İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1970/31 K.1971/21

Resmi Gazete tarih/sayı:9.7.1971/13890

Esas1970/31Karar1971/21Tarih18 Şubat 1971Okuma14 dk · 2.739 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
18 Şubat 1971
Esas Sayısı
1970/31
Karar Sayısı
1971/21
Karar Günü
18/2/1971
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.739 kelime·14 dk okuma·12 bölüm

Resmi Gazete tarih/sayı:9.7.1971/13890

İtiraz yoluna baş vuran : Gercüş Sulh Ceza Mahkemesi.

İtirazın konusu : 4/4/1929 günlü, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 263 üncü maddesinin 3 üncü fıkrası ile aynı Kanunun 303 üncü maddesinin, Anayasa'nın 132 inci maddesine ve 151 inci maddesinin ruhuna aykırı bulunduğu kanisiyle iptallerine karar verilmesi istenilmiştir.

I-

Olay :

Gerçeğe

aykırı beyanda bulunmak eyleminden, sanık hakkında Türk Ceza Kanununun 528 inci

maddesi gereğince cezalandırılması istemini kapsayan 4/4/1970 günlü ve Esas :

1970/47, İddianame; 1970/10 sayılı iddianame ile Gercüş Sulh Ceza Mahkemesine

açılmış bulunan kamu dâvasının duruşması sırasında, sanığa yükletilen eylemin

Türk Ceza Kanununun 343 üncü maddesine uyduğu gözönünde bulundurularak

mahkemenin görevsizliğine ve dâva dosyasının görevli mahkeme olan bu yer Asliye

Ceza Mahkemesine gönderilmesi için yerin Cumhuriyet Savcılığına verilmesine

ilişkin 12/5/1970 günlü ve Esas : 1970/13, Karar : 1970/10 sayılı karar, Cumhuriyet

Savcılığının, sanığa yükletilen eylemin, iddianamede gösterildiği veçhile, Türk

Ceza Kanununun 528. maddesine uyduğunu ileri sürerek 14/5/1970 gününde yaptığı

itirazı yerinde bulan itiraz mercii Gercüş Asliye Hâkimliğinin 16/5/1970 günlü

karariyle kaldırılmış; karara uyularak Gercüş Sulh Ceza Mahkemesinde yeniden

yapılan duruşma sırasında, bu dâva nedeniyle uygulama yeri bulunan 4/4/1929

günlü, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 263. maddesinin üçüncü

fıkrası ile aynı Kanunun 303. maddesinin, mahkemece Anayasa'nın 132. maddesine

ve 151. maddesinin ruhuna aykırı görülmesi üzerine, itiraz konusu edilmiş

bulunan Kanun hükümlerinin iptalleri için Anayasa Mahkemesine baş vurulmasına

karar verilmiştir.

III-

İtiraz konusu edilen kanun hükümleri :

1- 4 Nisan 1929 günlü, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 263.. maddesinin üçüncü fıkrası ;

"Bu karar aleyhine ancak 203. maddeye göre itiraz olunabilir."

2- 4 Nisan 1929 günlü, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 303. maddesi :

"İtiraz üzerine verilen kararlar katidir."

IV-

Mahkemenin dayandığı Anayasa hükümleri: Mahkemenin gerekçesi dayanak yaptığı Anayasa maddeleri :

l- Anayasa'nın 132. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları :

"Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasa'ya Kanuna, hukuka ve vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler.

Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz."

2- Anayasa'nın 151. maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları :

"Bir dâvaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanunun hükümlerini Anayasa'ya aykırı görürse veya taraflardan birisinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddî olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar dâvayı geri bırakır.

Mahkeme, Anayasa'ya aykırılık iddiasını ciddî görmezse, bu iddia, temyiz merciince esas hükümle birlikte karara bağlanır.

Anayasa Mahkemesi, işin kendisine gelişinden başlamak üzere üç ay içinde kararını verir."

V-

İlk inceleme :

Anayasa Mahkemesi, Başkanvekili Lütfi Ömerbaş'in başkanlığında ve üye Salim Başol, Feyzullah Uslu, Fazlı Öztan, Celâlettin Kuralmen Hakkı Ketenoğlu, Fazlı Uluocak, Avni Givda, Muhittin Taylan, Şahap Arıç, İhsan Ecemiş, Ahmet Akar, Halit Zarbun, Ziya Önel ve Muhittin Gürün'ün katılmaları ile 16/6/1970 gününde, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi hükmü uyarınca yaptığı ilk inceleme toplantısında, itiraz yoluna baş vuran mahkemenin Anayasa'ya aykırılığı nedeniyle iptallerine karar verilmesini istediği kanun maddelerini bakmakta olduğu dâvada uygulama durumunda olup olmadığı yönünü incelemiştir.

Anayasa'nın 151. ve Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkındaki 22/4/Î962 günlü, 44 sayılı Kanunun 27. maddeleri hükümlerine göre, mahkemeler, ancak bakmakta oldukları bir dâva dolayısiyle Anayasa Mahkemesine itiraz yoluyla baş vurabilirler. Bir dâvanın hukuken var sayılabilmesi için ise, onun kanunlara uygun bir şekilde açılmış ve ayrıca mahkemenin yetkisi içine girmekte bulunmuş olması gerekir.

Bundan başka, aynı hükümler uyarınca, mahkemelerin bu baş vurmaları, o dâva nedeniyle uygulanacak kanun hükümleri ile dahi sınırlı bulunmaktadır.

O

halde bu iki koşulun olayımızda gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesi gereklidir.

Ceza mahkemelerinde bir kamu dâvasının görülmesi sırasında, duruşmada sanığa yükletilen suçun mahkemenin görevini geçtiği anlaşılırsa, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 363. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, mahkeme bir kararla işi görevli mahkemeye gönderir.

Bu

karar aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince son soruşturmanın açılmasına

ilişkin bulunan bir kararın bütün sonuçlarını doğurur ve aynı koşullara bağlı

olur. Yine aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar aleyhine aynı

kanunun 203. maddesinin (Son tahkikatın açılmasına dair verilen karar aleyhine

sanık tarafından itiraz olunamaz. Muhakemenin men'ine veya dâvanın iddianamede

gösterilen mahkemeden başka bir mahkemeye verilmesine dair sorgu hâkimi

tarafından verilen karar aleyhine Cumhuriyet savcısı tarafından itiraz yoluna

müracaat olunabilir.) şeklindeki hükmüne dayanılarak. Cumhuriyet savcısı

tarafından itiraz yoluna gidilebilir. Bu itirazı inceleyen mercice verilen

karar ise, aynı kanunun 303. maddesi hükmü gereğince kesin olup, görevsizlik

karan kaldırılmış bulunan mahkemenin, yargılamaya, itiraz merciinin kararı

dairesinde devamla dâvanın esasım nihaî bir karara bağlaması zorunluğu vardır;

yani, bu mahkemenin görevsizlik kararında direnmeye yetkisi yoktur. İşte bu

nedenledir ki, olayda görevsizlik kararı, Cumhuriyet Savcısının itirazı üzerine

İtiraz merciince kaldırılmış bulunan mahkemenin bakmakta olduğu bir dâvanın

bulunduğu belli olmuştur.

Diğer

yenden, Anayasa'nın 32. maddesinde (Hiç kimse, tabiî hâkiminden başka bir merci

önüne çıkarılamaz,) şeklinde yer alan Anayasa kuralının doğal bir sonucu

olarak, bir ceza mahkemesinin kendisine açılmış bulunan bir davayı göremeye

çeşitli yönlerden yetkili ve görevli bulunup bulunmadığını saptamak üzere, o

dâvanın açılışı ve kendisine getirilişi ile ilgili işlemleri incelemesi

gereklidir. Zira, herkesin kanunun genel olarak koyduğu görev ve yetki esasları

ile belli olan hâkim tarafından yargılanması, kişi güvenliğinin baş koşuludur.

Kişilerin kanunî (yani doğal) hâkiminden başka mercilerce muhakeme edilmesi bu

alan-da özel bir işleme bağlı tutulması, hukuk devletinin asla kabul

edemiyeceği bir tutum teşkil eder. Onun içindir ki ceza mahkemelerinin yetki ve

görevleri ile ilgili kanun hükümlerinin, kamu düzenini ilgilendirmesi

nedeniyle, ceza soruşturmasının her evresinde mâhkemelerce kendiliğinden

gözönünde bulundurulması olanağı ve zorunluluğu vardır.

O

halde, ceza mahkemelerince, bir ceza soruşturmasının her evresinde kendiliğinden dahi gözönünde bulundurulması zorunlu olan, mahkemelerin yetki ve görevleriyle ilgili kanun hükümlerinin, o dâvada uygulama yeri bulunan hükümler sayılması sonucuna varılması doğaldır.

Olayda, itiraz yoluna başvuran mahkemenin görevsizlik kararının kaldırılmasına ilişkin olarak itiraz merciince verilmiş bulunan kararın dayanağını teşkil eden kanun hükümlerinin de aynı nitelikte sayılmaları gerekir. Çünkü, itiraz mercii kararını o hükümlere dayanarak almış ve görevsizlik kararı kaldırdığı mahkemeyi o hükümler uyarınca kesin şekilde görevli saymıştır. Diğer yönden, görevsizlik kararı kaldırılan mahkeme de, itiraz merciinin kesin olan kararı uyarınca duruşmaya devamla dâvanın esasını nihaî bir karara bağlamak durumuna gelmiştir. Bu nedenledir ki, mahkemenin görevini belli eden itiraz merciinin kararının dayandığı kanun hükümlerinin bu dâvada uygulanma yeri vardır.

Anayasa Mahkemesi, yukarıda gösterilen kanun hükümlerine ve gerekçelere dayanarak işin esasının incelenmesine Avni Givda'nın mahkemenin itiraz konusu hükümleri uygulama durumunda olmadığı ve Anayasa'nın 151. maddesine uymayan başvurmanın yetki yönünden reddi gerektiği yolundaki karşı oyuyla ve oyçokluğu ile karar vermiştir.

VI-

Esasın incelenmesi :

Anayasa Mahkemesi, Başkan Hakkı Ketenoğlu'nun başkanlığında üye Fazıl Uluocak, Sait Koçak, Avni Givda, Muhuttin Taylan, Şahap Arıç, İhsan Ecemiş, Ahmet Akar, Halit Zarbun, Ziya Önel, Kani Vrana, Muhittin Gürün, Lûtfi Ömerbaş, Şevket Müftügil ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun kaçılmaları ile 18/2/Î971 gününde esasın incelenmesi için yaptığı toplantıda, İtirazın esasına ilişkin rapor. Gergüç Sulh Ceza Mahkemesinin 26/ 5/1970 günlü ve Esas : 1970/13 sayılı yazısına bağlı karar ve ekleri, Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen hükümlerle dayanılan Anayasa hükümleri ve bunların gerekçeleriyle bunlara ilişkin Meclis görüşme tutanakları okunduktan sonra, gereği görüşülüp düşünüldü :

İtiraz

yoluna başvuran mahkemenin kanısına göre, Anayasa'nın 132. maddesinin birinci

ve ikinci fıkralarında "Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya,

kanuna, hukuka ve vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ,

makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve

hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde

bulunamaz" şeklinde, mahkemelerin bağımsızlığını kapsayan ilkeler, gerek

dışardan ve gerek yargı erki içinden gelebilecek davranış veya kararlar için

dahi geçerli olduğundan, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 303. maddesi hükmü

mahkemeyi, İtirazı inceleme yerinin kararına uymaya zorlamakta ve böylece

hâkimin ve mahkemenin bağımsızlığı ilkelerini kısıtlamaktadır. Böyle bir durum

ise, Anayasa'nın sözü geçen 132. maddesine ve 151. maddesinin ruhuna aykırıdır.

Bir

yargılama yerinin verdiği kararda kanuna ve geçerli bir hukuk kuralına

aykırılık olduğunun ileri sürülmesi ile ortaya çıkan uyuşmazlığın çözülmek

üzere yargılama yeri önüne getirilmesi, bir "kanun yolu" dâvasının

açılması niteliğindedir. Ancak, kanun yolu dâvalarındaki uyuşmazlıklar çok kez

açık ve belirli olmadığından, "Kanun yolu" hukukî müessesesi, gerek

öğretide gerekse uygulamalarda, genellikle dâva diye tamamlanmamıştır. İtiraz,

kural olarak, bir yargılama yerinin gördüğü bir işte veya verdiği bir kararda

bir yanılma veya aykırılık olduğu iddiası üzerine ortaya çıkan yeni bir

uyuşmazlığın yine bir yargılama yeri önüne getirilmesidir. O halde,

"İtiraz" dahi bir "Kanun yolu" ndan ibarettir. İşte bu

niteliği nedeniyle "İtiraz" müessesesi, ceza yargılama usulleri

yasalarında yer alan diğer kanun yolları arasında gösterildiği gibi, öğretide

dahi aynı şekilde tanımlanmış bulunmaktadır.

Yargı

yerlerinde görev yapan hâkimler de her insan gibi yanılabilir, usul ve kanuna

aykırı düşen bazı kararlar vermiş olabilirler veya verdikleri kararlar,

taraflar için doyurucu sayılmayabilir. Diğer yönden hâkimlerin, belli olaylarda

uyguladıkları kanunları ve ilgili öteki hukuk kurallarını kendi kamlarına göre

başka başka biçimlerde yorumlamaları olanağı ve olasılığı vardır. İşte yargı

yerlerinin verdikleri kararlarda, gerek yanılma gerekse başka biçimde yorumlama

sonucu olarak doğan ve olağan sayılması gereken kanuna ve hukuka aykırılıkların

zamanında gideri meşini sağlamak amacıyla bazı uygun metodların konulması zorunlu

olmuştur. Genel olarak "Kanun yolu" diye tanımlanan bu metodlara

başvurulması olanağı ile, gerek toplum gerekse taraflar için güvence sağlanması

görevi de yerine getirilmiş olmaktadır. Böylece bir temel hukukî uyuşmazlığın

yargı yerlerince çözülmesi sonunda esastan verilecek kararların, gerek

bireylerin gerekse toplumun adalet duygularını daha büyük ölçüde doyurması da

gerçekleşecektir.

O

halde, denebilir ki, kanun yollarına başvurulması olanağı, kişi haklarına ve topluma güvence sağlaması bakımından Anayasa'ya tüm olarak uygun düşmektedir.

Esasen,

Anayasa'nın 132. maddesi, kanun yollarına başvurmayı engelleyici bir hüküm de

koymuş değildir. Bu maddede öngörülen mahkemelerin bağımsızlığı ilkelerinin

ereği, herhangi bir işi veya uyuşmazlığı tek bir hâkime veya mahkemeye

gördürüp, sadece o hâkim veya mahkemenin kanısına göre karara bağlatmak ve

bununla yetinmek olmayıp, yargı yerlerini dışarıdan gelecek etkilerden korumak

ve olayı yalnız hukukî ölçülere göre değerlendirerek kendi kamlarınca hükme

bağlanmalarını sağlamaktır. Şu hale göre, bir hâkimin veya mahkemenin işlem

veya kararının başka bir hâkim veya mahkeme tarafından denetlenmesi, 132.

maddenin kapsamı dışında kalmaktadır. Bu bakımdan, verilen kararların veya

hükümlerin Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygunluğunu güvenlik altına almak

üzere, bir işin veya uyuşmazlığın çözülmesi için bir yargı yerince verilen

karar veya hükmün başka bir hâkime veya mahkemeye incelettirilmesini ve o hâkim

veya mahkeme kararının ilk kararı veya hükmü veren hâkim veya mahkeme için

bağlayıcı olmasını öngören bir kanun hükmü, Anayasa'nın sözü edilen

maddesindeki, "mahkemelerin bağımsızlığı" ilkesine aykırı sayılamaz.

Hattâ böyle bir maddenin kendi kapsamı içinde hâkimleri ve mahkemeleri

Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygun karar veya hüküm vermekle ödevli kılan

kuralın, gerçekten uygulanması ereğini güden bir tedbir hükmü niteliğinde

olduğu da söylenebilir.

Ayrıca, kanun yollarının ve bu arada "itiraz" müessesesinin yasalara konulmasında Anayasa'ya aykırılık bulunduğu soyut olarak da ileri sürülemez. Zira, Anayasa'nın 136. maddesi hükmü uyarınca, mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişleri ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir. Kanun yollarının yargılama usulleri arasında yer aldığında ise, hiç bir kuşku yoktur. Nitekim, "itiraz" a ilişkin hükümlere, ceza işlerinde temel usul kanunu olan Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununda yer verilmiştir.

Diğer yönden bütün kanun yollarına başvurmaları inceleyecek yargılama yerlerinin bir üst dereceli hâkim veya mahkeme veya sadece Yargıtay olması zorunluğu söz konusu edilemez. Çünkü, az önce de açıklandığı gibi, Anayasa'nın 136. maddesi hükmüne göre, kanun yollarına başvurmaları incelemek ve karar vermekle görevli ve yetkili yargı yerlerini kanunla belli etmenin gereği ve olanağı vardır.

Bir

çok hukukî erekler güdülerek oluşturulmuş bulunan kanun yollarının çeşit ve

biçimlerine göre yasalarla belli edilen inceleme yerleri, az da olsa, bazen

itiraz konusu işlem veya kararın bir an önce düzeltilmesini sağlamak amaciyle

işi yapan veya kararı veren mahkemenin veya hâkimin kendisi olabileceği gibi,

bir çok kez aynı veya üst görevli başka hâkim veya mahkemeler veyahut üst

derece mahkemeleri, yani Yargıtay dahi olabilir. Nitekim, Anayasa'nın 139.

maddesinde "Yargıtay, adliye mahkemelerince verilen karar ve hükümlerin

son inceleme merciidir." denilmiş olması, yasaların bu yargı yerinden

başka inceleme yerleri koymasını engelleyici sayılamaz; aksine, yasaların,

gerek kişi haklarını güvence altına almak gerekse kamu düzenini kollamak

amaçlarını birlikte gözönünde tutarak, başka başka yargısal denetim yolları ve

dolayısiyle inceleme yerleri dahi koyup belli edebileceğini gösterir.

Kanun yollarına başvurmaları inceleyip karara bağlamakla yetkili ve görevli olan yargı yerlerince yapılacak incelemeler sonunda verilecek kararlardan hangisinin kesin olduğunu belli etme dahi, Anaysanın 136. maddesi hükmü ile Anayasadaki temel ilkelere ve güvence kurallarına aykırı olmamak üzere, yasa koyucunun takdirine bırakılmıştır. Olayda, kanun yollarından olan "itiraz" yoluna başvurmaları incelemekle görevli ve yetkili bir yargı yerince verilmiş bulunan kararın kesin olduğunu saptayan itiraz konusu kuralın da anılan temel ilkeler ve güvence kuralları ile bağdaşmayan bir yönü bulunmadığı için Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülemez.

Mahkemelerin,

bakmakta oldukları dâvalarda uygulama durumunda oldukları bir kanunun

hükümlerini Anayasaya aykırı gördüklerinde veya taraflardan birisinin ileri

sürdüğü aykırılık iddiasının ciddî olduğu kanısına vardıklarında işi itiraz

yolu ile Anayasa Mahkemesine göndermeye, Anayasa Mahkemesinin bu konuda

vereceği karara kadar dâvayı geri bırakmaya ve Anayasa Mahkemesince üç ay

içinde karar verilmemesi halinde Anayasa'ya aykırılık iddiasını kendi

kanılarına göre çözerek dâvaları yürütmeye. Anayasanın 151. ve 44 sayılı

Kanunun 27. maddeleri hükümleri gereğince yetkileri varsa da, Ceza Muhakemeleri

Usulü Kanununun 263. maddesinin itiraz konusu yapılan üçüncü fıkrası uyarınca,

mahkemenin görevsizlik kararının kaldırılmasına ilişkin olarak itirazı inceleyen

yargı yerince verilmiş olup sözü geçen kanunun 303. madesiyle kesinliği

belirtilmiş bulunan karara karşı bir itirazda bulunamamasının, yani bu karara

uyma zorunluğunda bırakılmış olmasının, Anayasa'nın 151. maddesinin ruhuna

aykırı bulunduğu dahi ileri sürülemez. Zira, bu madde ile 44 sayılı Kanunun

buna dayanan 27. maddesi, Anayasaya aykırılığının diğer mahkemelerde ileri

sürülmesinin yolunu ve koşullarını düzenlemektedir. Buna karşılık, yukarıda

açıklandığı üzere, ceza işlerinde kanun yollarına ve bunlara uygun şekilde

yapılacak başvurmaları incelemekle görevli ve yetkili yargı yerlerince

verilecek kararların kesinliğine ilişkin olarak yasalara konulmuş hükümlerin

dayanaktan, Anayasa'da, gerek kişi gerekse toplum yönünden bir güvence

sağlanması ereğiyle yer aldığı için, Anayasanın 151. maddesi hükmüyle

çatışmadan ve dolayısiyle ayrı bir konuyu düzenleyen 151. madde hükmüne öncelik

tanınması gerek ve zorunluğundan söz edilemez.

O

halde, bir ceza mahkemesinde görevsizliğe ilişkin olarak verilmiş bulunan karara karşı yetkililere kanun yollarından olan "îtiraz" yoluna başvurulması olanağını tanıyan Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 263. maddesinin üçüncü fıkrası ile bu hükme dayanılarak yapılmış bulunan bir başvurmayı inceleyip karara bağlamakla yetkili ve görevli bir yargı yerinde verilecek kararın kesin olacağını belli eden, aynı kanunun 303. maddesi hükmü, Anayasanın 132. maddesine ve 151. maddesinin ruhuna veya başka bir ilkesine aykırı değildir, itirazın reddi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

:

Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun itiraz konusu 263. maddesinin üçüncü fıkrasının ve 303. maddesinin Anayasaya aykırı olmadığına ve itirazın reddine 18/2/1971 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Başkan

Hakkı Ketenoğlu

Üye

Fazıl Uluocak

Üye

Sait Koçak

Üye

Avni Givda

Üye

Muhittin Taylan

Üye

Şahap Arıç

üye

İhsan Ecemiş

Üye

Ahmet Akar

Üye

Halit Zarbun

Üye

Ziya Önel

Üye

Kâni Vrana

Üye

Muhittin Gürün

KARŞI

OY YAZISI

Anayasanın 151. ve 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Kanunun 27. maddelerine göre bir mahkemenin Anayasaya uygunluk denetimi için Anayasa Mahkemesine getirebileceği hükümler ancak bakmakta bulunduğu dâvada uygulanacak olanlarla sınırlıdır. Bir başka deyimle itiraz yoluna başvuran mahkemenin elinde bakmakta olduğu bir dâva bulunmalı ve Anayasa Mahkemesine getirdiği hükümleri o dâvada doğrudan doğruya uygulama durumunda olmalıdır.

Gercüş Sulh Ceza Mahkemesinin elinde bakmakta olduğu bir dâva bulunduğunda kuşku yoktur. Bu dâvanın konusu "memura gerçeğe aykırı beyanda bulunmak" eylemidir ve iddianamede sanığın Türk Ceza Kanununun 528. maddesine göre cezalandırılması istenilmiştir. Demek ki olayda, Anayasa Mahkemesine itiraz yoluyla başvurulabilmesi için Anayasa'nın 151. maddesinde öngörülen koşullardan birincisi vardır.

İkinci koşulun var olup olmadığına gelince: Bu konu aşağıda tartışılacaktır.

Gercüş Sulh Ceza Mahkemesinin Anayasa'ya uygunluk denetimi için Anayasa Mahkemesine getirdiği hükümler Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 264. maddesinin üçüncü fıkrası ve 303. maddesidir. Sözü geçen üçüncü fıkra sanığa isnat edilen suçun dâvaya bakan mahkemenin görevini aştığının duruşmada anlaşılması halinde mahkemenin işin görevli mahkemeye gönderilmesi yolunda vereceği karara karşı Cumhuriyet Savcılığınca acele itiraz yoluna başvurulacağına; 303. madde ise itiraz üzerine verilen kararların kesinliğine ilişkindir.

Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 263. maddesinin üçüncü fıkrası ve 303. maddesi Gercüş Sulh Ceza Mahkemesinin bakmakta olduğu "Memura gerçeğe aykırı beyanda bulunma" dâvasında uygulayacağı hükümler değildir. Bunlar, mahkeme dışındaki mercilerce; duruşma sırasında eylemin Türk Ceza Kanununun 343. maddesine uyduğu ve görevini aştığı kanısına varan mahkemenin verdiği görevsizlik kararma karşı acele itiraz yoluna başvuran Cumhuriyet Savcısınca ve itirazı kesin karara bağlayan Asliye Ceza Mahkemesince uygulanmıştır.

Mahkeme,

görevsizlik kararına bağladığı dâvanın yeniden eline gelmesine yol açan

hükümler üzerinde bir kuşku veya duraksaması varsa, Ceza Muhakemeleri Usulü

Kanununun 263. ve 303. maddelerini gözden geçirebilir. Ancak şu tutum hiçbir

zaman o hükümlerin bakılmakta olan dâvada mahkemece uygulandığı veya

uygulanacak olduğu anlamını taşımaz. Tersine bir görüş Anayasa'nın 151.

maddesinde geçen "uygulanacak" deyimini değil delalet ettiği hukuki

kavramdan, sözlük anlamından bile uzak düşürecek biçimde bir yorum zorlaması

olur; iptal dâvası (Anayasa - Madde 149) ve itiraz (Madde 151) yolları arasında

hiçbir ayırım bırakmaz. Oysa bu iki yol arasındaki anayasal ayırım, bilindiği

üzere, göze batacak keskinliktedir.

Yukarıda açıklandığı gibi, mahkeme bakmakta olduğu dâvada uygulama durumunda bulunmadığı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 263. maddesinin üçüncü fıkrasını ve 303. maddesini Anayasa'ya uygunluk denetimi için Anayasa Mahkemesine getiremez. Anayasa'nın 151. ve 44 sayılı Kanunun 27. maddelerine uymayan itirazın itirazda bulunan mahkemenin yetkisizliği yönünden reddi gereklidir.

1971 esas sayılı işte 16/6/1970 günlü ilk inceleme toplantısında itiraz konusu hükümlerin mahkemenin elindeki dâvada uygulanma yeri olduğu ve esasın incelenmesinin gerektiği yolunda verilen karara bu nedenlerle karşıyım.

Üye

Lütfi Ömerbaş

Üye

Şevket Müftügil

Üye

Ahmet

H. Boyacıoğlu

Üye Avni Givda

Anayasa Mahkemesi, E. 1970/31, K. 1971/21, 18 Şubat 1971 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I-
  4. Iıı-
  5. Iv-
  6. V-
  7. O
  8. O
  9. Vı-
  10. O
  11. O
  12. Karşı
  13. Oy Yazısı
  14. H. Boyacıoğlu
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1970/31
Karar No
1971/21
Tarih
18 Şubat 1971

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1970/22 K.1971/20
  • AYM Norm Denetimi E.1970/32 K.1971/22
  • AYM Norm Denetimi E.1970/46 K.1971/24
  • AYM Norm Denetimi E.1971/12 K.1971/25
  • AYM Norm Denetimi E.1970/54 K.1971/23
  • AYM Norm Denetimi E.1971/14 K.1971/27

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.