İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1963/163 K.1965/36

Karar tarihi:8/6/1965

Esas1963/163Karar1965/36Tarih8 Haziran 1965Okuma7 dk · 1.499 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
8 Haziran 1965
Esas No.
1963/163
Karar No.
1965/36
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.499 kelime·7 dk okuma·4 bölüm

Karar tarihi:8/6/1965

Resmi Gazete tarih/sayı:4.10.1965/12117

Dâvacı : Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye Büyük Millet Meclisi Grupu.

Dâvanın konusu : l Mart 1926 günlü ve 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 6123 sayılı Kanunla değişik 486 ncı maddesinin 2 nci fıkrasındaki "dâva ile ilgili olduğu takdirde dahi iddia ve müdafaa hududunu aşan hakareti mutazammın yazı ve sözler yukarıdaki fıkra hükmünden hariçtir." hükmünün Anayasa'ya aykırı olduğundan iptaline karar verilmesi isteminden ibarettir.

İNCELEME

:

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 15 inci maddesi uyarınca 8/3/1963 gününde yapılan ilk incelemede :

Cumhuriyet

Halk Partisi Türkiye Büyük Millet Meclisi Gurupu Genel Kurulunun 14/2/1963

gününde ve 57 nci birleşiminde verdiği kararda, dâva konusu kanun hükümlerinin

iptali için dâva açılacağı belirtilmemiş olduğundan işbu kararda sözü geçen

önerge ve eklerinin onanh örneklerinin 15 gün içinde gönderilmesi için tebligat

yapılmasına karar verilmiş ve süresi içinde eksikliğin tamamlandığı ve

gönderilen önergedeki listenin 13 sıra numarasında Türk Ceza Kanununun 486 nci

maddesinin de iptali istenen kanunlar arasında yer aldığı görülmüş olduğundan

esasın incelenmesine 15/4/1963 gününde karar verilmiş olmakla dâva dilekçesi,

hazırlanan rapor, iptali istenen kanun hükmü ve Anayasa'nın ilgili maddeleri ve

Meclis görüşme tutanakları okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü :

GEREKÇE

:

Türk Ceza Kanununun 6123 sayılı kanunla değişik 486 nci maddesi şöyledir :

Madde 486 - "Tarafların veya vekil, müdafi, müşavir yahut kanuni mümessillerinin bir dâva hakkında kaza mercilerine verdikleri dilekçe, lâyiha veya sair evrakın yahut yaptıkları iddia ve müdafaaların ihtiva ettiği hakareti mutazammın yazı ve sözlerden dolayı takibat yapılamaz.

Dâva ile ilgili olmayan ve ilgili olduğu takdirde dahi iddia ve müdafaa hududunu aşan hakareti mutazammın yazı ve sözler yukarıdaki fıkra hükmünden hariçtir.

Birinci fıkrada yazılı hallerde selâhiyetli kaza mercilerince kanunen muayyen olan inzibati tedbirlerden mada tecavüze uğrayanın talebi üzerine tazminata hükmedileceği gibi hakareti mutazammın yazı ve sözlerin evrak ve zabıtlardan kısmen veya tamamen kaldırılmasına da karar verilebilir."

Maddenin birinci fıkrasıyla, tarafların veya vekil, müdafi müşavir yahut kanunî mümessillerinin bir dâva hakkında kaza mercilerine verdikleri dilekçe, lâyiha vesair evrakın yahut yaptıkları iddia ve müdafaaların ihtiva ettiği hakareti muntazammın yazı ve sözlerden dolayı takibat yapılamıyacağı esası konmuştur.

Maddenin ikinci fıkrasıyla da, dâva ile ilgili olmayan ve ilgili olduğu takdirde dahi iddia ve müdafaa hududunu aşan hakareti mutazzammın yazı ve sözler birinci fıkra hükmünden hariç tutulmuştur. Bu fıkra hükmü, alındığı italyan Ceza Kanununda ve Ceza Kanunumuzun ilk şeklinde bulunmamakta idi. Bu hükümler maddeye "ikinci fıkra olarak" 6123 sayılı kanunla konmuştur.

İptali istenen kısım; bu fıkradaki "ve ilgili olduğu takdirde dahî iddia ve müdafaa hududunu aşan hakareti muntazammın yazı ve sözler yukarıdaki fıkra hükmünden hariçtir" hükmüne münhasırdır.

334

sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının, temel haklar ve ödevler başlığını

taşıyan ikinci kısmının ikinci bölümünde hak arama hürriyeti başlıklı 31 inci

maddesinde "herkes, meşru bütün vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri Önünde davacı veya dâvâlı olarak iddia ve savunma hakkına

sahiptir" hükmü yer almıştır. Anayasa tasarısındaki metin "herkes,

bütün vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri Önünde davacı

veya dâvâlı olarak iddia ve savunma hakkına sahiptir" şeklinde iken

Temsilciler Meclisindeki görüşmelerde; yargı mercileri önünde davacı veya dâvah

olarak faydalanılacak vasıta ve imkânların meşru vasıta ve imkânlar olması

lâzım geldiğinden ve kanunda gösterilen vasıta ve imkânları sınırlı da

olabileceğinden, bütün meşru vasıta ve İmkânlardan istifade suretiyle diye

değiştirilmesi ileri sürülmüş ve madde bu esasa göre değiştirilerek kabul

olunmuştur.

Görülüyor ki Anayasa'nın kabul ettiği esasa göre iddia ve savunma hakkının kullanılması ancak meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle olacaktır. Buradaki "meşru" kelimesinin, kanunda gösterilen usuller deyiminden daha geniş anlamı ifade etmek maksadıyla metne konduğu anlaşılmaktadır.

Davacı

dilekçesinde, savunma dokunulmazlığının tam olmak gerektiğini ve iptalini

istedikleri hükmün bu dokunulmazlığı ciddi surette engellediğini ve iddia ve

müdafaa sınırı içinde kalan bir hususun kasıt unsuru bakımından hakaret teşkil

etmesi imkânsız olup bu sınırın aşılmasına karşın faile ceza verilmemesiyledir

ki, dokunulmazlığın yaratılabileceğini ve anti demokratik kanunları tesbitle

görevli ilim komisyonu tarafından da kabul edildiği üzere bu hükmün Anayasa'nın

31 inci maddesinde yer alan savunma hakkına aykırı olduğunu ileri sürerek

iptalini istemiştir. Üyelerden bir kısmı da iddia ve savunma sınırının nerede

başlayıp nerede biteceğinin belli bir ölçüsü olmaması sebebiyle yargı mercileri

önünde iddia ve savunmada bulunan kişileri endişeye ve tereddütlere düşüreceği

ve bu halin de bu hakların tam olarak kullanılmasını önleyebileceği

düşüncesiyle hak arama hürriyetini kısıtlamakta, olan bu hükmün iptali

gerektiği görüşünde bulunmuşlardır.

Gerçekten

iddia ve savunma hakkının her türlü etkiden uzak olarak kullanılması esastır.

Bir dâvada tarafların yargı mercileri önünde iddia ve savunmalarını kaygıya

kapılmadan, serbestçe yapmaları gerekir, iddia ve savunma sınırı içinde kalan

hakaretin suç teşkil etmemesi olayda hakaret kastının bulunmamasına değil,

adaletin tam olarak yerine getirilmesi sebebine dayanır. Bu bakımdan bu

serbestlik, dâvanın aydınlığa kavuşmasına, diğer bir deyimle, hakkın meydana

çıkmasına yol açma amacına hizmet etmelidir. Anayasa'nın öngördüğü meşru vasıta

ve yollara ancak böylelikle başvurulmuş olur. Fakat bir dâva sebebiyle

söylenmesinde ve yazılmasında zorunluk bulunmayan yani dâvanın aydınlığa

kavuşmasında ve hakkın meydana çıkmasında etkisi olmayan hakaretlerde

bulunulmasında elbette meşruluk vardır denemez, işte böyle bir halde iddia ve

savunma sınırı aşılmış olacağından haysiyetler de korunmamış olur. Bu bakımdan

sözü edilen hüküm, yargı mercileri önünde iddia ve savunmada bulunan kişileri

korkutacak ve tereddüte düşürecek ve bu yüzden de onların söylemeleri ve

yazmaları gereken bir hususu söylemekten veya yazmaktan alıkoyacak bir nitelik

taşımamaktadır.

Dâvada iddia ve savunma sınırının aşılıp aşılmadığının takdiri hâkime ait olacaktır ve bu durum, "Kanunsuz suç ve ceza olmaz" prensibine de aykırı düşmez.

Bu sebeplerle iptali istenen hüküm Anayasa'ya aykırı olmadığından, dâvanın reddi gerekir.

Sonuç :

765 sayılı Türk Ceza Kanununun 6123 sayılı kanunla değişik 486 ncı maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "ve dâva ile ilgili olduğu takdirde dahi iddia ve müdafaa hududunu aşan hakareti mutazaramın yazı ve sözler yukarıdaki fıkra hükmünden hariçtir." hükmünün Anayasa'ya aykırı olmadığına ve dâvanın reddine Başkan Lûtfi Akadlı ve Üyelerden Rifat Göksu, İbrahim Senil, Celâlettin Kuralmen, Muhittin Gürün, Lûtfi Ömerbaş ve Ekrem Tüzemen'in muhalefetleriyle ve oyçokluğu ile 8/6/1965 gününde karar verildi.

MUHALEFET

ŞERHİ

Anayasa, "31" inci maddesine "hak arama hürriyeti" başlığı altında "herkes, meşru bütün vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya dâvâlı olarak, iddia ve savunma hakkına sahiptir" hükmünü koymuş ve böylece "iddia ve savunma hakkını" kişinin temel hakları arasına almış bulunmaktadır. Diğer taraftan Anayasa'nın "11" inci maddesine göre bu hak, ancak Anayasa'nın sözüne ve ruhuna uygun olarak sınırlanabilir ve özüne de dokunulamaz.

Dâvada

sözü geçen Türk Ceza Kanununun "486" ncı maddesi tarafların iddia ve

savunma haklarını düzenleyen bir maddedir. Bu maddenin birinci fıkrasında

"tarafların veya vekil, müdafi, müşavir veyahut kanuni mümessillerinin bir

dâva hakkında kaza mercilerine verdikleri dilekçe, lâhiya veya sair evrakın yahut

yaptıkları iddia ve müdafaaların ihtiva ettiği hakareti mütazammın yazı ve

sözlerinden dolayı takibat yapılamaz." denildikten sonra "dâva ile

ilgili olmayan ve ilgili olduğu takdirde dahî iddia ve müdafaa hududunu aşan

hakareti mutazammın yazı ve sözler yukarıki fıkra hükmünden hariçtir."

şeklinde bir fıkra ilâve edilmiştir. İşte, bu fıkrada yer alan ve "dâva

ile ilgili olduğu takdirde dahi iddia ve müdâfaa hududunu aşan" hakareti

mutazammın yazı ve sözleri, maddenin birinci fıkrasında mevcut savunma dokunulmazlığından

hariç tutan hükmün Anayasa'nın "31" inci maddesine aykırı bulunduğu

iddia edilmektedir. Bu hüküm, esasen Ceza Kanunumuzun mehazı olan italyan Ceza

Kanununda bulunmadığı gibi Türk Ceza Kanununun, ondan iktibas edilmiş olan "486"

ncı maddesinin ilk şeklinde yer almamıştır. Sonradan, 6123 sayılı kanunla

yapılan değişiklik sırasında konulmuştur.

Bu

fıkraya göre, gerçekten iddia ve savunma hürriyeti, iddia ve savunmanın

hududları ile sınırlanmaktadır. Halbuki, iddia ve savunma hudutları içersinde

kalan hususlar için böyle bir dokunulmazlık hakkının kabulüne lüzum ve ihtiyaç

da yoktur. Zira iddia ve savunmanın icap ettirdiği ve meşru kıldığı hususlarda,

hakareti mutazammın olsalar dahi, kasdın bulunmaması dolayısiyle bir suçtan

bahsetmek imkânı olmamak iktiza eder. Asıl, iddia ve savunma hududunun aşıldığı

iddia olunan hallerdedir ki, iddia ve savunma hakkını himaye bakımından bir

dokunulmazlık söz konusu olabilir. Haddizatında, iddia ve savunma hakkında bir

sınır ve onun nerede başlayıp nerede bittiğini tâyin eden sarih bir ölçü bulmak

da mümkün değildir. Bu sınır, iddia ve savunmanın mahiyetine göre

değişebileceği gibi sanıklara, davacılara, bunların müdafilerine ve nihayet

hâkimlere göre de değişebilir. Yani daima takdire bağlı bir husustur. Binaenaleyh

tâyin ve tesbiti indi kalacak bir keyfiyettir. Her an bu gayri sabit sınırı

aşmamak gayret ve endişesi, bundan mütevellit tereddütler savunmayı

bağlayacaktır. Bu sebeple sözü geçen dâva konusu hüküm, savunma hakkının lâyıkı

ile kullanılmasına engel teşkil edecek bir mahiyet taşımaktadır. Halbuki,

Anayasa'nın yukarıda işaret olunan "31" inci maddesi herkese meşru

bütün vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya dâvâlı olarak İddia ve savunma hakkını tanımaktadır. Anayasa'nın

müzakeresi sırasında yapılan konuşmalardan da "meşru vasıta ve

yollar" tâbirinden "hukuk nizamına uygun vasıta ve yollar" ın

kasdedilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla "486" ncı maddenin

kabul ettiği savunma hürriyetini, dâva konusu hükümde olduğu şekilde ceza

müeyyidelerinin tehdidi altında kullanılamaz bir halde bırakmayarak, onu

inzibati veya hukuki vasıta ve tedbirlerle tanzim etmenin, Anayasa'nın

"31" inci maddesinin sözüne ve ruhuna daha uygun ve bu sebeple dâva

konusu hükmün Anayasa'nın zikri geçen maddesine aykırı bulunduğu kanaatinde

olduğumuzdan bu hükmün iptali gerektiği reyindeyiz.

Başkan Lûtfi · Akadlı Üye Cemalettin · Köseoğlu Üye Asım · Erkan Üye Rifat · Göksu Üye İbrahim · Senil Üye İhsan · Keçecioğlu Üye A. · Şeref Hocaoğlu Üye Salim · Başol Üye Celâlettin · Kuralmen Üye Hakkı · Ketenoğlu Üye Fazıl · Uluocak Üye Sait · Koçak Üye Muhittin · Gürün Üye Lûtfi · Ömerbaş Üye Ekrem · Tüzemen Başkan Lûtfi · Akadlı Üye Rifat · Göksu Üye Celâlettin · Kuralmen Üye Muhittin · Gürün Üye Ekrem · Tüzemen

Anayasa Mahkemesi, E. 1963/163, K. 1965/36, 8 Haziran 1965 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İnceleme
  4. Gerekçe
  5. Muhalefet
  6. Şerhi

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1963/163
Karar No
1965/36
Tarih
8 Haziran 1965

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1965/23 K.1965/37
  • AYM Norm Denetimi E.1963/135 K.1965/39
  • AYM Norm Denetimi E.1965/24 K.1965/38
  • AYM Norm Denetimi E.1965/16 K.1965/41
  • AYM Norm Denetimi E.1965/21 K.1965/44
  • AYM Norm Denetimi E.1965/19 K.1965/42

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.