İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Yakup Gündüz Başvurusu (B. No: 2014/8469)

1. Başvuru, idari eylemden doğan zararın tazmini istemiyle

Başvuru No2014/8469Tarih24 Ocak 2018Okuma16 dk · 3.111 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Yakup Gündüz Başvurusu

Karar tarihi
24 Ocak 2018
Başvuru Numarası
2014/8469
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.111 kelime·16 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, idari eylemden doğan zararın tazmini istemiyle

açılan tam yargı davasının süre aşımından reddedilmesi nedeniyle mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 28/5/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık,görüş

bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Siirt Pervari’de piyade er olarak zorunlu askerlik

hizmetini yerine getirirken 2/8/2012 tarihinde terör örgütü mensupları ile

girilen çatışma esnasında yaralanmıştır.

9. Başvurucu Gülhane Askerî Tıp Akademisi (GATA) ve Türk Silahlı

Kuvvetleri Rehabilitasyon ve Bakım Merkezinde bir müddet tedavi gördükten sonra

16/8/2012 tarihli sağlık kurulu raporu ile kendisine yirmi bir gün hava

değişimi izni verilerek taburcu edilmiştir.

10. Başvurucunun izinde bulunduğu süreçte kendi imkânları ile

müracaat ettiği Gebze Fatih Devlet Hastanesi tarafından yapılan muayenesi

neticesinde düzenlenen 9/10/2012 tarihli sağlık kurulu raporunda; travmatik stres bozukluğu, sağ kulakta ileri düzeyde olmak

üzere her iki kulakta işitme kaybı, sağ dizde kısıtlılık bulgularına bağlı

olarak % 67 vücut fonksiyon kaybı bulunduğu tespit

edilmiştir.

11. Başvurucu zorunlu askerlik görevinin ifası sırasında

yaralanması nedeniyle uğradığı manevi zararın tazmini istemiyle 8/2/2013

tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) adli yardım talepli olarak

dava açmıştır. Bu dava öncesinde başvurucu tarafından tazmin talebiyle idareye

yapılmış herhangi bir başvuru bulunmamaktadır.

12. AYİM İkinci Dairesi (Mahkeme) 27/2/2013 tarihli kararıyla

başvurucunun adli yardım talebini kabul etmiş ancak 4/7/1972 tarihli ve 1602

sayılı mülga Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun 36. maddesine uygun

düzenlenmediği gerekçesiyle otuz gün içinde dava açılmak şartıyla dava

dilekçesini reddetmiştir. Dilekçe ret kararında, manevi tazminat istemine

ilişkin olarak idareye başvuruda bulunulup bulunulmadığının, başvurulmuş ise

idarece cevap verilip verilmediğinin, cevap verilmiş ise yazılı bildirim

tarihinin belirtilmediği, bu hususlara ilişkin bilgi ve belgelerin dilekçeye

eklenmediği ifade edilmiştir. Kararda ayrıca, şayet idareye başvuruda

bulunulmadıysa bu hususun dilekçede belirtilmesinin yeterli olduğu, idareye

yeni bir başvuru yapılmasına gerek olmadığı belirtilmiştir.

13. Başvurucu 19/3/2013 tarihinde Millî Savunma Bakanlığına

doğrudan başvuruda bulunmuş, başvurunun zımnen reddi üzerine 18/6/2013

tarihinde AYİM’de adli yardım talepli olarak yeni bir

dava açmıştır. Bu dava da aynı Mahkeme esasına kaydedilmiştir.

14. Mahkeme 2/10/2013 tarihinde oybirliğiyle verdiği kararla

davayı süre aşımı nedeniyle reddetmiştir. Kararda öncelikle bakılan davaya ait

dilekçenin, 27/2/2013 tarihli dilekçe ret kararı üzerine verilen yenileme

dilekçesi mahiyetinde bir dilekçe olduğu kabul edilmiştir. Dilekçe ret kararının

13/3/2013 tarihinde başvurucu vekilinin çalışanına usulüne uygun olarak tebliğ

edildiği, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde ve en geç 12/4/2013 tarihi

mesai saati bitimine kadar yeniden dava açılması gerekirken bu süre

geçirildikten sonra 18/6/2013 tarihinde kayda giren yenileme dilekçesiyle

açılan davanın süresinde olmadığı belirtilmiştir. Kararda ayrıca, 27/2/2013

tarihli dilekçe ret kararında idareye başvuruda bulunulmadıysa bu hususun dava

dilekçesinde belirtilmesinin yeterli olduğunun, idareye yeni bir başvuru

yapılmasına gerek olmadığınınhatırlatıldığına da

dikkat çekilmiş, bu sebeple dilekçenin reddinden sonra idareye yapılan

başvurunun yenileme dilekçesinin gecikmesini haklı göstermeyeceği ve davanın

süresine bir etkisinin olmadığı ifade edilmiştir. Öte yandan kararda, adli

yardım talebinin kabul edilmiş olması nedeniyle daha önce alınmayan harç ve

posta giderinin başvurucudan tahsili yönünde de hüküm kurulmuştur.

15. Başvurucunun karar düzeltme istemi aynı Mahkemenin 9/4/2014

tarihli kararıyla oyçokluğuyla reddedilmiştir.

16. Karşıoy gerekçesinde ilgililerin derdestlik, kesin hüküm gibi davanın görülmesini engelleyen

durumlar olmadığı müddetçe dava açma süresi içinde diledikleri kadar dava

açabilecekleri ifade edilmiştir. Şayet dilekçe ret kararında bahsedilen

eksiklik başvurucu tarafından giderilmiş ve 18/6/2013 tarihinde verilen

dilekçede idari başvuruda bulunulmamış olduğu belirtilmiş olsaydı Mahkeme

tarafından dava dilekçesinin görevli mercie tevdiine karar verilmesinin icap edeceği,

bu hâlde idarenin cevabına göre 18/6/2013 tarihinde açılan davanın süresinde

kabul edileceği belirtilmiştir. İdari başvuru koşulunun Mahkeme aracılığıyla

değil de bizzat başvurucu tarafından haricen yerine getirilmiş olmasının esasa

ilişkin bir fark yaratmadığı, neticede idari başvuru şartının başvurucu

tarafından ikmal edilerek dilekçenin usule uygunluğunun temin edildiği

vurgulanmıştır. Bu sebeple dilekçe ret kararının tebliğinden itibaren otuz

günlük zaman dilimi ve olay tarihi olan 2/8/2012 tarihinden itibaren bir yıllık

idari başvuru süresi içinde 20/3/2013 tarihinde idareye yapılan başvurunun

zımnen reddi üzerine altmış günlük dava açma süresi içinde ancak otuz günlük

yenileme dilekçesi verilmesi için gerekli olan süre geçtikten sonra 18/6/2013 tarihinde

açılan davanın süresinde olduğu görüşüne yer verilmiştir.

17. Nihai karar başvurucuya 2/5/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

18. Başvurucu 28/5/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

19. 1602 sayılı mülga Kanun’un43. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"İdari eylemlerden

hakları ihlal edilmiş olanların Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açmadan

önce, bu eylemlerin yazılı bildirimi üzerine veya başka suretle öğrendikleri

tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde

yetkili makama başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri lazımdır.

Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde bu konudaki işlemin tebliği

tarihinden ve altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği

tarihten itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açabilirler."

20. Anılan Kanun'un "Dilekçeler

üzerine ilk inceleme" kenar başlıklı 44. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

"Kaydı yapılan dilekçeler, Genel

Sekreterlikçe;

...

b) İdari veya yargı mercii tecavüzü,

...

e) 36 ve 38 inci maddelere uygun olup

olmaması,

f) Süre aşımı,

Noktalarından sırası ile incelenir.

Bu noktalardan kanuna aykırı görülmeyenlerin

tebligat işleri yapılır.

Kanuna aykırı görülen dilekçeler, karar

verilmek üzere görevli Daire veya Daireler Kuruluna havale olunur..."

21. Anılan Kanun'un"İlk

inceleme üzerine verilecek karar" kenar başlıklı 45. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

"Daireler veya Daireler Kuruluna gelen

dilekçelerde 44 üncü maddede yazılı noktalardan

kanunsuzluk görülürse:

A) ... (f) [bendinde yazılı hâlde], davanın

reddine;

B) ... (e) bendinde yazılı hâlde bir defaya

mahsus olmak üzere otuz gün içinde 36 ve 38 inci maddelere uygun şekilde

yeniden düzenlemek veya noksanları tamamlamak... üzere dilekçelerin reddine;

C) ... (b) bendinde yazılı hâllerde dilekçenin

görevli mercie tevdiine karar verilir.

Dilekçelerin görevli mercie tevdii halinde

Askeri Yüksek İdare Mahkemesine başvurma tarihi merciine başvurma tarihi olarak

kabul edilir...."

B. Uluslararası Hukuk

1. Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi

22. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinin

(1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes

davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ... konusunda

karar verecek olan,... bir mahkeme tarafından...

görülmesini isteme hakkına sahiptir..."

2. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi İçtihadı

23. İlgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı için

bkz. Ayşe Yıldırım, B. No:

2014/5, 25/10/2017, §§ 34-37).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

24. Mahkemenin 24/1/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mahkemeye Erişim

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia Yönünden

1. Başvurucunun İddiaları

25. Başvurucu, tam yargı davası açılmadan önce idari başvuru

yapılması için öngürülen bir yıllık süre içinde

yaptığı başvurunun zımnen reddi üzerine 18/6/2013 tarihinde açtığı davanın

süresinde olduğunu belirtmektedir. Dava dilekçesinde, daha önce reddedilen

dilekçesi ile bağlantı kurulmasını sağlayacak ve yenileme dilekçesi olarak

anlaşılmasına yol açacak herhangi bir ibare kullanmadığını belirten başvurucu;

açtığı davanın ilk davadan bağımsız yeni bir dava olduğunu, dolayısıyla ilk

açılan davaya ait dilekçenin süresinde yenilenmemesi gibi bir durumdan söz

edilemeyeceğini ifade etmektedir. Başvurucu, Mahkemenin aksi yöndeki kabulden

hareketle dava açma süresinin hesabına ilişkin olarak yaptığı yorumun dava

açılmasını aşırı derecede zorlaştıracak niteliktekatı

bir yorum olduğundan şikâyet etmektedir. Başvurucu; karar düzeltme talebinin

aynı Mahkeme tarafından incelenmesi nedeniyle AYİM’de

bu yolun etkili bir yol olmadığını, karar düzeltme talebinin reddine dair

kararın hiçbir gerekçe içermediğini belirtmektedir. Usul kuralları gerekçe

gösterilerek davasının incelenmemesi nedeniyle manevi zararının giderilmediğini

ifade eden başvurucu, Anayasa Mahkemesince verilebilecek bir ihlal kararı

sonrasında esas incelemesine geçilse dahi AYİM’inbenzer

davalardaki kararlarında hükmedilen tazminat miktarları incelendiğinde

mağduriyetinin giderilip giderilemeyeceği noktasında da endişe duyduğunu

belirterek Anayasa’nın 17., 20. ve 36. maddelerinin ihlal edildiğini ileri

sürmektedir.

2. Değerlendirme

26. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:

"Herkes,

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

27. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan, B.

No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetlerinin özü, zorunlu

askerlik görevinin ifası sırasında yaralanması nedeniyle uğradığı zararın

tazmini istemiyle açtığı davada mahkemenin dava açma süresini hesaplama usulünu belirleme ve sürenin başlangıcını tespit etme

noktasında hukuk kurallarını hatalı değerlendirmesi ve uygulaması neticesinde

uyuşmazlığın esasının incelenememesidir. Bu nedenle başvurucunun belirtilen

şikâyetleri bağlamındaki ihlal iddialarının mahkemeye erişim hakkı kapsamında

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

28. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Hakkın Kapsamı ve

Müdahalenin Varlığı

29. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma

hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı,

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir

unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine "adil yargılanma"

ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası

sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine

dâhil edildiği vurgulanmıştır. Sözleşme'yi yorumlayan

AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim

hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd.

Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017,§ 34).

30. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama

özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden

gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkili

güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi

ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden fayadalanabilmesi için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya

koyma imkânının tanınması gerekir. Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil

yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden yararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah, B. No:

2013/8896, 23/2/2016, § 33).

31. Somut olayda idari eyleme dayalı tam yargı davasının süre

aşımından reddedilerek esasının incelenmemesi nedeniyle başvurucunun mahkemeye

erişim hakkına yönelik bir müdahalenin bulunduğu görülmektedir.

ii. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

32. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca

Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... ölçülülük ilkesine aykırı

olamaz."

33. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 36. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir.

34. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebe

dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir.

(1) Kanunilik

35. Başvurucunun idari eylemden doğan zararının tazmini

istemiyle açtığı davanın süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesine ilişkin Mahkeme

kararının 1602 sayılı mülga Kanun'un 44. ve 45. maddelerine dayandığı

görülmektedir. Bu kapsamda somut olayda başvurucunun mahkemeye erişim hakkına

yönelik müdahalenin kanuni dayanağının mevcut olduğu anlaşılmıştır.

(2) Meşru Amaç

36. Anayasa'nın 36. maddesinde, hak arama özgürlüğü güvence

altına alınmıştır. Maddede, hak arama özgürlüğü için herhangi bir sınırlama

nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte bunun hiçbir şekilde sınırlandırılması

mümkün olmayan mutlak bir hak olduğu söylenemez. Özel sınırlama nedeni

öngörülmemiş hakların da hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırları bulunduğu

kabul edilmektedir. Ayrıca hakkı düzenleyen maddede herhangi bir sınırlama

nedenine yer verilmemiş olsa da Anayasa'nın başka maddelerinde yer alan

kurallara dayanılarak bu hakların sınırlandırılması mümkün olabilir. Dava açma

hakkının kapsamına ve kullanım koşullarına ilişkin bir kısım düzenlemenin hak

arama özgürlüğünün doğasından kaynaklanan sınırları ortaya koyan ve hakkın norm

alanını belirleyen kurallar olduğu açıktır. Ancak bu sınırlamalar Anayasa'nın

13. maddesinde yer alan güvencelere aykırı olamaz (AYM, E.2015/96, K.2016/9,

10/2/2016, § 10).

37. İdarenin sürekli bir biçimde dava açılma tehdidi altında

kalmasını engellemek, kamu hizmetinin hızlı, düzenli ve etkin biçimde

yürütülmesini sağlamak düşüncesi ile idariişlem ve

eylemlere karşı yapılacak başvurular ve açılacak davalar kanunlarla belli

sürelere bağlanmıştır (Aynı yöndeki bir karar için bkz. Mohammed Aynosah, § 39). Diğer yandan

idari işlem ya da eylemlere karşı açılacak davalar için tanınan süreler;

mahkemelerin zamanın geçmesi nedeniyle güvenilirliği kalmayan, eksik ya da

ulaşılması zor kanıtlara dayanarak uzak geçmişte meydana gelmiş olaylar

hakkında karar vermelerini istemekle oluşabilecek adaletsizliklerin önüne

geçmek ve hukuk güvenliğini sağlamak gibi önemli ve meşru amaçlara hizmet eder

(AYM, E.2014/92, K.2016/6, 28/1/2016, § 17). Dolayısıyla bu tür durumların

önlenmesi bakımından idari işlem ya da eylemlere karşı açılacak davalarda süre

koşulunun öngörülmesi meşru amaçlara sahiptir.

(3) Ölçülülük

38. Zorunlu askerlik hizmeti sırasında yaralanma nedeniyle

uğranıldığı ileri sürülen zararın tazmini istemiyle açılan davada Mahkemenin

dava açma süresini dilekçe ret kararının tebliği tarihinden başlatarak davayı

süre aşımı gerekçesiyle reddetmesi nedeniyle başvurucunun mahkemeye erişimine

getirilen sınırlamanın ölçülü olup olmadığı hususunundeğerlendirilmesi

gerekir.

39. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığı

değerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına geldiğini, kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya

mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka anlatımla mahkeme kararını

önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamaların mahkemeye erişim hakkını ihlal edebileceğini

ifade etmiştir (Özkan Şen, B. No:

2012/791, 7/11/2013, § 52).

40.Dava açma ya da kanun yollarına başvuru için belli sürelerin

öngörülmesi, bu süreler dava açmayı imkânsızlaştırmadıkça -hukuki belirlilik

ilkesinin gereği olarak- mahkemeye erişim hakkına aykırılık oluşturmaz. Ancak

mevzuatta öngörülen süre kurallarının hukuka açıkça aykırı olarak yanlış

uygulanması veya bu sürelerin hatalı hesaplanması nedenleriyle kişilerin dava

açma ya da kanun yollarına başvuru haklarını kullanmasına engel olunması

mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş.

Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., §

38).

41. Dava açma süresinin işlemeye başladığı an da mahkemeye

erişim hakkına yapılan müdahalenin ölçülülüğü bağlamında büyük önem

taşımaktadır. Bu kapsamda dava açma süresinin hak sahibinin henüz dava hakkının

doğduğundan haberdar olmadığı ve somut koşullar çerçevesinde haberdar olduğunun

kabulünü haklı kılan nedenlerin bulunmadığı bir dönemde işlemeye başlaması dava

hakkının varlığını anlamsız kılabileceğinden ölçülülük ilkesini zedeleyebilir (Yaşar Çoban [GK], B. No: 2014/6673,

25/7/2017, § 66).

42. Öte yandan mahkemeler, dava açma süresi öngören kanun

hükümlerini yorumlarken sınırlamanın istisna olduğu ilkesini gözeterek aşırı

şekilcilikten kaçınmalı ve yorum kurallarının imkân verdiği ölçüde davayı

ayakta tutma yolunda bir yaklaşım benimsemelidir. Bununla birlikte mahkemelerin

sürenin varlık sebebini anlamsız kılma pahasına yorum kurallarının sınırlarını

zorlayarak kanunda öngörülen dava açma süresini bertaraf etmes,

hukuki güvenlik ve istikrar ilkesinin zedelenmesine neden olabilir. Bu nedenle

süreye ilişkin kanun hükümlerinin yorumunda hukuki güvenlik ve istikrar ilkesi

ile mahkemeye erişim hakkı arasındaki hassas denge gözetilmelidir (Yaşar Çoban, § 67).

43. Somut olayda başvurucunun idari eyleme dayalı tam yargı

davası açmadan önce tüketilmesi zorunlu idari başvuru yolunu tüketmeksizin

8/2/2013 tarihinde doğrudan dava açtığı, 27/2/2013 tarihli dilekçe ret

kararında belirtilmesi üzerine bu durumu fark ettiği anlaşılmaktadır. Bu

noktada başvurucunun, otuz günlük süre içinde düzenleyeceği yenileme dilekçesi

ile belirtilen eksikliği Mahkemeye bildirerek 1602 sayılı mülga Kanun'un 45/C

bendi uyarıncadava dilekçesinin görevli idari mercie

tevdii yönünde alınacak yargısal bir karar aracılığıyla zorunlu idari başvuru

koşulunu sağlamak yerine idareye doğrudan başvurduğu görülmektedir. Bir başka

ifadeyle başvurucunun bu husustaki usul eksikliğini bizzat giderdikten sonra

yeniden bir yargısal süreç başlattığı anlaşılmaktadır. Başvurucu bu hususa

ilişkin olarak bireysel başvuru formunda, idareye başvuruda bulunulmadığı

yönünde Mahkemeye verilecek cevap üzerine Mahkemenin dava dilekçesinin görevli

mercie tevdiine karar vereceğini, bu sürecin ise belli bir zaman alabileceğini değerlendirdiğini,bunun yerine

idareye başvuru yapıp yeniden dava açmanın usul ekonomisi ve zaman açısından

daha uygun olacağına kanaat getirdiğini belirtmektedir.

44. Bireysel başvuruya konu kararda Mahkemenin; başvurucunun

izlediği bu yöntemin kamu düzeninden olan dava açma süresi kurallarını etkisiz

kılma, sona ermiş dava açma süresini canlandırma, kanuna karşı hile ya da

hakkın kötüye kullanılması niteliğinde bir gaye içerdiğine dair herhangi bir

tespit ve değerlendirmede bulunmadığı görülmektedir. Öte yandan Mahkemenin

şayet 27/2/2013 tarihli dilekçe ret kararı olmasaydı başvurucunun 15/3/2013

tarihinde idareye yaptığı başvuru üzerine 18/6/2013 tarihinde açtığı davanın

idari eyleme dayalı tam yargı davası açma süresine ilişkin kurallar uyarınca

süresinde olmadığına ilişkin herhangi bir değerlendirmesi de bulunmamaktadır.

Mahkemenin başvurucunun idareye yaptığı başvurunun zımnen reddi üzerine açtığı

davanın "reddedilen dilekçenin yenilenmesi" mahiyetinde olduğu

varsayımından hareket ettiği görülmektedir. Oysa başvurucunun bu yönde bir

iradesi bulunmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca ilgili Kanun'da, reddedilen

dilekçelerin mutlaka yenilenmesi gerektiğine dair bir hüküm yer almadığı gibi

başvurucunun idareye usulüne uygun olarak başvuru yaptıktan sonra yeni bir dava

açmasını engelleyen yasal bir düzenleme de tespit edilememiştir. Bu olgular

karşısında Mahkemenin, başvurucunun ikinci kez açtığı davanın ilk davaya

ilişkin dilekçenin (reddedilen) yenilenmesi mahiyetinde olduğu kabulünden hareketle

davanın süresinde olmadığı yolundaki yorumunun başvurucunun mahkemeye erişim

hakkına yönelik katı bir yorum olduğu ve bu yorumun başvurucunun mahkemeye

erişimini aşırı derecede zorlaştırdığı değerlendirilmiştir. Dolayısıyla

başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin ölçüsüz olduğu

sonucuna varılmıştır.

45. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

B. Diğer İhlal İddiaları

Yönünden

46. Başvurucu, karar düzeltme talebinin reddedilmesi nedeniyle

para cezasına hükmedilmesinin ve ayrıca adli yardım talebi kabul edilmiş

olmasına rağmen yargılama giderlerini ödemek zorunda bırakılmasının kendisine

ağır bir külfet yüklediğini; bu nedenlerle de mahkemeye erişim hakkının ihlal

edildiğini ilerisürmüştür.

47. Somut başvuruya konu Mahkeme kararının Anayasa’nın 36.

maddesi kapsamında mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği sonucuna varıldığından

başvurucunun ileri sürdüğü diğer şikâyetler hakkında ayrıca değerlendirme

yapılmasına gerek görülmemiştir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

48. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

49. Başvurucu, yeniden yargılama yapılmasına hükmedilerek

ihlalin giderilmesi ve uğradığı zararın tazminine karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

50. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır.

51. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan

kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili yargı merciinegönderilmesine karar verilmesi gerekir.

52. Yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilgili yargı

merciine gönderilmesinin ihlal iddiası açısından yeterli bir tazmin oluşturduğu

anlaşıldığından başvurucununtazminat talebinin

reddine karar verilmesi gerekir.

53. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.186,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için -Anayasa'nın 21/1/2017 tarihli ve 6771

sayılı Kanun ile getirilen geçici 21. maddesinin birinci fıkrasının (E)

bendiyle AYİM kaldırılmış olduğundan anılan bendin (b) alt bendi gereğince-

yetkili idari yargı merciine GÖNDERİLMESİNE (Karar, AYİM İkinci Dairesinin

2/10/2013 tarihli ve E.2013/937, K.2013/1115 sayılı kararıyla ilgilidir.),

D. 206,10 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.186,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

24/1/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Nuri

NECİPOĞLU

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Gülbin AYNUR

Başvurucu

:

Yakup GÜNDÜZ

Vekili

:

Av. Birgül

SÖNMEZ ŞİMŞEK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/8469, 24 Ocak 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Mahkemeye Erişim
  11. B. Diğer İhlal İddiaları
  12. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  13. A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının
  14. B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  15. C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalinin
  16. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  17. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  18. Necipoğlu
  19. Hakyemez
  20. Sönmez Şimşek
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/8469
Tarih
24 Ocak 2018

İlgili Kararlar

  • Tuna Ayçiçek Başvurusu (B. No: 2014/6526)
  • Ayhan Kılıçoğlu Başvurusu (B. No: 2014/14426)
  • Ahmet Kubilay Tezcan Başvurusu (B. No: 2014/3473)
  • Ertuğrul Barka ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/2818)
  • Mustafa Ekşi Başvurusu (B. No: 2014/7711)
  • Yakup Özmen Başvurusu (B. No: 2014/5770)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.