KÜNYE
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 15 Kasım 1963
- Esas No.
- 1963/97
- Karar No.
- 1963/272
Karar Metni
2.399 kelime·12 dk okuma·2 bölüm
Karar tarihi:15/11/1963
Resmi Gazete tarih/sayı:10.12.1963/11575
Davacı : Adalet Partisi Türkiye Büyük Millet Meclisi Grupu İptal dâvasının konusu :
Adalet Partisi Türkiye Büyük Millet Meclisi Grupu tarafından 21/2/1963 gününde verilen dâva dilekçesinin baş tarafında, 4081 sayılı kanunun 10 uncu maddesinin iptali istenildiği belirtildiği halde, bunun hemen altında (Murakabe Heyetlerince itiraz üzerine verilen kararlar aleyhine hiç bir kanun yoluna müracaat olunamaz) hükmünün, Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istenilmiştir.
İlk İnceleme :
Anayasa
Mahkemesi içtüzüğünün 15 inci maddesi uyarınca 5/3/1963 günü yapılan ilk
incelemede dilekçede gerekçenin açıklanmamış olduğu görülerek 22/4/1962 gün ve
44 sayılı kanunun 26 ncı maddesi gereğince bu eksiğin bir ay içinde
tamamlanmasına oybirliği ile karar verilmiştir. Bunun üzerine Adalet Partisi
Millet Meclisi Grupu Başkanvekili tarafından gönderilen 16/4/1963 günlü yazıda,
koruma ve ihtiyar meclislerince 4081 sayılı kanun uyarınca verilecek kararlar
aleyhine ilgililer tarafından kararın kendilerine tebliğinden itibaren on gün
içinde Murakabe Heyetine itiraz edilebileceği, bu süre içinde itiraz edilmeyen
kararların kesinleşeceği, bu suretle kesinleşen veya Murakabe Heyetlerince
itiraz üzerine verilen kararlar aleyhine hiç bir kanun yoluna başvurulamıyacağı
ve bu kararların hemen yerine getirileceği hükmünün Anayasa'nın idarenin hiçbir
eylem ve işleminin hiçbir halde yargı mercilerinin denetimi dışında
bırakılamıyacağına ilişkin 114 üncü maddesine aykırı bulunduğu açıklanmıştır.
Esasın incelenmesi :
Çiftçi Mallarının Korunması Hakkındaki 2/7/1941 gün ve 4081 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinde (Bu Kanunda yazılı istisnalar dışında koruma ve ihtiyar Meclislerinin bu kanun hükümlerine tevfikan verecekleri kararlar aleyhine alâkalılar tarafından kararın kendilerine tebliği tarihinden itibaren on gün zarfında Murakabe heyetine müracaat ve itiraz olunabilir. Müddeti zarfında aleyhine itiraz edilmeyen kararlar katileşir. Bu suretle katileşen veya Murakabe heyetlerince itiraz üzerine verilen kararlar aleyhine hiç bir kanun yoluna müracaat olunamaz. Ve bunlar derhal icra olunur) denilmektedir.
İşin esasının görüşülmesi sırasında üyelerden Şemsettin Akçoğlu dâva dilekçesinin baş tarafında 4081 sayılı kanunun 10 uncu maddesinin tümünün iptalinin istenildiğini, Rifat Göksu, İsmail Hakkı Ülkmen, İbrahim Senil, Celalettin Kurahnen ve Muhittin Gürün ise Koruma ve ihtiyar Meclislerince verilen ve itiraz edilmeksizin kesinleşen kararlara karşı kanun yoluna baş vurulmasını önleyen hükmün dahi iptalinin talep edildiğini ileri sürerek konunun bu yolda ele alınmasını istemişlerdir.
21/2/1963
gününde kaydettirilen dâva dilekçesinin baş harafında 4081 sayılı kanunun 10
uncu maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu yazılmakla birlikte onun hemen altında
sadece anılan madddeki (Murakabe heyetlerince itiraz üzerine verilen kararlar
aleyhine hiçbir kanun yoluna müracaat olunamaz) hükmünün Anayasa'ya aykırı
olduğu belirtilerek iptali istenilmiştir. Sonradan dilekçedeki iptal kanununun
gerekçesinin açıklanması amacı ile Millet Meclisi Adalet Partisi Grup Başkan
Vekili tarafından gönderilen 16/4/1963 günlü yazıda, süresi içince Murakabe
Heyetine başvurularak itiraz olunmadığı için kesinleşen Koruma ve İhtiyar
Meclisi kararlarına karşı kanun yollarını kapayan hükmün de Anayasa'ya aykırı
olduğu, bu sebeple de 10 uncu maddenin iptali gerektiği açıklanmıştır.
4081
sayılı kanunun 10 uncu maddesinde sadece koruma ve ihtiyar Meclisleri
tarafından verilen kararlarla bu kuralların kararlarına karşı yapılacak itiraz
üzerine murakabe heyetince verilen kararlar söz konusudur. Dâva dilekçesinde
ise sadece Murakabe Heyetince verilen kararlar aleyhine hiçbir mercie
başvurulamaz hükmünün Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülmüştür. Süresi içinde
verilen dilekçede bunun dışında acıklanmış bir istek yoktur. Esasen bunun
dışında başka bir istek söz konusu olamaz. Zira, 334 sayılı Anayasanın geçici 9
uncu maddesinin ikinci fıkrasında (Anayasa Mahkemesinin görevine başladığı
tarihte yürürlükte olan herhangi bir kanun hakkında bu Anayasaya aykırılığı
iddîasiyle iptal dâvası açılabilir. Bu halde iptal dâvası açma hakkı Anayasa
Mahkemesinin görevine başladığının Resmi Gazete yayınlandığı tarihten itibaren
altı ay sonra düşer) diye yazılıdır. Anayasa Mahkemesi 28/8/1962 gününde işe
başlamıştır. Adalet Partisi Millet Meclisi Grup Başkanvekili tarafından
sonradan verilen yazı ise, yukarıda gösterildiği gibi 16/4/1963 günün de, yani
Anayasa Mahkemesinin işe başladığı günden altı ay sonra verilmiştir. Bu
bakımdan 22/2/1963 günlü dâva dilekçesinde yer almayıp sözü geçen 16/4/1963
günlü yazıda gösterilen yeni iddiaların ele alınmasına imkân yoktur. Bundan
başka, 4081 sayılı kanunun 10 uncu maddesi, Koruma ve ihtiyar Meclisi
kararlarına karşı ilgililere tebliğinden başlayarak on gün içinde Murakabe
Heyetine itiraz etme hakkını tanımıştır. Yani Vatandaşa bu kurullar tarafından
verilen idari kararlar karşısında haklarını arayabilme yolu sağlanmıştır.
Vatandaşın aleyhine kanun yollarını kapayan yalnız Murakabe Heyeti tarafından
verilen kararlara karşı hiç bir mercie başvurulamıyacağı hakkındaki hükümdür.
İşte bütün bu sebeplerle, yani dâva dilekçesinde sadece Murakabe Heyetince
itiraz üzerine kararlar aleyhine hiç bir kanun yoluna başvurulamıyacağını
belirten hükmün iptalinin istenilmiş olmasını, süresinden sonra verilen
16/4/1963 günlü yazı ile bunun dışına çıkılamıyacağını ve esasen Koruma ve
İhtiyar Meclisleri kararları aleyhine Murakabe Heyetine baş vurulmasının mümkün
bulunduğunu gözönünde tutan mahkemenin çoğunluğu, azınlığın görüşlerine
katılmamış ve incelemenin dâva dilekçesinde açıkça gösterilen iddiaya hasrım
uygun bulmuştur.
9/7/1961 gün ve 334 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının İdare bölümünde yer alan 114 üncü maddenin birinci fıkrasında (İdarenin hiç bir eylem ve işlemi hiç bir halde yargı mercilerinin denetimi dışında bırakılamaz) denilmektedir. 4081 sayılı kanunun 10 uncu maddesinde ise Murakabe Heyetlerince itiraz üzerine verilen kararlar aleyhine hiçbir kanun yoluna başvurulamaz hükmü yer almaktadır. Murakabe Heyetinin kararlarının idarî bir karar olduğunda şüphe yoktur. Bu durum karşısında dâva konusu hüküm Anayasa'nın 114 üncü maddesinin birinci fıkrasına aykırıdır; bu sebeple de iptali gerekir.
MUHALEFET
ŞERHİ
Mahkememiz; bu dâvayı, 4081 sayılı çiftçi mallarının korunması hakkındaki kanunun 10 uncu maddesinin sadece (...... Murakabe Heyetlerince itiraz üzerine verilen kararlar aleyhine hiç bir kanun yoluna müracaat olunamaz) hükmüne karşı açılmış sayarak incelemenin bu noktaya hasrolunmasına çoğunlukla karar vermiş bulunmaktadır.
Halbuki dosyadaki belgelerin incelenmesi, farklı bir neticeyi ortaya koymaktadır. Şöyleki:
Dâva dosyasındaki kâğıtlardan Adalet Partisi Meclis Gruplarının 22 Ocak 1963 tarihinde yaptıkları müşterek toplantı neticesinde verdikleri kararda, herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin, (...... 4081 sayılı kanunun 10 uncu maddesi Anayasa'ya aykırı olduğundan Anayasa Mahkemesine iptal dâvası açılmasına oybirliğiyle karar verildi) diye yazılıdır.
Keza, 21/2/1963 tarihinde Anayasa Mahkemesi kalemine tevdi edilmiş olan dâva dilekçesinde; iptal dâvasının konusu ve gerekçesi aynen şöyle yazılmıştır.
(İptali istenilen kanun : 4081 sayılı kanunun 10 uncu maddesi
İptal sebebi : Çiftçi mallarının korunması hakkındaki 4081 sayılı kanunun 10 uncu maddesinde "Murakabe Heyetince itiraz üzerine verilen kararlar aleyhine hiç bir kanun yoluna müracaat olunamaz" hükmü Anayasa'nın 118 inci maddesine aykırı görülmesi,)
Bu dilekçe ile açılan dâvanın ilk incelemesi mahkememizin 4/3/1963 tarihli toplantısında yapılmış ve belge eksikliğine ilişkin bir husus ile birlikte (Dilekçede gerekçe açıklanmamış olduğundan bu eksiğin bir ay içinde tamamlanması için tebligat yapılmasına) karar verilmiştir. Kararda dâvanın konusuna ilişkin bir kayıt görülmemektedir.
Bunun üzerine Anayasa Mahkemesi Başkanlığınca davacıya yapılan 9 Mart 1963 tarihli tebligatın bu hususa dair olan kısmında :
(Adalet Partisi Türkiye Büyük Millet Meclisi Grupları adına açılan
(Çiftçi mallarının korunması hakkındaki 4081 sayılı kanunun 10 uncu maddesinin) iptali dâvasının mahkememizce yapılan ilk incelemesinde :
...............................................................................................................................................
2- Dilekçede iptal konusundaki gerekçenin açıklanmadığı, görülmüştür)
Denilerek eksiğin bir ay içerisinde tamamlanması istenmiştir.
Buna karşılık olarak Millet Meclisi A. P. Grup Başkan vekili imza-siyle gönderilen 16/4/1963 günlü yazıda :
Çiftçi
mallarının korunması hakkındaki kanunun 10 uncu maddesinde : "Koruma ve
İhtiyar Meclislerinin bu kanun hükümlerine tevfikan verecekleri kararlar
aleyhine alâkalılar tarafından, kararın kendilerine tebliği tarihinden itibaren
on gün zarfında murakabe heyetine müracaat ve itiraz olunabilir. Müddeti
zarfında aleyhine itiraz edilmeyen kararlar katileşir. Bu suretle katileşen
veya murakabe heyetlerince itiraz üzerine verilen kararlar aleyhine hiç bir
kanun yoluna müracaat olunamaz. Ve bunlar derhal icra olunur" hükmü
mevcuttur. 334 sayılı Anayasa'nın 114 üncü maddesinde ise "İdarenin hiç
bir eylem ve işlemi, hiç bir halde, yargı mercilerinin denetimi dışında
bırakılamaz" denmektedir. Anayasa'nın açık ve kati hükmü ile çiftçi mallarının
korunması hakkındaki kanunun 10 uncu maddesi tezat teşkil etmekte ve böylece
mezkûr 10 uncu madde Anayasa'ya apaçık aykırı bulunmaktadır,
Denilmiştir.
Dosyasından aynen alınan yukarıdaki karar, dilekçe ve yazı örneklerinden açıkça görüldüğü üzere bu dâva, 4081 sayılı kanunun 10 uncu maddesinin iptali hedef tutularak açılmış ve mahkememizce de bu yolda kabul edilmiş ve fakat gerekçesi açıklanmamış sayılarak gönderilmesi istenilmiştir.
Buna karşılık olarak davacı tarafından verilen cevapta ise, söz konusu 10 uncu madde ile Anayasa'nın 114 üncü maddesi, metin olarak yazıldıktan sonra sözü geçen 10 uncu maddenin, fıkraları arasında bir ayırım yapılmaksızın, Anayasa hükmüne açık olarak aykırı bulunduğu belirtilmekle yetinilmiştir. Zaten davacının ilk dilekçesinde de açıkça 10 uncu maddenin iptali istenilmiş ve mahkememizce gerekçe olarak kabul edilmeyen, "İptal sebebi" diye yazılı satır başlığının hizasında; iptal isteminin gerekçesi olmak üzere, 10 uncu maddedeki murakabe heyetlerince verilen kararlarla ilgili hükmün Anayasanın 118 inci maddesine aykırılığından bahsedilmiştir.
Görülüyor ki dâvanın ilk dilekçedeki konusu, kararımızın çoğunluk kısmında ileri sürüldüğü üzere bahse konu 10 uncu maddenin sadece "Murakabe heyetlerince, itiraz üzerine, verilen kararlar aleyhine hiç bir kanun yoluna müracaat olunamaz" hükmü olmayıp maddenin tamamıdır. Çoğunluk düşüncesinde dâvanın konusu olarak kabul edilen husus ise dâva dilekçesinin (iptal sebebi) ni açıklayan, yani gerekçe kısmıdır.
Diğer taraftan, mahkememizin isteği üzerine, Anayasa'ya aykırılık iddiasının gerekçesi olmak üzere davacı tarafından gönderilen ve metni yukarıda gösterilmiş bulunan yazıda da, sözü gecen 10 uncu maddenin Anayasa'nın 114 üncü maddesindeki "idarenin hiçbir eylem ve işlemi hiçbir halde yargı mercilerinin denetimi dışında bırakılamaz" hükmüne aykırı bulunduğunun belirtildiği görülmektedir. Bu suretle davanın başındanberi, sözü geçen 10 uncu maddenin, idarenin eylem ve işlemlerine karşı yargı yollarını kapayan hükümlerinin hedef tutulduğu anlaşılmaktadır.
4081 sayılı Çiftçi Mallarının Korunması Hakkındaki Kanunun 10 uncu maddesinde yer alan konulardan gerek murakabe heyetlerince, gerekse koruma ve ihtiyar meclislerince verilen kararlar, idarenin bir kamu hizmeti görmesi sırasında ittihaz ettiği icrai nitelikteki kararlardan ibaret olup binnetice Anayasa'nın 114 üncü maddesinde öngörülen (idarenin eylem ve işlemini) meydana getirirler.
Söz konusu 10 uncu madde, bunlardan, Koruma ve İhtiyar Meclislerinin kararlarının, 10 gün içinde itiraz edilmemeleri halinde kesinleşeceklerini hükme bağlamış ve murakabe heyeti kararlarım da kendiliğinden kesin saymıştır.
Buraya
kadar olan hükümlerde Anayasa'nın 114 üncü maddesine aykırı bir cihet yoktur.
Ancak maddenin "Bu suretle katileçen veya murakabe heyetlerince itiraz
üzerine verilen kararlar aleyhine hiç bir kanun yoluna müracaat olunamaz. Ve
bunlar derhal icra olunur", hükmünü taşıyan fıkrası gerek koruma ve
ihtiyar meclislerinin müddeti içinde itiraz edilmemek suretiyle kesinleşen,
gerekse murakabe heyetlerince itiraz üzerine verilen kararlara karşı yargı
yollarına müracaatı Önlemekte ve binnetice idarenin birer eylem ve işlemini
meydana getiren bu kararları yargı mercilerinin denetimi dışında bırakmaktadır.
Bu bakımdan 10 uncu maddenin söz konusu fıkrasının tamamı, Anayasa'ya aykırı
bir kanun hükmü olarak belirmektedir.
Kararımızın çoğunluk kısmında, müddeti içinde itiraz olunmadığı için kesinleşen koruma ve ihtiyar meclisleri kararlarına karşı kanun yollarını kapayan hükmün de Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasının ilk dilekçede yer almadığı, bunun mahkememizin isteği üzerine ve dâvanın gerekçesi olmak üzere sonradan gönderilen 16/4/1963 tarihli yazıda ortaya atılarak bu sebeple de 10 uncu maddenin iptalinin gerektiğinin yazıldığı, bu suretle ilk dilekçede yer almıyan ve Anayasa Mahkemesinin işe başladığı tarihten altı ay geçtikten sonra gönderilmiş bulunan yazıdaki bu yeni iddianın nazara alınmasına imkân olmadığı ileri sürülmektedir.
Halbuki
yukarıya dâva dosyasından aynen aktarılan, Partinin müşterek Grup kararındaki
ve dâva dilekçesindeki açıklamalardan, davacı tarafından, dâvanın başından beri
4081 sayılı kanunun 10 uncu maddesinin, fıkraları arasında bir ayrım
yapılmadan, iptalinin istenilmiş olduğu, bu kere kararımızın çoğunluk kısmında
ilk istem olarak nazara alınan hususun, dâva dilekçesinde "iptali
istenilen kanun" olarak gösterilmiş olmayıp, "İptal sebepleri"
dive yazılı satır başlığının hizasında yer alan ve ilk incelemede kabul
edilmiycn "Gerekçe" den ibaret bulunduğu, mahkememizin isteği üzerine
gönderilen sonraki gerekçede ise, davacı tarafından başındanberi iptali
istenilmekte olan 10 uncu maddenin metin olarak yazıldığı görülmekte, bu
bakımdan davacının dâvasının konusunu sonradan genişletmediği anlaşılmakta ve
söz konusu 10 uncu maddenin, itiraz edilmiyerek kesinleşen koruma ve ihtiyar
meclislerinin kararlarına karşı kanun yollarını kapayan hükmü de esasen istemin
ilk hudutları içersinde olduğundan bunun müddeti geçtikten sonra dâvaya
katıldığı iddiası da dayanaksız bulunmaktadır.
Kaldı
ki Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkındaki 22/4/1962
günlü ve 44 sayılı kanunun 28 inci maddesi, mahkememizi, açılan iptal dâvasında
istem ile bağlı tutmakta, buna mukabil ilgililer tarafından ileri sürülen
gerekçeye dayanmağa zorlamamaktadır. Bu bakımdan, Anayasa'nın 114 üncü
maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istenilen 4081 sayılı kanunun 10
uncu maddesinin, Anayasa'nın sözü edilen maddesine aykırı bulunan bütün
hükümlerinin inceleme konusu yapılmasında zaruret olup dilekçede açıkça
belirtilen dâva konusunun, davacının isteği hilâfına, herhangi bir tahdide tabi
tutulması mümkün değildir. Aksine olarak mahkememiz, davacının gerekçesi ile
bağlı bulunmadığından incelemenin, Anayasa'nın bütün hükümleri bakımından
iptali istenilen 10 uncu maddenin tamamına da teşmil edebilir.
Diğer taraftan kararımızın çoğunluk kısmında (...... Bundan başka, 4081 sayılı kanunun 10 uncu maddesi koruma ve ihtiyar meclisi kararlarına karşı ilgililere tevdii gününden itibaren 10 gün içinde murakabe heyetine itiraz etmek hakkını tanımış, yani vatandaşa bu kurumlar tarafından verilen idarî kararlar aleyhine baş vurarak haklarını arayabilme yolu sağlanmıştır. Vatandaşın aleyhine kanun yollarını kapayan yalnız murakabe heyeti tarafından verilen kararlara karşı hiçbir mercie başvurulamıyacağı hakkındaki hükümdür) denilmektedir.
Halbuki 10 uncu maddenin açık hükümlerinden anlaşıldığı üzere koruma ve ihtiyar meclisleri kararlarına karşı vatandaşa yalnız murakabe heyetleri nezdinde itiraz hakkı verilmektedir. İdarî birer merci olan bu heyetlere karşı tanınmış olan itiraz hakkının ise, Anayasa'nın 114 üncü maddesinde belirtilen yargı mercileri nezdinde tanınmış bir itiraz hakkı olmadığı meydandadır. Binnetice idarenin bu kararları yargı mercilerinin denetimi dışında kalmaktadır. Dâvanın konusu ise, sözü geçen 10 uncu maddenin, idarenin eylem ve işlemlerini yargı mercilerinin denetimi dışında bırakan hükümlerinin iptali olduğuna göre kararın çoğunluk kısmının bu noktaya ilişkin düşüncesine de iştirak edilmemiştir.
Netice olarak : Dâva dilekçesine ve mahkememizin isteği üzerine gönderilen gerekçesine nazaran 4081 sayılı kanunun 10 uncu maddesinin, Anayasa'nın 114 üncü maddesine aykırı bulunan "... bu suretle katîleşen veya murakabe heyetlerince itiraz üzerine verilen kararlar aleyhine hiçbir kanun yoluna müracaat olunamaz) hükmünün, dâvaya konu olarak alınıp iptal olunması gerekir.
Bu bakımdan incelemenin, bahis konusu 10 uncu maddenin, Anayasa'nın 114 üncü maddesine muhalif olan ve istemin içinde bulunan bir hükmünün yürürlükte kalmasına müncer olacak surette, sadece (Murakabe heyetlerinin, itiraz üzerine verecekleri kararlar )la ilgili kısmına hasr ve tahsis olunmasına muhalifiz.
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Lütfi Ömerbaş
Üye
Ekrem Tüzemen
Her Dâva, mahkemeye arzedilmiş şekliyle ve davacının çizdiği hudut içinde incelenmek gerekir.
Kararda
ve diğer muhalefet şerhinde izah edildiği gibi bu dâvada 4081 sayılı kanunun 10
uncu maddesinin iptali) istenmiştir. Madde muhtelif hükümleri taşısa ve ileri
sürülen iptal sebebi bu hükümlerden yalnız birine veya bir kaçına uysa dahi
mahkemece, maddenin tamamının tetkiki; davacının gerekçesiyle bağlı
kalınmaksızın maddenin tamamı hakkında - isteğe uygun veya aykırı - karar
tesisi zaruridir. 22/4/1962 tarihli ve 44 sayılı kanunun 28 inci maddesi
hükmüne göre mahkememiz (Kanunların Anayasa'ya aykırılığı hususunda ilgililer
tarafından ileri sürülen gerekçelere dayanmağa mecbur değildir. Talebiyle bağlı
kalmak kaydiyle, başka gerekçe ile de Anayasa'ya aykırılık kararı verebilir)
fakat, davacının açık beyanı ve isteği hilâfına dâvanın konusunda tasarrufa girişip
( Her nekadar maddenin tamamının iptali istenmiş ise de asıl maksat madde
içindeki belli bir hükmün iptalidir) gerekçesiyle dâvanın hududunu daraltamaz.
Bu sebeplerle, incelemenin madde içindeki bir hükme hasrına dair karara muhalifim.
Üye Rifat · Göksu Üye İsmail · Hakkı Ülkmen Üye İbrahim · Senil Üye Celalettin · Kuralmen Üye Muhittin · Gürün Üye Şemsettin Akçoğlu
Anayasa Mahkemesi, E. 1963/97, K. 1963/272, 15 Kasım 1963 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası