İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1988/50 K.1989/27

Kanunu" nün 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin Anayasa'nın 11., 17., 48., 49. ve 135. maddelerine aykırılığı nedeniyle iptali istemidir.

Esas1988/50Karar1989/27Tarih23 Haziran 1989Okuma25 dk · 5.052 kelime

KÜNYE

Anayasa

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
23 Haziran 1989
Esas Sayısı
1988/50
Karar Sayısı
1989/27
Karar Günü
23.6.1989
R.G. Tarih-Sayı
04.10.1989-20302
İtiraz yoluna başvuran
Ankara 5 Nolu İdare Mahkemesi
İtirazın konusu
19.3.1969 günlü, 1136 sayılı "Avukatlık
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.052 kelime·25 dk okuma·23 bölüm

Kanunu" nün 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin Anayasa'nın 11., 17., 48., 49. ve 135. maddelerine aykırılığı nedeniyle iptali istemidir.

I- OLAY

Türk Ceza Kanunu'nun 141 / 1. maddesine aykırı davrandığı savıyla

İstanbul 1. Ordu ve Sıkıyönetim Komutanlığı 2 Numaralı Askeri Mahkemesi'nce

çarptırıldığı sekiz yıl ağır hapis cezası kesinleşen davacı avukat hakkında,

üyesi olduğu Baro'nun 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 5. maddesinin birinci

fıkrasının (a) bendiyle 74. maddesi uyarınca işlem yapması gerektiğine ilişkin

Adalet Bakanlığı yazısı yerel Cumhuriyet Savcılığı kanalıyla gönderildiğinde

Baro Yönetim Kurulu, mahkumiyet kararının meslekle ilgili bir suça bağlı

olmadığından 1136 sayılı Yasa'nın 74. maddesinin uygulanmasına ve avukatın

ruhsatnamesinin geri alınmasına yer olmadığına karar vermiş, bu karar üzerine

Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü, yine Cumhuriyet Savcılığı

kanalıyla Baro'ya gönderdiği yazısıyla 1136 sayılı Yasa'nın 5/a ve 74.

maddeleri uyarınca işlem yapılmazsa Baro Yönetim Kurulu hakkında sözü edilen

Yasa gereğince işlem yapılacağını bildirince, Baro Yönetim Kurulu, aldığı

ikinci kararla, önceki kararını kaldırıp avukatın ruhsatnamesinin iptalini ve

bir daha yazılmamak üzere Baro Levhası'ndan kaydının silinmesini

kararlaştırmıştır.

Davacı avukatın bu karara karşı 1136 sayılı Yasa'nın 74. maddesi

uyarınca yaptığı itirazı, Baro Yönetim Kurulu'nun 27.11.1986 günlü ve

ruhsatnamenin geri alınmamasına ilişkin kararının ilgili avukat için kazanılmış

hak oluşturduğunu, idarî yargı kararı alınmaksızın kaldırılamaya cağını

belirterek yerinde bulan Türkiye Barolar Birliği kararını Adalet Bakanlığı'nın

onanmaması üzerine ruhsatnamenin iptali ve bir daha yazılmamak üzere Baro

Levhası'ndan kaydın silinmesine ilişkin Baro Yönetim Kurulu'nun kesinleşen

21.5.1987 günlü ikinci kararının iptali için açılan davada davacının ileri

sürdüğü Anayasa'ya aykırılık savının ciddi olduğu kanısına varan idare

Mahkemesi, itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi'ne başvurarak 1136 sayılı Yasa'nın

5/a maddesinin iptali isteminde bulunmuştur.

III- YASA METİNLERİ

A. iptali istenen Yasa Kuralı

19.3.1969 günlü, 1136 sayılı "Avukatlık Kanunu" nün "Avukatlığa kabulde engeller" başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasının iptali istenilen (a) bendini de içeren, 3256 sayılı Yasa ile değişik son biçimi şöyledir:

"Madde 5.- Aşağıda yazılı durumlardan birinin varlığı halinde, avukatlık meslekine kabul istemi reddolunur:

a) Kesinleşmiş bir kararla yüz kızartıcı bir suçtan veya ağır hapsi gerektiren bir cürümden mutlak olarak yahut kasdi bir cürümden bir sene veya daha ziyade hapis cezası ile hüküm giymek,

b) (22.1.1986-3256) Kesinleşmiş bir disiplin kararı sonucunda hâkim, memur veya avukat olma niteliğini kaybetmiş olmak,

c) Avukatlık meslekine yaraşmayacak tutum ve davranışları çevresince bilinmiş olmak,

d) Avukatlık mesleki ile birleşemeyen bir işle uğraşmak,

e) Mahkeme kararı ile kısıtlanmış olmak,

f) iflâs etmiş olup da itibarı iade edilmemiş bulunmak (Taksiratlı ve hileli müflisler itibarları iade edilmiş olsa dahi kabul olunmazlar),

g) Hakkında aciz vesikası verilmiş olup da bunu kaldırmamış bulunmak,

h) Avukatlığı sürekli olarak gereği gibi yapmaya engel vücut veya akılca malul olmak,

(22.1.1986-3256) Taksirli suçlar hariç olmak üzere beş yıldan fazla hapis veya ağır hapis cezasıyla veya zimmet, ihtilas, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanmak ve dolanlı iflâs suçlarından biri ile kesin olarak hüküm giymiş olanlar affa uğramış olsalar da avukatlığa kabul edilmezler.

(22.1.1986-3256) Adayın birinci fıkranın (a) bendinde yazılı cezalardan birini gerektiren bir suçtan kovuşturma altında bulunması halinde, avukatlığa alınması isteği hakkındaki kararın bu kovuşturmanın sonuna kadar bekletilmesine karar verilebilir. Şu kadar ki, ceza kovuşturmasının sonucu ne olursa olsun avukatlığa kabul isteğinin geri çevrilmesi gereken hallerde, sonuç beklenmeden istek karara bağlanır."

B. İlgili Yasa Kuralları

Avukatlık Yasası'nın konuyla ilgili "Bir daha yazılmamak üzere levhadan silinme" başlıklı 74. ile "Baroların kuruluşu ve nitelikleri" başlıklı 76. maddeleri de şöyledir:

1- "Madde 74.- Cezai veya disipline ilişkin bir karar sonunda meslekten çıkarılanlarla 5 inci maddenin (a) bendinde yazılı suçlardan kesin olarak hüküm giyenlerin ruhsatnamesi baro yönetim kurulunca geri alınarak iptal ve adları bir daha yazılmamak üzere levhadan silinir.

Bu işlemin uygulanması, kararın kesinleşmiş olmasına bağlıdır.

Baro yönetim kurullarının bu maddeye dayanarak verdiği kararlara karşı avukat, kararın kendisine tebliği tarihinden itibaren 15 gün içinde Türkiye Barolar Birliğine itiraz edebilir. Türkiye Barolar Birliğinin itiraz üzerine verdiği kararlar Adalet Bakanlığının onaylaması ile kesinleşir. 8 inci maddesinin altıncı ve yedinci fıkraları hükümleri burada da uygulanır."

2- "Madde 76.- (8.5.1984-3003) Barolar, bu Kanunda yazılı esaslar uyarınca avukatlık mesleğine mensup olanların; müşterek ihtiyaçlarım karşılamak, meslekî faaliyetlerini kolaylaştırmak, avukatlık mesleğinin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve iş sahipleri ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlâkını korumak maksadı ile kurulan tüzelkişiliğe sahip kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarıdır.

(8.5.1984-3003) Barolar, kuruluş amaçları ve Kanunda belirtilenler dışında hiçbir faaliyet gösteremezler; kendilerine kanunla verileri görevlerin yerine getirilmesiyle ilgili olmayan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleyemezler; siyasetle uğraşamazlar; siyasî partiler, sendikalar ve derneklerle ortak hareket edemezler; siyasî partilere maddî yardım yapamazlar; onlarla siyasî ilişki ve işbirliği içinde bulunamazlar; milletvekili ve mahallî idarelerin seçimlerinde belli adayları destekleyemezler.

Resmî törenlerde barolar İl Cumhuriyet Savcısının yanında yer alırlar."

C. Dayanılan Anayasa Kuralları

1- "Madde 11.- Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.

Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz."

2- "Madde 17.- Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

Tıbbî zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbî deneylere tâbi tutulamaz.

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tâbi tutulamaz.

Mahkemelerce verilen ölüm cezalarının yerine getirilmesi hali ile meşru müdafaa hali, yakalama ve tutuklama kararlarının yerine getirilmesi, bir tutuklu veya hükümlünün kaçmasının önlenmesi, bir ayaklanma veya isyanın bastırılması sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde yetkili merciin verdiği emirlerin uygulanması sırasında silah kullanılmasına kanunun cevaz verdiği zorunlu durumlarda meydana gelen öldürme fiilleri, birinci fıkra hükmü dışındadır."

3- "Madde 48.- Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir.

Devlet, özel teşebbüslerin millî ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alır."

4- "Madde 49.- Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir.

Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları korumak, çalışmayı desteklemek ve işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak için gerekli tedbirleri alır.

Devlet, işçi-işveren ilişkilerinde çalışma barışının sağlanmasını kolaylaştırıcı ve koruyucu tedbirler alır."

5- "Madde 135.- Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, meslekî faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlâkını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzelkişilikleridir.

Kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadî teşebbüslerinde aslî ve sürekli görevlerde çalışanların meslek kuruluşlarına girme mecburiyeti aranmaz.

Meslek kuruluşları, kuruluş amaçları dışında faaliyet gösteremezler; siyasetle uğraşamazlar, siyasî partiler, sendikalar ve derneklerle ortak hareket edemezler.

Siyasî partiler, sendikalar ve sendika üst kuruluşları; meslek kuruluşlarının ve üst kuruluşları organlarının seçimlerinde aday gösteremezler ve belirli adayların leh veya aleyhlerinde faaliyette bulunamazlar ve propaganda yapamazlar.

Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kanunda gösterildiği şekilde Devletin idarî ve malî denetimine tâbidir.

Amaçları dışında faaliyet gösteren ve siyasetle uğraşan meslek kuruluşlarının sorumlu organlarının görevine, kanunun belirttiği merciin istemi üzerine, mahkeme kararı ile son verilir ve yerlerine yenileri seçtirilir.

Türk Devletinin varlık ve bağımsızlığının, ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğünün, toplumun huzurunun korunması ve Devletin Anayasada belirtilen temel niteliklerini tehdit edici faaliyetlerin önlenmesi bakımından gecikmesinde sakınca bulunan hallerde mahallin en büyük mülki amiri bu organları geçici olarak görevden uzaklaştırabilir.

Görevden uzaklaştırma kararı; üç gün içinde mahkemeye bildirilir. Mahkeme görevden uzaklaştırma kararının yerinde olup olmadığına en geç on gün içinde karar verir."

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince Mahmut C. CUHRUK, Yekta Güngör ÖZDEN, Necdet DARICIOĞLU, Muammer TURAN, Mehmet ÇINARLI, Servet TÜZÜN, Mustafa GÖNÜL, Mehmet Şerif ATALAY, Oğuz AKDOĞANLI, İhsan PEKEL ve Selçuk TÜZÜN'ün katılmalarıyla 29.11.1988 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, sınırlama sorununun esasla birlikte düşünülmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

İşin esasına ilişkin rapor, başvuru kararı ve ekleri, iptali istenilen Yasa kuralı ile dayanılan Anayasa kuralları, bunların gerekçeleri ve öbür yasama belgeleri okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A. Sınırlama Sorunu

İlk inceleme kararında esasla birlikte düşünülmesi öngörüldüğü için sınırlama sorunu öncelikle ele alınmıştır.

Avukatlık Yasası'nın 74. maddesi gereğinin yerine getirilmesi sonucu, ruhsatnamenin geri alınarak iptal edilmesinin ve ilgilinin adının bir daha yazılmamak üzere levhadan silinmesinin nedeni; aynı Yasa'nın 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yazılı olduğu üzere, kesinleşmiş bir kararla yüz kızartıcı bir suçtan ya da ağır hapsi gerektiren bir cürümden mutlak olarak yahut kasdi bir cürümden bir yıl veya daha fazla hapis cezası ile hüküm giymektir. İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, sözü edilen (a) bendinin Anayasa'ya aykırı olduğu savının ciddî olduğu kanısına vararak tümüyle iptali isteminde bulunmuştur.

Oysa, olay, yukarıda da değinildiği üzere "ağır hapsi gerektiren bir cürümden" hüküm giymeye ilişkindir. Anılan bentteki "Kesinleşmiş bir kararla" sözcükleri aynı zamanda "... yüz kızartıcı suçtan . . .." ibaresiyle ilgili olduğu gibi ".... yahut kasdi bir cürümden bir sene veya daha ziyade hapis cezasıyla .. .." ibaresiyle de ilgilidir. Bu bakımdan, ".... ağır hapsi gerektiren bir cürümden ...." ibaresi dışındaki hükümler, bakılmakta olan davada uygulanacak kural durumunda değildir. Davanın dayanağı ".... ağır hapsi gerektiren bir cürümden ...." ibaresidir.

Sınırsız bir inceleme, ilgisiz ibarelerin olası iptaline, bu da amaç dışı sonuçlara yol açabilir.

Bu sakıncaları önlemek üzere itiraz konusu hükme ilişkin esas inceleme, ".... ağır hapsi gerektiren bir cürümden ....." ibaresiyle sınırlı olarak yapılmalıdır.

B. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 5. Maddesinin Birinci

Fıkrasında Yer Alan inceleme Konusu Hükmün Anayasa'ya Aykırılığı Sorunu:

Sınırlama kararı gereğince, (a) bendinin "... ağır hapsi gerektiren bir cürümden ...." ibaresi, itiraza dayanak gösterilen Anayasa maddeleriyle itiraz gerekçesinde ayrıca tartışılan Anayasa'nın 10. maddesi yönünden, sırasına göre incelenecektir.

1- Anayasa'nın 10. Maddesi Yönünden inceleme:

itiraz yoluna başvuran İdare Mahkemesi, sorunu eşitlik ilkesi yönünden tartışarak iptali istenilen hükmün, "..... anayasal düzen içerisinde değişik serbest meslek mensupları arasında avukatlar aleyhine haksız ve eşitliğe aykırı bir uygulamaya neden olduğu ...." kanısına varmıştır.

Anayasa'nın "Kanun önünde eşitlik" başlıklı 10.

maddesinin birinci fıkrasının öngördüğü, ayırım gözetilmeksizin yasa önünde

eşitlik, maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarıyla bütünlük oluşturmaktadır.

Anayasa'nın bu maddesinin mutlak olarak yasakladığı, yasaların uygulamasında

dil, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri

nedenlerle ayırım gözetilmesi ve böylece eşitsizliğe yol açılması, ayrıcalıklı

kişi ya da topluluklara olanak tanınmasıdır. Aynı durumda olanlara ayrı

kurallar uygulanamayacağı gibi ayrı durumda olanlara da aynı kurallar

uygulanamaz. Durumları ayrı olanlara ayrı kuralların uygulanması eşitlik

ilkesine aykırılık oluşturmaz. Anayasa'nın 10. maddesinin öngördüğü yasa önünde

eşitlik, tüm yurttaşların hepsinin, her yönden aynı hükümlere bağlı tutulmaları

olmayıp, kimi yurttaşların haklı bir nedene dayanmak koşuluyla değişik

hükümlere bağlı tutulabilmeleridir. Madde, aynı durumda bulunan kişiler

arasında haklı nedene dayanmayan ayırımları önlemeyi amaçlamıştır. Bu gerekler

gözetildiğinde, serbest mesleklerin işlev ve görev alanlarındaki değişiklikler

nedeniyle avukatları öbür serbest meslek mensuplarıyla bir tutmak olanaksızdır.

Her serbest mesleğin kendine özgü yanları, birbirinden ayrılıkları bulunduğu

gibi uzmanlık alanlarının farklılığı, farklı uygulamaları doğal, hattâ zorunlu

kılar. Avukatların, savunma görevini üstlenmeleri ve adaletin gerçekleşmesine

katkıları, mesleğinin özelliği sayılmakta ve kimi kısıtlamalara bağlı

tutulmalarının haklı nedenlerini oluşturmaktadır. Avukatlık mesleğini

seçenlerin, avukatlık adına uygun biçimde görevlerinin gereklerini özenle

yerine getirmeleri, avukatlık unvanından ayrı düşünülemeyecek saygı ve güveni

koruyup güçlendirmenin başta gelen koşullarından biridir. Böyle olunca da,

adalet dağıtımında, yargı alanında görev üstlenen avukatların, öbür serbest

meslek mensuplarından farklı hükümlere bağlı tutulmaları haklı nedenlere dayanmakta

ve Anayasa'nın eşitlik ilkesiyle çelişmemektedir.

Açıklanan bu durum karşısında itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 10. maddesine aykırı bir yanı yoktur.

2- Anayasa'nın 17. Maddesi Yönünden İnceleme:

"Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı"

başlıklı Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasının herkese tanıdığı yaşama,

maddî ve manevi varlığına koruma ve geliştirme hakkıyla, ikinci ve üçüncü

fıkralarının yasakladığı durumların itiraz konusu hükümle bir ilgisi

bulunmamakta, maddenin dördüncü fıkrası ise birinci fıkra dışında bırakılan

öldürme eylemlerini belirtmektedir. Avukatlık Yasası'nın 5. maddesinin birinci

fıkrasının (a) bendi kapsamına giren bir hüküm giyme nedeniyle uygulanan

levhadan silme işleminin, yaşama, kişinin maddî ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkıyla bağlantısı kurulamaz. Avukatlık mesleğinin gereklerine

aykırı durumlar nedeniyle bu mesleği yapmaktan yasal olarak alıkonulmak,

Anayasa'nın 17. maddesinde öngörülen hakların ortadan kaldırılması anlamına

gelemeyeceği gibi bütün eylemlerden dolayı meslekle ilişkinin kesilmesi, temel

anayasal haklarla ilişkinin kesilmesi değildir. Kaldıki, başka alanlarda

çalışıp uğraş verilerek yaşam sürdürülebilir, maddî ve manevî varlık korunup

geliştirilebilir. Bu nedenle itirazın, Anayasa'nın 17. maddesiyle ilgisi

bulunamamıştır.

3- Anayasa'nın 48. ve 49. Maddeleri Yönünden İnceleme:

Mahkeme, itiraz gerekçesinde, ruhsatnamenin iptal edilmesine

olanak sağlayan ve çalışma özgürlüğünü sınırlayan itiraz konusu kuralın,

Anayasa'nın 135. maddesindeki amaçları aştığını, söz konusu düzenlemenin ancak

işlenen suçun meslek disiplin ve ahlâkına aykırı olması durumunda Baroların

kuruluş amacıyla bağdaşabileceği savına yer vermiştir. Avukatlık yapmak

hakkının temelli olarak elden alınmasının Anayasa'nın 48. ve 49. maddeleriyle

çeliştiği görüşüne dayanan bu sav yalnız genel sınırlama nedenlerine bağlıdır.

Oysa, Anayasa'nın 13. maddesinin birinci fıkrasında açıklandığı gibi temel hak

ve özgürlükler, "... Anayasa'nın ilgili maddelerinde öngörülen özel

sebeplerle..." de yasayla sınırlanabilmektedir. Anayasa'nın 135.

maddesindeki amacın gerçekleşmesi için yapılan düzenleme kapsamında

Yasakoyucunun gerekli bulduğu bir koşul ya da önlem, "Anayasa'nın sözüne

ve ruhuna uygun" oldukça, "demokratik toplum düzeninin

gereklerine" aykırı olmadıkça ve "öngörüldükleri amaç dışında"

kullanılmadıkça, Anayasa'ya ters düşmeyen özel nedenli sınırlamadır.

Yasakoyucu, yasa kuralıyla, belirlediği suç, ceza ve durumları avukatlık

mesleğiyle doğrudan ilgili görmüştür. Bu, bir anlayış, değerlendirme, yorum

olabileceği gibi avukatlık mesleğini düşünüş ve kabul konusudur. Meslekle

bağdaşmasını uygun bulmadığı eylem ve durumları, meslek disiplin ve ahlâkı

kapsamında düşünen Yasakoyucunun takdirinde anayasal ilke ve kurallar yönünden

sakatlık yoksa buna karışılamaz. Mesleğin genel yararı, meslek mensuplarının

birbirleriyle ve halkla olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni egemen kılma

çabası, salt avukatlık işlemleriyle sınırlandırılamaz. Geniş biçimde

değerlendirilmesi mesleğin özelliği gereği olan bu alan, bir anlamda özel

yaşamı bile kapsar. İnan ve güven sarsıcı durumlar, kaçınılmaz olaylar

sonucunda ortaya çıksa da meslek üyesi, mesleği için özveride bulunarak

çekilebilecektir. Anayasa'nın 135. maddesinin amaçladığı düzeyi sağlayacak

düzenlemeleri, üzerinde önemle durduğu alanları ve anlamları daraltarak görev

suçlarıyla sınırlamak görüşüne katılmak olanaksızdır.

İtiraz konusu kuralı, amaç ve sınırlama orantısının korunmasıyla

ilgili "ölçülülük" temel ilkesinin alt ilkeleri olan yasal önlemin

sınırlama amacına ulaşmaya elverişli olup olmadığını saptamaya yönelik

"elverişlilik" sınırlayıcı önlemin sınırlama amacına ulaşma

bakımından zorunlu olup olmadığını arayan "zorunluluk-gereklilik",

ayrıca amaç ve aracın ölçüsüz bir oranı kapsayıp kapsamadığını, bu yolla

ölçüsüz bir yükümlülük getirip getirmediğini belirleyen "oranlılık"

ilkeleriyle çatışan bir sınırlama sayan görüşler bu nedenlerle yerinde

bulunmamıştır. Bu bakımdan yasal yaptırıma ikinci bir ceza niteliği vermek de

uygun bir değerlendirme kabul edilemez. Eyleme uygulanan cezanın yönetimde,

yargıda, hattâ yasamada kimi hak yoksunluklarını getirdiği bir gerçektir. Bu

durum, biri öbürünün doğal sonucu olan, biri öbürüne bağlı bulunan yeterlik

koşullarının varlığını sürdürüp sürdürmemesi, niteliğin yitip yitmemesi

konusudur. Yasakoyucu, eylemin niteliğini değil bir ölçüt olarak ceza türünü

gözetmiş, takdirini bu yolda kullanmıştır. Bu düzenlemenin tersini de

yapabilirdi. Anayasa Mahkemesi, yasama çalışmalarına yasakoyucu yerine geçecek

biçimde el atamaz. Yasakoyucu, cezanın nedeni olan eylemi suç sayılmaktan

çıkarırsa sorun kendiliğinden çözülmüş olur. Takdir, yasama organınındır.

Yasama organının, meslek mensubunun taşıması gerekli nitelikleri mesleğin

gereklerinden kabul etmesi, dolaylı olsa da ilgili neden sayması Anayasa'ya

aykırı düşmemektedir. İtiraz konusu ibare, kişinin dilediği işte çalışma

özgürlüğünü ve çalışma hakkını demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı

biçimde sınırlama niteliğinde görülmemiştir. Önceden neden olacağı bilinen

durumdan kaçınmayan ilgili, kendi iradesiyle izlediği yolda karşılaşacağı

yoksunluklardan yakınamaz. Yasama belgelerine göre, sınırlamanın kaynağı,

Anayasa'nın 13. maddesi değil, dürüstlüğü ve güveni de öngören 135. maddesidir.

Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bu kuruluşların üyeleri için

öngörülen anayasal ilkelerin başka anayasal ilkelerle çatıştığı kabul edilemez.

Kaldıki düzenleme, "Temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılmaması"

başlıklı Anayasa'nın 14. maddesinin birinci fıkrasıyla da uyumludur.

Anayasa'nın 135. maddesinin kapsamı dışına çıkmayan düzenleme Anayasa'nın 48.

ve 49. maddelerine aykırı değildir.

4- Anayasa'nın 135. Maddesi Yönünden İnceleme:

İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, iptalini istediği yasa kuralının,

meslek mensuplarının birbirleriyle ve halkla olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve

güveni sarsacak, meslek disiplin ve ahlâkına aykırı bir suç işlenmesi durumuyla

sınırlı olmadığı, Baroların kuruluş amacına uygun bulunmadığı görüşünü

taşıdığını kararının gerekçesinde açıklarken Anayasa Mahkemesi'nin 1136 sayılı

Avukatlık Yasası'yla ilgili olarak verdiği ve 17 Mayıs 1985 günlü, 18757 sayılı

Resmî Gazete'de yayımlanan 1.3.1985 günlü, Esas: 1984/12, Karar: 1985/6 sayılı

kararına da dayanmıştır. İtiraz dayanağı olarak Anayasa'nın 135. maddesi

gösterilmiştir. Sorunu çözüme kavuşturmak için, itiraz konusu Yasa kuralının,

Anayasa'nın 135. maddesindeki amaçlara ters düşen bir nitelik taşıyıp taşı

madiğinin, bu amaçlara aykırı ya da aşırı bir sınırlama getirip getirmediğinin

saptanması önem taşımaktadır.

Anayasa'nın 135. maddesinin öngördüğü hususlara koşut biçimdeki Avukatlık Yasası'nın "Baroların kuruluş ve nitelikleri" başlıklı, 76. maddesinde, Baroların kuruluş amacı açıklanmakta, yükümlülükleri ve hukuksal yapısı belirtilerek, sakınılması gereken durumlar sayılmaktadır. Anayasanın 135. maddesinin birinci fıkrasının yinelenmesi niteliğindeki bu düzenlemenin Barolara verilen değere uygun olduğu anlaşılmaktadır. Anayasa'ya uygunluk denetimiyle Yasanın Anayasa karşısındaki durumu belirlendiğinden, öncelikle Avukatlık Yasası'nın getiriliş amacına değinmek yararlı olacaktır.

Önceki, 1938 tarihli, 3499 sayılı Avukatlık Kanunu tasarısının

genel gerekçesinde; Cumhuriyet Adliyesinin sürekli gelişmesini sağlamaya

yarayan öğelerden hâkim ve mahkemeye olan güvenin sarsılmaz bir durumda

yerleşmesi, adaletin sürat ve sadelikle elde edilmesi, yasaların tam olarak

uygulanması, bu yoldaki çalışmaların esin kaynağını oluşturan belli başlı

ilkeler gösterildikten sonra, avukatın adalet örgütündeki rolü bu ilkelerin her

biriyle yakından ilgili sayılmış, hâkimin ve iş sahibinin tüm gerçekleri onun

ağzından dinleyeceği, vatandaşların ülkenin adaleti hakkında fikir ve

kanılarının onun eliyle yoğrulacağı, doğruluk ve nezaketi rehber edinmemiş bir

avukatın mahkeme hakkındaki şüpheli bir sözünün davacı üzerinde derin izler

bırakacağı, böylece bilimin, doğruluğun, bağımsızlık ve şerefin timsali olan

hâkimlerin de bu saldırıdan kurtulamayacağı, bu durumun Adliyeye vereceği

zararın her türlü tahminin üzerinde olduğu anlatılmış, avukatın varlığının,

bilgi ve doğruluğunun kendisinin güvencesi olmakla kalmayıp Adliyenin el

koymasını aza indirgeyen özelliği üzerinde durulmuş, yetkilerini hakka hizmet

yolunda kullanan ve hâkimin huzurunda yalnız yasanın ve vicdanının sesini

yükselttiği söylenen avukatın yargı görevini yerine getiren makinenin en

kuvvetli çarklarından biri olduğu açıklanmıştır.

1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun genel gerekçesinde de; 1938

yılından bu yana memleketin sosyal, ekonomik ve kültürel yaşamındaki büyük

gelişmelere koşut olarak adajet alanında, dolayısıyla avukatlık mesleğinin

biçim ve içeriğinde de geniş değişiklikler olduğu belirtildikten sonra,

avukatlığın bir kamu hizmeti olduğunun yasada açıklıkla yer alması gereğine,

avukatın bir kamu hizmetlisi olarak sahip bulunması gereken hak ve

sorumluluklarına değinilmiş ve devlet memurlarına, daha çok Cumhuriyet

Savcılarına olabildiğince yakın bir konuma getirildikleri üzerinde durulmuştur.

Tasarının TBMM. görüşmeleri evresinde ".... Hâkimlik gibi şerefli olan,

hattâ birçok milletlerde hâkimler de bunlar arasından seçilen ...... yargı

organı içinde adaletin bulunup ortaya çıkarılmasında görev alan, âdil ölçülerin

insanı. . . ., .... toplumun menfaatlerini koruyan ve kalabalıklara millet olma

vasfını veren değerleri titiz bir itina ile haddeden geçirerek meslek haline

inkılâbettiren kimse .." olarak nitelenen avukatın, mesleğinin,

istenildiği gibi yapılan bir meslek olmadığı, mesleğin gereği olarak birçok

kayıtlamalara bağlı tutulmasının zorunluluğu, hâkimlerin yanında hakkın

tecellisi bakımından halka yardımcı olanların haysiyetlerinin ve sosyal

yaşamlarının düzen içinde bulunmasına yardım edici hükümlerin beğeniyle

karşılandığı vurgulanmıştır.

Avukatlık Yasası'nın 1. maddesine göre "... kamu hizmeti ve

serbest bir meslek..." olan avukatlık iki yönlüdür. Hem "kamu

hizmeti" hem "serbest meslek" nitelemesi, serbest meslek

çalışmalarını yürütürken görev yapılan alanın kamusal ağırlığına dayanmaktadır.

Adalet, yargı, hukuk işleri, kamu hizmetinin en yoğun olduğu "kamu"

kavramının anlam olarak en önde geldiği alandır. Avukatlık Yasası'nın

"Avukatlığın amacı" başlıklı 2. maddesi, bu gerçekleri uygulamaya

yansıtan özgün kuraldır. Tüm bu kurallar, yinelenmesinde yarar olmayan nice

tanım, anlatım ve değerlendirmeler, avukatlığın kamusal yönü ağır basan bir

meslek olduğu gerçeğini doğrulamaktadır. Bilgi ve deneyimlerini öncelikle

adalet hizmetine vererek, adalete ve hakkaniyete uygun çözümler için hukuk

kurallarının tam olarak uygulanmasında yargı organlarıyla yetkili kurul ve

kurumlara yardımı görev bilen avukatın, hukuk devletinin yargı düzeni içindeki

yeri özellik taşımaktadır. Adaletin sav, savunma ve yargı öğelerinden savunma

bölümünün temsilcisi, başlıca görevlisi olan avukatın hem temsil ettiği

kişiler, hem de önlerinde görev yaptığı hâkim, savcı ve yetkili öbür kurul ve

kurumlarca inan, güven ve saygı ile karşılanması gerekir. Cezalandırma ya da

aklanma isterken, kendisinin herhangi bir suç nedeniyle hükümlü bulunması,

istemindeki içtenlikten kuşku duyuran, kendisini kendine karşı bile bağımsız

davranmaktan alıkoyan bir çelişki yaratır. Avukatlık Yasası'nın kimi

maddelerinde yerine getirilme koşullarıyla uyulması ve kaçınılması zorunlu

durumlar belirlenen avukatlık, tutum ve davranışlarda, giyimde, konuşmada, özel

yaşamda bile özen isteyen bir meslektir. Görevin doğrudan ilgili olduğu

yargı-adalet-hukuk kesimi, hiçbir gölge, kuşku ve söylentiye elverişli olmayan

yücelikler alanıdır. Mesleğin onuru, kuralları, Anayasa ve yasalardan başka hiç

kimseye bağlı olmayan avukatların bağımsızlığı ve özgürlüğü simgeleyen evrensel

nitelikleri hukukumuzda da benimsenmiştir. Avukatlık Yasası'nın 57. maddesinin,

görev sırasında ya da yaptığı görevden dolayı avukata karşı işlenen suçlar için

bu suçların hâkimlere karşı işlenmesine ilişkin hükümlerin uygulanacağını

öngörmesi, 58. maddesinin ise görevlerinden doğan ya da görevleri sırasında

işledikleri suçlar nedeniyle avukatlar hakkında soruşturma yapılmasını Adalet

Bakanlığının iznine bağlı tutması, mesleğin özelliğini kamusal değerini ortaya

koyan dünyadaki kimi yasal örneklerden ikisidir.

Anayasa'nın 135. maddesinin birinci fıkrasında, kamu kurumu

niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşlarının amacı ve hukuksal

yapıları belirlenirken sıralanan, belli bir mesleğe mensup olanların ". .

meslekî faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak

gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan

ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve

ahlâkını korumak..." maksadı, bir avukatta bulunması gereken ahlâk ve

bilgi düzeyi hakkında yeterli ölçülere temel alınacak boyuttadır. Avukatlık

Yasası'nın Barolara ve Türkiye Barolar Birliği'ne yüklediği görevler, tanıdığı

hak ve yetkilerle bu kuruluşların toplum ve devlet yaşamı için gözardı

edilmeyecek önemleri de düşünülürse, avukatların genel niteliklerine verilen

değer kendiliğinden ortaya çıkaktadır. İnan ve güven sağlayacak kimsenin

öncelikle kendisine inanılıp güvenilmelidir. Anayasa'nın 135. maddesinde

sıralanan, ulaşılmak ve sağlanmak istenilen durumların her biri ayrı bir

toplumsal kurum yapısıyla avukatlık niteliğini ilgilendirmektedir. Bu durumda,

bu üst kurala uygun yasa düzenlemesi nedeniyle, amaçla itiraz konusu ibare

arasında bir oransızlık söz konusu değildir.

Anayasa'nın anılan maddesindeki öğeler, yaptırımlarıyla Avukatlık

Yasası'na yansıtılmıştır. Yasa'nın 76. 74. ve 5. maddeleri bu uygulamayı bir

düzen içinde açıklamaktadır. Anayasal öğelerden ".... genel menfaatlere

uygun olarak gelişme. ....", "..... ilişkilerinde dürüstlüğü ve

güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlâkını korumak. ..." tan

söz edilince, kamunun yararına uygun durum, disiplin ve ahlâka uygun tutuna, bu

yolla suç işlemekten ve cezalandırılmaktan kaçınma hemen anımsanacak

davranışlardır. Belli olmaktadır ki, Yasakoyucu, avukatta aradığı nitelikleri

takdir ederken Anayasa'nın 135. maddesindeki amaçları, anayasal sınırı

aşmamıştır. Yasakoyucu yukarda da değinildiği gibi suç türünü değil, suç ne

olursa olsun cezayı esas almıştır. Anayasa'da öngörülen ilkelere ve öğelere

uygun oldukça yasal düzenlemelerin aykırılığından söz edilemez.

İtiraz konusu ibare, ağır hapsi gerektiren bir cürümden mutlak

olarak hüküm giymeyi, avukatlığı yasaklama nedeni sayan objektif bir kuraldır.

Savunmayı üstlenen kişilerin suç işlememiş ve ceza almamış olmaları

unvanlarının gerektirdiği saygıyı ve güveni sağlayabilir. Kamu yararına uygun

meslek gelişmesi, önce bu meslek üyelerinin kimi kurallara ve sınırlamalara

kendilerinin uyması ve sakıncalı durumlardan kaçınmalarıyla olanaklıdır.

Yargıyı tamamlayan olgulardan birisi olan savunma, seçkin, her yönden beğeni

toplayan, inan ve güven duyulan temsilcileriyle özlenen düzeye çıkabilir.

Suçlu, cezalı görevliler, özellikle yargı-adalet konularında beklenti içinde

olanları inandıramaz. Kendi istenciyle suç işleyip hüküm giyen bir meslek

mensubunun, bu suç için verilen cezanın meslekle ilişkiyi kesmesini öngören

yasal yaptırımı Anayasa'ya aykırı bulması uygun karşılanamaz. Yasakoyucu, salt

suç işlemeyi değil "kasıt" öğesini de gözetmiştir. Fıkraya eklenen

"kasdi" sözcüğüyle taksirli cürümler ayrılmıştır. Hapis cezasının

ağırlığı süreden çok anlamda toplanmaktadır. Adalet mesleğinde, suçlama

ötesinde, böyle bir hükümlülük ilgililerin olumsuz yargılarına neden olacaktır.

Yasakoyucu bu nedenlerle hüküm giymeyi, özellikle ağır hapis cezası almayı,

kimi sonuçlara bağlamıştır. Türk Ceza Yasası'nın 31. maddesi bu uygulamanın

genellik taşıyan bir örneğidir. Bilinçli suç işlemenin, avukatlık mesleğinin gerekleriyle

bağdaşabileceğini savunmak olanaklı görülmemektedir. Hâkimlik ve Cumhuriyet

Savcılığıyla eşdeğer, eş düzey sayıldığı öğretide ve kimi yargı kararlarında

kabul edilen avukatlığı, tam bir devlet görevi saymamakla birlikte, hizmetin

kamusal yönü bakımından onlardan ayrı tutmak çelişkili bir değerlendirme olur.

24.2.1983 günlü, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun "Adayların

nitelikleri" başlıklı 8. maddesinin (h) bendinde de, itiraz konusu ibareye

benzer koşullar bulunmaktadır. Sözü edilen Yasa'-nın 12. maddesi adaylığa

alındıktan sonra bu niteliklerden herhangi birini yitirmenin adaylık süresi

içinde göreve son vermeyi gerektirdiğini öngördüğü gibi 69. maddesi de 8.

maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymeyi meslekten çıkarma

cezasının nedeni saymıştır. Görülmektedir ki, adalet görevlileri için hâkim,

savcı, avukat ayırımı yapılmadan ağır hapis cezasına çarptırılmak meslekten

çıkarılmayı gerektiren bir neden kabul edilmiştir. Bu alanda görev yapanları

öbür serbest meslek üyeleriyle karşılaştırmak gereksizdir. Her serbest mesleğin

kendine özgü gerekleri olduğu gibi, bugün için yaptırım düşünülmemiş olanlara

yarınlarda yaptırım öngörülmeyeceği de şimdiden kestirilemez.

Serbest meslek üyesi de olsa, kamu hizmeti gören avukatın tutum ve

davranışlarında sorumluluk bilinciyle özenli davranması, mesleğin onurunu

ödünsüz, kuşkusuz koruyup sürdürmesi ve her yönden üstün nitelikler taşıması

kamunun beklediği bir husustur. Avukatların, genel yarara uygun biçimde

mesleklerinin gelişmesine katkıda bulunmaları için getirilen düzenlemelere,

ilgili kurallara uymaları, uygun davranışları yeğleyerek, gerekli nitelikleri

yitirmeden savunma görevini yürütmeleri amaçlanmıştır. Mesleğe alınmada engel

sayılan durumun, mesleğe alındıktan sonra ortaya çıkmasında da meslekle

ilişkinin kesilmesini gerektirmesi birbiriyle uyumlu birer uygulamadır. İtiraz

konusu kuraldaki cezalardan birisiyle hüküm giymek uygulamayı zorunlu kılmakta

olup takdire yer verilmemiştir. Avukat, meslek disiplin ve ahlâkını olumsuz

yönde etkileyecek her eylemden uzak duracak, genelde ve özelde meslek onurunu

güçlendirip yükseltecektir. Kamuoyunun eylemlere, suç ve cezalara bakışı

önemlidir. Hukuksal ölçütlerin meslek gerekleriyle çatışmadan belirlenmesi ona

saygının ilk koşuludur. Yasakoyucunun takdirini kullanırken bu sının

zorlamadığı durumlarda aykırılık savı, varsayımdan öteye geçemez. Kişinin maddî

ve manevî varlığını geliştirmek amacıyla ödevler yüklenilmesi nasıl bir Anayasa

kuralı ise, yine Anayasa'da öngörülen ilkelerle sınırlı olmak ve bir yasayla

düzenlenmek koşuluyla yasaklar, cezalar ve ceza önlemleri konulması ve böylece

bireylerin huzuruyla toplum yararının korunması da bir Anayasa kuralıdır. O

halde, anayasal sınırları aşmayan bir ceza kuralı karsında kişinin temel hak ve

özgürlüklerinin dokunulmazlığı ve kısıtlanmazlığı söz konusu olamaz. Aksi

görüşün savunulması, yasağa aykırı davranan kimselere toplum zararına sınırsız

özgürlükler tanımak ve devletin ceza koyma yetkisini sınırlamak anlamına gelir

ki böyle bir düşünce Anayasa'ya dayanılarak savunulamaz ve Anayasa'nın hiçbir

kuralı da buna elverişli değildir.

Siyasal düşünce suçunun mevzuatımızda kabulü ve Anayasa'ya aykırılık savları konu dışında kalmaktadır. Yasaların daha uygun, daha doyurucu, daha uygar kural taşımaları dileği, kimi sakıncalı uygulamaya yol açtığı görüşleri Anayasa'ya aykırı oldukları anlamına gelemez. İtiraz konusu kuralın suçların türünü esas alması, siyasal düşünce suçlarını kapsamaması eleştirisi, Anayasa Mahkemesi'nin norm denetimi görevinin sınırlarını aşıp yerindelik denetimine girmesi sakıncasını getirir. Kaldıki, Türk Ceza Yasası'nda da siyasal suç-âdi suç ayrımı yapılmamıştır.

Ulusal istenci yasama alanında temsil eden Yasakoyucunun, aynı zamanda bir kamu hizmeti sayılan avukatlık mesleğine, görevin gerektirdiği nitelikleri Anayasa çerçevesinde kalarak saptaması, görevin ve ülkenin gereklerine göre şerbetçe takdir etmesinde bir tutarsızlık yoktur. Anayasanın öngördüğü amacın aşıldığı saptanamadığından 135. maddeye aykırılık savı da yerinde görülmemiştir.

5- Anayasa'nın 11. Maddesi Yönünden İnceleme: '

İtiraz yoluna başvuran Mahkeme 1136 sayılı Yasa'nın 5/ a maddesinde yer alan hükümlerin aykırı olduğunu ileri sürmüşse de özel bir gerekçe göstermemiştir. Anayasa'nın 11. maddesi, Anayasa'nın bağlayıcılığı ve başlığını taşımaktadır. Bu maddeye göre, yasalar, Anayasa'ya aykırı olamaz. Yukarıdan beri süregelen incelemede, Yasa'nın iptali istenilen hükmünün Anayasa'nın ilgili maddelerine aykırılığı saptanmamış olduğuna göre 11. maddeye aykırı bir durumu bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle iptal istemi reddedilmelidir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI- SONUÇ

A) 19.3.1969 günlü, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 5. maddesinin (a) bendinde yer alan itiraz konusu hükme ilişkin esas incelemenin ".... ağır hapsi gerektiren bir cürümden ...." ibaresiyle sınırlı olarak yapılmasına,

B. Sınırlama kararı uyarınca incelenen ibarenin Anayasa'ya aykırı

olmadığına ve itirazın REDDİNE,

23.6.1989 gününde oybirliğiyle karar verildi.

DEĞİŞİK

GEREKÇE

Avukatlık Yasasının 74. maddesinde "... 5 inci maddenin (a)

bendinde yazılı suçlardan kesin olarak hüküm giyenlerin ruhsatnamesi baro

yönetim kurulunca geri alınarak iptal ve adları bir daha yazılmamak üzere

levhadan silinir." denilmektedir. Aynı yasanın 5. maddesinin (a) bendine

göre ise, "Kesinleşmiş bir kararla yüz kızartıcı bir suçtan veya ağır

hapsi gerektiren bir cürümden mutlak olarak yahut kasdî bir cürümden bir sene

veya daha ziyade hapis cezası ile hüküm giymek," hali, avukatlığa kabulü

engelleyici nedenler arasında sayılmıştır. Davada uygulanma durumunda olan ve

itiraz konusu edilen kural, "... ağır hapsi gerektiren bir

cürümden..." mutlak olarak hüküm giymek ibaresidir. Bu hükmün Anayasaya

uygunluk denetiminin yapılabilmesi için, öncelikle kapsamının ve anlamının

anlaşılması gerekir.

1136 Sayılı Avukatlık Yasası ile değiştirilen 1938 Tarihli 3499 Sayılı yasa tasarısının genel gerekçesi "Cumhuriyet adliyesinin devamlı inkişafını temine yarayan tedbirlerden hâkim ve mahkemeye karşı olan itimadın sarsılmaz bir halde yerleşmesi, adaletin sürat ve sadelikle temini, kanunların tam olarak tatbiki, bu yoldaki mesainin mülhem bulunduğu belli başlı esasları teşkil eder. Avukatın adlî teşkilattaki rolü bu esasların her biriyle yakından alâkalıdır..." biçimindedir.

1136 Sayılı yasanın 5/a düzenlenmesinde, maddenin son ibaresi başlangıçta "bir cürümden bir sene veya daha ziyade hapis cezası ile hüküm giymek," biçiminde iken, geçici komisyonda bu ibarenin önüne "kasdı" sözcüğü getirilirken, bu ilave hükümlülerin ahlâki redaetlerinin farklı olduğu gerekçesine dayandırılmıştır.

Avukatlık yasasının 2. maddesinde Avukatlığın amacının "... hukuki münasebetlerin düzenlenmesine, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesine ve genellikle hukuk kurallarının tam olarak uygulanması hususunda yargı organları ve hakemlere resmî ve özel kurul ve kurumlara yardım etmek..." olduğu belirtilmektedir. Aynı maddeye göre, Avukat bu amaçla hukukî bilgi ve tecrübelerini adalet. hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis..." edecektir.

Yukarıdaki maddelerden, avukatın, bilgi deneyimlerini adalet

hizmetine ve kişilerin yararlanmasına özgülerken, bir kamu hizmetini serbest

meslek faaliyetiyle yürüten kişi olduğu anlaşılmaktadır. Böyle bir mesleğin,

birbiriyle ve halkla olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılan ve

meslek disiplini ve ahlâkını koruyan kişilerce yürütülmesi o mesleğin onuru ve

haysiyetiyle ilgilidir. Bu açıdan meslek disiplini ve ahlâkını koruya-mayan

mesleğin onur ve haysiyetini zedeleyen suçlan işleyen kişilerin ruhsatlarının

iptal edilerek avukatlık mesleğinden uzaklaştırılması, yasanın bu meslek

mensuplarından aradığı koşullara ve mesleğin amacına uygun düşer. Ancak ağır

hapsi gerektiren tüm suçların meslek disiplini ve ahlâkını, mesleğin onur ve

haysiyetini zedeledikleri söylenemez. Özellikle silahlı eyleme dönüşmeyen

düşünce ya da siyasal suçlar, zaman ve duruma göre değişen değer yargılarına

bağlıdırlar. Bu tür suçlarda, genellikle, ahlâki bozukluk söz konusu olmadığı

gibi, tanımlarındaki belirsizlikler nedeniyle failin suç işleme kastının

varlığı da tartışılabilir. Bu suçların, çağdaş demokratik anlayışla

bağdaşmadığı gerçeği de dikkate alınırsa, faillerin meslek onuru ve

haysiyetini, meslek disiplinini ve ahlâkını bozdukları ileri sürülemez ve sırf

bu nedenle de meslekten kesin olarak uzaklaştırılmaları yasanın öngördüğü amaca

uygun düşmez. "Ağır hapsi gerektiren bir cürüm" ibaresinin, meslekle

ilgi kurulmadan her ağır hepsi gerektiren cürüm için avukatlık mesleğinden

kesin olarak uzaklaştırılma sebebi sayılması amacı aşan, biçimsel bir yorumlama

olur ve bir suçtan iki ayrı ceza verilmesi gibi bir sonuç da doğurur. Nitekim,

Anayasa'nın 135. maddesine göre kurulan diğer meslek odalarıyla ilgili

yasalarda, mesleğin kısıtlanması sadece mesleğin onur ve haysiyetini ihlal eden

eylemlerle sınırlı tutulmuştur. Bu durumda, 5. maddenin (a) bendindeki

Anayasa'ya aykırılık itirazıyla başvurulan "Ağır hapsi gerektiren

cürümden" ibaresini amaca uygun bir biçimde yorumlanması, bu hükmün, gerek

meslek mensuplarıyla gerek halkla olan ilişkilerde, dürüstlüğü ve güveni

tehlikeye düşüren, meslek disiplini ve ahlâkını gölgeleyen, mesleğin onurunu ve

haysiyetini bozan suçlarla sınırlandırılması gerekir.

Anayasa'nın 135. maddesinde kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak, meslek disiplini ve ahlâkını korumakla görevlendirilmişlerdir. Bu açıdan Avukatlık yasasının5 ja bendindeki "Ağır hapsi gerektiren" ibaresinin, amaca uygun yorumla, meslek disiplini ve ahlâkını, meslek onurunu ve haysiyetini bozacak nitelikteki "Ağır hapsi gerektiren bir cürümden" biçiminde anlaşılması koşuluyla, Anayasa'nın 135. maddesine aykırı bir yönü bulunmamaktadır. Düşünce suçları ve siyasal suçlar 5 / a maddesi kapsamında ağır hapsi gerektiren cürümlerden sayılmamalıdır.

itiraz konusu edilen ibarenin, bu kapsam ve anlamla Anayasa'nın çalışma ve sözleşme özgürlüğüyle ilgili 48., çalışma hakkı ve sözleşme özgürlüğüyle ilgili 49. maddelerine ve eşitlik ilkesine de aykırı bir yönü de bulunmamaktadır.

itiraz yoluyla yapılan başvurunun, yukarıda açıklanan değişik gerekçe ile reddi gerektiği düşünülmektedir.

Başkanvekili

Yekta Güngör ÖZDEN

Üye

Necdet

DARICIOĞLU

Üye

Yılmaz

ALİEFENDİOĞLU

Üye

Mehmet

ÇINARLI

Üye

Servet

TÜZÜN

Üye

Mustafa

GÖNÜL

Üye

Mustafa

ŞAHİN

Üye

İhsan

PEKEL

Üye

Selçuk

TÜZÜN

Üye

Ahmet

N. SEZER

Üye

Erol

CANSEL

Üye

Yılmaz

ALİEFENDİOĞLU

Anayasa Mahkemesi, E. 1988/50, K. 1989/27, 23 Haziran 1989 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I- Olay
  4. Iıı- Yasa Metinleri
  5. A. iptali istenen Yasa Kuralı
  6. B. İlgili Yasa Kuralları
  7. C. Dayanılan Anayasa Kuralları
  8. Iv- İlk İnceleme
  9. V- Esasın İncelenmesi
  10. A. Sınırlama Sorunu
  11. B. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 5. Maddesinin Birinci
  12. B. Sınırlama kararı uyarınca incelenen ibarenin Anayasa'ya aykırı
  13. Değişik
  14. Gerekçe
  15. Darıcıoğlu
  16. Aliefendioğlu
  17. Çınarlı
  18. Tüzün
  19. Gönül
  20. Şahin
  21. Pekel
  22. Tüzün
  23. N. Sezer
  24. Cansel
  25. Aliefendioğlu
  26. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1988/50
Karar No
1989/27
Tarih
23 Haziran 1989

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1988/61 K.1989/28
  • AYM Norm Denetimi E.1988/39 K.1989/29
  • AYM Norm Denetimi E.1989/18 K.1989/31
  • AYM Norm Denetimi E.1989/20 K.1989/33
  • AYM Norm Denetimi E.1989/19 K.1989/32
  • AYM Norm Denetimi E.1989/16 K.1989/30

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.