İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Yasin Akdeniz Başvurusu (B. No: 2017/19108)

1. Başvuru, gözaltında tutma koşullarının kötü olması ve

Başvuru No2017/19108Tarih8 Temmuz 2020Okuma17 dk · 3.430 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Yasin Akdeniz Başvurusu (2)

Karar tarihi
8 Temmuz 2020
Başvuru Numarası
2017/19108
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.430 kelime·17 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, gözaltında tutma koşullarının kötü olması ve

gözaltında kötü muameleye maruz bırakılma nedeniyle kötü muamele yasağının

ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 3/4/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na

(FETÖ/PDY) üye olma suçundan 20/7/2016 tarihinde gözaltına alınan başvurucu,

askerî makamlarca kolluk birimine teslim edilmiştir. Aynı tarihte düzenlenen

tutanağa göre başvurucunun gözaltına alındığı eşine haber verilmiştir.

Başvurucu 20/7/2016-24/7/2016 tarihleri arasında gözaltında kalmıştır. Başvurucu

24/7/2016 tarihli ifadesini müdafii ile birlikte vermiştir.

9. 24/7/2016 tarihinde Ankara 2. Sulh Ceza Hâkimliği

tarafından başvurucunun tutuklanmasına karar verilmiştir. Başvurucu hakkında

kamu davası açılmış olup yargılamanın devam ettiği anlaşılmaktadır.

10. Başvurucu ceza infaz kurumunda tutuklu olarak

bulunmakta iken 12/10/2016 tarihinde, gözaltında kaba dayağa maruz

bırakıldığını, uzun süre ters kelepçeli olacak şeklinde gözaltı süresi boyunca

kelepçeli tutulduğunu, uzun süre kendisine yemek verilmediğini belirten "Beyanımdır."

ibareli bir belge düzenlemiş, bu belgeye 47 kişiden oluşan tanık listesini

ekleyip belgeyi avukatına vermiştir.

11. Başvurucu 2/11/2016 tarihinde avukatı aracılığıyla

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gözaltında kötü muameleye maruz kaldığı

yönünde suç duyurusunda bulunmuştur.

12. Başvurucunun suç duyurusunda bulunması üzerine Ankara

Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatılmıştır. Soruşturma kapsamında

Ankara Emniyet Müdürlüğünden konuya ilişkin bilgi talep edilmiş ayrıca

başvurucuya ait gözaltı giriş ve çıkış adli muayene raporları dosyaya

getirtilmiştir.

13. İmza altına alınan Teslim-tesellüm Tutanağı'ndan,

20/7/2016 tarihinde Kara Kuvvetleri Komutanlığı tarafından başvurucunun kolluk

birimine darp ve cebir izin bulunmaksızın teslim edildiği anlaşılmaktadır.

14. Başvurucunun gözaltında bulunduğu 20/7/2016-24/7/2016

tarihleri arasında Ankara Gazi Mustafa Kemal Devlet Hastanesi tarafından her

gün için ayrı olmak üzere düzenlenen toplam beş adli muayene raporunda başvurucunun

vücudunda herhangi bir darp veya cebir izine rastlanmadığı belirtilmiştir.

15. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 13/12/2016

tarihinde, 20/7/2016 tarihli Ankara Merkez Komutanlığı 1. Askerî İnzibat Bölge

Komutanlığı Revir Baştabipliğinin raporuna göre müştekinin vücudunda darp ve

cebir izine rastlanmadığı, raporda ek olarak başvurucunun darp ve cebire maruz

kalmadığına ilişkin imzalı beyanının bulunduğu, Ankara Gazi Mustafa Kemal

Devlet Hastanesinin 20/7/2016, 21/7/2016, 22/7/2016, 23/7/2016 ve 24/7/2016

tarihli adli raporlarına göre başvurucunun vücudunda darp ve cebir izine

rastlanmadığı, dosya içinde müştekinin gözaltına alındığının 20/7/2016

tarihinde eşine telefonla haber verildiğine dair Yakınlara Haber Verme

Tutanağı'nın mevcut olduğu, başvurucunun gözaltında kaldığı süre içinde

kötü muameleye maruz kaldığına dair soyut iddiasından başka kamu davası açmayı

haklı gösterecek ve yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilemediği

gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Başvurucunun

itirazı Ankara 9. Sulh Ceza Hâkimliğinin 9/3/2017 tarihli kararıyla

reddedilmiştir.

16. Ankara 9. Sulh Ceza Hâkimliğinin kararı başvurucuya

20/3/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 3/4/2017 tarihinde bireysel

başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

17. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu’nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı"

kenar başlıklı 2. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

1. İdari dava türleri şunlardır:

A) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil,

sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı

iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları,

b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı

kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları,

…”

18. 2577 sayılı Kanun'un "Doğrudan doğruya tam

yargı davası açılması" kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:

“İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş

olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya

başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem

tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine

getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi

halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek

hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği

tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir.

19. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu’nun "Gözaltı İşlemlerinin Denetimi" kenar başlıklı 92.

maddesi şöyledir:

"(1)Cumhuriyet başsavcıları veya görevlendirecekleri Cumhuriyet

savcıları, adlî görevlerinin gereği olarak, gözaltına alınan kişilerin

bulundurulacakları nezarethaneleri, varsa ifade alma odalarını, bu kişilerin

durumlarını, gözaltına alınma neden ve sürelerini, gözaltına alınma ile ilgili

tüm kayıt ve işlemleri denetler; sonucunu Nezarethaneye Alınanlar Defterine

kaydederler."

20. 1/6/2005 tarihli ve 25832 sayılı Resmî Gazete’de

yayımlanan Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği’nin 4., 11., 25.

ve 26. maddelerinin ilgili kısımları şöyledir:

" Madde 4 - …

Nezarethane: Şüpheli veya sanıkların

haklarındaki işlemlerin tamamlanıp adlî mercilere sevk edilinceye kadar

bekletilmesi amacıyla yapılmış yerleri,

…

ifade eder.

...

Madde 11 - Üst araması yapılan kişinin

nezarethaneye girişi, bu Yönetmeliğe ekli Nezarethaneye Alınanların Kaydına Ait

Defter"e (EK-B) kaydedilerek sağlanır.

Nezarethane işlemlerinde;

a) Aynı suçla ilgisi olanlar, birbirine

hasım olanlar, erkek ve kadınlar bir araya konulmazlar, çocuklar yetişkinlerden

ayrı tutulurlar.

b) Nezarethanede zarurî hâller dışında

beşten fazla kişi bir arada bulundurulmaz.

c) Tuvalet, temizlik gibi zorunlu

ihtiyaçların giderilmesi görevli memurun gözetiminde sağlanır.

d) Yiyecek ve içecekler önceden kontrol

edilir.

e) Gözaltına alınan kişi saldırgan bir

tutum sergilemeye başladığı veya kendisine zarar vermeye kalkıştığı takdirde

önce sözle kontrol altına alınmaya çalışılır. Bu mümkün olmadığı takdirde,

hareketini giderecek derecede kuvvet kullanılabilir. Ancak zarurî olmadıkça

gerek kendisinin gerek başkasının hayatı, vücut bütünlüğü veya sağlığı

tehlikeye girmedikçe kuvvet kullanılmaz.

f) Saldırgan tutum ve davranışları

kontrol altına alınamayan kişiler tıbbî müdahalede bulunulması için sağlık

kuruluşlarına gönderilir.

g) Gözaltına alınan kişilerin yaşama

haklarını koruyucu gerekli önlemler alınarak, bu amaçla ilgili gözetlenebilir.

Gözetleme işlemi teknik imkânlar ölçüsünde kayda alınabilir.

h) Gözaltındaki kişinin beslenme, nakil,

sağlığının korunması ve gerektiğinde tedavisi, yakalandığının yakınlarına haber

verilmesi giderleri ilgili birimin bağlı olduğu Bakanlığın bütçe ödeneklerinden

karşılanır.

...

Madde 25 - Nezarethaneler en az 7

metrekare genişliğinde, 2,5 metre yüksekliğinde ve duvarlar arasında en az 2

metre mesafe olacak şekilde düzenlenir. Yeterli doğal ışıklandırma ve havalandırma

imkânları sağlanır. Ancak, şüpheli sayısının çokluğu sebebiyle nezarethane

imkânlarının yetersiz olması durumunda, nezarethaneler için öngörülen fizikî

şartlara sahip başka yerler de kullanılabilir.

Nezarethanelerde gözaltına alınan

kişilerin yatmaları ve oturmaları için yeteri kadar sabit ve dayanıklı oturma

yerleri bulundurulur.

Mevsim ve gözaltı yerlerinin maddî

şartları da dikkate alınarak, geceyi gözaltında geçirecek şahıslar için yeterli

miktarda battaniye ve yatak temin edilir.

Tuvalet, banyo ve temizlik

ihtiyaçlarının giderilmesi için gerekli tedbirler alınır.

Nezarethane girişine, onaylanmış

nezarethane talimatı asılır.

İç ve dış emniyeti sağlanmış, özel

surette hazırlanmış, teknik donanımlı, bağımsız yerlerin ifade alma odası

olarak kullanılmasına özen gösterilir.

Mevcut nezarethane ve ifade alma

odalarının standartlara uygun hâle getirilmesi bütçe imkânları çerçevesinde

sağlanır.”

...

Madde 26 – Nezarethane ve ifade alma

odalarının standartlara uygunluğunu sağlamak amacı ile kolluk kuvvetlerinin

yetkili birimleri tarafından denetleme yapılır.

Cumhuriyet başsavcıları veya

görevlendirecekleri Cumhuriyet savcıları, adlî görevlerinin gereği olarak,

gözaltına alınan kişilerin bulundurulacakları nezarethaneleri, varsa ifade alma

odalarını, bu kişilerin durumlarını, gözaltına alınma neden ve sürelerini,

gözaltına alınma ile ilgili tüm kayıt ve işlemleri denetler; sonucunu

Nezarethaneye Alınanların Kaydına Ait Deftere kaydederler.

Yetkili ve görevli mercilerin mevzuatta

öngörülen denetim yetkileri saklıdır."

21. 5271 sayılı Kanun'un "Bir suçun işlendiğini

öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi" kenar başlıklı 160.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Cumhuriyet

savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir

hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek

üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar"

22. 5271 sayılı Kanun'un 172. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

"Cumhuriyet savcısı, soruşturma

evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil

elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya

yer olmadığına karar verir..."

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

23. Mahkemenin 8/7/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Gözaltındaki

Tutma Koşullarının Yetersiz Olduğuna İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

24. Başvurucu; temiz hava alma, yıkanma, temizlenme,

uyuma, dinlenme, egzersiz yapma, sıcak su, güneş ışığından yararlanma gibi

temel ihtiyaçları karşılanmaksızın gözaltında tutulduğunu, tutulduğu alanın

aşırı kalabalık ve kirli olduğunu, verilen yemek ve suyun yetersiz olduğunu,

yatma ve ısınma için gerekli malzemelerin verilmediğini belirterek Anayasa'nın

17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

25. Bakanlık,

anılan iddialar yönünden bir görüş bildirmemiştir.

2. Değerlendirme

26. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son

cümlesi şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için olağan

kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."

27. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru

hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen

işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru

yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması

gerekir."

28. Temel hak ve özgürlüklere saygı devletin tüm

organlarının uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun davranılmadığı

takdirde ortaya çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari mercilere ve derece

mahkemelerine başvurulmalıdır. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği

gereği, Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunulabilmesi için öncelikle olağan

kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu

şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne

uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu

makamlara sunması, bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli

özeni göstermiş olması gerekir. İddia edilen hak ihlallerinin bu olağan denetim

mekanizması içinde giderilememesi durumunda bireysel başvuru yoluna gidilebilir

(İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17; Bayram Gök,

B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 18).

29. Anayasa Mahkemesi gözaltında tutulan kişilerin

nezarethane tutma koşullarının yetersizliği nedeniyle kötü muameleye maruz

kaldığı yönündeki iddialarıyla ilgili olarak temel ilkeleri ortaya koyduğu ve

değerlendirmelerde bulunduğu kararında, şikâyete konu yetersiz koşullardaki

tutma hâli sona ermişse idari yargı yolunda açılacak tam yargı (tazminat)

davasını etkili bir yol olarak kabul etmiştir (Nebahat Baysal Gül, B.

No:2016/14634, 28/5/2019, §§ 17-31; Tuncay Gürsen, B.No: 2016/35379, §§

17-24). Eldeki başvuruda anılan içtihatta belirlenen temel ilkeden ayrılmayı

gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

30. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Gözaltında

Kötü Muameleye İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

31. Başvurucu; gözaltında iken ailesine ve avukatına

ulaşma imkânı verilmeyerek kötü muamele için uygun ortam yaratıldığını, uzun

süre ters kelepçeli olmak üzere gözaltı süresi boyunca kelepçeli şekilde

tutulduğunu, perdeleri ve iç lambaları kapatılmış otobüsle ters kelepçeli

olarak iki kez yolculuk yaptırıldığını, beş saat boyunca elleri ters kelepçeli

olacak şekilde dizleri üstünde bekletildiğini ve bu şekilde iken kaba dayağa

maruz kaldığını, ani ölüm noktası olan boyun köküne yumruklarla vurulduğunu,

psikolojik olarak yoğun baskı gördüğünü, ifadesi alınırken gözaltında kötü

muameleye maruz kaldığını beyan etmesine karşın işlem yapılmadığını belirterek

kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu; müşteki

sıfatıyla beyanı alınmaması, şüphelilerin ifadelerine ve bildirdiği tanıkların

beyanlarına başvurulmaması, sağlık raporu aldırılmaması ve kamera

görüntülerinin toplanmaması nedeniyle şikâyetleri hakkında yürütülen

soruşturmanın etkili olmadığını da ileri sürmüştür.

32. Bakanlık görüşünde; başvurucunun kaçma şüphesinin

bulunduğunun değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, kelepçelenmeden

dolayı elinde ya da kolunda herhangi bir yaralanma olduğuna dair başvurucunun

bir iddiasının olmadığı, başvurucu hakkında düzenlenen adli muayene

raporlarının tümünde darp ve cebir izi bulunmadığının tespit edilmiş olduğu,

başvurucunun adli muayene raporu düzenlendiği esnada şikâyetlerini muayenesini

yapan doktora iletmediği, başvurucunun ifadesi alınırken kötü muamele

iddialarını iletmediği, mağdurların olayın ortaya çıkarılması için üzerilerine

düşen özen yükümlülüğünü yerine getirmeleri gerektiği belirtilmiştir. Sonuç

olarak Bakanlık; başvurucunun kötü muameleye ilişkin iddialarını somut deliller

ile desteklememiş olması ve soyut beyanlardan öteye geçememiş olması, hakkında

düzenlenen beş adli muayene raporunun her birinde darp ve cebir izine

rastlanmadığı hususunun ayrı ayrı belirtilmiş olması, hakkında iddia edilen

suçun vasfı ve başvurucunun kaçma ihtimaline binaen kolluğun mevzuattan

kaynaklanan yetkileri neticesinde başvurucuya kelepçe takılmış olması,

başvurucunun iddia ettiği olaylara yönelik şikâyetlerini gözaltı süresi sona

erdikten yaklaşık üç ay sonra Başsavcılığa bildirmesi, somut olayın özel koşulları,

alınan tedbirlerin niteliği ve süresi, amacı ve söz konusu kişi üzerindeki

etkisi birlikte değerlendirildiğinde başvurucunun kötü muameleye ilişkin

iddialarının asgari ağırlık eşiğini aşan bir muamele olarak

değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, ayrıca Başsavcılığın başvurucunun soyut

beyanlarına ilişkin somut delil elde etmeye yönelik olarak resen yapmış olduğu

yazışma ve araştırmalar sonucunda Savcılığın kovuşturmaya yer olmadığına dair

kararında ulaştığı sonucun makul olduğu ve başvurucunun şikâyetlerinin açıkça

dayanaktan yoksun olduğu görüşünü bildirmiştir.

33. Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvurucu, kötü

muamele iddialarının ifade tutanaklarına geçirilmediğini, müdafi ile hiçbir

aşamada bir araya getirilmediğini, müdafinin zorunlu olarak sorguda

bulundurulduğunu, darbe teşebbüsüne katılan kişilere kötü muamele yapıldığının

insan hakları kuruluşları ve medya aracılığıyla bilinebilir olduğunu, kamera

kayıtlarının toplanmadığını, gözaltına alınma işleminden sonra alınan

raporların masa başında düzenlenmiş uydurma raporlar olduğunu, işkencenin

doktorların önünde gerçekleştirildiğini, kötü muamele iddialarını sorguda

anlatan kişilerin dinlenmediğini bu nedenle sorguda kötü muameleyi

anlatmamasının özen yükümlülüğünün ihlali şeklinde değerlendirilemeyeceğini,

toplanmasını istediği delillerin toplanmadığını belirtmiştir.

2. Değerlendirme

34. Anayasa'nın "Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve

manevî varlığı" kenar başlıklı 17. maddesinin birinci ve üçüncü

fıkraları şöyledir:

"Herkes, yaşama, maddî ve manevî

varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

...

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz;

kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz."

35. Anayasa’nın "Devletin temel amaç ve

görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, (...)

kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle

bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri

kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları

hazırlamaya çalışmaktır.”

36. Herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkı Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınmıştır. Anılan

maddenin birinci fıkrasında insan onurunun korunması amaçlanmıştır. Üçüncü

fıkrasında da kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı, kimsenin insan

haysiyetiyle bağdaşmayan ceza veya muameleye tabi tutulamayacağı hüküm

altına alınmıştır (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014,

§ 80).

37. Devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin bu

hakka müdahale etmemelerini yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen

şekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal zarar görmelerine neden olmamalarını

gerektirir. Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygı gösterme

yükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir (Cezmi Demir ve diğerleri,

§ 81).

38. Anayasa’nın 17. maddesi Anayasa'nın 5. maddesiyle

birlikte değerlendirildiğinde devlete ayrıca kişilerin işkence ve eziyete ya da

insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir ceza veya muameleye maruz bırakılmalarını

engelleyecek tedbirler alma ödevi yüklemektedir. Anılan yükümlülük, devletin

kişilerin fiziksel ve ruhsal bütünlüklerini idari ve yasal mevzuat aracılığıyla

koruma hususundaki pozitif yükümlülüğünü oluşturmaktadır.

39. Devletin kişinin maddi ve manevi varlığını koruma

hakkı kapsamında sahip olduğu pozitif yükümlülüğün usule ilişkin boyutu

çerçevesinde bireyin bir devlet görevlisi tarafından hukuka aykırı olarak ve

Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye tabi tutulduğuna

ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlinde olay hakkında etkili bir

soruşturmanın yürütülmesi gerekmektedir (Cezmi Demir ve diğerleri, §

110; Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 25).

40. Bir şikâyet yapılmadığında bile kötü muameleyi

gösteren yeterli belirtiler olduğunda soruşturma açılması sağlanmalıdır (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 116).

41. Bu noktada kişinin sağlıklı hâldeyken gözaltına

alındığı ancak salıverildiği anda ya da salıverilmeden önce vücudunda yaralanma

tespit edildiği durumlarda söz konusu yaralanmanın nasıl oluştuğu hususunda

makul bir açıklama getirme ve mağdurun bu yöndeki iddialarını şüphede bırakacak

kanıtları sunma yükümlülüğünün devlete ait olduğunu, özellikle ilgili

iddiaların doktor raporları ile doğrulandığı hâllerde kötü muamele yasağı

bağlamında açık sorunların ortaya çıkacağını ifade etmek gerekir (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 94).

42. Bununla birlikte her kötü muamele iddiasının

Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının getirdiği korumadan ve Anayasa'nın

5. maddesiyle birlikte devlete yüklediği pozitif yükümlülüklerden yararlanması

beklenemez. Bu bağlamda kötü muamele konusundaki iddialar uygun delillerle

desteklenmelidir. İddia edilen olayların gerçekliğini tespit etmek için soyut

iddiaya dayanan şüphe ötesinde makul kanıtların varlığı gerekir. Bu kapsamdaki

bir kanıt yeterince ciddi, açık ve tutarlı emarelerden ya da aksi ispat

edilmemiş birtakım karinelerden oluşabilir. Bu bağlamda kanıtlar

değerlendirilirken ilgililerin süreçteki tutumları da dikkate alınmalıdır (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 95).

43. Bir soruşturmanın başlatılabilmesi için öncelikle

işkence ve kötü muamele konusundaki iddialar uygun delillerle desteklenmelidir.

İddia edilen olayların gerçekliğini tespit etmek için her türlü makul şüpheden

uzak kanıtların varlığı gerekir. Bu nitelikteki bir kanıt yeterince ciddi, açık

ve tutarlı emarelerden ya da aksi ispat edilemeyen birtakım karinelerden de

oluşabilir. Ancak bu uygun koşulların tespiti hâlinde bir soruşturma yükümlülüğünün

bulunduğundan bahsedilebilir (C.D., B. No: 2013/394, 6/3/2014, § 28).

44. Aynı şekilde bir muamelenin Anayasa’nın 17.

maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında olabilmesi için asgari bir ağırlık

derecesine ulaşmış olması gerekir. Bu asgari eşik, göreceli olup her olayın

somut koşulları dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bu kapsamda muamelenin

süresi, bedensel ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık

durumu gibi faktörler önem taşır. Ayrıca muamelenin ardındaki saik ve amaç

dikkate alınmalıdır. Muamelenin heyecanın yükseldiği ve duygu yoğunluğunun

olduğu bir anda meydana gelip gelmediği de gözönünde bulundurulmalıdır (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 83; Özge Özgürengin, § 49; Ali Ulvi

Altunelli, § 56).

45. Anayasa Mahkemesi, asgari eşik seviyesini aştığı

varsayılan kötü muamele iddialarında öncelikle bu konudaki kanıtlama sorununu

ele almaktadır. Burada kötü muameleye maruz kalması nedeniyle mağdur olduğunu

ileri süren kişilerin -ispat külfetinin devlete geçtiği durumlar istisna olmak

üzere- kötü muamele yasağı kapsamına giren ağırlıkta bir muamele görmüş

olabileceklerini gösteren emare ve delil sunmaları gerektiğini belirtmek

gerekir (Beyza Metin, B. No: 2014/19426, 12/12/2018, § 45).

46. Mağdur olduğunu ileri süren kişilerin olgulara

dayanmayan yetersiz açıklamaları, iddialarının deliller ile desteklenmemesi

hatta kimi zaman delillerin uyumsuzluğu, kötü muamelenin yapıldığı yer, zaman

ve diğer konulardaki çelişkili ifadeleri, müdafilerinden farklı iddiaları ileri

sürmeleri gibi hususlar kötü muamelenin gerçekliğini şüpheye düşürür. Bu

durumda iddiaların savunabilir olduğundan ve dolayısıyla bu iddialara ilişkin

derhâl bir soruşturma başlatılması gerekliliğinden söz edilemeyecektir. Bu gibi

durumlar -iddiaların güçlü bir dayanak ile birlikte yetkili merciler nezdinde

dile getirilmemesi- söz konusu olduğunda mağdur olduğunu ileri süren kişilerin

etkili bir soruşturma yürütülmesine ilişkin meşru (haklı) bir beklentiye

girebileceklerini söyleyebilmek de mümkün değildir (Beyza Metin, § 46).

47. Kişilerin iddialarını desteklemek için yetkili

makamlara zamanında başvurmaları gibi bir özen yükümlülükleri de bulunmaktadır.

Anayasa Mahkemesi, bu tür şikâyetleri esastan inceleyebilmek için bu konuda

haklı bir neden ileri sürüldüğünde kişilerin iddialarını desteklemek için

kendilerinden makul olarak beklenen her şeyi yerine getirdiğine kanaat getirmek

durumundadır. Aksine kanaat getirildiğinde söz konusu iddialar savunabilir

düzeye ulaşmadığı için kötü muamele yasağının ihlal edildiğinin incelenebilmesi

mümkün olmamaktadır (Beyza Metin, § 47).

48. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun

ihlal iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin

olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya

zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul

edilebilir (Hikmet Balabanoğlu, B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

49. Somut olayda başvurucu öncelikle gözaltına

alındığının ailesine haber verilmediğini, ayrıca avukatına ulaşma imkânı

tanınmadığını ileri sürmüştür. Başvurucu hakkında yürütülen adli sürece ilişkin

dosya içeriğinde başvurucunun gözaltına alındığının eşine haber verildiğine

ilişkin bir tutanağın mevcut olduğu görülmüştür. Başvurucunun24/7/2016 tarihli

ifadesini müdafii ile birlikte vermiş olduğu yine tutanaklardan

anlaşılmaktadır.

50. Başvurucu, gözaltında kötü muameleye maruz kaldığına

ilişkin iddiaları ifadesinin alındığı her aşamada dile getirdiğini ileri

sürmüşse de dosyaya bu iddialarını doğrular nitelikte belge sunmamıştır.

Bakanlık görüşüne karşı beyan dilekçesinde ise başvurucu sorgu sırasında bu

iddiaları ileri sürmemesinin aleyhine yorumlanamayacağı şeklinde görüş

bildirmiştir. Başvurucunun anılan iddiaları Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan

suç duyurusundan önce kamu makamlarına iletip iletmediği konusunda net bir

açıklama yapmadığı anlaşılmış ve şikayetlerin kamu makamlarına iletilme tarihi

olarak suç duyurusu esas alınmıştır.

51. Başvurucu gözaltı süresi boyunca kelepçeli şekilde

tutulduğunu ileri sürmektedir. İddia edilen şekilde beş gün boyunca kelepçeli

şekilde tutulmanın el bileklerinde kelepçe izi oluşmasına yol açması beklenir.

Yine başvurucu tarafından ileri sürülen kaba dayağa maruz kalma iddiasının da

fiziksel olarak tespit edilebilecek birtakım bulgulara yol açması olasıdır.

Başvurucu hakkında gözaltı sürecinde alınan toplam beş adli muayene raporunun

tamamında başvurucuda darp ve cebir izine rastlanmadığı belirtilmiştir.

Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyan dilekçesine kadar hiçbir aşamada

anılan sağlık muayenelerinin uygun şekilde yapılmadığına, yaralanmaları tespit

edilmesine karşın rapora yazılmadığına ya da kötü muameleye maruz kaldığını

muayeneyi yapan kişiye iletemediğine ilişkin bir iddiada bulunmamıştır.

Bakanlık görüşüne karşı beyan dilekçesinde ise raporların masa başında

hazırlandığı ve uydurma olduğu iddiasında bulunmakla birlikte muayene

süreçlerine ilişkin bir açıklama yine yapmamıştır. Raporların incelenmesi

neticesinde sağlık muayenesinin güvenlik personelinin nezaretinde yapıldığı

anlaşılmakta ise de bu durumun başvurucunun yaralanmalarının tespit edilmesi

önünde engel teşkil ettiği yönünde bir iddia bulunmamaktadır. Esasında

başvurucu, ileri sürdüğü kötü muameleler sonucunda vücudunda bir yaralanma

meydana gelip gelmediği yönünde bir açıklama da yapmamıştır.

52. Tüm bu tespitlere göre iddiaya konu kötü muamele

olayına ilişkin olarak gözaltı tarihinden yaklaşık üç ay sonra ileri sürülen ve

dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerle uyumlu olmayan iddialar, kötü muamele

iddialarını desteklemeyen sağlık raporları, başvurucunun bu sağlık raporlarına

ilişkin hiçbir aşamada bir itiraz ileri sürmemiş olması hususları birlikte

değerlendirildiğinde başvurucunun kötü muameleye maruz kaldığına ilişkin

savunulabilir bir iddia ortaya koyamadığı sonucuna ulaşılmıştır.

53. Etkili soruşturma yükümlülüğünün ancak kötü muameleye

ilişkin savunulabilir bir iddia ortaya konulması hâlinde söz konusu olacağına

ilişkin ilkeler hatırlandığında başvurucunun hiçbir aşamada itiraz etmediği

sağlık raporlarının iddiaları doğrulamadığı soruşturma makamları tarafından

dikkate alınarak başkaca delil toplanmamış olması, etkili soruşturma

yükümlülüğünün ihlali olarak değerlendirilemeyecektir.

54. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Gözaltında tutma koşullarının yetersiz olduğuna

ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Gözaltında kötü muamele iddiasının açıkça

dayanaktan yoksun olması, nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA 8/7/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Burhan ÜSTÜN Muammer TOPAL Selahaddin MENTEŞ Raportör : Gizem Ceren DEMİR KOŞAR Başvurucu : Yasin AKDENİZ Vekili : Av. Mahmut KAÇAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/19108, 8 Temmuz 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Gözaltındaki
  14. B. Gözaltında
  15. A. 1. Gözaltında tutma koşullarının yetersiz olduğuna
  16. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/19108
Tarih
8 Temmuz 2020

İlgili Kararlar

  • Güven Bostan Başvurusu (B. No: 2016/4293)
  • Hasan Kaya ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/22750)
  • Katip Kuzu Başvurusu (B. No: 2017/34770)
  • İleri Yayımcılık Tanıtım ve Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2017/30756)
  • İhsan Dedemoğlu ve Muharrem Gökgöz Başvurusu (B. No: 2016/11652)
  • Tuncay Gündoğan Başvurusu (B. No: 2018/8170)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.