İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1993/21 K.1993/30

12. maddesinin son fıkrasının Anayasa'nın 2., 10. ve 36. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

Esas1993/21Karar1993/30Tarih21 Eylül 1993Okuma12 dk · 2.417 kelime

KÜNYE

Anayasa

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
21 Eylül 1993
Esas Sayısı
1993/21
Karar Sayısı
1993/30
Karar Günü
21.9.1993
R.G. Tarih-Sayı
16.08.1995-22376
İtiraz yoluna başvuran
Alaşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
İtirazın konusu
21.6.1987 günlü, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.417 kelime·12 dk okuma·10 bölüm

12. maddesinin son fıkrasının Anayasa'nın 2., 10. ve 36. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

I- OLAY

3.9.1951'de tapu maliki olan davacılar, üçüncü kişiye karşı

Alaşehir Sulh Hukuk Mahkemesi'nde elkoymanın önlenmesi (müdahalenin men'i)

davası açmışlardır. Mal Müdürlüğü, bu davaya 24.12.1952 günlü dilekçeyle

katılmak istemiştir. Davanın reddine ilişkin karar, Yargıtay'da usul yönünden

bozulmuştur. Yerel mahkeme davayı yeniden ele almış, ancak yörede kadastro işi

başladığından 17.9.1954'de dosyanın Kadastro Hakimliğine gönderilmesine karar

vermiştir. Kadastro Mahkemesi'nde dava sürerken taşınmaz, 4.7.1954 günlü

tutanakla, tapu kaydına dayanılarak, tapuda adları yazılı davacılarla Maliye

Hazinesi adına payları oranında tesbit edilerek 24.2.1955'de tapuya tescil

edilmiştir. Paylarınzamanla malik değiştirdiği dosyaya gelen tapu kayıtlarından

anlaşılmaktadır. Tapulama Mahkemesi'ndeki yargılama sonunda verilen dava konusu

taşınmazın 12880 metrekarelik kısmının paydaşlar adına, tapu fazlası olan 22520

metrekarelik yerin Maliye Hazinesiadına tapuya tesciline ilişkin 12.4.1984

günlü karar, 24.2.1985'de Yargıtay'ca onanarak kesinleşmiştir. Maliye

Hazinesi'nce Karar gereğince, yerin, adına tescili için başvurulduğunda daha

önceden tesbit gibi tescil edildiğinin anlaşılması üzerine, tesbit

kesinleşmeden yapılan tescil işleminin hukuksal değer taşımadığını, bu sicile

dayanılarak yapılan satışların geçersiz olup alıcıların Medeni Yasa'nın 931.

maddesinden yararlanamayacaklarını ileri sürerek adlarına tapu kaydı oluşturulanların

mirasçıları ve onlardan pay satın alan kişilere karşı tapu iptali davası

açılmıştır. Davaya yanıt veren kimi davalılar, tapuya tescilden başlayarak 20

yıl geçtiğini, malik sıfatıyla zilyet olduklarını, 3402 sayılı Yasa'nın 12.

maddesinin son fıkrasına göre davanın reddiniistemişlerdir.

Davacı vekili 19.6.1992 gününde Anayasa'ya aykırılık savını içeren dilekçe vermiştir. Davalıların görüşünü alan Mahkeme bu savı ciddî bularak 3402 sayılı Tapulama Yasası'nın 12. maddesinin son fıkrasının iptali istemiyle 21.12.1992 günü, Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmasına karar vermiştir.

III- YASA METİNLERİ

A. İptali İstenen Yasa Kuralı

3402 sayılı Kadastro Yasası'nın iptali istenen 12. maddesinin son fıkrası şöyledir :

"Kesinleşmemiş tutanaklar herhangi bir nedenle tapuya tescil edilmişse, iddia ve taşınmazın niteliğine bakılmaksızın, taşınmazı tescil tarihinden itibaren 20 yıl müddetle malik sıfatıyla zilyedliğinde bulunduranlar ile bunların akdî ve kanunî halefleri açılmış ve açılacak olan davalarda Medenî Kanunun tapuya itimat prensibinden yararlanırlar."

B. İtiraz başvurusunda dayanılan Anayasa kuralları şunlardır

1."MADDE 2.- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk Milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir."

2. "MADDE 10.- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.

Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."

3. "MADDE 36.- Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahiptir.

Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz."

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Yekta Güngör ÖZDEN, Güven DİNÇER, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU, Servet TÜZÜN, Mustafa ŞAHİN, İhsan PEKEL, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER, Haşim KILIÇ, Yalçın ACARGÜN ve Mustafa BUMİN'in katılmalarıyla 20.4.1993 günü yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

İşin esasına ilişkin rapor, başvuru kararı ve ekleri, Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülen Yasa kuralı ile itiraza dayanak yapılan Anayasa kuralları, bunlarla ilgili gerekçeler ve öbür yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü :

A. Sınırlama Sorunu

Kadastro Yasası'nın 12. maddesine, TBMM görüşmeleri sırasında

verilen önergenin kabulü üzerine eklenen dava konusu son fıkraya göre, özel

mal, kamu malı ayırımı yapılmaksızın kadastro tutanağının kesinleşmesine karşın

yanlışlıkla kesinleşmiş gibi tapuya yazılan tüm taşınmazlar, belli süreningeçmesi

ile tapuda malik olarak yazılan kişinin ya da mirasçıların mülkü olmaktadır.

Davacı Hazine, kesinleşen Tapulama Mahkemesi kararı uyarınca 35400 metrekarelik

taşınmazın tapu kaydı miktarı olan 12888 metrekarelik kısmının paydaşlar adına,

22520 metrekarelik bölümünün ise miktar fazlası olarak ayrılıp Hazine adına

tescilini istemiştir. Yapılan keşiflerde, tapuda ekili bahçe olarak kayıtlı

dava konusu yerin tümünün bağ ve tarla olduğu ve özel mülkiyete konusu niteliği

taşıdığı saptanmıştır. Bu yerin kamu malı olduğu savında bulunulmamıştır. Ancak

tapu dışında kaldığından "tapusuz" niteliği ağır basmaktadır.

Dava konusu taşınmazın bu niteliği gözönünde bulundurulduğunda itiraz konusu kuralın özel mülkiyete konu olabilecek tapusuz taşınmazlarla sınırlı olarak incelenmesi gerekir.

B. İtiraz Konusu Kuralın Anlam ve Kapsamı

Kadastro Yasası'nın gerekçesinde, bir tür tasfiye düşünüldüğünden, ülkenin kadastrol topografik haritasına dayalı olarak taşınmaz malların sınırlarının arazi ve harita üzerinde belirtilerek hukuksal durumlarını saptamak, Medenî Yasa'nın öngördüğü biçimde tapu sicilini oluşturmak amacı açıklanmaktadır.

Yasa'nın 1.-12. maddelerine göre kadastro ekibi, kadastro çalışma

alanını ilân eder, çalışma alanında işe başlamadan önce yerel hukuk

mahkemelerinde bu alandaki taşınmaz mallar hakkında görülmekte olan kadastro

ile ilgili davalarla hükme bağlanmış olup da kesinleşmeyen davaların listesini

alır ve bunu kadastro teknisyenliğine verir. Kadastro teknisyenleri hazır

bulundukları takdirde mal sahipleri ve ilgililerin huzurunda, varsa harita,

tapu ve vergi kayıtları ile diğer belgeleri en az üç bilirkişi ve muhtarın

bilgilerinden yararlanarak inceler ve o yere uygular. Elde ettikleri bilgi ve

buna ilişkin kanılarını her taşınmaz mal için düzenleyecekleri kadastro

tutanağına yazarak sonucuna göre taşınmaz malı sınırlandırır ve hak sahiplerini

belirler.

Kadastro tutanağı düzenlendikten sonra, kadastro ekibinin çalışma

alanında işlerini bitirmesine kadar tesbitlere itiraz edebilir. Komisyon,

kendisine iletilen işlerle itirazlı tutanakları aldığı günden başlayarak en geç

bir ay ya da gerekçe gösterilmek suretiyle kadastro ekibinin çalışma alanındaki

çalışmalar sona erinceye kadar inceler. Bu incelemeler sonucunda eski tutanağın

yerine geçmek üzere hak sahibini belirleyici yeni bir tutanak düzenlenir.

Kadastro müdürü, kadastro tutanaklarına göre yapılan tesbitlere dayanak olan

askı cetvellerini düzenler, bu cetvelleri ve pafta örneklerini, müdüriyette ve

ayrıca muhtarın çalışma yerinde 30 gün süre ile ilân ettirir. Bu süre geçtikten

sonra dava açılmayan kadastro tutanaklarına ilişkin sınırlamalar ve tesbitler

kesinleşir. Tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tesbitlere karşı

tutanakların kesinleştiği tarihten başlayarak on yıl geçtikten sonra

kadastrodan önceki hukuksal nedenlere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz.

Kesinleşmemiş tutanaklar herhangi bir nedenle tapuya tescil edilmişse, sava ve taşınmazın niteliğine bakılmaksızın, taşınmazı tescil tarihinden 20 yıl süreyle malik sıfatı ile zilyedliğinde bulunduranlar ile bunların akdî ve kanunî halefleri, açılmış ve açılacak davalarda Medenî Yasa'nın tapuya güven ilkesinden yararlanırlar.

Dava konusu olayda, kadastro tutanaklarının tapuya tescil edildiği, Tapulama Mahkemesi'nin dosyasındaki tapu sicil muhafızlığı yazısı ve eklerinden anlaşılmaktadır. Yerel mahkemede taşınmaza ilişkin dava devam ederken gerekli bilgi alınmadan, tapuya tescil yapılmıştır. Taşınmazın davası sürdüğüne göre tapulama tutanakları kesinleşmediğinden itiraz konusu kuralın sınırlandığı biçimiyle davada uygulanacak kural olduğu açıktır.

Kadastro Yasası'nın gerekçesinde 12. maddeyle kadastro

tutanaklarının kesinleştirilmesi, tapu kütüklerine tescil işlemlerinin kısa

zamanda yapılması ve kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten başlayarak

10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuksal nedenlere dayanılarak dava

açılmaması esası getirildiği belirtilmiştir. Böylece, daha önce 766 sayılı

Yasa'nın 31. maddesinde yer alan 10 yıllık hak düşürücü sürenin tescil

tarihinden değil, tescil tarihinin kimi nedenlerle gecikmesinden kaynaklanan

sakıncaları önlemek için tutanakların kesinleşme tarihinden başlayacağı

önerilmişken, TBMM görüşmeleri sırasında 12. maddeye itiraz konusu son fıkra

eklenmiştir. TBMM'nin 21.6.1987 günlü oturumunda bu fıkraya ilişkin gerekçe

"Medenî Kanunun 639. maddesine paralel bir düzenleme getirilmiş olup,

taşınmazın niteliğine bakılmaksızın tapu sicillerine itimat prensibinin

kuvvetlendirilmesi öngörülmüştür." olarak açıklanmıştır.

Medenî Yasa'nın 633. ve sonraki maddeleri taşınmaz edilmeye ilişkin hususlar düzenlemektedir. Medenî Yasa'nın 638. maddesine göre adî zamanaşımında, haklı bir sebep olmadığı halde tapuda malik gibi görünen kimse eğer hüsnüniyetli ise ve taşınmazı 10 yıl çekişmesiz ve kesintisizelinde bulundurmuşsa o kimsenin taşınmaz üzerindeki hakkına itiraz olunamaz.

Kazandırıcı zamanaşımı ile mülk edinme, aslında Medenî Yasa'nın

639. maddesinde öngörülmüştür. Anılan maddenin birinci fıkrasına göre

olağanüstü zamanaşımında tapusuz ve özel mülkiyete konu olabilen bir taşınmazı,

çekişmesiz ve kesintisiz 20 yıl süre ile malik sıfatıyla elinde bulunduran

kimse, kendi adına tescil isteyebilir. İkinci fıkrasında tapuda maliki belli

değilse ya da 20 yıl önce ölmüşse taşınmazı birinci fıkradaki koşullarla elinde

bulunduran kimsenin kendi mülkü olarak tescilini isteyebileceği belirtilmektedir.

Taşınmazı malik olduğu veya ileride malik olacağı inancı ile elinde

bulundurmak, malik niteliği ile zilyetliktir. Çekişmesiz zilyetlik, gerçek

malikin istihkak davası açmadığı ya da açmışsa bile çekişmenin sonuç vermediği

zilyedliktir. Kazandırıcı zamanaşımı süresince zilyedliğin yitirilmemiş olması

gerekir.

Medenî Yasa'nın 931. maddesi ise daha değişik bir düzenleme getirmektedir. Maddeye göre yolsuz tescil edilmiş olsa bile bu kayda dayanarak iyi niyetle aynî hak edinenin bu edinmesi geçerli olur. Haklı neden olmaksızın yapılan tescilin aynî hak doğurmayacağı ilkesine ayrıklık oluşturmaktadır. İyi niyetli üçüncü kişilerin durumu ve güven duyması bu madde ile korunmuştur. Sözü edilen iyi niyet, Medenî Yasa'nın 3. maddesindeki iyiniyettir. Tersini ileri süren kişinin, kötü niyetle davrandığının kanıtlanması gerekir.

Taşınmazlar üzerindeki aynî hakların tapu sicili yoluyla açıklık kazanması, güveni ve sürekliliği sağlar. Yolsuz tescilin yanı olanlar ve onların mirasçıları bu madde ile korunmamışlardır. Anılan madde, özel mülkiyet hakkında uygulanır. Kamu mülkü durumuna girmiş olan bir taşınmazın özel hukuk alanında uygulanabilecek yasa kurallarına dayanılarak mülk edinilemez. Hak kazandırıcı süre

içinde, elde bulundurulmak veya her nasılsa açık bırakılan tapu sicilindeki kayda iyi niyetle dayanılmak suretiyle mülk edinilemez.

Kadastro Yasası'nın 12ci maddesinin son fıkrasıyla kadastro düzenlemelerinde şimdiye kadar rastlanmayan bir hüküm getirilmiştir. Bu hüküm, Medeni Yasa'nın 639. maddesine koşut olup aynı amaca yöneliktir. Tapulu taşınmazları da kapsaması sonucunda 639. ve 931. maddelerdeki kimi öğeler de alınmıştır. Kadastro işleminin tasfiye niteliğine uygun içeriktedir. Her nasılsa kadastro tutanakları kesinleşmeden tapuya tescil durumunda, belli bir süre kullanılması elde bulundurulması sonucu, o andaki tapu maliklerinin edinmesinin geçerli sayılmasına olanak vermektedir. Bu durum, yeni bir mülkiyet kazanma biçimidir.

Anayasa Mahkemesi'nin 8.2.1973 günlü, Esas 52, Karar 5 sayılı kararında, kadastroya dayanılarak düzenlenen plânların ve tapu sicilleriyle belirlenmiş olan hukuksal durumun kararlılık içinde süregelmesi bunların düzenlenmesinden önce hukuksal ve eylemli duruma dayanılarak kullanılacak dava haklarını, hakkın özüne dokunulmayacak, ancak kararlılığı da bozmayacak bir ölçüyle sınırlandırarak, gerçekleşebileceği belirtilirken başka kadastro yasalarının da itiraz kısıtlamasının olmadığı durumlarda 766 sayılı Yasa'nın 31. maddesiyle getirilen kısıtlama Anayasa'ya aykırı bulunmamıştır.

İtiraz konusu kural, mülkiyet hakkıyla doğrudan ilgili bulunmamaktadır. Kazandırıcı zaman aşımı ile mülk edinmede değişik yasalarla yapılan değerlendirmelerde, ötedenberi değer verilen ve mülkiyet hakkının edinilmesinde zilyetlik kurumu temel bir sistem olarak kabul edilmiştir. Zamanaşımı ile kazanılan hak, tescil isteminde bulunma hakkıdır. Tapulama tesbiti kesinleşmeden tapuya tescilde ise, taşınmazı yirmi yıl süreyle malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduranlar kendilerine karşı açılacak davalarda Medeni Yasa'nın tapuya güven ilkesinden yararlanırlar.

Kamu düzeni ve kamu yararı amacıyla yürürlüğe konulan Kadastro Yasası ile kesinleşen tutanaklara 10, kesinleşmeyen tutanakların tapuya tescili durumunda da 20 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuksal nedenlerine dayanılarak itiraz edilemeyeceği öngörülmüştür.

C- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu

1. Anayasa'nın 10. Maddesi Yönünden İnceleme

Anayasa Mahkemesi'nin kararlarında "yasa önünde

eşitlik", herkesin her yönden aynı kurallara bağlı olacağı anlamına

gelmez. Anayasa'nın öngördüğü eşitlik, aynı hukuksal durum içinde bulunanların

aynı kurallara, ayrı durumdakilerin ayrı kurallara bağlı olmasıdır. Kimi

kişilerin haklı bir nedenle değişikkurallara bağlı tutulmaları eşitlik ilkesine

aykırılık oluşturmaz. Durum ve konumlardaki özellikler yönünden değişik

kuralların uygulanmasını gerekli kılabilir. Ayrı durumda olanlar için ayrı

düzenleme, aynı durumdakiler için aynı düzenleme eşitlik ilkesinin gereğidir.

Anayasa'nın amaçladığı eşitlik, eylemli değil, hukuksal eşitliktir. Ayrı

hukuksal durumlardakilerin ayrı kurallara bağlı tutulması, Anayasa'nın

öngördüğü eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmaz. Başka bir anlatımla kişisel

nitelikleri ve durumları özdeş olanlar arasında, yasalara konulan kurallarla

değişik uygulamalar yapılamaz. Ayrı durumlarda bulunmaktan doğan zorunluluklar

ya da haklı bir nedenle getirilen farklı uygulamalar Anayasa'nın öngördüğü

eşitlik ilkesine aykırı düşmez.

Yerel mahkeme, Anayasa Mahkemesi'ne yaptığı başvuruda, davada uygulayacağı Kadastro Yasası'nın 12. maddesinin son fıkrasında, kötü niyetli olup olmadığına bakılmaksızın herhangi bir nedenle tapuya tescil edilmiş kesinleşmemiş tutanaklara dayanılarak kişilerin hak sahibi kılınmasının hukuka uygunluk ve yasa önünde eşitlik ilkelerine ters düştüğü, Medeni Yasa'nın 638. ve 931. maddelerine göre yolsuz tescil nedeni ile malik görünen iyi niyetli kimsenin hak sahibi olabilmesine karşın itiraz konusu fıkranın kötü niyetli kişilere de hak tanıdığı ve onları koruduğu ileri sürülmüştür.

Medenî Yasa'nın 931. maddesine göre, taşınmaz kazanımı için iyi

niyet koşuldur. Medenî Yasa'nın 638. maddesine göre haklı bir nedene dayanmadan

tapuda malik gibi görünen kişinin iyi niyetli olması ve taşınmazı çekişmesiz ve

kesintisiz on yıl elinde bulundurması durumunda mülkiyet hakkını kazanır.

Kadastro Yasası'nın 12. maddesinin son fıkrasında ise herhangi bir nedenle

tapuya tescil edilmiş fakat kesinleşmemiş tutanaklarla kişinin iyi ya da kötü

niyetine bakılmaksızın taşınmazı 20 yıl süreyle malik sıfatıyla zilyedliğinde bulundurması

durumunda Medenî Yasa'nın tapuya güven ilkesinden yararlanılır. Kadastro

Yasası, kamu düzeni amacıyla yürürlüğe konulmuş olup tasfiye amacını taşımakta

ve tapu kütüklerine tescil işlemlerinin kısa zamanda sonuçlanmasını

sağlamaktadır. Kamu yararını gözeten, tapuya güven ilkesine dayanan, Kadastro

Yasası'nda, Medenî Yasa'dan farklı bir taşınmaz kazanılması öngörülmekte ve her

iki yasa, ayrı koşullarda ayrı düzenlemeleriçermektedir. Açıklanan nedenler ve

sınırlanan yönüyle itiraz konusu fıkra, ayrı durumlar için ayrı düzenleme

içerdiğinden ve tapu dışı kalan bölümün Yasa uyarınca işlendiği tapu kütüğüne

güven ilkesi gibi haklı bir nedene dayandığından Anayasa'nın 10. maddesine

aykırı görülmemiştir.

2. Anayasa'nın 36. Maddesi Yönünden İnceleme

Anayasa'nın "Hak Arama" başlıklı 36. maddesinde herkesin geçerli amaç ve yollardan faydalanarak yargı yerlerinde davacı ya da davalı olarak sav ve savunma hakkına sahip bulunduğu belirtilmiştir. Hiç kuşkusuz kişinin hukuksal yönden geçerli araç ve yollardan hak arama özgürlüğüne sahip olması hukuk devleti ilkesinin temel kurallarından biridir. Dava yolu, hak arama özgürlüğünün en belirgin biçimidir. Temel haklar ve ödevler kapsamındakibu özgürlük ancak Anayasa'nın öngördüğü genel ve özel nedenlerle sınırlanabilir. Mahkemece, itiraz konusu kuralın, taşınmazın malikinin hak arama özgürlüğünü zedelediği ileri sürülmüştür.

İptali istenen kural, kesinleşmemiş tutanaklar herhangi bir nedenle tapuya tescil edilmiş ise isteme ve taşınmazın niteliğine bakılmaksızın taşınmazı tescil tarihinden başlayarak 20 yıl süreyle malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduranlara kendilerine karşı açılacak davalarda ileri sürebilecekleri "tapuya güven" esasına dayalı bir hak sağlamıştır.

Söz konusu kuralla, malik olduğu savıyla dava açma ve hak arama özgürlüğüne 20 yıl süre için herhangi bir sınırlama getirilmemiştir. Sınırlama, 20 yılı aşan süre için kamu düzeni ve kamu yararı ilkelerine dayanmakta ve bu yönüyle de Anayasa'nın 36. maddesine aykırı düşmemektedir.

3. Anayasa'nın 2. Maddesi Yönünden İnceleme

Mahkeme, Kadastro Yasası'nın 12. maddesinin son fıkrası ile kötü niyetli kişilerin korunduğunu, bunun hukuk devleti ilkesine ters düştüğünü ileri sürmektedir.

Anayasa Mahkemesi'nin birçok kararında belirtildiği gibi, hukuk devleti, bütün işlem ve eylemlerinin hukuk kurallarına uygunluğunu başlıca geçerlik koşulu bilen, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurmayı amaçlayan ve bunu geliştirerek sürdüren, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, insan hak ve özgürlüklerini koruyup güçlendiren, Anayasa ve hukuk kurallarına bağlılığa özen gösteren, tüm işlem ve eylemlerini bağımsız yargının denetimine açık bulunan veyasaların üstünde Anayasa ile yasakoyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlettir.

Tapusuz taşınmazın tapu siciline tescilinde kararlılık sağlanması amacıyla tescil tarihinden itibaren yirmi yıl malik sıfatıyla taşınmazı zilyedliğinde bulunduranlar ile bunların akdi ve kanunî haleflerinin açılmış ve açılacak davalarda Medenî Kanun'un tapuya itimat prensibinden yararlandırılmalarında hukuk devleti ilkesinin yer aldığı Anayasa'nın 2. maddesine aykırılık bulunmamaktadır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI- SONUÇ

21.6.1987 günlü, 3402 sayılı Kadastro Yasası'nın;

A. 12. maddesinin son fıkrasının özel mülkiyete konu olan tapusuz taşınmazlarla sınırlı olarak incelenmesine,

B. Sınırlama kararı uyarınca incelenen fıkranın Anayasa'ya aykırı

olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE,

21.9.1993 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

Yekta Güngör

ÖZDEN

Başkanvekili Güven DİNÇER Üye Mustafa GÖNÜL Üye Oğuz AKDOĞANLI Üye İhsan PEKEL Üye Selçuk TÜZÜN Üye Ahmet N. SEZER Üye Samia AKBULUT Üye Haşim KILIÇ Üye Mustafa BUMİN Üye Sacit ADALI

Anayasa Mahkemesi, E. 1993/21, K. 1993/30, 21 Eylül 1993 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I- Olay
  4. Iıı- Yasa Metinleri
  5. A. İptali İstenen Yasa Kuralı
  6. B. İtiraz başvurusunda dayanılan Anayasa kuralları şunlardır
  7. Iv- İlk İnceleme
  8. V- Esasın İncelenmesi
  9. A. Sınırlama Sorunu
  10. B. İtiraz Konusu Kuralın Anlam ve Kapsamı
  11. B. Sınırlama kararı uyarınca incelenen fıkranın Anayasa'ya aykırı
  12. Özden
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1993/21
Karar No
1993/30
Tarih
21 Eylül 1993

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1993/31 K.1993/29
  • AYM Norm Denetimi E.1993/8 K.1993/31
  • AYM Norm Denetimi E.1993/40 K.1993/38
  • AYM Norm Denetimi E.1993/35 K.1993/34
  • AYM Norm Denetimi E.1993/34 K.1993/33
  • AYM Norm Denetimi E.1993/41 K.1993/39

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.