İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1991/2 K.1991/30

değiştirilen 5680 sayılı Basın Yasası'nın 16. maddesinin son fıkrası ile Türk Ceza Yasası'nın 481. maddesinin sekizinci fıkrasının Anayasa'nın 36. ve 38. maddelerine aykırılığı deri sürülerek iptali istemidir.

Esas1991/2Karar1991/30Tarih19 Eylül 1991Okuma11 dk · 2.266 kelime

KÜNYE

Anayasa

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
19 Eylül 1991
Esas Sayısı
1991/2
Karar Sayısı
1991/30
Karar Günü
19.9.1991
R.G. Tarih-Sayı
16.09.1992-21347
İtiraz yoluna başvuran
Yargıtay 4. Ceza Dairesi
İtirazın konusu
11.5.1988 günlü, 3445 sayılı Yasa ile
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.266 kelime·11 dk okuma·9 bölüm

değiştirilen 5680 sayılı Basın Yasası'nın 16. maddesinin son fıkrası ile Türk Ceza Yasası'nın 481. maddesinin sekizinci fıkrasının Anayasa'nın 36. ve 38. maddelerine aykırılığı deri sürülerek iptali istemidir.

I- OLAY

"K" ilinde yayımlanan ve "M.B.S." A.Ş.'ne ait

"TY." adlı gazetenin 1.5.1989 ile 24.5.1989 günlü sayılarında, yazan

belli olmayan yazılarla yakmana hakaret edildiği savıyla hakkında açılan kamu

davasında, gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü sanık, ispat hakkını kullanmak

istemiş ancak savunmalarını ispatlayamayınca bu kez anonim şirketin temsilcisi

hakkında da TCK'nun 481/1. maddesi gereğince cezalandırılması istemi ile ek

iddianame ile kamu davası açılmıştır. Yargılama sonunda Asliye Ceza

Mahkemesi'nin Türk Ceza Kanunu'nun 481. maddesinin sekizinci fıkrası ve 119. maddeleri

gereğince sonuç olarak 30.000.000.- TL ağır para cezası de cezalandırılmaya

ilişkin kararının, şirket Başkan Yardımcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 5680 sayılı BasınYasası'nın 16. maddesinin son

fıkrası de Türk Ceza Yasası'nın 481. maddesinin sekizinci fıkrasının

Anayasa'nın 36. maddesinin birinci ve 38. maddesinin altıncı fıkralarına aykırı

olduğunu deri sürerek iptalleri için 15.1.1991 gününde itiraz yoluna

başvurmuştur.

III- YASA METİNLERİ

A. İPTALİ İSTENEN YASA KURALLARI

1. 765 sayılı Türk Ceza Yasası'nın iptali istenen sekizinci fıkrayı da içeren

481. maddesi şöyledir :.

"MADDE 481- (Değişik : 29.11.1960-144/1 md.)

Geçen maddede beyan olunan cürmün faili beraat etmek için isnat ettiği fiilin sıhhatini veya şayi veya mütevatır olduğunu ispat etmek isterse bu iddiası kabul olunmaz.

Ancak isnat edilen fiilin hakikat olduğunu ispat talebi:

1- Tecavüz olunun şahıs bir memur veya kamu hizmeti gören bir kimse olup da 266, 267 ve 288 inci maddelerde beyan olunan haller müstesna olmak üzere isnat olunun fiil icra ettiği memuriyete veya gördüğü kamu hizmetine taallûk eylediği,

2- isnat olunan fiilden dolayı tecavüz olunan şahsın hakkında kovuşturma icrasına başlanmış olduğu,

3- isnat edilen fiilin ispatında kamu yaran bulunduğuna mahkemece karar verildiği,

4- Müşteki ikame ettiği davadan dolayı icra kılınan yargılamayı kendisine isnat olunan fiilin sıhhat ve ademi sıhhatine dahi teşmil etmeyi açık olarak bizzat talep eylediği,

takdirde kabul olunur.

Hakikati maddenin ispatı talebi, müşteki özel bir soruşturma veya yargılama usulüne tabi veya başka bir mercide yargılanması gereken bir kimse olsa dahi, hakaret davasına bakan mahkemece kabul ve tetkik olunur.

İspat talebinin kabulüne karar verilmesini müteakip 15 gün içinde bu talepte ilgili bütün deliller ikame ve varsa vesikaların asıl veya suretleri mahkemeye tevdi olunur.

ikame ve ibraz olunan delil ve vesikalar beş gün içinde mukabil delillerini ikame ve vesikalarım ibraz etmek üzere müştekiye ve Cumhuriyet Savcısına tebliği olunur.

Taraflar bu suretle iddia ve delillerini bildirdikten sonra mahkeme duruşma için en yakın bir gün tayin eder. Zaruret olmadıkça müteakip talikler bir haftayı geçemez.

isnat ispat olunur veya bundan dolayı isnatta bulunan şahıs mahkûm edilirse sanık hakkında dava ve ceza düşer.

(Değişik : 11/5/1988-3445/4 md.) isnat, ispat olunmadığı takdirde faile 480 inci maddede yazılı para cezalan on misli, şahsi hürriyeti bağlayıcı cezalar yansı oranında artırılarak hükmolunur.

(Değişik : 11/5/1988-3445/4 md.) ayrıca mevkute sahibi veya mevkute olmadığı takdirde yayınlatan hakkında yirmimilyon liradan yüzmilyon liraya kadar ağır para cezası verilir.

Şu kadar ki, bu maddedeki istisnaların uygulanması için tecavüzün aşağıdaki maddede bildirilen cürmü teşkil etmemesi icap eder.

İspat iddiası, yasama organları üyeleri seçimlerinde oy verme gününden önceki 30 gün içinde kabul olunmaz."

2. 5680 sayılı Basın Yasası'nın iptali istenen son fıkrasını da içeren 16. maddesi ise şöyledir:

"MADDE 16- (Değişik : 10/11/1983-2950/5 md.)

Basın yoluyla işlenen suçlardan dolayı ceza sorumluluğu :

1. Mevkutelerle işlenen suçlardan sorumluluk, suçu vücuda getiren yazıyı veya haberi yazan veya resmi veya karikatürü yapan kimse ile beraber bu mevkutenin ilgili sorumlu müdürüne aittir. Ancak, sorumlu müdürler için verilen hürriyeti bağlayıcı cezalar, sürelerine bakılmaksızın para cezasına çevrilerek hükmolunur. Para cezasının hesabında 647 sayılı Cezaların infazı Hakkında Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci bendinde belirtilen miktarın aşağı haddi esas alınır. Sorumlu müdürler için emniyet gözetimi altında bulundurma cezası verilmez.

2. Sorumlu müdür, mevkutelerde müstear adla veya imzasız veya remizli imza ile yayınlanan yazı veya haber veya resim veya karikatür sahiplerinin adlarını bildirmek zorunda değildir. Sahibi belli olmayan veya sorumlu müdür tarafından en geç mahkemece yapılacak birinci sorgusu sırasında sahibi doğru şekilde açıklanmayan yazı veya haber veya resim veya karikatüründen dolayı sorumluluk birinci bent hükmüne bakılmaksızın, suçu vücuda geline yazıyı veya haberi yazan veya resmi veya karikatürü yapan kimse gibi, sorumlu müdüre aittir.

3. Sorumlu müdür mevkutenin sahibi tarafından, rızasına aykırı olarak yayınlanan yazı veya haber veya resim veya karikatürden sorumlu değildir. Bu takdirde sorumlu müdür hakkındaki ceza sorumluluğu, yazı veya haber veya resim veya karikatürü yayınlatana aittir.

4. Mevkute tanımına girmeyen basılmış eserlerle' işlenen suçlarda ceza sorumluluğu suçu oluşturan eserin yazan, çevireni veya çizeni ile birlikte yayınlatana aittir. Ancak, yayınlatanlar için verilen hürriyeti bağlayıcı cezalar sürelerine bakılmaksızın para cezasına çevrilerek hükmolunur. Para cezasının hesabında 647 sayılı Cezaların infazı Hakkında Kanunun 4 üncü maddesinin birinci bendinde belirtilen miktarın aşağı haddi esas alınır. Yayınlatanlar için emniyet gözetimi altında bulundurma cezası verilmez.

Mevkute tanımına girmeyen basılı eserin sahibinin belli olmaması halinde sorumluluk, yukarıdaki fıkra hükmüne bakılmaksızın yayınlatana aittir. Eser, yazan,çevireni ve çizeninin bilgi ve izni dışında yayınlandığı takdimde sadece yayınlatan, eseri vücuda getiren gibi sorumluolur.

Yukarıda yazılı kişiler belli olmadığı veya bu kimseler aleyhine Türk Mahkemelerinde dava açılamadığı takdirde sorumluluk, basana, basan da belli olmadığı takdirde satan ve dağıtana aittir.

Sahibinin rızası olmadıkça Türkiye'de yayımlanan yayınlardan aynen yapılacak iktibaslarda sorumluluk, iktibas edene aittir.

Kanunla yasaklanmış herhangi bir dille yayın yapılması halinde, sorumlu müdürlerle yayınlatanlar hakkında bu maddede öngörülen para cezasına çevrilerek hükmedilmeye ve emniyet gözetimi altında bulundurma cezası verilemeyeceğine ilişkin hükümler uygulanmaz.

(Ek : 11/5/1988-3445/6 md.) Bu Kanun ile diğer kanunların basılı eserin sahip veya yayınlatanını cezai veya hukuki bakımdan sorumlu kıldığı hallerde, sahip veya yayınlatan tüzelkişi ise, temsilen bir gerçek kişi gösterilmiş olsa bile sorumluluk tüzelkişiye aittir."

B- DAYANILAN ANAYASA KURALLARI

1. "MADDE 36.- Herkes , meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz."

2. "MADDE 38.- Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimse suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.

Suç ve Ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçlan konusunda da yukarıdaki fıkra uygulanır.

Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur. Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.

Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.

Ceza sorumluluğu şahsidir. Genel müsadere cezası verilemez.

İdare, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz. Silahlı Küvetlerin iç düzeni bakımından bu hükme kanunla istisnalar getirilebilir.

Vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye geri verilemez."

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince, Necdet DARICIOĞLU Yekta Güngör ÖZDEN, Servet TÜZÜN, Mustafa ŞAHİN, ihsan PEKEL, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER, Erol CANSEL, Yavuz NAZAROĞLU, Güven DİNÇER ve Haşim KILIÇ'ın katılmalarıyla 28.2.1991 günü yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

A- Sınırlandırma Sorunu :

5680 sayılı Basın Yasası'nın 16. maddesi Basın yoluyla işlenen suçlarda sorumluluğun kimlere ait olacağını düzenlemekte olup maddenin son fıkrası ile Basın Yasası ve diğer yasalarda basılı eserin sahip ve yayınlatanın cezai ya da hukuki bakımdan sorumlu olacağının belirtildiği hallerde basılı eserin sahibi veya yayınlatanın tüzelkişi ise, temsilen gerçek bir kişi göstermiş olsa bile, sorumluluğun bu tüzelkişiye ait olacağı öngörülmüştür.

Tüzelkişilere yapılarına uygun olan para cezası gibi ekonomik

cezalar verilebileceği, bunun dışında kalan cezaların örneğin, hürriyeti

bağlayıcı cezaların verilmeyeceği gerçeği karşısında; olayda tüzelkişi için

yasada öngörülen cezanın ağır para cezası olduğu gözönüne alındığında, bu

cezanın tüzelkişinin yapısına uygun olduğu açıktır: Davada Basın Yasası'nın 16.

maddesinin son fıkrası, Türk Ceza Yasası'nın 481. maddesinin sekizinci fıkrası

dolayısıyla uygulanmak durumundadır. Anayasa'ya aykırılık savı,

"itiraz" yoluyla ileri sürüldüğünden, başvuran Mahkemenin yetkisi de

bakmakta olduğu davada, uygulamak durumunda olduğu yasa kuralıyla sınırlıdır.

Bu nedenle Basın Yasası'nın 16. maddesinin son fıkrasının Anayasa'ya uygunluk

denetiminin, Türk Ceza Yasası'nın 481. maddesinin sekizinci fıkrasıyla sınırlı

olarak yapılması gerekmiştir.

B- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu :

Türk Ceza Yasası'nın 481. maddesinin sekizinci fıkrasının tümünün, Basın Yasası'nın 16. maddesinin son fıkrasının ise, sınırlama karan uyarınca, Türk Ceza Yasası'nın 481. maddesinin sekizinci fıkrasıyla sınırlı olarak esastan incelenmesi gerektiğinden itiraz konusu her iki yasa kuralının Anayasa'ya aykırılık sorunları birlikte ele alınacaktır.

1- Anayasa'nın 36. MaddesiYönünden inceleme :

İtiraz yoluna başvuran Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Türk Ceza

Yasası'nın 480. maddesindeki hakaret suçunun sözle ya da yazıyla ve ancak

gerçek kişilerce işlenebileceğini, çağdaş ceza hukukunda tüzelkişilerin ancak

ekonomik suçlan işleyebileceklerini, gerçek kişi olmamaları nedeniyle ve

yapılan gereği sövme suçunu işleyemeyeceklerini, olayda cezalandırılan

tüzelkişinin davada sanık olarak temsil edilmediğini, sorgu ve savunmasının

alınmadığını, kendisine yeterli savunma olanağı verilmedencezalandırılmasına

karar verilmesinin, ceza yargılama yasasının morfolojik yapısına ve temel

mantığına, dolayısıyle de "adil ve hakkaniyete uygun" yargılamayı

amaçlayıp buyuran Anayasa'nın 36. maddesine aykırı olduğunu ileri sürerek,

itiraz konusu yasa kurallarının iptalini istemiştir.

a- Öğretide ve uygulamada cezaların, tüzelkişilerin temsilcileri olan gerçek kişilere verilebileceği yolundaki yerleşik görüşün, gelişmeler karşısında çağdaş anlayışa uymadığı ve tüzelkişilere yapılarına uygun olmayan hürriyeti bağlayıcı cezalar türünde cezalar değil, ancak, kapatma, geçici süreyle çalışma yasağı ya da para cezası gibi, cezalar verilebileceği, kabul edilmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin 16.6.1964 günlü, Esas : 1963/104, Karar: 1964/49 sayılı ve 14.2.1989 günlü,Esas : 1988/15, Karar: 1989/9 sayılı kararlarında da tüzelkişilere yapılarına uygun ceza verilmesinin Anayasa'ya aykırılık oluşturmayacağı benimsenmiştir.

b- Anayasa'nın "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36.

maddesinde herkesin geçerli araç ve yollardan faydalanarak yargı yerlerinde

davacı ya da davalı kimliğiyle sav ve savunma hakkına sahip olduğu

öngörülmüştür. "Sav ve savunma hakkı" birbirini tümleyen ve

birbirinden ayrılması olanaksız bir kurum niteliğiyle hak arama özgürlüğünün

temelidir. Yaşam hakkının karşı öğesi olmaktan ötede, bu hakka işlerlik ve

anlam kazandıran önemiyle insanlık yaşamında yadsınmaz bir yeri olan hak arama

özgürlüğü, toplumsal barışı güçlendiren dayanaklardan biri olmakla birlikte

bireyin adaleti bulma, hakkı olanı elde etme ve haksızlığı giderme uğraşının

uygar yöntemidir. Uluslararası hukuk kaynaklarında özgün yeri bulunan, hak

arama özgürlüğü, değişik alanlardaki özellikleriyle insan Haklan Evrensel

Bildirgesi'nin 6.-12. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu özgürlük de, öbür hak ve

özgürlükler gibi, ancak demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun biçimde

yasa ile ve geçici olarak sınırlanabilir. Anayasa'ya aykırı olarak, açık ya da

üstü kapalı sınırlamalar, hangi yolla yapılırsa yapılsın uygun karşılanamaz,

insan varlığını soyut ve somut değerleriyle koruyup geliştirmek amacıyla

hukuksal olanaktan kapsamlı biçimde sağlama, bu konuda tüm yollardan yararlanma

hakkını içeren hak arama özgürlüğü, hukuk devletinin başlıca ölçütlerinden,

demokrasinin en çağdaş gereklerinden, vazgeçilmez koşullarından biridir.

Kullanılmasını yöntem, süre ve gerekler yönünden koşullara bağlayarak düzenleme

dışında kısıtlama, engelleme ve olumsuz yönde etkileme hoşgörüyle karşılanamaz

ve bu doğrultudaki düzenlemeler Anayasa'yla bağdaşamaz.

Dava konusu olayda, ilgili tüzelkişinin iddianamede sanık olarak

gösterilmemesi, davanın tüzelkişinin temsilcisinin yokluğunda yürütülüp hüküm

konulması sanığın savunma hakkından yoksun kılınmasının sonucudur. Bu hak

tanınmayarak yürütülen uygulamanın güven verici ve inandırıcı olması

beklenemez. Türk Ceza Yasası'nın 481. maddesinin sekizinci fıkrası, yargılama

yöntemi ve savunmayla ilgili ayrıntılar düzenleyen bir kural olmamasına karşın

yapısı bakımından sanığa kendisinin hiçbir katkısı geçmeden suç oluşturan bir

eylem nedeniyle savunma olanağı vermemektedir. Sanığın ilgisine bağlı olmayan

bir durumdan, üstelik bu konuda savunmasını almaya gerek duyulmayan ve olanak

vermeyen biçimsel yönden var görünmesine karşın gerçekte ve özde savunma ve hak

arama yolunu sınırlandırıp kaldıran kural Anayasa'nın 36. maddesine aykırı

düşer. Bu nedenle, Türk Ceza Yasası'nın 481. maddesinin sekizinci fıkrasının

iptali gerekir.

2- Anayasa'nın 38. Maddesi Yönünden inceleme :

Anayasa'nın 38. maddesinin altına fıkrasına göre, "ceza sorumluluğu şahsidir." Bu kural, ceza hukukunun temel ilkelerindendir. Evrensel nitelikli olan bu temel ilke, herkesin kendi eyleminden sorumlu olacağı, başka bir anlatımla başkalarının suç oluşturan eylemlerinden dolayı kimsenin cezalandırılmayacağı biçiminde tanımlanabilir.

Anayasa Mahkemesi de, "cezaların kişiselliği" ilkesini bu biçimde anlamış ve pek çok kararında bunu yineleyip vurgulamıştır.

Türk Ceza Yasası'nın 481. maddesinin yedinci fıkrasında hakaret

suçunu işlediği iddia edilen kişinin ispat hakkını kullanması, ancak isnadı

ispat edememesi durumunda kendisine Türk Ceza Yasası'nın 480. maddesi gereğince

verilmesi gereken cezanın yansı kadar artırılarak ceza verileceği

öngörülmüştür, itiraz konusu Türk Ceza Yasası'nın 481. maddesinin sekizinci

fıkrasında ise, böyledurumlarda hakaret suçu yayın yoluyla işlenmiş

ise-"mevkute sahibi, mevkute olmadığı takdirde naşiri hakkında"

ayrıca ceza öngörülmüştür. Hakaret ettiği iddia olunan kişilerin anayasal bir

hak olan "ispat hakkını" kullanmaları ve isnadı kanıtlayamamalarıdurumunda

mevkute sahibi veya yayınlatan ceza tehdidiyle karşı karşıya bırakılmaktadır.

Hakaret suçunu işlediği iddia edilen kişinin eyleminden dolayı sorumlu

tutulması söz konusu olmayan, ancak sanığın ispat hakkını kullanması yüzünden

bu hakkın kullanılması ile hiçbir ilgisi bulunmayan mevkute sahibi veya

yayınlatanın cezalandırılması suç ve cezanın kişiselliği ilkesiyle

bağdaşmamaktadır. Bu nedenlerle mevkute sahibi veya yayınlatan kendi

eylemlerinden değil, başkalarının eylemlerinden ceza sorumluluğu altına

sokulmaktadır ki, bu biçimdeki bir düzenlemenin cezaların kişiselliği kuralım

içeren Anayasa'nın 38. maddesine aykırılığı açıkça ortaya çıkmaktadır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, Türk Ceza Yasası'nın 481. maddesinin sekizinci fıkrası Anayasa'ya aykırıolup, iptali gerekir.

Basın Yasası'nın 16. maddesinin son fıkrasında "Bu kanun ile diğer kanunların basılı eserin sahip ve yayınlatanını cezai veya hukuk bakımından sorumlu bulduğu hallerde, sahip ve yayınlatan tüzelkişi ise temsilen bir gerçek kişi gösterilmiş olsa bile sorumluluk tüzelkişiye aittir." denilmektedir. Türk Ceza Yasası'nın 481. maddesinin sekizinci fıkrasının açık anlatımı karşısında sınırlama karan uyarınca incelenen Basın Yasası'nın, 16. maddesinin son fıkrasının cezaların kişiselliği ilkesini öngören Anayasanın 38. maddesine ve iddia ve savunma hakkını düzenleyen 36. maddesine aykırı olduğu söylenemez.

Açıklanan nedenlerle Basın Yasası'nın 16. maddesinin son fıkrasının iptal isteminin reddi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI- SONUÇ

1. Türk Ceza Yasası'nın 481. maddesine 11.5.1988 günlü, 3445 sayılı Yasa'yla eklenen 8. fıkradaki "Ayrıca mevkute sahibi veya mevkute olmadığı takdirde yayınlatan hakkında yirmimilyon liradan yüzmilyon liraya kadar para cezası verilir." kuralının Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,

2. 5680 sayılı Basın Yasası'nın 16. maddesine 11.5.1988 günlü, 3445 sayılı Yasa'yla eklenen son fıkranın;

A. Türk Ceza Yasası'nın 481. maddesine eklenen yukarıda belirtilen kuralla sınırlı olarak incelenmesine,

B. Sınırlama karan uyarınca incelenen kuralın Anayasa'ya aykırı

olmadığından iptal isteminin REDDİNE,

19.9.1991 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

Yekta Güngör

ÖZDEN

Başkanvekili

Güven DİNÇER

Üye

Servet TÜZÜN

Üye

Mustafa ŞAHİN

Üye

İhsan PEKEL

Üye

Selçuk TÜZÜN

Üye

Ahmet N. SEZER

Üye

Erol CANSEL

Üye

Yavuz

NAZAROĞLU

Üye Haşim KILIÇ Üye Yalçın ACARGÜN

Anayasa Mahkemesi, E. 1991/2, K. 1991/30, 19 Eylül 1991 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I- Olay
  4. Iıı- Yasa Metinleri
  5. A. İptali İstenen Yasa Kuralları
  6. B- Dayanılan Anayasa Kuralları
  7. Iv- İlk İnceleme
  8. V- Esasın İncelenmesi
  9. B. Sınırlama karan uyarınca incelenen kuralın Anayasa'ya aykırı
  10. Özden
  11. Nazaroğlu
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1991/2
Karar No
1991/30
Tarih
19 Eylül 1991

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1991/35 K.1991/31
  • AYM Norm Denetimi E.1990/38 K.1991/32
  • AYM Norm Denetimi E.1990/23 K.1991/29
  • AYM Norm Denetimi E.1990/29 K.1991/37
  • AYM Norm Denetimi E.1990/40 K.1991/33
  • AYM Norm Denetimi E.1991/34 K.1991/34

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.