İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1989/35 K.1990/22

ile değişik 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 19. maddesinin birinci fıkrasında yeralan"...müebbet ağır hapis cezasına hükümlüler 20 yıllarını; diğer...."ibaresinin Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

Esas1989/35Karar1990/22Tarih19 Temmuz 1990Okuma12 dk · 2.474 kelime

KÜNYE

Anayasa

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
19 Temmuz 1990
Esas Sayısı
1989/35
Karar Sayısı
1990/22
Karar Günü
19.7.1990
R.G. Tarih-Sayı
21.03.1991-20821
İtiraz yoluna başvuran
Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesi
İtirazın konusu
11.3.1986 günlü, 3267 sayılı Yasa'nın 1. maddesi
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.474 kelime·12 dk okuma·22 bölüm

ile değişik 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 19. maddesinin birinci fıkrasında yeralan"...müebbet ağır hapis cezasına hükümlüler 20 yıllarını; diğer...."ibaresinin Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

I- OLAY

Başvuruda bulunan müebbet hapis cezası hükümlüsü, Çanakkale"E"Tipi

Kapalı Cezaevinde cezasını çekmekte iken Çanakkale Cumhuriyet Savcılığına

verdiği 20.9.1989 günlü dilekçede; 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında

Kanun'un 19. maddesinin 3267 sayılı Yasa'yla değiştirildiğini, değişiklikten

önce müebbet ağır hapis cezasına mahkûm olanlar ile içtima sonucu 36 yıl ağır

hapis cezasına mahkûm edilenlerin, iyi hal durumunda 24 yılın bitmesi ile

şartla salıverildiklerini, 3267 sayılı Yasa'nın getirdiği değişiklik ile 36 yıl

ağır hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlardan cezalarının yarısını çekenlerin

şartla salıverildiklerini, müebbet ağır hapis cezasına hüküm giyenlerin ise

cezalarının 20 yıllarını çekmeleri kaydıyla bu haktan yararlandırıldıklarını,

bu suretle önceden varolan eşitliğin ortadan kalktığım ileri sürerek durumun

düzeltilmesini istemiştir.

Cumhuriyet Savcılığı, Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesi'ne, 20.9. 1989 tarihinde yaptığı başvuruda, dilekçe sahibi hükümlünün durumunun infaz yönünden duraksamaya sebep olduğunu, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 402. maddesi gereğince bir karar verilmesi düşüncesini açıklamıştır.

Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesi, 13.10.1989 günlü, Esas: 1989/ 395

Mut. sayılı kararında; Cumhuriyet Savcılığı'nın düşüncesine uyarak, Ceza

Muhakemeleri Usulü Yasası'nın 402. maddesine göre açılan davaların cezanın

infazına ilişkin uyuşmazlıklar olduğunu, bunların tâli ceza. davası ve infaz

davası olarak Anayasa'nın 152. ve Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama

Usulleri Hakkında Yasa'nın 28. maddesinin öngördüğü anlamda bir dava niteliği

taşıdığını kabul etmiş ve Cezaların İnfazı Hakkında Yasa'nın 19. maddesinde

3267 sayılı Yasa'nın öngördüğü değişikliğin Anayasa'nın 2. ve 10.

maddelerindeki hukuk devleti ve eşitlik ilkelerine aykırı olduğu gerekçesiyle

sözü edilen maddedeki"...müebbet ağır hapis cezasına hükümlüler 20

yıllarını; diğer. . ." ibaresinin iptalini istemiştir.

III-YASA METİNLERİ

A. İptali İstenen Yasa Kuralı

11.3.1986 günlü,3267 sayılı Yasa ile değişik 647 sayılı Yasa'nın iptali istenen ibaresinin de içinde yer aldığı 19. maddesinin birinci fıkrası metni aşağıdakigibidir:

"Madde 19.- Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından ölüm cezalarının yerine getirilmemesine karar verilenler 30 yıllarını; müebbet ağır hapis cezasına hükümlüler 20 yıllarını; diğer şahsî hürriyeti bağlayıcı cezalara mahkûm edilmiş olanlar hükümlülük süresinin1/2'ni;çekmiş olup da Tüzüğe göre iyi halli hükümlü niteliğinde bulundukları takdirde, talepleri olmasa dahi şartla salıverilirler."

B. Dayanılan Anayasa Kuralları

Mahkemenin itiraz gerekçesinde dayanılan Anayasa kuralları şunlardır:

1. "Madde 2.- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik,lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir."

2. "Madde 10.- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanunönünde eşittir.

Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.

Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."

IV-İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince Yekta Güngör ÖZDEN, Necdet DARICIOĞLU, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU, Muammer TURAN, Mehmet ÇINARLI, Servet TÜZÜN, Oğuz AKDOĞANLI, İhsan PEKEL, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER ve Erol CANSEL'in katılmaları ile 12.12.1989 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, Yekta Güngör ÖZDEN ve Necdet DARICIOĞLU'nun karşıoyları ve oyçokluğu ile karar verilmiştir.

V-ESASIN İNCELENMESİ

İşin esasına ilişkin rapor, başvuru kararı ve ekleri, Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen yasa kuralı, itiraza dayanak yapılan Anayasa kuralları, bunlarla ilgili gerekçeler ve öteki yasama belgeleri okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A. Yasal Durumun Açıklanması

647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 19. maddesinin 3267 sayılı Yasa ile değişik 19. maddesinin birinci fıkrasında yer alan"... müebbet ağır hapis cezasına hükümlüler 20 yıllarını; diğer..." biçimindekiitiraz konusu ibarenin ne anlama geldiğini açıklayabilmek için, 647 sayılı Yasa'nın konuyla ilgili kurallarının hukukî gelişimini gözden geçirmek, müebbet ağır hapis cezası ile şartla salıvermenin özelliklerini ortaya koymakgereklidir.

Çağdaş ceza hukukunda, ceza sistemini tamamlayan bir ceza infaz kurumu olan şartla salıverilme (meşruten tahliye) 1926 yılında, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu ile hukukumuza girmiştir. Şartla salıverilme öğretide, mahkûm edildiği hürriyeti bağlayıcı cezalardan, yasanın gösterdiğibirkısmınıiyihal ile ve kurallara tam uyarak geçirmiş bulunan mahkûmun, konulmuş olan şartlara her bakımdan uymaması durumunda geri alınması koşuluyla mahkumiyet süresini tamamıyla bitirmeden merciince alınacak bir kararla salıverilmesi olarak tanımlanmaktadır.

Şartla salıverme kurumunun ortaya çıkışında, suçlunun, hâkimin kabul ettiğinden 'daha kısa sürede uslanabileceği ve bu durumdaki mahkûmların ceza infaz kurumlarında daha fazla kalmasının gereksizliği düşüncesi önde gelmektedir. Ayrıca şartla salıverilme, cezaevine giren mahkûmu iyi durumaözendirmekte, cezaevlerinde düzenin kurulmasında yardımcı olmakta, iyi durumda olanları ödüllendirmekte, özgürlük özlemini artırmakta ve eski mahkûmların özgür bir vatandaş olarak topluma katılmalarını kolaylaştırmaktadır. Bu nitelikieriyle şartla salıverilme, çağdaş ceza hukukunun ve ceza infaz sisteminin temel bir kurumudur.

Türk Ceza Yasası'nın 16. ve 17. maddelerinde düzenlenen şartla salıverilme, daha sonra 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 19. maddesinde yer almıştır. Sözü edilen madde 1712, 2638, 3267 ve 3653 sayılı yasalarla değiştirilmiş olup sistem 2148 sayılı Yasa'nın ek 2. maddesine ve 647 sayılı Yasa'nın geçici maddelerine göre uygulanmaktadır.

647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkındaki Kanun'un getirdiği en

önemli yenilik yaşam boyu ağır hapis cezası ile cezalandırılanların da şartla

salıverilme olanağından yararlandırılmalarıdır. 3267 sayılı Yasa'dan öncesine

göre yaşam boyu ağır hapis cezası hükümlülerin şartla salıverilmeleri için

çekilmesi gerekli ceza, 24 yıl olarak belirlenmiştir. Türk Ceza Yasası'nın otarihteyürürlükte

olan 13. maddesi gözönünde tutulduğunda, müebbet ağır hapis cezasının 36 yıl

üzerinden hesaplanarak bunun üçte ikisi olan 24 yıllık sürenin kabul edilmesi,

diğer hürriyeti bağlayıcı cezalar için konulan cezaevinde iyi halle geçirilecek

süreler yönünden kendiliğinden bir koşutluk meydana getirmiştir. Ancak11.3.1986günlü,

3267 sayılı Yasa'yla 647 sayılı Yasa'nın itiraz konusu 19. maddesinin birinci

fıkrası değiştirilmiş ve şartla salıverilme için ceza infaz kurumunda

geçirilmesi gereken2/3lük hükümlülük süresi 1/2 olarak değiştirilmiş, bu arada

müebbet ağır hapis cezalarıiçindeğişiklikten önce infazıgereken 24yıllıksüre20

yıla indiril-: mistir. Böylece süreli hürriyeti bağlayıcı cezalarda ve müebbet

hapiste şartla salıverilmeden yararlanabilmek için çekilmesi gereken hükümlülük

süresi indirilerekyeniden düzenlenmiştir. Ancak 3267 sayılı Yasa'yla yapılan bu

yeni düzenleme ile daha önce müebbet ağır hapis cezası ile ağır hapis cezası

arasında şartla salıverilmede uygulanacakindirim sonucu kalan ceza süresindeki

eşitlikten uzaklaşılmıştır.

B. Yasa Kuralının Anayasaya Aykırılığı Sorunu

1- Anayasa'nın 17. ve 38. Maddeleri Yönünden İnceleme:

İtiraz yoluna başvuran mahkeme kararında; Türk Ceza Yasası'nın 13.

maddesinin son fıkrasına göre müebbet ağır hapis cezasının 36 yıl olduğunu, 647

sayılı Yasa'nın 19. maddesinin 3267 sayılı Yasa ile değiştirilmesinden önce,

müebbet ağır hapis cezasıile36 yıl ağır hapis cezasına hüküm giyenlerinşartla

salıverilmeden yararlandırılmada eşittutulduklarını ve 24 yılı iyi halle

geçirdiklerinde şartla tahliye edildiklerini, 3267 sayılı Yasa'yla bu eşitliğin

bozulduğunu, 36 yıl ağır hapse hüküm giyenlerin 18 yıllarım iyi halle

geçirdiklerinde şartla tahliye olunmalarına karşın, ağır hapis cezasına hüküm

giyenlerin ancak 20 yıllarını çektikten sonra bu olanağa kavuşabileceklerini

bunun da Anayasa'nın 2. maddesindeki hukuk devleti ve 10. maddesindeki eşitlik

ilkesine aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

20.11.1983 günlü, 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 29. maddesi; Anayasa Mahkeme-si'nin, Anayasa'ya aykırılık hususunda ilgililer tarafından ileri sürülen gerekçelere dayanmak zorunda olmadığını ve istemle bağlı kalmak koşuluyla başka gerekçe ile de Anayasa'ya aykırılık kararı verilebileceğini öngörmüştür.Bu hükme göre, Anayasa'ya uygunluk denetimi, Anayasa bütünüyle ele alınarak yapıldığından, inceleme, itiraz yoluna başvuran mahkemeninilerisürdüğü 2. ve 10. madde ile sınırlı tutulmamıştır.

Anayasa'nın 38. maddesinde, ceza hukuku alanında yapılacak yasal

düzenlemelerde Yasakoyucunun suç ve cezalara ilişkin uyması zorunlu temel

ilkeler belirlenmiştir. Bunlar, işlendiği zaman yürürlükte bulunan yasanın suç

saymadığı bir eylemden dolayı kimsenin cezalandırılamayacağı, kimseyesuçu

işlediği zaman yasada suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza

verilemeyeceği, ceza ve ceza yerine geçen güvenlik önlemlerinin ancak yasa ile

konulacağı, suçluluğu yargıç kararı ile saptanıncaya kadar kimsenin suçlu

sayılamayacağı, hiç kimsenin kendisini ve yasada gösterilen yakınlarını

suçlayan bir bildirimde bulunmaya veya bu yolda kanıt göstermeye

zor-lanamayacağı, ceza sorumluluğunun kişisel olduğu ve genel zoralım cezası

verilemeyeceği gibi ilkelerdir. Ayrıca, Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü

fıkrasında da kimsenin insan onuru ile bağdaşmayan bir cezaya ya da işleme

bağlı tutulamayacağı öngörülmüştür.

Anayasa'da, bu sayılan kurallar dışında ayrıca buyurucu veya

yasaklayıcıbirkural bulunmadığından, suçlar ve cezalar hakkında gerekli gördüğü

önlemleri almak yasakoyucunun yetkisi içinde kalmaktadır. Anayasa, suç ve

cezaya ilişkin olarak belirlediği bu ilkeler dışında kalan, özellikle, netüreylemlerin

suç sayılacağı, suç sayılan eylemlere ne kadar ve ne tür ceza verileceği,

nelerin cezayı ağırlaştıracağı veya hafifletici neden sayılacağı gibi konulardabirkural

koymamış, bunların saptanmasını yukarıdaki ilkeler içinde Yasakoyucuya

bırakmıştır. Şu halde Yasakoyucu, Anayasa'ya göre kendi yetki alanına giren bu

konularda takdir hakkına sahiptir. Bu yetkiyi kullanırken Anayasa'nın 17. ve

38. maddelerindeki ilkeleri, suçların ağırlık derecelerini ve yeniden suç

işlenmesini önleme ve suçluyu ıslah amaçlarınıda gözetecektir.

Suçlar ve cezalar açısından konulan bu ilkelerin, ceza sisteminin tamamlayıcı bölümünü oluşturan infaz hukukunda da geçerli olacağı, do-layısı ile "şartla salıverilme" kurumunun şartlarının belirlenmesinde de gözönünde tutulması gerekeceği kuşkusuzdur.

Yasakoyucu, şartla salıverilmenin koşullarını, örneğin, yararlanma sürelerini, kimi suçlardan mahkûmların bundan yararlanıp yararlanamıya-caklarını, ya da farklı biçimde yararlanabileceklerini, zaman içerisinde toplumun gelişmesine göre, serbestçe takdir edilebilecektir.

Bu nedenlerle itiraz konusu hükmün Anayasa'nın 17. ve 38. maddelerinde belirtilen cezayailişkin anayasal ilkelere aykırılığı görülmemiştir.

2- Anayasa'nın 10. Maddesi Yönünden İnceleme:

3267 sayılı Yasa'yla yapılan değişiklikten önce şartlı salıvermede müebbet ağır hapis ve ağır hapis cezasında çekilen cezanın süresi yönünden mevcut olan paralellik anılan Yasa'yla değişmiş ve iyi halle geçirilecek süre müebbet ağır hapis cezası ile cezalandırılanlar aleyhine artmıştır. Bu değişikliğin Anayasa'nın 10. maddesindeki eşitlikilkesineaykırı olup olmadığı, sorunun temelini oluşturmaktadır.

Anayasa Mahkemesi'nin pekçok kararında da vurgulandığı gibi, yasa

önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı olacağı anlamına

gelmez. Anayasa'nın 10. maddesinde öngörülen eşitlik,mutlak anlamda bireşitlik

olmayıp, haklı nedenlerin bulunması durumunda farklı uygulamalara olanak veren

bir ilkedir. Gerçekten de, durum ve konumlardaki farklılık, hukukî statülerdeki

özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kurallar ve değişik

uygulamaları gerekli kılar.Aynı durumda olanlariçinayrı düzenleme Anayasa'ya

aykırılık oluşturur. Anayasa'nın amaçladığı eşitlik, hukuksal eşitliktir.Ayrı

hukuksal durumlar ayrı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'nın öngördüğü eşitlikilkesine

aykırılık sözkonusu olamaz.

Müebbet ağır hapis cezası ile muvakkat ağır hapis cezası, çeşitli yönleriyle birbirlerinden farklılıklar gösteren cezalardır. Bu iki tür ağır hapis cezası arasındaki başlıca farklar şunlardır:

a) Cezanın Niteliği veSüresi:

Türk Ceza Yasası'nın 11. maddesinde cürümler için öngörülen

cezalarağırlıklarına göre; l-İdam, 2-Ağır hapis, 3-Hapis, 4-Ağır para cezası,

5- Kamu görevlerinden yasaklama olarak sıralanmıştır. Yasa'nın 13. maddesinde

ise ağır hapis cezası, müebbet ve muvakkat olarak ikiye ayrılmıştır. Bu

cezaların süreleri farklıdır. Müebbet ve muvakkat olarak ikiye ayrılmıştır. Bu

cezaların süreleri farklıdır. Müebbet ağır hapis cezası ile hükümlü, şartla

salıverilmeden yararlanamamış ise cezasını ömür boyu çekecektir. Buna karşılık

muvakkat ağır hapis cezasının ne kadar olduğu verilen hükümde açıkça bellidir.

Bu cezaya çarptırılan bir kilme belirli sürenin sonunda şartla salıverilmeden

yararlanmasa bile cezasını tamamlar ve salıverilir.

b) Ceza Süresini Etkileyici Nedenler:

Her iki ceza türü arasında Ceza Yasası'nda yer alan cezayı arttırıcı genel ve özel nedenlerle farklılıklar vardır. Muvakkat cezaların eksiltilip arttırılmasında belirli oranlar uygulanmasına karşın müebbet ağır hapis cezalarında ancak Yasa'nın öngördüğü ceza uygulanır.

Birden fazla müebbetağır hapis cezalarının içtimaında muvakkat cezaların aksine ölüm cezası uygulanır (Türk Ceza Yasası, Madde 70).

c) Ceza Mahkumiyetinin İlânı:

Ölüm ya da yaşamboyu özgürlüğü bağlayıcı cezaya karar verildiğinde, hüküm belli yerlerde ilân edilir. Diğer cezalarda böyle bir yöntem yoktur (Türk Ceza Yasası, Madde 43).

d) Zaman Aşımı:

Müebbet ağır hapis cezası ile diğer hapis cezalarında dava zamanaşımı ve ceza zamanaşımı yönünden konulan süreler değişiktir.

e) İnfaz:

Gerek 765 sayılı Türk Ceza Kanuııu'nda gerekse 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'da, müebbet ağır hapis cezasında şartla salıverilme için geçirilmesi gerekli olan iyi hal süreleri, diğer cezalardan farklı biçimde belirlenmiştir.

Görülüyorki, ağır hapis cezası ile müebbet ağır hapis cezalan CezaYasasında hükme bağlanırken çeşitli yönleri ile farklı düzenlenmiş ve değişik hükümler konulmuştur. Esasen suç ve ceza ile ilgili hükümler toplumsal değer yargılarına göre şekillenir. Müebbet ağır hapis cezası ile muvakkat ağır hapis cezasının tertibini gerektiren eylemlerdeki ayrılık doğal olarak bu cezaların yerine getirilmesinde de farklılıklar yaratabilir. Bunun ölçülerini toplumsal gereksinimler ve bilimsel çözümler gösterecektir. Cezainfaz yasasının dava konusu hükmünün bu bakımdan Anayasa'nın 10.maddesine aykırı bir yönü yoktur.

Nitekim, bu konu Anayasa Mahkemesi'nin 13.3.1979 günlü, 1979/14sayılı kararında incelenerek şartla salıverilmede farklı uygulamaya yol açan itiraz konusu hükmün Anayasa'ya aykırı olamayacağı yorumu yapılmıştır. Bu kararın ilgili bölümü aynen şöyledir:

"Şartla salıverilme koşullarında yapılacak genel bir

düzenleme ile, müebbet ağır hapis cezasına mahkûm olanların şartla

salıverilmeden yararlanabilmeleri için çektirilmesi zorunlu ceza süresinde

herhangi bir değişiklik yapılmaksızın, muvakkat özgürlüğü bağlayıcı cezalara

çarptı alanların şartla salıverilmelerinde çektirilmesi gerekli ceza süresi,

örneğin, hükümlülük süresinin l/2'sine düşürülebilecektir. Bu doğrultudaki

yasal düzenlemenin eşitlik ilkesine ters düşmeyeceğinde kuşku yoktur. Çünkü,

böyle bir değişikliğe, uygulamadaki aksaklıkların giderileceği ve daha olumlu

sonuçlara ulaşılacağı varsayımı ile gidilecek, böylece yeni Yasanın

yürürlükteki düzeni iyileştirme amacı, yapılan değişikliğin haklı nedenlerini oluşturacaktır..."

3- Anayasa'nın 2. Maddesi Yönünden İnceleme:

Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik hukuk devleti olduğu belirtilmiştir. Hukuk devleti; insan haklarına saygılı ve bu hakları koruyan, toplum yaşamında adalete ve eşitliğe uygun bir hukuk düzeni kuran ve kendisini bu düzeni sürdürmekle yükümlü sayan, bütün davranışlarında hukuk kurallarına ve Anayasa'ya uyan, kazanılmış haklara saygılı, işlem ve eylemleri yargı denetimine bağlı olan devlettir.

Yasakoyucuntın, müebbet ağır hapis cezasının özelliklerini gözeterek,bu cezaya mahkûm edilenlerin düzelmeleri ve topluma yeniden uyumsağlayabilmeleri amacıyla cezaevinde geçirmeleri gereken süreyi toplum için daha iyiyi bulma nedeni ve arayışı içinde yeniden takdirinde Anayasanın 2. maddesine aykırılık yoktur.

İtiraz bu nedenlerle reddedilmelidir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI- SONUÇ

11.3.1986 günlü, 3267 sayılı Yasa'nın l. maddesiyle değişik 13.7.1965 günlü, 647 sayılı "Cezaların İnfazı Hakkında Kanun"un 19. maddesinin birinci fıkrasındaki"...müebbet ağır hapis cezasına hükümlüler 20 yıllarını; diğer..." kuralının anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın

REDDİNE

19.7.1990 gününde oybirliğiyle karar verildi.

KARŞIOY

YAZISI

Esas Sayısı: 1989/35

Karar Sayısı: 1990/22

Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 402. maddesi kapsamınagiren davalarda, ya mahkumiyet hükmünün yorumunda ya da belirlenen cezanın hesabında duraksama yahut cezanın bir bölümünün ya da tümünün yerine getirilmesi gerekmeyeceği yolunda bir sav söz konusudur.

Oysa hem hükümlünün, başvuru kararında özetlenen dilekçeleri,hemde Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığının konuya ilişkin yazıları bu anlamda bir içerik taşımamakta ve Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 402. maddesinin öngördüğü doğrultuda bir karar verilmesi istemini kapsamamaktadır.

Gerçekten dilekçelerde, İzmir Sıkıyönetim Komutanlığı "l" Numaralı Askeri Mahkemesinin 25.7.1986 günlü, 1986/ 203 Mut. sayılı içtima kararının ve bu kararın dayanağını oluşturan mahkumiyet ilâmlarının yorumunda veya tayin olunan cezaların hesabında duraksamaya düşüldüğünden söz edilmediğine yahut cezaların bir bölümünün ya da tümünün yerine getirilmesi gerekmeyeceği savma yer verilmediğine göre, bu dilekçelerin, CezaMuhakemeleri Usulü Kanunu'nun 402. maddesiyle mahkemeden istenmesi öngörülen karamı ve bu amaçla açılması gereken davanın yasal dayanağı sayılmasına olanak yoktur.

Hükümlünün, müebbet ağır hapis cezasına hükümlüler ile içtimaen 36 yıl ağır hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar arasında şartla salıverilme yönünden 647 sayılı Cezaların înfazı Hakkında Kanun'un 19. maddesinde öngörülen eşitliğin 3267 sayılı Yasayla müebbet ağır hapis hükümlüleri aleyhinde bozulduğunu ifade eden dilekçelerini ve dayandığı gerekçeleri aynen benimseyen Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığı da, sonuçta, 3267 sayılı Yasayla gerçekleştirilen düzenlemenin, müebbet ağır hapis hükümlüle-riyle içtimaen 36 yıl ağır hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar arasında eşitsizliğe yol açtığını, bu durumun Anayasaya aykırı olduğunu belirtmektedir.

Yukarıda yapılan açıklamalar ve 16.1.1979 günlü, Esas:1978/71, Karar: 1979/5 sayılı kararla ilgili karşıoyun ayrıntılı gerekçesi karşısına, itiraz yoluna başvuran Mahkeme'nin elinde Anayasa'nın 152. ve 2949 sayılı kuruluş Yasasının 28. maddelerinde tanımlanan bir dava bulunmad-dığından itirazın, öncelikle başvuran Mahkemenin yetkisizliği nedeniylereddedilmesi gerekmektedir.

12.12.1989 günü yapılan ilk -inceleme toplantısında, işin esasının incelenmesi yönünden oyçokluğuyla verilen karara bu nedenlerle katılmamaktayız.

Başkan

Necdet

DARICIOĞLU

Başkanvekili

Yekta Güngör ÖZDEN

Üye

Yılmaz

ALİEFENDİOĞLU

Üye

Servet

TÜZÜN

Üye

Mustafa

ŞAHİN

Üye

İhsan

PEKEL

Üye

Selçuk

TÜZÜN

Üye

Ahmet

N. SEZER

Üye

Erol

CANSEL

Üye

Yavuz

NAZAROĞLU

Üye

Güven

DİNÇER

Başkanvekili

Yekta Güngör ÖZDEN

Üye

Necdet

DARICIOĞLU

Anayasa Mahkemesi, E. 1989/35, K. 1990/22, 19 Temmuz 1990 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I- Olay
  4. Iıı-yasa Metinleri
  5. A. İptali İstenen Yasa Kuralı
  6. B. Dayanılan Anayasa Kuralları
  7. Iv-ilk İnceleme
  8. V-esasın İncelenmesi
  9. A. Yasal Durumun Açıklanması
  10. B. Yasa Kuralının Anayasaya Aykırılığı Sorunu
  11. Reddine
  12. Karşıoy
  13. Yazısı
  14. Darıcıoğlu
  15. Aliefendioğlu
  16. Tüzün
  17. Şahin
  18. Pekel
  19. Tüzün
  20. N. Sezer
  21. Cansel
  22. Nazaroğlu
  23. Dinçer
  24. Darıcıoğlu
  25. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1989/35
Karar No
1990/22
Tarih
19 Temmuz 1990

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1990/26 K.1990/20
  • AYM Norm Denetimi E.1990/17 K.1990/23
  • AYM Norm Denetimi E.1990/31 K.1990/24
  • AYM Norm Denetimi E.1989/23 K.1990/26
  • AYM Norm Denetimi E.1990/32 K.1990/25
  • AYM Norm Denetimi E.1990/33 K.1990/27

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.