortaya

konulan kriterlere uygun şekilde bir denge kurulması gerekmektedir. Söz konusu

dengelemeyi yaparken cevap ve düzeltme hakkının, belli şartlar dâhilinde

bireyin de ifade özgürlüğünü koruma fonksiyonunun bulunduğu gözönünde

bulundurulmalıdır. O hâlde cevap ve düzeltme hakkının kullanılmasına ilişkin

davalarda bireyin ifade özgürlüğü ile basın araçlarının ifade özgürlüğü arasında

da adil bir denge sağlanmalıdır. Aksi takdirde bireyin ifade özgürlüğünün

korumasız kalma tehlikesi vardır (Ahmet Oğuz

Çinko ve Erkan Çelik, § 57).

38. Somut olayda başvurucunun, sorumlu yazı işleri müdürü olduğu

gazetede yayımlanan haberlerin başkasının kişilik haklarına yönelik ihlal

oluşturduğu kabul edilerek cevap ve düzeltme metni yayımlanmasına karar

verilmiştir. Söz konusu mahkeme kararı ile gerçekleşen başvurucunun ifade ve

basın özgürlüğüne yönelik müdahalenin, 5187 sayılı Kanun'un 14. maddesi

gereğince kanuni dayanağının bulunduğu ve "başkalarının şöhret veya haklarının" korunmasına

yönelik önlemlerin bir parçası olarak meşru bir amaç taşıdığında şüphe

bulunmamaktadır.

39. Somut olayda tekzip konusu edilen haberde, Kaz Dağlarında

yapılan altın madeni arama işlemleri ile ilgili olarak ziraat mühendisi ve

akademisyen olan B.G.nin madencilerin yanında yer

alması eleştirmekte, maden arama çalışmalarında çevreye verilen zarara vurgu

yapılmaktadır. Habere konu edilen B.G.nin cevap ve

düzeltme metninin gazetede yayımlanması ile tartışma konusu olayların basında

tekrar yer almasına ve halkın olaylarla ilgili olarak daha fazla kaynaktan

bilgi edinmesine imkân sağladığı gözden uzak tutulmamalıdır. Ayrıca cevap ve

düzeltme metninin, olayların basında yer alan içeriğinde değişiklik yapmadığı

aksine basın ve yayın organlarının tekzibe konu haberini bir kez daha kamuoyuna

duyurma fırsatını sağladığı, böylece haberin asıl yayımlanma amacı olan çevre

duyarlılığının kamunun gündeminde kalmasına yardımcı olduğu dikkate

alınmalıdır.

40. Bu bağlamda, Anayasa Mahkemesi kararlarında ortaya konulan

kriterler (İlhan Cihaner,

§§ 66-73; Kadir Sağdıç, §§ 58-66;

Nihat Özdemir, 2013/1997,

8/4/2015, §§ 54-61; Ali Suat Ertosun,

§§ 44-52) esas alınarak kamusal tartışmaya sağladığı katkı, toplum menfaati,

kişilerin şeref ve itibarının korunma düzeyi ve basın organının ifade özgürlüğü

arasındaki menfaatler dengesinin, yerel Mahkeme kararında dikkate alınarak

değerlendirme yapılması ve tekzip talebi kabul edilerek cevap ve düzeltme

yayımlanmasına karar verilmesinde açık keyfîlik

bulunmadıkça Anayasa Mahkemesinin derece mahkemelerinin takdirine müdahale

etmesi söz konusu olmayacaktır.

41. Açıklanan nedenlerle yukarıdaki değerlendirmelerin tamamı ve

yargı mercilerinin farklı çıkarları dengelerken sahip oldukları takdir payları

da dikkate alındığında Derece Mahkemelerince tarafların haklarının

değerlendirilmesinde açık bir dengesizlik saptanmadığı ve bu kapsamda bir

ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları

yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İfade ve basın özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın

açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

17/2/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Erdal TERCAN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Raportör

:

Abuzer

YAZICIOĞLU

Başvurucu

:

Vural

NASUHBEYOĞLU

Vekili

:

Av. Devrim

AVCI ÖZKURT

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/6146, 17 Şubat 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. Derhal İstifa Etmeli
  8. Madencilere Hizmet Etmiyorum
  9. ‘köylere Maden Yetkilileriyle Gittik’
  10. Muhtar Ve Aza: Hocayı Madenciler Getirdi
  11. Madenin Zararları Üzerine Toplanılmıştı
  12. ‘derhal İstifa Etmeli’
  13. B. İlgili Hukuk
  14. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  15. A. Başvurucunun İddiaları
  16. B. Değerlendirme
  17. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  18. Gökcan
  19. Yazıcıoğlu
  20. Nasuhbeyoğlu
  21. Avcı Özkurt
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/6146
Tarih
17 Şubat 2016

İlgili Kararlar

  • Faruk Aksekili Başvurusu (B. No: 2013/1261)
  • Fazlı Karadavut Başvurusu (B. No: 2013/7346)
  • Mehmet Zeki Genç Başvurusu (B. No: 2013/7139)
  • Fatma Julıa Ekinciler Başvurusu (B. No: 2013/2758)
  • Mehmet Şerif Demir Başvurusu (B. No: 2013/8714)
  • Mehmet Akkuş Başvurusu (B. No: 2013/4266)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.