İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Yusuf Büyükcelep Başvurusu (B. No: 2016/9878)

1. Başvuru, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi

Başvuru No2016/9878Tarih6 Şubat 2019Okuma16 dk · 3.281 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Yusuf Büyükcelep Başvurusu

Karar tarihi
6 Şubat 2019
Başvuru Numarası
2016/9878
R.G. Tarih ve Sayı
22/2/2019-30694
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.281 kelime·16 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi

nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 5/5/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün E.2013/4147 sayılı

dosyasında yürütülen icra takibi kapsamında satışına karar verilen taşınmazla

ilgili olarak İstanbul 23. İcra Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) ihalenin feshi

davası açmıştır.

9. Mahkeme 8/6/2015 tarihinde dosya üzerinden yaptığı incelemede

taşınmazın ihalesinin İstanbul Anadolu 10. İcra Dairesince

gerçekleştirildiğini, kanun hükmü uyarınca artırma ve ihaleye ilişkin

uyuşmazlıkların çözümünde istinabe olunan icra dairesinin bağlı bulunduğu icra

mahkemesinin (İstanbul Anadolu İcra Mahkemesi) yetkili olduğunu belirtmiş;

kesin olarak yetkisizliğine hükmetmiştir.

10. Davalı tarafın talebi üzerine Mahkeme 2/7/2015 tarihli ek

kararında 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20.

maddesinde görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi hâlinde taraflardan

birinin, bu karar verildiği anda kesin ise bu tarihten itibaren iki hafta

içinde kararı veren mahkemeye başvurarak dava dosyasının görevli ya da yetkili

mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekeceğini, aksi takdirde bu mahkemece

davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin düzenlendiğini, davacı

tarafından karar tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içinde dosyanın

yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmediğini belirterek davanın

açılmamış sayılmasına hükmetmiştir.

11. Yetkisizlik kararı ve ek karar 14/7/2015 tarihinde

başvurucuya tebliğ edilmiş, başvurucu aynı tarihte dosyanın görevli ve yetkili

İstanbul Anadolu İcra Mahkemesine gönderilmesini talep etmiştir.

12. Başvurucu ek kararı temyiz etmiş, ancak Yargıtay 12. Hukuk

Dairesi (Daire) 23/11/2015 tarihli kararıyla hükmü onamıştır.

13. Karar düzeltme talebi, aynı Dairenin 15/3/2016 tarihli

kararıyla reddedilmiştir.

14. Ret kararı 6/4/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş ve

5/5/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

1. Kanun Hükümleri

15. 6100 sayılı Kanun'un 20. maddesinin (1) numaralı fıkrası

olay tarihindeki hâliyle şöyledir:

"(1) Görevsizlik veya yetkisizlik kararı

verilmesi hâlinde, taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise bu

tarihten, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın

kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının

tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak,

dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi

gerekir. Aksi takdirde, bu mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar

verilir."

16. 6100 sayılı Kanun'un 91. maddesi şöyledir:

"Süreler, taraflara tebliğ tarihinden

veya kanunda öngörülen hâllerde, tefhim tarihinden itibaren işlemeye

başlar."

17. 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun

134. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"İhalenin feshine ilişkin şikâyet

görevsiz veya yetkisiz icra mahkemesi veya mahkemeye yapılırsa, icra mahkemesi

veya mahkeme evrak üzerinde inceleme yaparak başvuru tarihinden itibaren en geç

on gün içinde görevsizlik veya yetkisizlik kararı verir. Bu kararlar

kesindir."

18. 2004 sayılı Kanun'un 360. maddesi şöyledir:

"Haczedilen mallar başka bir yerde

bulunduğu takdirde satış, istinabe suretiyle yapılır. Artırma ve ihaleye

mütedair ihtilaflar istinabe olunan icra dairesinin tabi bulunduğu icra

mahkemesince hallolunur."

2. Anayasa Mahkemesi

Kararı

19. Başvuru konusuna benzer bir olayla ilgili olarak açılan

başka bir davada 6100 sayılı Kanun'un 20. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

birinci cümlesinde yer alan "...bu

karar verildiği anda kesin ise bu tarihten..." ibaresinin

Anayasa'nın 36. maddesine aykırılığı ileri sürülmüştür. Anayasa Mahkemesi,

mahkemeler tarafından kesin olarak verilen görevsizlik ve yetkisizlik kararını

öğrenme imkânı olmayan tarafın dava dosyasının görevli veya yetkili mahkemeye

süresinde gönderilmesini talep etme imkânını bulamaması nedeniyle davanın

açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde usul hukuku anlamında hak kayıplarının

yaşanacağını, davacının yeniden harç ödemek suretiyle tekrar dava açmak zorunda

bırakılmasının yanında zamanaşımının kesilmesi, hak düşürücü sürenin korunması

gibi hakların da sona ereceğini belirtmiştir. Bu açıdan tarafların henüz

varlığından haberdar olmadığı görevsizlik ya da yetkisizlik kararının verildiği

tarihten itibaren iki haftalık süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye

başvurmadıkları gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin

sonuçlarının hak arama özgürlüğünü ölçüsüz bir şekilde sınırlandırdığı

belirtilerek anılan hükmün Anayasa'nın 36. maddesine aykırı olduğuna karar

verilmiş veKanun'da yer alan "...bu karar verildiği anda kesin ise bu tarihten..." ibaresi iptal edilmiştir (AYM, E.2015/96,

K.2016/9, 10/2/2016).

B. Uluslararası Hukuk

1. İlgili Sözleşme

20. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinin

(1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile

ilgili uyuşmazlıklar ... konusunda karar verecek olan,...

bir mahkeme tarafından davasının ...görülmesini istemek hakkına

sahiptir..."

2. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi İçtihadı

21. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrası açık bir biçimde mahkeme veya yargı merciine

erişim hakkından söz etmese de maddede kullanılan terimler bir bütün olarak

dikkate alındığında bu fıkranın mahkemeye erişim hakkını da garanti altına

aldığı sonucuna ulaşıldığını belirtmektedir (Golder/Birleşik Krallık [GK], B. No: 4451/70, 21/2/1975, §§

28-36). AİHM'e göre mahkemeye erişim hakkı

Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasında mündemiçtir. Bu, sözleşmeci

devletlere yeni yükümlülük yükleyen genişletici bir yorum olmayıp Sözleşme'nin

6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesindeki lafzın Sözleşme'nin

amaç ve hedefleri ile hukukun genel prensiplerinin gözetilerek birlikte

okunmasına dayanmaktadır. Sonuç olarak Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı

fıkrası, herkesin medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili iddialarını mahkeme

önüne getirme hakkına sahip olmasını kapsamaktadır (Golder/Birleşik Krallık, § 36).

22. AİHM; mahkeme hakkının bir unsurunu teşkil eden mahkemeye

erişim hakkının mutlak olmadığını, doğası gereği devletin düzenleme yapmasını

gerektiren bu hakkın belli ölçüde sınırlanabileceğini kabul etmektedir. Ancak

AİHM, bu sınırlamaların kişinin mahkemeye erişimini hakkın özünü zedeleyecek

şekilde ve genişlikte kısıtlamaması ve zayıflatmaması gerektiğini ifade

etmektedir. AİHM'e göre meşru bir amaç taşımayan ya

da uygulanan araç ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir orantılılık

ilişkisi kurmayan sınırlamalar Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı

fıkrasıyla uyumlu olmaz (Sefer Yılmaz ve Meryem Yılmaz/Türkiye, B. No: 611/12,

17/11/2015, § 59; Eşim/Türkiye, B. No: 59601/09, 17/9/2013, § 19; Edificaciones March Gallego S.A./İspanya, B. No: 28028/95, 19/2/1998, § 34).

23. AİHM, dava hakkını süre sınırına bağlayan iç hukuk

hükümlerinin yorumlanmasının öncelikli olarak kamu otoritelerinin ve özellikle

mahkemelerin görevi olduğunu belirterek AİHM'in

rolünün bu yorumun etkilerinin Sözleşme ile uyumlu olup olmadığının tespitiyle

sınırlı olduğunu ifade etmektedir. Süre sınırı getiren kuralların uygun adalet

yönetiminin güvence altına alınması amacına dayandığına işaret eden AİHM, bu

kuralların veya bunların uygulanmasının ilgililerin ulaşılabilir başvuru

yollarına müracaatlarını engelleyecek mahiyette olmaması gerektiğini

değerlendirmektedir. AİHM, bu bağlamda her bir olayın somut başvuru yolunun

özellikleri ışığında ve Sözleşme'nin 6. maddesinin birinci fıkrasının amaç ve

hedefleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizmektedir (Eşim/Türkiye, § 20).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

24. Mahkemenin 6/2/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

25. Başvurucu, icra takibinde satışına karar verilen taşınmazla

ilgili olarak açtığı ihalenin feshi davasında verilen yetkisizlik kararı

kendisine tebliğ edilmeden iki haftalık sürenin başlatılarak davanın açılmamış

sayılmasına karar verilmesi nedeniyle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına

alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş; yeniden

yargılama ile 900.000 TL maddi ve 300.000 TL manevi tazminata karar verilmesini

talep etmiştir.

B. Değerlendirme

26. Anayasa’nın "Hak

arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

27. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının adil yargılanma

hakkı kapsamındaki mahkeme hakkının bir unsuru olan mahkemeye erişim hakkı

yönünden incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

28. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin başvurunun kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Hakkın Kapsamı ve Müdahalenin Varlığı

29. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma

hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı, Anayasa’nın

36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsurudur.

Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil

yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin

taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil

yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Sözleşme'yi yorumlayan AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur.

San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017, § 34).

30. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama

özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden

gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili

güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi

ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesi

için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının tanınması gerekir.

Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden

yararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah, B. No:

2013/8896, 23/2/2016, § 33).

31. Yetkisizlik kararı üzerine süresinde mahkemeye

başvurulmadığı gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin

mahkemeye erişim hakkına bir müdahale teşkil ettiği açıktır.

b. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

32. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca

Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... ölçülülük ilkesine aykırı

olamaz."

33. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 36. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Bu sebeple müdahalenin somut başvuruya ilişkin

olarak Anayasa’nın 13. maddesinde düzenlenmiş olan kanun tarafından öngörülme,

haklı bir sebebe dayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun

olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

34. Başvuru konusu olayda, karar düzeltme talebinin reddedildiği

15/3/2016 tarihinden önce Anayasa Mahkemesinin 10/2/2016 tarihli ve E./2015/96,

K.2016/9 kararıyla 6100 sayılı Kanun'un 20. maddesinin başvuru konusu olayda

uygulanan "...bu karar verildiği anda kesin ise bu tarihten..."

ibaresi Anayasa'nın 36. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilmiş ise

de iptal kararının 23/2/2016 tarihli ve 29633 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanmasından itibaren dokuz ay sonra 23/11/2016 tarihinde yürürlüğe girdiği

anlaşılmıştır. Dolayısıyla 6100 sayılı Kanun'un anılan hükmünün dava ve karar

tarihinde yürürlükte olan haline dayanılarak verilen ''davanın açılmamış

sayılmasına'' ilişkin kararla mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin

kanuni temelinin bulunduğu sonucuna varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

35. Anayasa'nın 36. maddesinde, hak arama özgürlüğü güvence

altına alınmıştır. Maddede, hak arama özgürlüğü için herhangi bir sınırlama

nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte bunun hiçbir şekilde sınırlandırılması

mümkün olmayan mutlak bir hak olduğu söylenemez. Özel sınırlama nedeni

öngörülmemiş hakların da hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırları bulunduğu

kabul edilmektedir. Ayrıca hakkı düzenleyen maddede herhangi bir sınırlama

nedenine yer verilmemiş olsa da Anayasa'nın başka maddelerinde yer alan

kurallara dayanılarak bu hakların sınırlandırılması mümkün olabilir (AYM,

E.2015/96, K.2016/9, 10/2/2016, § 10).

36. Yargılamada taraflara belirli usule ilişkin güvenceler

sağlayan adil yargılanma hakkının önemli unsurlarından biri de makul sürede yargılanma hakkıdır.

Anayasa'nın 141. maddesinde "Davaların

en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması yargının görevidir"

denilmek suretiyle davaların makul bir süre içinde bitirilmesi gerekliliği

açıkça ifade edilmiştir. Bu ilke gereğince devlet, yargılamaların gereksiz yere

uzamasını engelleyecek etkin çareler oluşturmak zorundadır. Bu bağlamda hukuk

sisteminin ve özellikle yargılama usulünün yargılamaların makul süre içinde

bitirilmesini mümkün kılacak şekilde düzenlenmesi ve davaların nedensiz olarak

uzamasına yol açacak usul kurallarına yer verilmemesi, mahkemelerin nicelik ve

nitelik bakımından yeterli miktarda insan kaynağı, araç ve gereçlerle

donatılması makul sürede yargılanma ilkesinin bir gereğidir (AYM, E.2013/4,

K.2013/35, 28/2/2013). Dolayısıyla yargılamaların makul sürede tamamlanması

amacıyla mahkemeye erişim hakkına müdahalede bulunulması mümkündür.

37. Mahkemece yetkisizlik kararının verildiği tarihten itibaren

iki haftalık süre içinde dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesi için

taraflarca talepte bulunulmadığı belirtilerek davanın açılmamış sayılmasına

karar verilmiştir. Dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesine ilişkin talebin

belli bir süreye bağlanmasına ilişkin kuralın amacı, tarafları davalarını takip

etmeye zorlamak ve bu suretle yargılamanın gereksiz yere sürüncemede kalmasını

önlemektir. Davanın açılmamış sayılmasına ilişkin bu düzenlemenin yargılamanın

makul süre içinde tamamlanmasını temine yönelik bir çare olduğu açıktır.

Dolayısıyla somut olaydaki müdahalenin meşru bir amaca dayandığı

anlaşılmaktadır.

iii. Ölçülülük

(1) Genel

İlkeler

38. Ölçülülük ilkesi elverişlilik,

gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden

oluşmaktadır. Elverişlilik

öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli

olmasını, gereklilik ulaşılmak

istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif

bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile

ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini

ifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53,

27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016; Mehmet

Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38).

39. Yargısal sürelerin işlemeye başladığı an da mahkemeye erişim

hakkına yapılan müdahalenin ölçülülüğü bakımından büyük önem taşımaktadır. Bu

kapsamda sürenin hak sahibinin henüz dava hakkının doğduğundan haberdar

olmadığı ve somut koşullar çerçevesinde haberdar olduğunun kabulünü haklı kılan

nedenlerin bulunmadığı bir dönemde işlemeye başlaması dava hakkının varlığını

anlamsız kılabileceğinden ölçülülük ilkesini zedeleyebilir (bkz. Yaşar Çoban [GK], B. No: 2014/6673,

25/7/2017, § 66).

40. Usulüne uygun işlemlerin kendilerine bağlanan hukuki

sonuçları doğurabilmesi için muhatabına bildirilmesi gerekir. Tebligatın

usulüne uygun olarak yapılması, Anayasa'da güvence altına alınmış olan iddia ve

savunma hakkının tam olarak kullanılabilmesinin ve bireylere tanınan hak arama

hürriyetinin önemli güvencelerinden biridir (AYM, E.2013/95, K.2014/176, 13/11/2014).

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

41. Somut olayda ihalenin feshi davasında Mahkeme dosya

üzerinden yaptığı inceleme sonucu kesin olarak yetkisizliğine karar vermiş,

6100 sayılı Kanun'un 20. maddesi uyarınca kararın verildiği tarihten itibaren

iki hafta içinde taraflardan birinin dosyanın yetkili ve görevli mahkemeye

gönderilmesini talep etmediği gerekçesiyle de davanın açılmamış sayılmasına

hükmetmiştir. Davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararın yargılamanın

sürüncemede bırakılmasının önlenmesi ve makul sürede tamamlanması amacına

yönelik olarak elverişli ve gerekli olduğu değerlendirilebilir ancak gözönüne alınması gereken asıl husus müdahalenin orantılı

olup olmadığıdır.

42. 2004 sayılı Kanun'un 134. maddesinde, ihalenin feshine

ilişkin şikâyetin görevsiz veya yetkisiz icra mahkemesi yahut mahkemeye

yapılması hâlinde icra mahkemesi ya da mahkemenin evrak üzerinde inceleme

yaparak başvuru tarihinden itibaren en geç on gün içinde görevsizlik veya

yetkisizlik kararı vereceği ve bu kararların kesin nitelikte olacağı

belirtilmiştir.

43. 6100 sayılı Kanun'un 20. maddesinin olay tarihindeki hâliyle

(1) numaralı fıkrasında, görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi hâlinde

taraflardan birinin bu karar verildiği anda

kesin ise bu tarihten itibaren iki

hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak dava dosyasının görevli ya da

yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerektiği, aksi takdirde bu

mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği belirtilmiştir.

44. Mahkemenin yetkisizlik kararının kesin nitelikte olması ve

kararın verildiği 8/6/2015 tarihinden itibaren iki hafta içinde taraflardan

birinin dosyanın görevli ve yetkili icra mahkemesine gönderilmesi hususunda

talepte bulunmaması nedeniyle 2/7/2015 tarihinde davanın açılmamış sayılmasına

karar verildiği, başvurucunun yetkisizlik kararının varlığından 14/7/2015

tarihinde karar ve ek kararın kendisine tebliğ edilmesiyle haberdar olduğu

anlaşılmaktadır.

45. Somut olayda dikkat edilmesi gereken asıl nokta, olay

tarihinde 6100 sayılı Kanun'un 20. maddesinde geçen bu karar verildiği anda kesin ise bu tarihten ibaresine

dayanılarak verilen yetkisizlik kararına ilişkin iki haftalık sürenin bu tarih

esas alınmak suretiyle başlatılmasının ve tefhim ya da tebliğ edilmeyen kararın

hukuki sonuçlarından başvurucunun doğrudan sorumlu tutularak davanın açılmamış

sayılmasına karar verilmesinin başvurucu üzerinde orantısız bir müdahale

oluşturup oluşturmayacağıdır.

46. Başvuru konusu olayda uygulanan 6100 sayılı Kanun'un 20.

maddesi ile ilgili olarak somut norm denetimi yoluyla gelen bir iptal

başvurusunda"...bu karar verildiği anda

kesin ise bu tarihten..." ibaresinin Anayasa'nın 36. maddesine

aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talep edilmiş; Anayasa Mahkemesi,

dosya üzerinden verilen kesin nitelikteki görevsizlik ve yetkisizlik kararları

taraflara tefhim ya da tebliğ edilmeden, verildiği an esas alınarak iki

haftalık sürenin başlatılması suretiyle davanın açılmamış sayılmasına karar

verilmesinin hukuki sonuçları itibarıyla hak arama özgürlüğünü amacını aşacak

şekilde sınırlandırdığını belirterek Kanun'un bu ibaresinin Anayasa'ya aykırı

olduğuna karar vermiş ve hükmün bu kısmını iptal etmiştir (bkz. § 19)

47. Buna göre somut davada, dosya üzerinden yapılan inceleme

sonucu verilen kesin nitelikteki yetkisizlik kararının verildiği tarih esas

alınarak iki haftalık sürenin bu tarihten başlatılması ve bu suretle

başvurucunun haberdar olmadığı bir kararın hukuki sonuçlarından sorumlu

tutularak süresi içinde talepte bulunmadığı gerekçesiyle davanın açılmamış

sayılmasına karar verilmesinin başvurucunun mahkemeye ulaşma imkânını ortadan

kaldırdığı, bizatihi Kanun hükmünün içeriğinden kaynaklanan bu şekildeki

uygulamayla mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin orantısız olduğu ve

başvurucu üzerinde aşırı bir külfet meydana getirdiği sonucuna ulaşılmıştır.

3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

48. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

49. Başvurucu yeniden yargılama ile 900.000 TL maddi ve 300.000

TL manevi tazminat kararı verilmesi talebinde bulunmuştur.

50. 6216 sayılı Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasına

göre esas inceleme kapsamında bir temel hakkın ihlal edilip edilmediği ve varsa

ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı belirlenmektedir. Aynı Kanun’un 50.

maddesinin (1) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

79. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlal kararı verilmesi hâlinde

gerekli görüldüğü takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir. Buna göre ihlal sonucuna varıldığında ilgili

temel hak ve hürriyetin ihlal edildiğine karar verilmesinin yanında ihlalin

nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi, diğer bir ifadeyle ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedil[mesi] de gerekir (Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875,

7/6/2018, § 54).

51. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hak ve hürriyetin ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle devam eden ihlalin durdurulması, ihlale konu kararın veya işlemin

ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebep

olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen

diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet

Doğan, § 55).

52. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilmeden önce ihlalin kaynağının belirlenmesi gerekir. Buna

göre ihlal idari eylem ve işlemler, yargısal işlemler veya yasama işlemlerinden

kaynaklanabilir. İhlalin kaynağının belirlenmesi uygun giderim yolunun

belirlenebilmesi bakımından önem taşımaktadır (Mehmet

Doğan, § 57).

53. İhlal, idari makamların veya derece mahkemelerinin

Anayasa’ya uygun yorum yapmalarına imkân vermeyecek açıklıktaki bir kanun

hükmünü uygulamaları nedeniyle ortaya çıkmışsa bu ihlal kanunun uygulanmasından

değil doğrudan kanundan kaynaklanmaktadır. Bu durumda ihlalin bütün

sonuçlarıyla giderilebildiğinden söz edilebilmesi için yargılamanın yenilenmesi

yoluyla ihlal nedenini ortadan kaldıran yeni bir karar verilmesi, bu mümkün

olmadığında ise yeterli bir giderim sağlayan ve somut olayın özelliğine uygun,

telafi edici birtakım tedbirlerin alınması gerekmektedir (Yıldız Eker [GK], B. No: 2015/18872,

22/11/2018, § 84).

54. Başvuruya konu olayda Anayasa'nın 36. maddesinde güvence

altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının

ihlal edildiği ve ihlalin doğrudan, Anayasa Mahkemesince iptal edilen 6100

sayılı Kanun'un 20. maddesinde geçen "...bu

karar verildiği anda kesin ise bu tarihten..." ibaresinden

kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Kanun hükmünün iptal

edilmesiyle Mahkemenin somut davada yeniden değerlendirme yapma imkânı

bulunmaktadır.

55. Buna göre mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunduğundan kararın bir örneğinin İstanbul 23. İcra Hukuk Mahkemesine

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

56. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama kararı yeterli bir giderim sağladığından

başvurucunun tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

57. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harçtan oluşan

yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

SONUÇ / HÜKÜM

C. Kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 23. İcra Hukuk

Mahkemesine (E.2015/799, K.2015/649),

D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

E. 239,50 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin bilgi için ilgili Yargıtay Dairesine

GÖNDERİLMESİNE,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

6/2/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Recai AKYEL

Raportör

:

Yakup MACİT

Başvurucu

:

Yusuf

BÜYÜKCELEP

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/9878, 6 Şubat 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. VI. Hüküm
  13. A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  14. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  15. E. 239,50 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA
  16. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  17. H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  18. Yıldırım
  19. Kömürcü
  20. M. Emin KUZ
  21. Büyükcelep
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/9878
Tarih
6 Şubat 2019

İlgili Kararlar

  • Kazim Aksoy ve Yakub Saygılı Başvurusu (B. No: 2015/8389)
  • Feki Roni Temizyüz Başvurusu (B. No: 2015/6585)
  • Ünal Dede Başvurusu (B. No: 2015/1293)
  • Metin Yalçın Başvurusu (B. No: 2014/5959)
  • Tuncer Yığcı Başvurusu (B. No: 2015/5402)
  • A.a. ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/17572)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.