İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1989/14 K.1989/49

Kanunu'na, 7.2.1969 günlü, 1101 sayılı "5434 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa Ek ve Geçici Maddeler Eklenmesine ve Bu Kanunun Bazı Hükümlerinin Kaldırılmasına Dair Kanun"un 1. maddesiyle eklenen Ek (5)11. Maddenin Anayasa'nın 11., 17.,…

Esas1989/14Karar1989/49Tarih19 Aralık 1989Okuma24 dk · 4.850 kelime

KÜNYE

Anayasa

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
19 Aralık 1989
Esas Sayısı
1989/14
Karar Sayısı
1989/49
Karar Günü
19.12.1989
R.G. Tarih-Sayı
02.03.1990-20449
İtiraz yoluna başvuran
Ankara 5. İdare Mahkemesi
İtirazın konusu
5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.850 kelime·24 dk okuma·27 bölüm

Kanunu'na, 7.2.1969 günlü, 1101 sayılı "5434 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa Ek ve Geçici Maddeler Eklenmesine ve Bu Kanunun Bazı Hükümlerinin Kaldırılmasına Dair Kanun"un 1. maddesiyle eklenen Ek (5)11. Maddenin Anayasa'nın 11., 17., 48. ve 49. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

I- OLAY

Tarım-Orman ve Köyişleri Bakanlığı'nda teknik eleman sıfatıyla

çalışıp 6.4.1982'de kendi isteğiyle emekliye ayrıldıktan sonra geçici işçi

olarak göreve başladığı belediyeden 16.9.1986'da nakledildiği Belediye

Başkanlığı'na gönderilen 25.2.1988 günlü yazıyla, emekli aylığı almakta iken

emekliliği tâbi bir göreve girdiğinin anlaşılması üzerine 1. 10.1986 ile

31.3.1988 tarihleri arasında yersiz ödenen emekli aylıkları tutarının adına

borç yazıldığı ve doğrudan kendisine tebliğ edilen 1.3.1988 günlü yazıda da

aynı nedenle emekli aylığının 1.10.1986 dan başlayarak kesildiği bildirilen

davacı; bu yönetsel işlemin iptali istemiyle yasal süresi içerisinde İdareMahkemesi'ne

dava açarak, davalı TC. Emekli Sandığı'nın işlemine dayanak gösterilen, (Ek 5

iken, Ek 11 olan) Yasa maddesinin Anayasa'ya aykırı bulunduğu savım ileri

sürmüş, davanın yetki yönünden reddedilmesi üzerine dosyanın gönderildiği

Mahkeme de davalının bu konudaki savunmasını aldıktan sonra Anayasa'ya

aykırılık savının ciddî olduğu kanısına vararak yukarda belirtilen ek maddenin

iptali için itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi'ne başvurmuştur.

III- YASA METİNLERİ

A. iptali İstenilen Yasa Kuralı

7.2.1969 günlü, 1101 sayılı "5434 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa Ek ve Geçici Maddeler Eklenmesine ve Bu Kanunun Bazı Hükümlerinin Kaldırılmasına Dair Kanun"un 1. maddesiyle 5434 sayılı Yasa'ya eklenen Ek 5. (Ek 11) Madde aynen şöyledir:

"Ek Madde 11.- (7/2/ 1969-1101 / l Md. ile getirilen Ek. 5. madde hükmü olup madde numarası sürdürülmüştür).

TC. Emekli Sandığı Kanununa tabi daire, kurum ve ortaklıklar ile bunların Sosyal Sigortalar Kanununa tabi işyerlerinde emekliliğe tabi olmayan ücretli, geçici kadrolu veya yevmiyeli hizmetlere tayin edilen emeklilerin, buralarda çalıştıkları sürece emekli aylıkları kesilir.

Bunları çalıştıranlar, vazifeye başladıkları tarihlerden itibaren bir ay içinde yazı ile TC. Emekli Sandığına bildirirler.

Şu kadar ki, mahiyeti itibariyle hizmetin görülmesi mücbir bir sebebe dayandığı ve özel bir ihtisası gerektirdiği ilgili Bakanlığın teklifi ve Maliye Bakanlığının mütalaası alınmak suretiyle Bakanlar Kurulu karan ile belirtilen yerlere tayin edilecekler hakkında l inci fıkra hükmü uygulanmaz."

B. Dayanılan Anayasa Kuralları

İtiraz gerekçesinde dayanılan Anayasa kuralları şunlardır:

1- "Madde 11.- Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.

Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz."

2- "Madde 17.- Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

Tıbbî zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbî deneylere tâbi tutulamaz.

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tâbi tutulamaz.

Mahkemelerce verilen ölüm cezalarının yerine getirilmesi hali ile meşru müdafaa hali, yakalama ve tutuklama kararlarının yerine getirilmesi, bir tutuklu veya hükümlünün kaçmasının önlenmesi, bir ayaklanma veya isyanın bastırılması, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde yetkili merciin verdiği emirlerin uygulanması sırasında silah kullanılmasına kanunun cevaz verdiği zorunlu durumlarda meydana gelen öldürme fiilleri, birinci fıkra hükmüdışındadır."

3- "Madde 48.- Herkes, dilediği alanda' çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir.

Devlet, özel teşebbüslerin millî ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlarına uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alır."

4- "Madde 49.- Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir.

Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları korumak, çalışmayı desteklemek ve işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak için gerekli tedbirleri alır.

Devlet, işçi-işveren ilişkilerinde çalışma barışının sağlanmasını kolaylaştırıcı ve koruyucu tedbirleri alır."

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi îçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince, Mahmut C. CUHRUK, Yekta Güngör ÖZDEN, Necdet DARICIOĞLU, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU, Muammer TURAN, Mehmet ÇINARLI, Mustafa GÖNÜL, Mustafa ŞAHİN, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER ve Erol CANSEL'in katılmalarıyla 11.5.1989 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklikbulunmadığından işin esasının incelenmesine, sınırlama sorununun esasla birlikte ele alınmasına oybirliğiyle karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

İşin esasına ilişkin rapor, başvuru kararıyla ekleri, iptali istenilen Yasa kuralı ile dayanılan Anayasa kuralları, bunların gerekçeleri ve öteki yasama belgeleri okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü :

A. Sınırlandırma Sorunu

İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, davacının Anayasa'ya aykırılık

savının ciddî olduğu kanısına vararak iptal istemini içeren kararı alırken

konuyla ilgili herhangi bir açıklama ve davacının durumuna, gerekçesindeki

değerlendirmeye uygun bir sınırlama yapmamıştır, iptali istenilen maddenin

olaya ilişkin hükmü birinci fıkrasında yer almaktadır. Maddenin üçüncü

fıkrasının, niteliği yönünden, hizmetin görülmesi zorunlu bir nedene dayanan ve

özel bir uzmanlığı gerektiren işlerde kendisinde çalışma gücü bulan emekli kişilere,

emekli aylıkları kesilmeden çalışma olanağı tanımasına karşın, başvuru

kararında bu düzenlemeye ilişkin bir açıklığa yer verilmemiştir. Oysa

Anayasa'nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama

Usulleri Hakkında Kanun'un 28. maddeleri itiraz yolunu, bu yola başvuracak

mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulayacağı yasa kuralıyla sınırlı

tutmuştur.Uygulanacak yasa kuralı, bir davanın değişik evrelerinde

karşılaşılacak sorunların çözümünde ve davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz

yönden etki yapacak nitelikteki kuralı anlatır. Davada uygulanma, kendisine

dayanılma ve sorunu çözmede yararlanmaolanağı bulunmayan kurallar, itiraza konu

yapılamaz.

İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, 5434 sayılı Yasa'nın ek 11. maddesinin birinci fıkrasında gösterilen kurumlan, kuruluşları, ücretli, kadrolu ya da gündelikli hizmetleri ayırmadan maddenin tümünün iptalini istemiştir. Davacının konumunu, durumunu,- istemini ve sorunu gözetip saptamadan, daha kısa bir anlatımla, uygulanacak kuralı belirlemeden başvuru yapılmışsa, Anayasa Mahkemesi, eldeki işte, esas yönünden yapılacak incelemeyi, uygulanacak kural bakımından sınırlamaya öncelik verecektir.

Dava ve cevap dilekçelerine göre, Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığı Hatay-Kırıkhan ilçe Ziraat Mühendisliğinde teknik eleman olarak görev yapmaktayken isteğiyle 6.4.1982 de emekliye ayrılan ve 16.9.1986'dan 28.3.1988'e kadar İskenderun Belediyesi Fen işleri Müdürlüğü emrinde geçici işçi olarak görevlendirilip Sağlık işleri Müdürlüğü'nde çalıştırılan davacının emekli aylığının kesilmesine ve 1.10.1986-1.4.1988 tarihlerinde yapılan ödemeler toplamı 1.882.305.- T1. nın adınaborç yazılmasına ilişkin işlemin iptali amacıyla dava açılmıştır.

Davacının, TC. Emekli Sandığı Yasası'nın 12. maddesinin (I) işaretli fıkrasında "Daire, kurum ve ortaklıklar" başlığı altında yer alan belediyelerden birisinde geçici işçi olarak çalışması nedeniyle emekli aylığının kesildiği, yersiz ve haksız ödendiği ileri sürülerek, belediyede çalıştığı sürelere ilişkin emekli aylıklarının adına borç yazıldığı anlaşılmaktadır.

5434 sayılı Yasa'nın 12. maddesinin (II) işaretli fıkrasının (c)

bendine göre, sürekli kadrolarda aylık ücretle çalışan her tür hizmetli

(kurumların İş Yasası uygulanan işyerlerinde çalışan işçileriyle, kurumların serbest

ve sözleşmeli avukatları ve kimi yasalara bağlı olarak çalışan ve işçi

niteliğini taşıyan kişiler dışında olmak üzere) isteğine bakılmaksızın TC.

Emekli Sandığı ile ilgilendirilmektedir. Davacı, TC. Emekli Sandığı Yasasının

99. maddesinde öngörüldüğü biçimde, hiçbir koşula bağlı olmaksızın emekli hakkı

tanınan bir göreve atanmadığından işe girdiği tarihi izleyen dönembaşında

emekli aylığı kesilmemiştir. Tersine, davacı, emekliliğe bağlı olmayan geçici

bir kadroda görev almış ve bu arada çalıştığı Belediye tarafından süresinde TC.

Emekli Sandığı 'na gerekli yazıyazılmadığındançalışma karşılığı ücreti

yanında, emekli aylığını da almıştır.

5434 sayılı Yasa'nın ek 11. maddesinin birinci fıkrasındaki

"TC. Emekli Sandığı Kanununa tâbi daire, kurum ve ortaklıklar ile bunların

Sosyal Sigortalar Kanununa tabi işyerlerinde ..." ibaresi, tüm kamu

kesimini kapsamaktadır. Bu kapsamdaki kurum ve kuruluşlardan birisi de

belediyelerdir. Ancak, sözü edilen ibare, davacının durumuyla ilgili olduğu

gibi tüm kamu kesiminde çalışan emeklileri de ilgilendirmektedir. Öte yandan

aynı fıkradaki "... emekliliğe tâbi olmayan ..." ibaresi, geçici

kadrolu personeli ilgilendirdiği gibi "ücretli" ve

"yevmiyeli" hizmetleri de ilgilendirmektedir. Ayrıca, bu fıkradaki

"... hizmetlere tayin edilen emeklilerin, buralarda çalıştıkları sürece

emekli aylıkları kesilir." hüküm de "... ücretli, geçici kadroluveya

yevmiyeli ..." hizmetlere atanan emeklilerin tümünü ilgilendirmektedir. Bu

bakımdan ".'. geçici kadrolu ..." ibaresi dışındaki hükümler,

bakılmakta olan davada uygulanacak kural durumunda değildir. Sınırsız bir

inceleme, ilgisiz hükümlerin de iptaline neden olabilir. Böyle bir durum amaç

dışı sonuçlara yol açabilir. Davacı, geçici kadrolu olduğuna göre, esasa

ilişkin inceleme, bu nedenlerle 5434 sayılı TC. Emekli Sandığı Yasası'nın 1101

sayılı Yasa'nın 1. maddesiyle eklenen ek 5. (Artarda sıralamaylaek 11. Madde

olan) maddesinin birinci fıkrasında yer alan "... geçici kadrolu ..."

ibaresiyle sınırlı olarak yapılmalıdır.

B. 5434 sayılı Yasa'ya 7.2.1969 günlü 1101 sayılı Yasa'yla eklenen Ek 5. (11.) Madde'nin Birinci Fıkrasında Yer Alan inceleme Konusu Hükmün Anayasa'ya Aykırılığı Sorunu:

Sınırlama kararı gereğince, belirlenen hüküm, itiraza dayanak gösterilen Anayasa maddeleri ve Anayasa'nın konuyla ilgili 10. maddesi yönünden sırasıyla incelenecektir.

1- Anayasa'nın 10. Maddesi Yönünden inceleme:

itiraz yoluna başvuran yerel mahkeme, Anayasa'nın 10. maddesinden söz etmemekle birlikte, açıklanan sorun ve konu, temelde Anayasa'nın 10. maddesini ilgilendirmektedir. Kaldı ki, 2949 sayılı Yasa'nın 29. maddesi gereğince Anayasa Mahkemesi, ilgililerin öne sürdüğü gerekçelere dayanmak zorunda olmayıp istemle bağlı kalmak koşuluyla başka gerekçelerle de karar verebilir.

Anayasa'nın "Kanun önünde eşitlik" başlıklı 10.

maddesinin birinci fıkrasının öngördüğü, ayırım gözetilmeksizin yasa önünde

eşitlik, bu maddenin, ikinci ve üçüncü fıkralarıyla birlikte ele alınmalıdır.

Bu maddeyle, yasaların uygulanmasında, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasal düşünce,

felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri nedenlerle ayırım gözetilmesi mutlak

olarak yasaklanmıştır. Anayasa'nın 10. maddesi, ayrıcalıklı kişi ya da

topluluklar oluşmasına olanak tanıyan bir eşitsizliğe yol açacak düzenlemeler

yapılmasını önlemeyi öngörmektedir. Aynı durumda olanlara ayrı kurallar

uygulanamayacağı gibi ayrı durumda olanlara da aynı kurallar uygulanamaz.

Durumları ayrı olanlara ayrı kuralların uygulanması eşitlik ilkesine aykırılık

oluşturmaz. Anayasa'nın 10. maddesinin öngördüğü yasa önünde eşitlik, tüm

yurttaşların hepsinin, her yönden aynı hükümlere bağlı tutulmaları olmayıp,

kimi yurttaşların hepsinin, her yönden aynı hükümlere bağlı tutulmaları

olmayıp, kimi yurttaşların haklı bir nedene dayanmak koşuluyla değişik

hükümlere bağlı tutulabilmeleridir. Madde, aynı durumda bulunan kişiler

arasında haklı nedene dayanmayan ayırımları önlemeyi amaçlayarak eşitliği

sağlamaktadır.

Bu gerekler gözetildiğinde, 5434 sayılı Yasa'nın ek 11. maddesinin

birinci fıkrası uyarınca, emekliliğe bağlı olmayan geçici kadrolu bir işe giren

emeklilerin emekli aylığının kesilmesine karşılık, aynı maddenin üçüncü fıkrası

uyarınca, niteliği yönünden hizmetin görülmesi zorunlu bir nedene dayandığı ve

özel bir uzmanlık gerektirdiği, ilgili Bakanlığın önerisi ve Maliye

Bakanlığının görüşü alınarak Bakanlar Kurulu kararı ile belirtilen yerlere

atanabileceklerin emekli aylıkları kesilmeden, aynı yerlerde çalışmalarına

olanak tanınması Anayasa'nın eşitlik ilkesini öngören 10. maddesine aykırı

değildir. Çünkü, 5434 sayılı Yasa'nın ek 11. maddesi, ayrı durumda olanlara

ayrı kurallar uygulanmasını öngörmektedir. Özel uzmanlık gerektiren ve niteliği

yönünden hizmetin yapılması zorunlu olan işleri görmek üzere o göreve atanan

kişi ile çeşitli nedenlerle emekliliğe bağlı olmayan işlere giren kişilerin

ayrı durumları nedeniyle ayrı kurallara bağlı tutulmaları Anayasa'nın eşitlik

ilkesine ters düşmez.

Kimi kamu kuruluşlarında çalışan emeklilerin emekli aylıklarının, bu kişilerin hizmetlerine gereksinim duyulması nedeniyle kesilmemesi bazı özel yasalarda da öngörülmüştür. Uzmanlık isteyen kimi görevlere atanan emekliler ile özel bir uzmanlık istemeyen ve o hizmetin görülmesi zorunlu bir nedene dayanmayan hizmetlere atanan emeklilerin durumları birbirlerinden farklıdır. Bu farklılıklar farklı uygulamaları doğal, hattâ zorunlu kılar.

Öte yandan 506 sayılı Yasa'ya göre yaşlılık aylığı bağlananların,

yaşlılık aylığı kesilmeksizin, yeniden Sosyal Sigortalar Yasası'na bağlı

işlerde çalışabilmeleri 506 sayılı Yasa'nın 3279 sayılı Yasayla değişik 63.

maddesinde öngörülmüştür. Bu düzenleme karşısında 5434 sayıl) Yasa'nın ek 11

maddesine göre kimi ayrıklıklar dışında, TC. Emekli Sandığı'ndan emekli aylığı

alanların kamu kesiminde görev almaları durumunda emekli aylıklarının kesilmesi

ilk bakışta bir eşitsizlik olarak nitelendirilebilir. Sosyal Sigorta emeklileri

ile TC. Emekli Sandığı emeklileri arasında, eskidenözel kesimde çalışmaları

durumunda farklı uygulama söz konusu iken, 506 sayılı Yasa'nın 63. maddesi,

29.4.1986 günlü, 3279 sayılı Yasa ile değiştirilerek, TC. Emekli Sandığı

emeklilerinin özel sektörde görev almalarında olduğu gibi, SSK emeklilerinin de

yaşlılık aylıkları kesilmeden çalışmalarına olanak tanınmıştır.

Özel kesimde çalışan SSK ve TC. Emekli Sandığı emeklileri

arasında, emekli aylığının ödenmesinin sürmesi yönünden farklı bir durum söz

konusu olmamaktadır. Ancak, kamu kesiminde SSK emeklisi olanların yaşlılık

aylığı kesilmeden çalışabilmesine karşın TC. Emekli Sandığı'ndan emekli aylığı

alan kişilerin aynı kesimde çalışmasında bazı ayrık durumlar dışında emekli

aylığının kesilmesine ilişkin yasa hükümleri arasındaki farklılık, haklı bir

nedene dayanmıyorsa, Anayasa'nın 10. maddesine aykırılık ortaya çıkacaktır. Bu

ayırım haklı nedene dayanıyorsa Anayasa'nın eşitlik ilkesine bir aykırılık söz

konusu olmayacaktır. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasası'nın 60. maddesine göre

yaşlılık aylığından yararlanmak için belli yaştan sonra emekliye ayrılındığında

en az 5000 iş günü primi ödemiş olmak yeterli sayılmakta, kadın için 20 yıl,

erkek için 25 yıl kesintisiz malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi

ödemiş olma koşulu aranmamaktadır. Öte yandan, emekli olmak için bir üst yaş

sınırı Yasa'da öngörülmemiştir. Buna karşın 5434 sayılı Yasa'nın 40. maddesinde

iştirakçilerin görevleriyle ilgilerinin kesilmesini gerektiren yaş sınırı

düzenlenmiştir. Emekli aylığı bağlanacak durumlar 5434 sayılı Yasa'nın 39. maddesinde

gösterilirken belirli bir fiilî hizmet ve yaş, en az olarak gösterilmiştir. 506

sayılı Yasa'nın ek 28., geçici 64. ve 65. maddelerinde ise belirli bir yaş ve

en az prim ödeme gün sayısına karşın kadınlar için 20, erkekler için 25 yıl

fiilî hizmetbulunması koşuluna yer verilmemiştir. Ayrıca, 5434 sayılı Yasa'nın

41. maddesine göre emekli aylığı, 657 sayılı Yasanın 43. maddesinde yer alan

gösterge tablosu ve personel yasalarındaki ek göstergeler esas alınarak

hesaplanmaktadır. Bir memurun, 1. derecenin 4. kademesinden bir ay maaş alıp bu

maaşından TC. Emekli Sandığına kesinti yapılması durumunda emekli aylığı son

maaşa göre bağlanmakta, buna karşılık 506 sayılı Yasa'nın 61. maddesine göre,

yaşlılık aylığının hesabına esas alınacak gösterge, sigortalının işten ayrılığı

tarihten önceki sigorta primi ödenmiş son beş takvim yılının prim hesabına esas

alınan kazanç tutarına göre bulunacak ortalama yıllık kazanç esas tutularak

saptanmaktadır. Emekli Sandığı'na bağlı emeklilerle Sosyal Sigortalar Kurumu'nabağlı

emeklilerin bağlı oldukları kurallar, gelirlerin bağlanma koşullan, oranları ve

ölçüleri yönünden birbirlerinden oldukça farklıdır.

Durumları ayrı olan SSK emeklileri ile Emekli Sandığı'na bağlı emeklilerin kamu kesiminde çalışmaları durumunda, emekli aylıklarının kesilip kesilmemesine ilişkin ayrı kuralların uygulanması Anayasa'nın 10. maddesinde öngörülen eşitlik ilkesine bu yönden ters düşmemektedir.

Davada somutlaşan olay, özelliğiyle gözetilince açıkça

görülmektedir ki 5434 sayılı Yasa'nın ek 11. maddesi ayrı durumda olanlara ayrı

kuralların uygulanmasını öngörmektedir. Özel uzmanlık gerektiren ve niteliği

bakımından hizmetin görülmesi zorunlu olan işleri yapmak üzere bu yerlere

atanan kişi ile değişik nedenlerle "Geçici kadrolu" bir işe giren

kişinin durumu tümüyle birbirinden farklıdır. Yasayla, Anayasa'ya aykırı

olmayan biçimde ve içerikte yapılan belirlemelerle kimi emeklilerin

çalıştırılması ikilemli görünüm taşısa da koşullara bağlı tutulmakla eşitlik

ilkesine aykırı düşmemektedir. Uzmanlığıolup gereksinim duyulanlarla, sıradan

işe alınanın bir tutulması düşünülemez. Belediyede çalışan iki kişi, aynı

işleri yapsalar da, işe alınma nedenlerinde ayrılık olabilir. Nitekim, itiraz

konusu maddenin, sınırlı biçimde incelenen, ödemeyi durduran birinci

fıkrasından sonra ayrık durumları belirleyen üçüncü fıkrası, çalışan iki

kişinin durumlarındaki ayrılığı açıkça ortaya koymaktadır. Kaynaktaki

farklılık, eşitliğe aykırı bir ikilemi göstermemektedir. Böyle olunca, ayrı

durumda olan kişilere ayrı kuralların uygulanması Anayasa'nın eşitlik ilkesine

aykırılık oluşturmaz.

2- Anayasa'nın 11. Maddesi Yönünden inceleme:

"Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü" başlıklı bu maddeye göre yasalar Anayasaya aykırı olamaz, itiraz yoluna başvuran Mahkeme, aykırılık dayanakları arasında Anayasa'nın 11. maddesini de göstermiştir. Sözü edilen maddenin yukarıya olduğu gibi alınan içeriği karşısında, Anayasa'nın 10. maddesine aykırı olmayan bir yasa kuralının eşitlik yönünden Anayasa'nın 11. maddesiyle çelişmesi söz konusu olamaz. Anayasa'nın bir maddesine aykırılık, 11. maddeye aykırılığın belirtisidir. Anayasa'nın belli bir maddesine aykırı olmayan kural, 11. maddeye de aykırılık oluşturmaz.

3- Anayasa'nın 17. Maddesi Yönünden İnceleme:

Anayasa'nın "Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı" başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasının herkese tanıdığı yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkıyla ikinci ve üçüncü fıkralarının yasaklandığı durumlar, kişi haklarının başında gelen "yaşama hakkının", kişinin "maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme" hakkıyla tamamlanacağını göstermektedir.

Kişi ancak, kendisini yaşatan, maddî ve manevî varlığını koruyup gelişmesine olanak tanıyan topluma karşı ödevler taşır. Bu olanaklar tanınmamışsa, ödevden de söz edilemez. 1982 Anayasası, özellikle, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi doğrultusunda kişi dokunulmazlığı konusunda oldukça ayrıntılı bir düzenleme içermektedir. İlgili kuralların bir bölümü sınırlamalara olanak sağlayıcı nitelikte bulunsa da, bir bölümü kişidokunulmazlığının daha iyi tanımlanıp belirlenmesine yardım edici nitelik taşımaktadır.

Emekli aylığının, 5434 sayılı Yasa'nın ek 11. maddesine göre kesilmesi zorunluluğunun, kazanılmış bir hakkın çiğnenmesine yol açıp açmadığını saptamak için TC. Emekli Sandığı Yasası'nı bu yönden ele almayı gerektirmektedir.

5434 sayılı Yasa'nın 92. maddesi, iştirakçilerden Türk

vatandaşlığından çıkarılan, Türk vatandaşlığım bırakan, yabancı memleket

uyruğuna girenlerin (Türk vatandaşlığını koruyanlar dışında) bu Yasayla tanınan

her tür hakkının düşmesini, bu durumlarının ortadan kalkmasında ilgililerin

Emekli Sandığı'na yazılı başvurulan üzerine Yasada öngörülen diğer koşullan

taşımaları durumunda bu haklardan yeniden yararlandırılmalarım öngörmüştür.

Yine aynı Yasa'nın93. maddesinde, bu Yasaya göre bağlanan aylıkları alanlardan

evlenen dul eşlerin, ana ve kız ile erkek çocukların (harp malûlleriyle evlenen

karılar dışında) muhtaç durumdan çıkan ana ve babanın, belirli yaşı dolduran

çocukların aylıklarının kesileceği, bunların anılan Yasa uyarınca aylığa hak

kazanmaları koşuluyla aylıklarının yeniden bağlanacağı öngörülmüştür.

TC. Emekli Sandığı Yasası'nın 98. ve sonraki maddelerin yer aldığı Yirmi Sekizinci Kısmı'nda "Emekli, Âdi Malûllük, Vazife Malûllüğü, Dul ve Yetim Aylığı Alanlardan veya Kesenekleri Geri Verilenlerle Toptan Ödeme Yapılanlardan bir Vazifeye Tayin Edilenler"in durumları düzenlenmektedir. 5434 sayılı Yasa'nın 99. maddesi, bu durumda olanlardan hiçbir koşula bağlı olmaksızın emekli hakkı tanınan görevlere atananların, aylıklarının tamamının, bu görevlere atanmaları tarihini izleyen ay başından başlayarak kesilmesini hükme bağlamıştır.

Yasaların önceye etki-geriye yürüme (makable şamil) yasağı ilkesi,

kazanılmış hak kuralını öne çıkarır. Bir hukuk kuralının yürürlüğü sırasında,

bu kurala uygun biçimde tüm sonuçları ile kesin olarak edinilmiş hakların

korunması hukuk devletinin gereğidir. Yasakoyucunun bu haklara elatması,

değiştirip geri alması düşünülemezse de, önceki yasaya göre sağlanmış birhak,

kamusal düzen, toplumsal yarar açısından "kazanılmış hak"

korumasından sonsuza değin yararlanamaz. Kaldıki, aydan aya ya da belirli

aylarda alınarak her alınış zamanında yürürlükte olan kurala uygunluğu esas

tutulmak gereken ödemeler, kazanılmış hakkapsamında ve niteliğinde değildir. Bu

konuda, Anayasa Mahkemesi'nin 12.12.1989 günlü, Esas 1989/11, Karar 1989/48

sayılı kararında yeterli açıklık bulunmaktadır.

"Geçici kadrolu" hizmetlerde görevlendirilenler, 657 sayılı Yasa'nın 4/ C maddesine göre, bir yıldan az süreli veya mevsimlik hizmetlerde olduğuna Devlet Personel Dairesi'nin ve Maliye Bakanlığı'nın görüşlerine dayanılarak Bakanlar Kurulu'nca karar verilen görevlerde ve belirtilen ücret ve sayı sınırları içinde sözleşme ile çalıştırılan ve işçi sayılmayan kimselerdir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2.10.1986 günlü, Esas 1986/7463,

Karar 1986/8794 sayılı kararına göre, 657 sayılı Yasa'da işçi sayılmadığı hükme

bağlanan bu kişiler mevsimlik çalışma yapılan yerlerde her mevsim çalışırlarsa,

1475 sayılı İş Yasası uyarınca işçi sayılmakta ve koşullan oluştuğunda anılan

Yasa'nın 14. maddesine göre kıdem tazminatına hak kazanmaktadırlar. Ayrıca,

belirli süreli hizmet sözleşmelerinin peşpeşe yapılması da belirsiz süreli bir

hizmet bağıtı oluşmasına ve dolayısıyla koşullar gerçekleştiğinde kıdem

tazminatına hak kazanılmasına neden olmaktadır. Dünya standartlarına göre

emekli olabilme yaşı ülkemizde düşük tutulmuştur. Uluslararası Çalışma Örgütü

(ILO) yardımların, 1944 Filadelfiya Konferansı'nda "önceden belirlenmiş ve

normal olarak insanların etkin çalışma güçlerini ciddî hastalıklara,

sakatlıklara uğrayarak yitirdikleri ve sonuçta sürekli işsizse benzer duruma

geldikleri bir yaşta ödenmeye başlanmasını" önermiştir.

Emekli Sandığı'ndan emekli aylığı alan kişilerin, kamu kesiminde emekliliğe bağlı olmayan geçici kadrolu bir hizmete atanmaları durumunda emekli aylıklarının kesilmesi, emekliliğe özendirmemek ve ülkemizi genç emekliler ülkesi durumuna düşürmemek amacıyla, toplum yararınadır. Böylece kamu görevlileri, bir aylık yerine iki aylık alma düşüncesiyle erken yaşta emekliye ayrılmayacaklardır. Öte yandan, iş arayan gençlere oranla iş bulma şansı daha yüksek olan emeklilerin bir ölçüde çalışmaktan caydırılmış olmalarında kamu yararı vardır.

Emekli aylığı, yeterli hizmet vermiş, görev yapmış iştirakçiye,

katkıları nedeniyle, yoksunluk çekmemesi için ödenen, çalışmama durumunda

yeterli düzeyde geçinmesini sağlamak üzere belli koşullara uyularak bağlanan

bir statü aylığıdır. Geçmiş hizmetleri nedeniyle geleceğinin maddî yönden güvenceye

alınması amacına yöneliktir. 5434 sayılı Yasa'nın 92., 93. ve 99.

maddelerindeki koşulların gerçekleşmesi durumunda emekli, dul ve yetim

aylıklarının kesilmesinin öngörülmesi bu niteliği doğrulamaktadır. Özel hukuk

kurallarına bağlı özel sigorta ortaklıklarından ayrı bir yapı ve konumda,

Devletin gözetim ve denetimi altında bulunan, gerektiğinde akçalı yardımlarıyla

emeklilerine katkılarını sürdüren Emekli Sandığı'nın kimi durumlarda ödemeyi

kesmesi, nesnel ölçülere bağlı kalındığında olanaksız değildir. Yeni bir

aylıkla durumunu iyileştiren kimseye, yapılan ödeme, fazlalık sayılabilir ve

Sandığı zarardan korumak için kesilebilir. Önemli olan, emeklinin gelirinin

haksız ve gereksiz yere kesilmemesidir.

İnceleme konusu kural gereğince "geçici kadrolu" bir

göreve atanan emeklinin, emekli aylığının kesilmesi, yukarda açıklandığı gibi

çalışma ortamı, iş bulma olanakları yönünden bir toplumsal zorunluluktur.

Ödemenin kesilmesi-durdurulması, Anayasa'nın 17. maddesinde öngörülen hakların

ortadan kaldırılması anlamına gelmediği gibi, emekli aylığı alan bir kimse

için, bu hakları olumsuz biçimde etkileme niteliğinde de kabul edilemez.

İncelenen kural, emeklilerin hiçbir görev almaması sonucunu doğurmamaktadır.

Özel kesimde çalışıp uğraş verilerek yaşamın daha iyi sürdürülmesine destek

sağlanabilir, maddî ve manevî varlık korunup geliştirilebilir. İkinci aylık

nedeniyle birinci aylığı kesmek, maddî ve manevî yaşamın korunup

geliştirilmesini, emekli aylığına hak kazanarak ayrıldığı zamanda bilinipkabullenilen

durumdan daha geriye götürme anlamında değerlendirilemez.

4- Anayasa'nın 48. ve 49. Maddeleri Yönünden İnceleme:

a) Yukarda da değinildiği gibi TC. Emekli Sandığı Yasası'nın ek 11. maddesi, emeklilerin kamu ve özel kesimde çalışmalarını ya da bağımsız olarak kazanç elde etmelerini yasaklamamaktadır. Yalnız, sözü edilen kural, emeklilerin kamu sektöründe emekliliğe bağlı olmayan "geçici kadrolu" bir hizmete atanmaları durumunda emekli aylığının kesilmesi yolunda, emeklilerin yeniden görev almalarını caydırma yönünden bir düzenlemeyi içermektedir.

Anayasa'nın 48. maddesinin birinci fıkrası, herkesin, dilediği alanda çalışma ve sözleşme özgürlüklerine sahip olduğunu açıklamaktadır. Emeklilerin dilediği alanda çalışma özgürlüğüne 5434 sayılı Yasa'nın ek 11. maddesi bir kısıtlama getirmemiştir. Kamu sektöründe çalışacak emekliler için öngörülen sınırlama, belli durum ve koşullarda emekli aylığından geçici bir süre yoksun kalmaya ilişkin olup, bu düzenleme Anayasa'nın 48. maddesine aykırı değildir.

b)Anayasa'nın 49. maddesine göre, çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir. Devlete karşı ileri sürülecek bu hak, bireylere zorlama yetkisi ve yaptırımı vermemiştir. Devlet, olanakları ölçüsünde, yeterli örgütler kurarak iş bulmayı kolaylaştırıp sağlamak için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür. Devletin herkese iş verme, herkesi işe yerleştirme zorunluluğu bulunmamaktadır. İşsizliği önlemek amacıyla yapacağı çalışmalarla Devlet, öncelikle kamu sektöründe iş vermek yolunu izleyecek, bu nedenle de yasal düzenlemeler yapacaktır.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4. maddesinin (c) bendinde düzenlenen "Geçici personel" rejimi, daha çok bedensel çalışmalara ağırlık veren mevsimlik ve kısa süreli işlerde çalıştırmayı öngörmektedir. Emeklilerin, yaşlılık dönemlerinde geçimlerini sağlayacak bir gelirleri bulunması gerekir. Bu gereği yerine getirmek Yasakoyucunun görevlerindendir. Yaşlandığı ve yeterli biçimde çalışmayacağı düşüncesiyle emekliye ayrılanlara, kamu sektörünün bedensel çalışmaların ağır bastığı mevsimlikve geçici işlerinde yer verilmesi, emeklilik kavramıyla da çelişmektedir.

Türkiye'de büyük oranda işsizlik, hattâ aydın işsizliği sorunu yaşanmaktadır. Yaş sınırından önce, isteğe bağlı emekliliğin, kamu kesiminde "geçici kadrolu" işlerde, özellikle öğrenimlerini tamamlayıp iş arayan gençlere yer bulmak amacıyla bir ölçüde sınırlanıp engellenmesi Anayasa'nın 49. maddesine aykırı olmayıp daha büyük sorunların çözümüne yönelik, anayasal gereklere uygun bir düzenlemedir.

Emeklilerin, topluma karşı, herhangi bir nedenle kural olarak çalışma ödevleri söz konusu edilemez. Genelde, olağanüstü durumlarda geçerli olan çalışma zorunluluğundan ayrı olan ve olağan zamanlar için ödev niteliği taşıyan çalışma durumu, yurttaşın toplumuna karşı anlamlı bir yükümlülüğüdür.Emekliler, bu yükümlülüklerini yerine getirerek aylığa hak kazanmışlardır. Kaldıki Devlet, kamu kesiminde, istemeleri durumunda ve olanak bulunup koşulları da uyuyorsa öbür yurttaşlar gibi emeklilerin de iş bulmalarını kolaylaştırmaktadır.

Anayasa Mahkemesi, yerindelik denetimi niteliğinde incelemelerle Yasakoyucu yerine geçme görünümündeki tutumlardan özenle uzak kaldığı için, emeklilerin yaşam koşullarını iyileştirme yönünde yasama ve yürütme organlarına öneri türünde açıklama yapmaktan kaçınmaktadır. Sorunun yasal düzenlemelerle çözümü, emekliler arasındaki kimi farklılıkların olumlu biçimde giderilmesi yasama organının takdirindedir.

Açıklanan durumlar karşısında incelenen kuralın Anayasa'nın 48. ve 49. maddelerine de aykırı bir yanı görülmemiştir.

Bu nedenlerle itiraz REDDEDİLMELİDİR.

Yılmaz ALİEFENDİOĞLU, Servet TÜZÜN ve İhsan PEKEL bu görüşe katılmamışlardır.

VI- SONUÇ

A. 7.2.1969 günlü, 1101 sayılı "5434 Sayılı Türkiye

Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanuna Ek ve Geçici Maddeler Eklenmesine ve Bu Kanunun Bazı Hükümlerinin Kaldırılmasına Dair Kanun"un 1. maddesiyle 5434 sayılı Yasa'ya eklenen Ek (5.) 11. Maddeye yönelik iptal istemine ilişkin esas incelemenin, sözü edilen maddenin birinci fıkrasında yer alan ".. . . geçici kadrolu . . ."ibaresiyle sınırlı olarak yapılmasına oybirliğiyle,

B. Sınırlama kararı gereğince incelenen hükmün Anayasa'ya aykırı

olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU, Servet TÜZÜN ve İhsan PEKEL'in karşıoyları ve oyçokluğuyla,

19.12.1989 gününde karar verildi.

KARŞIOY

YAZISI

Esas Sayısı: 1989/14

Karar Sayısı: 1989/49

7.2.1969 günlü, 1101 Sayılı Yasanın 1. maddesiyle 5434 Sayılı Yasaya eklenen Ek 11. (291 Sayılı Yasanın 2. maddesiyle madde numarası değiştirilmeden önce Ek 5.) madde aşağıda örnekleriyle belirtilen nedenlerle Anayasanın 10. maddesinde öngörülen eşitlik ilkesine aykırı düşmektedir:

Olay 1:

Sosyal Sigortalar kurumundan emekli olan bir kişi. 506 Sayılı

Yasanın 3279 Sayılı Yasayla değişik 63. maddesine dayanarak, TC. Emekli

Sandığına bağlı daire, kurum ve ortaklıklar ile bunların Sosyal Sigortalar

Yasasına bağlı işyerlerinde -Örneğin belediyelerde- emekliliğe tabi olmayan

ücretli, geçici kadrolu veya yevmiyeli hizmetlere tayin edilmesi durumunda

emeklilik maaşını alabilecek; ancak aynı yerde emekliliğe tabiolmayan ücretli,

geçici kadrolu veya yevmiyeli hizmette çalışan kişi, Sosyal Sigortalar yerine,

TC. Emekli Sandığından emekli ise, itiraz konusu kural (Ek ir) nedeniyle,

emekli maaşı kesilecektir. Bu durum aynı yerde, aynı koşullarda ücretli ya da

geçicikadroda çalışan kişiler arasında eşitsizlik yaratmaktadır. Bu olayda,

farklı uygulamanın, aynı kadroda çalışan kişilerin farklı sosyal güvenlik

kuruluşlarından maaş almalarından kaynaklandığı ileri sürülebilir. Ancak,

farklılığın aldıkları emekli maaşlarıyla ilgisi bulunmamaktadır. Değişik sosyal

güvenlik kuruluşlarından alınan maaşlar, bağh oldukları sosyal güvenlik kurumu

ve ödedikleri primler nedeniyle farklı olabilir ve bu ayrılık aldıkları emekli

maaşının miktarına ya da biçimine yansıyabilir ve buradabiter. Bu kişiler,

emeklilik sonrası girdikleri görevlerde aynı statüye sokulduklarına göre, aynı

haklardan yararlanmaları ya da yararlanmamaları gerekir. Aynı yerde çalışan iki

kişiden birinin, hak ettiği emeklilik maaşından, bağlı olduğu emeklilik

kurumunun ayrı olduğu nedeniyle mahrum edilmesi haklı görülemez. Emeklilik

maaşı her ikisi açısından da kazanılmış haktır. Bu iki işçinin durumu,

emeklilik sonrası aynı yerde aynı koşullarda çalışmaktan ibarettir. Bunların

çalışıyor olmaları, emeklilik haklarını elde etmede farklı sonuç

doğurmamalıdır. Aynı yasaya göre çalışan bu kişilerin aynı haklardan

yararlanması gerekir, birisinin emeklilik maaşını alamaması Anayasanın 10.

maddesine aykırı düşer.

Olay 2:

İtiraz konusu edilen maddenin üçüncü fıkrasında, "mahiyeti itibariyle hizmetin görülmesi mücbir bir sebebe dayandığı ve özel bir ihtisas gerektirdiği Bakanlığın mütalâası alınmak suretiyle Bakanlar Kurulu Kararı ile belirtilen yerlere tayin edilecekler hakkında l inci fıkra hükmü uygulanmaz." denilmektedir.

Bu hükme göre, aynı yerde, emekliliğe tabi olmayan ücretli, geçici

kadrolu veya yevmiyeli hizmetlere tayin edilen ve "İkisi de Emekli Sandığından"

emekli olan iki kişiden üçüncü fıkra kapsamında kabul edileni emekli maaşını

almaya devam edecek, üçüncü fıkrakapsamında kabul edilmeyen kişi emekli maaşını

alamayacaktır. Üçüncü fıkra kapsamına sokulan kişilerin, "özel ihtisası

gerektiren" yerlerde çalışması gibi farklı durumlar olduğu ileri

sürülebilir. Gerçekte, kimi işlerde özel ihtisas arandığı kabul edilsedahi,

aynı yerde ve aynı şekilde çalışan ve aynı sosyal güvenlik kurumundan (Emekli

Sandığından) maaş alan bu kişilerin, aldıkları emekli maaşları yönünden aynı

hukuksal durumda bulundukları kuşkusuzdur. Bu kişiden biri, özel ihtisası

gerektiren bir işteçalışıyorsa, bu kişiye görevinin özelliğinden dolayı fazla

ücret ödenebilir, ancak aynı yerdeki öteki arkadaşının, emeklilik maaşının

kesilmesi yoluyla kendisine ayrıcalık sağlanması eşitlik ilkesiyle bağdaşmaz.

Çünkü her ikisi de aynı yerde ve aynı kurumdan emekli maaşı almaktadırlar,

varsa, yaptıkları işteki farklılık, bu nedenle aldıkları ücretlerde

gözükmelidir. İtiraz konusu madde bu yönden de eşitlik ilkesine aykırıdır.

Olay 3:

İtiraz konusu maddeye göre, TC. Emekli Sandığından emekli iki kişiden birisi, Emekli Sandığına tabi dairede ücretli, geçici kadrolu veya yevmiyeli hizmetlerde çalışırsa emekli maaşı kesilecek, ancak yine emekli sandığından emekli diğer kişi özel bir şirkette tıpa tıp aynı işi yapsa da emeklilik maaşı kesilmeyecektir. Bunlar yaptıkları işe ve aynı yerden emekli olmalarına göre aynı hukuksal durumda olmalarına karşın, birinin emeklilik maaşı kesilmek suretiyle farklı hukuksal duruma tabi tutulmaları eşitlik ilkesine uygun düşmemektedir.

Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kuralın geçici kadrolu personel yönünden iptali gerektiği oyu ile verilen karara karşıyım.

Başkanvekili

Yekta Güngör ÖZDEN

Üye

Necdet

DARICIOĞLU

Üye

Yılmaz

ALİEFENDİOĞLU

Üye

Muammer

TURAN

Üye

Mehmet

ÇINARLI

Üye

Servet

TÜZÜN

Üye

Oğuz

AKDOĞANLI

Üye

İhsan

PEKEL

Üye

Selçuk

TÜZÜN

Üye

Ahmet

N. SEZER

Üye

Erol

CANSEL

KARŞIOY

YAZISI

Esas Sayısı: 1939/14

Karar Sayısı: 1989/49

5434 sayılı TC. Emekli Sandığı Kanunu'na 7.2.1969 tarih ve 1101

sayılı Yasa ile eklenen itiraz konusu hükmü içeren Ek 5. maddesinde; "TC.

Emekli Sandığı Kanunu'na tabi daire, kurum ve ortaklıklar ile bunların Sosyal

Sigortalar Kanununa tabi işyerlerinde emekliliğe tabi olmayan ücretli; geçici

kadrolu veya yevmiyeli hizmetlere tayin edilen emeklilerin, buralarda

çalıştıkları sürece emekli aylıkları kesilir. Bunları çalıştıranlar, vazifeye

başladıkları tarihten itibaren bir ay içinde yazı ile TC. Emekli Sandığı'na

bildirirler, Şu kadar ki; mahiyeti itibarıyla hizmetin görülmesimücbir bir

sebebe dayandığı ve özel bir ihtisas gerektiği ilgili Bakanlığın teklifi ve

Maliye Bakanlığının mütalaası alınmak suretiyle Bakanlar Kurulu kararı ile

belirtilen yerlere tayin edilecekler hakkında l inci fıkra hükmü

uygulanmaz." kuralı yer almaktadır.

Sözü edilen 5434 sayılı Yasa'nın Ek 11. maddesinin birinci fıkrası uyarınca emekliye tabi olmayan geçici kadrolu bir işe giren emeklilerin emekli aylığının kesilmesine karşılık, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca mahiyeti itibarıyla hizmetin görülmesi mücbir bir sebebe dayandığı ve özel bir ihtisas gerektirdiği ilgili Bakanlığın mütalaası alınmak suretiyle Bakanlar Kurulu kararı ile belirtilen yerlere tayin edileceklerin emekli aylıkları kesilmeden, aynı kadrolarda çalışmalarına olanak tanınmaktadır.

İşbu düzenleme ile genelde emekliliğe tabi olmayan geçici kadrolu bir işe giren emeklilerin emekli aylıklarının kesilmesine karşılık, bazı istisnai görevde çalıştırılacakların ise emekli aylıklarının kesilmeyeceğine dair kural getirildiğine göre; burada önemli olan ve açıklığa kavuşturulması gereken husus, bu Ek madde hükmünde yer alan emekli aylığının kesilip kesilmemesi konusunun Anayasa'da yer alan ilkelere aykırı düşen yönlerinin bulunup bulunmadığı olmaktadır.

Anayasa'nın 60. maddesinde "Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilat kurar." denilmektedir.

Kamu hizmeti görevlileri olan memurların, sosyal güvenliği 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun 2898 sayılı kanunla değişik 41. maddesinde yer alan "emekli, âdi malûllük ve vazife malûllüğü aylıklarının hesaplanmasında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 43. maddesinde yer alan gösterge tablosu ve personel kanunlarındaki ek göstergelerin esas alınacağı" biçimdehükümle sağlanmıştır.

Dava konusu olan Ek 11. maddenin üçüncü fıkrası ile emekli olduktan sonra bazı istisnai görevde çalıştırılanların, emekli aylıklarının kesilmemesi, sözü geçenlere, öteki iştirakçilerin hiçbirisine tanınmayan bir imtiyaz, bir ayrıcalıkgetirmektedir.

Özel bir ihtisas gerektirecek yerlerde çalıştırılacakların yapmakta oldukları görevin önemi; bunlara ödenecek ücretin Anayasa'nın 55. maddesi çerçevesi içerisinde farklı bir düzenlemeye tabi tutulması haklı gösterilebilir ise de, iştirakçi oldukları bir sosyal güvenlik kuruluşundan, tüm iştirakçilerin eşit şartlarda faydalandırılmaları gerekirken, öteki iştirakçilerin hiç birisi için söz konusu olmayan emekli aylığının kesilmemesi imtiyazı ile donatılmaları, açıkça bir eşitsizlik ve adaletsizliğe yol açmakta ve netice itibarıyla bu durum sosyal güvenlik hakkım zedelemektedir.

Anayasa'nın 2. maddesinde "Türkiye Cumhuriyeti; toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde insan haklarına saygılı, Atatürk Milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir." denilmekte, 10. maddesinde de herkesin, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önündeeşit -olduğu hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanımayacağı belirtilmiş bulunmaktadır.

Dava konusu Ek 11. madde, emeklilerin bir kamu hizmeti görmek üzere yeniden bir göreve atanmaları halinde, bir kısım iştirakçilere emekli aylıklarının kesilmemesi, diğer iştirakçilere ilişkin olarak TC. Emekli Sandığı Kanunu'nca Sosyal güvenliğin sağlanması gereği tanınan emekli aylığının kesilmesi gibi eşitlik, sosyal güvenlik hakkı ve adalet duygusuyla bağdaşmayan ayrıcalıklar getirdiğinden, Anayasa'nın 2., 10. ve 60. maddelerine aykırıdır. Çoğunluğun, bu düzenlemenin Anayasa'ya aykırı olmadığı yolundaki görüşüne yukarıda açıklanan nedenlerle katılmıyoruz.

Üye

Yılmaz

ALİEFENDİOĞLU

Üye

Servet

TÜZÜN

Üye

İhsan

PEKEL

Anayasa Mahkemesi, E. 1989/14, K. 1989/49, 19 Aralık 1989 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I- Olay
  4. Iıı- Yasa Metinleri
  5. A. iptali İstenilen Yasa Kuralı
  6. B. Dayanılan Anayasa Kuralları
  7. Iv- İlk İnceleme
  8. V- Esasın İncelenmesi
  9. A. Sınırlandırma Sorunu
  10. Vı- Sonuç
  11. A. 7.2.1969 günlü, 1101 sayılı "5434 Sayılı Türkiye
  12. B. Sınırlama kararı gereğince incelenen hükmün Anayasa'ya aykırı
  13. Karşıoy
  14. Yazısı
  15. Darıcıoğlu
  16. Aliefendioğlu
  17. Turan
  18. Çınarlı
  19. Tüzün
  20. Akdoğanlı
  21. Pekel
  22. Tüzün
  23. N. Sezer
  24. Cansel
  25. Karşıoy
  26. Yazısı
  27. Aliefendioğlu
  28. Tüzün
  29. Pekel

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1989/14
Karar No
1989/49
Tarih
19 Aralık 1989

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1988/64 K.1990/2
  • AYM Norm Denetimi E.1989/12 K.1990/1
  • AYM Norm Denetimi E.1988/62 K.1990/3
  • AYM Norm Denetimi E.1990/3 K.1990/4
  • AYM Norm Denetimi E.1990/11 K.1990/5
  • AYM Norm Denetimi E.1990/4 K.1990/6

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.