İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1963/81 K.1966/40

Karar günü:3 ve 4/11/1966

Esas1963/81Karar1966/40Tarih4 Kasım 1966Okuma23 dk · 4.686 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
4 Kasım 1966
Esas No
1963/81
Karar No
1966/40
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.686 kelime·23 dk okuma·16 bölüm

Karar günü:3 ve 4/11/1966

Resmi Gazete tarih/sayı:13.4.1967/12572

İptal dâvasını açan: Adalet Partisi Cumhuriyet Senatosu ve Millet Meclisi Grupları.

İptal dâvasının konusu: 2556 sayılı Hâkimler Kanununun 79 uncu maddesi hükmünün, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 133 üncü maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüş ve Anayasa'nın 149 uncu ve geçici 9 uncu maddelerine dayanılarak iptali istenilmiştir.

1- İlk inceleme :

Anayasa

Mahkemesi İçtüzüğünün 15 inci maddesi gereğince 4/3/1963 gününde yapılan ilk

incelemede iptal dâvasının, Adalet Partisi Cumhuriyet Senatosu ve Millet Meclisi

Gruplarının, 62 Senato üyesinden 52 ve 152 milletvekilinden 123 kişinin

katıldıkları 22/1/1963 günlü ortak toplantısında oybirliği ile verilen ve 44

sayılı ve 22/4/1962 günlü kanunun 25 inci maddesinin 2 nci bendine uygun

bulunan karara dayanılarak 21/2/1963 gününde yani yasada yazılı süre içinde

açıldığı görülmüş; ancak dâva dilekçesinde imzaları bulunan Ali Naili Erdem ve

Cahit Okurer'in Grup Başkanı veya Başkanvekili olduklarını bildirir belgenin

gönderilmemiş ve gerekçenin açıklanmamış olduğu anlaşıldığından anılan 44

sayılı kanunun 26 ncı maddesinin 4 üncü fıkrası uyarınca eksiklerin iki ay

içinde tamamlanması için Dâvacıya tebligat yapılmasına; belgede oybirliği ile,

gerekçe istenmesinde ise o günkü toplantıya katılan üyelerden Celâlettin Kuralmen,

Hakkı Ketenoğlu ve Muhittin Gürün'ün muhalefetleriyle ve oyçokluğu ile karar

verilmiştir.

Dâva dilekçesinde imzası bulunanlardan Cahid Okurer'in Adalet Partisinin Cumhuriyet Senatosu Grup Başkanı ve Ali Naili Erdem'in yine aynı Partinin Millet Meclisi Grup Başkanvekili olduğunu belirten belgeler ve gerekçe 4/3/1963 günlü kararda verilen süre içinde gönderilerek eksikler tamamlandığından Anayasa'nın 149 uncu ve geçici 9. ve 44 sayılı kanunun 21., 25. ve geçici 5 inci maddelerine uygun olarak açıldığı sonucuna varılan dâvanın esasının incelenmesi 24/5/1963 gününde oybirliği ile kararlaştırılmıştır.

II-

Dâva konusu hüküm :

4/7/1934 günlü ve 2556 asyılı Hâkimler Kanununun dâvaya konu olan 79 uncu maddesi (8/6/1949 günlü ve 5434 sayılı kanunla aldığı şekle göre) şöyledir:

(Madde 79- Üçüncü sınıf hâkimliğin 7 nci derecesine geçmiş olanlar hâkimlik teminatını kazanırlar.

Hâkimlik teminatını kazananlar bu konuda konulmuş olan hükümler dışında :

A-

Bir mahkemenin ilgası veya kadrosunun tenkisi sebeplerine müstenit olsa bile maaşlarından mahrum edilemez.

B-

Muvafakatları olmaksızın terfi suretiyle dahi olsa mevki ve memuriyetleri değiştirilemez.

C-

Vekâlet emrine alınamz.)

III-

Dâvacının dayandığı Anayasa hükmü :

Dâvacının, gerekçesine dayanak yaptığı Anayasa hükmü şöyledir :

(Madde 133- Hâkimler azlolunamaz. Kendileri istemedikçe, Anayasa'da gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylıklarından yoksun kılınamaz.

Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlarla, görevini sağlık bakımından yerine getiremiyeceği kesin olarak anlaşılanlar ve meslekte kalmalarının caiz olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.)

IV-

Dâvacının gerekçesi özeti :

Dâvacının gerekçesi özeti şöyledir :

Anayasa'nın 133 üncü maddesinin bütün hâkimlere teminat tanımakta olmasına karşılık, Hâkimler Kanununun 79 uncu maddesi teminattan yararlanabilmek için 7 nci dereceye geçmiş bulunmayı şart kılmıştır. Dâva konusu madde bu nedenle Anayasa'ya aykırıdır.

V-

Esasın incelenmesi :

Dâva dilekçesi ve ekleri, esasa ilişkin rapor, Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen hüküm ve Hâkimler Kanununun bununla ilişkisi olan öteki hükümleri, dayanılan veya konuyu ilgilendiren Anayasa maddeleri, bunların gerekçeleri ve bunlarla ilgili Meclis görüşme tutanakları okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü :

1. 79 uncu maddenin yürürlükte bulunup bulunmadığı sorunu :

Görüşmelerin başında kimi üyeler, Anayasa'nın hâkimlik teminatını bütün ayrıntılariyle düzenleyen 133 üncü maddesinin, Hâkimler Kanununun aynı konuya ilişkin bulunan ve söz konusu 133 üncü maddeye uymaz hükümleri kapsayan 79 uncu maddesini dolaylı ve üstü kapalı olarak yürürlükten kaldırıldığı; yürürlükten kalkmış bir hükmün ise Anayasa'ya aykırı olup olmadığı bakımından incelenmesine yer ve imkân bulunmadığı ve dâvanın bu nedenle reddi gerektiği görüşünü ileri sürmüşlerdir.

Anayasa hükümleri; ister yalnız ilkeleri ana çizgileri ile ve kısaca açıklanmış, ister ele aldığı konuyu bütün ayrıntılariyle tüm olarak belirtmiş bulunsun, etki ve değer bakımından hep aynı niteliktedir. Yani bunlar üstün bağlayıcı temel hukuk kurallarıdır. Hiçbir kanunun hiçbir hükmü bu kurallara aykırı olamaz.

Uyuşmazlık

ve çelişme durumlarında Anayasa'nın etki ve değer bakımından aynı nitelikte

olan hükümleri ikiye bölünerek bunlardan bir bölümüne öteki bölümüne göre daha

üstün bir nüfuz tanınması düşünülemiyeceği gibi, sonraki kanunun kimi hallerde

önceki kanunun aykırı hükümlerini dolayısiyle kendiliğinden yürürlükten kaldırılması

kuralının bu alanda da işleyeceği ve bir kısım Anayasa hükümlerinin kendinden

önce çıkmış kanunlardaki uyuşmazlığı ve çelişmeyi ortaya koyan hükümleri

herhangi bir eylem ve işlem olmaksızın doğrudan doğruya yürürlükten kaldırarak

onların yerine geçeceği yolundaki bir görüşü, hele Anayasa'nın geçici 9 uncu

maddesi karşısında, kabul etmek mümkün değildir. Her iki halde de aykırılığın

giderilmesi için mutlaka bir eylem ve işlem gerekir ki bu da ya yasama yoluyla

yahut iptal müessesesinin işletilmesiyle olur.

Eğer

Anayasa'nın yürürlüğe girdiği tarihte var olan kanunlardaki aykırı hükümleri

kendiliğinden kaldıracağını veya değiştireceğini düşünmek mümkün ve caiz

bulunsaydı bu çeşit hükümlerin ayrıca iptali için herhangi bir yolun

öngörülmesi hiç de gerekmezdi. Oysa Anayasa'nın geçici 9 uncu maddesinin ilk

fıkrasiyle, Anayasa'nın yürürlüğe girdiği tarihten Anayasa Mahkemesinin göreve

başladığının ilânı tarihine kadar geçecek olan süre içinde eski kanunlar

hakkında Anayasa'ya aykırılık iddialarının mahkemelerde dahi öne sürülemiyeceği

belirtilmek suretiyle söz konusu kanunların bu devrede oldukları gibi

uygulanmalarına devam olunacağı, diğer bir deyimle, önceki kanunların, Anayasa

ile çelişen hükümler taşısalar bile, yürürlükte devam edecekleri kabul edilmiş

ve maddenin son fıkrası ile de, Anayasa Mahkemesinin göreve başladığı günden

itibaren bu nitelikte olan kanun hükümleri hakkında Anayasa'ya aykırılık nedeni

ile ve altı ay içinde iptal dâvası açılabileceği esası konulmuş ve bu suretle,

daha önceki kanunlarda yer alan aykırı hükümlerin kendiliğinden ortadan kalkmış

sayılmıyacağı, Anayasa'nın kendisi tarafından açıkça ifade edilmiştir.

Kaldı ki önceki bir kanun ile düzenlenmiş bulunan bir konunun Anayasa'da da ayrıntılı bir surette ve fakat farklı olarak düzenlenmesi halinde önceki hükmün yürürlükten kalkmış sayılacağı düşüncesi de, aslında, o hükmün Anayasa'ya olan aykırılığının belirtilmiş olması sonucundan başka bir şey değildir. Bir kanunun yürürlükte olup olmadığının belli edilmesi işi ise, Anyasa'ya uygunluk halinin denetiminde olduğu gibi, yalnızca Anayasa Mahkemesinin çözümüne bağlı olmayıp bütün yargı yerlerinin ve hatta kanunları uygulamakla görevli idare makamlarının da yetki alanına girdiğinde şüphe yoktur.

Şu halde bu düşüncenin haklı sonucu olarak, önceki kanunların Anayasa'ya aykırı hüküm taşımaları nedeni ile yürürlükte bulunmadıklarını belli etmek yerinde bulunan, Anayasa Mahkemesi dışındaki bütün yargı ve idare mercileri kanunların, bazı hallerde, Anayasa'ya aykırı hüküm taşıyıp taşımadıklarının çözümlenmesi ile de yetkili duruma sokulmaktadırlar.

Halbuki Anayasamız, eski ve yeni, bütün kanunların Anayasa'ya uygun olup olmadıklarının çözümü yetkisini, üç ay içinde neticelendirilmeyen mahkeme itirazları dışında, sadece Anayasa Mahkemesine tanınmış bulunmaktadır.

Görülüyor ki konunun azınlık görüşüne uygun olarak çözümlenmesi halinde, Anayasa'nın hiç de öngörmediği bir netice ile karşılaşılmaktadır.

Şu duruma göre çoğunluk, tartışma konusu görüşü benimsememiş ve Hâkimler Kanununun 79 uncu maddesinin yürürlükte bulunduğuna ve iptal dâvasına konu olabileceğine Üyelerden İhsan Keçecioğlu, Feyzullah Uslu, Hakkı Ketenoğlu, Avni Givda, Muhittin Taylan, Ziya Önel ve Lûtfi Ömerbaş'ın muhalefetleriyle ve oyçokluğu ile karar verilmiştir.

2- 79 uncu maddenin esastan tartışılması :

79 uncu maddede önce kimlerin teminattan yararlanacakları gösterilmekte; sonra hâkimlik teminatını kazananların yararlanacakları teminat A. B ve C bentleri halinde açıklanmaktadır. Ana kural maddenin birinci fıkrasında yer almıştır. Bu fıkra hükmüne göre, ancak üçüncü sınıf hâkimliğin 7 nci derecesine geçmiş olanlar hâkimlik teminatını kazanırlar. Bir başka deyimle 7 nci dereceden daha aşağı derecede bulunanların hâkimlik teminatı yoktur.

Bu hüküm, Anayasanın 133 üncü maddesi hükümleri bakımından incelendikte 79 uncu maddenin A ve B bentleri hükümlerinin birbirinden farklı nitelikte bulunduğu ve C bendinin de, aşağıda açıklanacağı Üzere, özel bir durumu olduğu gözönünde tutularak, teminattan yararlanacakları belirtilen fıkranın her üç bende göre ayrı ayrı ele alınması uygun görülmüştür.

b) 79 uncu maddenin B bendine göre durum :

79

uncu maddenin A bendi; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması nedeniyle de

olsa hâkimlerin aylıklarından yoksun kılınamıyacakların hükme bağlamaktadır.

Bu, Anayasa'nın 133 üncü maddesinde yeri olan bir hâkimlik teminatıdır. Ancak,

Anayasa bu teminatı bütün hâkimler için kabul ettiği halde, dâva konusu 79 uncu

madde, l inci fıkrasiyle, aylıktan yoksun kılınmama teminatını hâkimlere,

üçüncü sınıf hâkimliğin 7 nci derecesine geçmelerinden başlıyarak tanınmış,

daha aşağı derecelerdeki hâkimleri teminatın dışında bırakmıştır. Burada

Anayasaya aykırılık herhangi bir tartışmaya ve açıklamaya yer vermeyecek kadar

kesin ve seçiktir. Sınırlayıcı birinci fıkra hükmünün A bendine hasren iptali

gerekir.

b) 79 uncu maddenin B bendine göre durum :

Birinci fıkra hükmü bu bent bakımından ele alınırken konunun dâvanın kapsamına girip girmediği hususu tartışılmış; Üyelerden Fevzullah Uslu, Fazlı Oztan, Hakkı Ketenoğlu, Sait Koçak, Muhittin Taylan ve İhsan Ecemiş; (Dâvacı, Anayasanın 133 üncü maddesine aykırılığı dolayısiyle 79 uncu maddenin iptalini istediğinden ve B bendinde yer alan hükmün ise Anayasa'nın söz konusu maddesinde yazılı teminatla bir ilişkisi bulunmadığından bu bendin dâvanın kapsamı dışında kaldığı ve incelenemiyeceği.) görüşünü ileri sürmüşlerdir.

Dâva

dilekçesindeki açık ve kesin beyana göre iptali istenen hüküm, 2556 sayılı

Kanunun 79 uncu maddesinin tümüdür. Anayasa'nın 133 üncü maddesinin bütün

hâkimlere teminat tanımasına karşılık dâva konusu maddede 7 nci dereceden aşağı

derecelerdeki hâkimlerin teminattan yoksun bırakılmaları durumu, aykırılığın

gerekçesi olarak gösterilmiştir. Demek ki Dâvacı, Anayasa'da yazılı teminatın

niteliğinden çok, herhangi bir teminatın bir kısım hâkimlere değil bütün

hâkimlere tanınması prensibi üzerinde durmaktadır. Dâvacının böylece

Anayasa'nın 133 üncü maddesindeki teminatın bütün hâkimlere tanınmasını örnek

göstererek Hâkimler Kanunundaki teminatın da bütün hâkimleri kapsamı içine

alması gerektiğini savunduğu söylenebilir. Şu duruma göre B dendi dâvanın

kapsamı içindedir.

Yukarıda adları yazılı üyelerce ileri sürülen görüş bu nedenle çoğunlukça benimsenmemiş ve B bendinin dâvanın kapsamı içinde olduğuna ve birinci fıkranın bu bakımdan da incelenmesi gerektiğine Feyzullah Uslu, Fazlı Öztan, Hakkı Ketenoğlu, Sait Koçak, Muhittin Taylan ve İhsan Ecemiş'in muhalefetleriyle ve oyçokluğu ile karar verilerek hükmün Anayasa'ya aykırılık bakımından incelenmesine geçilmiştir.

İnceleme konusu B bendi, üçüncü sınıf hâkimliğin yedinci derecesine geçerek hâkimlik teminatını kazananların muvafakatları olmaksızın terfi suretiyle dahi olsa mevki ve memuriyetlerinin değiştirilemiyeceği hükme bağlamaktadır.

Hâkimlerin görevlerinin ve görev yerlerinin değiştirilmemesi Anayasa'nın öngördüğü bir teminat değildir. Nitekim Anayasa'nın, Hâkimlere doğrudan doğruya tanıdığı teminatı bir arada toplayan, 133 üncü maddesinde böyle bir hükme yer verilmemiştir. Tam tersine Anayasa, 134 üncü maddesiyle, hâkimlerin görevlerinin veya görev yerlerinin geçici ve sürekli olarak değiştirilmesini caiz görmekte; ancak bu konunun bir kanunla düzenlenmesini ve düzenlemede mahkemelerin bağımsızlığı esasının gözönünde bulundurulmasını zorunlu kılmaktadır.

Dâva konusu hükmün, Anayasa karşısındaki durumunu tesbit için, bir kanun düzenlemesi sayılıp sayılamıyacağı ve mahkemelerin bağımsızlığını zedeleyip zedelemediği bakımlarından incelenmesi gerekir.

Bu

hükmü, kanunî bir düzenleme saymamak mümkün değildir. Zira kanunla düzenlemenin

belirli bir biçimi, değişmez bir kalıbı yoktur. Bir konu hakkında hüküm getiren

bir yasa maddesi o konuyu düzenliyor demektir. İncelenen hükümde ceza ve rıza

dışı yer değiştirenler konusunda belirli bir hâkimlik derecesi ölçü ve sınır

olarak alınmış ve sınırın üstündeki (7 nci ve daha yukarı derecelerdeki)

hâkimler için tam ve mutlak bir değiştirmezlik esası kabul edilmiştir. Hükmün

öngördüğü ölçüye göre yalnızca hâkim yardımcıları ile henüz 7 nci dereceye geçmemiş

olan hâkimler, teminatın kapsamı dışında kalmaktadırlar. Öte yandan 79 uncu

maddenin B bendi 2556 sayılı Kanunda yer değiştirmeyi düzenleyen tek hüküm de

değildir. Bu konuda başka hükümler de; sözgelimi : 81., değişik 86 ve 89 uncu

maddeler vardır.

Hâkim yardımcıları ile henüz 7 nci dereceye geçmemiş olan hâkimlerin görevlerinin ve görev yerlerinin değiştirilebilmesinin mahkemelerin bağımsızlığı esasını zedeleyip zedelemiyeceğine gelince :

Türkiye

Cumhuriyeti Anayasa'sı, çeşitli yollarla, mahkemelerin bağımsızlığını koruma

tedbirlerini almıştır. Bu tedbirlerin başında kişisel hâkimlik teminatı yer

alır. Hâkimlerin azledilmezliği; kendileri istemedikçe Anayasa'da gösterilen

yaştan önce emekliye çıkarılamamaları ve bir mahkemenin veya kadronun

kaldırılması nedeniyle de olsa aylıklarından yoksun bırakılamamaları gibi

ilkeler (Anayasa: madde 133) elbette ki dolayısiyle mahkemelerin bağımsızlığını

korumaktadır. Öte yandan yine Anayasa, (madde 132) yargı yetkisinin

kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat verilmesini, genelge

gönderilmesini, tavsiye ve telkinde bulunumasını, görülmekte olan bir dâva

hakkında, yasama meclislerinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru

sorulmasını, görüşme yapılmasını, beyanda bulunulmasını; yasama ve yürütme

organları ile idarenin mahkeme kararlarını değiştirmelerini ve bunların yerine

getirilmesini geciktirmelerini yasaklamış ve hâkimleri yalnızca Anayasa'ya,

kanuna, hukuka ve kendi vicdanî kanaatlerine bağlı kılmıştır. Bunlara ek olarak

Anayasa hâkimlerin özlük işlerinde yetkili tek merci olmak üzere yeni bir

müessese getirmiştir ki (madde 143, 144) bu da Yüksek Hâkimler Kuruludur.

Böylece yürütme organının ve idarenin mahkemelere müdahale İçin

yararlanabileceği son yol da sımsıkı kapatılmış olmaktadır. İşte bütün bu

Anayasa tedbirleri, hele hâkimlerin Özlük işlerinin idareden alınarak Yüksek

Hâkimler Kumluna verilişi karşısında görev ve görev yeri değişmezliği

teminatının eski Önemi ve mahkemelerin bağımsızlığına etkisi artık kalmamıştır.

Onun içindir ki inceleme konusu hükmün, hâkimlerin görevlerinin veya görev

yerlerinin değiştirilmesini mahkemelerin bağımsızlığı esasını gözetmeksizin

düzenlediğini düşünmek ve savunmak mümkün değildir. Bununla birlikte hâkimlerin

huzur içinde hizmet görmelerini sağlıyacak başkaca yardımcı tedbirler arasında

görevin gereklerini ve görevlilerin ihtiyaçlarını bağdaştıracak objektif bir

yer değiştirme düzeninin de bulunmasından yararlı sonuçlar çıkacağından şüphe

yoktur.

Şu

duruma göre, inceleme konusu olan ve yedinci ve daha yukarı derecelerdeki

hâkimler için görev ve görev yeri değiştirilmezliği esasını kabul ederken daha

aşağı derecelerdeki hâkimleri bu esasın dışında bırakan hüküm, Anayasa'ya

aykırı değildir. Dâvanın bu hükme yönelen bölümünün reddi gerekir. Anayasa'nın

134 üncü maddesine aykırılığı dolayısiyle B bendinin tümünün iptali gerektiğini

ileri süren Başkan İbrahim Senil, Üyelerden Avni Givda ve Ahmet Akar ile yine B

bendinin 7 nci dereceden daha aşağı derelerdeki hâkimlerin yerlerinin

değiştirilmesi yolunu mahkemelerin bağımsızlığı esasına göre düzenlemediği

için, kısmen iptali gerektiğini ileri süren Celâlettin Kuralmen ve Muhittin

Taylan bu görüşe katılmamışlardır.

c) 79 uncu maddenin C bendine göre durum :

79 uncu maddenin C bendi yedinci ve daha yukarı derecelerdeki hâkimlere vekâlet emrine almamama teminatını tanımış ve böylece daha aşağı derecelerdeki hâkimlerin vekâlet emrine alınabilmelerini öngörmüş bulunmaktadır. Vekâlet emrine alınma konusu ayrıca Hâkimler Kanununun 82 nci maddesiyle de düzenlenmiştir,

22/4/1962

günlü ve 45 sayılı Yüksek Hâkimler Kurulu Kanunu, 104 üncü maddesi uyarınca

Yüksek Hâkimler Kurulunun fiilen göreve başladığı 22/12/1962 gününde yürürlüğe

giren 47 nci maddesiyle Adalet Bakanının yetkisini, sadece kanuna aykırı

davrandığı ileri sürülen hâkim ve hâkim yardımcıları hakkında Yüksek Hâkimler

Kuruluna başvurmağa hasretmiş, 25/4/1962 gününde yürürlüğe giren 80 inci

maddesiyle savcıların Bakanlık emrine alınamıyacaklarını hükme bağlamış ve 103

üncü maddesi ile de Hâkimler Kanununun ve öteki yasaların bu kanuna uymayan

hükümlerini kaldırmıştır. Şu duruma göre Bakanlık emrine alma müessesesi ve

dolayısiyle inceleme konusu C bendi işbu dâvanın açılmasından önce yürürlükten

kalkmış bulunmaktadır. Dâvanın bu hükme yönelen ve konusu bulunmayan bölümünün

reddi gerekir.

3- 80 inci maddenin dördüncü fıkrasının durumu :

Hâkimler Kanununun 5457 sayılı Kanunla değişik 80 inci maddesinin dördüncü fıkrasında mahkemenin kaldırılması veya kadrounun daraltılması yüzünden vazifesiz kalan ve yedinci dereceye geçmemiş olan hâkimler ve yardımcıları hakkında Memurin Kanununa göre işlem yapılacağı belirtilmektedir.

79

uncu maddenin birinci fıkrası, A bendi bakımından iptal edildiğine göre yedinci

dereceye geçmemiş hâkimler veya hâkim yardımcıları da bir mahkemenin kaldırılması

veya kadrosunun daraltılması nedenine dayansa bile aylıklarından yoksun

edilemiyeceklerdir. Şu durumda, bunlar hakkında ayrıca Memurin Kanununa göre

işlem yapılması söz konusu olamıyacağından yukarıda belirtilen hükmün

uygulanamaması sonucunun doğduğunda şüphe yoktur. 22/4/1962 günlü ve 44 sayılı

Kanunun 28 inci maddesinin son fıkrası bu gibi hallerde uygulanamıyacak

hükmünde iptaline cevaz vermektedir. Böyle olunca 2556 sayılı Kanunun 5457

sayılı kanunla değişik 80 inci madesinin 4 üncü fıkrasında yer alan ve 7 nci

dereceye geçmemiş hâkimler ve yardımcıları hakkında Memurin Kanununa göre işlem

yapılmasını öngören hükmün iptali gerekir.

Üyelerden Avni Givda bu görüşe katılmamıştır.

VI-

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

1- 2556 sayılı Hâkimler Kanununun 79 uncu maddesinin birinci fıkrası, A bendi bakımından Anayasa'ya aykırı olduğundan hükmün bu bende hasren iptaline oybirliği ile;

2- Aynı maddenin birinci fıkrasında B bendi bakımından Anayasa'ya aykırı bir cihet bulunmadığından dâvanın bu bölümünün reddine birinci fıkranın ve B bendinin tümünün iptali gerektiğini ileri süren Başkan ibrahim Senil ve üyelerden Avni Givda ve Ahmet Akar ile birinci fıkranın B bendi bakımından da iptali gerektiğini ileri süren Celâîettin Kuralmen ve Muhittin Taylan'ın muhalefetleriyle ve oyçokluğu ile;

3- Aynı maddenin C bendinde sözü edilen Bakanlık emrine alma müessesesi Yüksek Hâkimler Kurulu Kanunu ile ve dâvanın açılmasından önce yürürlükten kaldırılmış olduğundan dâvanın bu hükme yönelen ve konusu bulunmayan bölümünün reddine oybirliği ile;

4- Hâkimler Kanununun 5457 sayılı Kanunla değişik 80 inci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan ve 7 nci dereceye geçmemiş hâkimlerle yardımcıları haklarında Memurin Kanununa göre işlem yapılmasını öngören hükmün, 79 uncu maddenin birinci fıkrasının A bendi bakımından iptali yüzünden uygulanamaması sonucu doğduğu için, 44 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin son fıkrası uyarınca iptaline üyelerden Avni Givda'nın muhalefetiyle ve oyçokluğu ile;

3/11/1966 ve 4/11/1966 günlerinde yapılan toplantılarda Anayasa'nın 149 uncu, 152 nci ve geçici 9 uncu maddeleri gereğince karar verildi.

Başkan

İbrahim Senil

Üye

İhsan Keçecioğlu

Üye

Feyzullah Uslu

Üye

A. Şeref Hocaoğlu

Üye

Fazlı Özatan

Üye

Celâlettin Kuralmen

Üye

Hakkı Ketenoğlu

Üye

Sait Koçak

Üye

Avni Givda

Üye

Muhittin Taylan

Üye

İhsan Ecemiş

Üye

Ahmet Akar

MUHALEFET

ŞERHİ

l- 4/7/1934 günlü ve 2556 sayılı Kanunun dâva konusu olan 79 uncu maddesi hâkimlik teminatı üzerinedir. Buna karşılık Anayasa'nın 133 üncü maddesi de hâkimlik teminatını, hükme bağlamaktadır. İki madde arasında açık bir çelişme vardır.

Türkiye

Cumhuriyeti Anayasa'sında sadece özü belirtilmiş temel hukuk kuralları değil

kimi konuları ayrıntılariyle doğrudan doğruya düzenleyen geniş hükümler de yer

almıştır. Yukarıda sözü geçen 133 üncü madde de bu hükümler arasındadır. Yalnız

özü belirtilmiş temel hukuk kuralları ile yasalar arasında çelişme bulunduğu

takdirde aykırılığın giderilmesi için mutlaka bir eylem ve işlem gerekir ki bu

da ya yasama yolile yahut iptal müessesesinin işletilmesiyle olur. Belirli

konuları ayrıntılariyle doğrudan doğruya düzenleyen hükümler ise daha önceki

yasalarda bulunup da aynı konulan düzenleyen fakat Anayasa'da ki ne aykırı veya

ondan farklı olan hükümleri kendiliğinden yürürlükten kaldırır. Alelade yasalar

için tabiî olan bu nüfuz ve etkiyi Anayasa'ya tanımamayı destekleyecek bir hukuk

kuralı düşünülemez Anayasa'nın geçici 9 uncu maddesine Anayasa Mahkemesinin

göreve başladığı tarihte (28/8/1962 günü) yürürlükte olan kanunlar hakkında

Anayasa'ya aykırılık iddiasiyle ve belirli süre içinde iptal dâvası

açılabilmesinı sağlayacak özel bir hükmün konulması ancak Anayasa'nın bir kısım

yani sadece özü belirtilmiş temel hukuk kurallarına aykırı hükümleri

kendiliğinden tasfiye edemiyeceğini gösterir. Nitekim aynı geçici maddenin,

Anayasa Mahkemesinin görevine başladığının Resmî Gazete'de yayınlanmasından

önceki süre içinde mahkemelerde Anayasa'ya aykırılık iddialarına yer vermeyen

birinci fıkrasıda yalnızca bu türlü hükümlere ilişkindir. Yoksa geçici 9 uncu

madde Anayasa'nın belirli konuları ayrıntılariyle doğrudan doğruya düzenleyen

hükümlerinin, önceki yasalarda bulunan aynı konuya ilişkin aykırı veya farklı

hükümleri kendiliğinden yürürlükten kaldırma hususundaki nüfuz ve etkisine söz

getirmez. Kaldı ki bu maddede tanınan iptal dâvası açma hakkı (Anayasa

Mahkemesinin göreve başladığı tarihe yürürlükte olan kanunlar) içindir.

Anayasa'nın, 157 nci maddesi uyarınca, yürürlüğe girdiği tarihte yürürlükten

kaldırdığı hükümlerin çok daha sonra yani Anayasa Mahkemesinin görevi başladığı

günde ayakta bulunduğu elbette ki düşünülemez. Böyle olunca da bu çeşit

hükümler hakkında iptal dâvası açılması söz konusu bile edilmemek gerekir.

Öte yandan bir hükmün yürürlükte olup ohnadığınin incelenmesi, kendi yetki alaniyle sınırlı olarak, yasa uygulayıcının görevi ve Ödevidir. Bu durumu, tereddüt uyandıran hükmün bir başka yasa ile doğrudan doğruya veya dolaylı olarak yürürlükten kaldırılmış bulunup bulunmadığının araştırılması ve bir sonuca varılması demektir. Yürürlükten kaldıran yasanın alelade bir kanun veya Anayasa olması işin niteliğini değiştirmez. Araştırma alelade bir kanunda yapılmışsa işlensin tabii saymak. Anayasa'da yapılmışsa işlemi Anayasa'ya aykırılık iddiasının çözümlenmesi ve Anayasa Mahkemesinin görevine müdahale olarak nitelendirmek savunulabilir bir hukuk görüşü değildir.

Özetlemek gerekirse :

Yukarıda açıklandığı üzere hem 2556 sayılı Kanunun 79 uncu hem de Anayasa'nın 133 üncü maddeleri hâkimlik teminatı, birbirinden farklı olarak, düzenlemektedir. Bu yüzden inceleme konusu 79 uncu madde hükmü Anayasa'nın 133 üncü maddesine aykırı düşmüş durumdadır. Böyle olduğu için de Anayasa'nın 133 üncü maddesi yürürlüğe girer girmez 79 uncu madde hükmü kendiliğinden yürürlükten kalkmış ve bir iptal dâvasına konu olma niteliğini yitirmiştir. Hüküm yürürlükteimişcesine dâvanın incelenmeğe değer görülmesinde bu nedenlerle isabet yoktur.

2- Anayasa'nın 134 üncü maddesi, hâkimlerin görevlerinin veya görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesinin mahkemelerin bağımsızlığı esasına göre, kanunla düzenlenmesini emretmektedir. Bir kanunun yasa ile düzenlenmesi, konuya giren işlerin yolunda yürümesini, tereddüde ve keyifliğe yer vermeksizin sağlıyacak hir hali ve safhayı öngören kural ve koşulların bir arada o yasada belirtilmesi ile olur.

Söz gelimi : Görev ve görev yeri değiştirme konusunda bir yasa düzenlemesini varsaymak için hiç değilse değiştirilmezliğin süresinin, hangi hallerde ve zamanlarda değiştirme yapılabileceğinin, istisnaların ve müeyyidelerin, değiştirme bölgelerinin ve her bölgenin özelliğine ilişkin şartların kanunda hükme bağlanmış bulunması gereklidir. Oysa dâva konusu 79 uncu maddede sadece hâkimler ikiye bölünmüş; bir küme için, Anayasa'nın eğilimi aksine, tüm değiştirilmezlik esası tanınmış; ikinci kümedekilerin mutlak olarak değiştirilebilmeleri öngörülmüştür. Böyle bir hükme düzenleyici olarak kabule imkân yoktur.

Dâva

konusu hükmün mahkemelerin bağımsızlığı esasına uygun olup olmadığı sorununa

gelince : Mahkeme kavramını, hâkimden ayrı olarak düşünemeyiz. Hâkimi tedirgin

eden her durum, hâkime yönelebilecek her tehdit belirtisi mahkemenin

bağımsızlığını dolaylı olarak az veya çok etkiler. Görevinin ve görev yerinin

her an değiştirilebileceğini bilen ve değiştirilmesini bekleyen bir hâkimin

içine düşeceği huzursuzluk ve bu huzursuzluktan doğabilecek sonuçlar, bir

açıklamayı gerektirmeyecek kadar bellidir. Hâkimlerin özlük işlerini Yüksek

Hâkimler Kurulunun elinde tutması, kanunun korumadığı bir durum için yeterli

teminat olamaz. Nihayet bu kurul da bir insanlar topluluğudu. İnsanlardan da

insanlara özgü yanılmalar ve aksamalar her zaman beklenebilir. Öte yandan

yalnızca hâkim yardımcıları ile 8 inci derecedeki hâkimlerin değiştirilmezlik

teminatı dışında kalmaları gibi bir durum dâva konusu hükmü Anayasa ile

uyuşturmaya yetmez. Teminat kapsamına giremiyenler azımsanamayacak bir sayıdadırlar

ve bunların her biri gerektikçe tek başına bir mahkemeyi yönetmektedir. Kaldı

ki bir hüküm yalnızca iki üç mahkemenin bağımsızlığına söz getirse, gene de

makbul bir hüküm olmamak gerekir.

Özetlenecek olursa : 79 uncu maddenin b bendi l inci fıkra ile birlikte ele alındıkta görülür ki hüküm, hem konuyu düzenlemediğinden hem de mahkemelerin bağımsızlığı esasını gözetmediğinden Anayasa'nın 134 üncü maddesine aykırıdır. Tümünün iptali gerekir.

3- 22/4/1962 günlü ve 44 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin 2 nci fıkrası ancak belirli bir hükmün, iptali, dâva kapsamına girmeyen başka bir hükmün uygulanamaması sonucunu doğuruyorsa, o hükmün de iptaline cevaz vermektedir.

79

uncu maddenin l inci fıkrası A bendi bakımından iptal edilmiş; buna karşılık

aynı maddenin 2 fıkrası olduğu gibi bırakılmıştır. 2 nci fıkrada yer alan

(...... bu kanunda konulmuş olan hükümler dışında) kaydı maddede yazılı

teminatın kanundaki Öteki hükümler saklı kalmak şartiyle, bir başka deyimle, o

hükümlerin uygulanmasına devam edilmek şartiyle tanındığını açıklamaktadır.

Teminatsız hâkimler, iptal dolayısiyle, A bendi hükmünden, kanunda konulan

öteki hükümlerin kapsamına girmediği oranda yararlanacaklardır. 80 inci madde,

79 uncu maddenin 2 nci fıkrasiyle uygulanması saklı tutulan hükümlerden

biridir. Bu nedenle de iptalin 80 inci maddenin 4 üncü fıkrasının

uygulanamaması gibi bir sonuç doğurması mümkün değildir. Böyle olduğuna göre 44

sayılı kanun 28 inci maddesinin olayda uygulama yeri bulunmayan 2 nci

fıkrasından yararlanırlarak Hâkimler Kanununun 80 inci maddesinin 4 üncü

fıkrasının iptaline gidilmesi düşünülemez.

1963/81-1966/40 sayılı karara bu bakımlardan karşıyım.

Üye

Ziya Önel

Üye

Muhittin Gürün

Üye

Lütfi Ömerbaş

Yukarıdaki muhalefet şerhinin 2 sayılı bendine katılıyoruz.

Üye

Avni Givda

Yukarıdaki muhalefet şerhinin bir sayılı bendine Hâkimler Kanununun 79 uncu maddesinin A bendine hasren katılıyorum.

Başkan

İbrahim Senil

Üye

Ahmet Akar

MUHALEFET

ŞERHİ

Üçüncü

sınıfın yedinci derecesine geçmiş olanların hâkimlik teminatını kazanacaklarını

ilk fıkrasında belirten Hâkimler Kanununun 79 uncu maddesindeki teminattan

"Bir mahkemenin ilgası veya kadrosunun tenkisi sebeplerine müstenit olsa

bile maaşlarından mahrum edilemiyeceğine" dair olan A bendinde yer alan

hüküm, Anayasa'nın hâkimlik teminatı başlığını taşıyan 133 üncü maddesi ile

doğrudan doğruya ve yeniden düzenlenmiştir. Çünkü bu maddeye aynen "Bir

mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa aylıklarından yoksun

kılınamaz." hükmü konmuştur. Aradaki fark özel kanunun bu teminatı yalnız

hâkimliğin yedinci derecesine geçmiş olanlara tanımış olmasına rağmen

Anayasa'daki hükmün derece farkı gözetilmeksizin tüm hâkimleri kapsamına almış

olmasıdır. Burada olduğu gibi, Anayasa'nın belirli bir konuyu doğrudan doğruya

düzenleyen hükümleri, daha önceki kanunların aynı konuyu farklı olarak

düzenleyen hükümlerini kendiliğinden ortadan kaldırır. Alelade kanunlar için

kabul edilen bu esasın Anayasa için tanınmamasını haklı gösterecek hukukî bir

sebep mevcut değildir.

Ancak

özel kanunun düzenlediği bir konu, Anayasa'nın açık hükmü ile başka türlü

düzenlenmemiş olmakla beraber Özel kanunun bir hükmü ile Anayasa'nın genel

olarak koyduğu bir hükmün çatışması halinde, başka bir deyimle böylece doğan

aykırılık sebebi ile Anayasa Mahkemesine iptal dâvası açılabilir. Bu takdirde

Anayasa'nın geçici 9 uncu maddesi işler. Çünkü bu madde Yürürlükteki konular)

hakkındadır. Halbuki iptal konusu Hâkimler Kanununun 79 uncu maddesinin A bendi

yukarıda açıklandığı üzere Anayasa'nın 133 üncü maddesi ile doğrudan doğruya

yeniden düzenlenerek yürürlükten kaldırılmıştır. Nitekim, yine iptal konusu 79

uncu maddenin B bendinde yer alan "Muvafakatları olmaksızın terfi

suretiyle dahi olsa mevki ve memuriyetleri değiştirilemez." şeklindeki

coğrafî teminat hükmü, Anayasa'ca doğrudan doğruya bütün ayrıntıları ile

düzenlenmemiş ve ancak hâkimlerin görevlerinin veya görev yerlerinin geçici

veya sürekli olarak değiştirilmesinin "(Mahkemelerin bağımsızlığı) esasına

göre kanunla düzenleneceği prensibini 134 üncü maddesine koymakla

yetinilmiştir.

Buna göre 79 uncu maddenin B bendi hükmü yürürlükte olduğundan seçici 9 uncu maddeye dayanılarak açılan iptal dâvasının bu yönden incelenmesi gerekir. Bu bakımdan da muhalefetimiz, 79 uncu maddenin tümünün değil yalnız A bendinin yürürlükten kalkmış olduğuna ve bu nedenle iptal dâvasına konu olamıyacağına dairdir.

Üye

Feyzullah Uslu

MUHALEFET

ŞERHİ

Dâvacı 2556 sayılı Hâkimler Kanununun 79 uncu maddesinin hâkimlik meslekinin 7 nci derecesine geçmemiş olan hâkimlerin, teminat hükümlerinden yararlanmayacağı yolundaki hükmünün Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 133 üncü maddesinin teminatta eşitlik prensibini ihlâl ettiğini ileri sürerek iptal dâvası açmıştır.

Gerçekten Hâkimler Kanununun 79 uncu maddesinin birinci fıkrasında "üçüncü sınıf hâkimliğin 7 nci derecesine geçmiş olanlar hâkimlik teminatını kazanırlar" hükmünü koymakla 7 nci dereceye yükselmemiş hâkimler için teminat tanımamakta ve böylece sözü geçen madde Anayasa'nın bütün hâkimlere teminat bakımından eşitlik sağlayan 133 üncü maddesi hükmüne aykırı düşmektedir.

79 uncu maddenin eşitliği bozan birinci fıkrasındaki hüküm iptal edildiği takdirde maddenin ikinci fıkrasının hâkimler arasında teminata hak gözetmeyen A-B ve C bentleri üzerinde inceleme yapılmasına lüzum bulunmadığına kaniim. Bu nedenle çoğunluğun bu konudaki düşüncesine muhalifim.

Üye

Hakkı Ketenoğlu

Üye

İhsan Keçecioğlu

Üye

Ziya Önel

Üye

Lütfi Ömerbaş

MUHALEFET

ŞERHİ

1-

Bir yasa hükmünün, diğer bir yasanın açık hükmü ile yürürlükten kaldırılması,

yasa hükümlerinin yürürlükten kaldırılması için başvurulan tek hukukî yol

değildir. Sonradan çıkan bir yasa ile önceki yasanın ona aykırı hükümlerinin

üstü kapalı şekilde yürürlükten kaldırılması (zımnî ilga) yolu da bugün bilim

ve uygulama alanında kabul edilmektedir. Anayasa'da genel olarak belirtilmiş

temel kurallar yanında konuları, bütün ayrıntılarıyla düzenleyen temel hukuk

kuralları da yer almıştır. Şüphesiz özel yasadaki bir hükmün sadece temel

kurallara aykırılığı söz konusu olunca bu hükmün iptali istenebilecek veya

mahkemelerce itiraz yolu ile Anayasa Mahkemesine getirilebilecektir. Ancak,

Hâkimler Kanununun iptal konusu 79 uncu maddesinin A bendinde belirtilen ve bu

maddenin birinci fıkrası ile belli hukukî niteliklere sahip hâkimlere tanınan,

hâkimlik teminatı Anayasa'nın 133 üncü maddesinde anılan hükümden farklı olarak

bütün ayrıntılariyle düzenlenmiş ve böylece 79. ncu maddenin birinci fıkrasına

hasren A bendi yürürlükten kalkmıştır.

Anayasa'nın geçici 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ve Anayasa Mahkemesinin görevine başladığı tarihte yürürlükte bulunan, kanunlar hakkında, Anayasa'ya aykırılık nedeni ile iptal dâvası açılabileceğini gösteren hüküm, bu konuda çoğunluğun görüşüne destek olabilecek nitelikte değildir. Çünkü, bir yasa hükmünün üstü örtülü olarak yürürlükten kaldırılabileceği kuralı kabul edilince, Anayasa'nın doğrudan doğruya düzenlediği temel hukuk kurallarına aykırı yasa hükümlerinin yürürlükte olduğunu ileri sürmeye imkân yoktur.

2-

İptal isteği, Hâkimler Kanununun 79 uncu maddesinde düzenlenen hâkimlik

teminatının, sadece 3 üncü sınıf hâkimliğin 7 nci derecesine geçmiş olan

hâkimlere tanınmak suretiyle bu dereceye yükselmemiş olan hâkimlerin, hâkimlik

teminatından yoksun bırakılmış olması nedenine dayanmaktadır. Hâkimlik

teminatı, Anayasa'nın 133 üncü maddesinin birinci fıkrasında, azlolunamamak,

kendileri istemedikçe Anayasa'da gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamamak,

bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa aylıklarından

yoksun kılınamamak sözleri ileri ifade olunmuştur. Görülüyor ki yer bakımından

teminat, Anayasa'nın iptal dâvasında dayanılan 133 üncü maddesinde yer

almamıştır. O halde, Hâkimler Kanununun 79 uncu maddesinin söz konusu B bendi

dâvanın kapsamı dışındadır. Dâva dışında kalan bir yasa hükmü hakkında,

Anayasa'ya aykırılık yönünden inceleme yapılıp karar verilemez.

3-

Hâkimler Kanununun 79 uncu maddesinin B bendinin dâvanın kapsamı içinde olduğu

çoğunlukla kabul edilmiştir. Yukarıki bentlerde de açıklandığı üzere

Anayasa'nın hâkimlik teminatını düzenleyen 133 üncü maddesi hükümleri

karşısında hâkimlere yer teminatı tanındığı ileri sürülemez. Ancak, Anayasa'nın

kabul ettiği teminattan, daha üstün bir teminatın özel yasada yer almasına da

engel yoktur. Yer teminatı bir Anayasa hükmü olmayınca da, özel kanunda belli

hukukî niteliğe sahip hâkimlere tanınan yer teminatından bu niteliğe sahip

olmayan hâkimlerin yoksun tutulması, Anayasa'nın 133 üncü maddesine aykırı

sayılamaz. Yalnız, Mahkememiz bir hükmün Anayasa'ya aykırılığı konusunda ileri

sürülen gerekçe ile bağlı değildir. Anayasa'nın 134 üncü maddesinde, hâkimlerin

görevlerinin veya görev yerlerinin, geçici veya sürekli olarak

değiştirilmesinin, bu maddede belirtilen diğer konular gibi Özel kanunla

düzenleneceği emredilmiştir. Söz konusu B dendi ile 3 üncü sınıfın 7 nci

derecesine yükselmiş hâkimlerin, istekleri dışında yerlerinin

değiştirilemiyeceği esası kabul edilerek bu niteliğe sahip hâkimlere Anayasa'nın

tanıdığı teminatın da üstünde teminat tanınmıştır. 79 uncu maddenin birinci

fıkrası ile B bendinin birlikte incelenmesinden 7 nci dereceye yükselmemiş

hâkimlerin yer teminatından yararlanamıyacağı sonucu kendiliğinden açığa

çıkmakta ve böylece anılan hukukî durumdaki hâkimler de kendilerinden söz

edilmiş olmamakla beraber B bendinin kapsamı içine girmektedir. Hâkimlerin

görevlerinin veya görev yerlerinin değiştirilmesinin mahkemelerin bağımsızlığı

esasına göre düzenleneceği Anayasa'nın az önce bildirilen 134 üncü maddesi

gereğidir. O halde, 7 nci dereceye yükselmemiş hâkimlerin görev yerlerinin

değiştirilmesinin mahkemelerin bağımsızlığı ilkesine uygun objektif esaslara

bağlanması zorunludur. Özel kanunda yer alan iptal konusu B bendinin

Anayasa'nın 134 üncü maddesine uygun bir düzenleme niteliği taşımadığı

meydandadır. Hâkimler için Anayasa'nın diğer hükümleri ile başka güvenlik

tedbirleri alınmış ve hâkimlerin bütün özlük işlerinin Yüksek Hâkimler Kuruluna

verilmiş bulunması çoğunluğun düşüncesi gibi yeterli olsaydı böyle bir hükmün

Anayasa'da yer almasına lüzum kalmazdı.

Kısaltılarak ifade edilecek olursa, 79 uncu maddenin B bendinin Anayasa'nın 134 üncü maddesine aykırılığı nedeni ile sadece 7 nci dereceye yükselmemiş hâkimler bakımından iptali gerekir.

Bu nedenlerle çoğunluğun görüşüne karşıyım.

Üye

Fazlı Öztan

"3" sayılı fıkradaki muhalefet düşüncesine katılmaktayım.

Üye

Muhittin Taylan

"2" sayılı fıkradaki muhalefet düşüncesine katılıyorum.

Üye Celâlettin Kuralmen Üye İhsan Ecemiş

Anayasa Mahkemesi, E. 1963/81, K. 1966/40, 4 Kasım 1966 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Iı-
  4. A-
  5. B-
  6. C-
  7. Iıı-
  8. Iv-
  9. V-
  10. Vı-
  11. Muhalefet
  12. Şerhi
  13. Muhalefet
  14. Şerhi
  15. Muhalefet
  16. Şerhi
  17. Muhalefet
  18. Şerhi
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1963/81
Karar No
1966/40
Tarih
4 Kasım 1966

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1963/134 K.1966/41
  • AYM Norm Denetimi E.1966/28 K.1966/42
  • AYM Norm Denetimi E.1966/29 K.1966/43
  • AYM Norm Denetimi E.1966/11 K.1966/44
  • AYM Norm Denetimi E.1964/5 K.1966/45
  • AYM Norm Denetimi E.1966/7 K.1966/46

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.