İçeriğe geç
AC
Birinci Bölüm Başvuru No: 2018/14189 Tarih:

Yaşar Koşar Başvurusu (B. No: 2018/14189)

Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

YAŞAR KOŞAR BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2018/14189)

Karar Tarihi: 28/1/2021

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, yakalama ve gözaltı tedbirlerinin hukuki

olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; kanunun suç saymadığı

fiillerden dolayı silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan

mahkûmiyet kararı verilmesi nedeniyle suçların ve cezaların kanuniliği

ilkesinin, adil yargılanma ile mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 7/5/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda

bulunmamıştır.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

9. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî darbe

teşebbüsüyle karşı karşıya kalmıştır. Kamu makamları ve yargı organları

-olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun

yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü

(FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir

yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri

[GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

10. Darbe teşebbüsü sonrasında Kahramanmaraş Sütçü İmam

Üniversitesi tarafından FETÖ/PDY ile irtibatlı ve iltisaklı olduğu gerekçesiyle

açığa alınan öğretim elemanları hakkında 19/8/2016 tarihinde suç duyurusunda

bulunulmuştur. Olay tarihinde anılan Üniversitenin Tıp Fakültesinde yardımcı

doçent olarak görev yapan başvurucu da hakkında suç duyurusunda bulunulan

kişiler arasında yer almaktadır.

11. Başsavcılık tarafından silahlı terör örgütüne üye

olma suçundan yürütülen söz konusu soruşturma kapsamında başvurucu 18/4/2017

ila 19/4/2017 tarihlerinde Kahramanmaraş Emniyet Müdürlüğünde gözaltında

kalmıştır.

12. Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığınca başvurucunun

FETÖ/PDY'ye üye olma suçunu işlediği iddiasıyla Kahramanmaraş 3. Ağır Ceza

Mahkemesinde (Mahkeme) kamu davası açılmıştır.

13. Başvurucu, Mahkemenin 23/11/2017 tarihli kararıyla

silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan 1 yıl 13 ay

hapis cezasına mahkûm edilmiştir.

14. Anılan hükme yönelik istinaf başvurusu Gaziantep

Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesince 7/3/2018 tarihinde esastan

reddedilmiştir.

15. Başvurucu 7/5/2018 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

16. 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 29.

maddesi ile değişik 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun

286. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereği, madde metninde belirtilen suçlar

bakımından bölge adliye mahkemesi ceza daireleri kararlarının temyiz

edilebilmesi mümkün hâle geldiğinden başvurucu temyiz yoluna başvurmuştur.

Temyiz incelemesi bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla devam

etmektedir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

17. 7188 sayılı Kanun'un 29. maddesi şöyledir:

"5271 sayılı Kanunun 286 ncı

maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

(3) İkinci fıkrada belirtilen temyiz

edilemeyecek kararlar kapsamında olsa bile aşağıda sayılan suçlar nedeniyle

verilen bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları temyiz edilebilir:

a) Türk Ceza Kanununda yer alan;

...

10. Silâhlı örgüt (madde 314),

...

b) Terörle Mücadele Kanununun 6 ncı

maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası ile 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında

yer alan suçlar.

...”

18. 5271 sayılı Kanun'un geçici 5. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

" ...

f) 286 ncı maddenin üçüncü fıkrasında

yapılan düzenleme, bu maddenin yayımlandığı tarihten itibaren on beş gün içinde

talep etmek koşuluyla aynı suçlarla ilgili olarak bölge adliye mahkemelerince

verilmiş kesin nitelikteki kararlar hakkında da uygulanır. Bu bendin uygulandığı

hâlde, cezası infaz edilmekte olan hükümlülerin, 100 üncü madde uyarınca

tutukluluğunun devam edip etmeyeceği hususu, hükmü veren ilk derece

mahkemesince değerlendirilir."

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

19. Mahkemenin 28/1/2021 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi

Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

20. Başvurucu; suç şüphesi olmaksızın yakalanmasına ve

gözaltına alınmasına karar verildiğini, bu karar üzerine hukuka aykırı bir

şekilde yakalandığını ve gözaltına alındığını belirterek kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

21. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B.

No: 2012/403, 26/3/2013, § 17).

22. Anayasa Mahkemesi, yakalama ve gözaltına alınmanın

hukuka aykırı olduğu iddialarına ilişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği

tarih itibarıyla asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına

atıf yaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası

açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır

(Hikmet Kopar ve diğerleri [GK], B. No: 2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; Hidayet

Karaca [GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve

diğerleri [GK], B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahim Sönmez

ve Nazmiye Kaya, B. No: 2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47).

23. Somut olayda başvurucu yönünden yakalama ve gözaltı

tedbirlerinin hukuki olmadığına ilişkin iddiayla ilgili olarak yukarıda anılan

kararlarda varılan sonuçlardan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

24. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

B. Diğer İhlal

İddiaları

1. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

25. Başvurucu, Bank Asyadaki altın hesabını kimsenin

talimatı olmaksızın açtırıp bu hesaba para yatırdığını, örgüte yardım kastıyla

altın hesabının açıldığının ve bu hesaba para yatırıldığının varsayıma dayalı

olarak kabul edildiğini, hesap açtırıp para yatırdığı tarihlerde bu Bankanın

devletin denetimi altında ve yasal olarak faaliyet yürüttüğünü, suçun manevi

unsuru olan kast ile ilgili olarak Mahkemece bir araştırma

yapılmadığını, benzer durumdaki kişiler hakkında beraat kararı verildiği hâlde

kendisi hakkında mahkûmiyete hükmedildiğini belirterek suçların ve cezaların

kanuniliği ilkesinin, adil yargılanma ile mülkiyet haklarının ihlal edildiğini

ileri sürmüş; ihlal tespiti ve tazminat talebinde bulunmuştur.

26. Bakanlık görüşünde; ilgili mevzuat hatırlatılarak

7188 sayılı Kanun'un 31. maddesi gereğince istinaf aşamasında kesinleşmiş bazı

cezalar yönünden temyiz kanun yoluna başvurma olanağının sağlandığı,

başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurduğu ve temyiz incelemesinin henüz

sonuçlanmadığı ifade edilmiştir. Anılan düzenleme ile silahlı örgüt suçunun da

dâhil olduğu bazı suçlardan Kanun'un yayım tarihinden önce kesinleşmiş

mahkûmiyet kararlarına karşı Kanun'un yayım tarihinden itibaren on beş gün

içinde temyiz kanun yoluna başvurma hakkı getirildiği vurgulanmıştır. Temyiz

kanun yoluna başvurulması hâlinde başvurucunun bireysel başvuru dilekçesinde

belirttiği hak ihlali iddialarının etkin bir iç hukuk yolu olan Yargıtay ilgili

ceza dairesinin temyiz incelemesi ile değerlendirilebileceği hususu

gözetildiğinde başvurunun koruma mekanizmasının ikincil niteliğine uygun

olmadığının kabul edilmesi gerektiği değerlendirmesine yer verilmiştir.

2. Değerlendirme

27. 7188 sayılı Kanun'un 29. maddesiyle 5271 sayılı

Kanun'un 286. maddesine eklenen (3) numaralı fıkra uyarınca -temyiz

edilemeyecek kararlar kapsamında olsa bile- sayılan suçlar nedeniyle verilen

bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları temyiz edilebilecektir.

Anılan fıkrada sayılanlar arasında 5237 sayılı Kanun'da geçen ''silâhlı

örgüt'' (314. madde) suçu da yer almaktadır.

28. 7188 sayılı Kanun'un 31. maddesi ile 5271 sayılı

Kanun'a eklenen geçici 5. maddeye göre de 5271 sayılı Kanun'un 286. maddesinin

(3) numaralı fıkrasında yapılan düzenleme -on beş gün içinde talep etmek

koşuluyla- aynı suçlarla ilgili olarak bölge adliye mahkemelerince verilmiş

kesin nitelikteki kararlar hakkında da uygulanacaktır.

29. Yukarıda belirtilen değişiklikler gözetildiğinde

başvurucu hakkındaki kesinleşmiş hükmün -belli sürede başvurmak koşuluyla-

temyiz edilebilme olanağına kavuştuğu anlaşılmaktadır.

30. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son

cümlesi şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için

olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."

31. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru

hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri

sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal

başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması

gerekir."

32. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel

başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm

organlarının anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya

çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu

nedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine ilişkin iddiaların

öncelikle derece mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından

değerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve

Cennet Yeşilyurt, § 16).

33. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen

hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek

ikincil nitelikte bir hak arama yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil

niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için

öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca başvurucunun

şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne

uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu

makamlara sunması, aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için

gerekli özeni göstermiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt,

§ 17).

34. Başvuru yollarının tüketilip tüketilmediği, ilke

olarak Anayasa Mahkemesine başvurunun yapıldığı tarihteki duruma bakılarak

değerlendirilir. Ancak Anayasa Mahkemesi bazı durumlarda bireysel başvuru

yapıldıktan sonra oluşturulan yeni başvuru yollarının tüketilmesi gerektiğine

de karar verebilir. Özellikle belli konulardaki sorunlara çözüm bulmak amacıyla

sonradan oluşturulmuş bir yol söz konusu ise ikincillik ilkesi, o konudaki temel

hak ve özgürlüklerin ihlali iddialarının -bu yol vasıtasıyla- öncelikle idari

ve yargısal makamlarca değerlendirilmesine imkân tanınmasını gerekli kılabilir

(bazı değişikliklerle bkz. Sait Orçan, B. No: 2016/29085, 19/7/2017, §

35).

35. Her hâlükârda bir başvuru yolunun tüketilmesinin

gerekli olması için ulaşılabilir olması, ihlal iddiaları yönünden makul bir

başarı şansı sunması ve yeterli giderim sağlaması gerekir. Dolayısıyla bireysel

başvuru yapıldıktan sonra yeni bir başvuru yolunun oluşturulması hâlinde

Anayasa Mahkemesinin görevi söz konusu başvuru yolunun düzenleniş şekli

itibarıyla ulaşılabilir olup olmadığını, ihlal iddiaları yönünden makul bir

başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama niteliğini haiz olup olmadığını

değerlendirmektir (Sait Orçan, §§ 36, 37).

36. Somut olayda 7188 sayılı Kanun ile 5271 sayılı

Kanun'un 286. maddesine eklenen (3) numaralı fıkra kapsamındaki suçlarla ilgili

olarak daha önce bölge adliye mahkemeleri ceza dairelerince verilen kesin

nitelikteki kararlar bakımından temyiz kanun yolu açılmıştır. Sonradan açılan temyiz

kanun yolunun ulaşılabilir olmadığı ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı

şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesinin bulunmadığı söylenemez.

Sonradan açılan bu yol, usul hukukundaki temyiz kanun yolunun başvuru süresi ve

belli sınırda kalan cezalar açısından genişletilmiş şeklini oluşturmaktadır.

37. Sonuç olarak anılan başvuru yolu tüketilmeden yapılan

başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile

bağdaşmayacağı açıktır.

38. Açıklanan gerekçelerle başvurunun başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Diğer ihlal iddialarının başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA 28/1/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Muammer TOPAL

Recai AKYEL

Selahaddin MENTEŞ

Raportör

:

Hüseyin Özgür SEVİMLİ

Başvurucu

:

Yaşar KOŞAR

Vekili

:

Av. Esra DEMİR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2018/14189, 28 Ocak 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası