İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1988/63 K.1989/47

Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi ve Bu Kanuna Bazı Hükümler Eklenmesi Hakkında Kanun"un 1. maddesiyle değişik 6831 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin (f) bendinin Anayasa'nın 169. maddesine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi…

Esas1988/63Karar1989/47Tarih28 Kasım 1989Okuma24 dk · 4.846 kelime

KÜNYE

Anayasa

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
28 Kasım 1989
Esas Sayısı
1988/63
Karar Sayısı
1989/47
Karar Günü
28.11.1989
R.G. Tarih-Sayı
10.01.1992-21107
İtiraz yoluna başvuran
Gazipaşa Sulh Ceza Mahkemesi
İtirazın konusu
22.5.1987 günlü, 3373 sayılı "6831 Sayılı
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.846 kelime·24 dk okuma·20 bölüm

Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi ve Bu Kanuna Bazı Hükümler Eklenmesi Hakkında Kanun"un 1. maddesiyle değişik 6831 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin (f) bendinin Anayasa'nın 169. maddesine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istemidir.

I- OLAY

17.3.1987 günlü tutanağa dayanılarak, devlet ormanından 1023 m2 lik

tarla açtığı savıyla 6831 sayılı Orman Yasası'nın 93. maddesinin ikinci fıkrası

uyarınca cezalandırılması istemini içeren Cumhuriyet Savcılığı'nın 9.4.1987

günlü iddianamesi ile hakkında açılan kamu davasının aşamalarında sanık; suça

konu olup murisinden kalan, zilyetliği altında, turfandacılığa ve tarıma

elverişli muzluğun orman sayılacak yerlerden bulunmadığını, bu taşınmazın

kadastro işlemleri sırasında kendi adına tespit edildiğini, aynı yer için

düzenlenen tutanak sonucu açılan davada beraat ettiğini savunmuş; Mahkemece yapılan

yazışmalar sonunda, sözü edilen taşınmazın bulunduğu köyde kadastro tespiti

yapılmadığı, getirtilen 2573 parsel sayılı taşınmaza ilişkin tapulama

tutanağının incelenmesinden de 3406 m2 yüzölçümünde ve tarla niteliğindeki

yerin, babasının ve onun 1972 yılandaki hilesi sonucu sanık ile kardeşinin

zilyetliklerine bağlı olarak 1/2 pay oranında senetsizken adlarına yapılan

tespitinin itiraz edilmediği için 31.5.1988'de kesinleştiği anlaşılmış, yerinde

gerçekleştirilen 14.9.1988 günlü keşif, tapu fen memuru ve orman yüksek

mühendisi bilirkişilerin rapor ve görüşleriyle suç oluşturduğunu ve

oluşmadığını birbirine karşıt biçimde belirttiklerini gözeten yerel mahkeme,

21.11.1988 günlü duruşmada, 3373 sayılı Yasa'nın 1. maddesiyle değişik 6831

sayılı Yasa'nın 1. maddesinin (F) bendinin Anayasa'nın 169. maddesine aykırı

olduğu görüşüyle iptali istemiyle doğrudan Anayasa Mahkemesi'ne başvurmuştur.

III- YASA METİNLERİ

A. İptali İstenen Yasa Kuralı

6831 sayılı Orman Yasası'nın 1. maddesinin (F) bendinin, 28.5.1987 günlü, 19473 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 3373 sayılı Yasa'nın 1. maddesiyle değişik, itiraz konusu yeni biçimi aynen şöyledir:

"F) Orman sınırları içinde veya bitişiğinde tapulu, orman sınırları dışında ise her türlü tasarruf belgeleriyle özel mülkiyette bulunan ve tarım arazisi olarak kullanılan, dağınık veya yer yer küme ve sıra halindeki her nevi ağaç ve ağaççıklarla örtülü yerler,"

B. Dayanılan Anayasa Kuralları

Yerel Mahkemenin itiraz gerekçesinde dayandığı Anayasa kuralı şudur:

"Madde 169.- Devlet, ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır. Yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilir, bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılık yapılamaz. Bütün ormanların gözetimi Devlete aittir.

Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz. Devlet ormanları kanuna göre, Devletçe yönetilir ve işletilir. Bu ormanlar zamanaşımı ile mülk edinilemez ve kamu yaran dışında irtifak hakkına konu olamaz.

Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez. Ormanların tahrip edilmesine yol açan siyasi propaganda yapılamaz; münhasıran orman suçları için genel ve özel af çıkarılamaz. Ormanları yakmak, ormanı yok etmek veya daraltmak amacıyla işlenen suçlar genel ve özel af kapsamına alınamaz.

Orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tespit edilen yerler ile 31 / 12 j 1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş olan tarla, bağ, meyvelik, zeytinlik gibi çeşitli tarım alanlarında veya hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen araziler, şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerler dışında, orman sınırlarında daraltma yapılamaz."

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince, Mahmut C. CUHRUK, Yekta Güngör ÖZDEN, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU, Muammer TURAN, Mehmet ÇINARLI, Servet TÜZÜN, Mustafa ŞAHİN, İhsan PEKEL, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER ve Erol CANSEL'in katılmalarıyla 2.1.1989 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında daha önce konuyla ilgili belgelerin onanlı örnekleri yerine asılları gönderildiğinden eksik sayılarak geri çevrilen işe ilişkin dosyada eksiklik bulunmadığından için esasının incelenmesine, incelemenin 6831 sayılı Yasa'nın değişik 1. maddesinin (F) bendindeki "... tapulu yerler ..." ibaresiyle sınırlı olarak yapılmasına oybirliğiyle karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

İşin esasına ilişkin rapor, başvuru kararı ve ekleri, iptali istenen Yasa kurallarıyla dayanılan Anayasa kuralı, bunların gerekçeleri ve öteki yasama belgeleri okunup incelendikten sonra ereği görüşülüp düşünüldü:

A. Sınırlama Sorunu

İtiraz yoluyla başvuran Gazipaşa Sulh Ceza Mahkemesi bakmakta

olduğu davada uygulayacağı 22.5.1987 günlü 3373 sayılı Yasa'nın 1. maddesiyle

değişik 6831 sayılı Orman Yasası'nın 1. maddesinin (F) bendini Anayasa'nın 169.

maddesine aykırı bularak iptalini istemiştir. Sözü edilen 1. maddenin (F) bendi

orman sınırları içinde ve bitişiğinde tarım arazisi olarak kullanılan tapulu

yerlerle orman sınırları dışında, her türlü tasarruf belgeleriyle özel

mülkiyette bulunan ve tarım arazisi olarak kullanılan yerleri birbirinden

ayırmıştır. 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Yasa'nın 28. maddesinin 1. bendine göre, itiraz yoluyla Anayasa

Mahkemesi'ne başvuran Mahkeme, yalnız o dava sebebiyle uygulanacak bir yasa

kurallarının Anayasa'ya aykırılığını ileri sürebilir. Gazipaşa Sulh Ceza

Mahkemesi'nin bakmakta olduğu davada yalnız orman sınırlan içinde bulunan

tapulu yer söz konusudur. Bu nedenle, Mahkeme, olaya 6831 sayılı Orman

Kanunu'nun 3373 sayılı Yasa ile değişik 1. maddesinin (F) bendinin yalnız orman

sınırları içinde bulunan tapulu yerlerle ilgili tümcesini uygulayacaktır. Bu durumda,

Anayasa'ya aykırılık savının 6831 sayılı Kanun'un 1. maddesinin (F) bendinin

tümü için değil, yalnız "orman sınırları içinde ... tapulu ...

yerler" yönünden incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.

B. Anayasa'ya Aykırılık Sorunu

1. Anayasa'nın 169. Maddesinin Birinci ve İkinci Fıkraları Yönünden İnceleme:

İtiraz yoluna başvuran Mahkemenin, iptalini istediği, 3373 sayılı Yasa'yla değişik 6831 sayılı Orman Yasası'nın 1. maddesinin (F) bendinin Anayasa'nın 169. maddesine aykırılığı savı iki noktada özetlenebilir:

6831 sayılı Orman Yasası'nın 1. maddesinin (F) bendi, 3373 sayılı

Yasa'yla değiştirilmeden önce, 23.9.1983 tarih ve 2896 sayılı Yasa'yla

düzenlenen biçimiyle "orman sınırları içinde veya bitişiğinde GEÇERLİ tapu

kaydına dayanarak ..." biçiminde idi. Ancak, 3373 sayılı Yasa bu fıkradaki

"geçerli" sözcüğünü kaldırarak yalnız "tapu kaydı" deyimini

bıraktı. Bu durumda, tapunun geçerliliğini araştırma olanağı ortadan

kalktığından, yasalara aykırı biçimde nasıl olursa olsun tapu alabilen kişiler orman

içinde ve orman sayılan yerlerin de maliki olabilecektir. Diğer taraftan, 3373

sayılı Yasa ile 6831 sayılı Orman Yasası'nın 1. maddesinin (F) bendinde yapılan

değişiklik, ormanda ormanlık yeri açarak suç işleyen sanığın affedilmesi

sonucunu da getirmektedir. Oysa, Anayasa'nın 169. maddesinin üçüncü fıkrası

yalnızca orman suçlan için genel ve özel af çıkarılamamasını öngörmektedir.

Mahkemenin, yukarıda özetlenen savlarından, önce (F) bendinde yapılan değişikliğin bir af yasası niteliğinde olup olmadığı incelenecektir.

Türk Ceza Yasası'nın 97. maddesinde "Umumi af, hukuku âmme

davasını ve hükmolunan cezaları bütün neticeleriyle birlikte ortadan

kaldırır." denilmekte; 98. maddesi de: "Hususi af havi olduğu

sarahate göre cezayı ortadan kaldırır veya azaltır veya değiştirir ve daha ağır

bir cezadan mübeddel olan cezaya kanunen ilâve edilmemiş bulunmak şartıyla

mahkûmun mahkûmiyetini de af eder. Ancak, kanun veya kararnamesinde hilafı

yazılı olmadıkça fer'i ve mütemmim cezalara tesir etmez. Hususi affı tazammun

eden kanun veya kararnamede sarahat bulunan ahval müstesnadır."

hükümlerini içermektedir. Ayrıca, Anayasa'nın 87. maddesine göre, genel ve özel

af yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin görevleri arasında bulunmaktadır.

Fakat TBMM, Anayasa'nın 14. maddesinde belirtilmiş olan fiillerden dolayı hüküm

giyenler hakkında genel ya da özel af çıkaramaz. Bu türden bir yasaklama,

incelenmekte olan Anayasa'nın 169. maddesinin üçüncü fıkrasında da yer almış

olup, bu fıkrada "münhasıran orman suçları için genel ve özel af

çıkarılamaz. Ormanları yakmak, ormanı yok etmek veya daraltmak amacıyla işlenen

suçlar genel ve özel af kapsamına alınamaz" denmektedir. Bu açıklamalara

göre özel ya da genel aftan söz edebilmek için Büyük Millet Meclisi'nin genel

veya özel affın niteliklerini taşıyan bir yasa çıkarması ve genel af söz konusu

ise hangi kamu davasını ve hükmolunan cezaları bütün neticeleriyle birlikte

ortadan kaldırdığını; özel af çıkarıyorsa hangi suçun cezasını ortadan

kaldırdığını, azalttığını veya değiştirdiğini açıkça göstermesi gerekir.

Anayasa Mahkemesi de 18.3.1986 günlü, Esas 1985/ 30, Karar 1986/10 sayılı

kararında: "Genel af, sosyal düşüncelerle tüm ya da kimi suçları ve

hükmedilmişse cezaları, bütün sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırır. Kapsamına

giren ve haklarında henüz dava açılmamış suçlar hakkında kamu davasını önler.

Özel af ise, kesinleşmiş bir cezayı kaldıran, hafifleten veya daha hafif olmak koşuluyla, başka cezaya çeviren bir atıfet kurumudur. Bu niteliğiyle haklarında henüz mahkûmiyet kararı verilmemiş olanlar için özel af söz konusu olamaz" diyerek iki tür affın içeriğini açıklamıştır.

İtiraz konusu 3373 sayılı Yasa'yla değişik 6831 sayılı Orman Yasası'nın 1. maddesinin (F) bendinde, yasalara aykırı olarak her ne suretle olursa olsun tapu alabilen kimselerin orman suçlarının ve cezalarının ya da yalnız cezalarının affedildiğine ilişkin mevzuatta, hiç bir açıklık ve düzenleme bulunmadığından, bu bendi bir genel veya özel af hükmü olarak kabul etmek olanaksızdır. Bu nedenle (F) fıkrası, Anayasa'nın 169. maddesinin, orman suçlan için genel ve özel af çıkarılmasını, ormanları yakmak, yok etmek veya daraltmak amacıyla işlenen suçların genel veya özel af kapsamına alınmasını yasaklayan üçüncü fıkrası ile ilgisi bulunmamaktadır.

İtiraz yoluyla iptali istenen, 3373 sayılı Yasa'yla değişik, 6831

sayılı Orman Yasası'nın 1. maddesinin (F) bendi, bir af kuralı olmamakla

birlikte, dolaylı olarak bir affın sonuçlarını sağlayıp sağlamadığı açıklığa

kavuşturulmalıdır. Başka bir anlatımla adı geçen yeni (F) bendi, eski

düzenlemedeki "geçerli tapu" deyiminin "geçerli" sözcüğü

çıkarıldıktan sonra yalnız "tapu" sözcüğünün bırakılmasının tapunun

geçerliliğinin araştırılmasını önleyip önlemediğinin ve her nasılsa geçersiz

tapu elde eden kişilerin ceza sorumluluklarını bertaraf edip etmediğinin

araştırılması gerekir. Eğer 3373 sayılı Yasa'nın yeni düzenlemesi ile 6831

sayılı Kanun'un l. maddesinin (F) bendi dolaylı bir af sonucunu getiriyorsa,

Anayasa'nın 169. maddesinin üçüncü fıkrasındaki af yasağını ihlâl ettiği için Anayasa'ya

uygunluğu da tartışılır duruma gelir.

Konuyu 6831 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin gelişimi yönünden incelemekte yarar vardır.

6831 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin birinci fıkrası, ormanı, "Tabii olarak yetişen veya emekle yetiştirilen ağaç ve ağaççık toplulukları yerleriyle birlikte orman sayılır." biçiminde tanımlamıştır. Bu tanımdaki ormanı belirleyen "ağaç", "ağaççık toplulukları" ve "yer" öğeleri 6831 sayılı Yasa'dan önceki 1937 tarih ve 3116 sayılı Orman Kanunu'nun 1. maddesinde; 4785 sayılı ve 5653 sayılı Yasaların 1. maddelerinde de aynen korunmuştur. Ancak ormanın istisnalarını düzenleyen bu Yasaların 1. maddelerinin ikinci fıkraları her yasa değişikliğinde yeniden düzenlenerek istisna türleri ve tanımları devamlı değişikliklere uğratılmıştır.

İptal konusu olan 6831 sayılı Orman Yasası'nın 1. maddesindeki

orman tanımının istisnasını oluşturan (F) bendi, ilk defa 3116 sayılı Yasa'nın

1. maddesinin orman sayılmayan yerleri tarif eden ikinci fıkrasında: "...

ormana bitişik olmayan beş hektardan az, sahipli arazi üzerindeki ağaçlar ve

ağaççıklar orman sayılmaz" biçiminde yer almış; 1945 tarih ve 4785 sayılı

Yasa'yla yapılan değişiklikle bu tanım fıkradan çıkarılmış; 1950 tarihinde

yürürlüğe giren 5653 sayılı Yasa ile 3116 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin ikinci

fıkrasını yeniden düzenlerken yeni (d) bendinde: "ormanların dışındaki

sahipli arazide ve bunların kenarlarında bulunan dağınık veya yüzölçümü 5

hektarı geçmeyen ve Devlet ormanlarına mesafesi en az 3 km. olan grup halindeki

ağaç ve ağaççıkların" orman sayılmayacağı hükme bağlanmıştır. 6831 sayılı

Orman Yasası bu fıkraya yeni bir düzenleme getirerek: "sahipli ziraat

arazisi olarak kullanılan ve dağınık, yer yer küme ve sıra halinde bulunan her

nevi ağaç ve ağaççıklarla örtülü yerler"i orman saymamıştır, (F bendi).

Ancak bu bent de 23.9.1983 tarih ve 2896 sayılı Yasa'yla yeniden değiştirilerek

yeni (F) bendi: "Orman sınırları içinde veya bitişiğinde geçerli tapu

kaydına dayanarak, orman sınırları veya bitişik alanlar dışında ise tapu

kaydına veya diğer tasarruf belgeleri ile özel mülkiyette bulunan ve tarım

arazisi olarak kullanılan, dağınık veya yer yer küme ve sıra halindeki her nevi

ağaç ve ağaççıklarla örtülü sahipli yerler" durumuna gelmiştir. Yapılan bu

değişikliğin amacı, daha önceki 3116, 5653 ve 6831 sayılı Yasaların 1.

maddelerinin ikinci fıkralarında getirilen yasal düzenlemelerde hukuksal anlamı

çok belirgin olmayan, tarım arazileri ile ilgili sahiplik kavramına açıklık

getirmek için "orman sınırları içinde ve bitişiğinde olanlardan geçerli

tapu kaydına dayananlarını"; "orman sınırları veya bitişik alanlar

dışında kalanları" ise tapu kaydı veya diğer tasarruf belgeleriyle özel

mülkiyette bulunanlarını, tarım arazisi olarak kullanılmaları ve dağınık veya

yer yer küme ve sıra halindeki her türden ağaç ve ağaççıklarla örtülü olmaları

koşuluyla, sahipli arazi olarak kabul ederek bu tür arazileri orman

saymamaktır.

Bu yeni düzenlemenin Danışma Meclisi ile Milli Güvenlik

Konseyi'ndeki oluşumu şöyledir: 23.9.1983 tarih ve 2896 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin

(F) bendinin Danışma Meclisi'nde görüşülmesinde ve kabul gerekçesinde:

"(F) Bendi, sahipli ziraat arazisi olarak kullanılan ve dağınık, yer, küme

ve sıra halinde bulunan her nevi ağaç ve ağaççık nevilerinin bulunduğu yerlerin

orman sayılmayacağını belirtmektedir. Bentte geçen sahiplilik hususundan ne

anlaşılacağının açıkça belirtilmesi uygulamada meydana gelen bir çok

anlaşmazlıkları ortadan kaldıracağından, bend metnine bu hususu açıklayıcı

düzenleme getirilmiştir" (Danışma Meclisi Tutanak Dergisi, Cilt: 17, S.

sayısı: 390, Sayfa: 2), açıklamasını içermektedir. Milli Güvenlik Konseyi

İhtisas Komisyonu, Danışma Meclisi tarafından müzakeresiz kabul edilmiş olan

Kanun Metninin 1. maddesinin ikinci fıkrasının (F) ve (G) bentlerini,

"Evvelce orman niteliğinde veya ormanın devamı görünen arazilere ait fakat

çok eski tarihlerde ve değişik usullerle verilmiş bulunan mülkiyet belgeleri

geçersiz kabul edilerek bu araziler de orman rejimine dahil edilmiş ve

devletleştirilmiş bulunduğundan, (geçerli) kelimesi ilâve edilmiştir."

(Milli Güvenlik Konseyi Tutanak Dergisi, Cilt 10, S. Sayısı: 651, sayfa 20)

gerekçesiyle tekrar değişikliğe uğratmış ve Milli Güvenlik Konseyi'nde

müzakeresiz olarak kabul edilmiştir.

6831 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin (G) bendi son olarak 22.5.1987 tarih ve 3373 sayılı Yasa'yla değiştirilerek: "orman sınırları içinde veya bitişiğinde tapulu; orman sınırları dışında ise her türlü tasarruf belgeleri ile özel mülkiyette bulunan ve tarım arazisi olarak kullanılan dağınık veya yer yer küme ve sıra halindeki her nevi ağaç ve ağaççıklarla örtülü yerler" biçimini almış; böylece eski fıkradaki orman sınırları içinde veya bitişiğindeki taşınmazlar için söz konusu olan "geçerli tapu kaydına dayanarak" deyimindeki "geçerli" kelimesi çıkarılarak yerine "tapulu" sözcüğü konmuş; orman sınırları dışındaki yerler için ise, "tapu kaydı" deyimi çıkarılmıştır.

6831 sayılı Orman Yasası'nın l- maddesinin (F) bendini değiştiren 3373 sayılı Yasa'nın gerekçesinde, değişliğin nedeni şöyle açıklanmıştır: "6831 sayılı Orman Kanununun 1. maddesinin ikinci fıkrasının (F) bendinde yer alan (geçerli tapu) sözcüğü devletçe verilmiş tapu belgeleri üzerinde şüphe uyandırdığından, bu yanlış anlamaları ortadan kaldırmak maksadıyla kanun metninden çıkarılmıştır" (TBMM Tutanak Dergisi, Dönem: 17, Cilt: 41, Yasama Yılı: 4, S. Sayısı.569, Sayfa 2).

Şu halde Yasakoyucu, 3373 sayılı Yasa'yla yapılan değişiklikten

önce, (F) bendi ile ilgili yasal düzenlemelerde orman sınırları içinde veya

bitişiğindeki tarım arazileri için kullanılan "sahiplik" deyimine

açıklık getirmek üzere son yasa değişikliğiyle bu sahipliğin ancak tapu ile

hukukilik kazanacağını vurgulamış olmaktadır. "Geçerli tapu"

deyiminin kullanılmamış olması isabetlidir. Zira tapu, "geçerli"

sözcüğünün eklenmesine gerek olmadan, tapu kütüğüne tescil edilmiş olan ayni

hakkın varlığını belgeler. Nitekim Medeni Yasa'nın 929. maddesinin birinci

fıkrasında "Teessüsü için kanunun tapu siciline tescil lâzım gelen her

hak, bu tescil olmadıkça bir ayni hak olarak mevcut olamaz." denilmekte ve

930. maddenin birinci fıkrası da: "Ayni haklar tescil ile doğar ve sıra ve

tarihlerini tescil kaydına göre alır" hükmünü koymaktadır. Medeni Yasa'nın

918. maddesine göre ayni haklar, mülkiyet, irtifak hakları ve taşınmaz

mükellefiyeti ile rehin haklarıdır. Bir ayni hakkın üzerinde kurulacağı

taşınmazın da tapu siciline kayıtlı olması gerekir (MK. 932, 910, 911.

maddeler) Taşınmaz üzerinde bir ayni hakkın tescili biçimsel tapu hukuku

açısından hakkın varlığım belgeler. Adına tescil yapılmış kişi de, mülkiyet

hakkı söz konusu ise, taşınmazın maliki kabul edilir. Ancak, tapu siciline

tescil işleminin yarattığı hukuki sonuç ile ilgili iki sistem vardır:*

Bunlardan biri Alman Medeni Yasası'ndaki soyut, yani "sebep işlemine

dayanmayan tescil" işlemidir. Bundan dolayı, tescilin sebebini oluşturan

hukuki işlem geçerli olmasa da tarafların tescil işlemi üzerinde anlaşmış

olmaları mülkiyet hakkının tescil ile doğumunu sağlamaya yeterlidir (BGB §873).

Türk Medeni Yasası'nın kabul ettiği sistem ise, mülkiyet hakkının tescil ile

doğumunu geçerli bir hukuki sebebe bağlar. Nitekim Medeni Yasa'nın 932.

maddenin ikinci fıkrası: "Yolsuz tescil, haksız ve lüzum ifade etmeyen

hukuki bir tasarruf mucibince yapılan tescildir" demekte ve bu maddenin

birinci fıkrası da: "Bir ayni hak tapu siciline yolsuz olarak tescil

edilmişse, bunu bilen veya bilmesi lâzım gelen üçüncü şahıs bu tescile istinat

edemez" hükmünü koymaktadır. Medeni Yasa'nın 933. maddesinin birinci

fıkrası ise, haklı bir sebep olmaksızın yapılan bir tescil veya tescilin tadil

veya terkini ile ayni hakları haleldar olan kimsenin, kaydın tadilini veya

terkinini isteyebileceğini bildirmektedir. Bu açıklamalara göre bir taşınmaz

üzerinde mülkiyet hakkının tescil ile kazanılabilmesi, öncelikle tescil

işlemini sağlayan hukuksal nedenin geçerli olmasına bağlıdır.

Anayasa'nın 169. maddesinin ikinci fıkrası, devlet ormanlarının

mülkiyetinin devredilemeyeceği ve zamanaşımı ile mülk edinilemeyeceği kuralını

koymuştur. Şu halde devlete ait ormanlık bir yerin her hangi bir hukuksal

nedene dayanılarak tapu siciline tescili o yer üzerinde özel mülkiyet hakkı

yaratamaz. Zira tescilin hukuksal nedeni Anayasa'ya aykırı olur. Bu ormanlık

yerin Medeni Yasa'nın 638. maddesine göre iyi niyetle -yani geçerli bir

hukuksal tescil nedeni olmadığını bilmeden- nizasız ve fasılasız olarak on yıl

kullanımı da zilyedine taşınmazın mülkiyetini kazandıramaz. Zira, ormanlık

yerlerin zamanaşımı ile mülkiyetinin kazanılmasını Anayasa'nın 169. maddesinin

ikinci fıkrası yasaklamaktadır.

İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, 3373 sayılı Yasa'nın yürürlüğe

girmesinden önce davalının tapusunun geçerli olup olmadığını saptamak için

hangi araştırmaları yapacaksa, Yasa'nın yürürlüğe girmesinden sonra da aynı

araştırmaları yapabilir. 6831 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin (F) bendinde

yapılan değişiklik, somut olayda, ortaya çıkan tapunun geçerliğini araştırmaya

engel değildir. Orman içindeki taşınmaza ilişkin tapunun görevli Mahkemece

yapılan araştırma sonunda geçerli olduğu sonucuna varılır ve 1. maddenin (F)

bendindeki diğer koşullar da gerçekleşmişse, o yer orman sayılmayacağından ceza

mahkemesi beraat kararı verecektir. Tapunun hukuken geçerli olmadığı kanaatına

varılırsa, örneğin suça konu olan yerin 6831 sayılı Yasa'nın 1. maddesindeki

orman tarifine uyduğu anlaşılırsa veya 9.7.1945 tarihli 4785 sayılı Yasa ile

devletleştirilen ve 24.3.1950 tarihli; 5658 sayılı Yasa'yla geri verilmesi

gerekmeyen yerlerden olduğu belirlenerek, orman içindeki taşınmaza ilişkin

tapunun iptaline karar Verilmesi durumunda ormanlık yerde fiil işlendiğinden

sanığın mahkûm olması gerekebilecektir.

2. Anayasa'nın 169. Maddesinin Son Fıkrası Yönünden İnceleme:

Her ne kadar itiraz yoluna başvuran Mahkeme böyle bir istemde bulunmamışsa da, 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Yasa'nın 29. maddesinin ilk fıkrasında "Anayasa Mahkemesi, kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün Anayasa'ya aykırılığı hususunda ilgililer tarafından ileri sürülen gereceklere dayanmaya mecbur değildir. Anayasa Mahkemesi, taleple bağlı kalmak kaydıyla başka gerekçeyle de Anayasa'ya aykırılık kararı verebilir" denildiğine göre, itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 169. maddesinin son fıkrasına aykırı olup olmadığının araştırılması yerinde olacaktır.

Anayasa'nın 169. maddesinin son fıkrasında; "Orman olarak

muhafazasında bilim ve fen bakımından hiç bir yarar görülmeyen aksine tarım

alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tesbit edilen yerler ile

31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak

kaybetmiş olan tarla, bağ, meyvelik, zeytinlik gibi çeşitli tarım alanlarında

veya hayvancılıkta kullanılmasın yarar olduğu tesbit edilen araziler, şehir,

kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerler dışında, orman

sınırlarında daraltma yapılamaz." denilmektedir. Bu fıkra, kural olarak,

ormanlarda bir daraltma yapan hukuksal düzenlemenin Ana-yasa'ya aykırı

olacağını bildirirken, ormanla ilgili her türlü düzenlemenin son fıkraya aykırı

olması durumunda iptal edilmesi gereğini de açıklamış olmaktadır.

Bu durumda, itiraz konusu 6831 sayılı Orman Yasası'nın 1. maddesinin (F) bendinin Anayasa'nın 169. maddesinin son fıkrasında sözü geçen, orman sınırlarında bir daraltmaya yol açıp açmayacağının araştırılması; daraltmaya yol açması durumunda Anayasa'ya aykırılık oluşturacağından iptal edilmesi gerekir.

Nitekim, Anayasa Mahkemesi de, 1.6.1988 günlü, Esas 1987/31, Karar 1988/13 sayılı kararında yollama yaparak içeriğindeki ilkeleri koruduğu anlaşılan 10.3.1966 günlü, Esas 1965/44, Karar 1966/14 sayılı kararında da belirttiği gibi "Anayasa ormanı tarif etmemiştir. Şu halde bu konuyu kanuna bırakmış demektir. Yürürlükte bulunan bir orman kanunu vardır ve bunda orman tarif edilmiştir. Anayasadaki orman deyiminin an-lamı^da bu tarife göre belli edilmelidir.

Yürürlükteki 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1. maddesinde orman şöyle tarif edilmiştir.

(Tabii olarak yetişen veya emekle yetiştirilen ağaç ve ağaççık toplulukları yerleriyle birlikte orman sayılır). Böyle olunca, ağaçlar herhangi bir nedenle yok olursa, yerleri ormanın bir unsuru olmak niteliğini yitirmez; orman toprağı ve yeri olmakta devam eder.

Öte yandan Anayasa orman tarifini yapmamış olduğuna ve bunu Kanunkoyucunun yetkisine bırakmış bulunduğuna göre, Kanunkoyucunun yeni bir orman tarifi yapabileceği aşikârdır. Ancak bir tarifin de ormanların daraltılmasına yol açmaması ve yeni ağaçlandırmaları engellememesi gerekir".

Bu kararda da belirtildiği gibi, Yasakoyucu ormanı Anayasa'da

değil; 6831 sayılı Orman Yasası'nın 1. maddesinde tarif etmiş ve ikinci

fıkrasında da hangi arazilerin orman sayılmayacağını; yani ormanın

istisnalarını Saymıştır. Bu fıkranın (F) bendi 3373 sayılı Yasa'yla

değiştirildiğine göre, son değişikliğin, Anayasa'nın 169. maddesinin son

fıkrasının verdiği izin dışında, orman sınırlarında bir daralmaya sebep olup

olmadığını incelemek gerekir. Şüphesiz bu inceleme yalnız orman sınırlanması

yapılmamış yerler için geçerlidir. Anayasa Mahkemesi'nin 14.3.1989 günlü, Esas

1988/35, Karar 1989/13 sayılı kararında da belirtildiği gibi: "Orman

olarak sınırlandırılmış yer, artık ormandır. (F) bendinin önemi sınırlandırma

yapılmayan yerler içindir."

Orman sınırlaması yapılmamış yerlerde, 6831 sayılı Orman

Yasası'nın 22.5.1987 günlü ve 3373 sayılı Yasa'yla değişik (F) bendinde

belirtilen '.'orman sınırları içinde veya bitişiğinde tapulu ... bulunan ve

tarım arazisi olarak kullanılan dağınık ve yer yer küme ve sıra halindeki her

nevi ağaç ve ağaççıklarla örtülü yerler"in, Anayasa'nın 169. maddesinin

son fıkrasına göre, ormanın daraltılması sonucunu getirdiğini kabul edebilmek

için bu yerin gerçekten orman olmasına karşın, tapu verilerek özel, mülkiyete

konu olması gerekir. Nitekim Anayasa Mahkemesi 1.6.1988 günlü, Esas 1987/31 ,

Karar 1988/13 sayılı ve 3402 sayılı Kadastro Yasası'nın 45. maddesinin üçüncü

fıkrasındaki "tapulu yerlerle"ibaresini iptal eden gerekçesinde, bu

sözcüğün, "orman içi bir yere ilişkin olarak, sonradan alman tapu gibi,

orman tahdit edildikten sonra, daha önce alınmış olsa da hukuksal değerini

yitirip, geçersiz duruma düşen kaydı, denetlenen üçüncü fıkra geçerli kılmakla,

kayıtlarda yazılı malikleri hak sahibi yapmaktadır. Sözü edilen fıkranın

böylece, 6831 sayılı Yasa'nın 2869 ve 3373 sayılı Yasalarla değişik l.

maddesinin (F) ve (G) fıkralarına karşın, hiç bir koşul aramaksızın tarım

arazisi niteliği bulunmayan, tümüyle orman örtüsüyle kaplı ve orman sayılan bir

yer için ne suretle alınmış olursa olsun, tapuları geçerli sayarak adı yazılı

kimse adına tescilini sağlamaktır." görüşüyle bu olguyu doğrulamaktadır.

Karar, yalnız orman için tapu verilmesini önlemek amacını açıklamış ve bu

suretle, 6831 sayılı Orman Yasası'nın 1. maddesinin değişik (F) bendinde adı

geçen, "orman sınırları içinde veya bitişiğinde tapulu .... bulunan ve

tarım arazileri olarak kullanılan, dağınık ve yer yer küme ve sıra halindeki

her nevi ağaç ve ağaççıklarla örtülü yerler"in bu kararın kapsamı dışında

düşünülmesi gereğini vurgulamıştır. Şu halde 6831 sayılı Yasa'nın değişik (F)

bendinde tanımlanmış olan yerlerin orman sayılmaması ve özel mülkiyete konu

olabilmesi için, fıkra şu koşulları aramaktadır:

Bu yerler:

- Orman sınırları içinde veya bitişiğinde olmalı (orman sınırlan dışındakiler inceleme kapsamı dışındadır).

- İlgili yerin bir tapu kaydı bulunmalı,

- Yer özel mülkiyette olmalı ve,

- Tarım arazisi olarak kullanılmalı,

- Bu tarım arazisi üzerinde ağaç ve ağaççıklar varsa, bunlar dağınık veya yer yer küme ve sıra halinde bulunmalıdır.

Bu koşullardan birinin eksik olması durumunda o yerin orman olarak kabulü gerekir. Orman içindeki bir yere ilişkin tapu, tapudaki tescil işleminin geçerli bir hukuki sebebe dayanmaması nedeniyle yargı yeri tarafından iptal edilmelidir. İnceleme konusu olan 6831 sayılı Orman Yasası'nın 1. maddesinin değişik (F) bendi kapsamında olan tapulu bir arazinin orman yeri olduğu anlaşılırsa tapu kaydı iptal edilecek, tarım arazisi olduğu sonucuna varılırsa özel mülkiyet konusu olabilecektir.

Esasen Anayasa'nın 169. maddesinin son fıkrası "Orman olarak

muhafazasında bilim ve fen bakımından hiç bir yarar görülmeyen, aksine tarım

alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tesbit edilen yerler"in

kaydına bakılmaksızın orman rejimi dışına çıkarılmasına yani özel mülkiyet

konusu yapılmasına olur vermekte, bunun uygulanması ise 6831 sayılı Orman

Yasası'nın 2- maddesinin uygulanmasıyla sağlanmaktadır. Bunun anlamı

Anayasa'nın aslında orman olan ancak tarım arazilerine dönüştürülmesinde bilim

ve fen bakımından yarar görülen yerlerin bile orman dışına çıkarılmasına izin

vermesine bakılarak, tarım arazisi olarak kullanılan ve üzerindeki ağaç ve

ağaççıkların dağınık veya yer yer küme ve sıra halinde bulunduğu, tapulu ve

özel mülkiyet konusu yerlerin orman sayılmaması. Anayasa'nın 169. maddesinin

son fıkrasına aykırı olarak ormanın daraltılması değildir. Başka bir deyişle,

6831 sayılı Orman Yasası'nın 1. maddesinin 3373 sayılı Yasa'yla değiştirilen

(F) bendi Anayasa'yla çatışan bir durum yaratmamakta ve ormanın daraltılması

sonucunu getirmemektedir.

SONUÇ / HÜKÜM

V- SONUÇ

6831 sayılı Orman Kanunu'nun 22.5.1987 günlü, 3373 sayılı Yasa ile değişik 1. maddesinin (F) bendinin, ilk inceleme evresinde alınan sınırlama kararı uyarınca incelenen bölümünün, Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin "orman sınırları içinde ... tapulu ... yerler," yönünden REDDİNE; Yekta Güngör ÖZDEN, Necdet DARICIOĞLU, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU, Muammer TURAN ile Ahmet N. SEZER'in karşıoyları ve oyçokluğuyla,

29.11.1989 gününde karar verildi.

KARŞIOY

GEREKÇESİ

Esas Sayısı : 1988/63

Karar Sayısı : 1989/47

Bu karar konusunda öbür karşıoylara, katılıyorum. Teknik ağırlıklı ortak karşıoy gerekçesinden ayrı olarak şu hususlara değinmeyi de yararlı buluyorum:

Çoğunluk oyuyla alman karar, ormanların korunmasına Anayasa

doğrultusunda özen gösteren Anayasa Mahkemesi'nin 3402 sayılı Kadastro

Yasası'na ilişkin önceki iptal kararlarındaki görüşü temelde benimsemekte ancak

gerekçeye katılmamaktadır. Bu çelişkili tutum, hem ormanların korunması

zorunluluğuna dayanmayı hem de Anayasa'ya açıkça aykırı olan yasa kuralına

başka anlam vererek ormanı koruyarak Anayasa'ya uygunluğu sağlama görünümü

altında yasa kuralını iptalden kaçınmış olmayı sergilemektedir. Bir yasa kuralı

öz-içerik-anlam yönünden Anayasa'ya açıkça aykırı ise onun anlamını yorum yöntemlerine

ters biçimde değiştirip "yorumlu red" kararıyla Anayasa'ya aykırı

saymamak, Anayasa'ya uygunluk denetimi işlevine, Anayasa Mahkemesi'nin varlık

nedenine aykırı düşer. Yasama organına karşı duruma düşmemek endişesi görevin

yerine getirilmesini engeller ve aykırı kuralların yürürlükte kalmasını

sağlayarak, Anayasa'yı yasakoyucu karşısında savunmaktan çekinmiş ve kaçınmış

olmayı düşündürür. İptalinden kaçınılan kural mademki ormanları, tapulu yerleri

kapsamına alıyordu, neden iptali edilmedi' (F) bendinin yan tümcesin-deki orman

dışı yerlere ilişkin nitelikleri orman içindeki yerlerin koşulu saymak

olanaksızken, zorlama yorumla Yasa'nın ormanı koruduğunu kabul edip bağlayıcı

olmaktan yoksun bir sonuca varmaktansa açıkça iptal etmek Anayasa'ya daha uygun

olurdu. Anayasa Mahkemesi, yasama organının sakat ve aykırı işlemlerini iptalde

çekinme duyarsa, Anayasa'yı koruma görevini gereğiyle yerine getirmez.

Öncelikli ve ödünsüz olması gereken görev de budur. Sonuç değişmemekle

birlikte, Mahkememizin önceki kararlarının anlamını zayıflatan, duraksamalara

neden olan bir anlayış değişikliği kuşkusu gündeme gelecektir. Oysa yargı

kararı kesin, açık, kapsamlı ve aydınlatıcı olmalıdır.

Anayasa'nın 153. maddesinin son fıkrasındaki Anayasa Mahkemesi kararlarının yargı organlarını bağlaması olgusu da, aynı konuda kısa zaman sonra alınan değişik kararla yıpranmıştır.

Siyasal iktidarların oy artırmak için ormanları gereksiz açma-daraltma eylemi; orman köylüsünü korumaktan ötede bir sakıncalı girişim olarak açıklanırken tehlikeli oluşumlara dayanak olacak kuralları ayakta tutmayı yararsız hoşgörüyle desteklemek adalet tarihinde iyi bir örnek kalmayacaktır.

Başkanvekili

Yekta Güngör

ÖZDEN

Üye

Necdet

DARICIOĞLU

Üye

Yılmaz

ALİEFENDİOĞLU

Üye

Muammer TURAN

Üye

Servet TÜZÜN

Üye

Mustafa

GÖNÜL

Üye

Oğuz AKDOĞANLI

Üye

İhsan PEKEL

Üye

Selçuk

TÜZÜN

Üye

Ahmet N. SEZER

Üye

Erol CANSEL

KARŞIOY

YAZISI

Esas Sayısı : 1988/63

Karar Sayısı : 1989/47

31.8.1956 günlü, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1. maddesinin birinci fıkrasında "Orman"ın tanımı yapılmakta, ikinci fıkrasında ise, birinci fıkranın istisnaları bentler halinde sıralanarak orman sayılmayan yerler ayrı ayrı belirlenmektedir.

İstisnalarla ilgili onbir bentten, yedincisini oluşturan (F) bendinin 22.5.1987 günlü, 3373 sayılı Yasayla değişik yürürlükteki metni:

1. Orman sınırları içinde veya bitişiğindeki tapulu yerlerle;

2. Orman sınırları dışında, her türlü tasarruf belgeleriyle özel mülkiyette bulunan ve tarım arazisi olarak kullanılan, dağınık veya yer yer küme ve sıra halindeki her nevi ağaç ve ağaççıklarla örtülü yerleri;

Orman saymamaktadır.

Anılan bendin yazılış biçimi ve açık anlatımı, özellikle

"Orman sınırları içinde veya bitişiğinde tapulu," ibaresinden sonra

gelen "orman sınırları dışında" ibaresinden hemen sonraki

"ise" sözcüğünün, yeri ve işlevi bakımından, (F) bendinin bu sözcüğü

izleyen kesimini doğrudan doğruya "orman sınırları dışında" ibaresiyle

birleştirip bütünleştirmekte olması, sözü edilen kesimin "Orman sınırlan

içinde veya bitişiğinde tapulu," ibaresiyle bağlılık, birlik ve bütünlük

içinde bulunmadığını açıkça ortaya' koymakta; orman sınırlan içinde veya

bitişiğindeki yerler ile orman sınırları dışında kalan yerler yönünden yukarıda

yapılan ayırımın geçerliliğini pekiştirmektedir (F) bendinin, "ise"

sözcüğünün konumu ve içeriği karşısındaki gramatikal yorumu, bu bend'e daha

değişik bir anlam verilmesini, başka bir anlatımla "Orman sınırları içinde

veya bitişiğinde"ki tapulu yerler yönünden de salt "orman sınırları

dışında" kalan yerlere özgü niteliklerin aranmasını engellemektedir. Bu

durumda, orman sınırları içinde veya bitişiğindeki tapulu yerlerin de, her

halde "tarım arazisi olarak kullanılan", "dağınık veya yer yer

küme ve sıra halindeki her nevi ağaç ve ağaççıklarla örtülü" yerler

olması, mutlaka bu niteliklere sahip bulunması gerekmemektedir.

Konuya bu açılardan yaklaşıldığı ve sınırlama karan uyarınca yapılan incelemeye dayanılarak değerlendirme yapıldığında, Anayasa'ya aykırılığın somut belirtileri de açıklıkla görülmektedir.

Gerçekten, 6831 sayılı Yasa'nın "Ormanların Tarifi, Taksimi,

İdare ve Murakabesi" başlıklı Birinci Fasıl'ında yer alan 1. maddesinin,

orman sayılmayan yerleri belirleyen ikinci fıkrasının orman sınırları içindeki

tapulu yerleri de orman saymayan (F) bendinin "Orman sınırlan içinde .....

tapulu ..... yerler," biçimindeki hükmü, 21.6.1987 günlü, 3402 sayılı

Kadastro Kanunu'nun "Orman içinde ve dışındaki taşınmaz mallarda iktisap"

başlığım taşıyan 45. maddesinin üçüncü fıkrasının "Orman sınırları

içerisinde kalan. ... tapulu yerler ... "in hak sahipleri adına tespit ve

tescil edileceğini öngören hükmüyle içerik ve öz bakımından aynı doğrultuda

bulunmaktadır. Böylece Kadastro Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrasında yer

alan söz konusu hükmün, Orman Kanunu'nun 1. maddesinin ikinci fıkrasının (F)

bendinin Anayasa'ya uygunluk denetimi yapılan hükmüyle uyum sağlamak ve orman

sınırları içindeki tapulu yerlerin mülk edinilmesine olanak tanımak amacıyla konulduğu

anlaşılmaktadır. Bu bakımdan, Kadastro Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü

fıkrasındaki "... tapulu yerlerle...." ibaresini Anayasa'ya

aykırılığından dolayı oybirliğiyle iptal eden Anayasa Mahkemesi'nin konuya

ilişkin 1.6.1988 günlü, Esas: 1987/31 ve Karar: 1988/13 sayılı kararının

hukuksal dayanağım oluşturan nedenler , esas itibariyle 6831 sayılı Yasa'nın 1.

maddesinin ikinci fıkrasının (F) bendinde yer alan inceleme konusu hüküm

yönünden de geçerli sayılmalıdır.

8.2.1937 günlü, 3116 sayılı mülga Orman Kanunu'nun 1. maddesinin

ilk fıkrasında yer alan "orman" tanımının istisnalarını içeren ikinci

fıkrasında ve istisna hükümlerinde değişiklik yapan 9.7.1945 günlü 4785 sayılı

Yasa ile 24.3.1950 günlü. 5653 sayılı Yasa'da orman sınırları içindeki tapulu

yerlerle ilgili bir istisnaya kesinlikle yer verilmemiş, tersine ormanların

dışındaki sahipli arazilerden söz edilmiştir. Hattâ 8.9.1956 günlü Resmi

Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe konan 31.8.1956 günlü, 6831 sayılı

Orman Kanunu'nun 1. maddesinin ikinci fıkrasındaki (F) bendinin "Sahipli

ziraat arazisi olarak kullanılan ve dağınık, yer yer küme ve sıra halinde

bulunan her nevi ağaç ve ağaççıklarla örtülü yerler;" biçimindeki istisna

hükmünde de orman sınırları içindeki tapulu yerlere ilişkin bir ifade yoktur.

Anılan bentte ancak 23.9.1983 günlü, 2896 sayılı ve 22.5.1987 günlü, 3373

sayılı Yasalarla yapılan değişiklikler sırasında orman sınırları içindeki

tapulu yerlerle ilgili hükümlere yer verilmiştir. Bu bakımdan 2896 ve 3373

sayılı Yasalarla yapılan değişikliklerin, (F) bendinin kapsamını bu yönden

genişletmiş olmasına karşın, ilk metinde yer alan ve orman sınırları içindeki

tapulu yerlerle bağlantılı bulunmayan "sahipli"lik öğesinin açıklığa

kavuşturulmasında incelenen konu açısından herhangi bir etkisi olmamıştır.

6831 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin ikinci fıkrasının (F) bendinde yer alan ve içeriği bakımından, orman sınırlan içindeki tapulu yerlerin orman sayılmayacağını belirten, dolayısıyla bu alanların özel mülkiyete konu yapılabileceğini öngören söz konusu hükmün, TC. Anayasası'nın, Devlet ormanlarının mülkiyetinin devrolunamayacağını, belli koşulların gerçekleşmemesi durumunun orman sınırlarında daraltma yapılamayacağını belirleyen 169. maddesinin buyurucu nitelikteki ikinci ve dördüncü fıkralarıyla uyum içinde bulunduğu söylenemez.

Orman sınırları içindeki tapulu yerlerin, orman tanımının tüm öğelerine sahip bulunmaları durumunda bile, herhangi bir kayıt ve koşula bağlı olmaksızın hak sahipleri adına özel mülk olarak tesbit ve tescil edilmesine yol açan inceleme konusu yasal düzenlemeyi Anayasa'ya aykırı bulmayarak, iptal istemini, "Orman sınırları içinde .... tapulu . .. yerler," yönünden reddeden çoğunluk kararma bu nedenlerle katılmamaktayız.

Yekta Güngör ÖZDEN

Başkanvekili

Başkanvekili

Yekta Güngör

ÖZDEN

Üye

Necdet

DARICIOĞLU

Üye

Yılmaz

ALİEFENDİOGLU

Üye Muammer TURAN Üye Ahmet N. SEZER

Anayasa Mahkemesi, E. 1988/63, K. 1989/47, 28 Kasım 1989 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I- Olay
  4. Iıı- Yasa Metinleri
  5. A. İptali İstenen Yasa Kuralı
  6. B. Dayanılan Anayasa Kuralları
  7. Iv- İlk İnceleme
  8. V- Esasın İncelenmesi
  9. A. Sınırlama Sorunu
  10. B. Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
  11. Karşıoy
  12. Gerekçesi
  13. Özden
  14. Darıcıoğlu
  15. Aliefendioğlu
  16. Gönül
  17. Tüzün
  18. Karşıoy
  19. Yazısı
  20. Özden
  21. Darıcıoğlu
  22. Aliefendioglu
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1988/63
Karar No
1989/47
Tarih
28 Kasım 1989

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1989/11 K.1989/48
  • AYM Norm Denetimi E.1989/14 K.1989/49
  • AYM Norm Denetimi E.1988/64 K.1990/2
  • AYM Norm Denetimi E.1989/12 K.1990/1
  • AYM Norm Denetimi E.1988/62 K.1990/3
  • AYM Norm Denetimi E.1990/3 K.1990/4

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.