KÜNYE
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 17 Ekim 1972
- Esas Sayısı
- 1972/39
- Karar Sayısı
- 1972/54
Karar Metni
2.135 kelime·11 dk okuma·14 bölüm
Karar günü:17/10/1972
Resmi Gazete tarih/sayı:27.1.1973/14430
İtiraz yoluna başvuran : Tarsus Sulh Ceza Mahkemesi.
İtirazın konusu : 6831 sayılı Orman Kanununa bir madde eklenmesine dair 19/7/1971 günlü 1444 sayılı Kanunun anayasaya aykırı bulunduğu yolundaki müdahil avukatının iddiasının ciddi olduğu kanısına varan ve kanunu Anayasa'nın Başlangıç bölümüne, 12 nci ve 131 maddelerine aykırı gören mahkeme Anayasa'nın değişik 151 nci maddesine dayanarak Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.
I-
Olay :
Sanıklar
hakkında Tarsus Cumhuriyet Savcılığınca 6831 sayılı Orman Kanununun 93 ncü
maddesinin birinci fıkrasına göre cezalandırılmaları istemiyle ve 3/8/1971
günlü 196/71-976 sayılı iddianame ile açılan ve Tarsus Sulh Ceza Mahkemesinin
1971/1023 esas sayısını filan kamu davasında müdahil Orman işletmesi avukatı
Orman kanunu kapsamına giren suçlar dolayısiyle Orman idaresince müdahil
sıfatıyle ve avukat eliyle takip edilen davalarda idare lehine takdir edilecek
maktu vekâlet ücretini o yer avukatlık ücret tarifesinde yazılı asgari Ücretin
onda birine indiren 19/7/1971 günlü 1444 sayılı Kanunun Anayasa'ya aykırı
olduğunu ileri sürmüş; mahkeme iddiayı ciddi görerek 20/4/1972 günlü duruşmada
Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar vermiştir.
III-
Yasa Metinleri : l- itiraz konusu kanun :
Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen 19/7/1971 günlü, 1444 sayılı Kanun (Beşinci Tertip Düstur - Cilt 10 -,üçüncü kitap, sayfa : 2962 deki metne göre) şöyledir:
"Madde l- 6831 sayılı Orman Kanununa aşağıdaki madde eklenmiştir.
Ek Madde l- Bu Kanunun kapsamına giren suçlardan dolayı açılmış olup Orman idaresince müdahil sıfatiyle ve avukat marifetiyle takibedilen ceza davalarında idare lehine takdir edilecek maktu vekalet ücreti davanın görüldüğü mahkemeye göre avukatlık ücret tarifesinde yazılı asgari ücret miktarının onda biridir.
Madde 2- Bu kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Madde 3- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür."
2- Dayanak olarak ileri sürülen Anayasa kuralları :
1444 sayılı Kanunun Anayasa'ya aykırı olduğu yolundaki iddianın ciddiliği görüşünü desteklemek üzere ileri sürülen Anayasa kuralları şunlardır :
"Başlangıç................
Bütün fertlerini kaderde kıvançta ve tasada ortok bölünmez bir bütün halinde ..................
..................
İnsan hak ve hürriyetlerini milli dayanışmayı sosyal adaleti ferdin ve toplumun huzur ve refahını gerçekleştirmeyi ve teminat altına almayı mümkün kılacak demokratik hukuk devletini bütün hukuki ve sosyal temelleriyle kurmak için :
Türkiye Cumhuriyeti Kurucu Meclisi tarafından hazırlanan bu Anayasayı kabul ve ilân ..................... eder."
"Madde 12- Herkes, dil ırk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ayrımı gözetilmeksizin, kanun önünde eşittir.
Hiçbir kişiye aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz."
"Madde 131- (17/4/1970 günlü, 1255 sayılı Yasa ile değişik) üçüncü fıkra :
.........................
........................
Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez"
IV-
İlk inceleme:
16/5/1972 gününde yapılan ilk inceleme sonunda "Anayasa'ya aykırılık iddiası üzerinde sanığın savunmasının alınmadığı görüldüğünden 44 sayılı Kanunun 27 nci maddesinin 2 sayılı bendi hükmüne aykırı düşen bu eksiklik tamamlanmak üzere dosyanın geri çevrilmesine oybirliğiyle ve 1972/15-23 sayı ile karar verilmiştir.
İşin yeniden Anayasa Mahkemesine gelmesi üzerine İçtüzüğün 15 inci maddesi uyarınca 3/10/1972 gününde Muhittin Taylan, Avni Givda. Fazıl Uluocak, Sait Koçak, Nuri Ülgenalp, Şahap Arıç, İhsan Ecemiş, Recai Seçkin, Ahmet Akar, Halit Zarbun, Ziya Önel, Kani Vrana, Muhittin Gürün, Şevket Müftügil ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun katılmalariyle yapılan ilk inceleme toplantısında Tarsus Sulh Ceza Mahkemesinin 12/7/1972 günlü, 1971/1023 sayılı yazısına bağlı olarak gelen kâğıtlara göre dosyadaki eksikliğin tamamlandığı anlaşıldığından Anayasa'nın değişik 151 inci ve 22/4/1962 günlü 44 sayılı Kanunun 27 nci maddelerine uygun düştüğü görülen işin esasının incelenmesi oybirliğiyle kararlaştırılmıştır.
V-
Esasın incelenmesi :
İtirazın esasına ilişkin rapor; mahkemenin 12/7/1972 günlü, 971/ 1023 sayılı yazısına bağlı olarak gelen gerekçeli karar ve ekleri, Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen Kanun; aykırılık iddiasına dayanaklık eden Anayasa kuralları, bunlarla ilgili gerekçeler ve Yasama Meclisleri tutanakları ve konu ile ilişkisi bulunan öteki metinler okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü :
Orman
suçlarından ceza giyenlere yükletilen vekâlet ücretini ceza veya cezanın bir
bölümü saymak yersiz ve olanaksızdır. Vekâlet ücreti, miktarına ve ilgilinin
varlık derecesine göre hükümlü üzerinde ceza kadar, belki de ondan çok etki
gösterebilir; ancak bu nedenle vekâlet ücretinin ceza niteliğinde olduğu
savunulamaz. 6831 sayılı Orman Kanununda yazılı cezaların hafifliğini,
ormanların korunmasına ve geliştirilmesine bu cezaların yetmediğini ileri
sürmek olanak içindedir. Böyle bir iddia belki haklı da görülebilir ve
cezaların ağırlaştırılmasına gidilir. Ancak hafif olduğu kabul edilen cezaları
kanunda olduğu gibi bırakmak ve bunların etkilerini başka yollardan
desteklemeye ve ağırlaştırmaya gitmek ceza hukuku ve ceza siyaseti yönünden
uygun bir yol sayılmaz.
Öte
yandan tarifelerle genel olarak saptanmış maktu vekâlet ücretlerinin orman ceza
dâvalarının özellikleri gözönünde tutulmadığı için uygulamalarda dâva
sonuçlariyle uyuşamadığı da bir gerçektir. 1444 sayılı Kanunun kapsam ve ereği,
işte bu aksaklığı düzelterek orman suçlarından dolayı verilecek cezalar ile
idare lehine hükme bağlanacak vekâlet ücretleri arasında daha usa yatkın
adaletli ve ülke gerçeklerine uygun bir denge sağlamaktan ibarettir. Başka bir
deyimle orman suçlarının niteliği ve nedenleri ve orman suçlarının özel
durumlar! bunlarla öteki suçlan işleyenler arasında vekâlet ücreti yönünden bir
ayrım yapılmasını gerektirmiştir. Ayırım haklı bir nedene dayanmaktadır, itiraz
konusu Kanunu ormanlara zarar verebilecek faaliyet ve eylemlere müsaade
edilmesi veya orman suçu işleyenlerin imtiyazlı bir zümre durumuna
getirilmeleri biçiminde manalandırılmak ise Kanunun apaçık olan kapsamı ve
ereğini aşacak yanıltıcı ve zorlama bir yorum olur. Orman ceza dâvalarında
idare lehine hükme bağlanacak vekâlet ücreti düzeninin 1444 sayılı Kanunla
değiştirilmesinin orman suçlarının artmasına ve ormanların tahribine yol
açacağı gibi bir iddiada Kanunun uzunca bir uygulama süresi geçirip bundan
önceki ve sonraki dönemlerin suç durumu birbiriyle titizce kıyaslanarak iddiayı
destekleyecek veriler elde edilmedikçe bir varsayımdan hatta bir önyargıdan
ileri geçemez.
Öte
yandan 1444 sayılı Kanun Orman Kanunu kapsamına giren suçlardan dolayı açılmış
olup Orman idaresince müdahil sıfatiyle ve avukat eliyle takip edilen ceza
davalarının sonuçlarının tümünü vekâlet ücreti konusunda aynı esaslara bağlı
tutmuştur. 1444 sayılı Kanun kapsamı içinde olanlar ile dışında kalanlar
arasında bir kıyaslama yönü bulunmadığı ortadadır. Görülüyor ki itiraz ve
inceleme konusu 1444 sayılı Kanunun Anayasanın değişik 131 nci maddesinde yer
alan ve ormanlara zarar verebilecek faaliyet ve eylemlere müsaade edilmesini
yasaklıyan kurala ve 12 nci maddesi ilkelerine aykırılığı yoktur. Yine bu
Kanunun Anayasa'nın Başlangıç bölümündeki kurallara aykırılığını hatta bunlarla
ilişkisini düşünmek de yersiz olur.
Özetlenecek olursa : 1444 sayılı Kanun Anayasa'nın Başlangıç bölümünde 12 nci ve değişik 131 nci maddelerinde yer alan kurallara veya başka anayasal ilkelere aykırı değildir, itirazın reddi gerekir.
Muhittin Taylan, Avni Givda, Şahap Arıç, Ahmet Akar, Kani Vrana ve Şevket Müftügil bu görüşe katılmamışlardır.
VI-
Sonuç :
6831 sayılı Orman Kanununa bir madde eklenmesine dair 19/7/971 günlü, 1444 sayılı Kanunun Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine Muhittin Taylan, Avni Givda, Şahap Arıç, Ahmet Akar, Kani Vrana ve Şevket Müftügil'in karşıoylariyle ve oyçokluğu ile 17/10/-1972 gününde karar verildi.
Başkan
Muhittin Taylan
Başkanvekili
Avni Givda
Üye
Fazıl Uluocak
Üye
Sait Koçak
Üye
Nuri Ülgenalp
Üye
Şahap Arıç
Üye
İhsan Ecemiş
Üye
Ahmet Akar
Üye
Halit Zarbun
Üye
Ziya Önel
Üye
Kâni Vrana
Üye
Muhittin Gürün
KARŞIOY
YAZISI
Anayasa'nın
17/4/1970 günlü ve 1255 sayılı Kanunla değişik 131 inci maddesi, ulusal servet
ve kaynaklarımızdan sayılan ormanların, nitelikleriyle sosyal, ekonomik, sağlık
ve stratejik gerek, zorunluk, önem ve yararlarından ötürü, varlıklariyle burada
yaşayan köylülerin korunmaları ve geliştirilmeleri için Devleti geniş Ölçüde
görevlendirmiş bulunmaktadır, Anayasa'nın orman varlığına tanıdığı önemin
büyüklüğünü ve Devlete yüklediği görevlerin genişliğini, 131 inci maddesinde
yer alan hükümlerden özellikle, bütün ormanların gözetiminin Devlete ait
olduğunu, ormanlara zarar verebilecek hiçbir çalışma ve eyleme müsaade
edilemiyeceğini, Devlet Ormanlarının sadece Devletçe yönetilip işletileceğini,
mülkiyetleriyle yönetim ve işletmelerinin özel kişilere devir dahi
edilemiyeceğini zaman aşımı ile mülk edinilemiyeceğini ve kamu yararı dışında
irtifak hakkında konu olamıyacağını saptayanlar çok açık bir şekilde
belirtmektedirler. Hattâ, Anayasa, ormanların korunmasında o kadar titizlik
göstermiştir ki, ormanların tahrip edilmesine yol açabilecek nitelikteki her
çeşit siyasî propagandayı da yasaklamak gereğini duymuştur. Bu bakımdan
Anayasa'nın ormanların korunması ve geliştirilmesi konusunda koyduğu ilkeleri
ve yasaklan kapsayan hükümlerin ve bunların ereklerinin topluca gözönünde
bulundurulmasından çıkan sonuca dayanılarak denilebilir ki, ulusal servet ve
kaynaklarımızı başında gelen orman varlık ve orman köylülerinin korunması ve
geliştirilmeleri konularını zaafa uğratabilecek bir esas veya tedbir, bir
yasama tasarrufu biçiminde bile olsa, Anayasa'ya aykırı sayılmak gerekecektir.
Orman
suçlarından ötürü açılmış bulunan ceza davalarında müdahil orman idaresi lehine
hükümlülere yükletilen maktu vekâlet: ücreti, dâva konusu suçun niteliği ile
hüküm edilecek ceza nev'i ve miktarına değil, bu dâvalar münasebetiyle
mahkemelerin ve dolayısıyla tekillerin görevleri gereği olarak yapmak
zorunluğunda oldukları çalışmaların derecesi esas tutularak hazırlanan
tarifelere dayanılarak hükmedilmektedir. Demek ki, maktu vekâlet ücreti tarifelerinin
belli edilmesinde, işlenilen suçun çeşidi değil, dâvanın derecesidir. O halde,
aynı derecedeki bir ceza mahkemesinde görülen ceza davalarında suçların
çeşidini esas tutarak yasa ile yapılacak bir maktu vekâlet ücreti saptaması,
dâvaları aynı derecedeki mahkemelerde görülen diğer çeşit suçları işlemiş
sanıklarla orman suçlarını işlemiş bulunan sanıklar arasında, Anayasa'nın 12
nci maddesinde yer alan eşitlik ilkesine aykırı bîr sonuç yaratacaktır.
Diğer
yönden, yaratılacak böyle bir eşitsizlik, ormanların ve burada yaşayan
köylülerin korunması ve geliştirilmesi amacına ters düşecektir. Çünkü
diğerlerinden önemli oranda az vekâlet ücreti ödenmesi orman suçlarında
önleyici değil, bir bakıma teşvik edici rol oynayacaktır. Hiç kuşku yok ki, bir
ceza dâvasının olağan sonucu olarak hüküm altına alınan maktu vekâlet ücreti
dahil bütün muhakeme giderleri ve hattâ tazminatlar gibi mali sonuçlar gerçekte
bir ceza yatırımı niteliğinde olmamakla beraber, cezada yargılama giderlerinin
kanunlarla sonuçta haksız çıkan tarafa yükletilmesinin öngörülmesi, bunların
haksızlığın bu yolda dahi önlemek ereğini güden bir ek yaptırım niteliğini
taşıdıklarım göstermektedir. Hattâ özellikle orman suçlularının ötedenberi
hüküm giydikleri cezalardan değil, sözü edilen malî sonuçlardan çekinip
sızlanmaları, bunların cezalar kadar ve hatta bazı durumlarda cezalardan fazla
etkili olduklarını da doğrulamaktadır. Bu durum karşısında, maktu vekâlet
ücretlerinin kanunkoyucu tarafından orman suçlan davalarında da, diğer suçların
dâvalarında benimsenen ölçülerde ve oranlarda saptanmasının, bunların
Anayasa'nın eşitlik ilkesine uygunluğunu sağlamaktan başka, yine Anayasanın
ormanlar konusunda güttüğü ereklerle koyduğu hükümlerin amaçları doğrultusunda
olmak üzere, orman suçlarının önlenmesine ve bu yolla ormanların korunmasına ve
gelişmesine yardım edeceği anlaşılmaktadır.
O
halde, Anayasa'nın 131 inci maddesinde yer alan yasakların nitelik ve amaçlan
göz önünde tutulunca, ceza dâvalarında ek yaptırım niteliğinde kabul edilebilen
yargılama giderleri arasında maktu vekâlet ücretinin yalnız orman suçluları
bakımından belli bir oranda aşağı ölçülerde tutulması, Anayasa'nın sözünden
başka özüne de aykırı düşmektedir. Çünkü yasanın bu yolla yarattığı ayrıcalık
haklı bir nedene dayanmamaktadır. Kaldı ki, Anayasa'nın yasakladığı ve diğer
yasaların da suç saydığı bir eylemi işleyen kimseye, bir taraftan onun bu suçu
tekrar ve diğerlerinin çekinerek işlemelerini önleme amacıyla ceza yaptırımı
yüklemek ve diğer taraftan eyleminin dolayısiyle olağan sonucu bulunan ek
yaptırımdan aynı suçluların Anayasa'nın ve Ceza Hukukunun İlkelerine aykırı
olarak bir ölçüde kurtulmasını sağlamak, hukuk mantığı ile bağdaşamaz. Bu
çelişik durumun, uygulamada, Anayasa'nın isteğine aykırı olarak, ormanların
tahribine yol açan nedenler arasında yer alacağı kolaylıkla söylenebilir.
O
halde 1444 sayılı Kanun Anayasa'nın 12 nci ve 131 inci maddelerine aykırı bulunduğundan iptaline karar verilmelidir.
Sözü geçen Kanunun Anayasa'ya aykırı olmadığı ve itirazın reddi yolundaki karara, yukarıdaki nedenlerle karşıyız.
Üye
Lütfi Ömerbaş
Üye
Şevket Müftügil
Üye
Ahmet
H. Boyacıoğlu
KARŞIOY
YAZISI
Orman
ceza dâvalarında Orman İdaresi lehine hükümlüye yüklenen vekâlet ücretinin ceza
olmadığında kuşku yoktur. Ancak hükmedilen cezanın yanında hükümlülüğün
tazminat yargılama giderleri ve bu arada vekâlet ücreti ödenmesi gibi. malî
sonuçlarında sudu üzerinde ceza kadar, belki cezadan da çok etkili olduğu
ortadadır. Avukatlık asgarî ücret tarifeleri uyarınca hükmedilen vekâlet
ücretinin orman suçlarının gerçekte çok hafif olan cezalarının etkisizliğini
bir oranda giderebilecek bir etken olduğu inkâr edilemez. Orman suçlularının
öteden beri cezalardan değil vekâlet ücretlerinden sızlana gelmeleri bu
yüzdendir. 1444 sayılı Kanun tarifede yazılı vekâlet ücretini doğrudan doğruya
onda bire düşürerek orman suçlarından hüküm giymenin getirdiği külfetleri o
oranda hafifletmiş bulunmaktadır. Sonuç ve etki bakımından bunun orman
suçlarının cezalarının hafifletilmesinden değişik bir yönü yoktur.
1444
sayılı Kanun, ne gibi, bir erek ve gerekçe ile çıkarılmış bulunursa bulunsun
aslında bir müeyyide ve tedbir zaafı getirmekte ve orman suçlularına karşı
Anayasa'nın 131 inci maddesinin değiştirilmesiyle de ortaya çıktığı üzere
gittikçe yumuşayan bir tutumun ifadesini taşımaktadır. Bir süre önce iptal
edilen 1056 sayılı Kanunla yansıtılandan da çok daha ileri ve aşın olan bu zaaf
ve yumuşamanın ormanlara zarar verebilecek faaliyet ve eylemleri, bunlara
müsaade edilmesi Anayasa'nın değişik 131 inci maddesiyle yasaklanmış olmasına
rağmen, teşvik edip artıracağından ve Devlete yine aynı madde ile verilmiş
ormanları koruma ve genişletme ödevinin yerine getirilmesini daha da
aksatacağından şüphe edilmemelidir. Böyle bir sonucun ortaya konulabilmesi için
birkaç yıllık bir uygulamayı beklemek de gereksizdir. Özelikle orman bölgeleri
halkının ormanlara karşı yıllardan beri sürüp gelen tutumu, genel olarak da
bütün ülkede ağaca karşı takınılan ve kayıtsızlıktan derece derece insafsızlık
ve düşmanlık niteliğine kadar varan davranışlar gözönünde bulundurulursa bu
alandaki bir yumuşama ve gevşemenin getireceği ağır ve acı sonuçları şimdiden
isabetle kestirmek hiçde güç olmaz.
Öte yandan 1444 sayılı Kanun, Orman idaresinin müdahil sıfatiyle girdiği ceza davalarının suçlularını vekâlet ücreti bakımından öteki suçlulara, hatta kamu tüzel kişilerinin müdahil sıfatiyte girdiği orman ceza dâvaları suçlularına göre imtiyazlı bir zümreye dönüştürmekte ve kanun önünde eşitlik ilkesini özünden zedelemektedir. Bu, hiç bir nedenin haklı kılamıyacağı ve mazur gösteremiyeceği bir durumdur.
Özetlemek gerekirse ; 1444 sayılı Kanun Anayasa'nın 12 nci ve değişik 131 inci maddelerine aykırıdır ; iptal edilmelidir.
1972/39 esas sayılı işte, sözü geçen Kanunun Anayasaya aykırı olmadığı ve itirazın reddi yolunda verilen 17/10/1972 günlü 1972/54 sayılı karara yukarıda açıklanan nedenlerle karşıyız.
Başkan
Muhittin Taylan
Üye
Kani Vrana
Üye
Şevket Müftügil
KARŞIOY
YAZISI
6831 sayılı Orman Kanununa bir madde eklenmesine dair 19/7/1971 günlü, 1444 sayılı Kanunun Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine dair oyçokluğuyla verilen karara ait karşıoy:
Bu hususta sayın Muhittin Taylan, Kani Vrana ve Şevket Müftügil'in karşıoy yazılarındaki görüşe katılıyorum.
Başkanvekili Avni · Givda Üye Ahmet · Akar Üye Şahap Arıç
Anayasa Mahkemesi, E. 1972/39, K. 1972/54, 17 Ekim 1972 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası