İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1963/97 K.1963/272

Karar tarihi:15/11/1963

Esas1963/97Karar1963/272Tarih15 Kasım 1963Okuma12 dk · 2.399 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
15 Kasım 1963
Esas No.
1963/97
Karar No.
1963/272
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.399 kelime·12 dk okuma·2 bölüm

Karar tarihi:15/11/1963

Resmi Gazete tarih/sayı:10.12.1963/11575

Davacı : Adalet Partisi Türkiye Büyük Millet Meclisi Grupu İptal dâvasının konusu :

Adalet Partisi Türkiye Büyük Millet Meclisi Grupu tarafından 21/2/1963 gününde verilen dâva dilekçesinin baş tarafında, 4081 sayılı kanunun 10 uncu maddesinin iptali istenildiği belirtildiği halde, bunun hemen altında (Murakabe Heyetlerince itiraz üzerine verilen kararlar aleyhine hiç bir kanun yoluna müracaat olunamaz) hükmünün, Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istenilmiştir.

İlk İnceleme :

Anayasa

Mahkemesi içtüzüğünün 15 inci maddesi uyarınca 5/3/1963 günü yapılan ilk

incelemede dilekçede gerekçenin açıklanmamış olduğu görülerek 22/4/1962 gün ve

44 sayılı kanunun 26 ncı maddesi gereğince bu eksiğin bir ay içinde

tamamlanmasına oybirliği ile karar verilmiştir. Bunun üzerine Adalet Partisi

Millet Meclisi Grupu Başkanvekili tarafından gönderilen 16/4/1963 günlü yazıda,

koruma ve ihtiyar meclislerince 4081 sayılı kanun uyarınca verilecek kararlar

aleyhine ilgililer tarafından kararın kendilerine tebliğinden itibaren on gün

içinde Murakabe Heyetine itiraz edilebileceği, bu süre içinde itiraz edilmeyen

kararların kesinleşeceği, bu suretle kesinleşen veya Murakabe Heyetlerince

itiraz üzerine verilen kararlar aleyhine hiç bir kanun yoluna başvurulamıyacağı

ve bu kararların hemen yerine getirileceği hükmünün Anayasa'nın idarenin hiçbir

eylem ve işleminin hiçbir halde yargı mercilerinin denetimi dışında

bırakılamıyacağına ilişkin 114 üncü maddesine aykırı bulunduğu açıklanmıştır.

Esasın incelenmesi :

Çiftçi Mallarının Korunması Hakkındaki 2/7/1941 gün ve 4081 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinde (Bu Kanunda yazılı istisnalar dışında koruma ve ihtiyar Meclislerinin bu kanun hükümlerine tevfikan verecekleri kararlar aleyhine alâkalılar tarafından kararın kendilerine tebliği tarihinden itibaren on gün zarfında Murakabe heyetine müracaat ve itiraz olunabilir. Müddeti zarfında aleyhine itiraz edilmeyen kararlar katileşir. Bu suretle katileşen veya Murakabe heyetlerince itiraz üzerine verilen kararlar aleyhine hiç bir kanun yoluna müracaat olunamaz. Ve bunlar derhal icra olunur) denilmektedir.

İşin esasının görüşülmesi sırasında üyelerden Şemsettin Akçoğlu dâva dilekçesinin baş tarafında 4081 sayılı kanunun 10 uncu maddesinin tümünün iptalinin istenildiğini, Rifat Göksu, İsmail Hakkı Ülkmen, İbrahim Senil, Celalettin Kurahnen ve Muhittin Gürün ise Koruma ve ihtiyar Meclislerince verilen ve itiraz edilmeksizin kesinleşen kararlara karşı kanun yoluna baş vurulmasını önleyen hükmün dahi iptalinin talep edildiğini ileri sürerek konunun bu yolda ele alınmasını istemişlerdir.

21/2/1963

gününde kaydettirilen dâva dilekçesinin baş harafında 4081 sayılı kanunun 10

uncu maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu yazılmakla birlikte onun hemen altında

sadece anılan madddeki (Murakabe heyetlerince itiraz üzerine verilen kararlar

aleyhine hiçbir kanun yoluna müracaat olunamaz) hükmünün Anayasa'ya aykırı

olduğu belirtilerek iptali istenilmiştir. Sonradan dilekçedeki iptal kanununun

gerekçesinin açıklanması amacı ile Millet Meclisi Adalet Partisi Grup Başkan

Vekili tarafından gönderilen 16/4/1963 günlü yazıda, süresi içince Murakabe

Heyetine başvurularak itiraz olunmadığı için kesinleşen Koruma ve İhtiyar

Meclisi kararlarına karşı kanun yollarını kapayan hükmün de Anayasa'ya aykırı

olduğu, bu sebeple de 10 uncu maddenin iptali gerektiği açıklanmıştır.

4081

sayılı kanunun 10 uncu maddesinde sadece koruma ve ihtiyar Meclisleri

tarafından verilen kararlarla bu kuralların kararlarına karşı yapılacak itiraz

üzerine murakabe heyetince verilen kararlar söz konusudur. Dâva dilekçesinde

ise sadece Murakabe Heyetince verilen kararlar aleyhine hiçbir mercie

başvurulamaz hükmünün Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülmüştür. Süresi içinde

verilen dilekçede bunun dışında acıklanmış bir istek yoktur. Esasen bunun

dışında başka bir istek söz konusu olamaz. Zira, 334 sayılı Anayasanın geçici 9

uncu maddesinin ikinci fıkrasında (Anayasa Mahkemesinin görevine başladığı

tarihte yürürlükte olan herhangi bir kanun hakkında bu Anayasaya aykırılığı

iddîasiyle iptal dâvası açılabilir. Bu halde iptal dâvası açma hakkı Anayasa

Mahkemesinin görevine başladığının Resmi Gazete yayınlandığı tarihten itibaren

altı ay sonra düşer) diye yazılıdır. Anayasa Mahkemesi 28/8/1962 gününde işe

başlamıştır. Adalet Partisi Millet Meclisi Grup Başkanvekili tarafından

sonradan verilen yazı ise, yukarıda gösterildiği gibi 16/4/1963 günün de, yani

Anayasa Mahkemesinin işe başladığı günden altı ay sonra verilmiştir. Bu

bakımdan 22/2/1963 günlü dâva dilekçesinde yer almayıp sözü geçen 16/4/1963

günlü yazıda gösterilen yeni iddiaların ele alınmasına imkân yoktur. Bundan

başka, 4081 sayılı kanunun 10 uncu maddesi, Koruma ve ihtiyar Meclisi

kararlarına karşı ilgililere tebliğinden başlayarak on gün içinde Murakabe

Heyetine itiraz etme hakkını tanımıştır. Yani Vatandaşa bu kurullar tarafından

verilen idari kararlar karşısında haklarını arayabilme yolu sağlanmıştır.

Vatandaşın aleyhine kanun yollarını kapayan yalnız Murakabe Heyeti tarafından

verilen kararlara karşı hiç bir mercie başvurulamıyacağı hakkındaki hükümdür.

İşte bütün bu sebeplerle, yani dâva dilekçesinde sadece Murakabe Heyetince

itiraz üzerine kararlar aleyhine hiç bir kanun yoluna başvurulamıyacağını

belirten hükmün iptalinin istenilmiş olmasını, süresinden sonra verilen

16/4/1963 günlü yazı ile bunun dışına çıkılamıyacağını ve esasen Koruma ve

İhtiyar Meclisleri kararları aleyhine Murakabe Heyetine baş vurulmasının mümkün

bulunduğunu gözönünde tutan mahkemenin çoğunluğu, azınlığın görüşlerine

katılmamış ve incelemenin dâva dilekçesinde açıkça gösterilen iddiaya hasrım

uygun bulmuştur.

9/7/1961 gün ve 334 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının İdare bölümünde yer alan 114 üncü maddenin birinci fıkrasında (İdarenin hiç bir eylem ve işlemi hiç bir halde yargı mercilerinin denetimi dışında bırakılamaz) denilmektedir. 4081 sayılı kanunun 10 uncu maddesinde ise Murakabe Heyetlerince itiraz üzerine verilen kararlar aleyhine hiçbir kanun yoluna başvurulamaz hükmü yer almaktadır. Murakabe Heyetinin kararlarının idarî bir karar olduğunda şüphe yoktur. Bu durum karşısında dâva konusu hüküm Anayasa'nın 114 üncü maddesinin birinci fıkrasına aykırıdır; bu sebeple de iptali gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Gösterilen sebepten ötürü 4081 sayılı kanunun 10 uncu maddesinde yer alan ve Murakabe Heyetlerince itiraz üzerine verilen kararlar aleyhine yargı mercilerine baş vurmayı önleyen hükmün, Anayasa'nın 114 üncü maddesinin birinci fıkrasına aykırı olduğundan iptaline,

15/11/1963 gününde oybirliği ile karar verildi.

Başkan

Sünuhi Arsan

Üye

Rifat Göksu

Üye

İ. Hakkı Ülkmen

Üye

Lütfi Akadlı

Üye

Şemsettin Akçoğlu

Üye

İbrahim Senil

Üye

İhsan Keçecioğlu

Üye

Salim Başol

Üye

Celalettin Kuralmen

Üye

Fazıl Uluocak

Üye

Avni Givda

Üye

Ahmet Akar

MUHALEFET

ŞERHİ

Mahkememiz; bu dâvayı, 4081 sayılı çiftçi mallarının korunması hakkındaki kanunun 10 uncu maddesinin sadece (...... Murakabe Heyetlerince itiraz üzerine verilen kararlar aleyhine hiç bir kanun yoluna müracaat olunamaz) hükmüne karşı açılmış sayarak incelemenin bu noktaya hasrolunmasına çoğunlukla karar vermiş bulunmaktadır.

Halbuki dosyadaki belgelerin incelenmesi, farklı bir neticeyi ortaya koymaktadır. Şöyleki:

Dâva dosyasındaki kâğıtlardan Adalet Partisi Meclis Gruplarının 22 Ocak 1963 tarihinde yaptıkları müşterek toplantı neticesinde verdikleri kararda, herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin, (...... 4081 sayılı kanunun 10 uncu maddesi Anayasa'ya aykırı olduğundan Anayasa Mahkemesine iptal dâvası açılmasına oybirliğiyle karar verildi) diye yazılıdır.

Keza, 21/2/1963 tarihinde Anayasa Mahkemesi kalemine tevdi edilmiş olan dâva dilekçesinde; iptal dâvasının konusu ve gerekçesi aynen şöyle yazılmıştır.

(İptali istenilen kanun : 4081 sayılı kanunun 10 uncu maddesi

İptal sebebi : Çiftçi mallarının korunması hakkındaki 4081 sayılı kanunun 10 uncu maddesinde "Murakabe Heyetince itiraz üzerine verilen kararlar aleyhine hiç bir kanun yoluna müracaat olunamaz" hükmü Anayasa'nın 118 inci maddesine aykırı görülmesi,)

Bu dilekçe ile açılan dâvanın ilk incelemesi mahkememizin 4/3/1963 tarihli toplantısında yapılmış ve belge eksikliğine ilişkin bir husus ile birlikte (Dilekçede gerekçe açıklanmamış olduğundan bu eksiğin bir ay içinde tamamlanması için tebligat yapılmasına) karar verilmiştir. Kararda dâvanın konusuna ilişkin bir kayıt görülmemektedir.

Bunun üzerine Anayasa Mahkemesi Başkanlığınca davacıya yapılan 9 Mart 1963 tarihli tebligatın bu hususa dair olan kısmında :

(Adalet Partisi Türkiye Büyük Millet Meclisi Grupları adına açılan

(Çiftçi mallarının korunması hakkındaki 4081 sayılı kanunun 10 uncu maddesinin) iptali dâvasının mahkememizce yapılan ilk incelemesinde :

...............................................................................................................................................

2- Dilekçede iptal konusundaki gerekçenin açıklanmadığı, görülmüştür)

Denilerek eksiğin bir ay içerisinde tamamlanması istenmiştir.

Buna karşılık olarak Millet Meclisi A. P. Grup Başkan vekili imza-siyle gönderilen 16/4/1963 günlü yazıda :

Çiftçi

mallarının korunması hakkındaki kanunun 10 uncu maddesinde : "Koruma ve

İhtiyar Meclislerinin bu kanun hükümlerine tevfikan verecekleri kararlar

aleyhine alâkalılar tarafından, kararın kendilerine tebliği tarihinden itibaren

on gün zarfında murakabe heyetine müracaat ve itiraz olunabilir. Müddeti

zarfında aleyhine itiraz edilmeyen kararlar katileşir. Bu suretle katileşen

veya murakabe heyetlerince itiraz üzerine verilen kararlar aleyhine hiç bir

kanun yoluna müracaat olunamaz. Ve bunlar derhal icra olunur" hükmü

mevcuttur. 334 sayılı Anayasa'nın 114 üncü maddesinde ise "İdarenin hiç

bir eylem ve işlemi, hiç bir halde, yargı mercilerinin denetimi dışında

bırakılamaz" denmektedir. Anayasa'nın açık ve kati hükmü ile çiftçi mallarının

korunması hakkındaki kanunun 10 uncu maddesi tezat teşkil etmekte ve böylece

mezkûr 10 uncu madde Anayasa'ya apaçık aykırı bulunmaktadır,

Denilmiştir.

Dosyasından aynen alınan yukarıdaki karar, dilekçe ve yazı örneklerinden açıkça görüldüğü üzere bu dâva, 4081 sayılı kanunun 10 uncu maddesinin iptali hedef tutularak açılmış ve mahkememizce de bu yolda kabul edilmiş ve fakat gerekçesi açıklanmamış sayılarak gönderilmesi istenilmiştir.

Buna karşılık olarak davacı tarafından verilen cevapta ise, söz konusu 10 uncu madde ile Anayasa'nın 114 üncü maddesi, metin olarak yazıldıktan sonra sözü geçen 10 uncu maddenin, fıkraları arasında bir ayırım yapılmaksızın, Anayasa hükmüne açık olarak aykırı bulunduğu belirtilmekle yetinilmiştir. Zaten davacının ilk dilekçesinde de açıkça 10 uncu maddenin iptali istenilmiş ve mahkememizce gerekçe olarak kabul edilmeyen, "İptal sebebi" diye yazılı satır başlığının hizasında; iptal isteminin gerekçesi olmak üzere, 10 uncu maddedeki murakabe heyetlerince verilen kararlarla ilgili hükmün Anayasanın 118 inci maddesine aykırılığından bahsedilmiştir.

Görülüyor ki dâvanın ilk dilekçedeki konusu, kararımızın çoğunluk kısmında ileri sürüldüğü üzere bahse konu 10 uncu maddenin sadece "Murakabe heyetlerince, itiraz üzerine, verilen kararlar aleyhine hiç bir kanun yoluna müracaat olunamaz" hükmü olmayıp maddenin tamamıdır. Çoğunluk düşüncesinde dâvanın konusu olarak kabul edilen husus ise dâva dilekçesinin (iptal sebebi) ni açıklayan, yani gerekçe kısmıdır.

Diğer taraftan, mahkememizin isteği üzerine, Anayasa'ya aykırılık iddiasının gerekçesi olmak üzere davacı tarafından gönderilen ve metni yukarıda gösterilmiş bulunan yazıda da, sözü gecen 10 uncu maddenin Anayasa'nın 114 üncü maddesindeki "idarenin hiçbir eylem ve işlemi hiçbir halde yargı mercilerinin denetimi dışında bırakılamaz" hükmüne aykırı bulunduğunun belirtildiği görülmektedir. Bu suretle davanın başındanberi, sözü geçen 10 uncu maddenin, idarenin eylem ve işlemlerine karşı yargı yollarını kapayan hükümlerinin hedef tutulduğu anlaşılmaktadır.

4081 sayılı Çiftçi Mallarının Korunması Hakkındaki Kanunun 10 uncu maddesinde yer alan konulardan gerek murakabe heyetlerince, gerekse koruma ve ihtiyar meclislerince verilen kararlar, idarenin bir kamu hizmeti görmesi sırasında ittihaz ettiği icrai nitelikteki kararlardan ibaret olup binnetice Anayasa'nın 114 üncü maddesinde öngörülen (idarenin eylem ve işlemini) meydana getirirler.

Söz konusu 10 uncu madde, bunlardan, Koruma ve İhtiyar Meclislerinin kararlarının, 10 gün içinde itiraz edilmemeleri halinde kesinleşeceklerini hükme bağlamış ve murakabe heyeti kararlarım da kendiliğinden kesin saymıştır.

Buraya

kadar olan hükümlerde Anayasa'nın 114 üncü maddesine aykırı bir cihet yoktur.

Ancak maddenin "Bu suretle katileçen veya murakabe heyetlerince itiraz

üzerine verilen kararlar aleyhine hiç bir kanun yoluna müracaat olunamaz. Ve

bunlar derhal icra olunur", hükmünü taşıyan fıkrası gerek koruma ve

ihtiyar meclislerinin müddeti içinde itiraz edilmemek suretiyle kesinleşen,

gerekse murakabe heyetlerince itiraz üzerine verilen kararlara karşı yargı

yollarına müracaatı Önlemekte ve binnetice idarenin birer eylem ve işlemini

meydana getiren bu kararları yargı mercilerinin denetimi dışında bırakmaktadır.

Bu bakımdan 10 uncu maddenin söz konusu fıkrasının tamamı, Anayasa'ya aykırı

bir kanun hükmü olarak belirmektedir.

Kararımızın çoğunluk kısmında, müddeti içinde itiraz olunmadığı için kesinleşen koruma ve ihtiyar meclisleri kararlarına karşı kanun yollarını kapayan hükmün de Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasının ilk dilekçede yer almadığı, bunun mahkememizin isteği üzerine ve dâvanın gerekçesi olmak üzere sonradan gönderilen 16/4/1963 tarihli yazıda ortaya atılarak bu sebeple de 10 uncu maddenin iptalinin gerektiğinin yazıldığı, bu suretle ilk dilekçede yer almıyan ve Anayasa Mahkemesinin işe başladığı tarihten altı ay geçtikten sonra gönderilmiş bulunan yazıdaki bu yeni iddianın nazara alınmasına imkân olmadığı ileri sürülmektedir.

Halbuki

yukarıya dâva dosyasından aynen aktarılan, Partinin müşterek Grup kararındaki

ve dâva dilekçesindeki açıklamalardan, davacı tarafından, dâvanın başından beri

4081 sayılı kanunun 10 uncu maddesinin, fıkraları arasında bir ayrım

yapılmadan, iptalinin istenilmiş olduğu, bu kere kararımızın çoğunluk kısmında

ilk istem olarak nazara alınan hususun, dâva dilekçesinde "iptali

istenilen kanun" olarak gösterilmiş olmayıp, "İptal sebepleri"

dive yazılı satır başlığının hizasında yer alan ve ilk incelemede kabul

edilmiycn "Gerekçe" den ibaret bulunduğu, mahkememizin isteği üzerine

gönderilen sonraki gerekçede ise, davacı tarafından başındanberi iptali

istenilmekte olan 10 uncu maddenin metin olarak yazıldığı görülmekte, bu

bakımdan davacının dâvasının konusunu sonradan genişletmediği anlaşılmakta ve

söz konusu 10 uncu maddenin, itiraz edilmiyerek kesinleşen koruma ve ihtiyar

meclislerinin kararlarına karşı kanun yollarını kapayan hükmü de esasen istemin

ilk hudutları içersinde olduğundan bunun müddeti geçtikten sonra dâvaya

katıldığı iddiası da dayanaksız bulunmaktadır.

Kaldı

ki Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkındaki 22/4/1962

günlü ve 44 sayılı kanunun 28 inci maddesi, mahkememizi, açılan iptal dâvasında

istem ile bağlı tutmakta, buna mukabil ilgililer tarafından ileri sürülen

gerekçeye dayanmağa zorlamamaktadır. Bu bakımdan, Anayasa'nın 114 üncü

maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istenilen 4081 sayılı kanunun 10

uncu maddesinin, Anayasa'nın sözü edilen maddesine aykırı bulunan bütün

hükümlerinin inceleme konusu yapılmasında zaruret olup dilekçede açıkça

belirtilen dâva konusunun, davacının isteği hilâfına, herhangi bir tahdide tabi

tutulması mümkün değildir. Aksine olarak mahkememiz, davacının gerekçesi ile

bağlı bulunmadığından incelemenin, Anayasa'nın bütün hükümleri bakımından

iptali istenilen 10 uncu maddenin tamamına da teşmil edebilir.

Diğer taraftan kararımızın çoğunluk kısmında (...... Bundan başka, 4081 sayılı kanunun 10 uncu maddesi koruma ve ihtiyar meclisi kararlarına karşı ilgililere tevdii gününden itibaren 10 gün içinde murakabe heyetine itiraz etmek hakkını tanımış, yani vatandaşa bu kurumlar tarafından verilen idarî kararlar aleyhine baş vurarak haklarını arayabilme yolu sağlanmıştır. Vatandaşın aleyhine kanun yollarını kapayan yalnız murakabe heyeti tarafından verilen kararlara karşı hiçbir mercie başvurulamıyacağı hakkındaki hükümdür) denilmektedir.

Halbuki 10 uncu maddenin açık hükümlerinden anlaşıldığı üzere koruma ve ihtiyar meclisleri kararlarına karşı vatandaşa yalnız murakabe heyetleri nezdinde itiraz hakkı verilmektedir. İdarî birer merci olan bu heyetlere karşı tanınmış olan itiraz hakkının ise, Anayasa'nın 114 üncü maddesinde belirtilen yargı mercileri nezdinde tanınmış bir itiraz hakkı olmadığı meydandadır. Binnetice idarenin bu kararları yargı mercilerinin denetimi dışında kalmaktadır. Dâvanın konusu ise, sözü geçen 10 uncu maddenin, idarenin eylem ve işlemlerini yargı mercilerinin denetimi dışında bırakan hükümlerinin iptali olduğuna göre kararın çoğunluk kısmının bu noktaya ilişkin düşüncesine de iştirak edilmemiştir.

Netice olarak : Dâva dilekçesine ve mahkememizin isteği üzerine gönderilen gerekçesine nazaran 4081 sayılı kanunun 10 uncu maddesinin, Anayasa'nın 114 üncü maddesine aykırı bulunan "... bu suretle katîleşen veya murakabe heyetlerince itiraz üzerine verilen kararlar aleyhine hiçbir kanun yoluna müracaat olunamaz) hükmünün, dâvaya konu olarak alınıp iptal olunması gerekir.

Bu bakımdan incelemenin, bahis konusu 10 uncu maddenin, Anayasa'nın 114 üncü maddesine muhalif olan ve istemin içinde bulunan bir hükmünün yürürlükte kalmasına müncer olacak surette, sadece (Murakabe heyetlerinin, itiraz üzerine verecekleri kararlar )la ilgili kısmına hasr ve tahsis olunmasına muhalifiz.

Üye

Muhittin Gürün

Üye

Lütfi Ömerbaş

Üye

Ekrem Tüzemen

Her Dâva, mahkemeye arzedilmiş şekliyle ve davacının çizdiği hudut içinde incelenmek gerekir.

Kararda

ve diğer muhalefet şerhinde izah edildiği gibi bu dâvada 4081 sayılı kanunun 10

uncu maddesinin iptali) istenmiştir. Madde muhtelif hükümleri taşısa ve ileri

sürülen iptal sebebi bu hükümlerden yalnız birine veya bir kaçına uysa dahi

mahkemece, maddenin tamamının tetkiki; davacının gerekçesiyle bağlı

kalınmaksızın maddenin tamamı hakkında - isteğe uygun veya aykırı - karar

tesisi zaruridir. 22/4/1962 tarihli ve 44 sayılı kanunun 28 inci maddesi

hükmüne göre mahkememiz (Kanunların Anayasa'ya aykırılığı hususunda ilgililer

tarafından ileri sürülen gerekçelere dayanmağa mecbur değildir. Talebiyle bağlı

kalmak kaydiyle, başka gerekçe ile de Anayasa'ya aykırılık kararı verebilir)

fakat, davacının açık beyanı ve isteği hilâfına dâvanın konusunda tasarrufa girişip

( Her nekadar maddenin tamamının iptali istenmiş ise de asıl maksat madde

içindeki belli bir hükmün iptalidir) gerekçesiyle dâvanın hududunu daraltamaz.

Bu sebeplerle, incelemenin madde içindeki bir hükme hasrına dair karara muhalifim.

Üye Rifat · Göksu Üye İsmail · Hakkı Ülkmen Üye İbrahim · Senil Üye Celalettin · Kuralmen Üye Muhittin · Gürün Üye Şemsettin Akçoğlu

Anayasa Mahkemesi, E. 1963/97, K. 1963/272, 15 Kasım 1963 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Muhalefet
  4. Şerhi
  5. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1963/97
Karar No
1963/272
Tarih
15 Kasım 1963

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1963/347 K.1963/275
  • AYM Norm Denetimi E.1963/129 K.1963/276
  • AYM Norm Denetimi E.1963/345 K.1963/273
  • AYM Norm Denetimi E.1963/346 K.1963/274
  • AYM Norm Denetimi E.1963/303 K.1963/277
  • AYM Norm Denetimi E.1963/159 K.1963/279

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.