İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1966/24 K.1967/8

Karar tarihi:28/2/1967

Esas1966/24Karar1967/8Tarih28 Şubat 1967Okuma31 dk · 6.255 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
28 Şubat 1967
Esas No
1966/24
Karar No
1967/8
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

6.255 kelime·31 dk okuma·21 bölüm

Karar tarihi:28/2/1967

Resmi Gazete tarih/sayı:23.3.1968/12856

Anayasa'ya aykırılık iddiasında bulunan Mahkeme: Lice Sulh Ceza Mahkemesi.

İtirazın konusu : Orman Kanununa bazı hükümlerin eklenmesine ve birinci maddesinin değiştirilmesine dair olan 4785 sayılı Kanonun tümü ile yine bu kanuna ek 5658 sayılı Kanunun tümünün Anayasa'ya aykırı olmaları nedeniyle iptalleri isteminden ibarettir.

OLAY

Devlet ormanlarından tarla açan kişiler hakkında açılan kamu dâvası sonunda sanıkların başka bir kimseye ait tapulu araziyi sürdükleri ve tapu malikinin çiftçileri olduğu anlaşıldığından beraetlerine dair verilen karar, Yargıtay 3 üncü Ceza Dairesince, suç yerinin 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar muvacehesinde durumun tahkik ve tahlil edilmediği gerekçesile bozulmuş ve bozma üzerine yapılan duruşmada da Mahkemece sözü edilen kanunlar Anayasa'nın 36. maddesiyle38. maddesinin ikinci fıkrası ve 39. maddesinin son cümlesi hükümlerine aykırı görüldüğünden iptalleri için dosyanın Anayasa Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Mahkemenin

5/9/1966 günlü kararının özeti : "4785 sayılı Kanunun î. maddesi gerçek ve

tüzel kişilere ait ormanların, hiç bir işlem ve bildirime lüzum olmaksızın

devletleştirildiği ve 3. ve 7. maddeleri de devletleştirilen orman bedellerinin

ne suretle ödeneceği hakkında hükümler koymaktadır. Halbuki Anayasa'nın 36.

maddesi herkesin mülkiyet ve miras hakkına sahip bulunduğunu ve bu hakların

ancak kamu yararı amacı ile sınırlanabileceğini kabul etmiş olduğu halde sözü

geçen kanunlar, şahsın mülkiyet hakkım ihlâl etmekte ve ormanların

devletleştirilmesinin kanunla düzenleneceğine ilişkin Anayasa hükmüne aykırı

düşmektedir. Devletleştirmek amacı ile kamulaştırmaya gidilirken önce

kamulaştırılacak sahanın ayrı ayrı tahdit ve kararın maliklere tebliğ edilmesi

ve şahsin da gerekli müracaatı yapması lâzımdır. Halbuki 4785 sayılı Kanunun l

inci maddesinin mutlak hükmü ile bir çok özel arazi, orman vasfında olmadığı

halde, devletleştirilmiş bulunmaktadır. Dâvadaki suç yerinin de 24/8/1943

tarihli tapunun hudutları içinde kaldığı, yüz seneden beri ekilip biçildiği ve

içerisinde orman ağacı bulunmadığı ve mütehassıs bilirkişi marifetiyle orman

vasfında olmadığı tespit edildiği halde, Tarım Bakanlığınca orman olduğu

belirtilmiştir. Çok eskiden beri ekilip biçilen bir yerin, orman olduğu tapu

maliki veya sanıklar tarafından bilinemez, işgal ettikleri yerin orman olduğu

bu şahıslara bildirilerek devletleştirme yapılmış olsaydı onlar da, hiç olmazsa

yerlerinin bedelini almak imkânına kavuşacak ve bu suretle mülkiyet hakkı

zedelenmiyecekti. Anayasa'nın 82. maddesinin ikinci fıkrası ile 39. maddesinin

son cümlesi hükümleri, taksitle ödemelerde faiz verilmesi esasını kabul ettiği

halde, 4785 sayılı Kanunun, taksitle ödenecek bedeller için faiz verilmemesini

öngörmüş olması, Anayasa'ya aykırılığının ikinci bir nedenini teşkil etmektedir.

4785 sayılı Kanonun mahzurlarını kısmen bertaraf etmek için çıkarılan 5658

sayılı Kanun da Anayasa'nın mülkiyet hakkındaki mülâhazalarını yerine

getiremediğinden ve her iki kanun sıkı sıkıya birbirine bağlı bulunduğundan bu

kanunun da iptali gerekmektedir.

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri hakkındaki Kanunun 27. maddesine göre bir mahkeme dâvada uygulayacağı kanun hükümlerini Anayasa'ya aykırı görürse, itiraz yolu ile Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidir. Suçun sübutu halinde hâdiseye 6831 sayılı Kanun hükümleri uygulanacak ise de, Yargılayın içtihatlarına göre iptali istenen kanunlar, mesuliyetin tâyininde uygulama yeri bulduğundan meselenin Anayasa Mahkemesine intikalinde usule aykırı bir cihet bulunmamıştır."

İLK

İNCELEME

Anayasa Mahkemesinin 25/10/1966 gününde, Başkan İbrahim Senil, Üyelerden İhsan Keçecioğlu, Feyzullah Uslu, A. Şeref Hocaoğlu, Fazlı Öztan, Celâlettin Kuralmen, Hakkı Ketenoğlu, Fazıl Uluocak, Sait Koçak, Muhittin Taylan, İhsan Ecemiş, Ahmet Akar, Ziya Önel, Muhittin Gürün ve Lûtfi Ömerbaş'ın katıldığı toplantıda, yaptığı ilk inceleme sonucunda:

l-

5658 sayılı Kanunla 4785 sayılı Kanunun, (Anayasa Mahkemesinin 23/6/1964 günlü

ve 1964/50 sayılı kararı ile iptal edilmiş bulunan 3. maddesi ve 4. maddesinin

ikinci cümlesinden başlayan yapı ve tesislerin karşılığını 1936 bütçe yılı bina

vergisine matrah olan safi iratları esas alarak düzenleyen hükümleri dışında

kalan) bazı hükümlerinin dâvada uygulanacağı dosya münderecatından

anlaşıldığından Lice Sulh Ceza Mahkemesinin Anayasa Mahkemesine başvurmağa

yetkili bulunduğuna; Üyelerden İhsan Keçecioğlu, Fazıl Uluocak, Muhittin Taylan

ve Ahmet Akar'ın itiraz konusu kanunların dâvada uygulanıp uygulanmıyacağı,

ancak mahkemece yapılacak soruşturana sonucunda belli olacağından yetki

hususunun, bu eksiğin tamamlanmasından sonra görüşülmesi ve bu nedenle de

dosyanın mahkemeye geri gönderilmesi gerekliği yolundaki muhalefetleriyle;

2- Söz konusu kanunların bütün maddeleri hakkında mahkemeden gerekçe istemesine yer olmadığına, Üyelerden İhsan Keçecioğlu ve Ahmet Akar'ın kanunların tümünün iptaline karar verilmesi istendiğine göre, mahkemenin, bu kanunların, gerekçeleri gösterilmiş bulunan 1. maddeleri dışında kalan hükümleri hakkında da gerekçe göstermesi lâzım geldiği yolundaki muhalefetleriyle ;

3- Lice Sulh Ceza Mahkemesinin itirazında, 4785 ve 5658 saydı kanunların l maddelerinin Anayasa'ya aykırılıklarını hedef tuttuğu kararında dayandığı gerekçelerden anlaşıldığından, esasa ilişkin incelemenin bu maddelere hasredilmesine; Başkan İbrahim Senil, Üyelerden Feyzullah Uslu, Şeref Hocaoğlu, Celâlettin Kuralmen, Sait Koçak, Muhittin Gürün ve Lûtfi Ömerbaş'ın incelemenin sadece 4785 sayılı Kanunun 1. maddesi hükümlerine hasredilmesi gerektiği yolundaki muhalefetleri ile;

Ve oyçokluğu ile kararlaştırıldıktan sonra işin esasının incelenmesine karar verilmiştir.

ESASIN

İNCELENMESİ

Esas hakkında düzenlenen rapor, Mahkemenin gerekçeli kararı, ilgili kanun ve Anayasa hükümleri incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü :

4785 saydı Kanunun birinci maddesi şöyledir:

"Madde l- Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte varolan gerçek veya tüzel kişilere, vakıflara ve köy, belediye, özel idare kamu tüzel kişilerine ilişkin bütün ormanlar bu kanun gereğince devletleştirilmiştir. Bu ormanlar hiçbir işlem ve bildirime lüzum olmaksızın Devlete geçer."

5658 ,sayılı Kanunun birinci maddesi de şöyledir :

"Madde l- 9/7/1945 tarihli ve 4785 sayılı Kanunla devletleştirilmiş ormanlardan; Devlet ormanları içinde olmayan ve etrafı tarla, bağ, bahçe gibi kültür arazisi, özel orman, şehir, kasaba, köy merası ve Orman Kanununun birinci maddesine göre orman sayılmayan yerlerle çevrili olmak şartiyle Devlet ormanlarından tamamen ayrılmış bulunan köy, belediye tüzel kişiliklerine ve gerçek kişilere ait ormanlar; sahipleri veya mirasçıları istedikleri takdirde geri verilir.

İade edilecek ormanlardan, devletleştirme karşılığı ödenmemiş bulunanlar bir işleme tabi tutulmaksızın sahiplerine intikal eder ve müracaatları üzerine keyfiyet orman idaresince kendilerine yazılı olarak bildirilir.

Devletleştirilme bedeli kısmen veya tamamen ödenmiş bulunan ormanların, bu bedel aynı miktar ve taksitlerle ödenmek üzere, yazı ile müracaatları halinde sahipleri adına tapuya tecili yapılır. Taksitler zamanında ödenmediği takdirde ormanın işletilmesine izin verilmez. Ormanın geri verilmesine müteallik tescil muameleri her türlü harç ve resimden muaftır.

Geri verilen ormanların hududu içindeki orman işletmeleri tarafından istihsal edilmiş ve henüz satılmamış orman mahsulleri, ormanın tescili sırasında sahiplerinin yazılı müracaatları üzerine bulundukları mevki ile miktar ve vasıfları tesbit edilerek hususi orman tarife bedeli ve hakikî istihsal masrafları peşin ödenmek şartiyle orman sahiplerine teslim edilir.

Geri verilen ormanlarda devletleştirmeden doğan muamelelerle geri vermeden dolayı orman sahipleri ile Devlet birbirleri aleyhine dâva açamazlar."

Mahkemenin dayandığı; Anayasa'nın 36. maddesinde;

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacı ile sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz."

Anayasa'nın 38. maddesinin ikinci fıkrasında :

"Çiftçinin topraklandırılması ormanların devletleştirilmesi, yeni orman yetiştirilmesi ve iskân projelerinin gerçekleştirilmesi amaçları ile kamulaştırılan toprak bedellerinin ödeme şekli kanunla gösterilir. Kanunun taksitle ödemeyi öngördüğü hallerde, ödeme süresi 10 yılı aşamaz, bu takdirde, taksitler eşit olarak ödenir ve kanunla gösterilen faiz haddine bağlanır."

Anayasa'nın 39. maddesinin son cümlesinde :

"....... kanunun taksitle ödemeyi öngördüğü hallerde, ödeme süresi 10 yılı aşamaz ve taksitler eşit olarak ödenir; bu taksitler, kanunla faiz hadlerine bağlıdır."

şeklindeki hükümler yer almıştır.

4785 sayılı Kanunun dâva konusu 1. maddesinin "b* ormanlar hiçbir işlem ve bildirime lüzum olmaksızın Devlete geçer." şeklindeki hükmü hakkında daha önce ileri sürülmüş olan Anayasa'ya aykırılık itirazının, Anayasa Mahkemesinin 20/3/1964 günlü ve 1964/23 sayılı karan ile reddedilmiş olması nedeniyle tekrar incelenmesine yer olmadığını Üyelerden Feyzullah Uslu, A. Şeref Hocaoğlu ve Muhittin Gürün ileri sürmüşlerse de, bu hüküm hakkında daha Önce ileri sürülen Anayasa'ya aykırılık itirazının reddedilmiş olmasının sonradan yapılmış olan bu itirazın esas yönünden incelenerek karara bağlanmasına engel olamayacağına çoğunlukla karar verilmiştir.

Yine

Üyelerden Avni Givda ve Muhittin Gürün, dâva konusu madde hükmünün yürürlüğe

girdiği günde hükmünü yerine getirmiş ve bu hükme dayanılarak bir ormanın

devletleştirilmesine artık imkân kalmamış olması bakımından itirazın reddine

karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüşlerse de, 4785 sayılı Kanunun

yürürlükten kaldırıldığına dair açık ve kapalı hiç bir kanun hükmü yoktur. Anayasa'nın

151. maddesin de mahkemelerde bakılmakta olan bir dâvaya uygulanacak kanun

hükümlerinin Anayasa'ya aykırılığının itiraz yolu ile ileri sürülebileceği ve

geçici 9. maddesinde de Anayasa Mahkemesinin görevine başladığın dan itibaren 6

ay içinde yürürlükte olan kanunlar hakkında iptal dâvası açılabileceği

yazılıdır. 4785 sayılı Kanunun 1. maddesinin yürürlüğe konulmasiyle bütün

ormanların devletleştirilmiş olmasından, kanunun uygulama yeri kalmadığı anlamı

çıkarılamaz. Ormanların devletleştirildiğini öğrenen ilgililer, haklarım almak,

taşınmaz mallarının kanunun kapsamına girmediğini iddia etmek gibi, uyuşmazlık

çıkmadan önce ileri sürülmesi mümkün olmayan, bazı itirazlar ileri

sürebileceklerdir ki bütün bu iddialar idari ve adlî yargı mercilerince 4785

sayılı Kanun yönünden incelenip çözümlenecektir. Nitekim Lice Sulh Ceza

Mahkemeside görülmekte olan dâvada bu kanunun uygulanması söz konusudur.

Bu nedenlerle 4785 sayılı Kanunun 1. maddesinin bugün de yürürlükte bulunduğuna ve bu maddeye yöneltilen Anayasa'ya aykırılık iddiası hakkında bir karar verilmesi gerektiğine yukarda adları yazılı üyelerin karşı oylarıyla ve oyçokluğu ile karar verilmiştir.

Mahkeme,

gerekçeli kararında, ormanların devletleştirilmesi ereği ile yapılan

kamulaştırılmalarda, paranın peşin ödenmemesi ve kamu yararı konusu bakımından

Anayasaya bir aykırılık görmemekte, aykırılığı kamulaştırılan ormanların,

hiçbir eylem ve işleme bağlı olmaksızın "Devlete geçeceğine ilişkin

hükümde bulmakta ve bu halin mülkiyet hakkını zedelediğini kabul etmektir.

Anayasa, 38. maddesinin ikindi fıkrası hükmü ile, ormanların kanunla

devletleştirilmesini kabul etmiş ve bu tasarrufu da kamulaştırma niteliğinde

saymıştır. Bu maddenin birinci fıkrasında kamulaştırmanın kanunda gösterilen

esas ve usullere göre yapılacağı açıklanmıştır. Buna göre ormanların

devletleştirilmesine ilişkin kanunda da devletleştirilmenin esas ve usullerinin

gösterilmesi gerekir ki 4785 sayılı Kanunun 1. maddesinin ikinci cümlesinde yer

alan hüküm de ormanların ne suretle Devlete geçeceğini gösteren bir usul

hükmünden başka bir şey değildir. Bu itibarla bu hükmün Anayasa'nın 38. ve 39.

maddelerine aykırı bir yönü olmadığı gibi, ormanların devletleştirilmesinde

mülkiyet hakkının sınırlanması söz konusu olmayıp, ormanların doğrudan doğruya

Devlete geçmesi sağlanmış olmakla itirazın Anayasa'nın 36. maddesi ile de bir

ilgisi yoktur. Üyelerden Fazıl öztan, maddede yer alan "Bu ormanlar hiçbir

işlem ve bildirime lüzum olmaksızın Devlete geçer" yolundaki hükmün

Anayasa'ya aykırı olduğu ve iptali gerektiği oyunda bulunmuştur.

Orman Kanununa bazı maddeler eklenmesine ve bu kanunun 1. maddesinde değişiklik yapılmasına dair olan kanuna ek 5658 sayılı Kanunun 1. maddesine gelince :

Madde

üzerinde görüşmeye geçildiğinde; üyelerden Salim Başol, Şeref Hocaoğlu, Fazlı

Öztan, İhsan Ecemiş ve Muhittin Gürün; Lice Sulh Ceza Mahkemesinin, 4785 sayılı

Kanunun, Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına vararak, iptalini istediğini, bu

arada 5658 sayılı "Kanunun dahi iptalini istemişse de bu isteğinin 5658

sayılı Kanunun, 4785 sayılı Kanuna bağlı olması ve bağlı olduğu kanunda da

gereği gibi bir düzeltme yapmaması görüşünden doğduğunu, bu bakımdan olayda

4785 sayılı Kanunun 1. maddesi hakkında verilecek kararın konunun

çözümlenmesine yeterli olacağını ve 4785 sayılı Kanunun 1. maddesinin

Anayasa'ya aykırı olmadığı kabul edildiğine göre de o kanunla devletleştirmen

ormanlardan belli nitelikte olanlarının sahiplerine geri verilmesini sağlayan

5658 sayılı Kanunun 1. maddesi üzerinde başkaca inceleme yapılmasına, itirazda

bulunan mahkemenin gerekçesi yönünden, artık yer kalmadığını, bu nedenle de

mahkememizin, ilk inceleme sırasında 5658 sayılı Kanunun 1. maddesinin de

incelenmesine ilişkin 25/10/1966 günlü kararının yeniden gözden geçirilip bu

maddenin inceleme dışında bırakılmasına karar verilmesi gerektiğini ileri

sürmüşlerse de itirazda bulunan Mahkemece Anayasa'ya aykırılıkları ileri

sürülen her iki kanunun 1. maddelerinin, bakılmakta olan dâvada uygulanacağı

gözönünde tutularak, ilk inceleme sonucunda o yolda karara varılmış olduğuna

göre, bu konu üzerinde şu veya bu nedenle yeniden görüşme açılamıyacağına

çoğunlukla karar verilmiş ve geri verilecek ormanların niteliklerini belirten

hükümler, söz konusu maddenin 1. geri verme işlemlerine ilişkin hükümler diğer

fıkralarında yer almış olduğundan bunların ayrı ayrı ele alınmaları

gerekmiştir.

5658 sayılı Kanunun l. maddesinin birinci fıkrası hükmünün; 4785 sayılı Kanunen 1. maddesiyle devletleştirilmiş bulanan ormanlardan bazılarının, nitelikleri, yerleri ve özel tarım işletmeleriyle olan bağlantıları gözönüne alınarak, korunmaları, geliştirilip çoğaltılmaları ve verimli bir tarzda işletilmeleri bakımından, özel mülkiyette kalmalarının, Devlet elinde tutulun alarmdan daha doğru olacağı düşüncesi ile eski sahiplerine verilmelerini öngörmüş bulunduğu anlaşılmaktadır.

İtirazda bulunan Mahkemenin ise, 4785 sayılı Kanunla yapılan devletleştirme işleminin tüm olarak Anayasa'ya aykırı olduğu kanısı ile Anayasa Mahkemesine başvurduğu ve 5658 sayılı kanunu da, Anayasa'ya aykırı olduğunu varsaydığı bu durumu, kısmen düzeltme yoluna gidip, tüm olarak gerekli düzeltmeyi yapmadığı düşüncesiyle ve ona baplı olarak, Anayasa'ya aykırı gördüğünden, her iki kanunun birlikte iptalini sağlamak ereği ile bu kanunu da itirazın kapsamı içine aldığı görülmektedir.

4785 sayılı Kanunun, ormanların devletleştirilmesine ilişkin 1. maddesi hükmünün Anayasa'ya aykırı olmadığı yukarıda belirtilmiş olduğundan özel mülkiyet yararına sözü geçen hükümde değişiklik yapan 5658 sayılı Kanunun 1. maddesi hükmünde de öncelikle Anayasa'nın 36 maddesine aykırı bir yön yoktur. Aksine bu hüküm, devletleştirilen bir kısım ormanları, eski sahiplerine geri vermek suretiyle bunların mülkiyet haklarına daha önce konulmuş olan Devlet elini kaldırarak Anayasa'nın 36. maddesine uygun bir düzenleme yapmış bulunmaktadır.

Bu bakımdan mahkemenin, bu noktaya yönelen Anayasa'ya aykırılık iddiası yerinde değildir.

Ancak konunun, bir de, itiraz eden Mahkeme tarafından öne sürülmemiş olmakla birlikte, Anayasa'nın ormanların korunması ve yetiştirilmesi ile ilgili kuralları koyan 131. maddesi açısından incelenmesi gerekli bulunmaktadır.

Gerçekten söz konusu maddenin ikinci fıkrasında :

"Devlet ormanları, kanuna göre Devletçe yönetilir ve işletilir. Dev-Jet ormanlarının mülkiyeti, yönetimi ve işletilmesi özel kişileri devrolunamaz. Bu ormanlar, zaman aşımıyla mülk edinilemez ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz." hükümleri yer almakta ve 4785 sayılı Kanunla Devlet ormanı haline getirilmiş olan bir kısım ormanları eski sahiplerine geri veren 5658 sayılı Kanun hükmünün ise ilk bakışta bu Anayasa kurallarına aykırı bir durum yaratmış olduğu düşüncesi akla gelmektedir. Ancak dikkatle incelendikte Anayasa'nın 131. maddesinin;

1- Yurttaki bütün ormanların Devlet ormanı haline getirileceği hükmünü koymadığı, aksine, özel mülkiyetteki ormanların da bulunabileceğini öngördüğü ancak ister Devlete, ister özel mülkiyete ait olsun, bütün ormanların korunup gelişmesini sağlamak ödevini Devlete yüklediği,

2- Devlete ait ormanların mülkiyetinin yönetiminin ve işletilmesinin özel kişilere devrolunmasını yasakladığı,

açıkça görülmektedir,

5658 sayılı Kanunun, bu bakımlardan, daha yakın bir incelemeye tâbi tutulması halinde, bu kurallara aykırı bir hüküm getirmemiş olduğu anlaşılmaktadır, zira :

a. Bu kanun, bir kısım ormanların orman olmaktan çıkarılmalarını öngörmüş değildir. Eski sahiplerine geri verilen ormanların yine orman olarak saklanmaları zorunluluğu, olduğu gibi ortada durmaktadır.

b. Bu hükümle, Devlete ait olan bir orman, özel bir kişiye de devrolunmamaktadır.

Bu kanunla yapılan işlem; ormanların daha iyi korunacağı ve geliştirileceği düşüncesine dayanılarak vaktiyle gerçekleştirilen devletleştirme sonucunda Devlete geçmiş ve nitelikleri ile geri verme koşulları madde metninde gösterilmiş olan bir kısım ormanı; ereğin sağlanması bakımından başvurulan bu tedbirde hataya düşünüldüğünün, bunların sahihleri elinde kalmaları halinde Anayasa'nın gayesinin daha iyi şekilde sağlanacağının anlaşılması dolayısiyle, üzerindeki devletleştirmeyi kaldırarak, eski sahiplerine geri vermekten ibaret bulunmaktadır.

Bu

işlemi, Anayasa'nın 131. maddesinin yasakladığı, (Devlet ormanının özel

kişilere devrolunması) niteliğinde görmenin ve onunla bir tutmanın yerinde

olmadığı, böyle bir görüşün, sorunun derinine inilmeden sadece deyimlerin dış

anlamları üzerinde durularak ileri sürülen yanıltıcı ve ereğe aykırı sonuç

doğuran bir düşünceye dayandığı ortadadır. Zira, ilk bakışta "Devlet

ormanının özel kişilere devri" gibi bir görünüşü olan işlem, aslında, daha

iyi korunacağı, geliştirileceği ve işletileceği gerekçesiyle ormanı elinden

alınmış olan bir kişiye, bu gerekçenin yerinde olmadığının ve bundan ötürü

Devlete geçiş işleminin hatalı ve isabetsiz bulunduğunun anlaşılması üzerine,

malının geri verilmesinden başka bir şey değildir.

İşte söz konusu hüküm gerçekte, "Devlet ormanı" haline getirilmede düşülen bir hatayı düzeltmekte olup bunun, Anayasa'nın 131. maddesinde yer alan ve "Devlet ormanlarının mülkiyetinin özel kişilere devri" ni yasaklayan hükmün kapsamı içinde görmekte doğruluk yoktur.

Bu nedenlerle 5658 sayılı Kanunun 1. maddesinin ilk fıkrası hükmü, Anayasa'nın 131. maddesine de aykırı bulunmamaktadır.,

Başkan İbrahim Senil, Üyelerden Salim Başol, Celâlettin Kuralmen, Avni Givda, Muhittin Taylan, Recai Seçkin ve Lûtfî Ömerbaş, söz konusu hükmün, Anayasa'nın 131. maddesine aykırılığı nedeniyle, iptal olunması gerektiği düşüncesinde bulunmuşlardır.

5658

sayılı Kanunun 1. maddesinin diğer fıkraları üzerinde yapılan incelemede,

bunların Lice Sulh Mahkemesinin bakmakta olduğu dâva sebebiyle uygulanacak

hükümleri kapsamadığı, ilk inceleme sonucunda verilen ve incelemenin, 5658

sayılı Kanunun 1. maddesiyle sınırlandırılmasına ilişkin bulunan 25/10/1966

günlü kararın da bu amacı yani, Sulh Mahkemesinin bakmakta olduğu dâvada

uygulayacağı hükümlerin inceleme konusu yapılmasını hedef tuttuğu, l ve 2

numaralı bentlerin birlikte mütalâasından anlaşılmış olmakla, Anayasa'nın 151.

ve 44 sayılı Kanunun 27. maddeleri uyarınca 5658 sayılı Kanunun l inci

maddesinin birinci fıkrası dışında kalan hükümleri hakkında karar verilmesine

yer olmadığına üyelerden İhsan Keçecioğlu, Celâlettin Kuralmen, Fazıl Uluocak,

Avni Givda, Muhittin Taylan ve Recai Seçkin'in ilk inceleme sonucunda verilen

karar karşısında maddenin diğer fıkralarının da incelenerek Anayasaya aykırı

olup olmadıkları hakkında karar verilmesi gerektiği yolundaki muhalefetleriyle

ve oyçokluğu ile karar verilmiştir.

SONUÇ

:

l- 4785 sayılı Kanunun 1. maddesi hükümleri Anayasa'ya aykırı olmadığından itirazın reddine, üyelerden Fazıl Öztan'ın maddede yer alan "Bu ormanlar hiç bir işlem ve bildirime lüzum olmaksızın Devlete geçer" hükmünün Anayasa'ya aykırı olduğu ve sadece bu hükmün iptali gerektiği yolundaki karşı oyu ile ve maddenin diğer hükümlerinde oybirliği ile;

2- 5658 sayılı Kanunun 1. maddesinin birinci fıkrası hükmü Anayasaya aykırı olmadığından, bu fıkraya ilişkin itirazın da reddine Başkan İbrahim Senil, Üyelerden Salim Başol, Celâlettin Kuralmen, Avni Givda, Muhittin Taylan Recai Seçkin ve Lûtfi Ömerbaş'ın karşı oylan ile ve oyçokluğu ile;

3- 5658 sayılı Kanunun 1. maddesinin birinci fıkrası dışında kalan hükümleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına Üyelerden ihsan Keçecioğlu, Celâlettin Kuralmen, Fazıl Uluocak, Avni Givda, Muhittin Taylan ve Recai Seçkin'in Muhalefetleriyle ve oyçokluğu ile;

28/2/1967 gününde karar verildi.

Başkan

İbrahim Senil

Başkanvekili

Lütfi Ömerbaş

Üye

Şemsettin Akçoğlu

Üye

İhsan Keçecioğlu

Üye

Salim Başol

Üye

Feyzullah Uslu

Üye

A. Şeref Hocaoğlu

Üye

Fazlı Öztan

Üye

Celâlettin Kuralmen

Üye

Fazıl Uluocak

Üye

Avni Givda

Üye

Muhittin Taylan

KARŞI

OY YAZISI

1-

Mahkememizin 25/10/1966 günlü toplantısında, Lice Sulh Mahkemesinin kararında,

4785 ve 5658 sayılı Kanunların birinci maddelerinin Anayasa'ya aykırılıklarının

hedef tutulduğu bu kararın dayandığı gerekçelerden anlaşıldığından, esasa

ilişkin incelemenin bu maddelere hasredilmesine karar .verilmiştir. Görülüyor

ki Anayasa'ya aykırılıkları ileri sürülen maddeler hem itirazda bulunan

mahkemece hem de Mahkememizce bir bütün olarak ele alınmış ve maddelerde yer

alan fıkralar yönünden bir sınırlamaya gidilmemiştir. O halde, anılan

maddelerin tümünün incelenmesi ve karara bağlanması zorunludur. Esasın

incelenmesi evresinde, incelemenin 5658 sayılı Kanunun birinci maddesinin

birinci fıkrası ile sınırlandırılarak diğer fıkralarının inceleme dışı

bırakılması ilk inceleme ile varılan sonuca açıkça aykırı düşmektedir.

2- 5658 sayılı Kanunun birinci maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

Madde 1- "9/7/1945 tarihli ve 4785 sayılı Kanunla devletleştirilmiş ormanlardan. Devlet ormanı içinde olmayan ve etrafı tarla, bağ, bahçe gibi kültür arazisi özel orman, şehir, kasaba, köy merası ve Orman Kanununun birinci maddesine göre orman sayılmayan yerlerle çevrili olmak şartiyle Devlet ormanlarından tamamen ayrılmış bulunan köy, belediye tüzel kişiliklerine ve gerçek kişilere ait ormanlar sahipleri ve mirasçıları istedikleri takdirde geri verilir."

İtirazda bulunan Mahkeme, 4785 sayılı Kanunla yürütülen Devletleştirme işlemini Anayasa'ya aykırı gördüğü için, Devletleştirme işlemini tam olarak kaldırmayan 5658 sayılı Kanunun iptal konusu hükmünü dahi Anayasa'ya aykırı bulmaktadır. Lâkin, Anayasa Mahkemesi, aykırılık için gösterilen gerekçe ile bağlı bulunmadığından itiraz konusu kanun hükmünü bir başka gerekçeye dayanarak iptal etmeye yetkilidir.

Anayasa'nın 38. maddesinin ikinci fıkrası hükmü ile ormanların Devletleştirilmesi, yeni ormanların yetiştirilmesi amacı ile toprakların kamulaştırılması yoluna gidilebileceği esası kabul edilmiştir.

Anayasa'nın 131. maddesinde de, Devlet ormanlarının Kanuna göre Devletçe yönetilip işletileceği, Devlet ormanlarının mülkiyetinin, yönetiminin ve işletilmesinin özel kişilere devrolunamıyacağı bunların zaman aşımı ile mülk edinilemiyeceği, irtifak hakkına konu olamıyacağı ve tüm ormanların gözetiminin Devlete ait olacağı belirtilmiştir.

Anayasa'ya uygunluğu kabul edilen 4785 sayılı Kanunun birinci maddesi ile gerçek ve tüzel kişilere ve maddede sayılan kamu tüzel kişilerine ilişkin bütün ormanlar Devletleştirilmiştir. Şu halde yürürlüğe girdiği tarihte Kanunun kapsamına giren ormanlar üzerinde "tapu sicilinden silinmiş olmasa bile" özel mülkiyet ilişkisi ortadan kalkmış ve bu ormanlar Devlet ormanı niteliğini kazanmıştır. Böyle olunca da ister eskiden beri Devlet ormanı olsun ister Devletleştirme yolu ile bu niteliği kazanmış bulunsun bu ormanların mülkiyet hakkının özel kişilere devredilmesi Anayasa'nın 131. maddesinin yasaklayıcı hükmü karşısında mümkün değildir.

Çoğunluk, Devletleştirme işinde yanılmaya düşüldüğünün ve Devletleştirilen ormanların sahipleri elinde kalması halinde Anayasa ile güdülen amacın daha iyi bir biçimde sağlanacağının anlaşılması üzerine bunlar üzerindeki Devletleştirmenin itiraz konusu hükümle kaldırılmış olduğunu ve böylece Anayasa'nın 36. maddesine uygun bir düzenleme yapıldığını ve hükmün Anayasa'nın 131. maddesi ile kabul edilen ilkelere aykırı görülmesinde de doğruluk bulunmadığını ileri sürmektedir.

Ülkedeki

orman varlığının tümüne yakın bir kısmım Devlet ormanları teşkil ettiği halde

bununla yetinilmeyerek özel ormanların dahi Devletleştirilmesine, yeni ormanlar

yetiştirilmesi için toprakların kamulaştırılmasına ve Devlet ormanlarının değil

mülkiyetinin yönetiminin ve işletmesinin dahi özel kişilere devrinin

yasaklanmasına ve nihayet tüm ormanların gözetiminin Devlete bırakılmasına

ilişkin hükümlerin Anayasa'da yer almış olması, ormanlar konusunda Devlet

mülkiyetinin üstün tutulduğunu göstermektedir. Böyle bir Anayasa düzeninde,

kanun koyucunun Devletleştirme işleminde yanılmaya düştüğü, Devletleştirilen

ormanların eski sahipleri elinde Anayasanın ereğine daha uygun bir biçimde

işletileceği ileri sürülerek Devlet ormanı niteliği kazanmış olan ormanların

özel kişilere devrim hedef tutan bir yasa hükmünün Anayasa'ya uygunluğu kabul edilemez.

SONUÇ

: 5658 sayılı Yasa'nın birinci maddesinin birinci fıkrası Anayasa'nın 131. maddesinin hem sözüne hem de özüne gerçekten aykırı tulündü kından iptal edilmek gerekir. Bu nedenlerle çoğunluğun görüşüne karşıyım.

Üye

İhsan Ecemiş

Üye

Recai seçkin

Üye

Muhittin Gürün

Yukarıki karşı oyun 2 No lu bendindeki gerekçeye katılıyorum.

Üye

Muhittin Taylan

MUHALEFET

ŞERHİ

l- Lice Sulh Ceza Mahkemesinin bakmakta olduğu dâvada uygulayacağı hükmün, 4785 ve 5658 sayılı Kanunların l inci maddelerinden ibaret olması itibariyle Anayasa Mahkemesince incelemenin, söz konusu her iki madde üzerinde yapılmasına karar verilmiştir.

Halbuki itiraz eden Mahkemece bu maddelerin Anayasa'ya aykırı olduklarını açıklamak üzere ileri sürülen gerekçelerden, 5658 sayılı Kanunun l inci maddesi hakkında Anayasa Mahkemesince ayrıca inceleme yapılmasına mahal bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Zira Mahkemeyi itirazı yapmaya sevkeden esas sebebin, 4785 sayılı Kanunun l inci maddesiyle kabul edilmiş olan kamulaştırma şekli ve şartlarının, diğer bir deyimle kamulaştırma usulünün Anayasa'ya aykırı görülmüş olmasıdır. Yaptığı açıklamalara göre Mahkeme, sözü geçen l inci maddedeki kamulaştırma usulünü Anayasa'ya aykırı bulmakta ve dolayısiyle böyle bir usûl ile gerçekleştirilmiş olan kamulaştırmanın da Anayasa'ya aykırı olacağı cihetle madde hükmünün iptalini istemektedir.

5658 sayılı Kanunun l inci maddesi hükmünün iptal istemine dahil edilmiş olmasının sebebi ise, çoğunluk düşüncesinde de belirtildiği gibi, maddenin kendisinde Anayasaya aykırı bir hükmün mevcut bulunması olmayıp, sırf 4785 sayılı Kanunun Mahkemece Anayasa'ya aykırı sayılan 1. inci maddesi hükmünde orman sahipleri lehine tam bir düzeltme yapmamış olduğu düşüncesidir. Şu duruma göre 4785 sayılı Kanunun l inci maddesi hakkında Mahkememizce verilecek karar, iptal isteminde bulunan Mahkemenin gerekçesi bakımından Anayasa'ya aykırılık itirazını çözümlemeye yeter nitelikte olacaktır.

Zira inceleme sonucunda 4785 sayılı Kanunun l inci maddesi hükmünün :

a-Anayasa'ya aykırılığı sebebiyle iptali cihetine gidilirse ortada kamulaştırılmış her hangi bir orman kalmayacağı cihetle tamamı sahiplerine dönmüş olacağından bunların ancak mahdut bir kısmının geri verilmesini öngören 5658 sayılı Kanun kendiliğinden uygulama alanır.aan kalkmış olacak,

b-Anayasa'ya uygun olduğuna karar verildiği takdirde; 5658 sayılı Kanun, Anayasa'ya uygun olan bir hükümde, itiraz eden Mahkemece de kabul edildiği gibi, Anayasa'nın 36. maddesine uygun olan istikamette değişiklik yapan bir hükümden ibaret olduğu cihetle, bu Kanun hakkında ileri sürülen (Anayasa'ya aykırı olan bir hükmü tam olarak düzeltmemiş olmak) iddia ve itirazı da kendiliğinden cevaplanmış bulunacaktır.

Bu sebeplerle 5658 sayılı Kanunun l inci maddesi üzerine başkaca inceleme yapılması gerekmediğinden kararın bu konuya ilişkin kısmına muhalifim.

2- 4785 sayılı Kanunun birinci maddesinin itiraz konusu olan hükmünün Anayasa'ya aykırı olmadığı, daha önce yapılmış bir itiraz üzerine, 5/6/1964 günlü ve 11720 sayılı Resmi Gazete ile yayınlanmış bulunan 20/3/1964 günlü ve 1964/2-23 sayılı Anayasa Mahkemesi karariyle tesbit edilmiş bulunmaktadır.

Bu duruma göre aynı konuda bir defa da bu itiraz üzerine yeniden inceleme yapılması ve işin esası hakkında yeni bir karar verilmesi, Anayasa'nın 152. ve Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri hakkındaki 44 sayılı Kanunun 50 ve 51. maddeleri karşısında mümkün olmadığından, bu istem üzerine daha önceki karardan bahisle (Yeni bir karar verilmesine ver olmadığı) yolunda karar verilmesi gerekirdi.

Bu hususu açıklayan düşüncelerim 27/6/1967 günlü ve 12632 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanmış bulunan 28/6/1966- günlü ve 1963/132-1966/29 ve 14/2/1967 günlü ve 1963/144-1967/6 sayılı kararlara ait muhalefet şerhlerinde belirtilmiştir.

Aralanan sebeplerle kararda benimsenmiş olan bu konudaki usule muhalifim.

3- 4785 sayılı Kanunun 1. maddesinin itiraz konusu olan hükmü niteliği itibariyle yürürlüğe girdiği günde etkisini tam olarak yapmış ve bitirmiştir. Artık bu hükme dayanılarak bu gün için bir ormanın Devletleştirilmesi söz konusu edilemez. Zira Kanunun kapsamına giren bütün ormanlar o tarihte Devletin olmuştur.

Bu duruma göre sözü geçen hükmün o tarihten sonra başkaca uygulama yerinin kalmamış olduğunu söylemek yanlış olmaz. Bu niteliği, yani 1961 Anayasa'sının yürürlüğünden sonra uygulama yeri bulunmaması itibariyle Anayasa'ya aykırı hukukî sonuç meydana getirmesi söz konusu olamıyacak bir hükmü Anayasa'ya uygun olup olmadığının incelenmesi de gerekli değildir.

Diğer

taraftan Anayasa'dan önce hükmünü yürütmüş ve ikmal etmiş olan bu Kanunun

Anayasa'ya uygunluğunun incelenmesi sonunda verilecek karar, başkaca bir işleme

başvurulmaksızın kendiliğinde o tarihte muzaf olacak ve o tarihte meydana gelen

hukukî sonuçlara etki yapacaktır. Bu hal Anayasa Mahkemesinin kararının, bizzat

Anayasa Mahkemesi tarafından geriye yürütülmesinden başka bir şey değildir.

Halbuki Anayasa'nın 152. ve 22/4/1962 günlü 44 sayılı Kanunun 50. maddesi iptal

kararlarının geriye yürümiyeceğini göstermektedir. Her ne kadar bu dosya

üzerinde yapılmış olan incelemeler iptal kararı ile sonuçlanmamış ise de söz

konusu Anayasa hükmü karşısında geriye yürüyecek nitelikte iptal kararı

verilmesi mümkün olmadığından, yukarıda açıklanan niteliği önceden belli olan

konular hakkında başkaca incelemeye girişilmesi de gerekli değildir.

Bu konu ile ilgili olmak üzere, 5/6/1964 günlü ve 11720 sayılı ve 15/11/1967 günlü ve 12751 sayılı Resmî Gazete'lerde yayınlanmış bulunan 20/3/1964 günlü ve 1964/2-23 sayılı ve 27/6/1967 günlü 1963/145-1967/20 sayılı kararlara ait muhalefet şerhlerinde geniş açıklamalar yapılmıştır.

Belirtilen sebeplerden ötürü "kararın bu konuya ilişkin kısmına da katılmamaktayım.

Başkan

İbrahim Senil

Sayın Muhittin Gürünün 1966/24 E : ve 1967/8 karar sayılı dâvaya ilişkin muhalefet yazısının (1) sayılı bölümüne katılıyorum.

Üye

Muhittin Gürün

Sayın Muhittin Gürün'ün yukarıda yazılı karşı oy yazısının l ve 2 no lu bölümlerine katılıyorum.

Üye

İhsan Ecemiş

Sayın Muhittin Gürün'ün yukarıda yazılı muhalefet şerhinin l ve 2 sayılı bölümlerine katılıyorum.

Üye

Feyzullah Uslu

Sayın Muhittin Gürün'ün muhalefet şerhinin incelemenin 4785 sayılı Kanunun 1. maddesine hasrı gerektiğine dair bulunan l numaralı kısmına katılıyorum.

Üye

A. Şeref Hocaoğlu

KARŞI

OY

4785 sayılı ve buna ek 5658 sayılı Kanunların birinci maddelerine hasren yapılan görüşme ve incelemeler sonunda Anayasa'ya aykırılık iddiası yerinde görülmediğinden istemin reddine çoğunlukla karar verilmiştir.

Ancak Lice Sulh Ceza Mahkemesinin 4785 sayılı Kanunun birinci maddesinin son cümlesindeki özel ve tüzel kişilere ait (Ormanların hiç bir işlem ve bildiriye lüzum olmaksızın Devlete geçer) hükmüne karşı ileri sürdüğü itiraz varit iken kabul olunmaması noktasından çoğunluğun düşüncesine katılmıyorum.

Bu

Konuda kanun (koyucu, Anayasa'nın tabiî hak ve temel hak saydığı mülkiyet

hakkına Devletleştirme sebebiyle dokunurken yapılan işlemlerden hak sahiplerini

haberdar etmemek ve onlara tebligat yapmamak yolunu izlemekle yarattığı

emrivakiden dolayı hukukun ve insan haklarının genel prensiplerini ihlal

etmiştir. Kanun maddesine giren bu cümlenin amacı araştırıldığında Anayasa'ya

ne derece aykırı düştüğü açıklanmış olacaktır. Şöyleki: Anayasa'nın 36. maddesi

herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğundan bahseder ve herkes mallarının

dokunulmazlığına riayet edilmesini istemek hakkına sahiptir. Devletin, mülkiyet

haklan üzerinde ağır bir kayıt teşkil eden istimlâk işlemlerinden, yürürlükteki

mevzuat hilâfına, hak sahiplerini haberdar etmemek yolunu seçmesiyle onların

dâva haklarını bertaraf etmek gibi bir maksat güttüğünü ortaya kor. Nitekim

5658 sayılı ek Kanunun birinci maddesinin son fıkrasındaki "geri verilen

ormanlarda Devletleştirmeden doğan muamelelerle, geri vermeden dolayı orman

sahipleri ile Devlet birbirleri aleyhine dâva açamazlar" Hükmü, haklarının

ihlâl edildiğim bir suretle öğrenen kimselerin dâva açmak yolunu kapamış

böylece Anayasa'nın 31. maddesi de ihlâl edilmiştir.

31. madde (Herkes meşru bütün vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya dâvâlı olarak iddia ve savunmada bulunmak hakkına sahiptir) der. Halbu ki söz konusu edilen Madde hükümleri bu hakkı ihlâl etmiş yapılan Devletleştirme işlemlerini kesin kanun hükmü ile adlî ve idarî kazanın himaye edici hükümlerinin dışında bırakmıştır.

Anayasa'nın

2. maddesi Türkiye Cumhuriyetinin insan haklarına ve başlangıçta belirtilen

temel ilkelere dayanan bir hukuk devleti olduğunu kabul eder. Bir hukuk devleti

için en önemli ilke temel hakların, güvenlik içinde gelişmesi ve korunmasıdır.

Bizim Anayasa'da dâva açmak temel haklar arasında yer almıştır. Bir gün

vatandaş uyandığında yüz sene evvel ecdadının tapu ile malik olduğu ve tapudaki

evsafı tarla olarak yazılı gayrimenkulunun Tarım Bakanlığının

"ormandır" diye belirtmesi kâfi görülerek ihbarsız ve işlemsiz

Devletleştiğini ve dâva hakkının da tanınmadığım öğrendiğinde kendisini hukuk

devleti güvenliği içinde görmesi mümkün olamaz ve insan haklarına dayanan

Anayasa ilkelerinin varlından şüpheye düşer, Türkiye'nin de katıldığı (Avrupa

İnsan Hakları Beyanname)sinin 12. maddesi hakları çiğnenen bir kimsenin

mütecaviz resmî sıfatı olan bir memur olsa dahi millî bir makama başvurmak

yetkisine sahip olmayı insan hakları içinde saymıştır. Bu ilke Anayasa'mızın

kurduğu temel haklar dışında olmadığı için burada arzetmekte bir sakınca

görülmemiştir.

SONUÇ

Özel ormanların Devletleştirilmesine dair olan 4785 sayılı K. nunun birinci maddesinin son cümlesindeki (Bu ormanlar hiç bir işlem ve bildiriye lüzum olmaksızın Devlete geçer) hükmü Anayasa'nın 2. maddesinde sözü edilen İnsan Hakları ve Hukuk Devleti ilkesine aykırı olduğundan iptali gerektiğine kaniim. Bu noktada çoğunluğun kararına karşıyam.

Üye

Celâlettin Kuralmen

MUHALEFET

ŞERHİ

l- 9/7/1945 günlü ve 4785 sayılı Yasa, 13/7/1945 gününde yayınlanmış ve 14. maddesi hükmüne göre o gün yürürlüce girmiştir. Bu Yasanın inceleme konulu 1. maddesinde "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte varolan gerçek veya tüzel kişilere, vakıflara veya köy, belediye, özel idare kamu tüzel kişilerine ilişkin bütün,ormanlar bu kanun gereğince Devletleştirilmiştir. Bu ormanın hiç bir işlem ve bildirime lüzum olmaksızın Devlete geçer" diye yazılıdır.

Demek ki 4785 sayılı Yasanın 1. maddesi, 13/7/1945 gününde hükmünü ve etkisini ilk ve son olarak ve bir kezde yerine getirmiştir. O tarihten sonra bu maddeye dayanılarak orman Devletleştirilmesi ve böylece Anayasa'ya uygun veya aykırı durumun doğması düşünülemez.

Türkiye

Cumhuriyeti Anayasa'sının geçici 9. maddesi yeni Anayasa'dan önceki kanunlar

hakkında iptal dâvası açılabilmesini bunların Anayasa Mahkemesinin göreve

başladığı günde yürürlükte olmaları koşuluna bağlamaktadır. Yürürlükten kalkmış

bir hükmün Anayasa Mahkemesinin göreve başlamasından sonraki dönemde Anayasa'yla

çelişecek uygulamalara dayanaktık etmesi söz konusu olamıyacağından geçici 9.

maddedeki kaydın ancak ayakta duran ve uygulanma olanağı bulunan kanunların

Anayasa'ya aykırı yeni tasarruflara kaynaklık etmesini önlemek için konulmuş

bulunduğunda şüphe yoktur. Bu hüküm, konulmasındaki ereğe göre yorumlandıkta,

Anayasa denetimi ve değerlendirilmesi dışında kalan kanunlar kapsamına yalnız

açık veya kapalı olarak yürürlükten kaldırılmış yasaların değil, 4785 sayılı

Kanunun 1. maddesi gibi, göreceği işi vaktiyle tamamlamış ve artık yeni bir

olaya uygulanarak yeniden bir hukukî sonuç doğurması ihtimali ve imkânı

kalmamış yasama belgelerinin de girdiği kolayca anlaşılır.

Öte

yandan 4785 sayılı Kanunun 1. maddesinin incelenmesi, hükmün iptali ile

sonuçlandığı takdirde 22 yıl önce olmuş bir takım olayların etkilenmesi ve

Devletleştirilmiş ormanların yirmi iki yıl önceki düzenlerine iade edilmesi

gibi bir durumla ister istemez karşılaşacaktır Bu ise Anayasa Mahkemesi

kararının geriye yürümesi demektir. Oysa Anayasa, 152. maddesinin 3. fıkrasiyle

iptal kararlarının geriye yürüyemiyeceği ilkesini koymuştur. Böyle olduğuna

göre; bir konuda verilebilecek karar, niteliği dolayısiyle, kendiliğinden

geriye yürüme zorunluğunu doğuruyorsa Anayasa Mahkemesinin böyle bir kararı

verememesi ve böyle bir kararla bitebilecek bir incelemeye girişmemesi gerekir.

Aksi halde Mahkeme Anayasa'ya uygun olmayan bir kararı verme durumuna düşmüş

olur.

Kararda 4785 sayılı Kanunun uygulanmasından doğan iddia ve itirazlar olabileceğine, bunların o kanun yönünden incelenmesi ve çözümlenmesi gerektiğine, nitekim Lice Sulh Ceza Mahkemesinde görülen dâvada da bu kanunun uygulanmasının söz konusu bulunduğuna işaret edilmektedir.

Birinci olarak; incelenen ve tartışılan 4785 sayılı Yasanın tümü değil sadece 1. maddesidir; ikinci olarak; çoğunluk "uygulama" deyimini çok geniş, birazda bulanık bir anlamda kullanmış görünmektedir. Olayda Mahkeme; yargılama konusu eyleminin vakti ile Devletleştirilmiş bir ajandamı yoksa özel mülkiyete tâbi bir yerde mi işlendiğini araştırmak durumundadır. 4785 sayılı Yasanın 1. maddesi alanı vaktiyle Devletleştirmişse alan Devletindir. Devletleştirmemişse Devletin değildir ve olamıyacaktır. Kanun bu alan üzerinde hüküm ve etkisini gösterecek değildir. Buna imkân da yoktur. Çünkü 1. maddenin etkisi ve hükmü artık kalmamıştır.

Şu duruma göre itirazın, esasın incelenmesine geçilmeden önce reddedilmesi gerekirdi. Aksi yolun tutulması isabetli olmamıştır.

II-

5658 sayılı Kanunun 1. maddesinin ilk fıkrası; (4785 sayılı Kanunla Devletleştirilmiş ormanlardan Devlet ormanı içinde olmayan ve etrafı tarla bağ, bahçe gibi kültür arazisi, özel orman, şehir, kasaba, köymerası ve Orman Kanununun 1. maddesine göre orman sayılmayan yerlerle çevrili olmak şartiyle Devlet ormanlarından tamamen ayrılmış bulunan köy, belediye tüzel kişiliklerine ve gerçek kişilere ait ormanların sahipleri veya mirasçıları istedikleri takdirde geri verileceği) ni hükme bağlamaktadır.

4785 sayılı Yasa ile Devletleştirmen ormanlar, 13/7/1945 gününde bu Yasanın 1. maddesi uyarınca Devlet ormanı niteliğini kazanmış ve bunların eski mülkiyet düzenleri ile hiç bir ilişkileri kalmamıştır. Ötedenberi Devletin olan ormanlarla sonradan kamulaştırma sonucu Devlet mülkiyetine geçen ormanlar arasında Devlet orman hukukî niteliği bakımından hiç bir fark bulunmadığında şüphe yoktur.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sı (Madde 131/2) Devlet ormanlarının mülkiyetinin özel kişilere devrolunmasını ve bunların zamanaşımı ile mülk edinilmesi yasaklamaktadır. Yasaklamada Devlet ormanları köken ve özel kişilere ilişki bakımından bir ayırıma tâbi tutulmuş değildirler. Hüküm mutlaktır ve tam kapsamıdır.

5658 sayılı Yasanın 1. maddesinin ilk fıkrası ise bir takım Devlet oranlarının bir takım özel kişilere devrolunması yolunu açmaktadır. Bu hükmün Anayasa'ya aykırılığı, açıklamayı ve tartışmayı gerektirmeyek bir biçimde belirli ve kesindir.

Gerekçede Anayasa'nın özel mülkiyetteki ormanların da bulunabileceğini öngördüğüne ve yurttaki bütün ormanların Devlet ormanı haline getirilmesi hükmünü koymadığına değinilmiş ve 5658 sayılı Yasa ile yapılan işin bir takım ormanların, özel mülkiyet düzeninde daha iyi korunacağının ve geliştirileceğinin anlaşılması ve bunların devletleştirmedeki isabetsizliğin ve hatanın görülmesi, üzerine, eski sahiplerine geri verilmek suretiyle hatanın düzeltilmesinden ibaret bulunduğu belirtilmiştir.

Gerçekten Anayasa ormanlarda özel mülkiyeti reddetmekte değildir. Ancak yine Anayasa öyle hükümler getirmiştir ki bu konuda Devlet mülkiyetini ve Devlet işletmeciliğini üstün tuttuğunda asla şüphe bırakmamıştır. Devlet ormanlarının daralmasını önlemekle yetinmeyerek bunların daha da genişletilmesi yollarım bulmak Anayasa Koyucunun başlıca kaygısı ve ereği olarak görülmektedir. Kamulaştırmalarda karşılığı peşin ödeme kuralının bir istisnasının ormanların Devletleştirilmesi konusunda öngörülmüş bulunması (Anayasa - Madde 38/2) bunun en aydınlık bir örneğidir.

5658

sayılı Yasa gerçekte ne düşüncelerle çıkarılmış olursa okun; ormanların özel

mülkiyet düzenide daha iyi korunacağı, geliştirileceği, daha verimli

işletileceği yolundaki gerekçeyi 1967 yılında Anayasanın ormanlara ve

ormancılığa ilişkin ilkeleri ile bağdaştırabilen bir görüşü hukukî dayanak

olarak ele almak mümkün değildir. Anayasaya aykırılık kanısını sathî bir

incelemenin sonucu sayan çoğunluğun konuda ne kadar derinliğe inebildiğini şu

görüşü açıklamağa yeter. "Bir hatanın düzeltilmesi deyimine gelince:

gerçekten bir hata işlenmişse dahi Anayasa'nın sözüne ve özüne taban tabana

karşıt ve aykırı bir hükmü korumanın hata düzeltmek için geçerli ve makbul bir

hukuk yolu olamıyacağı meydandadır. Öte yandan Devlet ormanlarını kökenleri

bakımından ikiye ayıran ve böylece bunların bir bölümü üzerinde Anayasa

yasaklarını işlemez duruma getiren bir yorumun ne gibi zararlara ve tehlikelere

yol açabileceğini şimdiden düşünmek çok yerinde olur.

Özetlenecek olursa: 5658 sayılı Kanunun 1. maddesinin ilk fıkrası Anayasa'nın 131. maddesine aykırıdır; hükmün iptali gerekir.

III-

Anayasa Mahkemesi, ilk inceleme için yaptığı 25/10/1966 günlü toplantıda esasa ilişkin incelemenin 4785 ve 5658 sayılı Kanunların birinci maddelerine hasredilmesine karar vermiştir. 5658 sayılı Yasanın birinci maddesinin beş fıkrayı kapsadığı o zaman tabiatiyle bilinmekte idi, Kararda kullanılan mutlak ifade her iki yasanın 1. maddelerinin tümünün kastedildiğine şüphe bırakmamaktadır.

28/2/1967 günlü oturumda 4785 sayılı Yasanın J. maddesinin Anayasaya aykırı olmadığı kararlaştırıldıktan sonra kimi üyelerce artık 5658 "sayılı Yasanın 1. maddesinin görüşülmesi gerekmediği söz konusu edilmiş; ancak bu görüş benimsenmiyerek ilk inceleme sonucunda varılan karar üzerinde yeniden görüşme açılamıyacağına karar verilmiştir. Ayrıca gerekçeli kararda 5658 sayılı Kanunun 1. maddesiyle ilgili olarak aynen (...ve geri verilecek ormanların niteliklerini belirten hükümler söz konusu maddenin birinci, geri verme İşlemine ilişkin hükümlerde diğer fıkralarında yer almış olduğundan bunların ayrı ayrı ele alınmaları gerekmiştir.) diye yazılıdır.

5658

sayılı Yasanın 1. maddesinin ilk fıkrası incelenip karara bağlanıldıktan sonra

ise yukarıda sıralanan olgular gözönünde tutulmayarak 1. maddenin öteki

fıkralarının Lice Sulh Ceza Mahkemesince uygulanma yeri bulunmadığı; ilk

inceleme kararında Mahkemenin dâvada uygulayacağı hükümlerin inceleme konusu

yapılmasının hedef tutulduğu gerekçesi ile bu fıkralar hakkında karar

verilmesine yer olmadığı kararlaştırılmıştır. Oysa Anayasa Mahkemesi ilk

incelemede ve esasın incelenmesi sırasında verdiği iki açık ve kesin karar

uyarınca 5658 sayılı Yasanın l. maddesinin tümünü incelemek ve sonuçlandırmak

üzere kendisini bağlamış bulunmakta idi. Mahkeme aksine tutumu ile ilk

incelemede verilen kararı, ilk incelemede verilen karar üzerinde yeniden

görüşme açılamıyacağı yolunda bir kararın da bulunmasına rağmen doyurucu

olmayan bir gerekçeye dayanarak değiştirmiş ve daraltmış ve böylece kendi

kendisi ile çelişmeye düşmüş bulunmaktadır. 1. maddenin ilk fıkra hükümleri

dışında inceleme ve karar dışında bırakılması hem bu bakımdan, hem de maddenin

tüm fıkraları ile bir bütün teşkil etmesi yönünden gereksizdir.

1966/24-1967/8 sayılı ve 28/2/1967 günlü karara bu bakımlardan ve yukarıda açıklanan nedenlerle karşıyız.

Üye

Fazıl Öztan

Bu (muhalefet şerhinin, 5658 sayılı Kanunun birinci maddesinin ilk fıkrasının Anayasa'nın 131. maddesine aykırı olduğundan iptali gerektiğine ilişkin 2 numaralı kısmına katılıyorum.

Üye

Avni Givda

Avni Givda'nın muhalefet şerhinin 5658 sayılı Kanunun 1. maddesinin ilk fıkrasının Anayasa'nın 131. maddesine aykırı olunduğundan iptali gerektiğine dair 2 numaralı kısmı ile aynı kanunun 1. maddesinin 1. fıkrası dışında kalan hükümlerinin inceleme ve karar dışında bırakılmasının gereksiz bulunduğuna dair 3. kısmına katılıyorum.

Üye

Salim Başol

KARŞI

OY YAZISI

1)

Anayasa'mızın (Ormanların korunması ve geliştirilmesi) başlıklı 131. maddesinde

yurt varlığı içinde ormanlara özel bir değer ve önem verilmiştir. Her ne kadar

bu madde hükmü ile özel kişilere ait ormanların Devlete mal edilmesi amacı

güdülmüş değilse de, bir kez Devletin mülkiyetine geçmiş bulunan ormanların

artık özel mülkiyete geçirilmesi ve hatta bu türlü ormanların, değil

mülkiyetinin, yönetim ve işletilmesinin bile özel kişilere bırakılması yasak

edilmiştir. Bu yasak hükmü ile sözü geçen maddenin 1. fıkrasındaki özel

ormanların gözetiminin bile Devlete bırakılması hükmü birlikte düşünülürse,

Anayasa'nın orman varlığının korunması ve hatta işletilmesi konularında

olabildiğince, bunların Devletin mülkiyeti altında kalmasını Devletin elinden

çıkmasını istediği orman varlığının korunup işletilmesinden en güzel yol olarak

Devlet eliyle koruma ve işletme yolunu benimsediği, bundan dolayı ormanların

Devlet eliyle işletilmesini sağlamak ve özel mülkiyet nedeniyle bu olmazsa, hiç

değilse Devletin belli edeceği biçimde göstereceği yöntemlere göre

işletilmesini sağlamak amacını güttüğü açıkça anlaşılmaktadır. Anayasa

hükümlerinin belirtilen ereği ve buna uygun bulunan ve hiç bir neden altında

Devletin malı olan ormanların eski malikleri bile olsalar, özel kişilere

maledilmesini önleyen yazılışı karşısında çoğunluğun görüşü Anayasa'ya uygun

sayılamaz.

2) Çoğunluk, Anayasa hükümlerinin ormanların gerçek anlamıyla korumayı erek edindiğini, 4785 sayılı Yasa ile Devlete geçen bir takım ormanların Devlet mülkiyetinde kalmasının ormanların korunması bakımından sakıncalı olduğunun anlaşılması üzerine koruma ereğinin eksiksiz gerçekleşebilmesi için 5658. sayılı Yasanın 1. maddesinin konulduğunu ileri sürmektedir.

Az yukarıda belirtildiği gibi Anayasa koyucu, orman varlığının yeterince korunabilmesi için özel mülkiyet yerine Devlet mülkiyetini temel saymıştır ve bunun gerçekleşemediği durumlar için de Devlet gözetimini öngörmüştür. Anayasa koyucunun bu açık iradesi karşısında 5658 sayılı Yasayı yapan yasa koyucunun olayları başka türlü değerlendirmeye girişerek bir takım ormanların eski maliklerince Devletten daha iyi işletileceğini ve daha iyi korunacağını kabul etmesi ve çoğunluğun bu değerlendirmeyi benimseyen gerekçesi Anayasa hükümlerinin konulmuş ereklerine uygun kesin yazılışları karşısında, Anayasa'ya taban tabana karşıttır.

3)

4785 sayılı Yasa ile devletleştirilen ormanların hepsinin mülkiyeti,

kendiliğinden Devlete geçmiştir; bu geçiş yasa hükmüne dayandığı için tapu

kayıtlarının eski malikler üzerinde kalmış olmasının veya Devlet adına tapu

kaydı düzenlenmiş olmasının veya olmamasının mülkiyet bakımından önemi yoktur.

5658 sayılı Yasanın koyduğu hüküm, hukuk bakımından devlet mülkiyetinde bulunan

belli ormanların eski maliklerinin mülkiyetine geçirilmiştir. Devlet ormanlarının

mülkiyetinin özel kişilere verilmesidir ve Anayasa'nın yasak ettiği durumdur.

Bu gerçek ortada iken bir yanlışın düzeltilmesinden söz edilerek ortada yasağın

kapsamına giren bir durum olmadığının kabulü, hukuka uygun olamaz. Bir an için

4785 sayılı Yasada 5658 sayılı Yasa ile düzeltilmiş bir yanılma bulunduğu

varsayılsa bile orman konusu gibi özel bir önem gösterilen ve başkaca yoruma

elvermeyecek biçimde kesin hükümlere bağlanmış bir konuda, Anayasa'ya aykırı

bir yoldan gidilerek bir yanlışın düzeltilmesi de hiç bir zaman Anayasa'ya

uygun görülemez.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

: 5658 sayılı Yasanın 1. maddesindeki bir takım Devlet ormanlarının eski sahiplerine geri verilmesini öngören hükmün Anayasa'nın 131. maddesine uygun bulunduğu yollu görüşe karşıyız ve bu hükmün iptali gerektiği düşüncesindeyiz.

Üye Celalettin Kuralmen Üye Lütfi · Ömerbaş Üye Recai · Seçkin

Anayasa Mahkemesi, E. 1966/24, K. 1967/8, 28 Şubat 1967 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Olay
  4. İlk
  5. İnceleme
  6. Esasın
  7. İncelenmesi
  8. Sonuç
  9. Karşı
  10. Oy Yazısı
  11. Sonuç
  12. Muhalefet
  13. Şerhi
  14. A. Şeref Hocaoğlu
  15. Karşı
  16. Oy
  17. Sonuç
  18. Muhalefet
  19. Şerhi
  20. Iı-
  21. Iıı-
  22. Karşı
  23. Oy Yazısı
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1966/24
Karar No
1967/8
Tarih
28 Şubat 1967

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1966/30 K.1967/9
  • AYM Norm Denetimi E.1967/12 K.1967/10
  • AYM Norm Denetimi E.1964/21 K.1967/11
  • AYM Norm Denetimi E.1965/36 K.1967/12
  • AYM Norm Denetimi E.1967/3 K.1967/14
  • AYM Norm Denetimi E.1966/32 K.1967/13

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.