İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1963/25 K.1963/87

Karar tarihi:8/4/1963

Esas1963/25Karar1963/87Tarih8 Nisan 1963Okuma13 dk · 2.550 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
8 Nisan 1963
Esas No.
1963/25
Karar No.
1963/87
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.550 kelime·13 dk okuma·2 bölüm

Karar tarihi:8/4/1963

Resmi Gazete tarih/sayı:18.7.1963/11457

İtirazda bulunan : Adana ikinci Asliye Ceza Toplu Basın Mahkemesi

İtirazın konusu : Anayasa Nizamım, Millî güvenlik ve Huzuru Bozan Bazı Fiiller hakkındaki 5/3/1962 günlü ve 38 sayılı kanunun 4 üncü maddesinin Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülmüştür.

Olay

: Adana'da yayınlanan Yeni Adana Gazetesinin 20/8/1962 günlü sayısında Hakkı

Gülmen tarafından yazılan (Aç gözünü vatandaş) başlıklı yazıda A.P. nin

vatandaşları aldattığından ve kitleleri oyalamağa çalıştığından bahsedilerek

"Aç gözünü vatandaş, düşüğü, kuyruğu, alçağı, sahtekârı, kravatlı

eşkıyası, demogogu, Kincisi, çıkarcısı ile elele vermiş geniş bir sömürücü

takım tarafından aldatılmak isteniyor ve hatta aldatılıyorsun." denilmek

suretiyle 38 sayılı Kanunun 4 üncü maddesine aykırı harekette bulunulduğu

iddiasiyle adı geçen yazarla bu yazıyı gazetede yayımlayan sorumlu müdür Rıfkı

Demirci haklarında 5680 sayılı Kanunun değişik 36 ncı maddesi ve 16 ncı

maddesinin l inci fıkrası delaletiyle 38 sayılı Kanunun 4 üncü maddesine göre

cezalandırılmak ve muhakemeleri toplu basın mahkemesinde yapılmak üzere

20/8/1962 gününde kamu dâvası açılmıştır.

Mahkemenin 8/9/1962 günlü ilk oturumunda sanıkların müdafileri tarafından 38 sayılı Kanunun Anayasa'ya aykırı bulunduğu ileri sürülerek bu husus hakkında bir karar vermesi için dosyanın Anayasa Mahkemesine intikal ettirilmesi istenilmiş ve Cumhuriyet Savcılığınca da bu isteğin yerinde görülmesi üzerine mahkemece 38 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin Anayasa'ya aykırı olup olmadığının Anayasa Mahkemesinden sorulmasına karar verilmiştir.

Mahkememizce gönderilen dosya 24/9/1962 gününde incelenerek Toplu Basın Mahkemesince isteğin hangi sebeplerle ciddi olduğu kanısına varıldığı açıklanmıyarak sadece istişari mütalâa istendiği görüldüğünden 1962/192 sayılı kararla mahkeme isteminin görev yönünden reddine karar verilmiştir.

Bunun

üzerine Adana Toplu Basın Mahkemesince yeniden yapılan duruşmada, sanıkların

müdafileri eski isteklerinde ısrar etmiş ve Cumhuriyet Savcısı 38 sayılı

Kanunun Ayasaya'ya aykırı bulunmadığı düşüncesini bildirmiş, mahkemece de

"Anayasa'nın 11 inci maddesinin 2 nci fıkrası kanun, kamu yararı, genel

ahlâk, kamu düzeni, sosyal adalet ve millî güvenlik gibi sebeplerle de olsa bir

hakkın ve hürriyetin özüne dokunmaz demiş bulunmasına ve 20 nci madde ise

herkes düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir, düşünce ve kanaatlerini söz,

yazı, resim ile veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklayabilir,

demiş bulunmasına ve 22 nci maddesi basın hürdür ve sansür edilemez diye yazılı

bulunmasına binaen bu sarahat karşısında bu maddelere muhalif olarak 38 sayılı

Kanunun 4 üncü maddesinin yazı ve fikirlerinin neşrine tahdidat konması

Anayasa'nın lafzına ve ruhuna ve maddelerine aykırı bulunduğuna ve Anayasa'nın

151 inci maddesi gereğince dâvanın geri bırakılmasına ve lüzumlu evrak

Örneklerinin Anayasa Mahkemesine gönderilmesine oybirliği ile" karar verilmiştir.

İnceleme

: Adana Cumhuriyet Savcılığının 19/1/1963 günlü ve 2/382 sayılı kenar yazısına

dayanılarak Yargıtay Başsavcılığının 25/1/1963 günlü ve 187 sayılı yazısı ile

mahkememize gönderilen dosya Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 15 inci maddesi

gereğince 4/2/1963 gününde yapılan ilk incelemesinde eksiksiz görülerek esasın

incelenmesine dair verilen karar uyarınca hazırlanan rapor, sanık müdafiin

Anayasa'ya aykırılık hakkındaki dilekçesi örneği ve mahkeme karariyle ilgili

evrak Örnekleri 5/3 1962 günlü ve 38 sayılı kanunun 4 üncü maddesi, bu kanunun

gerekçesi kanun teklifini inceleyen Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu karma

komisyonları ile Meclis ve Senato görüşme tutanakları, Anayasa'nın ilgili

maddeleri ve bunlara ilişkin Temsilciler Meclisi Anayasa Komisyonu raporu ve

görüşme tutanakları okundukdan sonra gereği görüşülüp düşünüldü :

Önce,

334 sayılı Anayasa'nın 151 inci ve Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama

Usulleri hakkındaki 22/4/1962 günlü ve 44 sayılı Kanunun 27 nci maddelerinde

mahkemelerin itiraz yolu ile Anayasa Mahkemesine gönderecekleri aykırılık

itirazları, bakmakta oldukları bir dâva dolayısiyle uygulanacak bir kanun

hükmünü Anayasa'ya aykırı görmeleri veya taraflardan birinin ileri süreceği

aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varmaları ile mümkün olup, itirazın

mahkememizce tetkikine başlanmasından önce yürürlüğe girmiş olan Bazı Suç ve

Cezaların Affı hakkındaki 23/2/1963 günlü ve 218 sayılı kanunun l İnci

maddesinin (A) bendi gereğince olayda bahis konusu olan suç hakkında kovuşturma

yapılmasına artık imkân kalmamış olduğundan İtirazda bulunan mahkemece olayda

38 sayılı kanunun 4 üncü madesi uygulanamıyacağına göre, itirazın tetkikine,

cevaz olup olmadığı incelendi.

Anayasa'nın

147 nci maddesi gereğince, Anayasa Mahkemesi, kanunların ve Yasama Meclisleri

içtüzüklerinin Anayasa'ya uygunluğunu denetlemek amacı ile kurulmuş bir mahkeme

olup bu denetlemeyi yine Anayasa'nın 148 inci ve 149 uncu maddeleri gereğince

iptal dâvası veya itiraz yolu ile gelen işler üzerinde yapmakla görevli

bulunmaktadır. Mahkemelerde ileri sürülecek aykırılık itirazlarını Anayasa

Mahkemesine intikal ettirmek yetkisi, fertlere tanınmış olmayıp ancak bu

iddiaların ciddi olduğu kanısına varan mahkemelere tanınmıştır. Yine

Anayasa'nın 152 maddesi, bu iki yoldan kendisine intikal eden aykırılık

iddiaları üzerine Anayasa Mahkemesince verilecek kararlar arasında kapsam ve

sonuç bakımından bir ayırım yapmış değildir; sadece mahkemelerden gönderilen

aykırılık iddiaları üzerine verilen iptal kararlarının yalnız taraftarı

bağlayıcı olmasına karar verebilmesi de istisnaen kabul edilmiştir.

İstisnaların mevridine maksur olup esas kaideyi ihlâl edememesi ise bir hukuk

kuralıdır. Anayasa Mahkemesinin görevi, Anayasa Hukuku bakımından yasama

organını denetlemek olduğuna ve 152 nci madde gereğince Anayasa Mahkemesi

kararları Devletin yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını,

gerçek ve tüzel kişileri bağlayıcı nitelikte bulunduğuna ve fert veya mahkeme

iradesinin Anayasa Mahkemesi kararlarına etkisi bulunmamasına göre, itirazın

Anayasa Mahkemesine intikal ettirebilmesi için Anayasanın 151 inci ve 44 sayılı

Kanunun 27 nci maddelerinin Öngördüğü "bir dâvaya uygulanacak bir kanun

hükmünün mevcudiyeti" şartı ancak iptidaen aranacak bir şart olup intihaen

bu şartın devamını aramaya yer olmamak lâzım gelir. Bu itibarla Anayasa

Mahkemesine intikal ettirildiği tarihte dâvaya 38 sayılı kanunun uygulanması

mümkün bulunduğuna göre sonradan yürürlüğe girmiş olan 218 sayılı kanunun,

dâvayı ortadan kaldırmış olması, Anayasa Mahkememizce usul ve kanun hükümlerine

uygun olarak elkonulmuş olan itirazın incelenmesini engelleyici bir tesiri haiz

olmıyacağı üyelerden Rıfat Göksu, Lütfi Akadlı, İbrahim Senil, Ahmet Akar,

Muhittin Gürün ve Ekrem Tüzemen'in muhalefetleriyle ve oyçokluğu ile

karalaştırıldıktan sonra esasın incelenmesine geçildi.

Aykırılık iddiasına mesnet tutulan 334 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'nın 8 inci maddesi Anayasa'ya aykırı kanunlar çıkarılamayacağını, Anayasa'nın Devletin bütün organlarını bağlayan temel hukuk kuralları olduğunu; 11 inci maddesi temel hak ve hürriyetlerin sınırlanmasında uyulacak esasları ve sınırlamada bir hak ve hürriyetin özüne dokunulamıyacağını belirtmekte olup itirazla doğrudan doğruya ilgili olan 20 nci ve 22 nci maddeleri de aynen şöyledir :

"Madde 20- Herkes düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir; düğünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim ile veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklayabilir ve yayabilir.

Kimse düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz."

"Madde 22- Basın hürdür, sansür edilemez.

Devlet basın ve haber alma hürriyetini sağlayacak tedbirleri alır.

Basın ve haber alma hürriyeti, ancak millî güvenliği veya genel ahlakı korumak, kişilerin haysiyet, şeref ve haklarına tecavüzü, suç işlemeye kışkırtmayı önlemek ve yargı görevinin amacına uygun olarak yerine getirilmesini sağlamak için kanunla sınırlanabilir.

Yargı görevinin amacına uygun olarak yerine getirilmesi için, kanunla belirtilecek sınırlar içinde hâkim tarafından verilecek kararlar saklı olmak üzere olaylar hakkında yayın yasağı konamaz.

Türkiye'de yayımlanan gazete ve dergilerin toplatılması, bu tedbirlerin uygulanacağını kanunun açıkça gösterdiği suçların işlemesi halinde ve ancak hâkim karariyle olabilir.

Türkiye'de yayınlanan gazete ve dergiler, ancak 57 nci maddede belirtilen fiillerden mahkûm olma halinde mahkeme karariyle kapatılabilir."

Adana İkinci Asliye Ceza Toplu Basın Mahkemesince Anayasaya aykırılığı iddiasının ciddi olduğu kanısına varıldığı bildirilen 5/3/1962 günlü ve 38 sayılı kanunun 4 üncü maddesi de şöyledir :

"Madde 4- Kanunların himayesinde evvelce faaliyet göstermiş veya faaliyet göstermekte bulunan her hangi bir siyasi partiye mensup olanları veya oy vermiş bulunanları tezyif kâr sıfatlarla topyekûn kötüleyerek, vatandaşlar arasında husumet ve intikam hisleri doğuracak veya tahrik edecek mahiyette söz, yazı, haber, havadis, resim, karikatür veya sair vasıta ve suretlerle faaliyette bulunanlar veya propaganda yapanlar 3 aydan 2 seneye kadar hapis cezasiyle cezalandırılır."

Gerekçe

: Düşünce ve kanaat hürriyeti insanların en tabii haklarındandır. Herkes

istediği gibi düşünmekte, istediği fikre inanmakta serbesttir. Kişinin iç alemi

kanunun her çeşit müdahalesinin dışındadır. Ancak kişinin iç aleminde kaldığı

sürece mutlak ve sınırsız olan düşünce ve kanaat hürriyeti, toplum hayatını

ilgilendirdiği andan itibaren hukukun ve kanunun sahasına girer ve toplumsal

yaşayışın gerektirdiği bazı kayıtlamalara bağlanabilir, İnsanların toplum

halinde yaşayabilmeleri ancak toplum hayatının bazı esaslara ve kurallara

bağlanması ile yani düzenlenmesi ile mümkündür. Bu zaruret insanın iç hayatı

bakımından mutlak ve sınırsız olan düşünce ve kanaat hürriyetinin, söz, yazı,

resim vesaire gibi çeşitli vasıtalarla açığa vurulurken toplumsal yaşayışın sürekli

(Devam ve bekası) sağlanmak için belli esaslara ve kurallara bağlanmak

suretiyle kayıtlanmasını zorunlu kılar. Zira toplum hayatına zarar veren

düşünce ve kanaatlerin açığa vurulması toplumu huzursuzluğa sevk ederek

toplumsal yaşayışın ve Devletin güvenliğin i sarsar. Bu bakımdan diğer hak ve

hürriyetler gibi düşünce ve kanaat hürriyeti de her türlü sorumsuz davranışlara

cevaz veren mutlak ve sınırsız bir hürriyet olarak telâkki ve kabul edilemez.

Bu hürriyeti toplumsal yaşayışın ve Demokratik nizamın icaplariyle bağdaştırmak

ve toplumsal yaşayışla düşünce ve kanaat hürriyetini denge halinde tutmak

gereklidir.

Bu

itibarla Anayasamızın, metni aynen yukarıya çıkarılan, 20 nci maddesi hükmünü

düşünce ve kanaatlerin mutlak ve sınırsız bir şekilde ve hiçbir sorumluluk

duygusuyla bağlı olmaksızın her düşünceyi açıklamaya cevaz veren bir hak gibi

telâkki etmemek icabeder. Aksine olarak onu Anayasada yer almış diğer hükümler

ve ilkeler ile birlikte ve Anayasanın bütünü içinde bir parça olarak ele almak

ve değerlendirmek gerekir. Nitekim maddenin Temsilciler Meclisinde görüşülmesi

sırasında bu maddenin düşünce ve kanaat hürriyetine bir sınır çizmediği, bu

şekli ile fertleri meselâ komünizme, nasyonal sosyalizme veya irticaa kayan

düşünceleri veyahut ahlâksızlığı teşvik eden fikirleri de açıklamak ve yaymak

hususunda serbest bırakmış gibi bir intiba yarattığı ileri sürülerek bu

bakımdan kayıtlanması istenilmesine karşı, Anayasa Komisyonu sözcüsünün yaptığı

açıklamada "Maddeyi yalnız başına ele alarak yani diğer hükümlerden tecrit

ederek mânalandırmanın caiz bulunmadığını, hukukta doğru olan tefsirin gai

tefsir yani hükümlerin gayeye göre tefsir edilmesi olduğunu, tefsir konusu olan

hüküm hangi kanunda ve Anayasada ise o kanun veya Anayasanın tümü ve ruhu

gözönünde tutularak yorumlama yapılacağını, Anayasamızın esas itibariyle

hürriyetleri imha edici faaliyetleri yasak eden ve realist bir hürriyet

anlayışını kendisine temel olarak almış olan bir Anayasa olduğunu, bu bakımdan

herkese tanınan düşünce hüriyetinin Anayasa ile tesbit olunan Devlet nizamına

ve Demokratik nizama uygun kanaatleri belirtmek için sağlandığını ve bu sebeple

lâik vedemokratİk nizamı yıkmak, Devletin ve milletin bütünlüğünü parçalamak

isteyen düşüncelerin açıklanmasının düşünce hürriyetine dâhil sayılamıyacağını

ve bilâkis suç teşkil edeceğini" bildirmiş olması düşünce ve kanaat

hürriyetinin de Anayasa'nın temel hak ve hürriyetlerin niteliklerini açıklayan

ikinci kısmının (Genel hükümler) unvanlı birinci bölümünde yer almış olan 11

inci maddesi uyarınca "Anayasanın sözüne ve ruhuna uygun olarak kanunla

sınırlanabileceğini" kolayca anlatmaya kâfidir.

Sınırsız hürriyetin anarşiden başka bir şey olmadığı gözönüne alınınca, 20 nci maddeye, düşünce ve kanaat hürriyeti hakkında hiçbir kayıtlama kıstası konulmamış olmasını bu hürriyeti Anayasa'nın dayandığı temel ilkelere uygun olmak ve Anayasanın 11 inci maddesinde gösterilen esaslar dahilinde kalmak şartiyle; her istikamette sınırlayabilmek hususunda Anayasa vazıının kanun koyucuya takdir hakkı tanımış olduğu şeklinde yorumlamak tabii bulunmaktadır.

Öte yandan düşünce ve kanaat hürriyetini tamamlayan ve onun kullanılmasını sağlayan basın hürriyeti de düşünce ve kanaat hürriyeti gibi mutlak ve sınırsız bir hürriyet değildir. Anayasa'mız, 22 nci maddesiyle basın hürriyetinin millî güvenliği ve genel ahlâkı korumak kişilerin şeref, haysiyet ve haklarına tecavüzü, suç işlemeye kışkırtmayı önlemek maksadiyle sınırlanabileceğini kabul ettiği gibi, gerekli hallerde gazete ve dergilerin toplatılmasına da cevaz vermiştir.

Geniş halk kitlelerinin düşünce ve kanaatleri üzerinde etki yapan basının hür olması, toplumun huzur ve selâmetini ve Devletin güvenliğin i ihlâl edecek mahiyetteki beyanların ve yazıların cezasız bırakılması dernek değil, sadece basının Önceden kayıtlama ve kısıntıya tabi tutulmaması demektir.

İçtimai görevini yerine getirebilmesi için basının hür olması kadar sorumluluk şuuru ile hareket etmesi de şarttır sorumluluk şuurundan yoksun bir basın, her sorumsuz kuvvet gibi ergeç soysuzlaşır ve toplumun hayatını sarsar ve millî güvenliği tehlikeye sokan bir kuvvet halini alır. Düşünce ve basın hürriyetleri ne kadar mukaddes olursa olsun böyle bir durum karşısında toplum düzenini ve millî güvenliği korumakla görevli olan kanun koyucu gerekli tedbirleri almak zorunluğundadır.

İtiraza konu olan 5/3/1962 günlü ve 38 sayılı kanun, 27 Mayıs Devriminin bir sonucu ve felsefesi olan 334 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile kurulmuş demokratik ve sosyal hukuk devleti nizamını korumak ve yerleştirmek ve âmmenin huzur, güvenlik ve selâmetini sağlamak maksadiyle çıkarılmıştır.

Anayasa'nın metnine dâhil bulunan ve onun dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirten başlangıç kısmında 27 Mayıs Devrimi "Anayasa ve hukuk dışı tutum ve davranışlariyle meşruluğunu kaybetmiş bir iktidara karşı Türk Milletinin direnme hakkını kullanması" olarak vasıflandırılmış ve Anayasa'nın dayandığı temel görüş ve ilkeler "İnsan hak vs hürriyetlerini, millî dayanışmayı, sosyal adaleti, ferdin ve toplumun huzur ve refahını gerçekleştirmeyi ve teminat altına almayı mümkün kılacak demokratik hukuk devletini bütün hukukî ve sosyal temelleriyle kurmak" şeklinde ifade edilmiştir.

Demokratik

hukuk devletî ilkesi, hukuka bağlı, istikrarlı ve gerçekti bir hürriyet

rejimini ifade eder; bu rejim hiçbir suretle anarşi anlamına alınamaz. Bu

esastan hareket edilince ve yukarıda yapılan açıklamalar da nazara alınınca,

düşünce ve kanaat hürriyetinin kapsamı içine Anayasa'nın dayandığı insan

hakları, millî dayanışma, sosyal adalet, fert ve toplumun huzur ve refahı gibi

temel ilkeleri yıkmaya ve yok etmeye varacak düşünce ve kanaatlarını

açıklanması ve yayılması serbestisinin de dâhil bulunduğunu kabule imkân

tasavvur olunamaz. Nasılki milletlerarası bir hukuk vesikası olan ve düşünce ve

kanaat hürriyetini de kapsayan İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinde, bu

beyannamenin hiçbir hükmünün, içinde ilân olunan hak ve hürriyetlerin bir

devlet zümre veya fert tarafından yok edilmesini güden bir faaliyete girişmeye

veya fiilen bunu işlemeye herhangi bir hak verdiği şeklinde yorumlanamıyacağı

belirtilmek suretiyle bu esas açıkça ilân edilmiştir.

Anayasa'nın

11 inci, 20. ve 22 nci maddelerine aykırılığı ileri sürülen 38 sayılı kanunun 4

üncü maddesi ile yasaklanmış olan fiiller, vatandaşları birbiri aleyhine tahrik

ederek onlar arasında kin, intikam ve düşmanlık duyguları yaratacak ve

duyguları geliştirecek milli huzur ve güvenliği devamlı şekilde ihlâl edecek ve

bu yoldan Anayasa'nın dayandığı temel ilkeleri yoketmeye varacak sonuçlar

doğuran bir davranış olmak itibariyle bu ilkelerle bağdaştırılması mümkün bir

hareket olarak kabul edilemez. Millî dayanışma, fert ve toplum huzuru ancak

siyasi kanaatleri ne olursa olsun aynı toplumun fertleri olan vatandaşlar

arasında karşılıklı anlayış ve saygı duygularının ve toplum şuurunun

kuvvetlenmesiyle doğar ve yerleşir. Bu duyguları yoketme ve vatandaşları iki

düşman kitleye bölme sonucunu yaratan her hareketin, Anayasa'nın sözüne ve

ruhuna aykırı olduğundan şüphe edilemez. Bu bakımdan düşünce, kanaat ve basın

hürriyetlerinin bu istikamette sınırlandırılmasında kamu yararı bulunduğu ve

millî güvenliğin korunması yönünden de zaruri olan bu sınırlamanın Anayasa'nın

11 inci, 20. ve 22 nci maddelerine aykırı bulunmadığı açıktır.

38 sayılı kanunun 4 üncü maddesi ile düşünce, kanaat ve basın hürriyetlerinin Özüne dokunulup dokunulmadığına gelince : Temsilciler Meclisi Anayasa Komisyonu raporunda ve Anayasa tasarısının Meclisteki görüşmelerinden de anlaşılacağı veçhile bir hak ve hürriyetin gayesine uygun şekilde kullanılmasını son derecede zorlaştıran veya onu kullanılmaz duruma düşüren kayıtlara tabi tutulması halindedir ki o hak ve hürriyetin özüne dokunulmuş olması söz konusu edilebilir.

Bahsi

geçen kanunun 4 üncü maddesiyle yapılan kayıtlamayı bu mahiyette telâkki etmek

mümkün değildir. Zira, bu madde hükmü sadece bir kısım vatandaşları topyekûn

kötüleyici ve tezyif edici ve diğer vatandaşları onlar aleyhine tahrik edici ve

vatandaş kitleleri arasında intikam ve düşmanlık duyguları yaratıcı mahiyetteki

sözleri ve yayınları yasaklamaktadır. Kaldıki 4 üncü maddedeki yasaklama ile

basın sansüre tabi tutulmamış, kitap, gazete ve dergi çıkarılması, önceden izin

atma ve malî teminat gösterme şartına bağlanmamış, haber, düşünce ve

kanaatların serbestçe yayınlanmasını engelleyici veya zorlaştırıcı iktisadi,

malî ve teknik kayıtlar konulmamıştır. Şu halde bahsi geçen madde ile düşünce

ve kanaat ve basın hürriyetlerinin gayesine uygun şekilde kullanılmasını

zorlaştıran veya imkansızlaştıran bir sınırlama yapılmamış, düşünce, kanaat ve

basın hürriyetinin özüne dokunulmamış ve bu öz tahrip edilmemiştir.

Sonuç : Yukarıda açıklanan sebeplerle Anayasa Nizamını, Millî güvenlik ve Huzuru Bozan Bazı Fiiller Hakkındaki 5/3/1962 günlü ve 33 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi hükmü Anayasa'ya aykırı olmadığından itirazın reddine oybirliği ile 8/4/1963 gününde karar verildi.

Başkan

Sünuhi Arsan

Başkanvekili

Tevfik Gerçeker

Üye

Osman Yeten

Üye

Rifat Göksu

Üye

İsmail Hakkı Ülkmen

Üye

Lütfi Akadlı

Üye

Şemsettin Akçoğlu

Üye

İbrahim Senil

Üye

Salim Başol

Üye

Hakkı Ketenoğlu

Üye

Ekrem Korkut

Üye

Ahmet Akar

MUHALEFET

ŞERHİ

8/4/1963 gün ve 16 esas ve 83 karar sayılı karara ait muhalefet şerhinde açıkladığımız sebeplerden dolayı kararın usule ait kısmına muhalifiz.

Üye Muhittin · Gürün Üye Lütfi · Ömerbaş Üye Ekrem · Tüzemen Üye Rifat · Göksu Üye Lütfi · Akadlı Üye İbrahim · Senil Üye Ahmet · Akar Üye Muhittin · Gürün Üye Ekrem · Tüzemen

Anayasa Mahkemesi, E. 1963/25, K. 1963/87, 8 Nisan 1963 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1963/25
Karar No
1963/87
Tarih
8 Nisan 1963

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1963/215 K.1963/81
  • AYM Norm Denetimi E.1963/20 K.1963/88
  • AYM Norm Denetimi E.1963/217 K.1963/89
  • AYM Norm Denetimi E.1963/182 K.1963/90
  • AYM Norm Denetimi E.1963/218 K.1963/91
  • AYM Norm Denetimi E.1963/220 K.1963/93

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.