İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1990/17 K.1990/23

7.12.1988 günlü, 3506 sayılı Yasa'nın 4. maddesiyleeklenen 6.12.1989günlü, 3591 sayılı Yasa ile değişik "Ek 2. Madde"nin Anayasa'nın 2. maddesiyle, 10. maddesinin birinci ve üçüncü, 11. maddesinin ikinci, 38. maddesinin üçüncü, 138. maddesinin birinci,…

Esas1990/17Karar1990/23Tarih20 Eylül 1990Okuma19 dk · 3.732 kelime

KÜNYE

Anayasa

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1990/17
Karar tarihi
20 Eylül 1990
Esas Sayısı
1990 /17
Karar Sayısı
1990/23
Karar Günü
20.9.1990
R.G. Tarih-Sayı
26.10.1990-20677
İtiraz yoluna başvuran
İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesi
İtirazın konusu
1.3.1926 günlü, 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu'na
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.732 kelime·19 dk okuma·19 bölüm

7.12.1988 günlü, 3506 sayılı Yasa'nın 4. maddesiyleeklenen 6.12.1989günlü, 3591 sayılı Yasa ile değişik "Ek 2. Madde"nin Anayasa'nın 2. maddesiyle, 10. maddesinin birinci ve üçüncü, 11. maddesinin ikinci, 38. maddesinin üçüncü, 138. maddesinin birinci, 161. maddesininbirinci ve dördüncü fıkralarına aykırı olduğu görüşüyle iptali istemidir.

I- OLAY

15.4.1990 günü kullandığı taşıt aracıyla trafik kurallarına aykırı

davranan sanığın kendisine para cezası yazan görevli polis memuruna, dinine ve

Allah'ına söverek hakaret ettiği savıyla, cezalandırılması istemiyleCumhuriyet

Savcılığı'nca açılan kamu davasında yapılan yargılama sırasında itiraz yoluna

başvuran yerel mahkeme, sanık hakkında uygulanması istenilen Türk Ceza

Yasası'nın 3506 sayılı Yasa ile değişik 266. maddenin birinci fıkrasında

öngörülen hürriyeti bağlayıcı ceza yanındaki para cezasının belirlenmesinde

3506 sayılı Yasa'nın 4. maddesiyle Türk Ceza Yasası'na eklenen ve 3591 sayılı Yasa'nın

1. maddesiyle değiştirilen ek 2. maddenin Anayasa'nın yukarda belirtilen

maddelerine aykırı olduğu görüşüne dayanarak iptali istemiyle, doğrudan Anayasa

Mahkemesi'ne başvurmuştur.

III-YASA METİNLERİ

A. İptali İstenen Yasa Kuralı

Türk Ceza Yasası'na 3506 sayılı Yasa'nın 4. maddesiyle eklenen ve 3591 sayılı Yasa'nın 1. maddesiyle birinci fıkrasındaki "30" rakamı "75" olarak değiştirilen Ek 2. maddenin son biçimi şöyledir:

"Ek Madde 2.- Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren Ek l inci madde kapsamına giren para cezaları; i988 yılı Bütçe Kanununda 84 olarak belirlenen memur maaş katsayısının artırılması halinde Bütçe Kanununda her 75 puan artış, bir birim olarak kabul edilerek, Ek l inci maddeye göre tespit edilen ceza miktarlarının, bulunacak birim sayıyla çarpılması suretiyle belirlenir.

Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra kabul edilecek kanunlardaki para cezaları için de müteakip yıllar, Bütçe Kanununda belirlenen katsayı miktarlarında artırma yapıldığı takdirde birim sayısının tespitinde başlangıç olarak, o kanunun yürürlüğe girdiği tarihteki Bütçe Kanununda geçerli olan devlet memurları aylıkları katsayısı esas alınır."

B. Dayanılan Anayasa Kuralları

İtiraz yoluna başvuran Mahkemenin iptal istemini dayandırdığı Anayasa kuralları şunlardır:

1. "Madde 2.- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyalbir hukuk Devletidir."

2. "Madde 10.- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.

Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."

3. "Madde 11.- Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.

Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz."

4. "Madde38.- (Üçüncü Fıkra) Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur."

5. "Madde 138.- (Birinci Fıkra) Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerinegöre hüküm verirler."

6. "Madde 161.- (Birinci Fıkra) Devletin ve kamu iktisadî teşebbüsleri dışındaki kamu tüzelkişilerinin harcamaları, yıllıkbütçelerle yapılır.

(Dördüncü Fıkra) Bütçe kanununa, bütçe ile ilgili hükümler dışındahiçbir hüküm konulamaz."

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi îçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince Necdet DARICIOĞLU, Yekta Güngör ÖZDEN, Muammer TURAN, Mehmet ÇINARLI, Servet TÜZÜN, Mustafa ŞAHİN, İhsan PEKEL, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER, Erol CANSEL ve Yavuz NAZAROĞLU'-nun katılmalarıyla6.6.1990gününde yapılanilkinceleme toplantısında, dosyada eksiklik olmadığı saptandıktan ve işin esasının incelenmesi gerektiği belirlendikten sonra sınırlama sorunu üzerinde durulmuştur. Dosya içeriğine ve başvuru kararındaki anlatıma göre:

İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, Türk Ceza Yasası'na 7.12.1988 günlü, 3506 sayılı Yasa'nın 4. maddesiyle eklenen ek 2. madde ile 6.12.1989 günlü, 3591 sayılı Yasa'nın 1. maddesini Anayasa'ya aykırı görerek Anayasa Mahkemesi'ne başvururken herhangi bir sınırlama yapmamıştır.

3591 sayılı Yasa'nın, "30" rakamını "75"e

dönüştürerek gerçekleştirdiği değişiklik sonucu ek 2. maddenin aldığı yeni

biçim, yeni içerik, 3506 sayılı Yasa'nın 4. maddesi uyarınca Türk Ceza

Kanunu'na eklenen ek 2. madde ile 3591 sayılı Yasa'nın 1. maddesini ayrı ayrı

değil, birlikte elealmayı gerekli kılmaktadır. 3591 sayılı Yasa'nın 1.

maddesiyle getirilen değişiklik 3506 sayılı Yasa'yla getirilen ek 2. maddenin

birinci fıkrasıyla bütünleşmiştir. Bu durumda, incelenmesi zorunlu kural, 3591

sayılı Yasayla değişik ek 2. maddedir. Türk Ceza Kanunu'na 3506 sayılı Yasa ile

eklenen ek 1. madde hükümlerine göre saptanan para cezaları, 1988 yılı Bütçe

Yasası'nda 84 olarak belirlenen memur maaş katsayısının o günde yürürlükte

bulunan memur maaş katsayısı rakamından düşülüp 75'e bölünmesisonucunda

bulunacak birim sayıyla çarpılarak belirlenecektir. Ek 2. maddenin ikinci

fıkrasında, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra kabu1-edilecek

yasalardaki para cezaları için de, birim sayısının tesbitinde başlangıç olarak,

yasanın yürürlüğe girdiği tarihte geçerli memur maaş katsayısı esas alınarak,

birinci fıkrada öngörülen yöntemin uygulanacağı bildirilmektedir. Bu fıkra

davada uygulanacak kural değildir. Oysa Mahkeme, birinci fıkrayla birlikte

ikinci fıkranın da iptali isteminde bulunmuştur. Ek 2. maddenin tümünün

iptalini istemek, birayırım yapmadan itirazda bulunmak olaya uygun bir başvuru

değildir. Bakılmakta olan davanın kapsamını aşan istemin, uygulanacak kuralla

sınırlıtutulması incelemenin uygunluğu yönünden de zorunludur.

Bu nedenle esasailişkin inceleme, Türk Ceza Yasası'na 3506 sayılı Yasa ile eklenen ek 2. maddenin 3591 sayılı Yasa ile değişik birinci fıkrasıyla sınırlı olarak yapılmalıdır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, ilk inceleme sonunda dosyada eksiklik olmadığından işin esasının incelenmesine, bu incelemenin, Türk ceza Yasası'na7.12.1988günlü, 3506 sayılı Yasa'nın 4. maddesiyle eklenen ek 2. maddenin 6.12.1989 günlü, 3591 sayılı Yasa'yla değiştirilen birinci fıkrasıyla sınırlı olarak yapılmasına oybirliğiyle karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

Esas inceleme raporu, başvuru kararı ve ekleri, iptali istenilen yasa kuralıyla, dayanılan Anayasa kuralları, bunların gerekçeleri ve öbür yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, sanık hakkında uygulamak durumunda bulunduğu, 3506 sayılı Yasa'yla Türk Ceza Yasası'na eklenen ve 3591 sayılı Yasa ile değiştirilen ek 2. maddenin birinci fıkrası uyarınca para cezasının artırılmasında bir yıl süreli Bütçe Yasası'na yollama yapılmasını, kıyas yöntemiyle belirsiz ceza koymak biçiminde değerlendirip ve bireysel özgürlüğün güvencesini oluşturan suç ve cezaların yasallığı ilkesine dayanarak iptal istemiştir.

3506 sayılı Yasa'yla Türk Ceza Yasası'na eklenen ek 2. maddeninbirinci fıkrasında, bu maddenin yürürlüğe girdiği günden başlayarak ek 1. madde kapsamına giren para cezalarının 1988 yılı Bütçe Yasası'nda "84" olarak belirlenen memur maaş katsayısının artırılması durumunda Bütçe Yasası'nda her "30" puan artış bir birim olarak kabul edilip ek 1. maddeyegöre saptanan ceza miktarlarının bulunacak birim sayıyla çarpılmasıyla belirlenmesi esası benimsenmiştir. 3591 sayılı Yasa'yla "30" rakamı 12.12. 1989 dan başlayarak "75"e yükseltilmiştir.

Ek 2. maddenin kabulü üzerine 3506 sayılı Yasa'nın 10. maddesi, Türk Ceza Yasası'nın 304. maddesinin (III) numaralı fıkrasını, 647 sayılı Yasa'nın 4. maddesinin yedinci fıkrasını ve 10.6.1949 günlü, 5435 sayılı Yasa'yı yürürlükten kaldırmıştır.

İtiraz konusu kuralla, ek 1. madde kapsamındaki para cezaları, 1988 Bütçe Yasası'nda devlet memurlarının maaşlarının saptanmasında gösterge rakamlarıyla çarpılması öngörülen "84" katsayısının artırılması durumunda Bütçe Yasası'nda her "75" puan artışbirbirim olarak alınıp yine ek 1. maddeye göre saptanan ceza miktarlarının, bulunacak birim sayıyla çarpılmasıyla belirlenmesi yöntemi getirilmiştir.

İtiraz konusu kural ile memurların paranın satın alma gücünde görülen değer kayıpları karşısında her yıl Bütçe Yasalarıyla malî yıl başında gösterge rakamlarının belirlenen katsayıileçarpımları sonucu maaşları saptandığı gibi, suç ve ceza arasında bulunması gerekli dengenin korunması ve para cezalarının bir süre etkinlik ve caydırıcılık öğesinden yoksun kalmaması için 5435 sayılı Yasa'da değişikliklerin belirli bir zamana gereksinim duyurması da gözönüne alınarak otomatik bir sistem getirildiği anlaşılmaktadır.

Sınırlama kararı gereğince, itiraz konusu kural, dayanılan Anayasa maddelerine göre sırasıyla incelenecektir:

1- Anayasa'nın 10. Maddesi Yönünden İnceleme:

İtiraz yoluna başvuran Mahkemenin aykırılık durumuna gösterdiği örneğe katılmak olanaksızdır. Türk Ceza Yasası'nın 2. maddesinin ikinci fıkrası, bir cürüm ya da kabahatin işlendiği zamandaki yasayla sonradan yayımlanan yasa hükümleri birbirinden farklı olduğunda, sanığın lehine olan yasanın uygulanacağını öngördüğünden, herkes suç işlediği günde yürürlükte olan kurala göre cezalandırılacaktır. Yakalanma günü ne olursa olsun, aslolan, suçun işlendiği gündür. Bu durumun ayrıklığı yasa değişikliğiyle cezanın azaltılması, böylece, sanığın lehine olan yeni kuralın uygulanmasıdır. İşleyişbirörnekle somutlaştırılırsa durum daha çok açıklık kazanacaktır.

15.7.1990 günü basit müessir fiilişlemiş etmiş iki kişiden birisine

suçüstü hükümlerine göre yapılan yargılama sonunda 1990 yılı Bütçe Yasası'nda

memur maaş katsayısı "255" olduğundan 255-84 =171 katsayı farkına

göre 171: 75 = 2,28 ve ek 1. maddeye göre 12.000 - 150.000 sınırları

"2.28"in kesiri atılarak "2" birim sayısıyla çarpılarak

12.000 x2=24.000 lira alt sınır,150.000x2=300.000 lira üst sınır esas alınarak

hâkim tarafından bu sınırlar arasında ceza şahsileştirilecektir. İkinci kişi,

1992 yılında yakalanıp aynı suçtan yargılandığında, 1992 Bütçe Yasası'nda memur

maaş katsayısının "684"e çıkarıldığı bir an varsayılırsa, suç

günündeki Bütçe Yasası'nın "255" katsayısı sanığın lehine olduğu için

uygulanacaktır. Çünkü "684" katsayıdan "84" çıkarıldığında

684-84 = 600 rakamı bulunur ve bu rakam "75" sayısına bölündüğünde

600: 75 = 8birimsayısı elde edilir. Türk Ceza Yasası'nın 456. maddesinin

dördüncü fıkrasındaki cezanın alt sının 12.000 x 8 = 96.000 TL. üst sınırı ise

150.000 x8=1.'200.000 TL. tutarı sanığın aleyhine ölür. Enflasyonist piyasa

koşullarının kalkması uzakbirolasılıktır. Böyle olmayacağı ve katsayının 1992

de "100"e düşeceği varsayılsa, 1990 yılında suç işleyip 1992 yılında

yakalanarak yargılanan kişiye Türk Ceza Yasası'nın yukarda anımsatılan 2.

maddesinin ikinci fıkrası gereğinceleheolan kural uygulanacağından, Türk Ceza

Yasası'nın 456. maddesinin dördüncü fıkrası örneğinde, 12.000 x l = 12.000 TL.

ile 150.000 x l =150.000 TL. arasında verilecek para cezasının, paranın satın

alma gücünün yükselmesi karşısında 1990 da ödenen para cezasından farklı

olmayacağı ortadadır. Sanık lehine olan kural, sonradan yürürlükten kalksa

bile, cezanın suçun işlendiği günde yürürlükte bulunan yasaya göre saptanması

ilkesi gereğince sanığa uygulanır.

Anayasa Mahkemesi'nin birçok kararında yinelenip vurgulandığı gibi, Anayasa'nın 10. maddesi, aynı hukuksal durumda bulunan kişiler arasında haklı bir nedene dayanmayan ayrımı önlemeyi amaçlamıştır. Bu madde, eylemli eşitliği değil, hukuksal eşitliği öngörmekte, aynı durumda olanların ayrı kurallara bağlı tutulmasını sakıncalı kılmamaktadır.

Bu nedenlerle, itiraz, Anayasa'nın 10. maddesiyleilgilibulunmamış ve bu madde yönünden yerinde görülmemiştir.

2- Anayasa'nın11.ve 138. Maddeleri Yönünden İnceleme:

Anayasa'nın bağlayıcılığını ve üstünlüğünü belirten 11. maddesi, yasaların Anayasa'ya aykırı olamayacağını öngörmektedir. Bu durum temel ilkeyi açıklamakta, bir yasa kuralının Anayasa'nın Başlangıç'ına ya da herhangi bir maddesine aykırı olamayacağım bildirmektedir. Böyle bir aykırılık varsa 11. maddeye göre iptal nedenidir. Ancak doğrudan aykırılığın dayanağı ya danedeni 11. madde değildir.

Bunun gibi, "Mahkemelerin Bağımsızlığı" başlıklı 138. madde de, itiraz konusunda, aykırılık görüşünün dayanağı olacak nitelikte sayılamaz. Kuralın ve uygulamanın, mahkemelerin bağımsızlığıyla bir ilgisi yoktur.

Açıklanan durum karşısında, itirazın Anayasa'nın11.ve 138. maddeleriyle doğrudan ya da dolaylı ilişkisi kurulamamıştır.

3- Anayasa'nın 2., 38. ve 161. Maddeleri Yönünden İnceleme:

İtiraz yoluna başvuran mahkeme, itiraz konusu kuralla cezaların belirsizliğinin öngörüldüğü kanısındadır.

a) 3506 sayılı Yasa'yla Türk Ceza Yasası'na eklenen ek 1. madde,

5435 sayılı Yasa'da değişiklikler yaparak yasaların yürürlük tarihlerine göre

temel para cezalarını, geriye doğru üç mislinden üçyüz misline çıkarmıştır. Ek

2. maddenin öngördüğü yöntemle hesaplanınca Bütçe yasalarında memur maaş

katsayısının "84"ün altına düşmesi durumunda ya da 84 ~f 150 = 234'e

ulaşmasına kadar "l" birim rakamının belirlenen para cezasına uygulanmasıyla

aynı miktarda para cezası saptanacaktır. Katsayının 234olmasında "2",

309 olmasında "3", 384 olmasında "4", 459 olmasında

"5", 534 olmasında "6", 609 olmasında "7" ve 684

olmasında "8" olarak alınacaktır. Suç sayılan eylem ve yaptırımı olan

ceza yasada açıkça gösterilmiştir.Paranın satınalma gücünün düşmesi, olumsuz

gelişmeler sonucu para değerini yitirmesi para cezalarının etkinliğine

yansıyacağından, itiraz konusu kural yürürlüğe konularak bu durumun önlenmesi

amaçlanmıştır. Ceza adaletini gerçekleştirme için yasakoyucunun takdir alanı

kapsamında bulunan düzenlemelerden birisi olan incelenen kural, her yıl memur

maaş katsayısının ayarlanması dolayısıyla para cezalarındaki artışın oranını

göstermektedir. Önceden, 5435 sayılı Yasa'da yapılacak değişikliklerle sağlanmak

istenen uyum, bu değişikliğe bağlı kalınmak zorunluluğuyla gereksinimleri

karşılayamayınca, daha gerçekçi ve bilimsel bir yöntemi gerçekleştirme

uğraşları yeni düzenlemeyle sonuçlanmıştır. Anlaşılmaktadır-ki, para

cezalarının işlerliği ve etkinliği otomatik yöntemle sağlanmak istenmektedir.

Bu yapılırken ceza hukukunun temel ilkeleri, alt ve üst sınır, takdir hakkı

olduğu gibi durmaktadır. Her yıl yenibiryasa çıkarmak-tansa alt ve üst sının

yıla göre değiştirip olabildiğince güncelleştirmek, sorunun bilimsel düzeyde

çözümü niteliğindedir. Yasama organının Anayasa sınırlarını zorlamayan bu

olağan takdirinin hukuk devleti ilkesine ters düşen yönü yoktur. Hukuk devleti,

insan haklarına saygılı, bu haklan ve özgürlükleri sağlıklı güvencelere

bağlayarak koruyan, toplum yaşamında adaleti ve eşitliği gerçekleştiren,

hukukun üstünlüğüne özen gösteren, tüm işlem ve eylemleri yargı denetimine

bağlı olan, kurduğu hukuk düzenini içtenlikle sürdüren devlettir. Bu niteliğin

gereklerine aykırı olmayan düzenlemenin aykırılık taşıdığı savı, dayanaksız

kalmaktadır.

b) Anayasa'nın 38. maddesinin içeriğiyle itiraz konusu kural

karşılaştırıldığında, bir kimseye suçu işlediği zaman yasada o suç için

konulmuş cezadan daha ağır bir ceza verilmesinin düşünüldüğünü ya da amaçlandığını

gösteren belirti yoktur. Para cezalarının caydırıcı etkisini artırmak ve para

değerindeki düşüşün para cezalarına etkisini önlemek için 5435 sayılı Yasa'-dan

sonra bu Yasa'yı değiştiren 2248 ve 2790 sayılı Yasaların yürürlüğe konulduğu

bilinmektedir. 5435 sayılı Yasa'nın bu hususu açıklayan 3. maddesinde para

cezalarındaki artışın suçun türüne, görev ve yetki belirlemesiyle yasa

yollarına başvurmaya ilişkin hükümlerine dokunmadığı belirtilmiştir. 5435

sayılı Yasa, para cezası koyan yasanın yayım gününe göre uygulanacak katsayıyı

saptayarak paradeğerindeki düşme nedeniyle caydırıcı etkisini yitirme düzeyinde

azalan para cezalarına katsayı ekleyerek oranını artırmıştır.

İtiraz konusu kural, katsayının 5435 sayılı Yasa'da değişiklik

yapan yasalarla belirlenmesi yerine, her yıl Bütçe Yasası'nda Türk Ceza

Yasası'-nın 3506 sayılı Yasa'nın 4. maddesiyle eklenen ek 1. maddede benimsenen

5435 sayılı Yasadaki en son artırım oranlarına, yasanın kabul ve yayını tarihi

olan 1988 yılı için belirlenen memur maaş katsayısı "84" rakamını alt

sınır kabul edip bu rakama önceleri her "30" daha sonra 3591 sayılı

Yasa'yla her "75" rakamı artışını "l" birim alarak o

birimin çarpılması yoluyla otomatik biçimde para cezasının, para değerindeki

düşmeyle ters orantılı olarak artırılmasını içermektedir. İçinde bulunulan

yılınson günü suç işleyen kimseyle gelecek yılınilkgünü suç işleyen kişilere

verilecek para cezalarının farklı olması doğaldır. Yasaların yürürlük günleri

ayrı olunca, ayrı yasalar kapsamındaki cezaların da ayrı olması olağandır. Aynı

durum 5435 sayılı Yasa ve bunun değişiklikleri için de söz konusudur.

Yasakoyucu, her düzenlemede bir başlangıç günü saptamak ve ondan önceki gün ile

o gün arasındaki kimi zaman oldukça önemli farklı durumu belirlemek zorunda kalmaktadır.

Yürürlükten kalkmış bir Yasa'yla ceza belirlenmesi ceza hukukuna yabancı bir sistem değildir. Çünkü, suç gününden sonraki yasa değişiklikleriyle getirilen yeni kural ancak sanık lehine ise uygulanabilir. Böylece, birer yıllık bütçe yasaları yürürlükten kalksa da, suç gününe göre hangisi sanık lehine ise o uygulanacaktır.

Bu durumda Anayasa'nın 38. maddesine aykırılıktan söz edilmesi yerinde görülmemiştir.

c) İtiraz konusu kuralla yapılan düzenlemede, Bütçe Yasası'nda 657 sayılı Devlet Memurları Yasası'nın değişik 154. maddesi uyarınca gösterge rakamlarının aylık tutarlarına çevrilmesinde belirlenecek katsayıyı para cezalarının miktarının belirlenmesinde her "75" artışı "1" birim kabul edilmektedir. İtiraz yoluna başvuran mahkeme, bu düzenlemeyi "Bütçe Kanunlarına Bütçe dışı hüküm konulması" olaraknitelendirmektedir. Öte yandan, itirazcı mahkeme, geçici süreyle yürürlükte kalan bir yıllık yasalara yollamada bulunularak kıyasla belirsiz ceza konulduğunu ileri sürmüştür.

Ceza hukukunda, suç olan eylemleri önlemenin önde gelen aracılarından biri, ceza yaptırımıdır. Bu yaptırımın bireylerin suç işlemesini önlemesi, en azından yeniden suç işlemekten alıkoyacak ölçüde bulunması gerekir. Bu ölçünün belli edilmesini, genel olarak cezanın hesaplanmasıortaya koyar.

Cezanın hesaplanması, biri yasakoyucuya ötekisi onu uygulayacakmahkemelere

ilişkin olmak üzere iki ayrı evreyi kapsar. Soyut olan birincievrede,

yasakoyucu önce, suçlara uygulanacak olan ceza ve emniyet önlemlerinin oran ve

türlerini genel ve soyut olarak yasada belli eder. Cezalarıngenel ve soyut ya

da özel ve soyut olarak belli edilip saptanmasında, suçun ağırlığının gözönünde

tutulması, her suçun cezasıyla orantılı bulunması gerekir. Ancak, cezanın

mahkemelerce uygulanması evrensinde hâkim, yalnız suçun ağırlığını ya da

hafifliğini değil, suçu işleyenin kişiliğini de gözönünde tutarak, yasanın o

eylem için alt ve üst sınırlarını belirleyip saptadığı cezayı buna göre takdir

etmek durumundadır. Her suç için bir tehdit ve dolayısıyle önleme aracı olarak

cezanın tür ve ölçülerini, öncedengenel ve soyut ya da özel ve soyut biçimde

belirleyip saptamak Anayasa'nın 87. maddesiyle yasakoyucuya tanınmış yetkiler

arasında bulunmaktadır.

Toplumun, belli bir zamandaki tüm yaşantısının siyasal oluşumu ve

değer yargıları ceza hukuku kurallarına ya doğrudan doğruya ya da dolayısıyla

etkide bulunur veya onlara yansır. Bu etkileme ve yansımanın, Ana-yasa'da yer

alan temel ceza kurallarıyla sınırlarına ve genel hukuk kurallarına aykırı

düşmemek koşuluyla, ceza kuralları ile kapsadıkları ceza yaptırımları, toplumun

ve bireylerin belli bir zamandaki tüm yaşantılarının türlü nedenlerle

oluşturacağı zorunlulukların doğurduğu düzen ve güven gereksinimlerini

karşılamak üzere, ancak devletçe konulur. Başka bir anlatımla, yukarıda

açıklanan sınırlar içinde kalmak koşuluyla yasakoyucu belli bir eylem ve

davranışı soyut ve genel olarak suç sayarak, onu ceza yaptırımı ile önlemek

isteyebileceği gibi, ceza yaptırımlarını tür ve ölçüleri bakımından, soyut ve

genel olarak artırmak ya da azaltmak yetkisini de taşımaktadır.

îtirazkonusu kuralla yasakoyucu, para cezalarının, para değerindeki düşme nedeniyle etkinliğinin azalmasını önlemek amacıyla, bir yasama işlemiyle belirlenen katsayının belli bir ölçü içerisinde temel cezayla çarpılarak saptanmasını uygun bulmuştur. Yasakoyucunun ceza yaptırımlarını soyut ve genel olarak artırmak yetki ve takdirini kullanırken; Anayasa kuralları ile kamu yararı ve kamu düzeni gereklerine bağlı kaldığı varsayılır. Düzenlemede, bu gereklerle bağdaşmayan bir yan görülmemiştir.

İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, Bütçe Yasası'na bütçe ile ilgili

olmayan hüküm konulduğunu ileri sürmektedir. İtiraz konusu kuralla bütçe

yasalarında kabul edilen memur maaş katsayısında her "75" artışın bir

birim sayılarak para cezalarının saptanmasında Bütçe Yasası'na yollamayapan bir

kuralın Türk Ceza Yasası'na konulduğu açıkça ortadadır. Yapılan düzenleme,

genel ve soyut olarak paranın satın alma gücündeki düşmeye karşı bir önlem

olarak memur maaş katsayısının belli bir sayıya ulaştığında bulunacak bir sayı

aracılığıyla kimi para cezaları saptanmaktadır. Bütçe Yasası'nın süreli olması

ve yürürlükten bir süre sonra kalkması, itiraz konusu kural ile ilişkisi

yönünden önemli değildir. Çünkü, itiraz konusu kural ile Bütçe Yasası'na Türk

Ceza Yasası'nı değiştiren bir hüküm konulmamış, tersine Bütçe Kanunlarında 84

katsayısından sonraki her "75" rakamı artışı bir birim kabul edilerek

o kadarbirimsayısının ek 1. maddede saptanacak para cezasıyla çarpılması esası

kabul edilmiştir.

Öteyandan, Bütçe Yasalarına, bütçe ile ilgili olmayan kurallar

konulmasına, Anayasa'nın öngördüğü olağan yöntemlerle çıkarılmayan kimi yasa

kurallarının bütçe yasalarıyla düzenlenmesi eğilimini oluşturabileceği için

karşı çıkılmaktadır. Böylece, kendisine özgü hazırlıklar gerektiren

düzenlemeler ve değişiklikler yerine, Bütçe Yasalarında yer alacak geçici

kurallarla yetinilmesi yolu seçilebileceği anayasa hukuku yönünden sakıncaları

nedeniyle endişe yaratmaktadır. Bu yol izlenerek bütçe yasalarına kimi yasaların

o malî yıl içinde uygulanmasını önleyecek kurallar konulmasının alışkanlık

durumuna gelmesi, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarıyla engellenmektedir.

İtiraz konusu kural, bir Bütçe Yasası kuralı olmayıp olağan bir yasa içinde

Bütçe Yasası'na yollama yapılmasının örneğidir.

Bu nedenlerle itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 161. maddesine aykırı düştüğü görüşünde de uygunluk bulunmamıştır.

İtiraz reddedilmelidir.

Güven DİNÇER bu görüşe katılmamıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI- SONUÇ

-1.3.1926günlü, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'na 7.12.1988 günlü, 3506 sayılı Yasa'nın 4. maddesiyle eklenen 6.12.1989 günlü, 3591 sayılı Yasa ile değişik Ek 2. Madde'nin sınırlama kararı uyarınca incelenen birinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Güven DİNÇER'in karşıoyu ve oyçokluğuyla,

20.9.1990 gününde karar verildi.

KARŞIOY

YAZISI

Esas Sayısı : 1990/17

Karar Sayısı:1990/23

Para cezalarının, her yıl Bütçe Kanunu ile tesbit edilen memur maaş katsayısına göre hesaplanan hareketli ve değişken bir hale getirilmesi Anayasanın cezaların kanuniliği ilkesini koyan 38 inci maddesinin üçüncü fıkrasına ve bütçe kanunları ile konulabilecek hükümleri sınırlayan 161 inci maddesinin son fıkrasına aykırıdır.

Suç ve cezaların kanuniliği konusundaki evrensel hukuk ilkesi,

Ana-yasa'nın 38 inci maddesinin üçüncü fıkrasında; "Ceza ve ceza yerine

geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur.'' ifadesiyle anayasa kuralı

haline gelmiştir. Bu anayasa kuralı Türk Ceza Kanunu'nun l inci maddesinde;

"Kanunun sarih olarak suç saymadığıbir fiil için kimseye ceza verilemez.

Kanunda yazılı cezalardan başka bir ceza ile de kimse cezalandırılamaz." 2

nci maddesinde; "İşlendiği zamanın kanununa göre cürüm veya kabahat

sayılmayan fiilden dolayı kimseye ceza verilemez. İşlendikten sonra yapılan

kanuna göre cürüm veya kabahat sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse

cezalandırılamaz. Eğer böyle bir ceza hüküm olunmuşsa icrası ve kanuni

neticeleri kendiliğinden kalkar. Bir cürüm veya kabahatin işlendiği zamanın

kanunu ile sonradan neşir olunan kanunun hükümleri birbirinden farklı ise

failin lehinde olan kanun tatbik ve infaz olunur." ifadesiyle yasalaşmış

ve altmış yılı aşan bir süre zarfında uygulanagelmiştir. Türk Ceza Kanunu'nun

bu hükümleri adeta Anayasa'nın ilgili hükümleri ile bütünleşmiş vebiranlamda

onun yorumunu getirmiştir.

Anayasa'ya aykırılığı İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından itiraz yolu ile Anayasa Mahkemesi önüne getirilen Türk Ceza Kanunu'na 3506 sayılı Kanun'la eklenen Ek 2 nci maddesi ve bu maddeyi değiştiren 3591 sayılı Kanun'un l nci maddesi ile para cezaları, her yıl Bütçe Kanunu ile belirlenen memurmaaş katsayısına göre hesaplanan bir sisteme bağlanmıştır. Getirilen yeni düzenleme, uygulamada çeşitli teknik zorlukları beraberinde getireceği gibi anayasa ile getirilen ve Ceza Kanunu ile yorumlanan cezaların kanuniliği ilkesine ters düşmektedir.

İtiraza konu para cezası sisteminde, değişik yıllarda işlenen fiillere aynı ceza bükümünün uygulanması sonucunda aynı gün ayrı ayrı para cezalarına hükmolunabilecektir.

Anayasamızın 38 inci maddesinin üçüncü fıkrası, ceza yerine geçen güvenlik tedbirlerini de ceza gibi mütalaa etmiş ve bunları da cezaların kanuniliği ilkesinden yararlandırmıştır. Öyleyse Ceza Kanunu'na ve Cezaların İnfazı Hakkındaki Kanuna göre ödenmeyen para cezasının hapse çevrilmesi ve hapis ile tazyik hakkındaki hükümler ile benzeri hükümlerinuygulanmasında da ceza hukukunun anayasal ilkelerini ihlal edecek durumlarla karşı karşıya gelinecektir. Ayrı ayrı zamanlarda işlenen ve aynı gün karara bağlanan para cezaları değişik olacak ve aynı fiil ve suç için para cezası değişik sürelerde hapse çevrilecektir.

Konu bütçe kanunlarının anayasal yapısı ile ülkemizdeki bütçe uygulamaları yönünden ele alındığında, itiraza konu hükümlerin Anayasa'ya aykırılığı daha açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır.

Anayasa'nın bütçenin hazırlanması ve uygulanması ileilgili 161

incimaddesinin son fıkrasında; bütçe kanunlarına, bütçe ile ilgili hükümler

dışında hiçbir hüküm konulamayacağı öngörülmüştür. Bu kural, Anayasa

Mahkemesi'nin çeşitli kararlarında yorumlanmış ve uygulama yönünden açıklık

kazanmıştır. Bu kararlarda, Bütçe Kanunları ile diğer kanunların gelir, gider

ya da Bütçe Kanunlarının hazırlanması ve uygulanması ile doğrudan veya dolaylı

ilgili kurallarının değiştirilmesi Anayasa'nın 87. ve 89. maddelerine aykırı

bulunmuştur Ayrıca, bütçe kanunlarında yalnızoyıl bütçesi ile ilgili ve süreli

hükümlerin yer alabileceği ve bu amaca aykırı, bütçeye yabancı kuralların Bütçe

Kanunlarına girmesinin Anayasa'nın 161 inci maddesine aykırılığı bu kararlarda

ısrarla belirtilmiştir.

3506 ve 3591 sayılı Kanunlar da Bütçe Kanunlarına yapılan atıf ile Bütçe Kanunlarının bütçe yılı ve konusu ile sınırlı katsayı hükümleri, Bütçe Kanunlarını aşan bir uygulama alanına ulaşmıştır. Böylece para cezalarının Bütçe Kanunu ile saptanması gibi bir usul dolaylı yoldan kanunlaşmıştır.

Diğer taraftan uygulamada Bütçe Kanununun bütçe yılına yetişmemesi ve reddi gibi sebeplerle geçici bütçe anlamında olan ve malî yıl bütçesi kanunlaşıncaya kadar devlet harcamalarının yapılmasına ve devlet gelirlerinin tahsiline izin veren kanunlar yapılmaktadır. Bu durumda bir önceki yılın bütçesinin kapandığı tarih ile geçici bütçenin yürürlüğe girdiği tarih arasında geçen sürede para cezalarının uygulanma imkanı yoktur. Zira, bütçenin yıllık olması nedeni ile eski katsayı uygulanmaz. Yeni katsayı ise yürürlüğe girmemiştir. Geçici bütçeyle veya geciken normal bütçe ile tesbit olunan katsayının ise geçmişe dönük bir şekilde uygulanarak para cezalarının belirlenmesi de mümkün değildir.

1988 Malî Yılı Bütçe uygulaması ise konumuz bakımından daha ilginçtir. 1988 Malî Yılı Genel ve Katma Bütçeleri kanunlaşıncaya kadar devlet harcamalarının yapılmasına ve Devlet Gelirlerinin Tahsiline Yetki Verilmesine Dair Kanunun 4 üncü maddesi ile yasalar gereği bütçe kanunları ve ekli cetvellerde tesbiti gereken katsayı miktarve limitlerini tesbite BakanlarKurulu yetkili kılınmıştır. Buna benzer düzenlemeler bütçe uygulamalarında idarenin işlerliğinin gereğidir. Ceza hukukunun uygulamaları bakımından bu tür bir düzenlemenin hukukiliği ve Anayasa'ya uygunluğu düşünülemez.

İtiraza konu edilen kanun hükümleri gayri muayyen, belirsiz, açıklıktan uzak, tesbiti ve uygulanması güç ve bazen de imkânsız cezalar koyduğu için Anayasa'nın 38 inci maddesinin üçüncü fıkrasına aykırıdır.

Bütçe kanunlarına konulmaması gereken yasa hükümlerinin, bütçekanununa atıf suretiyle düzenlenmesi, cezaların bütçe kanunları ile tesbiti sonucunu doğurmaktadır. Bu yüzden itiraza konu edilen hükümler Anayasa'nın 161 inci maddesinin son fıkrasına da aykırıdır.

Yukarıda açıklanan sebeplerle itiraza konu edilenkanun hükümlerininiptali gerekeceği oyuyla karara karşıyım.

Başkan

Yekta Güngör ÖZDEN

Başkanvekili

Yılmaz

ALİEFENDİOĞLU

Üye

Servet

TÜZÜN

Üye

Mustafa

ŞAHİN

Üye

Oğuz

AKDOĞANLI

Üye

İhsan

PEKEL

Üye

Selçuk

TÜZÜN

Üye

Ahmet

N. SEZER

Üye

Erol

CANSEL

Üye

Yavuz

NAZAROĞLU

Üye

Güven

DİNÇER

Üye

Güven

DİNÇER

Anayasa Mahkemesi, E. 1990/17, K. 1990/23, 20 Eylül 1990 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I- Olay
  4. Iıı-yasa Metinleri
  5. A. İptali İstenen Yasa Kuralı
  6. B. Dayanılan Anayasa Kuralları
  7. Iv- İlk İnceleme
  8. V- Esasın İncelenmesi
  9. Karşıoy
  10. Yazısı
  11. Aliefendioğlu
  12. Tüzün
  13. Şahin
  14. Akdoğanlı
  15. Pekel
  16. Tüzün
  17. N. Sezer
  18. Cansel
  19. Nazaroğlu
  20. Dinçer
  21. Dinçer
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1990/17
Karar No
1990/23
Tarih
20 Eylül 1990

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1990/31 K.1990/24
  • AYM Norm Denetimi E.1989/23 K.1990/26
  • AYM Norm Denetimi E.1990/32 K.1990/25
  • AYM Norm Denetimi E.1990/33 K.1990/27
  • AYM Norm Denetimi E.1990/5 K.1990/28
  • AYM Norm Denetimi E.1990/30 K.1990/31

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.