İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1973/43 K.1973/39

Resmi Gazete tarih/sayı:18.2.1974/14803

Esas1973/43Karar1973/39Tarih25 Aralık 1973Okuma35 dk · 7.027 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
25 Aralık 1973
Esas Sayısı
1973/43
Karar Sayısı
1973/39
Karar Günü
25/12/1973
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

7.027 kelime·35 dk okuma·25 bölüm

Resmi Gazete tarih/sayı:18.2.1974/14803

İptal davasını açan : Cumhuriyet Halk Partisi Cumhuriyet Senatosu Grubu.

İptal davasının konusu: Cumhuriyet Senatosu Başkanlık Divanının kuruluşuna ilişkin olarak Cumhuriyet Senatosu Ganel Kurulunca alınan l ve 13 Kasım 1973 günlü kararların İçtüzük değiştirmesi ve düzenlemesi niteliğinde bulunduğu ve Anayasanın kimi maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüş; yine Anayasa'nın değişik 147.. derişik 149. ve 150. maddelerine dayanılarak iptalleri istenilmiştir.

II -

METİNLER

l - Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulunun dava konusu kararları.

a) l/11/1973 günlü Karar:

"Sayın Başkanlığa: Anayasa'nın 84. maddesi muvacehesinde Başkanlık Divanının tesbitini arz ve teklif ederim - Eskişehir, Ömer Ucuzal."

Bu önerge Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulunun 1/11/1973 günlü Birinci Birleşiminde oylanarak Başkanca kabul edildiği bildirilmiş ve böylece karar niteliğini almıştır. (Cumhuriyet Senatosu Tutanak Dergisi, Toplantı 13, Cilt 13 - Sayfa: 21 ve 22)

b) 13/11/1973 günlü Karar:

c) "Cumhuriyet Senatosu Başkanlığına:

l Kasım 1973 günü yapılan müzakere sonunda, Genel Kurulca kabul edilen önerge istikametinde tespit edilmesi gereken ve Başkanlık Makamınca ilgili siyasi partilere tevdi edilmiş bulunan oran cetveli ekli olarak sunulmuştur.

Başkanlık Divanının kuruluşuna esas olacak bu oran cetvelinin kabulü ile Divanın bu esaslara göre kurulmasını arz ve teklif ederiz.

Cumhuriyet Senatosu Adalet Partisi Grup Başkanvekili Eskişehir Senatörü Ömer Ucuzal.

Cumhuriyet Senatosu Adalet Partisi Grup Başkanvekili Manisa Senatörü Oral Karaosmanoğlu.

Cumhuriyet Senatosu C. G. P. Grup Başkanvekili Kayseri Senatörü Sami Turan.

Başkanlık Divanının seçimlerine ait oran ve yüzde cetveli:

Divan üyeliklerinin yüzde puanları:

Başkan : 19x1=19

Başkanvekilleri : 10x3=30

İdare Amirleri : 7x3=21

Divan Kâtipleri : 5x6= 30

100

Siyasi Parti grupları

Adet

Oran

Yüzdesi

Adalet Partisi

80

100x80

132

60,60

Cumhuriyet Halk Partisi

42

100x42

132

31,81

Cumhuriyetçi Güven Partisi

10

100x10

132

7,57

TOPLAM

132

132

99,98

Bu Önerge Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulunun 13/11/1973 günlü Dördüncü Birleşiminde oylanarak Başkanca kabul edildiği bildirilmiş ve böylece karar niteliğini almıştır. (Cumhuriyet Senatosu Tutanak Dergisi, Toplantı 13, Cilt 13 - Sayfa 121- 133.)

2 - Konuyu ilgilendiren Anayasa kuralları:

Konuyu ilgilendiren Anayasa kuralları aşağıda gösterilmiştir.

"Madde 84/1, 2 - Meclislerin Başkanlık Divanları, o meclisteki siyasi parti gruplarının kuvvetleri ölçüsünde Divana katılmalarını sağlayacak şekilde kurulur.

Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu Başkanları, kendi Meclislerince üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ve gizli oy ile ikişer yıl için seçilirler; ilk iki oylamada bu çoğunluk sağlanamazsa, salt çoğunlukla yetinilir. Meclis Başkanlıkları için Meclisteki Siyasi parti gurupları aday gösteremezler."

"Madde 85/1, 2 - Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Meclisler, çalışmalarını, kendi yaptıkları içtüzüklerin hükümlerine göre yürütürler.

İçtüzük hükümleri, siyasi parti gruplarının, meclislerin bütün faaliyetlerine kuvvetleri oranında katılmalarını sağlayacak yolda düzenlenir. Siyasi parti grupları, en az on üyeden meydana gelir."

"Madde 70 - Cumhuriyet Senatosu, genel oyla seçilen yüzelli üye ile Cumhurbaşkanınca seçilen onbeş üyeden kurulur.

13 Aralık 1960 tarihli ve 157 sayılı Kanunun altında adları bulunan Milli Birlik Komitesi Başkanı ve üyeleri ile eski Cumhurbaşkanları, yaş kaydı gözetilmeksizin Cumhuriyet Senatosunun Tabii üyesidirler. Tabiî üyeler Cumhuriyet Senatosunun diğer üyelerinin tâbi oldukları hükümlere tabidirler. Ancak haklarında bu Anayasanın 73 üncü maddesinin l inci ve 2 nci fıkraları ve 10 uncu geçici maddesinin l inci fıkrası hükümleri uygulanmaz. Tabiî üye olarak Cumhuriyet Senatosuna katıldıktan sonra bir siyasi partiye girenlerin tabiî üyelik sıfatı, partiye girişlerinden sonraki ilk Cumhuriyet Senatosu üyeliği seçimi tarihinde sona erer."

"Madde 72 - Kırk yaşını doldurmuş ve yüksek öğrenim yapmış bulunan ve milletvekili seçilmeye engel bir durumu olmayan her türk, Cumhuriyet Senatosuna üye seçilebilir.

Cumhurbaşkanınca seçilecek üyeler, çeşitli alanlarda seçkin hizmetleriyle tanınmış ve kırk yaşını bitirmiş kimselerden olur. Bunlardan en az onu bağımsızlar arasından seçilir."

"Değişik madde 89/1, 2 - Gensoru yetkisi yalnız Millet Meclisinindir. Gensoru önergesi bir siyasi parti gurubu adına veya en az 10 milletvekilinin imzasiyle verilir.

Gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağı, verilişinden sonraki üç birleşim içinde görüşülür. Bu görüşmede, ancak önerge sahiplerinden biri siyasi parti grupları adına birer milletvekili, Bakanlar kurulu adına Başbakan veya bir bakan konuşabilir."

"Madde 94/2 - Bu tasarılar ve rapor (Bütçe tasarıları) otuzbeş milletvekiliyle onbeş Cumhuriyet Senatosu üyesinden kurulu bir karma komisyona verilir. Bu komisyonun kuruluşunda, iktidar grubu veya gruplarına en az otuz üye verilmek şartiyle, siyasi parti gruplarının ve bağımsızların oranlarına göre temsili gözönünde tutulur."

"Madde 109/1, 2, 3, 4 - Millet meclisi genel seçimlerinden önce, Adalet, İçişleri ve Ulaştırma Bakanları çekilir. Seçimin başlangıç tarihinden üç gün önce; seçim dönemi bitmeden seçimin yenilenmesine karar verilmesi halinde ise, bu karardan başlayarak beş gün içinde, Başbakanca Türkiye Büyük Millet Meclisinin bağımsız üyeleri arasından yeni Adalet, İçişleri ve Ulaştırma Bakanları atanır.

108 inci madde gereğince seçimlerin yenilenmesine karar verildiğinde Bakanlar çekilir ve Başbakan geçici bir Bakanlar Kurulu kurar.

Geçici Bakanlar Kuruluna, Adalet, İçişleri ve Ulaştırma Bakanları Türkiye Büyük Millet Meclisindeki bağımsızlardan olmak üzere, Millet Meclisindeki siyasi parti guruplarından, bu meclisteki oranlarına göre üye alınır.

Siyasi parti gruplarından alınacak üye sayısını, Millet meclisi Başkanı tesbit ederek Başbakana bildirir Teklif edilen Bakanlığı kabul etmeyen veya sonradan çekilen partililer yerine, Türkiye Büyük Millet meclisi içinden veya dışardan bağımsızlar atanır."

"Değişik madde 149 - Cumhurbaşkanı; Yasama meclisindeki siyasi parti grupları veya Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan siyasi partiler ile son milletvekili genel seçimlerinde muteber oy sayısının en az yüzde onunu alan siyasi partiler; Yasama meclislerinden birinin üye tamsayısının en az altıda biri tutarındaki üyeleri; kendi varlık ve görevlerini ilgilendiren anlarda Yüksek Hâkimler Kurula Yargıtay, Danıştay, Askeri Yargıtay ve üniversiteler, kanunların veya Tükiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüklerinin veya bunların belirli madde ve hükümlerinin Anayasa'ya aykırılığı iddiasiyle, Anayasa Mahkemesinde doğrudan doğruya iptal davası açabilirler."

"Madde 8/2 - Anayasa hükümleri yasama yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve kişileri bağlıyan temel hukuk kurallarıdır."

"Madde 12 - Herkes, dil ırk, cinsiyet siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ayırımı gözetilmeksizin, kanun önünde eşittir.

Hiç bir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz."

"Madde 80 - Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliği, bir üyenin üye seçilmeye engel bir suçtan dolayı kesin olarak hüküm giymesi çekilmesi, kısıtlanması, üyelikle bağdaşmıyan bir hizmet kabul etmesi veya Meclis çalışmalarına izinsiz veya özürsüz ve aralıksız olarak bir ay katılmaması yüzünden üyeliğinin düştüğünün kendi Meclisince karara bağlanması hallerinde sona erer."

"Madde 86 - Her Meclis, üye tamsayısının salt çoğunluğuyla toplanır ve Anayasa'da başkaca hüküm yoksa, toplantıya katılanların salt çoğunluğuyla karar verir.

Türkiye Büyük Millet Meclisinde toplantı yetersayısı, her iki meclis üye tamsayısı toplamının salt çoğunluğudur."

III-

İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 15. madesi uyarınca 13/12/1973 gününde Muhittin Taylan, Avni Givda, Sait Koçak, Kemal Berkem, Şahap Arıç, İhsan Ecemiş, Halit Zarbun, Ziya Önel, Abdullah Üner, Kâni Vrana, Muhittin Gürün, Lütfi ömerbaş, Şevket Müftügil, Nihat Akçakayalıoğlu ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun katılmalariyle yapılan ilk inceleme toplantısında aşağıda açıklanan konular üzerinde durulmuş ve yine aşağıda açıklanan sonuçlara varılmıştır.

l - Davanın Yasa kurallarına uygun olarak açılıp açılmadığı konusu :

a) Dava konusu kararlar l ve 13 Kasım 1973 günlüdür. Dava dilekçesi Anayasa Mahkemesi Genel Sekreterliğince 27 Kasım 1973 gününde kaleme havale edilerek 2588 sıra ve 1973/43 esas sayısını almıştır, 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Kanunun 26. maddesinin birinci fıkrasına göre dava o günde açılmış sayılacağı için yasal süresi içindedir.

b) Cumhuriyet Senatosu Genel Sekreterliğince 26/11/1973 gününde onanmış belgelere göre Cumhuriyet Senatosu Cumhuriyet Halk Partisi Grubu otuzsekiz üyesinin katıldığı 15/11/1973 günlü olağanüstü toplantıda, söz konusu kararlar hakkında Anayasa Mahkemesinde iptal davası açılmasına oybirliğiyle karar vermiş ve dava Grup Başkanvekilleri Fikret Gündoğan (istanbul) ve Salih Tanyeri (Gaziantep) tarafından açılmıştır. Dosyanın eksiği yoktur. Durum 44 sayılı Kanunun 21., 25., 26., maddelerine uymaktadır.

2 - Dava konusu kararların niteliği:

Anayasa'nın değişik 147. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesi ancak kanunların ve Türkiye Büyük Millet Meclisi içtüzüklerinin Anayasa'ya Anayasa değişikliklerinin de Anayasa'da gösterilen şekil şartlarına uygunluğunu denetler. Bu nedenle Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulunun dava konusu kararlarının değerlendirilip nitelendirilmesinin önemi açıktır.

Türkiye

Cumhuriyeti Anayasası'nın hükümleri arasında Türkiye Büyük Millet meclisinin ve

Meclislerin çalışmalarını kendi yaptıkları içtüzükler uyarınca yürütmesi ilkesi

de yer almaktadır (Madde 85). Bir Meclis Başkanlık Divanının kuruluşunu ve iş

görüşürü o Meclisin çalışma alanı dışında, Meclis faaliyetlerinden ayrı

nitelikte bir düzen olarak düşünmeğe olanak yoktur. Başkanlık Divanının kuruluşu

ve işleyişi, Divanın meclisin çalışmalarını yönetmesi dolayısiyle, Meclis

faaliyetlerinin en başında gelir. Böyle olduğu için de Başkanlık Divanına

ilişkin sorunların çözüm yeri İçtüzük ve Divanın bağlı olacağı düzenin

saptanması bir içtüzük konusudur. Nitekim Cumhuriyet Senatosu içtüzüğünde de

Başkanlık Divanına, grupların divana katılmaları biçiminin saptanmasına,

Divanen bünyesine, oluşmasına, seçilişine vr. görevlerine ilişkin ayrıntılı

rnaddeler vardır (ikinci ve Üçüncü Bölümler; madde 3 - 13).

Birbirini

bütünleyen dava konusu iki karar Cumhuriyet Senatosu Başkanlık Divanının

bünyesi ve oluşması konusunda yeni bir düzenleme getirmektedir. Bu düzenlemede

Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğündeki tüm grupların Divana güçleri oranında

katılmaları ve oranın saptanmasında Cumhuriyet Senatosu üye tamsayısının esas

alınması ilkelerinden uzaklaşılarak Divana yalnız siyasi parti gruplarının

katılması öngörülmüş ve güç oranının saptanmasında hesabın siyasi parti

gruplarına mensup üyelerin toplam sayısına göre yapılması yoluna gidilmiştir.

Dava konusu kararların şu durumu ile, yalnızca İçtüzükte yeri olabilecek bir

konuyu düzenlediğinde ve özellikle Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğünün siyasi

grupların oranlarına ilişkin 8. maddesini değiştiren bir nitelik taşıdığında

kuşku yoktur.

Dava konusu kararların bir İçtüzük sorununu ele alıp sonuca bağladığını ve bu nedenlerle de bir içtüzük düzenlemesi niteliğini kazandığına böylece belirttikten sonra kararların alınmasında İçtüzüğün değiştirilmesine ilişkin usule uyulmamasının bu niteliğe etkisi olup olamayacağının üzerinde durulması gerekir.

Anayasa, Yasama Meclisleri içtüzüklerinin yapılması ve değiştirilmesi için belirli bir yol koymuş değildir. Buna Karşılık Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğünün konuyu düzenleyen 180. ve 181. maddelerinde İçtüzükte değişiklik yapılmasına ilişkin önerilerin, gerekli raporu hazırlayıp Cumhuriyet Senatosuna sunmak üzere, Anayasa ve Adalet Komisyonuna havale edileceği ve yapılacak değişiklik ve ilavelerin bir kez görüşmeye tabi olduğu yazılıdır.

Dava

konusu kararların, daha önce Anayasa ve Adalet Komisyonunda incelenip rapora

bağlanmaksızın ve ilgili içtüzük kurullarının değiştirilmesi açıkça

istenmeyerek yalnızca iki önerinin Genel Kurulda oylanıp kabul edilmesi

yoliyle, oluşmuş bulunduğu bilinmektedir (Cumhuriyet Senatosu Tutanak Dergisi;

Cilt 13; sayfa 21, 22 ve 121 -133) Ancak bunların çözüme bağladığı konunun,

alınmalarındaki ereğin ve gördükleri işin açık ve kesin delâleti karşısında

yukarıda değinlen biçim eksikliğinin bu yasama belgelerini nitelendirmede etkisi

olabileceği düşünülemez. Kaldı ki tersine bir görüşün çeşitli içtüzük

konularının tek tek kararlarla hükme bağlanması ve böylece Anayasa'ya uygunluk

denetiminden kaçınılması yolunda bir eğilimi teşvik etmesi her zaman için

olasılık içindedir. Anayasa'da böyle bir durum ve tutuma elverişli bir açığın

bulunabileceği sonucuna yönelen her yorum Anayasa Koyucunun ereğine tüm aykırı

düşer.

Özetlemek gerekirse: Dava konusu kararlar içtüzük düzenlemesi niteliğindedir ve bu nitelikleriyle de Anayasa'ya uygunluk denetimine bağlıdırlar.

3 - Dava dilekçesi örneğinin gönderilmesi istemi:

Cumhuriyet Senatosu Başkanlığının, aynı konudaki 1973/43 ve 1973/44 esas sayılı iptal davalarına ilişkin başvurmaların birer örneğinin bilgi edinilmek üzere gönderilmesini 5/12/1973 günlü. 1728 - 2030 sayılı yazı ile istediği anlaşılmaktadır. Bu yoldaki istemin. 44 sayılı Yasada yeri olmaması dolayısiyle, reddine karar verilmesi gerekir.

4 - İlk İnceleme sonunda verilen karar:

Böylece ve yukarıda ayrıntıları ile açıklandığı üzere:

a) Cumhuriyet Senatosu Başkanlığının dava dilekçeleri örneklerinin bilgi edinilmek üzere gönderilmesi yolundaki isteminin, 44 sayılı Yasada yeri olmaması dolayısiyle, reddine;

b) Dosyanın eksiği bulunmadığı sonucuna varıldığından konusu içtüzük düzenlemesi niteliğinde olan ve Anayasa'nın değişik 147., değişik 149. ve 150. ve 44 sayılı Kanunun 21., 22., 25., 26. maddelerine uygun görülen işin esasının incelenmesine,

13/12/1973 gününde oybirliğiyle karar verilmiştir.

5 - Esasın incelenmesi için gün belirlenmesi:

20/12/1973 gününde Muhittin Taylan, Avni Givda, Kemal Berkem. Şahap Arıç, İhsan Ecemiş, Ahmet Akar, Halit Zarbun, Ziya Önel, Abdullah Üner, Kâni Vrana, Muhuttin Gürün, Lûtfi Ömerbaş, Şevket Müftügil, Nihat Akçakayalıoğlu ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun katılmalariyle yapılan toplantıda ise davanın, niteliği dolayısiyle; Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 33. maddesinin birinci fıkrasında yazılı yetkiye dayanılararak ve aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca süreler kısaltılarak, 25/12/1973 saat 10.00 gündemine alınmasa kararlaştırılmıştır.

IV -

Esasın incelenmesi :

Davanın esasına ilişkin rapor, dava dilekçesi ve ekleri, Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen içtüzük düzenlemesi niteliğindeki Cumhuriyet Senatosu Genel kurulu kararları, 1/11/1973 ve 6/11/1973 ve 13/1l/1973 günlü Birleşimlere ilişkin Cumhuriyet Senatosu Tutanak Dergileri; Konuyu ilgilendiren Anayasa kuralları ve bunlara ilişkin gerekçeler ve başka yasama belgeleri; dava ile ilişkisi bulunan öteki metinler okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A) l - Dava dilekçesi örneğinin verilmesi yolundaki Cumhuriyet Senatosu A. P. Grubunun istemi:

Cumhuriyet Senatosu Adalet Partisi Grup Başkanlığının altında Başkanvekili Ömer Ucuzal'ın adına taşıyan 13/12/1973 günlü, 397 sayılı bir yazısı bulunduğu anlaşıldığından önce bu konu ele alınmıştır. Bu yazıda grubun 44 sayılı Yasanın 30. maddesinin son fıkrası uyarınca eldeki iptal davası üzerinde düşünce vermeği tasarladığından söz edilerek dava dilekçeleri örneklerinin kendilerine tebliği veya bunların kapsamından bilgi edinilmesi için gerekli kararın verilmesi istenmektedir.

44 sayılı Yasanın 30 uncu maddesinin son fıkrası uyarınca dava konusu bir kuralın Anayasa'ya aykırı olmadığı kanısında bulunan bir siyasi parti grubunun Anayasa mahkemesine yazılı düşünce bildirmesi için önce grup genel kurulunun en az üye tamsayısının salt çoğunluğu ile karar alması gerekir. Başvurmada böyle bir karar bulunmadığı ve yalnızca bir tasarlamadan söz edildiği anlaşıldığından dilekçenin incelenme değeri yoktur.

Abdullah Üner bu görüşe katılmamıştır.

Böylece 44 sayılı Yasanın 30. maddesinin son fıkrası uyarınca yazılı düşünce verilmesi konusunda siyasi parti grubu genel kurulunca alınmış bir karar bulunmadığı anlaşıldığından Adalet Partisi Cumhuriyet Senatosu Grubu Başkanvekili Ömer Ucuzal adı altında verilen dilekçenin incelenme değeri bulunmadığı Abdullah Üner'in karşı oyu ve oyçokluğu ile 25/12/1973 gününde karara bağlanmıştır.

2 - Sözlü açıklama sorunu:

İkinci olarak 44 sayılı Yasanın 29. maddesi uyarınca ilgililerin sözlü açıklamalarının dinlenmesine gerek olup olmadığı üzerinde durulmuştur. Dava konusu açık, sade ve belirgin olduğu, konuyu ilgilendiren tüm bilgiler ve açıklamalar dava dilekçesinde, eklerinde ve Cumhuriyet Senatosu Tutanak Dergilerinde bulunduğu için bu yola gidilmesinde gerekliliğin varlığı düşünülemez. Üstelik sözlü açıklamaları dinlenmek üzere ilgililerin çağrılmasının zaman alacağı kuşkusuz; işin niteliği dolayısiyle bir an önce incelenip karara bağlanmasındaki yarar da ortadadır.

Şahap Arıç ve Abdullah Üner bu görüşe katılmamışlardır.

Böylece işin niteliğine göre ilgililerin sözlü açıklamalarınım dinlenmesine yer olmadığına Şahap Arıç ve Abdullah Üner'in karşıoylariyle ve oyçokluğu ile karar verilmiştir.

3 - Dava konusu kararların esas yönünden birlikte incelenmesi sorunu :

Yukarıda da belirlendiği üzere Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulunun iptal davasına konu edilen kararları ikidir. Bunlardan Birincisi yani l Kasım 1973 gününde alınanı "Başkanlık Divanının Anayasa'nın 84. maddesi muvacehesinde saptanması" na; ikincisi, yani 13 Kasım 1973 günü alınanı ise "ilk karar yönünde saptanan ve siyasi parti gruplarının güçleri oranı yüzdelerini, Divan üyeliklerinin yüzde puanlarını ve üç siyasi parti grubundan her birine bu üyeliklerden hangilerinin ne sayıda düşeceğini belirliyen ayrıntılı oran çizelgesi" ne ilişkindir.

İlk karar, Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulundaki görüşmelerin ışığı altında bakılınca daha açık görüleceği üzere, Anayasa'nın bir maddesine veya Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğünün 4. maddesinin birinci fıkrasındaki "Cumhuriyet Senatosunun Başkanlık Divanı Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 84. maddesi hükümlerine göre kurulur." kuralına bir gönderme yapar veya bunları tekrarlar bir nitelikte değildir.

Karar

Cumhuriyet Senatosunda yıllarca yaşayan bir görüşün ve yine yıllarca süren bir

uygulamanın tam tersi yönünde; Anayasa'nın 84. maddesi kuralına yeni bir

anlayış ve yorum getiren, başka deyimle bu kuralı Başkanlık Divanına yalnız

siyasi parti gruplarının girebileceği ve bunların güç oranlan saptanırken

Cumhuriyet Senatosu üye tamsayısına değil, siyasi parti gruplarına mensup

üyeler sayısı tutarına dayanılması gerektiği yolunda anlamlandıran bir yasama

belgesidir. Şu niteliği ve kapsamiyle bu kararın ikinci kararla çok yakın

ilgisi ve sıkı bağlantısı vardır, ikinci karara temel olmuş, kaynaklık

etmiştir. ikinci kararı birincinin yalnızca bir ayrıntılı açıklaması, onun

uygulama alanına geçirilişi gibi görmek de yanlış olmaz. Esasen ikinci kararın

metni de bu durumu ortaya koymaktadır. Onun içindir ki iki kararın bir arada

incelenmesinde büyük yarar, üstelik de zorunluluk vardır.

Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğünün 1. maddesine göre Cumhuriyet Senatosu her yıl Kasım ayının ilk günü davetsiz olarak toplanır. Bu birleşime Cumhuriyet Senatosu Başkanı, onun bulunmaması halinde Başkanvekillerinden birisi, bunlardan hiç biri yoksa en yaşlı üye başkanlık eder. Mevcut Divan kâtiplerinden ikisi, bunların bulunmamaları, halinde en genç iki üye kâtiplik vazifesini görür.

Birinci

karar Cumhuriyet Senatosu Genel kurulunun yeni yasama yılı ilk birleşiminde,

Başkanlık Divanı İçtüzüğünün 1. Maddesi uyarınca oluşmuş bulunarak, alınmıştır.

Bu karar yönünden herhangi bir biçimsel aykırılık iddiası veya olasılığı söz

konusu değildir. Şu duruma göre kararın dağrudan doğruya esas yönünden Anayasa'ya

aykırılık çerçevesi içinde ele alınması gerekir. Her ne kadar ortada ikinci

karara ilişkin olarak bir biçim yönünden aykırılık konusu varsa da ve bu

konunun o karar bakımından önce çözülmesi olağan ise de ikinci karar, yukarıda

açıklandığı üzere, tek başına, bağımsız olarak ele alınamıyacağına ve ancak ana

karar dolayısiyle onunla birlikte incelenip sonuca bağlanabileceğine göre

ikinci kararın da birinci kararın bağımlısı olarak ve o kararla birlikte önce

esas yönünden Anayasa'ya uygunluk denetiminden geçirilmesi zorunludur.

Avni Givda ve Ahmet Akar 13 Kasım 1973 günlü kararın biçim yönünden de Anayasa'ya aykırılık durumu söz konusu olduğundan önce ve ayrıca bu sorunun çözülmesi; Nihat Akçakayalıoğlu ise iki kararın ayrı ayrı görüşülmesi gerektiğini ileri sürerek ve İhsan Ecemiş kendi gerekçesine dayanarak bu görüşe katılmamışlardır.

B)

Dava konusu kararların esas yönünden Anayasaya aykırılığı sorunu:

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, siyasi parti gruplarına veya bağımsızlara Türkiye Büyük Milet Meclisi üyelerinin genel, ortaklaşa hak ve yetkilerinden ayrımlı olarak birtakım özel hak ve yetkiler verdiğinde bunu açık ve kesin kurallarla belirleme yoluna gitmiştir. Sözgelimi değişik 89. maddenin birinci fıkrasına göre gensoru önergeleri ancak siyasi parti grubu adına, bir de en az 10 milletvekilinin imzasiyle verilebilir.

Gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağı konusundaki görüşmelerde ancak siyasi parti grupları, önerge sahipleri ve Bakanlar Kurulu adına konuşabilmesi yine bu maddenin ikinci fıkrası kuralı gereğidir.

109.

madde de Millet Meclisi genel seçimlerinde, seçim dönemi bitmeden seçimin

yenilenmesine Millet Meclisince veya Cumhurbaşkanınca karar verilmesi

hallerinde dahi, Adalet , İçişleri ve Ulaştırma Bakanlarının Türkiye Büyük

Millet Meclisinin bağımsız üyeleri arasından atanması kurala bağlanmıştır.

Değişik 149. Madde , Yasama Meclisleri içindekilerden yalnız siyasi parti

gruplarına, bir de Yasama Meclislerinden birinin üye tamsayısının en az altıda

biri tutarındaki ülelerine Anayasa Mahkemesinde doğrudan doğruya iptal davası

açabilme hakkını tanımaktadır. 94. Maddenin ikinci fıkrasında elli kişilik

Bütçe Karma Komisyonunda en az otuz üleliğin iktidar grubuna veya gruplarına

verileceği yazılıdır.

Bura

karşılık Anayasanın 84. maddesinin birinci fıkrasındaki kural yalnızca

(Meclislerin Başkanlık Divanları, o Meclisteki siyasi parti gruplarının

kuvvetleri ölçüsünde Divana katılmalarını sağlayacak şekilde kurulur."

biçiminde bu maddede yer almış; siyasi parti grupları üyeleri dışında

kalanların Başkanlık Divanına katılmalarını önleyecek ve bu görev yerlerini

siyasi parti gruplarına hasredecek veya bu yolda bir anlayış ve yoruma

elverişli düşecek herhangi bir kural getirilmemiştir. Geçmişteki acı ve üzücü

olay ve örneklerden esinlenilerek iktidar partisi Meclis Grubunun baskı

yöntemlerini engellemek ve öteki siyasi parti gruplarına bu bakımdan bir

güvence sağlamak ereğiyle Anayasa'da yer verildiğinde kuşku olmayan bu kuralın

tıpkısı 85. maddenin ikinci fıkrasında da görülmektedir. Burada içtüzük hükümlerinin,

siyasi parti gruplarının Meclislerin bütün faaliyetlerine kuvvetleri oranında

katılmalarını sağlayacak yolda düzenleneceği yazılıdır. Dava ve inceleme konusu

kararlara hâkim olan görüşe göre bu kuraldan siyasi parti grupları üyelerinden

başkalarının Meclis faaliyetlerine katılamayacakları anlamının çıkarılması

gerekir ki böyle bir sonucun, hele 80. maddede Meclis çalışmalarına izinsiz

veya özürsüz ve aralıksız olarak bir ay katılmamanın üyeliğin düşmesi nedeni

olacağının belirlenmesi karşısında, hukukça ve mantıkça savunulabilir bir yanı

olamaz.

Öte

yandan 84. maddenin ikinci fıkrasında Meclisteki siyasi parti gruplarının

Başkanlık için aday göstermeleri yasaklanmıştır. Bu siyasi parti guruplarından

olmayan bir üyenin de Başkan adayı olabileceği ve Başkanlığa seçilebileceği

demektir. Dava konusu kararların dile getirdiği görüş ise Anayasa'nın açıkça

verdiği böyle bir haktan yararlanılması olanağını ortadan kaldırmakta ve

Anayasaya aykırılığını kendi kendine daha da belirgin kılmaktadır. Meclis

Başkanının siyasi parti grupları dışında kalanlardan seçilebileceği ancak

Başkanlık Divanının bir oranda daha etkisiz bir üyesinin, söz gelimi bir Divan

kâtibinin veya idare amirinin mutlaka siyasi parti grupları üyeleri arasından

getirilmesi gerektiğini kabul etmekle düşülecek çelişki ise ortadadır.

Anayasa

Koyucu Meclis Başkanları için siyasi parti gruplarının aday göstermelerini

(Madde 84/2), başkanların ve başkanvekillerinin üyesi bulundukları siyasi

partilerin veya siyasi parti gruplarının Türkiye Büyük Millet Meclisi içinde

veya dışındaki faaliyetlerine ve görevlerinin yerine getirilmesini gerektiren

haller dışında Meclis çalışmalarına katılmalarını ve Başkanların oy

kullanmalarını (madde 84/3) kesin olarak yasaklamakla Başkanlık Divanının

yansızlığı konusundaki titizliğini açıkça ortaya koymuştur. Başkanlık Divanının

yansız bir kimlik kazanabilmesini ise Divan üyeliklerinin siyasi parti grupları

ve gruplar dışında kalanlar arasında olabildiğince dengeli bir biçimde

dağılması sağlayabilir.

Dava konusu iki kararın gerek Anayasa'nın 72. maddesi uyarınca seçilmiş olsun, gerekse Cumhuriyet Senatosunun öteki üyeleri gibi aynı koşullara bağlı bulundukları 70. maddede belirlenmiş tabii üyelerden bulunsun Cumhuriyet Senatosu üyeleri arasında bir anayasal nitelik ayırımı yok iken, siyasi parti gruplarına mensup üyelere değişik hak ve yetkiler tanıyarak bunları imtiyazlı bir zümre durumuna getirdiği de ortadadır.

Anayasa'nın 84. maddesindeki siyasi parti gruplarının güçleri ölçüsünde Divana katılmalarını öngören kural aynı zamanda bu grupların güçlerinin üstünde bir sayı ile Divana katı imalarını da önler. Oysa dava konusu kararlar siyasi parti grupları dışında kalanlara Divanda yer vermemekle bu grupların Cumhuriyet Senatosundaki gerçek güçlerinin, üstüne çıkan sayılarla Divana katılmalarına yol açmakta ve böylece bir yönden daha Anayasa'ya aykırılığı oluşturmaktadır.

Siyasi

parti gruplarının güçleri ölçüsü saptanırken yüzde hesabının hangi sayıya

oranla belirleneceği konusuna gelince; dava ve inceleme konusu kararlar bu

saptamada yalnızca Cumhuriyet Senatosundaki siyasi parti grupları üyelerinin

toplamını hesaba katmışlardır. Bu, bir bakıma, Cumhuriyet Senatosunun yalnızca

siyasi parti grupları üyelerinden oluştuğunu kabul demek olur ki böyle bir

tutum gerçek ve eylemsel durumu, yansıtamayacağı gibi, Anayasa'nın Cumhuriyet

Senatosunun kuruluşunu düzenleyen 70. maddesine de düpedüz aykırı düşer. 70.

maddeye göre Cumhuriyet Senatosu genel oyla seçilen yüzelli, Cumhurbaşkanınca

seçilen onbeş üyeden, ayrıca tabii üyelerden (13/12/1960 günlü, 157 sayılı

Kanunun altında adları bulunan Milli Birlik Komitesi Başkanı ve üyeleri ve eski

Cumhurbaşkanları) oluşur. Tabiî üyelerin siyasi partilere girmeleri

yasaklanmıştır. Girenlerin bu girişten sonraki ilk Cumhuriyet Senatosu üyeliği

seçimi tarihinde tabiî üyelik sıfatları sona erer. 72. maddenin son fıkrası

kuralına göre ise Cumhurbaşkanınca seçilen üyelerden en az onunun bağımsızlar

arasından seçilmesi zorunludur. Demek ki Cumhuriyet Senatosunun anayasal

bünyesi içinde en az tabii üyeler sayısı ile Cumhurbaşkanınca seçilmiş on üye

toplamı kadar siyasi parti grupları dışında kalmış üye bulunması her zaman için

olağan görülmelidir. Dava konusu 13 kasım 1973 günlü kararda Cumhuriyet

Senatosundaki siyasi parti grupları üyeleri toplamı 132 olarak gösterilmiş ve

güç oranları bu toplama göre hesaplanmıştır. Yine o tarihte Cumhuriyet Senatosu

üye tamsayısının ise 185 olduğu anlaşılmaktadır. Siyasi parti grupları

güçlerinin böylece gerçek güçlerine göre aradaki şu fark oranınca yükseltilmiş

olduğu ortadadır.

Yukarıdan

beri açıklananlardan siyasi parti gruplarının Başkanlık Divanına katılma

ölçüleri saptanırken yalnızca siyasi parti grupları üye toplamının değil bir

bütün olarak tüm Cumhuriyet Senatosunu ilgilendiren bu işte Cumhuriyet Senatosu

üye tamsıyısının esas alınması ge rektiği kolayca anlaşılacaktır. Bununla

birlikte Anayasa'da sırası geldikçe ve gerekli görüldükçe Meclis üye

tamsayılarına yapılan değinmelere burada kısaca işaret edilmesinde yarar

vardır. Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu Başkanlarının Meclislerin üye

tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile seçileceklerine (Madde 84/2); her Meclisin

üye tamsayısının salt çoğunluğu ile toplanacağına (86/1); Cumhurbaşkanının

Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile

seçileceğine. (95/2) ve vatan hainliğinden dolayı Türkiye Büyük Millet Meclisi

üye tamsayısının en az üçte birinin önerisi üzerine üye tamsayısının en az üçte

ikisinin vereceği kararla suçlandırılabilmesine (99); Bakanlar Kurulunca görev

sırasında ileri sürülen güven isteminin ancak üye tamsayısının salt çoğunluğu

ile reddedilebileceğine (104/3); Yasama Meclislerinden birinin üye tamsayısının

en az altıda biri tutarındaki üyelerinin Anayasa Mahkemesinde iptal davası

açabileceklerine (değişik madde 149) ilişkin kurallar ve kanunların görüşülmesini

ve kabulünü düzenleyen 92. maddedeki Meclislerin üye tamsayılarına yönelmiş

düzenlemeler bunlar arasındadır.

Özetlemek gerekirse; Cumhuriyet Senatosundaki siyasi parti grupları Cumhuriyet Senatosu Başkanlık Divanına ancak kendi güçleri ölçüsünde, bu ölçünün ne altında ne üstünde olmaksızın, katılırlar. Başkanlık Divanına katılma siyasi parti gruplarının tekeli altında, yalnız bunlara tanınmış bir imtiyaz değildir. Divanın bu paylaşma sonunda boş kalan üyeliklerine siyasi parti grupları dışındakiler girerler. Siyasi parti gruplarının güçleri oranı saptanırken siyasi pati gruplarının üyeleri toplamı değil Cumhuriyet Senatosu üye tamsayısı esas alınır. Başkanlık Divanına ilişkin olarak bu ilkelere dayanılmaksızın yapılan her düzenleme Anayasaya aykırı düşer.

Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulunun İçtüzük düzenlemesi niteliğinde olan dava ve inceleme konusu l ve 13 Kasım 1973 günlü iki kararı yukarıda yer alan ayrıntılı açıklamalarla belirlendiği üzere, Anayasanın özellikle 84., 85., 70., 12. ve 8. maddelerine aykırıdır.

C) l - 13 Kasım 1973 günlü kararın biçim yönünden Anayasaya uygunluk denetiminden geçirilmesi:

l Kasım 1973 günlü kararla birlikte ve bu kararın bağımlısı olarak esas yönünden Anayasaya aykırılık çerçevesi içinde incelenmesine gidilen 13 Kasım 1973 günlü kararın Anayasaya aykırı olduğu yukarıda saptanmıştır Ancak davacı bu kararın biçim yönünden de Anayasaya aykırı olduğunu ileri sürdüğü için kararın şu durumu ile, biçim yönünden de Anayasaya uygunluk denetiminden geçirilip geçirilemiyeceği sorunu ortaya çıkmaktadır.

Bir

kuralın Anayasaya uygunluk denetimi yapılırken önce biçim yönünün ele alınması

doğal ve olağandır. Ancak yukarıda görüldüğü üzere 13 kasım 1973 günlü karara l

Kasım 1973 günlü kararın kaynaklık ettiği, ikinci kararın birincisinin

ayrıntılı bir açıklaması, onun uygulama alanına geçirilişi niteliğini taşıdığı

görüşü benimsenerek 13 kasım 1973 günlü karar l Kasım 1973 günlü karar

dolayısiyle ve bunun bağımlısı olarak ele alındığından; ilk kararın biçim

yönünden Anayasaya aykırılığı da söz konusu olmadığından inceleme sırasının

değiştirilmesi ve bu kararın da önce esas yönünden Anayasaya uygunluk

denetiminden geçirilmesi gerekmiştir. Onun içindir ki bu özel durumun, biçim

yönünden de Anayasa'ya aykırılık ileri sürüldüğüne göre, incelemenin ve kararın

eksik bırakılmasına yol açması düşünülemez. Öte yandan böyle bir inceleme

sırasında tüm iddia ve aksaklıkları gözönünde bulundurmanın ve tartışmanın

kararın ışık tutma gücünü o oranda artıracağı ortadadır. Kaldı ki eldeki davada

inceleme yöntemi olarak önce Anayasa'ya aykırı yönlerin tek tek ayıklanıp

saptanması yolu tutulmuş ve bu evrede henüz iptal kararı verilmemiştir. Şu

duruma ve işin özelliğine göre ikinci kararın biçim yönünden Anayasaya aykırı

yönleri bulunuyorsa bunların aranması ve ortaya çıkarılması olanağı halâ vardır

ve burada sıra söz konusu değildir, incelemenin bu yönde geliştirilmesi ve 13

Kasım 1973 günlü kararın biçim bakımından da Anayasa'ya uygunluk denetiminin

yapılması yerindedir ve gereklidir.

Avni Givda, Sait Koçak, Kemal Berkem, İhsan Ecemiş, Ahmet Akar, Ziya Önel ve Lûtfi Ömerbaş iş esas yönünden incelenip Anayasa'ya aykırılık oybirliğiyle saptandığna göre artık biçim yönünden incelemeye yer ve olanak bulunmadığını ileri sürerek bu görüşe katılmamışlardır.

2 - 13 Kasım 1973 günlü Kararın biçim yönünden Anayasa'ya aykırılığı sorunu:

a) Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulunun dava konusu ikinci kararının alındığı 13/11/1973 günlü 4. Birleşimi yöneten Başkanlık Divanının görev süreleri dolmuş, eski Başkanvekillerinden Mehmet Ünaldı'dan ve eski Divan Kâtipleri Mehmet Çamlıca ve O. Nuri Canpolat'tan oluştuğu anlaşılmaktadır (Cumhuriyet Senatosu Tutanak Dergisi, Cilt 13 - Sayfa 108).

Anayasa'nın

85. maddesinin ilk fıkrasında yer alan "Türkiye Büyük Millet Meclisi ve

Meclisler, çalışmalarını, kendi yaptıkları içtüzüklerin hükümlerine göre

yürütürler." kuralı uyarınca düzenlenmiş olan Cumhuriyet Senatosu

İçtüzüğünün 3., 7., 10. maddelerine göre birleşimlerde birleşimi açmak,

görüşmeleri yönetmek ve oylama sonuçlarını ilân etmek üzere Cumhuriyet Senatosu

Başkanı, Başkan mazeretli olduğu ve yahut bulunmadığı hallerde

Başkanvekillerinden biri ve en az iki Divan Kâtibi hazır bulunur. Aynı

İçtüzüğün 4. maddesi uyarınca Başkanvekilleri ve Divan kâtipleri yalnızca bir

yıllık süre için seçilirler. Bu süre seçimin ilişkin bulunduğu toplantının,

başka deyimle yasama yılının bitmesiyle yani Ekim ayının sonunda dolmuş olur.

Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğünün 1. maddesi ancak her yıl kasım ayının ilk gününde yer alan Birinci Birleşimde süreleri dolmuş Başkanvekilleri ve Divan Kâtiplerinin görev yapmalarına elverişlidir. Bundan sonraki Birleşimlerde eski Başkanvekillerinin ve Divan Kâtiplerinin işgörmeleri söz konusu olamaz. Çünkü artık bunların yetkileri ve Cumhuriyet Senatosunun öteki üyelerinden ayrımları kalmamıştır. Bu gibi durumlarda içtüzüğün 1. maddesinin öteki kurallarından yararlanılarak Başkanlık Divanının oluşturulması olanağı vardır.

İçtüzüğün Başkanlık Divanen oluşmasına ilişkin kuralları, Yasama Meclisince verilen kararların geçerliği üzerinde etkili olabilecek nitelikte, önemli ağır basan biçim kurallarıdır. Çünkü içtüzüğe aykırı düşen bir Başkanlık Divanının yönettiği birleşim alelade bir toplantı olmaktan ileri gidemez ve böyle bir toplantıda alınan kararlar hukuki değer ve geçerlikten yoksun kalır.

Özetlemek gerekirse Cumhuriyet Senatosunun 13/11/1973 günlü 4. Birleşiminde Başkanlık Divanının yukarıda değinilen oluşma şekli dolayısiyle dava ve inceleme konusu karar biçim bakımından Anayasanın 85. maddesine aykırıdır.

Avni Givda, Sait Koçak, İhsan Ecemiş ve Ahmet Akar bu görüşe katılmamışlardır.

b) Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulunun 6/11/1973 günlü 2. Birleşiminde Cumhuriyet Halk Partisi Cumhuriyet Senatosu Grubu Başkanvekillerinin içtüzüğün usul üzerinde konuşmaya ilişkin 85. maddesine dayanarak "görevi bitmiş Başkanvekillerinin Başkanlık etmesine olanak bulunmadığı ve içtüzük hükümlerine uyulması gerektiği" yolun da bir önerge verdikleri ve Başkanvekilinin önergeyi oya sunmadığı anlaşılmaktadır. (Cumhuriyet Senatosu Tutanak Dergisi Cilt 13 sayfa 33 ve 38).

Bu olay 6/11/1973 günlü 2. Birleşimde geçmiştir, ve önerge o günkü yönetme ile ilgilidir. Dava konusu karar ise 13/11/1973 günlü 4. Birleşimde o gün görüşülen bir önerge üzerine alınmıştır. Sözü edilen tutumun 13/11/1973 günlü kararı etkileyerek bunu Anayasa'ya aykırı duruma düşüremiyeceği ortadadır. Gerçi 13/11/1973 günlü Birleşimi de 6/11/1973 günlü Birleşimdeki Başkanlık Divanı yönetmişse de bu Kurulun oluşma biçiminin kararı Anayasa'ya aykırı duruma getirdiği esasen yukarıda saptanmıştır.

c) 13/11/1973 günlü Birleşimde dava konusu karara dayanaklık eden önerge oylanacağı sırada beş Cumhuriyet Senatosu üyesi ayağa kalkarak yetersayı olmadığını ileri sürmüş ve yoklama istemişlerdir. Başkan oylamaya geçildiğinden söz ederek yoklama yapmamış, önergeyi oya sunmuş ve kabul edildiğini açıklamıştır. (Cumhuriyet Senatosu Tutanak Dergisi - Cilt 13 - Sayfa 132 ve 133.)

Cumhuriyet

Senatosu İçtüzüğünün 52. maddesinin son fıkrasında "oturum esnasında

yetersayı olup olmadığında Başkanlık Divanı tereddüt eder veya üyelerden beşi

sözlü veya yazılı olarak yetersayı olmadığını ileri sürerse yoklama

yapılacağı" yazılıdır. Bu kural açık ve kesindir; oturum sırasında, ister

görüşme ister oylama yapılsın, yetersayı olup olmadığında başkan veya üyelerce

duraksamaya düşüldükçe işler; isletilmesi gerekir. Oylamaya geçildiğinde

yetersayı olmadığından söz edilemiyeceğini veya yoklama yapılamıyacağını

belirleyen henhangi bir kural içtüzükte yer almış değildir, yer alması da

düşünülemez, çünkü yetersayının bulunmaması görüşmeler sonunda varılan kararın

geçerliğini etkileyeceğinden, yoklamanın en çok gerekli bulunduğu sıra belki de

bu andır.

Dava

konusu 13 Kasım 1973 günlü karara kaynaklık eden önergenin oylanması sırasında

içtüzüğün 52. maddesinin son fıkrası kuralına açıkça aykırı davranılmıştır.

Anayasa'nın 86. maddesinin birinci fıkrasına göre her Meclis, üye tamsayısının

salt Çoğunluğuyla toplanır ve Anayasa'da başkaca bir hüküm yoksa toplantıya

katılanların salt çoğunluğu ile karar verir. Bir Meclisin Genel Kurulunda

toplanma ve karar yetersayıları bulunup bulunmadığının saptanması ve

belgelendirilmesi ise ancak yoklama ile olur. Onun içindir ki İçtüzüklerin

yoklamalara ilişkin kuralları da Yasama Meclislerince verilen kararların

geçerliği üzerinde etkili olabilecek nitelikte önemli ağır basan biçim

kurallarıdır. Bunlara aykırı tutumlar, tutumun ilişkin bulunduğu meclis

kararını biçim yönünden Anayasa'ya aykırı kılar. Şu duruma göre dava konusu

karar da Anayasa'nın 85. maddesine aykırı düşmüş bulunmaktadır.

Öte yandan, yukarıda değinildiği üzere, karar oylanacağı sırada 5 üye İçtüzüğün 52. maddesine uygun biçimde Genel Kurulda yetersayı bulunmadığını ileri sürmüşlerdir. Başkanlık Divanı yoklama yapmadığı için iddianın aksi saptanmış ve belgelenmiş değildir. Esasen Tutanak Dergisine göre bu iddianın aksi de ileri sürülmemiş ve Başkan yalnızca oylamaya geçildiği gerekçesiyle yoklama yapmamıştır. Bu durumda dava konusu kararın Genel Kurulda yetersayı bulunmadığı bir sırada alındığını kabul etmek yerinde olur. Karar, şu yönü ile Anayasa'nın 86. maddesine de aykırıdır.

Ç)

İncelemenin sonu :

Yukarıda açıklananlara göre Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulunun Anayasa'ya aykırılıkları saptanan l ve 13 Kasım 1973 günlü kararlarının iptaline yine yukarıda belirtilen karşı görüşler saklı kalmak üzere karar verilmesi gerekir.

V -

SONUÇ

1 - a) 1/11/1973 ve 13/11/1973 günlü Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulu kararlarının birlikte esas yönünden Anayasa'ya uygunluk denetiminin yapılmasına Avni Givda ve Ahmet Akar'ın 13 Kasım 1973 günlü kararın biçim yönünden de Anayasa'ya aykırılık durumu söz konusu olduğundan önce ye ayrıca bu sorunun çözülmesi ve Nihat Âkçakayalıoğlu'nun iki kararın ayrı ayrı görüşülmesi gerektiği yolundaki ve İhsan Ecemiş'in kendi gerekçesi uyarınca karşı oylarıyla ve oyçokluğu ile,

b) l ve 13 Kasım 1973 günlü Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulu kararlarının Anayasa'ya aykırı olduğuna oybirliğiyle;

2 - a) 13 Kasım 1973 günlü kararın biçim yönünden de Anayasa'ya uygunluk denetiminin yapılmasına Avni Givda, Sait Koçak, Kemal Berkem, İhsan Ecemiş, Ahmet Akar, Ziya Önel ve Lûtfi Ömerbaş'ın iş esas yönünden incelenip oybirliğiyle Anayasaya aykırı olduğu saptandığına göre artık biçim yönünden incelenmeye yer ve olanak bulunmadığı yolundaki karşı oylariyle ve oyçokluğu ile;

b) aa - 13/11/1973 günlü Birleşimdeki Başkanlık Divanının kuruluş şeklj dolayısiyle kararın biçim yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna Avni Gîvda, Sait Koçak, İhsan Ecemiş ve Ahmet Akar'ın karşı oylariyle ve oyçokluğu ile;

bb- 6/11/1973 günlü Birleşimde Başkanlık Divanının Kuruluşuna yönelen önergenin oya konulmamasınm 13/11/1973 günlü kararı biçim yönünden Aayasa'ya aykırı duruma düşürmediğine oybirliğiyle;

cc- 13/11/1973 gününde çoğunluk olmadığı ileri sürüldüğü halde yoklama yapılmamış olmasının inceleme konusu kararı Anayasaya aykırı duruma düşürdüğüne oybirliğiyle;

3 - Yukarıda Açıklananlara göre Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulunun l ve 13 Kasım 1973 günlü kararlarının iptaline yine yukarıda belirtilen karşı oylar saklı kalmak üzere;

25/12/1973 gününde karar verildi.

Siyasi Parti

Başkan

Başkanvekili

İdare Amiri

Kâtip

A.P.

1

2

1

3

C.H.P.

-

1

1

3

C.G.P.

-

-

1

-

1

3

3

6

Başkan

Muhittin Taylan

Başkanvekili

Avni Givda

Üye

Sait Koçak

Üye

Kemal Berkem

Üye

Şahap Arıç

Üye

İhsan Ecemiş

Üye

Ahmet Akar

Üye

Ziya Önel

Üye

Abdullah üner

Üye

Kâni Vrana

Üye

Muhittin Gürün

Üye

Lütfi ömerbaş

KARŞIOY

YAZISI

l - Dava konusu kararların esas yönünden birlikte incelenmesi:

1973/43 esas sayılı davada Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulunun dava konusu, l ve 13 Kasım 1973 günlü kararlarının esas yönünden birlikte incelenmesine gidilmiştir.

1

Kasım 1973 günlü karara ilişkin olarak biçim yönünden Anayasaya aykırılık söz

konusu değildir. Buna karşılık 13 Kasım 1973 günlü kararın yalnız esastan değil

biçim yönünden de Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülmüştür, l Kasım 1973

günlü Genel Kurul Kararı Anayasa Mahkemesinin bu karşı oy yazısının ilişkin

bulunduğu 25/12/1973 günlü, 1973/43 - 39 sayılı kararında da belirtildiği gibi

Anayasa'nın 84. maddesi kuralına yeni bir anlayış ve yorum getiren, bu kuralı

Cumhuriyet Senatosu Başkanlık Divanına yalnız siyasi parti gruplarının girebileceği

ve bunların güç oranları saptanırken Cumhuriyet Senatosu üye tamsayısına değil

siyasi parti gruplarına mensup üyeler sayısı tutarına dayanılması gerektiği

yolunda anlamlandıran, ikinci karara temel olmuş, kaynaklık etmiş, bunu

kendisinin yalnızca bir ayrıntılı açıklaması uygulama alanına geçirilişi

durumuna dönüştürmüş bir yasama belgesidir. Bu kapsam ve niteliği ile de l

Kasım 1973 günlü kararın tek başına, öteki kararla bağımlı olmayarak

incelenmesi olanağı vardır; ve ikinci kararın ayrıca biçim yönünden Anayasa'ya

aykırılığı söz konusu olduğu için de bu yola gidilmesi zorunludur. Çünkü

Anayasa'ya uygunluk denetimine bağlı bir kuralın hem biçim hemde esas

bakımından Anayasa'ya aykırılığı söz konusu ise önce biçim yönünün ele alınması

bilinen bir hukuk yöntemidir ve Anayasa Mahkemesi de, kurulduğu günden beri bu

yöntemi uygulayagelmektedir.

Şu duruma göre 13 Kasım 1973 günlü kararın ayrı olarak ele alınması ve önce biçim yönünden Anayasa'ya aykırılık sorununun çözülmesi gerekmekte idi. Oysa Anayasa Mahkemesi iki kararın bir arada incelenmesine giderek biçimden aykırılık sorununu esastan aykırılık sorunundan sonraya, ikinci sıraya bırakmak gibi hukukça savunulamayacak bir tutumu izlemiştir.

2 - 13 Kasım 1973 günlü Kararın biçim yönünden Anayasa'ya uygunluk denetimi:

13

Kasım 1973 günlü Kararın esas yönünden Anayasaya aykırı olduğu saptandıktan

sonra bu kez biçim yönünden aykırılık iddialarına dönülmüş ve bu sorunun

çözülmesine girişilmiştir. Bir Kuralın esas bakımından Anayasaya uygunluk

denetimi yapıldıktan ve Anayasa'ya aykırı bulunduğu sonucuna varıldıktan sonra

bir de biçim yönünden incelenmesine artık yer ve olanak yoktur. Böyle bir

durumda incelemenin ve kararın eksik kaldığı da söylenemez. Bütün iddiia ve

olanakların karşılanması ancak dava konusu kararın Anayasaya aykırı bulunmadığı

ve davanın reddedilmesi öngörülüyorsa söz konusu olabilir. Eldeki davada önce

Anayasa'ya aykırılığın saptanması ve iptal kararının en sona bırakılması gibi bir

yol tutulmuş olması da durumu değiştirmez. Çünkü mahkeme bir yasal ve hukuki

gerek bulunamadığı halde böyle bir yönteme başvurmuştur. Anayasa'ya aykırılığın

saptanması ise iptalin öngörülmesi demektir.

Öte yandan Anayasa Mahkemesinin kurulduğu günden beri incelemelerde izlediği tutum bir kuralın Anayasa'ya aykırılığı bir kez saptandıktan sonra o kurala ilişkin başka aykırılık yönlerinin araştırılmasına gidilmemesi yolundadır. Bu işe özgü olarak yeni bir yönteme başvurulması gerekçesiz kalmaktadır.

3 - 13 Kasım 1973 gününde Başkanlık Divanının oluşma biçiminin o gün alınan kararı etkilemesi sorunu:

Anayasa Mahkemesi kararında da açıklandğı üzere Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulunun dava konusu ikinci kararının alındığı 13/11/1973 günlü 4. Birleşimi yöneten Başkanlık Divanı görev süreleri dolmuş, eski Başkanvekillerinden Mehmet Ünaldı'dan ve eski Divan Kâtipleri Mehmet Çamlıca ve O. Nuri Çanpolat'tan oluşmaktadır. O güne değin yeni toplantı yılına ilişkin Başkanlık Divanının seçilip kurulamadığı da bir vakıadır.

Cumhuriyet

Senatosu İçtüzüğünün 1. maddesinde; Cumhuriyet Senatosunun her yıl kasım ayının

ilk günü çağrısız toplanacağı bu birleşime Cumhuriyet Senatosu Başkanının onun

bulumaması halinde Başkanvekillerinden birinin, bunlardan hiç biri yoksa en

yaşlı üyenin başkanlık edeceği, mevcut Divan Kâtiplerinden ikisinin, bunların

bulunmamalara halinde en genç iki üyenin kâtiplik görevini yapacakları

yazılıdır. Başkanlık Divanının kurulmamış olması ve bu halin sürüp gitmesi

durumu İçtüzükte özel bir kurala bağlanmamıştır. Buna karşılık Millet Meclisi

içtüzüğünde (Madde 8 ve 12) yasama döneminin birinci birleşiminin ilk

oturumundan başlıyarak Başkan seçilinceye değin bir geçici başkanlık divanının

kurulması öngörülmekte Başkanlık Divanı üyeliklerinde boşalma olması konusu da

ayrıca düzenlenmektedir.

Anayasa Mahkemesi çoğunluğu Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulunun 13/11/1973 günlü birleşimini yöneten Başkanlık Divanının oluşum biçiminin içtüzüğe aykırı olduğu, bu durumun o gün alınan dava konusu kararı biçim bakımından Anayasanın 85. maddesine aykırı düşürdüğü, böyle hallerde içtüzüğün 1. maddesinin öteki kurallarından yararlanılarak Başkanlık Divanının oluşturulmasına olanak bulunduğu görüşündedir. Bu, 13/11/1973 günlü Birleşimde Başkanlık Divanı, en yaşlı üye Başkanlık, en genç iki üye kâtiplik etmek üzere kurulmuş olsaydı durum içtüzüğe uygun düşerdi demektedir.

Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğünün 1. maddesine göre kasım ayının ilk gününde, süreleri bitmiş Başkanvekilleri ve Divan Kâtipileri görev yapabilirler; ancak bunların bulunmaması halinde görev yine o gün için, en yaşlı üye ile en genç iki üyeye yönelir.

Sözü geçen 1. madde bir bütündür ve l kasım günlü birleşimi yönetecek Başkanlık Divanı konusunu düzenlemektedir. Başka deyimle bu madde kuralı ancak l Kasım birleşimi yönünden işleyecekse daha sonraki birleşimlerde, yeni Başkanlık Divanı kurulmamışsa dahi, en yaşlı üye ile en genç iki üyenin Başkanlık Divanım oluşturmaları söz konusu olamaz. Yeni Başkanlık Divanı seçilip kuruluncaya değin 1. madde işleyecekse bu durumda da tüm olarak işlemesi yani Başkanlık Divanının yine süresi bitmiş Başkanvekilerinden ve Divan Kâtiplerinden oluşması ve ancak bunlar yoksa görevin en yaşlı üye ile en genç iki üyeye yönelmesi gerekir.

İçtüzüğün

1. maddesini yalnız l Kasım birleşimi için geçerli saymak ve bu madde kuralının

o günden sonra yeni Başkanlık Divanı seçilip kuruluncaya değin - artık bir daha

işlemeyeceği görüsünü benimsemek Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulunun Divan

seçimlerini yapmak için dahi toplanmasına olanak bırakmamak ve bunun sonucu

olarak da Cumhuriyet Senatosunun tüm çalışmaktan kalmasına yol açmak olur.

İçtüzüğün düzenliyenlerin böyle bir erek güttükleri hiçbir zaman düşünülemez.

Öyle ise sözü edilen 1. maddenin yeni Başkanlık Divanı seçilip kuruluncaya

değin işletilmesi zorunluluğu vardır ve bu durumda da görev önce süreleri

bitmiş Başkanvekileri ve Divan Kâtiplerine düşer; ancak onlar da yoksa en yaşlı

üye ile en genç iki üyeye yönelir.

Yukarıdan beri açıklananlarla ortaya konulduğu üzere Cumhuriyet Senatosunun 13 Kasım 1973 günlü birleşimini yöneten Divanın içtüzüğe uygun bulunduğunu kabul etmek zorunluluğu vardır. Bu duruma göre de o gün alınan kararın biçim yönünden Anayasa'ya aykırı olduğu düşünülemez.

4 -

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Anayasa Mahkemesinin 25/12/1973 günlü, 1973/43 - 39 sayılı kararına yukarıda belirtilen nedenlerle ve o kapsam içinde karşıyız

Üye

Şevket Müftügil

Üye

Nihat Akçakayalıoğlu

Üye

Ahmet

H. Boyacıoğlu

KARŞIOY

YAZISI

13/11/1973 günlü Başkanlık Divanı Kuruluşunun biçim yönünden Anayasa'ya aykırılığı yönünden çoğunluk kararına Sayın Avni Givda'nın karşıoy yazısında belirtilen gerekçe ile karşıyım.

Başkanvekili

Avni Givda

Üye

Ahmet Akar

KARŞIOY

YAZISI

13/11/1973 günlü Başkanlık Divanı Kuruluşunun biçim yönünden Anayasa'ya aykırılığı yönünden çoğunluk kararına Sayın Avni Givda'nın karşıoy yazasında belirtilen gerekçe ile karşıyım.

Üye

Sait Koçak

KARŞIOY

YAZISI

Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulunun 13 Kasım 1973 günlü Kararının Mahkememizce esas yönünden incelenip Anayasa'ya aykırı olduğu saptandığına göre artık biçim yönünden icelemesine yer olmadığı düşüncesiyle çoğunluk kararının bu kesimine karşıyım.

Üye

Ziya Önel

KARŞIOY

YAZISI

İlk incelemeye ilişkin karşıoy:

İlgililerin sözlü açıklamalarının dinlenmesi, şimdiye kadar Başkanlık Divanının teşkiline amil olan nedenlerin açıklanmasında faydalı olacağı kanısındayım. Bu nedenle bu isteğin reddi hakkındaki karara karşıyım.

Üye

Kemal Berkem

KARŞIOY

YAZISI

1 - İptal davasının konusu Cumhuriyet Senatosunun iki ayrı kararıdır. Bunlardan birincisi "Sayın Başkanlığa: Anayasa'nın 84. maddesi muvacehesinde Başkanlık Divanının tespitini arz ve teklif ederim." şeklindeki bir önergenin kabulüne dair 1/11/1973 günlü karar, İkincisi ise, "Cumhuriyet Senatosu Bşkanlığına: l Kasım 1973 günü yapılan müzakere sonunda, Genel Kurulca kabul edilen önerge istikametinde tespit edilmesi gereken ve Başkanlık makamınca ilgili siyasi partilere tevdi edilmiş bulunan oran cetveli ekli olarak sunulmuştur.

Başkanlık Divanın kuruluşuna esas olacak bu oran cetvelinin kabulü ile Divanın bu esaslara göre kurulmasını arz ve teklif ederiz", şeklindeki önergenin kabulüne ilişkin 13/11/1973 günlü toplantıda alınan karardır.

Kolaylıkla

görüldüğü üzere bu iki karar aynı konuya, ilişkin olmakla beraber kapsamları

farklıdır. Bunlardan birincisinin kapsamı Anayasa'nın 84. ve İçtüzüğün 4.

maddeleri gerecinin tekrarından ve gereken işlemin yapılması için bir işaretten

ibaret olduğu halde ikincisinin kapsamı aynı konuda uygulanacak usul ve

esasları göstermektedir. Bu bakımdan iki kararın ayrı ayrı inceleme konusu

yanılmasında usulî zorunluk ve hukuki yarar vardır. Çünkü ayrıca ele alındığı

takdirde birinci kararın Anayasa'ya aykırılığı kabul edilemez, ikinci kararda

birinci karara bir atıf yapılmış olması birinci kararında ikinci karardaki

ilkeleri kapsadığının ve bu kararların birbirinden ayrılamıyacağının kabulü

için bir sebep teşkil etmez, iki kararın birlikte incelenmesi için hiç bir

zorunluluk da yoktur. Tersice sakıncası ortava çıkmış ve birinci kararın da

Anayasa'ya aykırılığının kabulü ve özellikle yerleşmiş usule göre ikinci

kararın önce şekil yönünden incelenmesi gerektiği halde bu ilkeve aykırı olarak

önce esas yönünden incelenmesi durumuna düşürmüştür.

2 - Bir hukuki işlemdeki sakatlık incelenirken o işlemin şekle uygun olarak yapılmış ve hukuki bir deşer ve geçerlilik kazanmış olup olmadığının ve bu yönden etkili bir sakatlık bulunup bulunmadığının araştırılması usul gereğidir ve başta gelen ve resen ele alınması gereken bir husustur. Ortada, Anayasa Mahkemesi uygulamasında da yerleşmiş olan bu hukuki ve mantıki usulden ayrılmak için bir sebep de yoktur.

3 - Öte yandan bir hukuki işlemin hukuka aykırılığı hususundaki incelemede önce şekil yönünün ele alınması ve şayet bu yönden iptalini gerektiren bir sakatlık tespit edilirse esas yönünden ileri sürülen iddiaların incelenmesine geçilmemesi yerleşmiş usul kurallarından olduğu gibi, hukuki işlem şekil yönü üzerinde durulmaksızın esas yönünden incelenmiş ve iptalini gerektiren bir sakatlık tespit edilmiş ise o işlemde şekil yönünden dahi bir sakatlık bulunup bulunmadığının sonradan ele alınarak araştırılmasında da hukuki bir yarar ve sebep yoktur ve usulden değildir.

4 -

Dava konusu kararlardan ikincisinin alındığı 13/11/1973 günlü Birleşimde süresi

dolmuş bulunan Başkanvekili ile Divan Kâtibinin Başkanlık Divanında yer

aldıkları gerçektir. Ancak bu durumda Anayasa'ya, bir aykırılık yoktur. Çünkü

Anayasa'da bu yönü düzenleyen özel bir hüküm bulunmamakta ve 85. maddenin genel

nitelikteki hükmü ile de bu yönün düzenlenmesinin içtüzüğe bırakıldığı

anlaşılmaktadır. Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğünün 1. maddesi ise her yıl Kasım

ayının ilk günündeki birinci Birleşimde süreleri dolan Başkanvekilleri ile

Divan Kâtiplerinin görev yapabilmelerine cevaz vermektedir. Bu cevazın yalnız

bir güne münhasır olduğuna ve daha sonra ne yapılacağına dair Tüzükte bir

açıklık olmadığına göre yenileri seçilinceye kadar bu durumun devam edeceğinin

kabulünde hizmetin aksamaması bakımından zorunluk bulunduğu gibi böyle bir

tutum Tüzüğün 1. maddesinin ilk gün için kabul ettiği çözüm sekline uygun

düşmektedir.

Bu sebeplerle kararın bu yönlerine ilişkin bölümlerine karşıyım.

Üye

Şahap Arıç

KARŞIOY

YAZISI

Cumhuriyet

Senatosu Başkanlık Divanının teşkili biçimine dair Cumhuriyet Senatosu Genel

Kurulunca alınan 1/11/1973 ve 13/11/1973 günlü kararların usul ve esas

yönlerinden Anayasa'ya aykırı olduğundan bahisle Cumhuriyet Senatosu C. H. P.

grubu tarafından Anayasa Mahkemesinde iptal davası açılmış olmasına ve Anayasa

Mahkemesinin Kuruluş ve Yargılama Usulü hakkındaki 44 sayılı Kanunun 30.

maddesinin son fıkrasında, (iptali istenen Kanun veya içtüzüğün belli

hükümlerinin Anayasa'ya aykırı olmadığı kanaatinde bulunan siyasi partiler veya

parti gruplarının 25. maddenin 1. fıkrasının l ve 2. bendleri uyarınca Anayasa

Mahkemesi'ne yasalı mütalâa verebilecekleri) yazılı olmasına ve bu fıkranın

atıfta bulunduğu 25. maddenin l fıkrasının 2. bendine göre ise bu mütaânın

siyasi parti grupları Genel Kurulunun salt çoğunlukla alacaktan karara

dayanması gerektiğine ve dosyada mevcut Cumhuriyet Senatosu Adalet Partisi

Grubu Başkanlığından Anayasa Mahkemesi Başkanlığına yazılan 13/12/1973 günlü

yazıda; 44 sayılı Kanunun işaret olunan hükmünden yararlanılarak dava

dilekçesine karşı yazılı mütalâada bulunacakları bildirilmesine ve davacı da

ayrıca Anayasa Mahkemesinde sözlü açıklama isteğinde bulunmuş olmasına göre:

a) Cumhuriyet Senatosu Adalet Parti Grubu Başkanlığından, bu konuda grupça alınmış bir karar bulunup bulunmadığının sorulması karar varsa veya sonradan böyle bir karar alınmışsa yazılı mütalâalarını hazırlıyabilmeleri için imkân sağlanması,

b) Davacı tarafından sözlü açıklama isteğinde de bulunulmuş olması dolayısiyle 44 sayılı Kanunun 29. maddesi uyarınca hem davacıya hem de yazılı mütalâa vereceklerini bildiren Cumhuriyet Senatosu Adalet Parti Grupu Başkanlığına tebligat yapılarak gönderecekleri temsilcilerinin sözlü açıklamalarının dinlenmesi, bu işlemlerin yapılabilmesinin onbeş gün kadar bir zamanı gerektirmiş olmasının sözlü açıklama isteğinin reddi için hukuki bir neden teşkil edemiyeceği.

Bu eksikler tamamlattırıldıktan sonra davanın esasının verilen yazılı mütalâa ve yapılan sözlü açıklamalarla birlikte incelenmesinin uygun ve yararlı olacağı görüşünde olduğundan çoğunluğun bu konularda aksine verdiği kararlara karşıyım.

Üye İhsan Ecemiş Üye Abdullah Üner

Anayasa Mahkemesi, E. 1973/43, K. 1973/39, 25 Aralık 1973 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. II -
  4. Metinler
  5. Toplam
  6. Iıı-
  7. İlk İnceleme
  8. IV -
  9. B)
  10. Ç)
  11. V -
  12. Sonuç
  13. Karşıoy
  14. Yazısı
  15. H. Boyacıoğlu
  16. Karşıoy
  17. Yazısı
  18. Karşıoy
  19. Yazısı
  20. Karşıoy
  21. Yazısı
  22. Karşıoy
  23. Yazısı
  24. Karşıoy
  25. Yazısı
  26. Karşıoy
  27. Yazısı
  28. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1973/43
Karar No
1973/39
Tarih
25 Aralık 1973

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1973/44 K.1973/40
  • AYM Norm Denetimi E.1973/47 K.1973/38
  • AYM Norm Denetimi E.1972/49 K.1974/1
  • AYM Norm Denetimi E.1973/23 K.1974/2
  • AYM Norm Denetimi E.1974/3 K.1974/3
  • AYM Norm Denetimi E.1973/36 K.1974/4

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.