İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1963/86 K.1965/63

Karar tarihi:21/12/1965

Esas1963/86Karar1965/63Tarih21 Aralık 1965Okuma11 dk · 2.265 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
21 Aralık 1965
Esas No.
1963/86
Karar No.
1965/63
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.265 kelime·11 dk okuma·6 bölüm

Karar tarihi:21/12/1965

Resmi Gazete tarih/sayı:9.4.1966/12270

Davacı : Adalet Partisi Cumhuriyet Senatosu ve Millet Meclisi Grupları

Dâvanın konusu : 1632 sayılı Askerî Ceza Kanununun 17 nci maddesine eklenen ve adlî âmirlerin bedeli 25 lirayı geçmeyen şeyler için istirdat ve tazminata karar vereceğine dair olan hüküm ile;

Aynı Kanunun kolordu kumandanlarının emriyle şartla tahliye kararının geri alınacağı hakkındaki 53/3 ve yine aynı kanunun okulların selâhiyetlileri tarafından verilen kararlar aleyhine vâkı itiraz üzerine adlî âmirin tasdik kararının kati olduğuna dair olan 154/2 nci maddelerinin;

Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istenmiştir.

İNCELEME

:

Anayasa Mahkemesi içtüzüğünün 15 inci maddesi uyarınca 4/3/19-63 gününde yapılan ilk incelemede :

1 - Dilekçede, Büyük Millet Meclisi grupları adına imzası bulunan Ali Naili Erdem ve Cahit Okurer'in grup Başkanı veya Başkan vekili olduklarına dair onanlı belgenin iki ay içinde gönderilmesi için tebligat yapılmasına oybirliğiyle;

2 - Dilekçede, gerekçe açıklanmamış olduğundan bu eksikliğin iki ay içinde tamamlanması için tebligat yapılmasına, üyelerden İhsan Keçecioğlu, Celâlettin Kuralmen,Yekta Aytan, Hakkı Ketenoğlu ve Muhittin Gürün'ün dilekçedeki açıklamanın yeterli olduğu yolundaki muhalefetleriyle ve oyçokluğuyla;

Karar verildikten sonra yapılan tebligat üzerine gerekçe gösterilmiş ve Cahit Okurer'in Adalet Partisi Cumhuriyet Senatosu Grup Başkanvekili ve Ali Naili Erdem'in Adalet Partisi Millet Meclisi Grup Başkanvekili olduklarına dair belgeler eklenmiş ve şu suretle eksiklikler süresi içinde tamamlanmış olduğundan işin esasının incelenmesine 24/5/1963 gününde karar verilmiştir.

Dâva dilekçesi ve gerekçesi, bu konuda düzenlenen rapor, iptali istenen kanun maddeleriyle Anayasa'nin ilgili hükümleri okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü :

GEREKÇE

:

Dâva konusu hükümler, iki bölümde ele alınmıştır :

l - 1632 sayılı Askerî Ceza Kanununun 17 nci madesine 11/12/19-35 günlü ve 2862 sayılı kanunun l inci maddesiyle eklenen ve "adlî âmirin, disiplin cezasiyle birlikte değeri 25 lirayı geçmeyen şeyler için isdirdat ve tazminata karar vereceğine" dair olan ve yine 1632 sayılı Askeri Ceza Kanununun 2034 ve 3514 sayılı kanunlarla değişik 154 üncü maddesinin 2 numaralı bendinin B paragrafının ikinci fıkrasında yer alan "bu karar aleyhine en büyük adlî âmir nezdinde 15 gün içinde itiraz olunabilir. Âmiri adlî kararı tasdik veya askerî mahkemeye tevdi eder. Tasdik kararı katidir." hükümleriyle adlî âmire tanınan yetkilerin Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülmektedir.

26/10/1963 gününde Resmî Gazete ile yayımlanan Askeri Mahkemelerin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkındaki 25/10/1963 günlü ve 353 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinde "Bu mahkemelerin kurulmasıyle mevcut adlî amirliklerin ve askerî mahkemelerin görev ve yetkilerinin kendiliğinden sonra ereceği" ve aynı kanunun 260 ıncı maddesinde de "Bu kanunun kuruluşuna dair hükümleriyle geçici l inci maddesinin yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği" belirtilmiştir. Buna göre, adlî âmirlerin görev ve yetkileri kendiliğinden sona erdiği cihetle adlî âmire yetki tanıyan dâva konusu bu hükümler yürürlükten kalkmıştır.

Bu sebeple; bu konuların incelenerek karara bağlanmasına yer olmadığı kararlaştırılmıştır.

2 - 1632 sayılı Askerî Ceza Kanununun 53 üncü madesinin 3 numaralı bendi şöyledir.

"Şartla tahliye kararı alanlar askerî mükellefiyetlerini ifa ederken sureti mahsusada takayyüt altında bulundurulur. Mahkûm kati surette tahliyeye kadar şahsi hürriyeti tahdit eden mücazatı mucip bir cürüm işlerse veya mecbir olduğu şartları ifa etmezse kolordu kumandanının emriyle şartla tahliye kararı geri alınır. Bu halde mahkûm gerek birinci mahkûmiyetinin ve gerekse yeni cürüm icap ettiği bütün cezaları çekmek üzere hemen hapishaneye gönderilir. Şu kadar ki şartla tahliye kararı geri alınıncaya kadar vâki olan hizmeti askerlik hizmetinden sayılır."

Davacı, bu bentte yer alan "kolordu kumandanının emriyle şartla tahliye kararı geri alınır." hükmünün (Askerî yargı) başlığını taşıyan ve askerî yargının askerî mahkemeler ve disiplin mahkemeleri tarafından yürütüleceğini öngören Anayasa'nın 138 inci maddesine aykırı olduğunu ileri sürmektedir.

Bu konunun görüşülmesi sırasında, Üyelerden Cemalettin Köseoğlu, Asım Erkan, Salim Başol, Avni Givda, Ahmet Akar ve Lûtfi Ömerbaş : Bu maddede kolordu kumandanına şartla salıverme kararını geri almayetkisi verilmiş olması, onun adlî âmir sıfatını taşımakta bulunmasındandır. Yukarıda sözü edilen 353 sayılı kanunla adlî âmirlerin görev ve yetkileri kaldırılmış olduğundan konusu kalmayan dâvanın incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği görüşünde bulunmuşlardır.

Gerçi,

353 sayılı kanunla yürürlükten kaldıran 1631 sayılı Askerî Muhakeme Usulü

Kanununun 13 üncü maddesinde, refakatlerinde askerî mahkemeler teşkili kanunen

caiz olan kumandan ve muadili makamlarla bunların mafevklerinin, adlî âmir

oldukları belli edilmekte ve kolordu kumandanını refakatine askerî mahkeme

kurulacağı da aynı kanunun 30. maddesi hükmü gereği bulunmaktadır. Alay tümen

adlî âmirlerine nazaran üst adlî âmir olan kolordu kumandanına bu sıfatından

dolayı böyle bir yetki tanındığı düşünülebilirse de; iptali istenen metinde

adlî âmirlik sıfatından söz edilmiyerek (Kolordu Kumandanı) denmiş olmasına

göre başka suretle bir yoruma gidilmesi olumlu karşılanmamış ve metinden bu

yetkinin mutlak olarak kolordu kumandanına tanınmış olduğu gözönünde tutularak

hükmün yürürlükte bulunduğu ve esasın incelenmesi gerektiği çoğunlukla kabul

edilmiştir.

Şartlasalıverme kararının Türk Ceza Kanununun 16. ve 17 nci maddeleri hükümleri uyarınca Askerî Mahkemelerce verileceği 1632 sayılı Askerî Ceza Kanununun 53 üncü maddesinin l numaralı bendinde belirtilmektedir. Aynı madenin 3 üncü numaralı bendi hükmünce de; hükümlü mecbur tutulduğu şartları yerine getirmez veya kesin surette tahliye ye kadar geçecek zaman içinde şahsi hürriyeti tahdit eden cezayı gerektirir bir cürüm işlerse kolordu kumandanlığının emriyle şartla salıverme kararı geri alınacak ve hükümlü geri kalan cezasını çekmek üzere hemen cezaevine konulacaktır.

Şartla salıverme kararı ile cezanın infazı tamamlanmış sayılmaz. Şartla salıverme, ansak, kesin salıverme gününe kadar geçecek süre içinde bazı kayıt ve şartlarla hükümlünün serbest bırakılmasını sağlar.

Burada üzerinde durulması gereken husus, mahkeme karariyle tesis edilen böyle bir durumun kanunda bazı hallerde kolordu kumandanının emriyle ortadan kaldırılmasının Anayasa'ya uygun olup olmayacağının belli edilmesidir.

Şarla salıverme kararının Askerî Mahkeme tarafından verileceği, maddenin birinci fıkrasında açıklandığına göre, bunu kazai tasarruf niteliğinde görmek yerinde olur ve geri alınması işlemi de aynı nitelikte olmak gerekir. Böyle olunca da Anayasa'nın 138 inci maddesinin öngördüğü Askerî Yargı kapsamına girer ve bu madde hükmünce Askerî Yargının, Askerî Mahkemeler ve disiplin mahkemeleri tarafından yürütüleceği gözönünde tutulduğu, takdirde şartla salıverme kararının geri alınması işleminin de Askerî Mahkemece yapılması Anayasa'nın güttüğü amaca uygun olur. İptali istenen hüküm ile bu yetkinin kolordu kumandanına tanınmış olması Anayasa'nın 138 inci maddesinin birinci fıkrasına aykırıdır.

Öte yandan yukarıda açıklandığı üzere şartla salıverme kararıyle ceza tamamen çekilmiş sayılmamakla beraber bu karar hükümlünün bazı kayıt ve şartlarla serbestisini sağlamakta olduğundan bunun geri alınması hali, kişi dokunulmazlığı ile de ilgilidir. Anayasa'nın 14 üncü maddesinde "Kişi dokunulmazlığının ve hürriyetinin, kanunun açıkça gösterdiği hallerde usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça kayıtlanamıyacağı" gösterilmiş bulunmaktadır. Şu kaide hükümlünün geri kılan cezasını çekmek üzere tekrar ceza evine konulması sonucunu doğuracak olan ve bu suretle kişi dokunulmazlığını kayıtlayan şartla salıverme kararının geri alınması işleminin de hâkim kararına dayanması gerekir.

İptali istenen hüküm bu bakımdan da Anayasa'ya aykırı görülmüştür.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

:

1 - 1632 sayılı Askerî Ceza Kanununun 17 nci maddesinin ikinci fıkrası ile aynı kanunun 154 üncü maddesinin 2 numaralı bendinin (b) paragrafının ikinci fıkrasında yer alan (bu karar aleyhine en büyük adlî âmir nezdinde 15 gün içinde itiraz olunabilir) cümlesi ve aynı paragrafın son fıkrası, dâvanın açılmasından sonra yürürlüğe giren 25/10/1963 günlü ve 353 sayılı kanunun 260 inci ve geçici l inci maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan konusu kalmayan dâva hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına oybirliği ile;

2 -

Aynı kanunun 53 üncü maddesinin 3 numaralı bendindeki şartla salıverme

kararının Kolordu Komutanı tarafından geri alınması emri adlî âmir sıfatı ile

ilgili olmaksızın Kolordu Komutanı sıfatiyle verileceğinden 353 sayılı kanunun

260 ve geçici birinci maddesinin bu hükmün yürürlüğüne etkisi bulunmadığına

üyelerden Cemalettin Köseoğlu, Asım Erkan, Salim Başol, Avni Givda, Ahmet Akar

ve Lûtfi Ömerbaş'ın muhalefetleriyle ve aynı kanunun 53 üncü madesinin 3

numaralı bendinde yer alan ve mahkemece verilmiş şartla salıverme kararının

geri alınması için Kolordu Komutanına emir verme yetkisi tanıyan hükmün

Anayasa'ya aykırı olduğundan iptaline üyelerden Asım Erkan'ın muhalefetiyle ve

oyçokluğu ile;

21/12/1965 gününde karar verildi.

MUHALEFET

ŞERHİ

1632 sayılı Askerî Ceza Kanununun, 2862 sayılı Kanunla değiştirilen 17 nci ve 3514 sayılı Kanunla değiştirilen 154 üncü maddelerinde adlî âmirin görev ve yetkileri gösterilmiş ve adlî âmir deyimi açıkça kullanılmış olduğuNdan Askerî Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü hakkındaki 353 sayılı Kanunun geçici l inci maddesi uyarınca, bu mahkemelerin kurulup fiilen işe başladıkları 16/12/1963 gününde Askerî Ceza Kanununda ve Askerî Ceza Mehkemeleri Kanununda velhasıl bütün mevzuatımızda mevcut olan adlî âmir müessesesi kaldırıldığı cihetle sözli geçen 17. ve 154 üncü maddelere bu sebeple yöneltilen dâvanın konusu kalmadığı hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.

53 üncü madde de aynı sebeple dâvaya katılmıştır.

Bu maddede adlî âmir deyimi kullanılmayıp kolordu kumandanı denmiş olmasından dolayı ihtilâf doğmuştur.

Silâhlı Kuvvetlerdeki Birlik Komutanları, askerî işlere teallûk eden hususlarda o birliğin komutanı sıfatiyle hareket ederler.

Nezdinde askerî mahkeme kurulan birliklerin komutanları askerî adlî işlerde adlî sıfatı ile hareket ederler idi.

53 üncü maddenin 3 üncü fıkrasında aynen (Şartla tahliye kararı alanlar, askerî mükellefiyetlerini ifa ederken sureti mahsusada tekayyüL altında bulundurulur. Mahkûm kati surette tahliyeye kadar şahsi hürriyeti tahdit eden mücazati mucip bir cürüm işlerse veya mecbur olduğu şartları ifa etmezse kolordu kumandanının emri ile şartla tahliye kararı geri alınır. Bu halde mahkûm gerek birinci mahkûmiyetin ve gerek yeni cürmün icabettiği bütün cezaları çekmek üzere hemen hapishaneye gönderilir. Şu kadar ki şartla tahliye kararı geri alınıncaya kadar vâki olan hizmeti askerlik hizmetinden sayılır) denmiştir.

Şahsi hürriyeti tahdit eden bir ceza ile hükümlü olan askerin kesinleşen cezasının infazı adlî âmirin görevlerindendir.

Şartla salıverilen hükümlü, ceza süresini tamamlayıp kesin salıvermeye kadar hakkındaki ceza ilâmı infaz halindedir. Adlî âmirin infaz görevi devam eder.

Şartla salıverilen hükümlünün, sureti mahsusada tekayyüt altında "bulundurulması için kararda belirtilen hususlara riayet etmezse yahut hürriyeti tahdit eden mücazati mucip bir cürüm işlerse salıverme şartını ihlâl etmiş olacağından dolayı cezayı infaz ile yükümlü olan adlî âmirin, bu hükümlünün hapishaneye konmasını emretmesi tabiîdir. Bu hal kanun hükmünü, mahkemenin ilâmını ve şartla salıverme kararını icradan ibarettir.

Mahkemenin kararına bir taaruz teşkil etmez.

Mahkemenin şartla salıverme kararında belirtilen ve kanunda yazılı olan şartlara riayet edilmediği takdirde bu kararın müşterek yüksek dereceli âmiri adlî tarafından geri alınacağı hatta geri alınması lüzumu kararın niteliğinde mündemiçtir.

Adlî âmirin, cezaların infazına taallûk eden görevi idari mahiyette olup bu işe yargı organının müdahalesini istemeğe ihtiyaç bulunmamaktadır.

Bu maddede adlî âmir deyiminin kullanılmayıp da kolordu kumandanı denmesinin sebebi şudur :

1632 sayılı Askerî Ceza Kanununun yürürlüğe girdiği 1930 yılında Türk Ordusunun Alay, Tümen ve Kolordu Birliklerinde askerî mahkemeler kurulmakta idi. Bu sebeple alay, ve kolordu komutanları adlî âmir idiler.

Kanun koyucu şartla salıverme kararının geri alınmasını nazik bir iş telâkki etmiş de bu işte hissi ve keyfi davranışlara meydan vermemek maksadiyle alay ve tümen mahkemelerinden verilen şartla salıverme kararlarının geri alınması işini de müşterek yüksek dereceli adlî âmir olan kolordu kumandanına emanet etmiştir.

Alay mahkemesinden verilen şartla salıverme kararının geri alınmasını alay komutanı ve tümen mahkemesinden verilen şartla salıverme kararının geri alınmasını Tümen Komutanı emredemiyecek de Alay, Tümen ve kolordu mahkemelerinden verilen şartla salıverme kararının geri alınmasını müşterek yüksek dereceli adlî âmir olan kolordu komutanı emredecek.

İşte bu sebeple bu maddede adlî âmir deyimi kullanılmayıp kolordu kumandanı tabiri kullanılmıştır.

53 üncü maddedeki kolordu kumandanının görevi adlî âmir sıfatıyle olduğuna ve adlî amirlik müessesesi kaldırılmış bulunduğuna göre bundan sonra şartla salıverilen bir hükümlü, kararda belirtilen şartlara riayet etmez veya hürriyeti tahdit eden cezayı mucip bir suç işlerse şartla salıverme kararı ne suretle geri alınacak;

1631 sayılı Askerî Ceza Muhakemeleri Kanununun 273 üncü maddesiyle adlî âmirlere verilen cezaları infazı görevi, 353 sayılı Askerî Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanununun 244 üncü maddesiyle askeri savcılara geçmiştir. Bundan sonra cezaların infazı askerî savcılar tarafından yapılacaktır.

Hazırlanan Askerî Ceza Kanunu tasarısı kanunlaştığı zaman, sözü geçen 53 üncü maddenin yeni kanunda mukabil olan hükmün uygulanacağı tabiîdir.

Bu sebeplerden dolayı çoğunluğun kararına muhalifim.

Başkan

Lûtfi Akadlı

Başkanvekili

Rifat Göksu

Üye

Cemalettin Köseoğlu

Üye

Asım Erkan

Üye

İbrahim Senil

Üye

İhsan Keçecioğlu

Üye

A. Şeref Hocaoğlu

Üye

Salim Başol

Üye

Celâlettin Kuralmen

Üye

Hakkı Ketenoğlu

Üye

Fazıl Uluocak

Üye

Sait Koçak

Üye

Ahmet Akar

Üye

Muhittin Gürün

Üye

Lütfi Ömerbaş

MUHALEFET

ŞERHİ

Eski 1631 sayılı Askerî Muhakeme Usulü Kanununun 13 üncü maddesine göre "refakatlarında askerî mahkemeler teşkili kanunca caiz olan kumandan ve muadilleri makamlarla bunların mavefkleri" aynı zamanda adlî âmirlerdirler. Adlî amirlik görev ve yetkisi alay kumandanında başlar; her aşamada daha genişleyerek en üst kumanda makamına ulaşır. Kolordu kumandanları da askerî ve adlî olmak üzere iki çeşit görev ve yetkiyi elde bulunduran makamlardandır.

Kolordu

kumandanının böylece iki sıfatı olunca bir emri verir veya bir işlemi yaparken

hangi sıfatının yetkisini kullandığını anlamak için verdiği emrin yahut yaptığı

işlemin niteliğine bakmak gerekir. Emir ve işlem askerlik hizmetlerine ilişkin

ise sırf kolordu kumandanı olarak, adlî işler söz konusu ise adlî âmir kimliği

ile davranıldığına şüphe yoktur. Tıpkı bunun gibi, yasanın verdiği bir görev ve

yetkinin kumandanın hangi sıfatına yöneldiği, başka bir deyimle yasa yapıcının

hizmet makamının iki kimliğinden hangisini görevlendirdiği de yine o görev ve

yetkinin niteliği ile ortaya çıkar. "Şartla tahliye kararının geri

alınması" emrinin askerlik hizmetlerine değil adlî işlere ilişkin

bulunduğunda şüphe yoktur. O halde yasa yapıcı, 1632 sayılı Askerî Ceza

Kanununun dâva konusu 53 üncü maddenin 3 sayılı bendinde kolordu kumandanı

deyimini "Kolordu Kumandanı aşamasında adlî âmir" deyimi yerine

kullanmıştır. Bu da böyle bir yetkiyi kolordu kumandanından daha küçük

aşamalardaki adlî âmirlere verilmiyecek kadar önemli bulduğundan ileri

gelmektedir. 1631 sayılı kanunda da, bir takım adlî amirlik yetkilerinin

kumanda makamlarına göre derecelendirilmesinin öngörülmesi hallerinde bazen

adlî âmir deyimi kullanılmayarak yalnızca kumanda makamının adı belirtilmekle

yetinildiği görülür. Hükmün infazının gerektiğine işaret yetkisine ilişkin 149

uncu madde, kısa hapis cezasının infazının tehiri yetkisine ilişkin 276 ncı

madde bu hükümler arasındadır.

Şu

duruma göre dâva konusu 53 üncü maddenin 3 sayılı bendindeki kolordu kumandanı

deyiminden ancak adlî âmir kavramını anlamak gerekir. Tersine bir tutum

kelimeyi sadece sözlük içinde rastlanmışcasına ele almak ve oradaki anlamına

saplanmak olur ki böylesine dar bir görüş İncelemeyi kısır ve yanıltıcı bir

sonuca ulaştırır, özetlenecek olursa : Dâva konusu hükümdeki kolordu kumandanı,

kolordu kumandanı aşamasındaki adlî âmir demektir. Adlî amirlik görev ve

yetkileri, dâvanın açılmasından sonra yürürlüğe giren 25/10/1963 günlü ve 353

sayılı kanun hükümleri uyarınca, kendiliğinden sona ermiştir. Böylece dâvanın

bu bölümünün de konusu kalmadığından işin karar verilmesine yer olmadığı

yolunda kararı bağlanması gerekir. Oysa hüküm yürürlükte sayılmış ve Anayasa'ya

aykırılık bakımından incelenmesine geçilmiştir. Karara · bu nedenlerle ve bu kapsam içinde karşıyız. Üye Asım Erkan Üye Salim · Başol Üye Avni · Givda Üye Ahmet · Akar Üye Lûtfi · Ömerbaş

Anayasa Mahkemesi, E. 1963/86, K. 1965/63, 21 Aralık 1965 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İnceleme
  4. Gerekçe
  5. Muhalefet
  6. Şerhi
  7. Muhalefet
  8. Şerhi
  9. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1963/86
Karar No
1965/63
Tarih
21 Aralık 1965

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1965/43 K.1965/64
  • AYM Norm Denetimi E.1963/57 K.1965/65
  • AYM Norm Denetimi E.1965/41 K.1965/66
  • AYM Norm Denetimi E.1963/66 K.1965/67
  • AYM Norm Denetimi E.1964/26 K.1966/1
  • AYM Norm Denetimi E.1966/2 K.1966/2

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.