İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Zana Güneş Başvurusu (B. No: 2016/73184)

1. Başvuru, beyanları mahkûmiyete delil olarak alınan tanığın

Başvuru No2016/73184Tarih25 Eylül 2019Okuma33 dk · 6.574 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Zana Güneş Başvurusu

Karar tarihi
25 Eylül 2019
Başvuru Numarası
2016/73184
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

6.574 kelime·33 dk okuma·44 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, beyanları mahkûmiyete delil olarak alınan tanığın

sorgulanmasına fırsat verilmemesi, tanık dinletme talebinin gerekçe

gösterilmeden reddedilmesi, bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılama

yapılmaması, delillerin eksik değerlendirilmesi sonucu hatalı hüküm verilmesi

nedenleriyle adil yargılanma hakkının; telefon görüşmelerinin hukuka aykırı

şekilde kayda alınması nedeniyle de haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 29/12/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. 1974 doğumlu olan başvurucu, olayların geçtiği tarihte Muş'un

Bulanık ilçesi Gülçimen köyünde ikamet etmektedir.

10. 19/8/2011 tarihinde Muş-Bulanık kara yolu üzerinde bulunan

Cankurtaran köyü ile Arakonak köyü arasında

PKK/KONGRA-GEL terör örgütü mensuplarınca yol

kesme eylemi yapılarak ulaşım

araçları alıkonulmuştur. Olay tarihinde Bulanık İlçe Jandarma Komutanlığına

yapılan telefon ihbarında söz konusu eyleme katılan grupta başvurucunun da

olduğu iddia edilmiştir.

11. Olayla ilgili olarak Bulanık Cumhuriyet Başsavcılığınca

başlatılan soruşturma kapsamında Bulanık Sulh Ceza Mahkemesinden alınan

iletişimin dinlenmesi, izlenmesi, tespit edilmesi, kayda alınması ve sinyal

bilgilerinin değerlendirilmesi yönündeki karar uyarınca başvurucunun da

aralarında yer aldığı şüphelilere ait telefonlar dinlemeye alınmıştır.

12. Başvurucunun bir kısım şüpheliyle yaptığı iddia edilen

telefon konuşmalarından bazıları şöyledir:

"-B.E.:DEDİ

GİTMİŞLER SİZİN TARAFINIZA GELMİSLER ÖYLE BİRSEY VARMIYDI

-ZANO GÜNEŞ : BUGÜN

-B.E. : HE

-ZANO GÜNEŞ :HİÇ YOK

BURDA BİZ BİRŞEY GÖRMEDİK

-B.E. : MOLLAKENT

-ZANO GÜNEŞ:DÜN

EVELSİ GÜNDEN VAR DÜN EVELSİ GÜNDEN ÇOKTULAR

-B.E.:YOK YOK BEN

DEDİM MOLLAKENT

-ZANO GÜNEŞ :HE

-B.E.:ACİLEN ORDAN

BİRSEY ÖĞREN AHA ŞİMDİ İÇİNDE BİRŞEY VARMIBANA BİR BİLGİ VER DEDİ (...)

-ZANO GÜNEŞ :HIM

-B.E.: DEDİ BİR ŞEY VAR MI BEN BİZE BİR HABER

VER BEN SENDEN BİLGİ ALAYIM.

-ZANO GÜNEŞ

TAMAM (...)

-A. : ALO

-ZANO GÜNEŞ : ALİ NE YAPIYON -A. :

-ZANO GÜNEŞ : EVDEMİSİN

-A. :EVET

-ZANO GÜNEŞ:ULA ORDA

O KARAKOLA BAK O ASKERİ MASKERİ GELDİ GİRDİ ORAYA NE TARAFA GİDİYORLAR

-A : TAMAM

-ZANO GÜNEŞ:TAMAM

DİKKAT ET BU TARAFA DOĞRU ÇIKTIĞINDA BANAHABER VER

13. Diğer taraftan terör örgütü mensuplarının Bulanık ilçesine

bağlı Günbatmaz köyünde saklandıklarının ihbar

edilmesi üzerine kolluk kuvvetlerince anılan bölgeye 12/12/2011 tarihinde

operasyon düzenlenmiştir. Bu operasyonda M.B. isimli örgüt üyesi başvurucu ile

birlikte sağ olarak yakalanmıştır.

14. Olay tarihinde yaşı küçük olan M.B. Cumhuriyet

Başsavcılığındaki ifadesinde; kendi iradesiyle terör örgütüne katıldığını,

pişmanlık duyarak örgütten kaçmaya karar verdiğini, İzmir'de ikamet etmekte

olan ailesinin yanına dönmek için otobüs bileti aldıktan sonra başvurucunun

kendisini yakaladığını, bu sırada kolluk görevlilerini fark etmesi üzerine

rastgele bir eve girdiğini ve bu evde saklandığı sırada jandarma tarafından

yakalanarak gözaltına alındığını beyan etmiştir. M.B. nin

15/12/2011 tarihli Savcılık ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...o gün için saat 15:00 a İzmir iline

gitmek üzere bilet aldım, saat 09:00 - 09:30 sıraları idi, diğer örgüt

mensuplarının gelip beni bulamayınca arayabileceklerini düşünerek otobüs

saatine kadar tekrar kaldığım eve gitmeye karar verdim, tam Mollakent

beldesine girmekte olduğum sırada daha önceden tanımadığım o köyden olduğunu

anladığım esmer, uzun boylu iri yapılı görsem tanıyabileceğim, yakalandıktan

sonra adının Zana olduğunu öğrendiğim şahıs beni

yakaladı, köye götürmekte olduğu sırada askerleri fark etti, bunun üzerine

köyde rastgele bir eve girdik, bu evde yaklaşık 5-10 dakika kadar bekledikten

sonra askerler gelerek beni yakaladılar, ben örgüte katıldığım için pişmanlık

duymaktayım, zaten bu yüzden yakalandığım gün örgütten kaçmaya

çalışıyordum..."

15. Soruşturma kapsamında 15/12/2011 tarihinde Cumhuriyet

Başsavcılığında müdafi eşliğinde ifadeleri alınan şüpheliler H.B. ve A.A.M.H.,

Cankurtaran köyü ile Arakonak köyü arasında

gerçekleştirilen yol kesme eylemini kendilerinin plandığını,

bu eylem sırasında başvurucunun da yanlarında bulunduğunu beyan etmişlerdir.

16. Şüphelilerden A.D. 15/12/2011 tarihinde Cumhuriyet

Başsavcılığında müdafi eşliğinde alınan ifadesinde; kendilerini PKK dağ

kadrosunun üyesi olarak tanıtan bazı şüphelilerin başvurucu eşliğinde muhtelif

tarihlerde Günbatmaz köyünde ikamet etmekte olduğu

eve gelerek saklandıklarını, başvurucunun söz konusu şüpheliler için eve erzak

getirdiğini belirtmiştir.

17. Soruşturma kapsamında PKK/KONGRA-GEL terör örgütüne üye olma

(yardım ve yataklık) suçundan gözaltına alınan başvurucu 16/12/2011 tarihinde

tutuklanmıştır.

18. Başvurucu, Cumhuriyet Başsavcılığında müdafii

eşliğinde verdiği ifadesinde; Gülçimen köyünde bakkal

dükkânı işletmekte olduğunu, örgüt mensuplarının muhtelif tarihlerde

kendisinden zorla gıda malzemesi istediğini, bu durumu jandarmaya bildirdiğini,

ayrıca daha önceden tanıdığı örgüt üyesi M.B.yi kolluk görevlilerine teslim olması hususunda ikna

ettiğini, M.B.nin Günbatmaz

köyünde saklanmakta olduğu evi kolluk görevlilerine kendisinin gösterdiğini

beyan etmiştir.

19. Soruşturmanın tamamlanmasının ardından Bulanık Cumhuriyet

Başsavcılığınca hazırlanan soruşturma dosyası, Van Cumhuriyet Başsavcılığına

(TMK 10. madde ile görevli) (Başsavcılık) gönderilmiştir.

20. Başsavcılığın 19/11/2012 tarihli iddianamesi ile

başvurucunun da aralarında olduğu bazı şüpheliler hakkında devletin birliğini

ve ülke bütünlüğünü bozma, silahlı terör örgütüne üye olma, birden fazla kişi

tarafından birlikte cebir ve tehdit kullanmak suretiyle kişiyi hürriyetinden

yoksun kılma, ulaşım araçlarının alıkonulması ve sair suçlardan kamu davası

açılmıştır.

21. İddianamede başvurucunun örgüt adına keşif ve istihbarat

faaliyetlerinde bulunduğu, Cankurtaran köyü ile Arakonak

köyü arasında yol kesme eylemi

gerçekleştiren grup içinde silahlı ve yüzü kapalı olarak yer aldığı, örgüte

gıda malzemesi tedarik ettiği ve örgütten kaçan Canfeda kod adlı M.B. isimli

örgüt mensubunu yakalayarak örgüte teslim etmek amacıyla örgüt mensupları ile

görüşmeler yaptığı iddialarına yer verilmiştir. İddianamenin başvurucunun

eylemleri ile ilgili kısmı şöyledir:

"...Tape

kayıtları, şüphelinin savunması, diğer örgüt mensupları; [H.B.], [A.A.M.H.],[M.B.], [N.Ö.]

ve [A.D.nin] beyanları ve tüm dosya kapsamından anlaşılacağı

üzere, şüpheli Zana Güneş'in PKK/ KONGRA GEL adına milislik faaliyetinde bulunduğu, bu faaliyetlerin;

keşif-istihbarat sağlama, örgüt mesuplarına barınma

yeri, erzak ve yaşamsal içerikli malzeme temin etme ve ayrıca örgütün silahlı

kanadı olan HPG'nin üyeleriyle birlikte yol kesme

eylemine katılma ile örgütten kaçmak isteyen yaşı küçük örgüt mensubu Canfeda

kod [M.B.yi] örgütle bağlantılı diğer şahıslarla birlikte yakalama ve sonrasında

örgüte teslim etme girişiminde bulunmaya yönelik olduğu;

Şüphelinin eylemleri bir bütün olarak

değerlendirildiğinde, bu eylemlerin örgütle organik bağ kurma ile süreklilik,

yoğunluk ve çeşitlilik kriterleri doğrultusunda ve ayrıca şüphelinin özellikle

keşif ve istihbarat faaliyetleri bakımından, örgütün kendisinin güvenmediği,

kefil olmadığı kişiyi bu zincirin içerisine almayacağı ve kendi güvenliğini

tehlikeye atmayacağı da göz önünde bulundurularak Türk Ceza Kanunu'nun 314.

maddesinde düzenlenen silahlı örgüt üyeliği suçuna vücut verdiğidiğer

taraftan şüphelinin Bulanık ilçesinde 19 Ağustos 2011 tarihinde Bulanık-Muş

karayolu üzerinde Cankurtaran köyü ile Arakonak köyü

arasında yol kesme eylemi gerçekleştiren grup içesinde silahlı ve yüzünü puşi ile kapatmış olarak yer aldığı ve yol kesen grubun

emniyetini sağladığı, yine şüphelinin örgütten kaçmaya çalışan yaşı küçük örgüt

mensubu Canfeda Kod [M.B.yi] örgütle bağlantılı diğer şahıslarla birlikte

yakaladığı, sonrasında örgüt mensuplarına teslim etmeye çalışırken jandarma

ekiplerince yakalandığı,bu iki eylemin vahim

nitelikte olduğu ve bu doğrultuda TCK'nın 302. maddesinde düzenlenen Devletin

birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak suçuna vücut verdiği,diğer

yandan aynı maddenin 2. fıkrasında, bu suçun işlenmesi sırasında başka suçların

işlenmesi halinde ayrıca bu suçlardan dolayı cezaya hükmolunacağının kabul

edildiği;

Buna göre; şüphelinin yol kesme eylemi

bakımından, silahla, birden fazla kişi tarafından birlikte, cebir ve tehdit

kullanmak suretiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve ulaşım araçlarının

alıkonulması; örgütten kaçan yaşı küçük örgüt mensubu Canfeda Kod[M.B.yi] örgütle

bağlantılı diğer şahıslarla birlikte yakalama, eylemi bakımından, çocuğa karşı,

birden fazla kişi tarafından birlikte, cebir, tehdit ve hile kullanmak

suretiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılmasuçlarından

ayrıca cezalandırılmasının gerektiği kanaatine varılmıştır." (İddianame s. 40)

22. Van 5. Ağır Ceza Mahkemesinde (TMK 10. madde ile görevli)

başlayan yargılamanın 19/2/2013 tarihli celsesinde başvurucu, duruşma salonunda

müdafii eşliğinde savunma yapmıştır. Başvurucu,

savunmasında Savcılık huzurunda verdiği beyanın baskı ve zora dayalı olduğunu

belirterek bu beyanları kabul etmediğini ifade etmiştir.

23. Başvurucu, yargılamanın 18/6/2013 tarihli celsesinde

soruşturma aşamasında aleyhinde beyanda bulunan A.D. isimli şüphelinin

duruşmada dinlenmesi yönünde talepte bulunmuştur. Söz konusu şüphelinin savcı

huzurunda, müdafii eşliğinde ayrıntılı olarak beyanının

alındığı, yeniden dinlenmesine gerek duyulmadığı gerekçesiyle başvurucunun bu

talebi reddedilmiştir.

24. Başvurucu 26/11/2013 tarihli celsede duruşma salonunda hazır

bulunarak esas hakkındaki mütalaaya karşı savunma yapmış ve suçlamaları kabul

etmediğini beyan etmiştir.

25. Başvurucu, aleyhinde beyanda bulunan M.B.nin

duruşmada dinlenmesi yönünde yargılama sürecinde birkaç kez talepte

bulunmuştur. Başvurucunun talepleri, yargılamanın geldiği aşama ve mevcut delil

durumu dikkate alınarak reddedilmiştir.

26. Başvurucu; duruşmanın 25/6/2014 tarihli celsesinde telefon

kayıtlarında adı geçen B.Ç., A.G., A.T. ve S.A. isimli şahısların tanık olarak

dinlenilmesini talep etmiştir. Talebin takip eden celsede değerlendirilmesine

karar verilmiş; takip eden 9/9/2014 tarihli celsede ise yargılamanın geldiği

aşama dikkate alınarak dinlenmesi istenen tanıkların yargılamaya katkıda

bulunmayacağı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.

27. Diğer taraftan yargılama sırasında yürürlüğe giren 21/2/2014

tarihli ve 6526 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı

Terörle Mücadele Kanunu'na eklenen geçici 14. maddenin (4) numaralı fıkrası

uyarınca 3713 sayılı Kanun'un 10. maddesi ile görevli mahkemelerin

kaldırılmasına karar verildiğinden dava dosyası Patnos Ağır Ceza Mahkemesine

(Mahkeme) devredilmiştir.

28. Başvurucu, yargılamanın devam eden celselerine Ses ve

Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katılmıştır.

29. Başvuru formunun ekinde yer verilen bilgi ve belgelerin incelenmesinden

başvurucunun SEGBİS aracılığıyla duruşmalara katılmak istemediği yönünde

Mahkemeye bildirimde bulunduğuna dair herhangi bir beyanına rastlanmamıştır.

30. Mahkemenin 11/12/2014 tarihli kararı ile başvurucu devletin

birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, cebir ve tehdit kullanmak suretiyle kişiyi

hürriyetinden yoksun kılma, ulaşım araçlarının alıkonulması ve çocuğa yönelik

cebir ve tehdit kullanmak suretiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma

suçlarından mahkȗm edilmiştir. Gerekçeli kararın

ilgili kısımları şöyledir:

"Sanığın Bulanık ilçesinde 19 Ağustos 2011 tarihinde Bulanık-Muş

karayolu üzerinde Cankurtaran köyü ile Arakonak köyü

arasında yol kesme eylemi gerçekleştiren grup içesinde yeraldığı,

silahlı olduğu, yüzünü puşi ile kapattığı, yol kesen

grubun emniyetini aldığı ve sivil olduğu,bu husus her

ne kadar sanık tarafından inkar edilse de bu dosyadaki diğer sanıklar [H.B.] ve [A.A.M.H.nin] hazırlık aşamasında verdikleri beyanlar, eylem

evrakları, tutanaklar, sanıkların Bulanık Cumhuriyet Başsavcılığı'nda vermiş

olduğu ifade,ele geçirilen malzemeler ve tüm dosya

kapsamı ile sübuta ermiştir.

Sanıklardan [H.B.] hazırlık aşamasındaki beyanında; '..Bulanık

ilçesinde bize yardımcı olan milisler bulunmaktadır, fakat burada bulunan milisler

silahlı eylemlerde kullanılabilecek kişiler olmayıp sadece istihbari

bilgi sağlamak, yiyecek, içecek malzeme temini ve konaklamak için yer temini

sağlamaktaydılar, sadece 2011 yılı Ağustos ayında gerçekleştirdiğimiz yol kesme

eylemine Zano GÜNEŞ, [V.Ç.] ve [B.E]

isimli milisler katılmıştı bu kişiler de bizim zorlamamız sonucunda eylemi

gerçekleştirdiler.' şeklinde beyan verdiği ve böylece bu hususu doğruladığı

anlaşılmıştır.

Ayrıca sanıklardan [A.A.M.H.] e hazırlık aşamasındaki beyanında; '...Bu eylemi ben

ve Bulanık Gücü sorumlusu Emin (k) [H.B.] ile birlikte gerçekleştirdik, bu eylemde bizden başka Zana ve tanımadığım ama görürsem tanıyabileceğim başka bir

şahıs daha vardı, biz Mollakent beldesinden taksi ile

beyaz renkli bir otomobil ile Gebala Tirba Ziro bölgesine kadar

geldik, burda tanımadığım şahıs arabasıyla aracı

kullanan şahıs bizi bıraktıktan sonra gitti, Zana da kaleşnikof silah vardı yüzünü puşi

ile kapatmıştı, benim ve Emin (k) un yüzü açıktı, Emin (k) araçları durdurdu

ben kimlik kontrolü yaptım, Zana da bizim

emniyetimizi alıyordu, yaklaşık 45 dakika araçları durdurarak yakşık 80 araç durduruydu. araçların içerisinden vatandaşları indirip bir araya

topladık, yaklaşık 150-200 kişi vardı. ben

vatandaşlara hitaben Akpartiye (AKP) oy vermeyinvatandaşlara hakaret etmeyin yoksa karşınızda bizi

bulursunuz diyerek propaganda yaptım daha sonra yolu açarak vatandaşları

serbest bıraktık yol kestiğimizde üzerimizde örgüt kıyafeti vardı, Zana da sivildi...' şeklinde beyanda bulunarak sanık Zana Güneş'in bu eylemde yer aldığını doğrulamıştır.

Sanık Zana Güneş bu

konu ile alakalı olarak hazırlık aşamasında: '...Bu olaydan bilgim vardır, Mollakent' te terörist grupla buluşmalarımızdan birinde bu

husustan bahsedildi, o gün hatırladığım kadarıyla Emin kod adlı terörist Mollakent' ten [Z.] olarak tanıdığım şahıs Welat

kod adlı terörist ve [F.Y.] buluşma

yerindeydi. Buluşma[Z.nin] evinin

ilerisindeki bahçede gerçekleşti.[Z.] de oradaydı bu şahıslar kendi aralarında 19.08.2011 tarihinde Gülçimen köyü ile Arakonak

arasında akşam saatlerinde yol kestiklerini bu yoldan gelip geçen araçları

durdurduklarını kimlik kontrolü yaptıklarını anlatıyorlardı. Konuşmalardan

duyduğum kadarıyla bu eylemi gerçekleştirenler arasında Welat

ve Emin kod isimli teröristler varmış. Bu buluşma yerinde [V.Ç.nin] olup olmadığını

hatırlamıyorum...' şeklinde savunma yapmış ise de yukarıda belirtildiği gibi

beyanları alınan örgüt mensuplarının olayı bütün açıklığı ile anlatmış olmaları

karşısında sanığın bu savunmasının kendisini suçtan kurtarmaya yönelik olduğu

anlaşıldığından sanığın bu yöndeki beyanına itibar edilmemiştir.

...

Sanığın örgütten kaçmaya çalışan yaşı küçük

örgüt mensubu Canfeda Kod [M.B.yi] örgütle bağlantılı diğer şahıslarla birlikte

yakaladığı, sonrasında örgüt mensuplarına teslim etmeye çalışırken jandarma

ekiplerince yakalandığı, sanığın tevil yollu ikrarı ve eylem evrakları,bu konuya ilişkin olarak dosya arasında yer alan tape kayıtları ,tutanaklar, fotoğraflar, sanığın Bulanık

Cumhuriyet Başsavcılığı'nda vermiş olduğu ifade, arama tutanakları, tanık ifade

tutanakları, [A.D.nin] ve [M.B.nin] beyanları ve tüm dosya kapsamı ile sübuta ermiştir.

Sanık hazırlık aşamasında Bulanık C.başsavcılığı'nda

vermiş olduğu beyanında bu konu ile alakalı olarak: '...12.12.2011 tarihinde

ben işlerim nedeniyle Bulanık İlçe merkezine gelmiştim. Tekrar Gülçimen' e döndüğümde orada Canfeda kod adlı teröristi

gördüm. Yanına gittim, ne olduğunu sorduğumda bana Serhat' la aralarında

sorunlar yaşandığını, kendisini Eminin yanına götürmemi istedi. Bu esnada orada

[A.D.yi] de gördük kendisi ile tesadüfen karşılaştık, ben [A.D.yi de] görünce [A.D.

ye] bir taksi tutalım Canfeda' yı Günbatmaz' a götürelim dedim. [A.D. ] hsöylemedi, Canfeda' nın kim

olduğunu niye götürdüğümüzü de sormadı. Ben bir ticari taksi şoförünü aradım

ulaşamadım. Bunun üzerine [A.D.] Erentepe' den tanıdığı bir taksiciyi aradı o şahıs

taksisiyle geldi. Canfeda ben ve [A.D.] ile birlikte Günbatmaz köyüne geldik. [A.D.] bana Emin' in kendi evinden ayrılmış olduğunu

söyledi. Ben de ne yapacağız diye düşünürken daha önceden teröristlerin kendi

aralarında konuşurlarken kendilerine yardımcı olduklarını duyduğum, Günbatmaz köyünde ikamet eden soy isimlerini bilmediğim [B.] ve [E.] isimli

şahısların evlerine gidip Emin' i onlardan sormaya karar verdim. Hatta Canfeda

da bana Emin' in bu şahısların yanında olabileceğini söyledi. Önce[B.nin] evine gittik.[B.] işi olduğunu söyleyerek beni[E.nin] evine

yönlendirdi.[E.nin] evine gittik. Canfeda eve girdi ben dışarıda

bekledim. Evde kimse yoktu sadece iki tane çocuk vardı. Canfeda evde kaldı ben

merkeze doğru geri dönerken Jandarmalar beni gördü ve yanlarına çağırdı. Bende

yanlarına gittim, bana kimliğimi sordular söyledim. Yanımda kim olduğunu

sordular, bende bunun üzerine Jandarmalara yanımda PKK terör örgütüne mensup

Canfeda kod adlı teröristtin yanımda olduğunu teröristin Günbatmaz

köyünde [E.] isimli şahsın

ikametinde olduğunu, şahsı getirebileceğimi söyledim. Jandarma ile beraber[E.nin] evine gittik. Ben

eve girdim ve Canfedayı teslim olması hususunda ikna

ederek Jandarmalara teslim ettim. Ben Canfedanın

bulunduğu evin[E.] isimli şahsın evi olduğunu biliyorum, ancak emin

değilim. Canfeda' yı teslim ettikten sonra ben

yukarıda size anlatmış olduğum olayların tamamını Jandarmaya anlattım Çataklı' daki teröristlerin sığınma evinin yerini söyledim. Orada

kalan Teröristlerin kod isimlerini anlattım. [A.D.nin] evinde de teröristlerin kaldığını izah ettim. Daha

sonra beni karakola götürdüler...' şeklinde savunmada bulunmuştur.

Dosyada yer alan [A.D.] isimli şahıs ise [Cumhuriyet Savcılığına

verdiği ifadesinde] :'...Ben Bulanık' a doğru ilerlerken Zano beni telefonla aradı bana hemen Gülçimen'

e gel dedi. Zano benim yukarıda size vermiş olduğum

cep telefonundan aradı, şuanda beni aradığı numarayı

hatırlayamıyorum. Ben korktuğum için Zano' nun dediğini yaptım ve Gülçimen'

de indim. Araçtan indiğimde Zano beni bekliyordu, Zano bana PKK dağ kadrosundan bir çocuğun kaçtığını,

çocuğun kod isminin Canfeda olduğunu bu çocuğu bulmamız gerektiğini söyledi.

Ben kendisine çocuğu tanımadığımı kendisine yardımcı olamayacağımı söyledim.

Ancak Zano ısrar ediyordu. Bir süre konuştuktan sonra

ben bulunduğumuz yerdeki dereye doğru ilerlerken orada bir çocuk gördüm.

Kendisine Ali' nin oğlumusun

dedim hayır dedi. Sonra çocuğun Mahmut' un oğlu olduğunu öğrendim bu esnada Zano yanımıza geldi ve aradıkları çocuğun bu çocuk

olduğunu, çocuğun kod isminin Canfeda olduğunu söyledi ve benden çocuğu evime

götürmemi istedi ben kendisine olumsuz yanıt vermeme rağmen Erentepe'

de taksicilik yapan [M.] isimli

şahsı aradı.[M.] taksisiyle beraber geldi. Ben Zano

ve Canfeda taksiye bindik ben takside hala Zano' ya

bu çocuğu evime alamayacağımı söylüyordum. Zano kabul

etmedi bunun üzerine Günbatmaz Köyünde taksiden

indim, Zano ve Canfeda taksi ile beraber Mollakent istikametine doğru devam ettiler. Canfeda Zano' yu gördüğünde korkmuştu, Zano ile gelmek istemiyordu. Zano'

ya beni Serhat' a götürme ben aileme gideceğim diyordu. Zano'

da çocuğa ben seni ailene teslim edeceğim diyordu. Ancak çocuk kendi rızasıyla

araca bindi...'şeklinde beyanda bulunmuştur,

Canfeda Kod[M.B.] de konuya ilişkin olarak alınan beyanında:'...Daha

önce tanımadığım o köyden olduğunu anladığım esmer,uzun

boylu, iri yapılı, görürsem tanıyabileceğim yakalandıktan sonra adının Zana olduğunu öğrendiğim şahıs beni yakaladı; köye

götürmekte olduğu sırada askerler fark etti, bunun üzerine köyde rastgele bir

eve girdik...' şeklinde beyanda bulunmuştur.

Sanığın yukarıda belirtilen savunması ile

birlikte dosyada yer alan ve sanığın birçok kez bu olaya ilişkin görüşme

yaptığı anlaşılan tape kayıtları ve [M.B.] ve[A.D.]

isimli şahısların beyanları birlikte değerlendirildiğinde sanığın örgütten

kaçmaya çalışan yaşı küçük örgüt mensubu Canfeda kod isimli [M.B.yi] örgütle

bağlantılı diğer şahıslarla birlikte yakaladığı, sonrasında örgüt mensuplarına

teslim etmeye çalışırken jandarma ekiplerince yakalandığı anlaşılmıştır, bu

husus dosyada yer alan beyanlar, tape kayıtları,

jandarmanın yaptığı operasyon sonucu sanık Zana

Güneş'in yanında Canfeda kod [M.B.]

olduğu halde yakalanmış olması hususları bir bütün olarak dikkate alındığında

sanığın üzerine atılı suçu işlediği sübuta ermiştir.

...

Sanık Zano Güneş'in

yukarıda belirtilen eylemlerinden Bulanık ilçesinde 19 Ağustos 2011 tarihinde

Bulanık-Muş karayolu üzerinde Cankurtaran köyü ile Arakonak

köyü arasında yol kesme eylemi gerçekleştiren grup içesinde silahlı ve yüzünü puşi ile kapatmış olarak yer aldığı ve yol kesen grubun

emniyetini sağladığı, yine şüphelinin örgütten kaçmaya çalışan yaşı küçük örgüt

mensubu Canfeda Kod [M.B.yi] örgütle bağlantılı diğer şahıslarla birlikte

yakaladığı, sonrasında örgüt mensuplarına teslim etmeye çalışırken jandarma

ekiplerince yakalandığı,bu iki eylemin vahim

nitelikte olduğu ve bu doğrultuda TCK'nın 302. maddesinde düzenlenen Devletin

birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak suçuna vücut verdiği,sanığın

bu vahim nitelikteki eylemlere katılarak üzerine atılıdevletin

birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak suçunu işlediği hazırlık aşaması

savunmaları ,diğer sanıklar ve tanık beyanları,arama tutanakları,dosya kapsamında yer alan tape

kayıtları ve tüm dosya kapsamı ile anlaşıldığından..."

31. Başvurucu; usulsüz telefon dinlemeleri sonucu elde edilen

delillere dayalı olarak hüküm verildiğini, bu delillerin hükme esas

alınamayacağı yönündeki itirazlarının dikkate alınmadığını, delillerin hatalı

yorumlandığını, eksik inceleme ve araştırma yapıldığını belirterek hükmü temyiz

etmiştir.

32. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 5/10/2016 tarihli kararı ile

hüküm onanmıştır.

33. Başvurucu 29/12/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

34.

26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü

bozmak" kenar başlıklı 302. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

''(1) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/36 md.) Devlet topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı

bir devletin egemenliği altına koymaya veya Devletin bağımsızlığını

zayıflatmaya veya birliğini bozmaya veya Devletin egemenliği altında bulunan

topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmaya yönelik bir fiil işleyen

kimse, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Bu suçun işlenmesi sırasında başka

suçların işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ilgili hükümlere göre

cezaya hükmolunur.''

35. 4/12/2014 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Doğrudan soru yöneltme” kenar başlıklı

201. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Cumhuriyet savcısı, müdafi veya vekil

sıfatıyla duruşmaya katılan avukat; sanığa, katılana, tanıklara, bilirkişilere

ve duruşmaya çağrılmış diğer kişilere, duruşma disiplinine uygun olarak

doğrudan soru yöneltebilirler. Sanık ve katılan da mahkeme başkanı veya hâkim

aracılığı ile soru yöneltebilir. Yöneltilen soruya itiraz edildiğinde sorunun

yöneltilmesinin gerekip gerekmediğine, mahkeme başkanı karar verir.

Gerektiğinde ilgililer yeniden soru sorabilir.”

36. 5271 sayılı Kanun’un

“Delillerin ortaya konulması ve reddi” kenar başlıklı 206.

maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:

“Cumhuriyet savcısı ile sanık veya müdafii birlikte rıza gösterirlerse, tanığın dinlenmesinden

veya başka herhangi bir delilin ortaya konulmasından vazgeçilebilir.”

37. 5271 sayılı Kanun’un “Duruşmada

okunması zorunlu belge ve tutanaklar” kenar başlıklı 209. maddesinin

(1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Naip veya istinabe yoluyla sorgusu yapılan

sanığa ait sorgu tutanakları, naip veya istinabe yoluyla dinlenen tanığın ifade

tutanakları ile muayene ve keşif tutanakları gibi delil olarak kullanılacak

belgeler ve diğer yazılar, adlî sicil özetleri ve sanığın kişisel ve ekonomik

durumuna ilişkin bilgilerin yer aldığı belgeler, duruşmada okunur.”

38. 5271 sayılı Kanun’un

“Duruşmada okunmayacak belgeler” kenar başlıklı 210. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Olayın delili, bir tanığın açıklamalarından

ibaret ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme

sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme

yerine geçemez.”

39. 5271 sayılı Kanun’un “Duruşmada

okunmasıyla yetinilebilecek belgeler” kenar başlıklı 211. maddesi

şöyledir:

“(1) a) Tanık veya sanığın suç ortağı ölmüş

veya akıl hastalığına tutulmuş olur veya bulunduğu yer öğrenilemezse,

b) Tanık veya sanığın suç ortağının duruşmada

hazır bulunması, hastalık, malûllük veya giderilmesi

olanağı bulunmayan başka bir nedenle belli olmayan bir süre için olanaklı

değilse,

c) İfadesinin önem derecesi itibarıyla tanığın

duruşmada hazır bulunması gerekli sayılmıyorsa,

Bu kişilerin dinlenmesi yerine, daha önce

yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanaklar ile kendilerinin yazmış olduğu

belgeler okunabilir.

(2) Cumhuriyet savcısı, katılan veya vekili,

sanık veya müdafii birinci fıkrada belirtilenlerin

dışında kalan tutanakların okunmasına birlikte rıza gösterebilirler.”

40. 5271 sayılı Kanun’un “Delilleri

takdir yetkisi” kenar başlıklı 217. maddesi şöyledir:

“(1) Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda

tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle

serbestçe takdir edilir.

(2) Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde

elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.”

B. Uluslararası Hukuk

1. Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi

41. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin (3) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Bir suç ile itham edilen herkes

aşağıdaki asgari haklara sahiptir:

...

d) İddia tanıklarını sorguya çekmek veya

çektirmek, savunma tanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı koşullar altında

davet edilmelerinin ve dinlenmelerinin sağlanmasını istemek;"

2. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi İçtihadı

42. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre ulusal

hukuktaki nitelemeye bakılmaksızın tanık

kavramının Sözleşme kapsamında özerk bir anlamı vardır (Damir Sibgatullin/Rusya, B. No:

1413/05, 24/4/2012, § 45). Bu kavram duruma göre suç ortaklarını (Trofimov/Rusya, B. No: 1111/02, 4/12/2008, § 37),

mağdurları (Vladimir Romanov/Rusya,

B. No: 41461/02, 24/7/2008, §§ 7, 97) ve bilirkişi tanıklarını (Doorson/Hollanda, B. No: 20524/92, 26/3/1996, §§

81, 82) kapsayabilir. Bu bakımdan duruşmada ister okunsun ister okunmasın

ifadeleri mahkeme önünde bulunan ve mahkeme tarafından dikkate alınan kişiler,

Sözleşme’nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (d) bendi bakımından tanık

olarak kabul edilmektedir (Kostovski/Hollanda [GK], B. No: 11454/85,

20/11/1989, § 40).

43. AİHM, duruşma salonunda bulunmayan tanıkların beyanlarının

mahkûmiyet hükmüne esas alındığı bir yargılamanın adilliğini değerlendirirken

iki hususa vurgu yapmakta ve ilk olarak tanığın duruşmaya katılmaması için

geçerli nedenlerin olup olmadığını incelemektedir. AİHM ikinci olarak -makul

bir gerekçenin olduğu durumda bile- sanığın sorgulama imkânına sahip olmadığı

bir tanık tarafından verilen ifadenin hükmün dayandığı tek veya belirleyici

temel olup olmadığını değerlendirmektedir. Hükmün büyük ölçüde veya yalnızca bu

nitelikteki tanığın ifadesine dayanması durumunda yargılamalar detaylı incelemelere

tabi tutulmalıdır (Al-Khawaja

ve Tahery/Birleşik Krallık [BD], B. No:

26766/05, 22228/06, 15/12/2011, §§ 119, 147; Cevat

Soysal/Türkiye, B. No: 17362/03,23/9/2014, § 75).

44. AİHM, yukarıda bahsi geçen ilkelere ek olarak Sözleşme’nin

6. maddesinin (1) numaralı fıkrası ve aynı maddenin (3) numaralı fıkrasının (d)

bendinin sanığa aleyhte ifade veren tanığın beyanlarına veya tanık ifadesinin

alındığı sırada ya da yargılamanın daha sonraki bir aşamasında itiraz imkânı

tanınması gerektiğini kabul etmektedir (Van Mechelen ve diğerleri/Hollanda, B. No:

21363/93..., 23/4/1997, § 51; Lüdi/İsviçre,

B. No: 12433/86, 15/6/1992, § 49; Hümmer/Almanya, B. No: 26171/07, 19/7/2012, §

38).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

45. Mahkemenin 25/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Tanık Sorgulama

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

46. Başvurucu, beyanı mahkûmiyet hükmüne delil olarak kabul

edilen M.B.yi

sorgulayamaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

47. Bakanlık, başvurunun bu kısmına ilişkin bir beyanda

bulunmamıştır.

b. Değerlendirme

48.Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

i. Kabul Edilebilirlik Yönünden

49. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan tanık

sorgulama hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

ii. Esas Yönünden

(1) Genel

İlkeler

50. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında; herkesin

yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu

olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır.

Anayasa'nın 36. maddesine "adil

yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede,

Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerle de güvence altına alınan

adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim

Sözleşme'nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (d) bendinde bir suç ile

itham edilen herkesin iddia tanıklarını sorguya çekme hakkının olduğu

belirtilmiştir. Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil

yargılanma hakkının tanık sorgulama hakkını

da kapsadığının kabul edilmesi gerekir.

51.Anayasa Mahkemesi, benzer iddiaların ileri sürüldüğü

başvurulara ilişkin olarak birçok kararında tanık

sorgulama hakkı ile ilgili ilkeleri belirlemiştir. Buna göre bir

ceza yargılamasında sanığın aleyhine olan tanıkları sorguya çekme veya çektirme

hakkı vardır. Hakkında gerçekleştirilen ceza yargılaması sürecinde sanığın

tanıklara soru yöneltebilmesi, onlarla yüzleşebilmesi ve tanıkların

beyanlarının doğruluğunu sınama imkânına sahip olması adil bir yargılamanın

yapılabilmesi bakımından gereklidir. Diğer yandan bir mahkûmiyet -sadece veya

belirleyici ölçüde- sanığın soruşturma veya yargılama aşamasında sorgulama veya

sorgulatma imkânı bulamadığı bir kimse tarafından verilen ifadelere

dayandırılmış ise sanığın hakları Anayasa'nın 36. maddesindeki güvencelerle

bağdaşmayacak ölçüde kısıtlanmış olur (Atila

Oğuz Boyalı, B. No: 2013/99, 20/3/2014, §§ 34-56; Az. M., B. No: 2013/560, 16/4/2015, §§

46-67; Levent Yanlık, B. No:

2013/1189, 18/11/2015, §§ 67-77; İsmet Özkorul, B. No: 2013/7582, 11/12/2014, §§ 44,

45). Bu bakımdan adli makamlar, beyanı hükme dayanak yapılacak tanıkların

duruşmada hazır edilmesi için makul bir çaba sergileme yükümlülüğü altındadır.

52. Somut bir yargılama öncesinde veya haricinde elde edilen

tanık ifadelerinin delil olarak kabulünün yargılamanın adilliğine zarar verip

vermediğini değerlendirmek için iki aşamalı bir test uygulanmalıdır. İlk olarak

tanığın mahkemede hazır edilmemesi geçerli bir nedenin mevcudiyetine

dayanmalıdır. İkinci olarak ise okunmasıyla yetinilen ifadenin karara götüren

tek ya da belirleyici kanıt olması hâlinde savunma haklarının adil

yargılanmanın gerekleriyle bağdaşmayacak ölçüde sınırlandırılıp

sınırlandırılmadığına bakılacaktır (Abdurrahim Balur, B. No:

2013/5467, 7/1/2016, § 80).

53. Nitekim bu anayasal gereklilikler ilgili usul kanunlarında

da belirtilmiştir. 5271 sayılı Kanun’un 210. maddesinin (1) numaralı fıkrasına

göre de olayın delili bir tanığın açıklamalarından ibaret ise bu tanık

duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş

tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez.

Yargılama konusu olayla ilgili sadece bir tanığın beyanından başka bir delilin

bulunmadığı hâllerde bu tanığın duruşmada mutlaka dinlenilmesi gerektiği ifade

edilerek doğrudan doğruyalık ilkesine açık bir vurgu

yapılmıştır. Dolayısıyla olayın tek delilinin bir tanığın açıklamalarından

ibaret olması hâlinde 5271 sayılı Kanun’un 211. maddesinin (1) numaralı fıkrası

uyarınca bu tanığın duruşmada dinlenilmesi yerine önceki beyanlarının okunması

ile yetinilebilmesi mümkün değildir (Az. M.,

§ 58).

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

54. Somut olayda başvurucu; terör örgütünden kaçmaya çalışan

M.B. isimli örgüt üyesini örgütle bağlantılı diğer şahıslarla birlikte

yakalayarak örgüte teslim etmeye çalıştığı, terör örgütünce düzenlenen yol

kesme eylemine katıldığı, örgüte yardım ettiği iddialarına dayalı olarak

yargılanmıştır. Mahkeme; iletişimin tespiti sonucu elde edilen telefon

kayıtlarını, sanık ifadelerini, kolluk tarafından düzenlenen operasyon

kapsamında M.B.nin başvurucu ile birlikte yakalanmış

olmasını ve M.B.nin soruşturma aşamasında başvurucu

aleyhine verdiği kendisinin "başvurucu tarafından yakalanarak örgüte teslim

edilmeye çalışıldığı" yönündeki beyanlarını birlikte

değerlendirmek suretiyle 5237 sayılı Kanun'un 302. maddesinde düzenlenen

devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçunun oluştuğu sonucuna

ulaşmıştır. Buna göre mahkûmiyet kararının gerekçesinde M.B.nin

soruşturma aşamasında başvurucu aleyhine verdiği beyanlarının delil olarak

kabul edildiği görülmektedir.

55. Mahkeme, başvurucu aleyhinde beyanda bulunan tanığı (M.B.)

duruşmada dinlememiş; bu tanığın soruşturma kapsamında kollukta verdiği ifadeyi

delil olarak kabul etmiştir. Başvurucu, yargılamanın muhtelif celselerinde M.B.nin duruşmada dinlenilmesi yönünde talepte bulunmuş;

başvurucunun bu talebi yargılamanın geldiği aşama ve mevcut delil durumu

dikkate alınarak Mahkemece reddedilmiştir. Tanık sorgulama talebinin

reddedilmesine ilişkin gerekçenin -somut olayın koşullarında- geçerli bir

nedene dayanmadığını belirtmek gerekir.

56. Öte yandan beyanları mahkûmiyet hükmüne delil olarak kabul

edilen tanığın duruşmada dinlenmemiş olması adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği sonucuna ulaşılabilmesi bakımından tek başına yeterli değildir. Bu

nedenle tanığın duruşmada dinlenilmemiş ve başvurucu tarafından sorgulanmamış

olmasının genel olarak yargılamanın hakkaniyetini zedeleyip zedelemediği de

belirlenmelidir. Bu bağlamda mahkûmiyet hükmünün yalnızca veya büyük ölçüde

sanığın sorgulama imkânına sahip olmadığı bir tanık tarafından verilen ifadeye

dayalı olup olmadığı önem taşımaktadır. Ayrıca hükmün yalnızca veya büyük

ölçüde sanığın sorgulama imkânına sahip olmadığı bir tanık tarafından verilen

ifadeye dayanması durumunda savunma tarafına dengeleyici güvenceler sağlayan

bir usulün takip edilip edilmediği ve dengeleyici imkânlar tanınıp tanınmadığı

da tespit edilmelidir.

57. Başvurucu hakkındaki gerekçeli karar incelendiğinde M.B.nin soruşturma evresinde başvurucu aleyhine verdiği

ifadenin ağırlığı hususunda derece mahkemesince herhangi bir değerlendirme

yapılmadığı görülmektedir. Bununla birlikte M.B.nin

beyanlarının mahkûmiyet için yegâne veya belirleyici delil niteliğinde

olmadığı, birçok delil yanında M.B.nin beyanlarının

da delil olarak hükme esas alındığı anlaşılmaktadır (bkz. 30).Ayrıca

başvurucunun yargılama sırasında olayların kendi versiyonunu ve tanığın

ifadesine karşı beyanlarını mahkemeye bildirme imkânından yoksun bırakıldığı

yönünde bir şikâyeti de bulunmamaktadır.

58. Söz konusu yargılamada başvurucu hakkında verilen mahkûmiyet

kararı dosyada yer alan tanık beyanlarına, iletişimin tespitine ilişkin

tutanaklara ve kolluk görevlilerince yapılan operasyon sonucu M.B.nin başvurucunun yanında yakalanmış olmasına

dayandırılarak verilmiştir. Dolayısıyla duruşmada sorgulanamayan tanığın

beyanının delil olarak kabul edilmiş olmasının yargılamanın bir bütün olarak

adilliğine zarar vermediği ve bunun tanık sorgulama hakkına aykırılık

oluşturmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

59. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının ihlal

edilmediğine karar verilmesi gerekir.

2. Tanık Dinletme

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

60.Başvurucu; suç isnadından kurtulmak için telefon kayıtlarında

adları geçen B.Ç., A.G., A.T. ve S.A.nın

tanık olarak dinlenilmelerini talep ettiği hâlde bu tanıkların da gerekçesiz

olarak dinlenilmediğini ileri sürmüştür.

61. Bakanlık, başvurunun bu kısmına ilişkin bir açıklamada

bulunmamıştır.

b. Değerlendirme

62. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş, ancak tanık dinletme hakkından

açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte adil yargılanma hakkının somut

görünümlerinden biri olan tanık dinletme hakkı esasen Anayasa’nın 36.

maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da zımni bir unsurudur (Ali Fırtına, B. No: 2014/14575, 6/7/2017,

§ 24).

63. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma

ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası

sözleşmelerle de güvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metnine

dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Sözleşme'nin 6. maddesinin (3) numaralı

fıkrasının (d) bendinde; bir suç ile itham edilen herkesin iddia tanıklarını

sorguya çekme veya çektirme, savunma tanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı

koşullar altında davet edilmelerinin ve dinlenmelerinin sağlanmasını isteme

hakkı düzenlenmiştir (Ali Fırtına,

§ 25).

64. Anayasa Mahkemesi de benzer iddiaların ileri sürüldüğü

başvurulara ilişkin olarak birçok kararında tanık dinletme hakkıyla ilgili

ilkeleri belirlemiştir.

65. Savunma tanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı koşullar

altında davet edilmelerinin ve dinlenilmelerinin sağlanmasını isteme hakkı,

silahların eşitliği ilkesinin bir gereğidir. Tanıkların dinlenilmek üzere

çağrılmasının uygun olup olmadığının değerlendirilmesi, kural olarak derece

mahkemelerinin takdir yetkisi dâhilindedir. Ancak bu hak, sanığın lehine olan

bütün tanıkların çağrılmasını ve dinlenilmesini gerektirmez. Bu düzenlemenin

esas amacı, sanığın aynı koşullar altında ve silahların eşitliği ilkesine uygun

olarak tanık dinletme talebinde bulunabilmesinin sağlanmasıdır. Dolayısıyla bir

sanığın bazı tanıkları dinletemediğinden şikâyet etmesi yeterli olmayıp ayrıca

bu tanıkların dinlenilmesinin hangi nedenlerle önemli olduğunu ve gerçeğin

ortaya çıkması için neden gerekli olduğunu açıklamak suretiyle tanık dinletme

talebini desteklemesi gerekmektedir (Atila

Oğuz Boyalı,§

47; Ahmet Zeki Üçok, B. No:

2013/1966, 25/3/2015, § 70).

66. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda söz konusu tanıkların

beyanlarının hangi nedenlerle önemli olduğu ve gerçeğin ortaya çıkması için

neden gerekli olduğu açıklanmak suretiyle tanık dinletme talebinin

desteklenmemesi nedeniyle tanık dinletme hakkına yönelik bir ihlalin

bulunmadığının açık olduğu sonucuna varılmıştır.

67. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Bağımsız ve Tarafsız

Bir Mahkemede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

68. Başvurucu; yargılamayı gerçekleştiren hâkimlerin Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması

(FETÖ/PDY) soruşturmaları kapsamında terör örgütü üyesi oldukları iddiasıyla

mesleklerinden ihraç edilerek tutuklandıklarını, bu hususun da yargının

tarafsızlığı ve bağımsızlığına zarar verdiğini ileri sürmüştür.

69. Bakanlık, başvurunun bu kısmına ilişkin olarak da bir

açıklamada bulunmamıştır.

b. Değerlendirme

70. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47. maddesinin (3), 48.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları uyarınca bireysel başvuruda, kamu

gücünün neden olduğu iddia edilen ihlale dair olayların tarih sırasına göre

özeti yapılmalı; bireysel başvuru kapsamındaki hakların ne şekilde ihlal

edildiği, buna ilişkin gerekçeler ve deliller açıklanmalıdır (Veli Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014,

§§ 19, 20).

71. Somut olayda bu iddianın başvuruya konu yargılamayı yapan

mahkemenin bağımsızlığını ve tarafsızlığını ihlal eden hususlara ya da

kendisine isnat edilen ve derece mahkemesince sabit görülen fiilleri, bu

fiillere dayanılarak yapılan işlemlerin sıhhatini etkilediğine ilişkin somut ve

hukuken kabul edilebilir herhangi bir açıklama başvurucu tarafından

yapılmamıştır. Bu itibarla başvurucu, ihlal iddiasına ilişkin delillerini sunma

ve temel hak ve özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin açıklamalarda bulunma

yönündeki yükümlülüğünü yerine getirmemiştir. Dolayısıyla başvurucu tarafından

ileri sürülen bu iddianın temellendirilemediği sonucuna ulaşılmıştır.

72. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

4. Silahların Eşitliği

İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

73. Başvurucu; esas hakkındaki savunmasının SEGBİS aracılığı ile

alındığını, bu nedenle hâkim önünde yüz yüze savunma yapamadığını ileri

sürmüştür.

74. Bakanlık tarafından bildirilen görüşte; başvurucunun

yargılama süresince SEGBİS aracılığı ile duruşmalara katılmak istemediğine

ilişkin herhangi bir itirazda bulunmadığı ve bu yöndeki şikâyetini temyiz

dilekçesinde de ileri sürmediği belirtilerek bireysel başvuru konusu şikâyetin

değerlendirilmesi konusunda takdirin Anayasa Mahkemesine ait olduğu ifade edilmiştir.

75. Başvurucu, Bakanlık görüşüne verdiği cevapta duruşmaya

katılma hakkından açıkça feragat etmediğini belirterek adil yargılanma hakkının

ihlal edildiği iddiasını tekrarlamıştır.

b. Değerlendirme

76. Bireysel başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarak

olağan kanun yollarında ve mahkemeler önünde ileri sürülmeyen iddialar ile bu

mahkemelere sunulmayanbilgi ve belgeler bireysel

başvuru konusu edilemez (Bayram Gök,

B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 20).

77. Somut olayda başvurucunun ihlale neden olduğunu ileri

sürdüğü iddiaları yargılama sürecinde ve temyiz dilekçesinde dile getirmediği,

bu iddialarına ilişkin bilgi veya belge sunmadığı ve böylece başvuru yollarını

usulüne uygun tüketmediği anlaşılmaktadır.

78. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

5. Diğer İhlal İddiaları

a. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

79. Başvurucu, eksik inceleme ve araştırma yapıldığını,

delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülmek suretiyle mahkûm edildiğini

ileri sürmüştür.

80. Bakanlık, başvurunun bu kısmına ilişkin olarak da bir

beyanda bulunmamıştır.

b. Değerlendirme

81. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile

uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu

olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil

eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik

içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamda değildir (Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

82. Somut olayda başvurucunun iddialarının ilk derece mahkemesi

tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve yorumlanmasında isabet

olmadığına, esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu görülmektedir.

Yapılan yargılamada mahkemenin ve Yargıtayın

kararlarında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik

oluşturan herhangi bir durum da tespit edilmemiştir.

83. Başvurucu tarafından ileri sürülen ihlal iddialarının

yukarıda belirtilen içtihat kapsamında, kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu

sonucuna varıldığından başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

B. Haberleşme

Hürriyetinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

84. Başvurucu, başka bir dosya kapsamında yapılan telefon

dinlemesi sonucu elde edilen bilgilerin delil olarak hükme esas alındığını

belirterek haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

85. Bakanlık, başvurunun bu kısmına ilişkin bir beyanda

bulunmamıştır.

2. Değerlendirme

86. Anayasa’nın 22. maddesi şöyledir:

"Herkes, haberleşme

hürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır.

Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin

önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve

özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak

usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak

gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin

yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz.

Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli

hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz

saat içinde açıklar; aksi halde, karar kendiliğinden kalkar.

İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve

kuruluşları kanunda belirtilir."

87. Haberleşme hürriyeti ve haberleşmenin gizliliğine saygı

hakkı, Anayasa’da ve Sözleşme'de güvence altına

alınmıştır. Anılan düzenlemelerde ifade edilen haberleşme kavramının telefon

vasıtasıyla yapılan iletişimi de kapsadığı, dolayısıyla başvurucunun telefonlarının

hukuka aykırı olarak dinlendiği ve haberleşme özgürlüğünün ihlal edildiği

iddialarının Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı kapsamında yer aldığı

konusunda tereddüt yoktur (Yasemin Çongar ve

diğerleri [GK], B. No: 2013/7054, 6/1/2015, § 33).

88. Anayasa’nın 22. maddesi ve Sözleşme'nin ortak koruma alanı,

haberleşme hürriyetinin yanı sıra içeriği ve biçimi ne olursa olsun

haberleşmenin içeriğinin gizliliğini de güvence altına almaktadır. Haberleşme

bağlamında bireylerin karşılıklı ve toplu olarak sözlü, yazılı ve görsel

iletişimlerine konu olan ifadelerinin gizliliğinin sağlanması gerekir (Yasemin Çongar ve diğerleri, § 49).

89. Haberleşme hürriyeti, mutlak nitelikte olmayıp meşru

birtakım sınırlamalara tabidir. Bu kapsamdaki özel sınırlama ölçütleri,

Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci ve Sözleşme’nin 8. maddesinin (2) numaralı

fıkralarında sınırlanmakta ve bu sınırlamanın usulüne ilişkin birtakım ek

güvenceler getirilmektedir (Yasemin Çongar

ve diğerleri, § 52).

90. Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasına göre millî

güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve ahlakın veya

başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına

bağlı olarak ve usulüne göre verilmiş hâkim kararı ile veya aynı sebeplere

bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde de kanunla yetkili kılınmış mercinin yazılı emri ile haberleşme hürriyetine ve

haberleşmenin gizliliğine müdahale edilebilir. Yetkili mercinin

kararı, yirmi dört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını

kırk sekiz saat içinde açıklar; aksi hâlde karar kendiliğinden kalkar (Yasemin Çongar ve diğerleri, § 53).

Sözleşme’nin 8. maddesinin (2) numaralı fıkrasında da haberleşme hürriyetine

yönelik müdahalenin hukuka uygun ve demokratik toplumda gerekli olması ile

ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, suçun veya

düzensizliğin önlenmesi, genel sağlık ve ahlakın veya başkalarının hak ve

özgürlüklerinin korunması amaçlarıyla yapılmış olması gerekli olup bu şartlar

altında yapılmayan müdahaleler yasaklanmıştır (Yasemin

Çongar ve diğerleri, § 54).

91. Anayasa Mahkemesinin Ahmet

Temiz (B. No: 2013/1822, 20/5/2015, §§ 28-34) kararında haberleşme hürriyetine yapılan

müdahalelerin değerlendirilmesine ilişkin temel ilkeler belirlenmiştir. Gizli

uygulanması nedeniyle kötüye kullanılma riski barındıran, haberleşmenin

gizliliğine yönelen tedbirlerin uygulama alanı ve usulünün açık kanun hükümleri

ile düzenlenmesi şarttır. Buna göre haberleşme hürriyetine yapılan müdahale

öncelikle kanunla öngörülmelidir. Müdahalenin yasal dayanağını oluşturan

mevzuatın ulaşılabilir, yeterince açık ve belirli bir eylemin

gerektirdiği sonuçlar açısından

öngörülebilir olması gerekir. İkinci olarak söz konusu sınırlandırma meşru bir amaca dayalı olmalıdır. Bunun

yanı sıra müdahale demokratik bir toplumda gerekli ve ölçülü olmalıdır.

92. Somut olayda 19/8/2011 tarihinde Muş-Bulanık kara yolu

üzerinde bulunan Cankurtaran köyü ile Arakonak köyü

arasındaki yol PKK/KONGRA-GEL terör örgütü mensuplarınca kesilmiş ve olayla ilgili olarak alınan

istihbarat üzerine başlatılan soruşturma çerçevesinde bazı şüpheliler hakkında

suç ve delillerinin tespiti açısından ve şüphelilerin 5271 sayılı Kanun'un 135.

maddesinde belirtilen katalog eylemi gerçekleştirdikleri yönünde kuvvetli

şüpheler bulunduğu gerekçesiyle iletişimin tespiti, dinlenilmesi ve kayda

alınması kararı verilmiştir. Bu karar kapsamında silahlı terör örgütüne üye

olma, örgüt adına suç işleme ve silahlı terör örgütüne yardım ve yataklıkta bulunma

suçlarına ilişkin olarak başvurucunun da aralarında yer aldığı bazı

şüphelilerin kullandığı telefonlardaki iletişimin tespiti, dinlenilmesi ve

kayda alınması işlemleri gerçekleştirilmiştir.

93. Başvuruya konu yargılama dosyası incelendiğinde başvurucu

hakkında Bulanık Sulh Ceza Mahkemesinden alınan iletişimin dinlenilmesi,

izlenmesi, tespit edilmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin

değerlendirilmesi yönündeki karara dayalı olarak dinleme yapıldığı

görülmektedir (bkz. § 11). Bu kapsamda 5271 sayılı Kanun'un 135. maddesindeki

koşullara uygun olarak verilen karara dayanılarak görüşmelerin kaydedildiği ve

içeriklerinin de yargılama makamları tarafından delil olarak kabul edildiği

anlaşılmaktadır.

94. Başvuru konusu olayda, suç işlenmesinin önlenmesi ve suç

kanıtlarının elde edilmesi amacına yönelik olarak 5271 sayılı Kanun’un 135.

maddesi uyarınca mahkeme kararıyla iletişimin tespiti kararı verilmiş ve

başvurucunun da aralarında yer aldığı şüphelilerin birbirleri ile yaptıkları

telefon görüşmeleri bu karara dayalı olarak dinlenilmiştir. 5271 sayılı

Kanun’un 135. maddesi, telefonların dinlenilmesi tedbirleri karşısında

kişilerin özel hayatları ve haberleşme hürriyetlerinin korunması bağlamında

yeterli güvenceleri düzenlemekte olup somut olayda da anılan Kanun hükmüyle

getirilen güvencelere uyulmuştur. Daha açık bir ifadeyle anılan Kanun'un 135.

maddesinde sınırlı sayıda sayılmış olan suçlardan biri dolayısıyla Bulanık Sulh

Ceza Mahkemesi kararına dayalı olarak başvurucunun görüşmeleri dinlenilmiştir. Buna

göre kamu düzenini tehdit eden nitelikte bir suçun işlenmesinin önlenmesi ve

suç kanıtlarının elde edilmesi amacı kapsamında alınan dinleme kararına

dayanılarak başvurucunun yaptığı telefon görüşmelerinin dinlenilmesinin

demokratik bir toplumda gerekli olmadığı söylenemez.

95. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 22. maddesinde güvence

altına alınan haberleşme hürriyetine yönelik bir ihlalin olmadığı açık

olduğundan, başvurunun bu kısmının da açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Tanık dinletme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Bağımsız ve tarafsız bir mahkemede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Diğer ihlal iddialarının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

6. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yapılan yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

25/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Yıldız

SEFERİNOĞLU

Raportör

:

Zehra

GAYRETLİ

Başvurucu : Zana GÜNEŞ Vekili : Av. Selahattin KAYA

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/73184, 25 Eylül 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. "-b.e.:dedi
  7. Gitmişler Sizin Tarafınıza Gelmisler Öyle Birsey Varmıydı
  8. -zano Güneş : Bugün
  9. -b.e. : He
  10. -zano Güneş :hiç Yok
  11. Burda Biz Birşey Görmedik
  12. -b.e. : Mollakent
  13. -zano Güneş:dün
  14. Evelsi Günden Var Dün Evelsi Günden Çoktular
  15. -b.e.:yok Yok Ben
  16. Dedim Mollakent
  17. -zano Güneş :he
  18. -b.e.:acilen Ordan
  19. Birsey Öğren Aha Şimdi İçinde Birşey Varmıbana Bir Bilgi Ver Dedi (...)
  20. -zano Güneş :hım
  21. -b.e.: Dedi Bir Şey Var Mı Ben Bize Bir Haber
  22. -zano Güneş
  23. Tamam (...)
  24. -a. : Alo
  25. -zano Güneş : Evdemisin
  26. -a. :evet
  27. -zano Güneş:ula Orda
  28. O Karakola Bak O Askeri Maskeri Geldi Girdi Oraya Ne Tarafa Gidiyorlar
  29. -a : Tamam
  30. -zano Güneş:tamam
  31. Dikkat Et Bu Tarafa Doğru Çıktığında Banahaber Ver
  32. IV. İlgili Hukuk
  33. A. Ulusal Hukuk
  34. B. Uluslararası Hukuk
  35. V. İnceleme Ve Gerekçe
  36. A. Adil Yargılanma
  37. B. Haberleşme
  38. A. 1. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama
  39. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  40. C. Yapılan yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  41. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  42. Yıldırım
  43. Kömürcü
  44. M. Emin KUZ
  45. Seferinoğlu
  46. Gayretli
  47. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/73184
Tarih
25 Eylül 2019

İlgili Kararlar

  • İzzettin Üşümez Başvurusu (B. No: 2016/32996)
  • Erol Kesgin Başvurusu (B. No: 2016/1550)
  • Yeni Gün Haber Ajansı Basım ve Yayıncılık A.ş. ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/4430)
  • Nihal Uslukol Başvurusu (B. No: 2016/73086)
  • Ömer Faruk Eminağaoğlu Başvurusu (B. No: 2015/7352)
  • D.k. Başvurusu (B. No: 2015/11159)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.