İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1991/31 K.1991/27

Trafik Kanunu"nun 41. maddesinin e/l bendinde, Türk Ceza Yasası'nın 491. maddesinin yer almasının Anayasa'nın 48. ve 49. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptali istemidir.

Esas1991/31Karar1991/27Tarih12 Eylül 1991Okuma21 dk · 4.157 kelime

KÜNYE

Anayasa

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
12 Eylül 1991
Esas Sayısı
1991/31
Karar Sayısı
1991/27
Karar Günü
12.9.1991
R.G. Tarih-Sayı
14.01.1992-21111
İtiraz yoluna başvuran
Danıştay Sekizinci Dairesi
İtirazın konusu
13.10,1983 günlü, 2918 sayılı "Karayolları
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.157 kelime·21 dk okuma·24 bölüm

Trafik Kanunu"nun 41. maddesinin e/l bendinde, Türk Ceza Yasası'nın 491. maddesinin yer almasının Anayasa'nın 48. ve 49. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptali istemidir.

I- OLAY

Hırsızlık suçundan Türk Ceza Yasası'nın 491/2. maddesine göre

hüküm giymiş davacıya (B) sınıfı sürücü belgesi almak için girdiği sınavda

başarılı olmasına karşın, sürücü belgesi verilmemesine ilişkin işleme karşı

açılan idari davayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasası'nın 41. maddesinin

e/1bendi uyarınca Türk Ceza Yasası'nın 491. maddesindeki suçtan hüküm

giyenlere, mahkûmiyet hükmü af ile ortadan kalksa bile sürücü belgesi

verilemeyeceği gerekçesi ile reddeden Eskişehir idare Mahkemesi'nin 5.6.1989

günlü, Esas 1989/114, Karar 1989/396 sayılı kararının temyizen incelenmesi

sırasında Danıştay 8. Dairesi davada uygulanacak olan 2918 sayılı Karayolları

Trafik Yasası'nın 41. maddesinin e/l bendinin Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına

vararak iptali için 8.4.1991 günlü, Esas 1989/1141 sayılı kararıyla doğrudan

Anayasa Mahkemesi'ne başvurmuştur.

III- YASA METİNLERİ

A. İptali İstenen Yasa Kuralı

13.10.1983 gününde kabul edilip 18.10.1983 günlü Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun itiraz konusu hükmü de içeren 41. maddesi şöyledir:

"Sürücü adaylarında aranacak şartlar:

Madde 41.- Sürücü belgesi alacaklarda aşağıdaki şartlar aranır.

a) (Değişik 18.1.1985-KHK245/11 md; Aynen kabul: 28.3.1985-3176/11 md.)

Yaş Şartı:

1- A1, A2, F ve H sınıfı sürücü belgesi alacakların onyedi,

2- B, C ve G sınıfı sürücü belgesi alacakların onsekiz,

3- D ve E sınıfı sürücü belgesi alacakların yirmi iki, Yaşını bitirmiş olmaları,

b) Öğrenim şartları:

H sınıfı sürücü belgesi alacakların okur-yazar, diğerlerinin en az ilkokul bitirmiş bulunmaları,

c) Sağlık şartlan:

Vücut yapısı ve ruh sağlığı bakımından yönetmelikte belirtilen şartlara sahip olmaları,

d) (Değişik: 18.1.1985 -KHK 245/11. md; Aynen kabul: 28.3. 1985- 3176/11 md)

Eğitim ve sınav şartı:

Sürücü kursuna katılmış ve yapılan sınavları da başararak sertifika almış olmaları.

e) Hükümlü olmama şartlan:

Sürücü belgesi alacak olanların afla ortadan kaldırılmış olsa bile;

1- Türk Ceza Kanununun; 403, 404, 414, 415, 416/1-2, 418/1, 435, 436 ve (50, 51/2, 461/son veya 462 nci maddelerinden biri ile beraber uygulanmadığı hallerde) 448-450 nci, ayrıca, 491, 492, 493, 495, 499, 503, 504, 505, 506, 508, 509 ve 510 uncu maddelerindekisuçlardan hüküm giymemiş olmaları.

2- Aynı Kanunun 416/3, 429, 430, 431, 432 ve (50, 51/2, 461/son veya 462 nci maddeleri ile beraber uygulanmış) 448-450, 500, 512, 572/2 nci maddelerinde yazılı suçlardan birden fazla hüküm giymemiş olmaları,

f) Aynı sınıf sürücü belgesinin bulunmaması veya belgelerin geri alınmamış olma şartı:

Önceden verilmiş aynı sınıf bir başka sürücü belgesinin bulunmaması, sürücü belgelerinin süresiz geri alınmamış olması veya geçici olarak geri alınmış ise sürenin dolmuş bulunması,

Zorunludur."

B. itirazda Dayanılan Anayasa Kuralları

1. "Madde 48.- Herkes dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir.

Devlet, özel teşebbüslerin milli ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alır."

2. "Madde 49.- Çalışma herkesin hakkı ve ödevidir.

Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları korumak, çalışmayı desteklemek ve işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak için gerekli tedbirleri alır.

Devlet işçi-işveren ilişkilerinde çalışma barışının sağlanmasını kolaylaştırır ve koruyucu tedbirler alır."

C. İlgili Anayasa Kuralı

Geçici Madde 15.- 12 Eylül 1980 tarihinden, ilk genel seçimler sonucu toplanacak Türkiye Büyük Millet Meclisinin Başkanlık Divanını oluşturuncaya kadar geçecek süre içinde, yasama ve yürütme yetkilerini Türk milleti adına kullanan, 2356 sayılı Kanunla kurulu Milli Güvenlik Konseyinin, bu Konseyin yönetimi döneminde kurulmuş hükümetlerin, 2485 sayılı Kurucu Meclis Hakkında Kanunla görev ifa eden Danışma Meclisinin her türlü karar ve tasarruflarından dolayı haklarında cezaİ, mali veya hukuki sorumluluk iddiası ileri sürülemez ve bu maksatlaherhangi bir yargı merciine başvurulamaz.

Bu karar ve tasarrufların idarece veya yetkili kılınmış organ, merci ve görevlilerce uygulanmasından 'dolayı, karar alanlar, tasarrufta bulunanlar ve uygulayanlar hakkında da yukarıdaki fıkra hükümleri uygulanır.

Bu dönem içinde çıkarılan kanunlar, kanun hükmünde kararnameler ile 2324 sayılı Anayasa Düzeni Hakkında Kanun uyarınca alınan karar ve tasarrufların Anayasaya aykırılığı iddia edilemez."

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca yapılan ilk inceleme toplantısında, ilk incelemeye ilişkin rapor, itiraz yoluna başvuran Mahkeme'nin gerekçesi, iptali istenen Yasa kuralı ve ilgili Anayasa kurallarıyla bunların gerekçeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

İtiraz yoluna başvuran Danıştay 8. Dairesi'nin Anayasa'ya aykırılık savlarını değerlendirmeden önce itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu savında bulunulup bulunulamayacağı sorunu üzerinde durulmalıdır.

Anayasa'nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Yasa'nın 28. maddelerine göre, bir davaya bakmakta olan mahkeme, o davada uygulanacak yasa hükümlerini Anayasa'ya aykırı görür ya da taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık savının ciddi olduğu kanısına varırsa, bukonuda bir karar verilmesi için Anayasa Mahkemesi'ne başvurmaya yetkilidir.

İtiraz yoluna başvuran Danıştay 8. Dairesi'nin bakmakta olduğu ve

görevi kapsamına giren bir dava bulunduğu gibi iptali istenen yasa kuralı da o

davada uygulanacak kural durumundadır. Ancak, Karayolları Trafik Yasası,

13.10.1983 gününde kabul edilmiştir. Anayasa'nın Geçici 15. maddesi, 12 Eylül

1980 den, ilk genel seçimler sonucu toplanacak Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin

Başkanlık Divanı oluşturuluncaya kadar geçecek süre içinde,yasama ve yürütme

yetkilerini Türk milleti adına kullanan, Milli Güvenlik Konseyi'nin çıkardığı

yasaların Anayasa'ya aykırılığı savında bulunulamayacağını öngörmektedir. Bu

durumda 13.10. 1983 günlü, 2918 sayılı Yasa'nın Anayasa'ya aykırılığı ileri

sürülemeyecek ve iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurulamayacaktı.

Her ne kadar 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasası'nın 41.

maddesinin (a) ve (d) bentleri, 4.4.1985 günlü ve 18715 sayılı Resmi Gazete'de

yayımlanıp 18.6.1985 de yürürlüğe giren 3176 sayılı Yasa ile değiştirilmiş ise

de, anılan maddenin itiraz konusu e/l bendinde herhangi bir değişiklik

yapılmadığı ve itiraz konusu kuralın Milli Güvenlik Konseyi'nin yönetimi

döneminde çıkarılmış yasa kuralı olma niteliğini yitirmediği görülmektedir.

Maddenin kimi bentlerinin sonradan değiştirilmesi, maddenin tümüyle

değiştirildiği ve yeni bir yapının ortaya çıktığı anlamına gelemez. Sınırlı ve

belirli değişiklik, yalnız o bölümde bir yenileşme sayılır. Değişmeyen bölüm,

yürürlüğe girdiği tarihteki yasakoyucunun istencini yansıttığından onun işlemi

niteliği değişmemiş demektir. Bu nedenle Anayasa'nın Geçici 15. maddesi, iptali

istenen kuralın itiraz yolu ile Anayasa'ya aykırı olduğu savına olanak

vermemektedir.

Anayasa Mahkemesi'nin 16.10.1990 günlü, Esas 1990/32, Karar 1990/25 sayılı kararında da belirtildiği gibi, madde metninde, 12 Eylül 1980 tarihinden, ilk genel seçimler sonucu toplanacak Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Başkanlık Divanını oluşturuncaya kadar geçecek dönem içinde çıkarılan yasalar, kanunhükmünde kararnameler ile 2324 sayılı Anayasa Düzeni Hakkında Yasa uyarınca alınan kararla yapılan işlemlerin Anayasa'ya aykırı olduğu savında bulunulamaz. Bu durum karşısında, söz konusu dönemde çıkarılan yasalar hakkında Anayasa Mahkemesi'nde doğrudan iptal davası açılamayacağı gibi itiraz yoluyla bile Anayasa'ya aykırılık savında bulunulamaz.

7 Kasım 1982 de halkoyu ile kabul edilen Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü biçimde yapılan ilk seçimler sonucu oluşan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin ilk Başkanlık Divanı 6.12.1983'de toplanmış ve böylece yasama görevinin kullanılması, yeni bir düzene bağlanarak, ulusal istenci temsil eden yasama meclisine bırakılmıştır.

Anayasakoyucunun, söz konusu kural ile Milli Güvenlik Konseyi ve Danışma Meclisi'nin yasama yetkisini tek başına ya da birlikte kullandığı dönemde kabul edilen bütün yasalar ve kanun hükmünde kararnameler ile 2324 sayılı Anayasa Düzeni Hakkında Yasa uyarınca alınan karar ve yapılan işlemleri Anayasa, Mahkemesi'nin denetimi dışında tutmak amacında olduğu anlaşılmaktadır.

27.10.1980 günlü, 2324 sayılı "Anayasa Düzeni Hakkında

Kanun'un, 4. maddesinde; "Milli Güvenlik Konseyinin bildiri ve

kararlarında yer alan ve yer alacak olan hükümlerle 12 Eylül 1980 tarihinden

sonra çıkarılan ve çıkarılacak olan Bakanlar Kurulu Kararnamelerinin ve üçlü

kararnamelerin yürütülmesinin durdurulması ve iptali" isteminin ileri

sürülemeyeceği öngörülmekte, 6. maddesinde de; "Milli Güvenlik Konseyinin

Bildiri ve Kararlarında yer alan ve alacak olan hükümlerle Konseyce kabul

edilerek yayımlanan ve yayımlanacak olan kanunların 9 Temmuz 1961 tarihli ve

334 sayılı Anayasa hükümlerine uymayanları Anayasa değişikliği olarak ve

yürürlükteki kanunlara uymayanları da kanun değişikliği olarak yayımlandıkları

tarihte ve metinlerinde gösterilen tarihlerde yürürlüğe girer"

denilmektedir. Buradaki amaç, hiç kuşkusuz, olağanüstü dönemin olağanüstü

koşullarının gerektirdiği işlemlere yasal kolaylık sağlayabilmektedir. Anayasa

Düzeni Hakkında Yasa, 1982 Anayasası'nın Geçici 3. maddesiyle yürürlükten

kaldırıldığı için Anayasa'nın Geçici 15. maddesinin konulmasına gereksinim

duyulmuştur.

Anayasa'da genel nitelikteki belirli konuları düzenleyen kurallar yanında belirli konuları düzenleyen özel kurallar da vardır. Bilindiği üzere bir konu, kendine özgü kurallarla düzenlenmemişse sorunların çözümünde genel kurallara gidilir, ancak o konuda özel düzenlemeler varsa ve bu bu düzenlemeler açık seçikse artık genel kurallara başvurulması düşünülmez.

Anayasa kural ve ilkeleri, etki vedeğer bakımından eşit olup hangi

nedenle olursa olsun birinin ötekine üstün tutulmasına olanak bulunmadığından',

bunların bir arada ve hukukun genel kuralları gözönünde tutularak uygulanmaları

zorunludur. Sözü edilen Geçici 15. maddenin de bir Anayasa kuralı olarak,

Anayasa'da yer almış bulunan diğer kurallarla etki ve değer bakımından eşit

olduğunda kuşku yoktur. Bu bakımdan, Anayasa'da yer alan bu ve bunun gibi belli

bir konuya ilişkin kuralların Anayasa'da varolan genel ilkelerden ayrı

nitelikte oldukları ileri sürülerek Anayasa'ya aykırılıklarından söz edilemez.

Anayasa'da belli bir konuyu düzenleyen özel ilke varken, o konuyu da kapsamı

içine alabilecek nitelikte bir genel ilke bulunsa bile, onun değil, konuya özgü

Anayasa ilkesinin uygulanması gerekir.

Söz konusu maddenin, "Geçici madde" olarak adlandırılmış

bulunması etki ve değer bakımından Anayasa'nın öteki maddelerinden daha zayıf

ve önemsiz olduğu biçiminde yorumlanmasına neden olamaz. Çünkü, geçici

maddeler, genellikle geçiş dönemlerine ilişkin işlemlerin uygulama yöntemini ve

kapsamını gösteren ayrık hükümleri içerirler. Hukukta gene1kural

olarak, yasalar, yayımından sonraki olaylara ve durumlara uygulanırlar. Bu

ilkenin en çarpıcı ayrıklığı, yasalardaki geçici kurallardır. Bu nedenle

yasaların geçici maddeleri ile esas maddeleri arasında çelişiklik varsa, özel

niteliği nedeniyle, esas maddeden önce uygulanırlar. Çünkü, yasakoyucu, kuralın

ayrıklığında kamu yararı görmüştür. Bilindiği gibi, özel düzenlemenin genel

düzenlemeden önce geleceği hukukun genel bir ilkesidir. Bu nedenle, bir yasada

öncelik alan geçici maddeler uygulanıp sonuçları tümüyle alındıktan sonra

yürürlükten kalkmış olurlar. Aksi takdirde, yasalardaki geçici maddeler,

yasanın bir ayrıklık olarak kapsadıkları konularla birlikte geçerliliklerini

sürdürürler. Başka bir anlatımla, yasakoyucunun yasa tekniği, kamu

hizmetinin|niteliği, yasama politikasının gereği olarak ayrık kurallar

koyabileceğinde duraksanamaz.

Yasalar herşeyden önce, sözü ile uygulanır. Yasa metinlerinin, kullanılan sözcüklerin hukuk dilindeki anlamlarına göre anlaşılması gerekir. Yasa kuralının, günün sosyal ve ekonomik gerekleriyle çeliştiği sanılsa bile yürürlükte kaldığı sürece uygulanması, hukukun gereğidir. Kimi düşünce ve gerekçelerle bu kuralın dışına çıkılması, metinlerin anlamlarından başka biçimlerde yorumlanması, metnin bir tür düzeltilmesine kalkışılması, aslında yasada olmayanı yasaya yakıştırmak ve yorum yoluyla amacını değiştirmek ya da yasakoyucunun yerini almak olur.

Anayasa Mahkemesi, Anayasa'ya aykırılık savını incelerken, öbür yargı organları da denetimlerini yapar ya da bir yasayı uygularken öncelikle yasaların sözel içeriklerini gözönünde tutmaktadırlar. Öte yandan Anayasa'nın bağlayıcılığı ve üstünlüğü ilkesi, Anayasa'nın 11. maddesinde; "Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.

Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz." biçiminde açıklanmıştır. Anayasa'nın bu temel ilke ve buyruğuna uygun ve anayasal koruma altında bulunan yasa kurallarının Anayasa'ya aykırılığı elbette düşünülemez.

Anayasa'nın uluslararası andlaşmaları uygun bulma ile ilgili 90. maddesinde de; "Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz." hükmü yer almaktadır. Bu ve Geçici 15. maddedeki düzenleme, Anayasa'da yer alan genel hukuk ilkelerinin ayrıklığını oluşturan ulusal ve uluslararası uzlaşmalarla ilgili siyasal ağırlıklı kurallardır.

Geçici 15. maddenin tümü dikkatli olarak incelendiğinde, yapılan

düzenlemede konu edilen yasalar için mutlak bir dokunmazlığın sağlandığını

söylemek güçtür. Her şeyden önce Anayasa'da yer alan hukuk devleti ilkesi buna

olur vermez. Bu madde kapsamındaki, olağanüstü yönetimin olağanüstü koşulları

altında çıkarılan yasalarla yasa hükmündeki kararnamelerin geçilen demokratik

düzen içinde değiştirilmesine ya da yürürlükten kaldırılmasına de£m Anayasa'ya

uygunluk denetimi yolu ile belirtilen dönemin tartışma konusu yapılmamasında

kamu yararı görülmüştür. Ancak Yasakoyucu, siyasal ve sosyal gelişmelere ve

gereksinimlere göre, söz konusu yasal kurallardan gerekli gördüklerini

değiştireceği ya da kaldırabileceği gibi Anayasa'da öngörülen koşullara uyarak

Anayasa'daki geçici maddeleri de kaldırabilir. Bunlar dışında bir yargı

organının Anayasa'yı dışlayan bir yorumla geçici 15. maddeyi etkisiz duruma

getirmesi olanaksızdır.

Anayasa'nın "Egemenlik kayıtsız şartsız Milletindir.

Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır.

Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz." açıklığını taşıyan 6. maddesi de çok önemli temel bir ilke getirmiştir. Bu ilke, tüm yetkilerin kaynağını Anayasa'dan alma zorunluluğunu, böyle olmadıkça geçersiz sayılacağını göstermektedir.

Yukarıda açıklandığı üzere Anayasa, geçici 15. maddesi ile bir dönemin yasal işlemlerinin Anayasa'ya aykırılığı savında bulunulmasını uygun görmemiş, bir anlamda yasaklamıştır. Ancak bunların hukuk devleti ilkesine uygun biçimde yargı denetimine açılması, Anayasa'ya aykırılık savında bulunma ve inceleme yasağının kaldırılmasına bağlı olup bu da Anayasa'-nın 87. maddesi uyarınca doğrudan yasama organının görev ve yetkisi kapsamına girmektedir.

Bu durumda, söz konusu kural hakkında, Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmasına Anayasa'nın geçici 15. maddesi olanak vermediğinden itirazın, başvuran Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.

Güven DİNÇER, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU, Servet TÜZÜN, Mustâfa ŞAHİN ile Haşim KILIÇ bu görüşe katılmamışlardır.

SONUÇ / HÜKÜM

V- SONUÇ

13.10.1983 günlü, 2918 sayılı "Karayolları Trafik Kanunu"nun 41. maddesinin e/1. bendine yönelik itirazın, bu kuralın 18.3.1983 gününde yürürlüğe girmiş olması karşısında, Anayasa'nın geçici 15. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince, başvuran mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE, Güven DİNÇER, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU, Servet TÜZÜN, Mustafa ŞAHİNile Haşim KILIÇ'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, ,

12.9.1991 gününde karar verildi.

KARŞIOY

YAZISI

I. 12 Eylül 1980 tarihinden ilk genel seçimler sonucu toplanacak

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Başkanlık Divanı oluşuncaya kadar geçen süre içinde çıkarılan Kanunlar ve Kanun Hükmünde Kararnameler ile 2324 sayılı Anayasa Düzeni Hakkında Kanun uyarınca çıkarılan karar ve tasarrufların Anayasa'ya aykırılığının iddia edilemeyeceği yolundaki Anayasa'nın geçici 15 inci maddesinin son fıkrasındaki kuralın, maddenin bütünü ile birlikte değerlendirilmesi ve yorumlanması gerekir.

Anayasa'nın geçici 15 inci maddesi, belirli bir dönemde fevkalade şartlar altında siyasal görev yapan Milli Güvenlik Konseyi ve Danışma Meclisi Üyeleri ile bu dönemde alınan kararları uygulayan kamu görevlilerini cezai, mali ve hukuki sorumluluktan koruyan kurallar bütünüdür.

Bu dönemde çıkarılan Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerin

Anayasa'ya aykırılığının iddia edilememesi, o dönem karar ve tasarruflarının

daha sonra Anayasa'ya aykırılık yoluyla hukuki tartışma konusu yapılmasını

önlemeye yöneliktir. Yoksa, bu olağanüstü dönem aşıldıktan ve demokratik ve

normal anayasal döneme geçildikten sonra 1980-1983 yıllan arasında çıkan

kanunların uygulanması nedeni ile mahkemelerin itiraz yoluyla yaptıkları

Anayasa'ya aykırılık başvurularını önlemeye yönelik değildir. Nitekim, 1961

Anayasası'nın 1982 Anayasası'nın geçici 15 inci maddesinin son fıkrasına

paralel olan geçici 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrası hükmü,Anayasa Mahkemesi'ne

itiraz yolunu kapatmak için çok ayrıntılı bir düzenleme yapmıştır. Geçici 15

inci madde bu derece ayrıntılı ve kapsamlı düzenlenmemiştir. 1961 ve 1982

Anayasaları'nın, bu iki maddesinin mukayesesi, geçici 15 inci maddenin

Anayasa'ya aykırılık iddiasını önlemek için değil hukuki sorumluluk konusunu

çözümlemek için konulduğunu açıkça göstermektedir.

II. Anayasa'nın geçici 15 inci maddesinin Anayasa'nın yürürlüğü

ile ilgili 177 inci maddesi ile birlikte yorumlanması gerekir. Sözü edilen madde hükümleri yürürlükte olan ve Anayasa'ya aykırılık taşıyan tüm hukuk kurallarının yeni anayasa dönemi içindeki durumunu ele almakta ve açıklığa kavuşturmaktadır. 177 inci maddenin (e) bendi hükmüne göre, Anayasa hükümlerinin mevcut kurum ve kurallarlaolan çelişkileri doğrudan doğruya Anayasa hükümlerinin uygulanması ile çözümlenebilecektir.

Anayasa'nın 177 inci maddesinin (e) bendi hükmü ile Anayasa'nın geçici 15 inci maddesindeki Anayasa'ya aykırılık iddiasını engelleyen hüküm, 12 Eylül 1980 ile TBMM'nin açılışı arasındaki tesis edilen tasarrufların tartışılması dışında bütün Anayasa'ya aykırılık iddialarına imkan verici anlamdadır.

III. Geçici 15 inci madde ile ilgili olarak yapılacak engelleyici

bir yorum, 1980-1983 yıllarında yürürlüğe konulan sayılan sekizyüzü bulan

güncel bir yasal düzenleme grubunun anayasal denetimini sürekli engelleme

demektir. 1961 Anayasası'nın geçici 4 üncü maddesi ile başlayan ve 1982

Anayasası'nın geçici 15 inci maddesi ile sürdürülen bu durum, pek çok konuda

Türkiye'yi anayasası ile değil anayasanın yasaklayıcı geçici hükümleri ile

yönetilen bir ülke olma yükü altında bırakmaktadır. Anayasal yorumlarda

anayasal hakların eksiksiz kullanılması ve anayasal müesseselerin bütünüyle

çalışması temel yorum kuralı olmalıdır. Anayasakurallarında belirsizlik ve

uyumsuzluk hallerinde Anayasa hükümlerinin bu yönde yorumlanması ve Anayasa'nın

geçici 15 inci ve 177 inci maddelerinin bu anlayışla ele alınarak Anayasa'ya

uygunluk denetiminin yapılması gerekir.

Yukarıda açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 152 ve Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 28 inci maddesine göre Mahkemenin itiraz başvurusunun esastan incelenmesi gerektiği oyuyla karara karşıyım.

Başkan

Yekta Güngör

ÖZDEN

Başkanvekili

Güven DİNÇER

Üye

Yılmaz

ALİEFENDİOĞLU

Üye

Servet TÜZÜN

Üye

Mustafa ŞAHİN

Üye

Oğuz AKDOĞANLI

Üye

İhsan PEKEL

Üye

Ahmet N. SEZER

Üye

Erol CANSEL

Üye

Haşim KILIÇ

Üye

Yalçın ACARGÜN

KARŞIOY

YAZISI

Anayasa, üst norm niteliğiyle ya vardır, ya yoktur. Anayasa varsa, tüm yasalar Anayasaya uygun olmalıdır. Bir hukuksal sistemde, kimi yasama işlemleri Anayasaya aykırılıkları biline biline Anayasal denetimin dışında kalıyorsa bu sistemin Anayasallığı, Anayasanın Üstünlüğü ve bağlayıcılığı tartışılır hale gelir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının temel esprisi, Başlangıç'ta belirtildiği gibi, ulus iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Ulusuna ait olması ve bunu ulus adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamamasıdır.

Bu fıkradan anlaşıldığı üzere ulusal iradenin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Ulusuna ait olmasını ve Türk Ulusu adına egemenliği kullanan kişi ve organların bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bu demokrasinin bağlı olduğu hukuk düzeninin içinde kalmalarını gerektirir. Bu fıkra aynı zamanda TürkMilleti adına egemenliği kullanan kişi ve organların Anayasal yetki alanlarını belirler. Bu alan, "Anayasada gösterilen özgürlükçü demokrasi ve bu demokrasinin, bağlı olduğu hukuk düzenidir." Bu kural, Anayasanın ikinci maddesinde belirtildiği biçimde, "Devletin" dayandığı temel ilkelerden birisidir.

Bir döneme ait kimi yasama işlemlerinin Anayasal denetimin dışında kalması ve bu denetim yasağına zamanla bir sınır getirilmemesi, Cumhuriyetin hukuk devleti olma niteliğini zedeler ve Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenen hukuk düzeninin dışına çıkılması sonucunu doğurur.

Anayasa'nın Geçici 15. maddesinde, 12 Eylül 1980 tarihinden, ilk genel seçim sonucunda toplanacak TBMM Başkanlık Divanı oluşturulun-caya kadar geçecek süre (12.9.1980-6.12.1983) içinde çıkarılan yasaların KHK'ler ile 2324 sayılı Anayasa Düzeni Hakkında Kanun uyarınca alınan karar ve tasarrufların Anayasaya aykırılığı iddia edilemez, denilmektedir. Bu dönem içerisinde 669 yasa. 90 adet KHK. ve 2324 sayılı Yasa uyarınca 76 adet Milli Güvenlik Konseyi kararı ve üç adet Milli Güvenlik Konseyi bildirisi, toplam 883 yasama işlemi çıkarılmıştır.

Anayasanın 2. maddesinde, "Hukuk devleti"; Cumhuriyetin

nitelikleri arasında sayılmıştır. Anayasa'nın 2. maddesindeki Cumhuriyetin

nitelikleri, Anayasanın 4. maddesinde sayılan değiştirilmez, değiştirilmesi

teklif edilemez biçimindeki hükümler arasında yer almıştır. Böylece Anayasanın,

kendilerine değişmezlik özelliği tanıdığı, 1., 2. ve 3. maddeleri, Anayasanın

öteki kurallarına göre bir "üst norm" niteliğindedir. Sözü geçen

dönemde çıkarılan yasama işlemleri yönünden de olsa, Anayasal yargı denetimine

yer vermeyen, üstelik bu denetimsizliğe zamanla bir sınırlama getirilmeden,

Anayasanın geçici maddesini temel kural kabul ederek yapılan uygulama

Cumhuriyetin hukuk devleti niteliğiyle bağdaşmaz. Kaldı ki, bu dönemde

çıkarılan yasama işlemleri küçümsenmeyecek bir sayıya ulaşmıştır.

Anayasanın 11. maddesinde, Anayasanın üstünlüğü, "kanunlar Anayasaya aykırı olamaz." biçimindeki bir kuralla belirlenmiş, 148. maddeye göre ise, Anayasa Mahkemesi yasaların KHK'lerin ve TBMM içtüzüğünün Anayasaya uygunluğunu denetlemekle görevlendirilmiştir.

Geçici 15. madde, Anayasanın yukarıda sözü edilen temel maddeleriyle çatışmaktadır. Bu geçici maddenin, sürekli bir kural olarak kabulü durumunda, Anayasanın öngördüğü hukuk devleti, Anayasanın üstünlüğü ve Anayasal denetimle ilgili temel kurallar, bu dönemde çıkan yasama işlemleri yönünden askıya alınmaktadır. Başka bir deyişle, bu dönemde çıkanyasalar ve KHK'ler yönünden, Anayasa işlerliğini kaybetmekte, söz konusu yasama işlemleri "hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeninin" dışında kalmaktadır.

Geçici bir maddenin Anayasanın temel kurallarını süresiz işlemez hale getirmesi Anayasal sistemle bağdaşmayacağı gibi, maddenin geçicilik özelliğine de uygun düşmez. Doğaldır ki, geçici maddenin hükmü de geçici olmalıdır.

Öteyandan Anayasanın 138. maddesi hâkimleri, önce Anayasaya yasaya

ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre karar vermekle görevli

kılmıştır. Geçici maddeye süreklilik kazandırılır ve bu dönemde çıkarılan

yasama işlemlerinin Anayasaya uygunluk denetimine yer verilmez ise, hâkim,

Anayasaya ve vicdani kanısına göre nasıl karar verecektir' Hâkim, Anayasa'yaaykırı

olduğuna inandığı ya da aykırılık savını ciddi bulduğu bir yasayı uygulamak

durumunda kalırsa kararım, Anayasaya ve hukuka uygun biçimde vicdani kanaatine

göre vermiş sayılabilecek midir'... Bu durumda hâkim, Anayasa hükümlerini bir

yana bırakarak,Anayasanın 15. maddesindeki, Anayasanın uygulanmamasına ilişkin

kurala, kimi yasalar yönünden öncelik tanımış olacaktır. Anayasa geçici bir

maddesiyle, bir dönemde çıkan yasama işlemleri yönünden kendisini yok kabul

edemez. Anayasanın uygulanmasını önleyen geçici maddenin, ancak, geçici bir

süre için, askeri yönetimden özgürlükçü demokrasiye ve bunun icaplarıyla

belirlenmiş hukuk düzenine geçişte uyum sağlama amacıyla getirilmiş bir kural

olarak kabulü, nitelikleri Anayasanın 2. maddesinde belirlenen. Türkiye

Cumhuriyetinin, hukuk devleti olması koşulunun gereğidir. Kaldı ki, Anayasa

Başlangıç 8. fıkrada, "Her Türk vatandaşının, bu Anayasadaki temel hak ve

hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak milli kültür,

medeniyet ve hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve Manevi varlığını

bu yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu;" belirtilmiş

iken, haklarında bu dönemde çıkan yasa ve KHK'-lerin uygulanması söz konusu

olan vatandaşlar, Anayasal güvenceden ve doğuştansahip oldukları maddi ve

Manevi varlıklarını Anayasal düzen içinde geliştirmekten, sırf geçici madde

nedeniyle, yoksun kılınmış olurlar. Geçici maddenin getirdiği yasağın, 12 Eylül

1980 den TBMM Başbakanlık Divanının oluşturulduğu 6.12.1983 tarihine kadarki

süre için geçerli olduğu kabul edilirse, madde geçiciliğine uygun Anayasal bir

anlam kazanır. Geçici maddenin ve getirdiği yasağın, sürekli bir kural

niteliğinde anlaşılması, geçici hükmün, Anayasanın kimi temel hükümlerinin

önüne geçmesi sonucunu doğurur. Bu durum, Anayasaya dayalı demokratik hukuk devleti

niteliğiyle bağdaşmadığı gibi, Anayasanın sözüne ve özüne de uygun düşmez.

Öteyandan, sadece söze bakıp, Anayasanın geçici 15. maddesinin bu

yönde yorumlanması, Anayasanın yürürlüğe girişiyle ilgili 177. maddesiyle de

bağdaştırılamaz. Çünkü, böyle bir yorum, sözü geçen dönemde çıkan yasa ve

KHK'ler yönünden Anayasanın hiç bir zaman yürürlüğe girmemesine neden

olacaktır. Halbuki madde, Anayasanın, sayılan istisnalar dışında bütünüyle

yürürlüğe girmesiniöngörmüştür. Geçici 15. madde, bu istisnalar arasında yer

almamıştır. Ayrıca, bu maddenin (e) fıkrasında, "... mevcut kanunların

Anayasaya aykırı olmayan hükümleri veya doğrudan Anayasa hükümleri, Anayasanın

11 inci maddeleri gereğince uygulanır." denilmekle; Anayasa, yasaların,

Anayasanın yayımlandığı tarihteki durumlarına göre değerlendirilmesini,

Anayasaya aykırı görülen hükümler yerine, Anayasa kurallarının doğrudan

uygulanmasını Anayasanın üstünlüğü ilkesinin gereği saymıştır. Böylece,

Anayasanın yürürlüğe girmesiyle ilgili 177. maddesi de, geçici 15. maddenin

getirdiği Anayasal denetim yasağının TBMM Başkanlık Divanı'nın oluşturduğu

6.12.1983 dönemiyle sınırlı olması gerekliliğini ortaya koymaktadır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, geçici 15. maddedeki "Anayasaya aykırılığın iddia edilemeyeceğine" ilişkin kuralın 6.12.1983 tarihine kadar geçerli olduğunu düşünmekteyim.

Anayasa Mahkemesi, bu konuda değişik kararlar vermiş olmakla

beraber, kimi kararlarında, 1961 Anayasasının geçici 4. maddesine karşın, işin

esasına girerek, Anayasaya aykırı kuralın ihmal edilmesi gerektiği sonucuna

varmıştır. Özellikle, ispat haklarıyla ilgili 6.5.1982 günlü, E. 1981/8, K.

1982/3 sayılı kararında "Yasa Koyucunun, geçici 7. madde--sindeki buyruğu

yerine getirmemesi ve TürkCeza Kanunu'nun 481. maddesindeki Anayasaya aykırılığı

giderecek yasayı çıkarmaması ve iptal ile itiraz yollarının da geçici 4.

maddenin üçüncü fıkrasına göre tıkanmış olması karşısında, kısıtlı kalan

Anayasal ispat hakkının bu içeriği ile uygulanmasının sürüp gitmesi artık

düşünülemeyeceğinden, mahkemelerce, Anayasanın üstünlüğü ve bağlayıcı

niteliğini açıklayan 8 inci maddenin ikinci fıkrasına dayanarak, 481. maddenin

birinci fıkrasındaki ispat hakkını sınırlayıcı hükümlerin bir yana bırakılması

ve kurallar kademesinde en üst düzeyde bulunan Anayasanın 34. maddesindeki

hükmün doğrudan uygulanması gerekmektedir." denilerek bu görüş çok açık

biçimde ifade edilmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle işin esasına girilmesi gerektiği yolundaki karşıoy ile verilen karara karşıyım.

Başkanvekili

Güven

DİNÇER

KARŞIOY

YAZISI

Anayasa'nın en önemli ve belirgin ilkelerinden birini hiç kuşkusuz

"Anayasa'nın bağlayıcılığı ve üstünlüğü" ilkesi teşkil eder.

Anayasa'nın 11. maddesinde bu ilke, "Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve

yargı organlarım, idare makamlarım ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel

hukuk kurallarıdır. Kanunlar Anayasa'ya aykırı olamaz" biçiminde

vurgulanmıştır. Anayasa'nın tümüne egemen olan bu temel ilke ve buyruğa karşın

geçici 15. maddeyle Anayasa'ya konulan bu yasakla güdülen amacın, olağanüstü

dönemin olağanüstü koşulların zorunlu kıldığı yasaların değiştirilmelerinin

mümkün olmadığı ve bunların sürekli olarak Anayasa Mahkemesi'nin denetimi

dışındatutulmasının istendiği düşünülemez. Zira müdahale sonucu devletin

rejimini değiştiren veya ıslah eden güç sahipleri, kurulmasına vesile oldukları

yeni düzeni korumak için bu tür zorlaştırıcı hükümleri Anayasalara

koyabilirler. Ancak, bir yasakoyucunun, birkuşağın, ya da bir siyasİ topluluğun

düşünce ve yönetimi, gelecekteki kuşakları bağlayamayacağına göre, geçici 15.

maddeyi, Anayasa'ya aykırı hükümlerin sığınabileceği bir yer olarak yorumlamak

doğru değildir. Maddenin tümü incelendiğinde, yapılan düzenleme ile olağanüstü

dönemde çıkarılan yasalar için mutlak bir dokunulmazlığın sağlanması ve böylece

Anayasa'nın bağlayıcılığı ve üstünlüğü ilkesinin gözardı edilmesi değil, bu

madde içeriğindeki yasaların değiştirilmelerine ya da yürürlükten

kaldırılmalarınadeğin, Anayasa'ya uygunluk denetimi yoluyla bu hükümlerin

tartışma konusu yapılmalarını ve bu yoldan yararlanılarak Milli Güvenlik

dönemini alt üst edecek girişimlere fırsat verilmemesinin amaçlandığı görülür.

2918 sayılı ve 13.10.1983 kabul tarihli "Karayolları Trafik Kanunu"-nun 41. maddesinin (a) ve (d) bentleri 28.3.1985 kabul tarihli ve 3176 sayılı Yasa'yla değiştirilmiş olduğuna göre, madde olağan Yasama Organının iradesi doğrultusunda yeni bir anlam ve içerik kazanmış olmakta ve dolayısıyle "değiştirilmelerine veya yürürlükten kaldırılmalarına değin" Anayasa'ya uygunluk denetimi yoluyla tartışma konusu yapılamayacağı yasağının dışına çıkmış olmaktadır. Bu genel kural karşısında, maddenin somut norm denetimine tabi tutulan e/l bendine dokunulmamış olması, geçici 15. maddede öngörülen Anayasa Mahkemesi'nin denetimi dışında kalma niteliğini halen korumakta olduğu biçiminde yorumlanamaz.

Açıklanan nedenlerle, karan oluşturan çoğunluk görüşüne katılmadık.

Üye

Yılmaz

ALİEFENDİOĞLU

KARŞIOY

YAZISI

Anayasa'nın geçici 15. maddesinin son fıkrasında; 12 Eylül 1980

tarihinden ilk genel seçimler sonucu toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlık Divanı'nın oluştuğu 6.12.1983 tarihine kadar geçen zaman dilimi

içinde çıkarılan kanunlar, kanun hükmünde kararnameler ile 2324 sayılı Anayasa

Düzeni Hakkında Kanun uyarınca alınan karar ve tasarruflar hakkında Anayasa'ya

aykırılık iddiasında bulunulamayacağı belirtilmektedir. Şüphesiz böyle bir

hükmünkonulmasında güdülen amaç, olağanüstü şartlarda kamu yararı düşüncesinin

ön planda tutulmasıdır diyebiliriz. Hukuk devleti ilkesi karşısında böyle bir

düzenleme eleştirilebilse de Anayasa'nın 15. maddesinde belirtilen denetim

yasağı mutlak olmayıp kapsamiçindeki yasayı değiştirmek suretiyle Anayasal

denetimi işler hale getirmek her zaman mümkündür.

İşte dava konusu 2918 sayılı ve 13.10.1983 tarihli

"Karayolları Trafik Kanunu"nun 41. maddesinin (a) ve (d) bentleri

28.3.1985 tarih ve 3176 sayılı Yasa'yla değiştirilerek Anayasa'nın 15.

maddesinde yasalar için getirilen "Anayasal denetim yasağı"

kaldırılmıştır. Karayolları Trafik Kanunu'nun 41. maddesinin (a) ve (d)

bentleri değişmiş fakat mahkememize iptali için dava açılan (e) bendinin

birinci fıkrası değişmemiştir. Dava konusu fıkranın değişmemiş olması Anayasa'daki

geçici 15. madde de öngörülen denetim yasağının devam ettiği anlamına gelemez.

Zira Yasa-koyucu Karayolları Trafik Kanunu'nun 41. maddesini değiştirirken

iradesini sadece (a) ve (d) bentlerinin değiştirilmesi yönünde kullanmış itiraz

konusu (e) bendinin aynen muhafaza edilmesini arzu etmiştir. Dolayısıyla 41.

maddenin tamamı yasakoyucunun değişiklik konusundaki süzgecinden geçmiştir

diyebiliriz. Bu sebeple iptali için dava açılan kuralın Anayasaldenetimden

geçmesi gerekir.

Açıklanan sebeplerle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Üye

Servet

TÜZÜN

Üye

Mustafa

ŞAHİN

Üye

Haşim

KILIÇ

Anayasa Mahkemesi, E. 1991/31, K. 1991/27, 12 Eylül 1991 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I- Olay
  4. Iıı- Yasa Metinleri
  5. A. İptali İstenen Yasa Kuralı
  6. B. itirazda Dayanılan Anayasa Kuralları
  7. C. İlgili Anayasa Kuralı
  8. Iv- İlk İnceleme
  9. Karşıoy
  10. Yazısı
  11. I. 12 Eylül 1980 tarihinden ilk genel seçimler sonucu toplanacak
  12. II. Anayasa'nın geçici 15 inci maddesinin Anayasa'nın yürürlüğü
  13. III. Geçici 15 inci madde ile ilgili olarak yapılacak engelleyici
  14. Özden
  15. Aliefendioğlu
  16. Karşıoy
  17. Yazısı
  18. Dinçer
  19. Karşıoy
  20. Yazısı
  21. Aliefendioğlu
  22. Karşıoy
  23. Yazısı
  24. Tüzün
  25. Şahin
  26. Kılıç
  27. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1991/31
Karar No
1991/27
Tarih
12 Eylül 1991

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1991/32 K.1991/28
  • AYM Norm Denetimi E.1991/2 K.1991/30
  • AYM Norm Denetimi E.1991/35 K.1991/31
  • AYM Norm Denetimi E.1990/38 K.1991/32
  • AYM Norm Denetimi E.1990/23 K.1991/29
  • AYM Norm Denetimi E.1990/29 K.1991/37

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.