İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1963/129 K.1963/276

Karar tarihi:18/11/1963

Esas1963/129Karar1963/276Tarih18 Kasım 1963Okuma14 dk · 2.853 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
18 Kasım 1963
Esas No.
1963/129
Karar No.
1963/276
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.853 kelime·14 dk okuma·8 bölüm

Karar tarihi:18/11/1963

Resmi Gazete tarih/sayı:21.2.1964/11637

Davacı : Adalet Partisi Türkiye Büyük Millet Meclisi Grupu.

Dâvanın konusu : 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma hakkındaki Kanununun 4 üncü maddesinde yer alan (Bu mahkemelerin kaza çevreleri Adalet ve maliye Vekâletlerince müştereken tâyin ve ilân olunur) şeklindeki hükmün Anayasa'nın 114 üncü maddesine aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istenmiştir.

Anayasa Mahkemesi içtüzüğünün 15 inci maddesi uyarınca 5/3/1963 gününde yapılan ilk incelemede :

Dilekçede,

Adalet Partisi Türkiye Büyük Millet Meclisi Grupu adına imzası bulunan Ali

Nailî Erdem ve Cahit Okurer'in Grup Başkanı ve Başkan Vekili olduklarını

gösteren onanlı belgenin 15 gün içinde gönderilmesi için tebligat yapılması

kararlaştırılmış ve yapılan tebligat üzerine Cahit Okurer'in Adalet Partisi

Cumhuriyet Senatosu Grup Başkanı ve Ali Nailî Erdem'in de Adalet Partisi Millet

Meclisi Grup Başkan Vekili olduklarını belirten onanlı belgeler süresinde

gönderilerek eksiklik tamamlanmış ve başvurmanın; Anayasa'nın 149 uncu ve

geçici 9 uncu ve Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri hakkındaki

44 sayılı Kanunun 21, 22, 25, 26 ncı ve geçici 5 inci maddelerine uygun

bulunduğu anlaşılmış olduğundan esasın incelenmesine karar verilip düzenlenen

rapor, dâva dilekçesi ve ekleri kâğıtlar, iptali istenen hükmü kapsayan kanun

maddesi ve gerekçesi, Anayasa'nın ve Anayasa Komisyonu raporunun ilgili

bölümleri okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü :

Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkındaki 1567 sayılı kanunun 4328 sayılı kanunla değişik 4 üncü maddesinin 6258 sayılı kanunun 3 üncü maddesiyle değiştirilen şekli şöyledir :

(Madde 3- 1567 sayılı kanunun 4328 sayılı kanunla tâdil edilen 4. maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

İcra vekilleri heyetince l inci maddeye müsteniden ittihaz edilecek kararlara aykırı hallere ait takip ve duruşma meşhut suçların muhakeme usulü hükümleri mucibince yapılır. Bu dâvaları rüyet edecek mahkemelerle bu mahkemelerin kaza çevreleri Adalet ve Maliye Vekâletlerince müştereken tâyin ve ilân olunur. Cumhuriyet Müddeiumumileri, doğrudan doğruya veya Maliye Vekâleti veya tavzif edeceği mercilerin yazılı müracaatı üzerine mezkûr kanun hükümlerine tevfikan takibe geçerler.

Kararlara aykırı fiillere sair suretlerle ıttıla hasıl eden Cumhuriyet Müddeiumumileri hemen Maliye Vekâletini veya tavzif edeceği mercileri haberdar ederek keyfiyetin tetkikim talep edebilirler.

Cumhuriyet Müddeiumumileri ve mahkemelerce umumi hükümlere tevfikan takibat icrasına zaruret görülen hallerde takip ve duruşmaya üç günden fazla fasıla verilemez.

Mahkeme lüzum gördüğü takdirde duruşmanın sonunu beklemeksizin maznunların müesseselerinin muvakkaten faaliyetten meniine karar verebilir. Cumhuriyet Müddeiumumileri ve mahkemeler bu kanun hükümlerine tevfikan cereyan edecek takip ve duruşmalarda ehli hibre teşkiline lüzum gördükleri takdirde münhasıran resmî ehli hibre listesinde isimleri yazılı kimselerden seçecekleri ehli hibrenin rey ve mütalâasını alırlar. Resmî ehli hibre listeleri, her kaza çevresi için dokuzar kişiden aşağı olmamak üzere, Türkiye Ticaret Odaları, Sanayi Odaları ve Ticaret Borsaları Birliğinin mütalâası alınmak suretiyle Maliye ve Ekonomi ve Ticaret Vekâletleri tarafından tesbit olunur.

Maliye Vekâleti, Vekâletin veya tavzif edeceği mercilerin Cumhuriyet Müddeiumumiliğine yazılı müracatta bulunması ile müdahil sıfatını iktisap eder).

Önce

bu maddenin tümünün iptali istenip istenmediği konusu görüşülmüş ve dâva

dilekçesinde; 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma hakkındaki Kanunun 4

üncü maddesinde yer alan ve yukarıda dâvanın konusu bölümünde gösterilen hükmün

Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülmüş olduğuna göre dâvanın, maddenin yalnız

bu hükmüne ilişkin olduğu ve dilekçenin baş kısmında iptali istenen kanun

maddesi diye 4 üncü maddenin gösterilmiş olmasına dayanılarak muhtelif

hükümleri kapsayan maddenin tümünün iptale konu olduğu yolunda bir görüşe

varmanın davacının amacına da uygun düşmiyeceği cihetle dâvanın bu maddede yer

alan (... Bu mahkemelerin kaza çevreleri Adalet ve Maliye Vekâletlerince

müştereken tâyin ve ilân olunur). hükmüne hasrı gerektiği üyelerden İsmail

Hakkı Ülkmen, Şemsettin Akçoğlu, Celâlettin Kuralmen ve Muhittin Gürün'ün

muhalefetleri ile ve oyçokluğu ile kararlaştırılmıştır.

Gerekçe :

Metni yukarıya çıkarılan 1567 sayılı kanunun değişik 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında görüleceği üzere Adalet ve Maliye Bakanlıklarına verilen yetki iki noktada toplanmaktadır. Birisi, bu dâvaları görecek mahkemelerin, diğeri de bu mahkemelerin kaza çevrelerinin belli edilmesidir.

Bu hükümlerin, hiç bir kimsenin tabiî hâkiminden başka bir merci önüne çıkarılamıyacağına ilişkin olan Anayasa'nın 32 nci maddesine aykırı olduğundan iptali, Ankara 3. Asliye Ceza Mahkemesince itiraz yolu ile istenmiş ve mahkememizce de; tabiî hâkim kavramına ve kanun önünde eşitlik prensibine aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle itirazın reddine 28/3/1963 gün 1963/4 - 71 sayı ile karar verilmiştir.

İncelenen dâvanın konusu ise, mahkemelerin belli edilmesine ilişkin olmayıp yalnız yargı çevrelerinin Adalet ve Maliye Bakanlıklarınca belli edilmesiyle ilgilidir.

Yargı çevresinin belli edilmesi, yargı çevresinin değiştirilmesi sonucunu da doğurur.

Dâva dilekçesinde; iptali istenen hükmün Anayasanın 114 üncü maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de; idarenin yargı yolu ile denetimini gösteren bu maddenin dâva konusu ile ilgili bulunmaması ve ilgili hükmün 144 üncü maddede yer almış bulunması karşısında, dilekçede 114 üncü maddenin gösterilmiş olmasının madde sayısının yanlış yazılmasından ileri geldiği anlaşılmıştır.

334 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının Yüksek Hâkimler Kurulunun görev ve yetkilerini gösteren 144 üncü maddesinde (... Bir mahkemenin veya bir kadronun kaldırılması veya bir mahkemenin yargı çevresinin değiştirilmesi, Yüksek Hâkimler Kurulunun uygun görmesine bağlıdır) denmektedir.

Anayasa Komisyonu raporunun bu maddeye ilişkin bölümünde, bir mahkemenin kaldırılması veya yargı çevresinin değiştirilmesi konusunda Bakanlık tarafından bir karar alınmadan önce Yüksek Hâkimler Kurulunun uygun düşüncesinin alınması gerekeceği açıklanmıştır.

Bu bakımdan iptal konusu hükmün, Anayasa'nın sözü edilen maddesindeki (Bir mahkemenin yargı çevresinin değiştirilmesi Yüksek Hâkimler Kurulunun uygun görmesine bağlıdır.) hükmü ile çelişmekte olup olmadığının çözümlenmesi gerekir.

Gerçekten bu konuda Türk Parasının Kıymetini Koruma hakkındaki Kanunun değişik 4 üncü maddesi ile iki Bakanlığa yetki tanınmışsa da sonradan yürürlüğe giren 22/4/1962 gün ve 45 sayılı kanunun Yüksek Hâkimler Kurulunun görev ve yetkilerini gösteren 2 nci maddesinin iki sayılı bendi ile (Adalet Bakanının, bir mahkemenin veya bir kadronun kaldırılması veya bir mahkemenin yargı çevresinin değiştirilmesi konularındaki tekliflerinin uygun olup olmadığına karar vermek) de bu kurulun görevleri arasına girmiştir.

Bu kanunun 103 üncü maddesi ile, Hâkimler Kanununun ve diğer kanunların bu kanuna uymıyan hükümleri yürürlükten kaldırmış olduğuna göre; iptali istenen hükmün de yürürlükten kaldırılmış olup olmadığının incelenmesi lüzumu belirmiştir.

Üyelerden Rifat Göksu, Lûtfi Akadlı ve Salim Başol; iptal konusu hükmün artık yürürlükte olmadığı ve dâvanın bu yönden reddi gerekeceği görüşünde bulunmuşlarsa da; Yüksek Hâkimler Kurulu Kanununun 2 nci maddesinin 2 sayılı bendinde yer alan hükümle, bir mahkemenin yargı çevresinin değiştirilmesi yetkisi, Bakanlıktan alınmamış, ancak bu yetkinin kullanılmasını Yüksek Hâkimler Kurulunun uygun mütalâasına bağlı kılmak suretiyle kayıtlandırılmıştır. Bu bakımdan bu hükmün iptali istenen hükme uymıyan bir yönü olmayıp onu tamamlayıcı bir niteliği olduğundan, çoğunluk iptali istenen hükmün yürürlükte olduğu sonucuna varmıştır.

Bu durum karşısında; Adalet Bakanı için olduğu gibi 1567 sayılı kanunun değişik 4 üncü maddesi ile Adalet ve Maliye Bakanlıklarına tanınmış olan yetkinin de kullanılmasının bundan böyle Yüksek Hâkimler Kurulunun uygun mütalâası ile mümkün olabileceği şüphe götürmez.

Uygulama böyle olacağına göre iptal konusu hükmün Anayasa'nın 144 üncü maddesi ile çelişme halinde olduğu kabul edilemez. Çünkü, yukarıda belirtildiği üzere Bakanların bu yetkilerini kullanmaları Anayasa'nın 144 üncü maddesinin amacına uygun olarak Yüksek Hâkimler Kurulunun uygun mütalâası ile mümkün olabileceğinden artık Anayasaya aykırılık söz konusu olamaz. Dâvanın bu bakımdan reddi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

:

1567 sayılı kanunun 4328 sayılı kanunla değişik 4 üncü maddesinin 6258 sayılı kanunun 3 üncü maddesiyle değişik şeklinde yer alan ve mahkemelerin kaza çevrelerinin Adalet ve Maliye Vekâletlerince tâyin ve ilân olunacağına ilişkin bulunan hükmün 45 sayılı kanunun 2 nci maddesinin 2 numaralı bendinin tamamlayıcı hükmü karşısında Anayasa'nın 144 üncü maddesine aykırı bulunmadığına ve dâvanın bu sebeple reddine üyelerden Rifat Göksu, Şemsettin Akcoğlu, İbrahim Senil ve Celâlettin Kuralmen'in muhalefetleri ile ve oyçokluğu ile 18/11/1963 gününde karar verildi.

Başkan

Sünuhi Arsan

Üye

Osman Yeten

Üye

Rifat Göksu

Üye

İ. Hakkı Ülkmen

Üye

Lütfi Akadlı

Üye

Şemsettin Akçoğlu

Üye

İbrahim Senil

Üye

İhsan Keçecioğlu

Üye

Salim Başol

Üye

Celâlettin Kuralmen

Üye

Fazıl Uluocak

Üye

Ahmet Akar

MUHALEFET

ŞERHİ

l- Dâva, 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanununun 6258 sayılı kanunla değişik 4 üncü maddesinde yer alan ve mahkemelerin kaza çevrelerinin Adalet ve Maliye Vekâletlerince tâyin ve ilân olunacağına ilişkin bulunan hükmün iptali isteminden ibarettir.

Bahis

konusu 4 üncü maddede de "Bu dâvaları rüy'et edecek mahkemelerle bu

mahkemelerin kaza çevreleri Adalet ve Maliye Vekâletlerince tâyin ve ilân

olunur." Denilmektedir. Ekseriyet kararında belirtildiği veçhile bu

mahkemelerin yargı çevrelerinin belli edilmesi, yargı yerlerinin değiştirilmesi

sonucu da doğurur. 4 üncü madde, bu mahkemelerin kaza çevrelerinin belli

edilmesi veya gerektiği takdirde değiştirilmesi hususunda Adalet ve Maliye

Bakanlıklarına müştereken karar alma yetkisi verilmiş bulunmasına göre bu

yetkinin kullanılması her iki bakanlığın müşterek ve uygun bir karara varmaları

halinde tekevvün ve hüküm ifade eder. Bu yetkinin sonradan çıkan kanunla

kaldırılmış olup olmadığının tâyini için mevzuatı incelemek yerinde olur.

334 sayılı ve 9/7/1961 günlü Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının Yüksek Hâkimler Kurulunun görev ve yetkilerini gösteren 144 üncü maddesinin 4 üncü bendinde "Bir mahkemenin yargı çevresinin değiştirilmesi, Yüksek Hâkimler Kurulunun uygun görmesine bağlıdır, denilmekte ve 134 üncü maddesinde de, hâkimlerin görevlerinin veya görev yerlerinin değiştirilmesinin mahkemelerin bağımsızlığı esasına göre kanunla düzenleneceği açıklanmaktadır.

Anayasa

esasları dairesinde düzenlenen ve sonradan yürürlüğe giren 45 sayılı ve

22/4/1962 tarihli Yüksek Hâkimler Kurulu Kanununun 2 nci maddesi ise, Adalet

Bakanının, bir mahkemenin yargı çevresinin değiştirilmesi konularındaki

tekliflerinin uygun olup olmadığına karar verme hususunu Yüksek Hâkimler

Kurulunun görev ve yetkileri arasına almış ve bu konuda Adalet Bakanına resen

karar alma yetkisi tanımamıştır. Zaten, mahkemelerin bağımsızlığı esasını

gözeten Anayasa hükümleri karşısında 45 sayılı kanunla Adalet Bakanına böyle

bir yetki verilmesi düşünülemez. Şu halde Adalet Bakanının buradaki durumu

Yüksek Hakimler Kuruluna bir teklif yapmaktan ibaret olup bu kurulca teklifin

uygun olduğuna karar verilmesi halinde ancak Adalet Bakanlığınca mahkemenin

yargı çevresinin değiştirilmesi mümkün olabilir.

Durum böyle olunca, bir konu üzerinde resen karar alma yetkisi ile, yetkili mercilere Adalet Bakanlığınca yapılacak teklifin nitelikleri ve hasıl edeceği hukuki sonuçlar bakımından birbirinden tamamiyle ayrı olduğunda şüphe edilemez. Bu itibarla mahkemelerin yargı çevrelerinin resen değiştirilmesi hususunda 1567 sayılı kanunun 4 üncü maddesi ile bakanlıklara tanınan yetkinin devam ettiğinin kabulüne kanunen ve ne de hukuken caiz olamaz.

Anayasa

esaslarına uygun olarak 45 sayılı kanunun 2 nci maddesi ile bir mahkemenin

yargı çevresinin değiştirilmesi hususu Yüksek Hâkimler Kurulunun görev ve

yetkileri arasına alınmış olmasına göre, 1567 sayılı kanunun 4 üncü maddesinin

Adalet ve Maliye Bakanlarına mahkemelerin kaza çevrelerini değiştirme yetkisini

veren ve iptal konusu olan hükmünün yürürlükten kalkmış olduğunu kabul etmek

gerekir. Zira; aynı konulara ait sonradan yürürlüğe giren kanunlardaki

hükümlerle daha önce çıkan kanunlarda mevcut hükümlerin birbirine uygun

olmaması halinde sonradan konulan hükümlerin eski hükümleri kaldıracağı bir

hukuk kuralıdır. Kaldıki, 45 sayılı kanunun 103 üncü maddesinde "Hâkimler

Kanununun ve diğer kanunların bu kanuna uymayan hükümleri kaldırılmıştır."

denilmektedir.

Bu sebeplere binaen 1567 sayılı kanunun 4 üncü maddesinde yer alan ve mahkemelerin kaza çevrelerinin tâyini ve değiştirilmesi hususunda, Adalet ve Maliye Bakanlıklarına müştereken karar alma yetkisi veren hükmün 45 sayılı kanunun getirdiği yeni hükümlere uymadığı zahirdir. Hususile Maliye Bakanlığının böyle bir teklifi yapabilmesi bahis konusu dahi olmamak gerekir. Buna göre 1567 sayılı kanunun iptali istenen 4 üncü maddesi hükmü gerek 45 sayılı kanunun 103 üncü maddesinin sarahati ve gerek hukuk kuralları karşısında yürürlükte olmadığından ve ortadan kalkmış olan hükmün incelenmesi de mümkün bulunmadığından evvel emirde konusu bulunmayan dâvanın bu bakımdan reddine karar verilmesi gerekir.

2-

Çoğunluk kararında, bahis konusu 1567 sayılı kanunun değişik 4 üncü maddesi ile

Adalet ve Maliye Bakanlıklarına tanınmış olan yetkinin yürürlükte bulunduğu ve

bundan böyle de Yüksek Hâkimler Kurulunun uygun mütalâası ile kullanılmasının

mümkün olabileceği belirtilmekte ise de bu düşünceyi Anayasa hükümleri ile

bağdaştırmak kabil görülmemektedir. Zira, yukarıda belirtildiği veçhile Anayasa'nın

144. maddesinin 44. fıkrası, bir mahkemenin yargı çevresinin değiştirilmesinin

Yüksek Hâkimler Kurulunun uygun mütalâasına bağlı olduğunu açıklamıştır. Bu

esaslar hâkimler ve mahkemeler üzerinde her çeşit tesirleri bertaraf etmek için

okunulmuş, mahkemeler yürütme ve yasama organı karşısında tamamiyle bağımsız

hale getirilmiş ve bu maksatla da Yüksek Hâkimler Kurulu kurulmuştur.

Anayasa'nın

koyduğu bu açık ve katî esaslara, yürürlükte olduğu kabul edilen ve 1567 sayılı

kanunun 4 üncü maddesinde yer alan "Bu dâvaları rü'yet edecek mahkemelerle

bu mahkemelerin kaza çevreleri Adalet ve Maliye Vekâletlerince müştereken tâyin

ve ilân olunur." şeklindeki hükmün aykırılığı zahirdir. Çünkü; 4 üncü

madde, Adalet ve Maliye Bakanlıklarının bu konuda resen karar alabildiklerine

mesa vermekte, Anayasa ise bilâkis mahkemelerin yargı çevrelerinin

değiştirilmesinin Yüksek Hâkimler Kurulunun uygun mütalâasına bağlı olduğunu

açıklamaktadır. Binaenaleyh iptali istenen 4 üncü madde hükmünün Anayasa'nın

144 üncü maddesi ile çelişme halinde olduğu meydandadır. 4 üncü madde, iptal

edilmedikçe yazılı olduğu şekilde mânalandırılarak uygulamağa devam

edilebilecektir. Bu imkân ve ihtimali bertaraf etmek için kanunların Anayasa'ya

uygunluğunu denetlemek durumunda olan mahkememizce 1567 sayılı kanunun 4 üncü

maddesinde yer alan ve mahkemenin yargı çevresinin değiştirilmesi hususunda

Adalet ve Maliye Bakanlıklarına yetki vermeğe ilişkin bulunan hükmünün

Anayasa'ya aykırılığı dolayısiyle iptali gerekir.

Bu sebeplere binaen hilâfına verilen ekseriyet kararına muhalifiz.

Yukarıdaki muhalefet şerhinin 2 No. lu bendine katılıyorum

Üye

Muhittin Gürün

Üye

Lütfi Ömerbaş

Üye

Ekrem Tüzemen

MUHALEFET

ŞERHİ

Mahkememiz, bu dâvayı, 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma hakkındaki kanunun 4 üncü maddesindeki "Bu kanuna ilişkin suçlara ait dâvalara bakacak mahkemenin yargı çevresinin Adalet ve Maliye Bakanlıklarınca tâyin olunacağına" dair olan hükmüne karşı açılmış sayarak incelemenin bu noktaya hasrolunmasına çoğunlukla karar verilmiş bulunmaktadır.

Halbuki dâva dosyasındaki kâğıtlardan Adalet Partisi Meclis Gruplarının 22 Ocak 1963 gününde yaptıkları müşterek toplantı sonunda verdikleri kararda, her hangi bir gerekçe gösterilmeksizin, (1567 sayılı kanunun 4 üncü maddesinin Anayasaya aykırı olduğundan Anayasa Mahkemesinde iptal dâvası açılmasına oybirliği ile karar verilmiştir.) diye yazılıdır.

Keza 23/2/1963 tarihinde Anayasa Mahkemesi kalemine tevdi edilmiş olan dâva dilekçesinde iptal dâvasının konusu ve gerekçesi, ayrı ayrı olarak, şöyle gösterilmiştir:

(İptali istenilen kanun: 1567 sayılı kanunun 4 üncü maddesi

İptal sebebi: 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkındaki Kanunun 4 üncü maddesindeki "Bu kanuna ilişkin suçlara ait davalara bakacak mahkemenin yargı çevresinin Adalet ve Maliye Bakanlıklarınca tâyin" olunacağına dair hükmü Anayasa'nın 114 üncü maddesine aykırı görülmesi.)

Bu suretle açılan dâvanın ilk incelenmesi mahkememizin 5/3/1963 günlü toplantısında yapılmış ve dâva dilekçesinde imzası bulunanların kimliklerine ilişkin belgenin eksik olduğu görülerek tamamlattırılmasına karar verilip bilâhare davacılar tarafından bu belgenin gönderilmesi üzerine esasın incelenmesine 12/4/1963 tarihinde karar verilmiş ve bu suretle dâva dilekçesindeki iptal isteminde ve iptal isteminin gerekçesinde her hangi bir noksanlık görülmüyerek oldukları gibi kabul edilmiştir.

Mahkememiz bu karariyle, dâva dilekçesindeki esas iptal istemini bir tarafa iterek iptal talebinin gerekçesini, istem olarak kabul etmiş ve ona göre inceleme yaparak hüküm tesis etmiştir.

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkındaki 44 sayılı kanunun 28 inci maddesi mahkememizi, açılan iptal dâvasında istem ile bağlı tutulduğu halde davacı tarafından ileri sürülen gerekçeye dayanmağa zorlamamaktadır.

Bu duruma göre bu dâva mahkememize düşen görev, iptal istenilen 4 üncü maddeyi bütün yönleriyle Anayasa hükümleri karşısında incelemeye tabi tutarak gerekli kararı vermekten ibarettir.

Halbuki mahkememiz, dilekçenin gerekçesini esas istem sayarak incelemeyi sadece gerekçede belirtilen noktaya hasretmekle dâvanın konusunu dâva dilekçesi hilâfına daraltmış bulunmaktadır.

Bu sebeplerle incelemenin, 1567 sayılı kanunun 4 üncü maddesinin tümü üzerinde yapılmıyarak bu maddede yer alan "Bu kanuna ilişkin suçlara ait dâvalara bakacak mahkemenin yargı çevresinin Adalet ve Maliye Bakanlıklarınca tâyin olunacağına" dair olan hükmüne hasredilmesine muhalifiz.

Üye

Lütfi Akadlı

Üye

Rifat Göksu

Üye

İbrahim Senil

MUHALEFET

ŞERHİ

Tabiî Hâkim, görevli ve yetkili hâkim demektir. Anayasa'nın 32 nci maddesinin birinci fıkrası ile hedef tutulan maksat da herkesin tabiî hâkimi tarafından yargılanmasıdır.

Hâkimlerin görev ve yetkileri hususi kanunlarla değil mahkemelerin teşkilâtına ve muhakeme usullerine ait kanunlarla umumî olarak tâyin edilir. Anayasa'nın 136 ncı maddesinde yer alan (Mahkemelerin Kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir) hükmü ile bu esas kaidelendirilmiştir. Bir mahkemenin yargı çevresinin değiştirilmesini dahi yüksek hâkimler kurulunun görmesine bağlı tutan Anayasa'nın 144 üncü maddesi hükmü de gözönünde bulundurulunca :

- Bir mahkemenin görev ve yetkisinin hususi bir kanunla düzenlenemiyeceği;

- Yine hususi bir kanunla bir mahkemeye veya bazı mahkemelerce görevi ve yetkisi dışında bir dâvaya bakma vazifesinin yüklenemiyeceği;

- Mahkeme kuruluşlarını, bunların görev ve yetkilerini ve yargılama usullerini düzenlemek vazifesinin Bakanlar Kuruluna veya her hangi bir Bakanlığa verilemiyeceği ortaya çıkar.

Halbuki, 1567 sayılı kanunun muaddel 4 üncü maddesini değiştiren 6258 sayılı kanunun 3 üncü maddesine göre :

Bakanlar Kurulunca ittihaz edilecek kararlara aykırı hareketlerden doğacak olan dâvalara bakacak mahkemeler ve bunların kaza çevreleri Adalet ve Maliye Bakanlıklarınca müştereken tâyin ve ilân olunacaktır.

Bu hüküm, hem görevli ve yetkili mahkemeyi tâyin selâhiyetini iki bakanlığa bıraktığı için Anayasa'nın 136 ncı maddesine; hem, mahkemelerin kaza çevrelerini bu iki bakanlığın tesbit etmesine ve değiştirmesine müsait bulunduğu için Anayasa'ya 144 üncü maddesine; hem de Türk Parasının Kıymetini Koruma mevzuatına aykırı hareket edenleri tabiî hâkimlerinden ayırıp bunların ekseriya görevli ve yetkili olmıyan mahkemelerde yargılanmalarını mümkün kıldığı için Anayasa'nın 32 nci maddesine aykırıdır; iptali gerekir.

Çoğunluk kararına bu sebeple muhalifiz.

Üye

İsmail Hakkı Ülkmen

Üye

Celalettin Kuralmen

Üye

Muhittin Gürün

Üye

Şemsettin Akçoğlu

MUHALEFET

ŞERHİ

İptal dâvasının konusu, 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanununun 6258 sayılı kanunla değişik 4 üncü maddesindeki (Bu dâvaları rüyet edecek mahkemelerin kaza çevreleri Adalet ve Maliye Vekâletlerince müştereken tâyin ve ilân olunur.) şeklindeki hükümdür.

Yargı çevresinin belli edilmesi yetkisinin, yargı çevresinin değiştirilmesi yetkisini de vereceği şüphesizdir.

Yüksek Hâkimler Kurulunun görev ve yetkilerini gösteren Anayasanın 144 üncü maddesinin 4 üncü fıkrasında (Bir mahkemenin veya bir kadronun kaldırılması veya bir mahkemenin yargı çevresinin değiştirilmesi, Yüksek Hâkimler Kurulunun uygun görmesine bağlıdır.) denilmektedir.

45 sayılı Yüksek Hâkimler Kurulu Kanununun görev ve yetkisinden bahseden 2 nci maddesinin 2 numaralı bendinde de (Adalet Bakanının, bir mahkemenin veya bir kadronun kaldırılması veya bir mahkemenin yargı çevresinin değiştirilmesi konularındaki tekliflerinin uygun olup olmadığına karar vermek) denilmiştir.

Görülüyorki, sonradan yürürlüğe giren bu hükümlerle iptal konusu 4 üncü maddenin Maliye Bakanına verdiği yetki artık hiç tanınmadığı gibi Adalet Bakanının yetkisi de Yüksek Hâkimler Kurulunun uygun görmesine bağlanmış, bu suretle iptali istenen 4 üncü madde, niteliğini değiştirmiş ve başka bir şekil almıştır.

İptali istenen 4 üncü maddenin sözü geçen hükmü sonradan yürürlüğe giren hükümlere uymamaktadır.

Uymayan hükümlerde Yüksek Hâkimler Kanununun (Hâkimler Kanununun ve diğer kanunların bu kanuna uymayan hükümleri kaldırılmıştır) şeklindeki 103 üncü maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır.

Bu sebeplerle dâva konusu hüküm yürürlükte olmadığından dâvanın reddi oyu ile çoğunluk kararına muhalifim.

Üye Celalettin · Kuralmen Üye Şemsettin · akçoğlu Üye Salim Başol

Anayasa Mahkemesi, E. 1963/129, K. 1963/276, 18 Kasım 1963 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Muhalefet
  4. Şerhi
  5. Muhalefet
  6. Şerhi
  7. Muhalefet
  8. Şerhi
  9. Muhalefet
  10. Şerhi
  11. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1963/129
Karar No
1963/276
Tarih
18 Kasım 1963

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1963/345 K.1963/273
  • AYM Norm Denetimi E.1963/346 K.1963/274
  • AYM Norm Denetimi E.1963/303 K.1963/277
  • AYM Norm Denetimi E.1963/159 K.1963/279
  • AYM Norm Denetimi E.1963/65 K.1963/278
  • AYM Norm Denetimi E.1963/348 K.1963/281

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.