İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1977/36 K.1977/130

Resmi Gazete tarih/sayı:24.2.1978/16210

Esas1977/36Karar1977/130Tarih3 Kasım 1977Okuma15 dk · 2.919 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
3 Kasım 1977
Esas Sayısı
1977/36
Karar Sayısı
1977/130
Karar Günü
3/11/1977
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.919 kelime·15 dk okuma·20 bölüm

Resmi Gazete tarih/sayı:24.2.1978/16210

İtiraz yoluna başvuran Mahkeme : Tokat Ağır Ceza Mahkemesi.

İtirazın konusu : Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 3006 sayılı Kanunla değişik 14. maddesinin son fıkrasındaki "Âmme emniyeti bakımından davanın naklini istemek Adliye Vekiline aittir." hükmünün Anayasa'nın 2, 7, 32 ve 132. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istenmiştir.

I.

OLAY

Kan

gütme saiki ile adam öldürmeye kalkışmak ve izinsiz silâh taşımak suçlarından

sanıklar hakkında Mardin Ağır Ceza Mahkemesinde açılan kamu davasının duruşması

sırasında Adalet Bakanı, davanın bu yer Ağır Ceza Mahkemesinde görülmesinin

kamu emniyeti için tehlikeli olduğunu bildirerek davanın başka bir yer Ağır

Ceza Mahkemesine naklini istemesi üzerine Yargıtay Üçüncü Ceza Dairesince,

davanın Tokat Ağır Ceza Mahkemesine nakline karar verilmiş ve bu mahkemede

yapılan duruşma sırasında Cumhuriyet Savcısı, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun

3006 sayılı Kanunla değişik 14. maddesinin son fıkrası hükmünün Anayasa'ya

"aykırı olduğunu öne sürmüş ve mahkemece de bu iddia ciddi görülerek sözü

edilen hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmiştir.

III.

YASA KURALLARI

1- 4/4/1929 günlü, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 8/6/1936 günlü, 3006 sayılı Kanunla değişik 14. maddesi şöyledir:

Madde 14- Selâhiyetli hâkim veya mahkeme, hukukî veya fiilî sebepler dolayısiyle kaza vazifesini ifâ edemiyecek halde bulunur, yahut tahkikatın orada icrası Âmmenin emniyeti için tehlikeli olursa Yüksek vazifeli mahkeme davanın başka yerde bulunan aynı derecede bir mahkemeye nakline karar verir.

Âmme emniyeti için dava naklini istemek Adliye Vekiline aittir.

2- Dayanılan Anayasa kuralları:

Anayasa'nın 2, 7, 32 ve 132. maddeleri aşağıdadır :

Madde 2- Türkiye Cumhuriyeti, insan haklarına ve Başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, millî, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir.

Madde 7- Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır.

Madde 32- (29/9/1971, 1488) Hiç kimse, kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz.

Bir kimseyi kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarma sonucunu doğuran yargı yetkisine sahip olağanüstü merciler kurulamaz.

Madde 132- Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasa'ya, Kanuna, Hukuka ve vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler.

Hiç bir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez, tavsiye ve telkinde bulunamaz.

Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclislerinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz. Yasama ve yürütme organları ite idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare mahkeme kararlarını hiç bir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.

IV.

İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi'nin 7/4/1977 gününde Kani Vrana, Şevket Müftügil, Ahmet Akar, Halit Zarbun, Ziya Önel, Abdullah Üner, Ahmet Koçak, Fahrettin Uluç, Muhittin Gürün, Lûtfi Ömerbaş, Ahmet Erdoğdu, Ahmet Salih Çebi, Adil Esmer, Nihat O. Akçakayalıoğlu ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun katılmalarıyle içtüzüğün 15. maddesi uyarınca yaptığı ilk toplantısında; mahkemenin, itiraz konusu hükmü uygulama durumunda olup olmadığı ve dolayısıyle bu konuda Anayasa Mahkemesine başvurma yetkisi bulunup bulunmadığı sorunu üzerinde durulmuştur.

Anayasa'nın

değişik 151. maddesinin ilk fıkrasında; "Bir davaya bakmakta olan mahkeme

uygulanacak bir kanunun hükümlerini Anayasa'ya aykırı görürse veya taraflardan

birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa

Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır"

denilmekte ve Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkındaki 44

sayılı Yasanın 27. maddesinde de bu kural yinelenmektedir. Bu hükümlere göre;

bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için elinde bakmakta olduğu

bir dava bulunması ve iptalini istediği yasa hükmünün de bu davada uygulanması

gerekmektedir. Olayda mahkemenin elinde yasaya uygun biçimde açılmış bir dava

bulunduğu kuşkusuzdur. İtiraz konusu hükmün, bu davada mahkemece uygulanıp

uygulanamayacağı sorununa gelince: Sanıklar hakkında öldürmeye kalkışmak ve

ruhsatsız silâh taşımak eylemlerinden ötürü yetkili ve görevli bulunan Mardin

Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. Ancak, davanın bu mahkemede

görülmesi sırasında Adalet Bakanı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 14.

maddesinin itiraz konusu son fıkrasındaki "amme emniyeti için dava naklini

istemek Adliye Vekiline aittir."hükmüne dayanarak davanın başka bir

mahkemeye naklini istemiş, bunun üzerine Yargıtay Üçüncü Ceza Dairesince de

dava Tokat Ağır Ceza Mahkemesine nakledilmiştir. Böyle bir durum karşısında

kendisine dava nakledilmiş olan mahkeme, davayı görmeye yetkili ve görevli olup

olmadığını, davanın naklinde dayanılan yasa hükümlerinin Anayasa'ya uygun

bulunup bulunmadığını araştırma durumundadır. Böyle bir inceleme Anayasa'nın

32. maddesindeki "hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci

önüne çıkarılamaz." kuralının doğal bir sonucudur. Bir mahkemenin,

elindeki dava dolayısıyla ilgili yasa hükümleri üzerinde yaptığı böyle bir

inceleme ise o yasa kurallarının davada uygulanmasından başka bir şey değildir.

Böyle olunca itiraz yoluna başvuran mahkeme, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun

14. maddesinin itiraz konusu son fıkrası hükmünü bu davada uygulama

durumundadır ve Anayasa Mahkemesine başvurma yetkisi vardır.

Bu nedenlerle ve dosyanın eksiğide bulunmadığından işin esasının incelenmesine (Kani Vrana, Abdulah Üner, Ahmet Erdoğdu, Ahmet Salih Çebi ve Adil Esmer'in itiraz konusu hükmün mahkemenin davada uygulayacağı kural olmadığından itirazın yetkisizlik nedeniyle reddi gerektiği yolundaki) karşıoylarıyle ve oyçokluğuyla 7/4/1977 gününde karar verilmiştir.

V.

ESASIN İNCELENMESİ

Davanın esasına ilişkin rapor, Mahkemenin başvurma kararı, iptali istenen yasa kuralı, ilgili Anayasa hükümleri, bunlara ilişkin yasama belgeleri ve konu ile ilgili Anayasa metinleri okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü :

Konuya açıklık getirebilmek için;

A-

Ceza Usulü Hukukuna göre Mahkemelerin "görev" ve "yetki" lerinin nitelikleri,

B-

Hukuk Devleti ilkesi, tabiî veya kanunî hâkim kavramı,

C-

İtiraz konusu hükmün, Adalet Bakanına, mahkemelere ve hâkimlere yargı yetkisinin kullanılmasında emir ve talimat verme veya tavsiye ve telkinde bulunma yetkisi verip yermediği,

Ç-

İtiraz konusu hükme göre Yargıtay'ın Adalet Bakanının istemiyle bağlı olup olmadığı,

Sorunlarının incelenmesi gerekli görülmüştür.

l-

Bilindiği gibi Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununa göre bir davaya bakmak yetkisi

genel olarak suçun işlendiği yer mahkemesine ait ise de (madde 8), kimi zorunlu

nedenlerden dolayı yasalarda bu kurala ayrık hükümlerin yer aldığı da bir

gerçektir. Örneğin; yetkili hâkim veya mahkemenin hukukî veya eylemli

nedenlerle yargı görevini yapamayacak durumda bulunması, davanın orada

görülmesinin kamu emniyetini koruma bakımından tehlikeli olması gibi nedenlerle

davanın yüksek görevli mahkemece başka bir yer mahkemesine nakledilmesi usulü

çağdaş demokratik hukuk devletlerinde de öngörülmektedir. Bu gibi zorunlu

durumlar nedeniyle davanın aynı derecedeki başka bir yer mahkemesine

nakledilmesinde; davanın her türlü etki dışında görülmesi, gerek taraflarla

avukatlarının, gerek o davaya bakacak hâkimlerin tam bir güvenlik içinde

görevlerim yapabilmelerinin ve adaletin tam bir güvence içinde yerine

getirilmesinin sağlanması gibi çeşitli yararları bulunduğu da bir gerçektir.

Kan gütme nedeni ile işlenen bir adam öldürme olayında sanığın aynı nedenle

öldürülme olasılığı altında duruşmalara getirilip götürülmesinin ciddî bir

sorun yaratması, sanığı savunan avukatın karşı tarafça baskı altına alınmak

istenmesi, davaya bakmakta olan hâkimlerin güvenliklerinden endişe edilir bir durumun

ortaya çıkması veya davanın görülmesi sırasında sanık yandaşlarıyla öldürülenin

yakınları arasında silâhlı bir çatışmanın meydana gelebileceği yolunda

belirtiler bulunması gibi durumlar karşısında, davanın o yerde görülmesi

konusundaki direnmenin büyük sakıncalar doğuracağı açıktır. Oysa, yurttaşların

mal ve can güvenliğiyle ilgili adalet ve yargı işlerinin büyük bir önem

taşıdığı, bu hizmetlerin görülmesinde ve yürütülmesinde hiçbir etki, kaygı ve

kuşkuya yer verilmemesi tartışmasız kabul edilmesi gereken gerçeklerdendir.

Şurasını da eklemek gerekir ki; bu gibi zorunlu nedenlerle dava başka yerdeki herhangi bir mahkemeye değil, aynı nitelikteki suçlara ilişkin davalara bakmakla görevli olan mahkemeye nakledilecek ve bu suretle Ceza Usulü Hukukunun önemli konularından biri olan "güvence ilkesi" korunmuş olacaktır.

İşlenen

suçun niteliği veya sanığın sıfatı bakımından davaya hangi mahkemenin (Sulh,

Asliye, Ağır Ceza, Yüce Divan) bakacağı görev" sorununu

ilgilendirmektedir. Görev sorunu, kamu düzeni ile ilgili olduğundan davanın her

evresinde taraflarca öne sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden

gözönünde bulundurulması gerektiği halde "yetki sorunu" başka deyimle

davaya suçun işlendiği yerdeki mahkemede bakılması kuralı, Ceza Usulü Hukukunda

görev sorunu kadar önemli sayılmamıştır. Bu nedenle yetkisizlik itirazının

ancak soruşturmanın belli bir evresine kadar ileri sürülebileceği, ondan

sonraki evrelerde tarafların bu yolda bir itirazda bulunamayacağı, mahkemelerin

de kendiliklerinden yetkisizlik karan veremiyecekleri bir kural olarak kabul

edilmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle çağdaş demokratik hukuk devletlerinde görev kuralına hiçbir ayrık durum tanınmamış olmasına karşın, "yetki" kuralının çeşitli istisnalarının kabulü zorunluğu duyulmuş ve davanın nakli yöntemine de bu nedenle yer verilmiş bulunmaktadır.

2- Türkiye Cumhuriyetinin, Anayasa'nın 2. maddesinde nitelikleri belirtilen, bir hukuk devleti olduğu ve 7. maddesinde de, yargı yetkisinin Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılacağı yazılıdır.

Hukuk

devleti, kısaca; kişi hak ve özgürlüklerine saygı gösteren, bu hakları koruyan,

adaletli bir hukuk düzeni kuran ve bunu devam ettirmeye kendini zorunlu kılan,

bütün çalışmalarında hukuka ve Anayasa'ya uyan devlet demektir. Devlet organlarının

çalışmalarında hukuka ve Anayasa'ya uymaları, bu organların bütün işlemlerinin

yargı denetimine bağlı tutulması hâkimlerin bağımsızlığı, hâkimlik güvencesi,

"kanunsuz suç ve ceza olmaz" ilkesi ile "kanunî yargı yolu"

ilkesi de hukuk devleti kavramının gereklerindendir. Anayasa'nın 20/9/1971

günlü, 1488 sayılı Yasa ile değişik 32. maddesinin birinci fıkrasında;

"Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne

çıkarılamaz." kuralı yer almaktadır. Bu da hukuk devleti kavramının

kapsadığı bir kuraldır. Bu kurala göre tabiî veya kanunî hâkim kavramı, bir

suçun İşlenmesinden önce yasa ile kurulmuş ve o suçlara ilişkin davalara

bakmakla görevli ve yetkili kılınmış mahkemeler anlamını ifade eder. Hangi

davaların nerelerde ve hangi mahkemelerde görüleceği ise, Ceza Muhakameleri

Usulü Kanununda Anayasa'nın bu maddesindeki kural doğrultusunda saptanmıştır.

Davaya, suçun işlendiği yerdeki görevli mahkemede bakılması bir yasa kuralı ise

de, davaya suçun işlendiği yerdeki görevli mahkemece bakılması kamu güvenliği

bakımından tehlikeli görüldüğünde yüksek görevli mahkemece başka yerdeki

görevli bir mahkemeye nakledilmesi yöntemi de yine önceden yasa ile öngörülmüş

bir kuraldır. Böylece yüksek görevli mahkemenin verdiği nakil karan ile

kendisine davanın nakledildiği mahkeme de yetkili ve kanunî mahkeme durumuna

gelmektedir.

Bu nedenler dikkate alındığında, bir davanın yüksek görevli mahkemece yasalardaki koşullarla başka bir yer mahkemesine nakledilmesinde kanunî hâkim kavramına ve Anayasa'nın 32. maddesinin birinci fıkrasındaki hükme ters düşen bir durum olmadığı gibi hukuk devleti kavramına ve mahkemelerin bağımsızlığı ilkesine ve dolayısıyle Anayasa'nın 2. ve 7. maddelerine bir aykırılık da sözkonusu olamaz.

Anayasa'nın,

mahkemelerin bağımsızlığı başlığını taşıyan 132. maddesinin birinci fıkrasında;

hâkimlerin görevlerinde bağımsız oldukları, Anayasa'ya, kanuna, hukuka ve

vicdanî kanaatlarına göre hüküm verecekleri, hiçbir organ, makam, merci veya

kişinin, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve

talimat veremeyecekleri tavsiye ve telkinde bulunamayacakları belirtilmiştir.

Anayasa'nın bu maddesiyle hâkimlere ve mahkemelere tanınan güvencenin, yurdun

her köşesindeki bütün hâkim ve mahkemeler için geçerli olduğu kuşkusuzdur. Bir

yerdeki Ağır Ceza Mahkemesinin daha çok, başka yerdeki mahkemenin ise daha az

güvenceli olduğu gibi bir görüşe yer verilemez. Bu açıdan bakılınca da, davanın

başka yere nakledilmesi ile hâkim ve mahkemelerin bağımsızlığında ve davanın

hukuka ve adalete uygun biçimde ve tam bir yansızlık içinde görülüp yürütülmesi

konusunda bir duraksamaya yer yoktur.

3-

İtiraz konusu hükmün, Adalet Bakanınca mahkemelere, yargı yetkisinin

kullanılmasında emir ve talimat verme veya tavsiye veya telkinde bulunma

niteliğini taşıyıp taşımadığı sorununa gelince; Anayasa'nın 132. maddesinin

ikinci fıkrası hükmü "yargı yetkisinin kullanılması" ile sınırlı

bulunmaktadır. Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 14. maddesinin son fıkrasının;

Adalet Bakanına, bir davanın görülmesinde yargı yetkisinin kullanılmasıyle

ilgili emir ve talimat vermek veya tavsiye ve telkinde bulunmak yetkisini

vermediği açıktır. İtiraz konusu hükmün Adalet Bakanına verdiği yetki, sadece

bir davanın orada görülmesinin kamu düzeni bakımından tehlike arzettiğini

yetkili yargı merciine bildirerek davanın başka bir yer mahkemesine naklini istemekten

ibarettir. Adalet Bakanının nakle karar vermek, veya davanın belli hâkim veya

mahkemeye naklini isteme yetkisi de yoktur. Ancak kamu düzeni bakımından

tehlikeyi araştırıp saptayacak yürütme organı, bütün kolluk kuvvetlerini

emrinde bulundurması ve daha iyi haber alma olanağına sahip olması nedeniyle,

davanın naklini isteme yetkisi de, bu organın Adalet işlerinde temsilcisi olan

Adalet Bakanına verilmiş bulunmaktadır

4- İtiraz konusu hükümde Adalet Bakanına sadece kamu güvenliği bakımından davanın naklini isteme yetkisi verilmiş, bunun ötesinde yargı yetkisinin kullanılmasıyle ilgili hiçbir hak tanınmamıştır. Adalet Bakanının bu isteği üzerine karar vermek yetkisi ise Yargıtaya aittir. Bu yüksek Mahkeme, gerektiğinde araştırma yaparak davanın nakli için, yasal bir neden bulunup bulunmadığını, varsa nereye nakledilmesinin uygun olacağını serbestçe takdir edecektir. Yüksek Mahkeme Adalet Bakanlığınca gösterilen nedenlerle bağlı değildir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle itirazın reddine karar verilmesi gerekir.

VI.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

4/4/1929 günlü, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 8/6/1936 günlü, 3006 sayılı Yasa ile değişik 14. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan kuralın Anayasa'ya aykırı olmadığına, itirazın reddine,

3/11/1977 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Başkan

Kâni Vrana

Başkanvekili

Şevket Müftügil

Üye

Ziya Önel

Üye

Abdullah Üner

Üye

Ahmet Koçak

Üye

Şekip Çopuroğlu

Üye

Fahrettin Uluç

Üye

Muhittin Gürün

Üye

Lütfi Ömerbaş

Üye

Ahmet Erdoğdu

Üye

Hasan Gürsel

Üye

Ahmet Salih Çebi

KARŞIOY

YAZISI

Bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine itiraz yolu ile başvurabilmesi için, Anayasa'nın 151. ve 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Kanunun 27. maddeleri uyarınca, elinde görülmekte olan bir davanın bulunması ve iptalini istediği yasa kuralını bu davada uygulama durumunda olması koşullarının yerine gelmesi gerekmektedir.

Bu işte Mahkemenin elinde görülmekte olan bir dava vardır. Ancak, Mahkemenin itiraz konusu yaptığı yasa kuralını bu davada uygulama durumunda olup olmadığının tartışılması uygun görülmüştür.

Bir ceza davasına bakmağa yer itibariyle yetkili mahkeme, Anayasa'ya uygun olarak kanunla belli edilmektedir. Yine, kanunda gösterilen nedenlerle bir ceza davasının başka yer mahkemesine nakline karar vermek, kanunun belli ettiği mahkemenin yetkisi içine girmektedir.

O

halde bir ceza davasının gösterilen nedenlerle başka bir yer mahkemesine nakline karar vermek yasaca görevli kılınan mahkemece kullanılabilecek bir yetki ve bu yerin verdiği kararlar da kazaî nitelikte ve uyulmaları zorunlu olduğundan, iptali istenen yasa kuralının itiraz yoluna başvuran mahkemenin görmekte olduğu davada uygulama durumunda bulunduğunun kabulüne olanak yoktur.

Bu bakımdan, ilk inceleme evresi sonunda verilen, itirazın esasının incelenmesine ilişkin karara, itirazın itiraz yoluna başvuran mahkemenin yetkisizliği nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesile karşıyım.

Üye

Adil Esmer

Üye

Nihat

O. Akçakayalıoğlu

Üye

Ahmet

H. Boyacıoğlu

KARŞIOY

YAZISI

Kangütme nedeniyle adam öldürmeye kalkışmak ve izinsiz silâh taşımak suçlarından sanıklar hakkında Mardin Ağır Ceza Mahkemesinde görülmekte olan dava Adalet Bakanının istemi üzerine Yargıtay 3. Ceza Dairesince Kamu Güvenini koruma nedeniyle Tokat Ağır Ceza Mahkemesine nakledilmiş ve bu mahkemenin başvurması üzerine de Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunun 14 .maddesinin son fıkrasındaki "Amme emniyeti bakımından davanın naklini istemek adliye vekiline aittir." hükmü Anayasa Mahkemesince esastan incelenerek karara bağlanmıştır.

İlk inceleme sırasında söz konusu hüküm, mahkemenin davada uygulayacağı, bir kural olmaması bakımından itirazın mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddine karar verilmesi oyunda bulunmuştum. Bu düşüncemin gerekçeleri aşağıdadır.

Anayasa'nın

151. ve 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Yasanın 27. maddelerine göre; bir mahkemenin

bir yasa hükmünün Anayasa'ya aykırı olduğundan söz ederek Anayasa Mahkemesine

başvurabilmesi ancak mahkemenin o yasa hükmünü bu davada uygulaması koşuluna

bağlı ve bununla sınırlı bulunmaktadır. Oysa; Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun

14. maddesinde kamu güvenliğini koruma bakımından davanın naklini isteme

yetkisi Adalet Bakanına ve nakil karan vermek yetkisi de Yüksek Görevli

mahkemeye verilmiş olup Tokat Ağır Ceza Mahkemesinin bu maddenin uygulanmasıyle

ne bir ilgisi ne de bu hususta bir yetkisi yoktur. Dava,, bu mahkemeye gelmeden

önce Adalet Bakanı söz konusu madde hükmüne dayanarak davanın naklini istemiş,

Yüksek Görevli mahkeme olan Yargıtay 3. Ceza Dairesince de yine bu maddenin

verdiği yetki gereğince davanın nakline karar verilmiş ve bu suretle söz konusu

14. madde hükmü, mahkemenin dışındaki bu iki mercice uygulanarak nakil işlemi

yasal olarak sonuçlanıp kesinlik kazanmış, bunun üzerine dava dosyası Tokat

Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir.

Tokat Ağır Ceza Mahkemesinin, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun söz konusu 14. maddesi hükmünün Adalet Bakanınca veya Yargıtay'ca doğrumu, yanlışını uygulanmış diye hukuken bir incelemede bulunamıyacağı açıktır. Bu yolda yapılan bir inceleme de mahkemenin bu madde hükmünü bu davada uyguladığı şeklinde yorumlanamaz. Aksine görüş, Anayasa'nın 151. ve 44 sayılı Yasanın 27. maddelerinin hükümlerine uygun düşmemektedir.

Mahkemenin, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun anılan 14. maddesini bu olayda uygulaması söz konusu olmadığına göre bu hükmün Anayasa'ya aykırılığını öne sürerek Anayasa Mahkemesine başvurma yetkisi de bulunmamaktadır. İlk inceleme sırasında mahkemenin itirazının yetkisizliği dolayısıyle reddine karar verilmesi gerekirken işin esasının incelenmesine karar verilmesine bu nedenle karşıyız.

Başkan

Kâni Vrana

KARŞIOY

YAZISI

İtiraz konusu olayın özeti şöyledir :

A-

Kan gütme amacı ile adam öldürmeye kalkışmak ve izinsiz silâh taşımak

suçlarının sanıkları hakkında Mardin Ağır Ceza Mahkemesinde açılan Kamu

davasının duruşması sırasında, Adalet Bakanı, davanın bu yer Ağır Ceza

Mahkemesinde görülmesinin Kamu güvenliği bakımından çekince bulunduğunu

belirterek davanın başka bir yer Ağır Ceza Mahkemesine naklini istemiştir.

Yargıtay Üçüncü Ceza Dairesi bu istemi kabul ederek, davanın Tokat Ağır Ceza

Mahkemesine nakline karar vermiştir. Bu mahkemede yapılan duruşma sırasında C.

Savcısı, C.M.U.K. nun 3006 sayılı yasa ile değişik 14. maddesinin son fıkrası

yargısının Anayasa'ya aykırı olduğunu ileri sürmüş ve adı geçen mahkemece de bu

sav ciddi görülerek söz konusu yargının iptali için Anayasa Mahkemesine

başvurulmasına karar verilmiştir.

B-

Tokat Ağır Ceza Mahkemesi'nin itiraz yolu ile bu konuda Anayasa Mahkemesine başvurmasının gerekçesinde, C.M.U.K. 14. maddesi son fıkrasının Anayasa'nın 2, 7, 32, ve 132. maddelerine aykırılığını belirleyen nedenler açıklanmaya çalışılmıştır. Anayasa'mızın 151. maddesine göre, itiraz yoluna başvuracak mahkeme, uygulanacak bir yasanın yargılarını Anayasa'ya aykırı görürse ya da yanlardan birisinin ileri sürdüğü aykırılık savının ciddi olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesine başvurabilir.

Böyle olunca bir mahkemenin itiraz yolu ile Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için;

a- İtiraza yetkili olan yerin bir mahkeme niteliğinde olması,

b- Bu mahkemenin davaya bakmakta bulunması,

c- İtiraz edilen Yasa Yargısının, bakılmakta olan davada uygulanacak Kural olması zorunludur. Konumuz bakımından bu koşulların yukarıdaki (a, b) kesimlerindekilerini açıklamaya gerek yoktur.

İtiraz konusunun burada önem kazandığı nokta, (c) bendindeki koşul yani bakılmakta olan davada uygulanacak yasa yargısıdır. Anayasa'mız 151. maddesi mahkemeye, bakmakta olduğu davada uygulayacağı yargının iptalini istemesi için yetki vermiştir. Anayasa Mahkemesinin görevi de, mahkemenin yetkili olup olmadığını, itiraza konu edilen yargıları uygulayıp uygulanmayacağını saptamaktadır.

Bu açıklamaların ışığı altında Tokat Ağır Ceza Mahkemesinin uygulayacağı yasa kuralı C.M.U.K. 3006 sayılı yasa ile değişik 14. maddesinin son fıkrası, değil sanığa yükletilen suçun cezasını gösteren yasa yargılandır.

C-

C.M.U.K. nun kökü olan Alman Ceza Yargılamaları Yöntemi Yasanın (Die

Strasfprozessordnung) 15. maddesi, bizim yasamızın 14. maddesi kurallarını

kapsamaktadır. Yetkili mahkemenin engeli bulunması (Verhindertsein des

Zustaendigen Gerichts) başlığını taşıyan 15. maddesi bizim yasamızın 14. maddesindeki

ilkeleri olduğu gibi getirmiştir. Almanya'da da, eylemli ve hukuksal nedenler

dolayısıyle mahkeme yargı görevini yapamıyacak duruma girer ya da soruşturmanın

orada yapılması kamu güvenliğini çekinceye sokacağı kaygı ve korkusu varsa

(eine Gefashrdung der Öffentlichen Sicherhei Zubesorgen) yüksek görevli

mahkeme, davanın başka yerde bulunan eşit aşamadaki bir mahkemeye nakline karar

verir. Görülüyorki, bu kural bir yöntem kuralıdır. Sanığın cezasını verirken

mahkemenin uygulayacağı yasa kuralı değildir.

Bu nedenlerle itiraz konusu yargı, mahkemenin davada uygulayacağı kural olmadığından itirazın yetkisizlik dolayısiyle reddi gerekeceği düşüncesiyle, esasın incelenmesi yolunda verilen çoğunluk kararına karşıyız.

Üye Abdullah · Üner Üye Ahmet · Salih Çebi Üye Ahmet · Erdoğdu Üye Adil · Esmer

Anayasa Mahkemesi, E. 1977/36, K. 1977/130, 3 Kasım 1977 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Olay
  4. Yasa Kuralları
  5. İlk İnceleme
  6. Esasın İncelenmesi
  7. A-
  8. B-
  9. C-
  10. Ç-
  11. Karşıoy
  12. Yazısı
  13. O
  14. O. Akçakayalıoğlu
  15. H. Boyacıoğlu
  16. Karşıoy
  17. Yazısı
  18. Karşıoy
  19. Yazısı
  20. A-
  21. B-
  22. C-
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1977/36
Karar No
1977/130
Tarih
3 Kasım 1977

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1977/109 K.1977/131
  • AYM Norm Denetimi E.1977/127 K.1977/132
  • AYM Norm Denetimi E.1977/12 K.1977/134
  • AYM Norm Denetimi E.1977/13 K.1977/135
  • AYM Norm Denetimi E.1977/11 K.1977/133
  • AYM Norm Denetimi E.1977/121 K.1977/142

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.