İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1964/2 K.1964/23

Karar tarihi:20/3/1964

Esas1964/2Karar1964/23Tarih20 Mart 1964Okuma12 dk · 2.312 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
20 Mart 1964
Esas No.
1964/2
Karar No.
1964/23
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.312 kelime·12 dk okuma·4 bölüm

Karar tarihi:20/3/1964

Resmi Gazete tarih/sayı:5.6.1964/11720

İtirazda bulunan : Karacasu Asliye Hukuk Mahkemesi

İtirazın konusu : Orman Kanununa bazı hükümler eklenmesine ve bu kanunun l inci madesinde değişiklik yapılmasına dair olan 4785 sayılı kanunun l inci maddesinin "Bu ormanlar hiçbir işlem ve bildirime lüzum olmaksızın Devlete geçer." şeklindeki ikinci cümlesinin Anayasanın 36 ncı ve 38 inci maddeleri yoluyla 114 üncü maddesine aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istenmiştir.

Olay Davacı, kendi arazisinden çam ağaçları kesildiğini, orman idaresinin, hiçbir sebep yokken bu tomruklara el koyduğunu, bu arazinin yüzölçümü ve Devlet ormanlarına uzaklığı bakımından orman niteliğinde olmadığını ileri sürerek, müdahalenin önlenmesini ve daha önce dâvanın açıldığı Karacasu Sulh Hukuk Mahkemesinin ihtiyati tedbir kararı uyarınca satılan tomrukların parasının kendisine ödenmesini, orman idaresi ise ağaçların kesildikleri yerin orman olduğunu savunmuş ve açtığı karşılık dâva ile de tomrukların parasının idareye verilmesini istemiştir.

Ağaçların

kesildiği yerin orman olduğu, 4785 sayılı kanunla devletleştirilmiş bulunduğu ve

olayda geri verme şartlarının bulunmadığı orman bölge şefliğinin cevabından

anlaşılması üzerine mahkeme, 21/11/ 1963 günlü kararında, özetle Anayasa'nın 36

ncı maddesinin mülkiyet hakkını tanıdığını, 38 inci maddesinde de taşınmaz

malların, kanunda gösterilen esaslara ve usullere göre kamulaştırılması

öngörüldüğünü, bu usullerin bir işlemi ve mülk sahiplerine bir bildirimi

gerektirdiğini,nitekim Anayasa'nın 114 üncü maddesinin bu yolda davranışı

emrettiğini, olayda, idarece devletleştirme eylemi hakkında davacıya yazılı

bildirim yapılmamakla bu eylemin, Anayasa'nın 114 üncü madesine aykırı olarak

yargı mercilerinin denetimi dışında bırakıldığını, malının devletleştirildiği

kendisine bildirilmiyen kişinin yıllarca sonra taşınmaz malının

devletleştirildiği iddiası karşısında kaldığını ve sözü geçen 4785 saylı

kanunun 5 nci maddesinde yazılı olduğu şekilde dahi değerini aramaktan yoksun

bırakıldığını, bu sebeplerle söz konusu cümlenin Anayasa'ya aykırılığı

dolayısiyle uygulanmaması gerektiği kanısına varıldığını belirterek dosyayı

mahkememize göndermiş ve dâvanın görülmesini geri bırakmıştır.

İnceleme : Anayasa Mahkemesi içtüzüğünün 15 inci madesi uyarınca 21/1/1964 gününde yapılan ilk incelemede, eksiklerin, mahkememizin 6/12/1963 günlü kararı uyarınca tamamlandığı, başkaca bir eksiklik bulunmadığı ve başvurmanın Anayasa'nın 151 inci ve Anayasa Mahkemesinin Kurulusu ve Yargılama Usulleri hakkındaki 22/4/1962 günlü ve 44 sayılı kanunun 27 nci maddesine uygun olduğu anlaşılmakla işin esasının incelenmesine karar verildiğinden düzenlenen rapor, Karacasu Asliye Hukuk Mahkemesinin 21/11/1963 günlü kararı ve ekleri, 4785 sayılı kanunun ve Anayasa'nın konu ile ilgili maddeleri, gerekçeleri, komisyon raporları ve Meclis görüşme tutanakları okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü :

Gerekçe :

4785 sayılı kanunun l inci maddesi şöyledir . "Madde l - Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte varolan gerçek veya tüzel, özel kişilere,

Vakıflara ve köy, belediye, özel idare kamu tüzel kişiliklerine ilişkin bütün ormanlar bu kanun gereğince devletleştirilmiştir. Bu ormanlar hiç bir işlem ve bildirime lüzum olmaksızın Devlete geçer."

Mahkeme bu maddenin ikinci cümlesinin iptalini istemektedir.

Üyelerden Lûtfi Akadlı, ismail Hakkı Ülkmen, Şemsettin Akçoğlu, Abdurrahman Şeref Hocaoğlu ve Fazıl Uluocak, dâvanın konusuna göre, olayda, mahkemenin bu cümle hükmünü uygulamasına yer bulunmadığı ve bunun iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmağa yetkili olmadığı görüşünde bulunmuşlar ise de çoğunluk bu görüşe katılmamıştır.

Mahkemenin, gösterdiği gerekçeye göre söz konusu hükmün olayda yargı denetimini önlediği, bu durumun, Anayasa'nın 114 üncü maddesine aykırı olduğu ve bu hüküm iptal edilirse denetim yapabileceği kanısında bulunduğu anlaşılmaktadır.

Bu gerekçe karşısında mahkemenin bu hükmü uygulamak durumunda bulunduğuna ve Anayasa Mahkemesine başvurmağa yetkili olduğuna, adları geçen üyelerin muhalefetleri ile ve oyçokluğu ile karar verilmiştir.

Bundan sonra, 4785 sayılı kanunun uygulanmakta olan bir kanun olup olmadığı konusu tartışılmış, Üyelerden Muhittin Gürün, özetle, bu kanunun yürürlüğe girdiği günde hükmünü yerine getirdiği, sonradan çıkacak olaylara uygulama kabiliyeti taşımadığı, mahkememizce verilecek kararın, Anayasa'nın 152 nci maddesine aykırı olarak eski olaylara etki yapmak suretiyle geriye yürütücü bir nitelik taşıyacağı görüşünü savunmuştur.

Kanunun

yürürlüğe girdiği gün l inci maddesine göre, bütün ormanların

devletleştirildiği bir gerçektir. Ancak, bu maddeden, kanunun uygulama

kabiliyeti kalmadığı anlamı çıkarılamaz. İlgililer ormanlarının devleti

estirildiğini öğrenince, haklarını almak için idareye başvuracaklar, bazıları

mallarının kanunun kapsamına girmediğini iddia edebilecekler, bu konularla

ilgili başka itirazlar ileri sürebilecekler, bu yüzden çıkacak uyuşmazlıklar

yargı mercilerince çözümlenecektir. Mahkememize gelen olay, bu hususta yeter

bir delil teşkil eder. Gerek idare ve gerek yargı mercileri, bu istek ve

iddiaları 4785 sayılı kanun yönünden incelemek ve bu kanunun hükümlerine göre

karar vermek zorundadırlar. Şu halde, ormanlar bir günde devletleştirilmekle bu

yüzden ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklar bakımından kanunun uygulama

kabiliyetini yitirdiği kabul edilemez. Mahkememizce verilecek olan kararın

geriye yürüyücü nitelik taşıyacağı düşüncesi de işin incelenmesine engel teşkil

etmez.

Mahkememizce verilen bir iptal kararı üzerine, bu kararın eski olaylara etki yapıp yapmıyacağı idarenin ve gerekirse yargı mercilerinin çözümleyeceği ayrı bir konudur. Mahkememizin, yürürlükte olan bir kanunu Anayasa yönünden incelerken, vereceği kararın geriye yürüyüp yürüyerneyeceğini tartışması, görevi dışında kalır. Bu sebeplerle itirazın incelenmesi gerektiği, Üyelerden Muhittin Gürün'ün muhalefeti ile ve oyçokluğu ile kararlaştırılmıştır.

İşin esasına gelince; mahkemenin dayandığı, Anayasa'nın 36 ncı maddesi mülkiyet ve miras haklarına 38 inci maddesi ise kamulaştırmaya ilişkin hükümler taşımaktadır.

36

ncı maddeye göre mülkiyet ve miras hakları ancak kamu yararı amacı ile ve

kanunla sınırlanabilir. Ormanların devletleştirilmesi, bunlar üzerindeki

mülkiyet hakkını sınırlamamakta, bu hakkı kişilerden alarak Devlete geçirmekte

ve böylece hakkın özüne dokunmakta olduğundan, itirazın 36 ncı madde ile bir

ilgisi yoktur. Ormanların Devletleştirilmesi konusu Anayasa'nın 38 inci maddesinin

ikinci fıkrasında ele alınmıştır. Bu fıkranın ilk cümlesinde "Çiftçinin

topraklandırılması, ormanların Devletleştirilmesi, yeni orman yetiştirilmesi ve

iskân projelerinin gerçekleştirilmesi amaçları ile kamulaştırılan toprak

bedellerinin ödeme şekli kanunla gösterilir" denilmektedir. Bu hükümlerle,

Anayasa, ormanların kanunla Devletleştirilmesini kabul etmiş ve bu tasarrufu da

kamulaştırma niteliğinde saymıştır. Aynı maddenin ilk fıkrasında, kamu

yararının gerektirdiği hallerde gerçek karşılığı peşin ödenmek şartiyle,

kamulaştırmanın kanunda gösterilen esas ve usullere göre yapılacağı

açıklanmıştır. Şu halde, ormanların Devletleştirilmesine ilişkin kanunda da

kamulaştırma kanununda olduğu gibi, Devletleştirmenin esas ve usullerinin

gösterilmesi gerekir 4785 sayılı kanunun l inci maddesinin iptali istenen

ikinci cümlesi de ormanların ne suretle Devlete geçeceğini gösteren bir usul

hükmünden, bir esastan ibarettir. Bu cümlede Anayasa'nın 38 inci maddesinin

sözüne veya özüne aykırı bir yön yoktur.

Mahkeme, itirazında, Anayasa'nın 114 üncü maddesine de dayanmaktadır.

Bu madde şöyledir :

"Madde 114- idarenin hiçbir eylem ve işlemi, hiçbir halde, yargı mercilerinin denetimi dışında bırakılamaz.

İdarenin işlemlerinden dolayı açılacak dâvalarda süre aşımı, yazılı bildirim tarihinden başlar.

İdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür."

Maddenin

başlıca amacı, idarenin eylem ve işlemlerinin yargı mercilerinin denetimi

dışında bırakılmasını önlemektir. İptali istenilen cümlede ise bu denetimi

önleyen bir hüküm yoktur. İlgililer, kanunun belli ettiği süreler içinde

haklarını aramak üzere gerek idareye ve gerek yargı mercilerine başvurmakta

tamamiyle serbesttirler. 4785 sayılı kanun yayımlanmakla, ormanların

Devletleştirildiğini ilgililerin Öğrenmiş olmaları asıldır. Bu durumu

öğrenmeleri ve haklarını arayabilmeleri için kendilerine ayrıca yazılı bildirim

yapılmasına lüzum yoktur. Anayasa'nın 114 üncü maddesinin gerekçesinde, bu

maddede yer alan ve dâve açma süresinin yazılı bildirim tarihinden

başlayacağını "öngören hükümde söz konusu edilen işlemlerin, ferdî

tasarruflar olduğu, genel tan zimi ifade eden tüzük veya yönetmelik gibi idare

tasarrufları için belli yayın usullerinin kabul edildiği belirtilmiştir.

İdarî işlemler için benimsenen bu esasın, tanzim tasarruflarının başında gelen kanunlar hakkında da uygulanması doğal görülmek gerekir. Şu halde idare tarafından ayrıca yazılı bir bildirim yapılmamakla Anayasa'nın 114 üncü maddesine aykırı olarak yargı denetiminin önlenmiş olduğu söylenemez.

Öte yandan, idarenin, kanunları uygularken işlemler yapması, idare hukukunun ilkelerindendir. Ancak 4785 sayılı kanunun l inci maddesinin açıkça yasama tasarrufu olarak bir işlem yapmış olması dolayısiyle artık idarenin Devletleştirme için ayrıca bir işlem yapmasına lüzum kalmamış ve maddenin ikinci cümlesinde bu durum belirtilmiştir. Kanun koyucunun idareye bu direktifi vermesinde de, Anayasa'nın 114 üncü maddesine bir aykırılık yoktur. Zira 114 üncü maddede idarenin her yasama tasarrufu üzerine işlem yapması zorunlu kılınmamış, sadece işlem yaparsa buna karşı dâva açma süresinin bildirim gününden başlıyacağı öngörülmüştür.

Şu yönü de belirtmek yerinde olur ki, 4785 sayılı kanunun l inci maddesinde idarenin eylemleri söz konusu edilmediği gibi, kanunun uygulanmasına karşı ilgililerin itirazı halinde işlem yapılması da maddenin kapsamına girmediğinden idare bu tasarrufları tesis edebilir ve bu hallerde eylemlerin, öğrenildiği ve işlemlerin bildirildiği günlerden başlayarak süresi içinde dâva açılabilir. Bu bakımlardan da, Anayasa'nın 114 üncü maddesinin tanıdığı hakların kullanılması önlenmiş değildir.

Bu sebepler dolayısiyle iptali istenilen hükümde, Anayasa'nın 114 üncü maddesine de aykırılık bulunmamaktadır.

Sonuç : Yukarıda yazılı sebeplerden ötürü 4785 sayılı kanunun l inci maddesinde yer alan ve iptali istenen "Bu ormanlar hiçbir işlem ve bildirime lüzum olmaksızın Devlete geçer" şeklindeki hüküm Anayasa'nın 36, 38 ve 114 üncü maddelerine aykırı olmadığından itirazın reddine 20/3/1964 gününde oybirliği ile karar verildi.

MUHALEFET

ŞERHÎ

Karacasu Asliye Hukuk Hâkimliğince 9/7/1945 tarihli ve 4785 sayılı kanunun birinci maddesinin son cümlesinin Anayasa'ya aykırılığı sebebiyle iptali için Mahkememize baş vurmasını gerektiren dâva, bir yerin bu kanunun kapsamına giren ormanlardan olup olmadığının tâyinine ilişkin olmayıp, vaktiyle davacının mülkiyetinde iken sözü geçen kanunla devletleştirilmiş olan araziden kesilmiş bulunan ağaçlara orman idaresinin müdahalesinin men'ine ve ağaçların aynen veya bedelen davacıya iadesine karar verilmesi talebiyle açılmış bir dâvadır ve bu sebeple sözü geçen kanunun dâvada uygulanmasını gerektiren bir cihet yoktur.

Her

ne kadar mahkeme dâva konusu ağaçların kesilmiş olduğu arazinin mülkiyeti kime

ait bulunduğunu araştırmak ve neticesine göre bir karar vermek durumunda ise

de, bu araştırma devletleştirmenin kanun hükümlerine uygunluğunu tâyin ve

tesbit etmeğe kadar gidecek değildir. Mahkeme, devletleştirmenin vâki olup

olmadığını ilgili merciden sorup öğrendikten sonra bu duruma göre bir karar

verecektir. Nitekim bu ciheti de orman idaresinden sormuş ve müsbet cevap

almıştır. Davacının, dâva dilekçesinde bu yerin devletleştirmeye tabi orman

niteliğinde olmadığını ileri sürmüş olması, dâva konusu bu yerin aynına ilişkin

olmayıp bu yerden kesilen ağaçların mülkiyetine ilişkin bulunması itibariyle,

mahkemeyi böyle bir iddayı inceleyip karara bağlamağa yetkili ve görevli

kılmaz.

334 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 151 inci ve Anayasa Mahkemesi Kuruluşu ve Yargılama Usulleri hakkındaki 44 sayılı kanunun 27 nci maddeleri, bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine baş vurabilmesini, bakmakta olduğu bir dâvanın bulunması ve bu dâvada uygulanacak bir kanun hükmünü Anayasa'ya aykırı görmesi şartlarına bağlamıştır. Olayda Karacasu Asliye Hukuk Mahkemesinin bakmakta olduğu bir dâva varsa da 4785 sayılı kanunun bu dâvada uygulama yeri yoktur. Bu sebeple mahkeme bu kanun hükmünün Anayasa'ya aykırılığı iddiasiyle mahkememize baş vurmağa yetkili değildir.

Çoğunluk kararında ifade edildiği veçhile mahkemenin sözü geçen hükmün olayda yargı denetimini önlediği ve bu hükmün iptal edilirse denetim yapabileceği kanısında bulunması da Anayasa'nın ve 44 sayılı kanunun kendisine verdiği yetkiyi aşarak Mahkememize baş vurmasını mümkün kılamaz ve sözü geçen hükme dâvada uygulanacak bir kanun niteliği veremez.

Bu sebeplere binaen dâvanın yetkisizlik yönünden reddi gerekeceği düşüncesiyle çoğunluk kararının bu kısmına muhalifiz.

Başkan

Sûnuhi Arsan

Başkan Vekili

Lütfi Akadlı

Üye

Rifat Göksu

Üye

İ. Hakkı Ülkmen

Üye

Şemsettin Akçoğlu

Üye

İbrahim Senil

Üye

İhsan Keçecioğlu

Üye

A. Şeref Hocaoğlu

Üye

Salim Başol

Üye

Celâlettin Kuralmen

Üye

Fazıl Uluocak

Üye

Ahmet Akar

Üye

Muhittin Gürün

Üye

Lûtfi Ömerbaş

Üye

Ekrem Tüzemen

MUHALEFET

ŞERHİ

Orman Kanununa bazı hükümler eklenmesine ve bu kanunun l inci maddesinde değişiklik yapılmasına dair olan 9/7/1945 tarihli ve 4785 sayılı kanunun bu dâvaya konu olan l inci maddesi hükmü, kanunun yürürlüğe girdiği 13/7/1945 tarihinde Türkiye hudutları dahilindeki bütün ormalanrı, hiç bir işlem ve bildirime bağlı tutmayarak otomatik bir surette ve bir anda Devlete geçirmiş bulunmaktadır.

Bu

bakımdan, bu tarihten sonra, Devletin olmayan hiç bir orman sahası

kalmayacağına göre madde hükmünün bugün için her hangi bir orman sahası

hakkında uygulanarak onu Devletin üzerine geçirmesi bahis konusu değildir. Bu

sebeble söz konusu hükmün belirtilen bu mânada artık herhangi bir uygulama yeri

yoktur. Her ne kadar bu hüküm,sonraki bir kanunla yürürlükten kaldırılmış olmadığı

cihetle yürürlükteki mevzuat arasındaki yerini muhafaza etmektedir. Ancak

yukarıda da belirtildiği üzere bugün için her hangi bir orman parçası hakkında

yeniden uygulanarak yeni bir hukukî netice doğuracak nitelikte olmayıp sadece

yürürlüğe girdiği 13/7/1945 tarihinde yarattığı ve ikmâl ettiği hukukî durumun,

o zamana raci olmak üzere, kanunî dayanağını teşkil etmeğe devam etmekte ve o

zamanki hâdiselerle ilgili olmak üzere doğan veya doğacak olan ihtilâfların

çözümünde uygulanacak bir hüküm olmaktan ileri bir hüviyeti bulunmamaktadır.

Bu haliyle sözü geçen hükmün Anayasa bakımından murakabe ve muhakemeye tabi tutularak iptaline veya Anayasa'ya aykırı olmadığına hüküm verilmesi, neticesi itibariyle, maddenin yürürlüğe girdiği ve hukukî tesir ve neticelerini bir anda gösterip ikmal ettiği 13/7/1945 tarihine ve o tarihte tekemmül etmiş olan hâdiselere etki yapacak nitelikte bir muameledir. Bir başka deyimle bu madde hakkında verilecek karar, sözü geçen 13/7/1945 tarihinde tekemmül etmiş olaylara ister istemez tesir yapacak ve bu bakımdan geriye yürüyecek nitelikte olacaktır.

Halbuki Anayasa'nın 152 nci ve Anayasa Mahkemesi Kuruluşu ve Yargılama Ulsulleri hakkındaki 44 sayılı kanunun 50 nci maddesi, iptal kararlarının geriye yürüyemiyeceğini bir prensip olarak kabul etmiş bulunmaktadır. Bu hükümlerin sebebinin, Anayasa Mahkemesi kararlarına dayanarak, bu kararlardan evvel cari ve mer'i hükümlere uygun olarak tesis edilip zamanında itiraza uğramamaları sebebiyle kesinleşmiş hak ve muamelelerin bozulmasını önlemek olduğu açıkça görülmektedir.

Prensip bu olduğuna göre Anayasa Mahkemesinin de, evleviyetle, eskiden tekevvün ve tekemmül etmiş hâdiselere tesir edecek nitelikte kararlar verememesi, bu prensibin zaruri bir neticesi olur.

Burada düşünülmesi gereken husus, Mahkememizce verilen bir kararın ilgililer tarafından nasıl uygulanacağı, geriye yürütülüp yürütülemiyeceği değil, Mahkememizin vereceği kararın bizatihi geriye yürüyecek nitelikte bulunup bulunmaması konusudur. Zira kararımız kendiliğinden geriye yürür nitelikte olur ise artık ilgililer tarafından onun Öylece uygulanacağı tabiî bir keyfiyet olup başka türlü uygulanmasına, Anayasa Mahkemesi Kararlarının kesin ve Devletin bütün organlarını bağlayıcı nitelikte olması bakımından, imkân yoktur. Diğer bir ifade ile böyle hallerde Anayasa Mahkemesi kararını kendisi geriye yürütmüş demektir.

Her ne kadar Mahkememizin bu dâva sebebiyle yaptığı inceleme, bir iptal kararı ile neticelenmemiş olduğundan yukarıdaki tartışma lüzumsuz görülebilir. Ancak Mahkememizin tatbikatına ve içtihadına göre,

Anayasa'ya uygunluğuna karar verilen kanun hükümleri hakkında sonradan açılacak dâvalar ve yapılacak itirazlar sebebiyle aynı konular esastan incelenerek yeni baştan karar verilmekte olduğundan ve bu madde ile ilgili olmak üzere bundan sonra bir itiraz yapılması halinde Mahkememizin ne yolda bir karar vereceği de bugünden bilinemiyeceğinden bu düşüncelerin şimdiden ortaya konulmasında zorunluk görülmüştür.

Konu hakkında tamamlayıcı nitelikteki diğer düşüncelerin 4/12/ 1963 tarihli ve 11572 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmış bulunan 11/10/1963 günlü ve 1963/124/243 sayılı Anayasa Mahkemesi Kararına ait muhalefet şerhimde daha geniş şekilde açıklanmış bulunmaktadır.

Netice olarak, Mahkememiz bu kararı ile, Anayasa'dan evvel hükmünü yerine getirmiş ve bitirmiş bulunan bir kanun maddesinin Anayasa'ya uygunluğunu muhakeme etmek suretiyle geriye yürüyecek nitelikte karar vermekte olduğundan böyle bir tutumun Anayasa'nın 152 ve 44 sayılı kanunun 50 nci maddelerinin yukarıda belirtilen hükümleriyle uzlaştırılması mümkün görülememektedir.

Bu sebeple istem hakkında Mahkememizce bir karar verilmesi gerekmediğinden dâvanın evvelemirde usule ilişkin olan bu noktadan reddolunması icabeder.

Bu yüzden kararın, bu konu ile ilgili kısmına muhalifim.

Başkan · Vekili Lütfü · Akadlı Üye Şemsettin · Akçoğlu Üye İsmail · Hakkı Ülkmen Üye A. · Şeref Hocaoğlu Üye Fazıl · Uluocak Üye Muhittin Gürün

Anayasa Mahkemesi, E. 1964/2, K. 1964/23, 20 Mart 1964 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Muhalefet
  4. Şerhî
  5. Muhalefet
  6. Şerhi

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1964/2
Karar No
1964/23
Tarih
20 Mart 1964

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1963/154 K.1964/26
  • AYM Norm Denetimi E.1963/102 K.1964/25
  • AYM Norm Denetimi E.1964/11 K.1964/24
  • AYM Norm Denetimi E.1964/14 K.1964/27
  • AYM Norm Denetimi E.1964/16 K.1964/28
  • AYM Norm Denetimi E.1963/80 K.1964/29

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.