İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1995/52 K.1995/62

Kanunu'nun 1.6.1994 günlü, 3995 sayılı Yasa'nın 1. maddesiyle değişik Ek 24. maddesinin (l) bendinde yer alan "...kanunla... kurulan diğer kuruluşlar..." sözcüklerinin Anayasa'nın 10., 49. ve 60. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

Esas1995/52Karar1995/62Tarih7 Aralık 1995Okuma15 dk · 2.963 kelime

KÜNYE

Anayasa

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
7 Aralık 1995
Esas Sayısı
1995/52
Karar Sayısı
1995/62
Karar Günü
7.12.1995
R.G. Tarih-Sayı
10.02.1996-22550
İtiraz yoluna başvuran
Ankara 8. İş Mahkemesi
İtirazın konusu
17.7.1964 günlü, 506 sayılı Sosyal Sigortalar
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.963 kelime·15 dk okuma·14 bölüm

Kanunu'nun 1.6.1994 günlü, 3995 sayılı Yasa'nın 1. maddesiyle değişik Ek 24. maddesinin (l) bendinde yer alan "...kanunla... kurulan diğer kuruluşlar..." sözcüklerinin Anayasa'nın 10., 49. ve 60. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

I- OLAY

Nazilli Ziraat Odasının dava dilekçesinde, ziraat odasından emekli olan bir işçi için Sosyal Sigortalar Kurumu'nca istenilen 11.080.000.-TL sosyal yardım zammının dayanağı olan 506 sayılı Yasa'nın Ek 24. maddesi (l) bendinin Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülmüştür. Mahkeme Anayasa'ya aykırılık savını ciddî bularak 506 sayılı Yasa'nın Ek 24. maddesinin (l) bendinde yer alan "... kanunla... kurulan diğer kuruluşlar..." sözcüklerinin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurmuştur.

III- YASA METİNLERİ

A- İptali İstenilen Yasa Kuralı

İptali istenilen sözcüklerin de yer aldığı 506 sayılı Yasa'nın 1.6.1994 günlü, 3995 sayılı Yasa ile değişik Ek 24. maddesinin (l) bendi aynen şöyledir:

"L) Genel ve katma bütçeli idareler, mahalli idareler, döner sermayeli kuruluşlar gibi kamu kuruluşları ile kanunla ve kanunların verdiği yetkiye istinaden kurulan diğer kuruluşlar ve 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamına giren teşekkül ve kuruluşlarla bunların müessese, bağlı ortaklık ve iştiraklerinden aylık bağlanmasına hak kazandıktan sonra ayrılanlardan; 506 sayılı Kanun hükümlerine göre malullük, yaşlılık ve ölüm aylığı bağlananların ilk sosyal yardım zammı ödemeleri, söz konusu kuruluşlar adına Kurumca yapılır.

Yukarıda belirtilen kuruluşlar adına, Kurumca yapılan ilk sosyal yardım zammı ödemeleri ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar ilgili kuruluşlarca kuruma ödenmemiş sosyal yardım zammı tutarları bu kuruluşlara yapılacak yazılı bildirim tarihinden itibaren en geç bir ay içinde defaten kuruma ödenir.

Kurumun yazılı bildiriminde isimleri belirtilenlere sonraki aylarda ödenmesi gereken sosyal yardım zammı tutarları, yeni bir bildirim beklenmeksizin ilgili kuruluşlarca, her ay emekli aylığı ödeme tarihlerinden önce Kurumun ilgili hesabına yatırılır.

Kurumlar vergisi mükellefi olan kurum ve kuruluşlarca bu madde gereğince yapılan ödemeler, Kurumlar Vergisi uygulamasında gider yazılabilir."

B- Dayanılan Anayasa Kuralları

İtiraz gerekçesinde dayanılan Anayasa kuralları şunlardır :

1- "MADDE 10.- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.

Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."

2- "MADDE 49.- Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir.

Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları korumak, çalışmayı desteklemek ve işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak için gerekli tedbirleri alır.

Devlet, işçi - işveren ilişkilerinde çalışma barışının sağlanmasını kolaylaştırıcı ve koruyucu tedbirler alır."

3- "MADDE 60.- Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir.

Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar."

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince Yekta Güngör ÖZDEN, Güven DİNÇER, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU, İhsan PEKEL, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER, Haşim KILIÇ, Mustafa BUMİN, Sacit ADALI, Ali HÜNER ve Lütfi F. TUNCEL'in katılmalarıyla 5.10.1995 günü yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

İşin esasına ilişkin rapor, başvuru kararı ve ekleri, iptali istenen yasa kuralı ile itiraza dayanak yapılan Anayasa kuralları, bunların gerekçeleri ve öteki yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü :

A- Sınırlama Sorunu

İtiraz yoluna başvuran mahkeme, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 3995 sayılı Yasa'nın 1. maddesiyle değişik Ek 24. maddesinin (l) bendinde yer alan "...kanunla... kurulan diğer kuruluşlar..." sözcüklerinin Anayasa'ya aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Ancak, Sosyal Sigortalar Kurumu'nun dava konusu yaptığı sosyal yardım zammı alacağı, Nazilli Ziraat Odasından emekli olan bir işçi ile ilgili bulunduğundan, Mahkemenin bakmakta olduğu davanın davacısı gözetilerek Ek 24. maddenin (l) bendinde yer alan "...kanunla... kurulan diğer kuruluşlar..." sözcüklerine yönelik iptal istemine ilişkin esas incelemenin "ziraat odaları" yönünden yapılmasına karar verilmiştir.

B- İtiraz Konusu Kuralın Anlam ve Kapsamı

Herhangi bir hukuk kuralının tek başına değil, içinde bulunduğu metnin tümü gözönünde tutularak incelenmesi ve yorumlanması hukuk bilimince benimsenmiş ilkelerdendir. Bu nedenle, iptali istenilen "...kanunla...kurulan diğer kuruluşlar..." sözcüklerinin incelenmesine geçilmeden önce bu sözcüklerin içinde yer aldığı (l) bendinin ve EK 24. maddenin genel bir açıklaması yapılacaktır.

6.3.1981 günlü, 2422 sayılı Yasa'nın 17. maddesi ile yürürlüğe konulan Ek-24 maddede, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'na göre iş kazaları ile meslek hastalıkları, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından gelir veya aylık alanlar ile 991 sayılı Yasa uyarınca Sosyal Sigortalar Kurumu'na devredilen sandıklar mevzuatına göre aylık alanlara her ay sosyal yardım zammı ödenmesi öngörülmüştür.

Yaşlılık aylığı, sigorta iştirakçilerinin gereksinimlerini karşılamak ve yaşamlarını olabildiğince sorunsuz geçirmeleri amacıyla ödenmektedir. İştirakçilerin emeklilik yaşamlarındaki parasal sıkıntıları ve yaşlılık aylığının yetersizliği nedeniyle bu zorlukların giderilmesi için ayrıca sosyal yardım zammı verilmektedir.

Sosyal hukuk devleti, sosyal güvenlik sorunlarını çözmeyi

yüklenmiş, ülkenin kalkınmasıyla birlikte ulusal gelirin sosyal katmanlar

arasında adaletli biçimde sağlanmasını amaç edinmiş devlettir. Güçsüzleri

güçlülere ezdirmemek ilkesi, herkesi, bu arada çalışanları, emeklilerle

yaşlıları durumlarına uygun düzenlemelerle sağlıklı, mutlu ve güven içinde

yaşatmayı gerektirir. Sosyal politikaların amaçlarına ulaşmasında gelir ve

hizmetlerin adaletli dağılımı ilk sırayı alır. Bu nedenle "sosyal yardım

zammı" adıyla getirilen katkı, devletin işçi emeklisine yaklaşımının bir

göstergesi niteliğindedir. Sosyal yardım programlarının bir gereği olarak

hukuksal yapısı oluşturulan "sosyal yardım zammı" değişik adlar

altında (aileye ve çocuklara yönelik olarak) kimi ülkelerde uygulanmaktadır.

Ülkemizde daha önce malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından aylık alanlar

ile işkazası ve meslek hastalıkları sigortalarından gelir bağlananlara

"avans" adıyla yapılan ödeme, daha sonra "sosyal yardım

zammı"na dönüştürülmüştür.

İtiraz konusu sözcüklerin de yer aldığı (l) bendi, EK 24. maddeye

20.6.1987 günlü, 3395 sayılı Yasa'nın 15. maddesiyle eklenmiş ve 1.6.1994 günlü

3995 sayılı Yasa'nın 1. maddesiyle de değiştirilmiştir. Yapılan değişiklikle,

genel ve katma bütçeli idareler, mahallî idareler, döner sermayeli kuruluşlar

gibi kamu kuruluşları ile yasayla ve yasaların verdiği yetkiye dayanılarak

kurulan diğer kuruluşlar ve 233 sayılı KH.K. kapsamına giren teşekkül ve

kuruluşlarla bunların müessese, bağlı ortaklık ve iştiraklerinden aylık

bağlanmasına hak kazandıktan sonra ayrılanlardan; 506 sayılı Yasa'ya göre malûllük,

yaşlılık ve ölüm aylığı bağlananların ilk sosyal yardım zammı ödemeleri, söz

konusu kuruluşlar adına Sosyal Sigortalar Kurumu'nca yapılacak, ancak Kurum'ca

yapılan bu ödemelerle önceden ilgili kuruluşlarca Kurum'a ödenmemiş bulunan

sosyal yardım zammı tutarları, bu kuruluşlara yapılacak yazılı bildirim

gününden başlayarak en geç bir ay içinde, toptan Kurum'a ödenmesi; daha sonraki

aylarda ödenmesi gereken sosyal yardım zammı tutarlarının da, yeni bir bildirim

beklenmeksizin ilgili kuruluşlarca, her ay emekli aylığı ödeme tarihlerinden

önce Kurum'un ilgili hesabına yatırılması öngörülmüştür.

Sosyal yardım zammı konusunda Ek 24. maddenin (l) bendi ile getirilen ve daha sonra değiştirilen kurallarıyla öngörülen amaç, Kurumu'nun karşılaştığı finansman darboğazının aşılması, gelirlerinin artırılması ve böylece sosyal güvenliğin çalışanlar yönünden daha iyi bir düzeye getirilmesidir. Nitekim Yasa'nın genel gerekçesinde de, Sosyal Sigortalar Kurumu'nun daha güçlü bir sosyal güvenlik kuruluşu olmasının hedeflendiği belirtilmiştir.

C- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu

1- Anayasa'nın 10. Maddesi Yönünden İnceleme

İtiraz yoluna başvuran Mahkeme'nin karar gerekçesinde; Ziraat Odalarının 6964 sayılı Yasa ile kurulmuş, meslek hizmetleri gören, tüzelkişiliğe sahip kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları oldukları, Ek 24. maddenin (l) bendinde yer alan "... kanunla ... kurulan diğer kuruluşlar..." kapsamına girdiği, ancak özel tüzel kişilere ve diğer meslek odalarına sosyal yardım zammı yükümlülüğü getirilmediği halde tarımın gelişmesi için kurulmuş, devletten önemli bir yardım almayan, kamu kurumu niteliğindeki bir meslek kuruluşunun sosyal yardım zammından sorumlu tutulmasının Anayasa'nın 10. maddesinde yer alan eşitlik ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

Anayasa'nın 10. maddesindeki "yasa önünde eşitlik

ilkesi" hukuksal durumları benzer olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile,

yasa önünde eşitlik, yani hukuksal eşitlik öngörülmektedir. Eşitlik ilkesinin

amacı, aynı durumda bulunan kişilerin yasalarca aynı işleme bağlı tutulmalarını

sağlamak ve kişilere yasa karşısında ayrım yapılmasını ve ayrıcalık

tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve

topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin çiğnenmesi

yasaklanmıştır. Durum ve konumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da

topluluklar için değişik kuralları gerekli kılabilir. Özelliklere, ayrılıklara

dayandığı için haklı olan nedenler, ayrı düzenlemeyi aykırı değil, geçerli

kılar. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar ayrı kurallara bağlı

tutulursa Anayasa'nın öngördüğü eşitlik ilkesi çiğnenmiş olmaz.

İtiraz konusu kural gereğince, Kurum'a karşı sosyal yardım zammı ödeme yükümlüsü Ziraat Odaları; 15.5.1957 günlü, 6964 sayılı Yasa ile kurulan ve meslek hizmetleri gören, tarımsal sektörün her alanda genel yararlara uygun olarak gelişmesine ve devletin tarımsal plân ve programlarının gerçekleşmesine yardımcı olan, çiftçilerin ortak gereksinimlerini karşılayan, meslekî çalışmalarını kolaylaştıran, tarımda iş -meslek- disiplin ve ahlâkı ile birliğini koruyan, çiftçilerin birbirleriyle ve halkla olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni sağlayan, tüzelkişiliğe sahip kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarıdır.

İtiraz konusu düzenleme ile yasayla kurulan öbür kuruluşlara sosyal yardım zammı ödeme yükümlülüğü getirirken özel hukuk tüzel kişilerini kapsam dışında bırakmıştır. Kuruluş amaçları, hukuksal durumları, gördükleri hizmetler bakımından ziraat odalarıyla özel hukuk tüzel kişileri farklı niteliklere sahiptirler. Niteliklerinde ve hukuksal durumlarında benzerlik bulunmayan ve yasayla kurulan, tüzel kişiliğe sahip kamu kurumu niteliğindeki kuruluşlarla özel hukuk tüzel kişileri eşitlik ilkesi yönünden bir tutmak olanaksızdır. Böylece değişik hukuksal durumda olanların değişik kurallara bağlı tutulmasının yasa önünde eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmayacağı açıktır.

Belirtilen nedenlerle, Anayasa'nın 10. maddesine aykırılık savı yerinde görülmemiştir.

2- Anayasa'nın 49. ve 60. Maddeleri Yönünden İnceleme

Mahkeme, itiraz konusu kuralın, emeklilik süresi yaklaşan işçilerin kamu kuruluşundan emekli olmak amacıyla ayrılmalarının önlenmesi için 1475 sayılı Yasa'nın 13. maddesine göre, ihbar öneli vererek veya ihbar öneline ait ücreti peşin ödeyerek işverenin hizmet sözleşmesini sona erdirmesini özendirecek bir uygulamaya yol açabilecek nitelikte olduğunu, sosyal güvenlik hakkını sağlamak yolunda Devletin gerekli tedbirleri alıp bu amaçla teşkilatını kurması gerekirken Sosyal Sigortalar Kurumu'nun yükümlülüğünü, kamu kurumu niteliğindeki bir meslek odasına bıraktığını ve böylece Anayasa'nın 49. ve 60. maddelerine aykırı bulunduğunu ileri sürmüştür.

Anayasa'nın 49. maddesinde, çalışmanın, herkesin hakkı ve ödevi olduğu, devletin, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları korumak, çalışmayı desteklemek ve işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak için gerekli önlemleri alacağı; 60. maddesinde de, herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olduğu Devletin, bu güvenliği sağlayacak gerekli önlemleri alıp örgütleri kuracağı öngörülmüştür. Bu kurallar, bireylere yaşlılık, hastalık, kaza, ölüm ve malüllük gibi sosyal riskler karşısında asgari ölçüde bir yaşam düzeyi sağlamak amacını gerçekleştirmeye yöneliktir.

Bu amaçları gerçekleştirmenin en etkin araçlarından birini de akçalı katkılar oluşturmaktadır. Sosyal güvenlik, bireylere ekonomik güvence sağlayan, kişileri belli zarara uğrama olasılıklarına karşı koruma işlevi bulunan kurumlar bütünüdür. Sosyal güvenliğin sağlanması, bir gelecek güvencesini yaratma ve böylece modern toplumda bireyin mutluluğuna hizmet eden temel araçlardan biri olmaktadır.

Sosyal sigortalarda sistem, çalışanların ücretlerinden kesilen ve işverence ödenen primlerin, zaman içinde sosyal güvenlik kuruluşlarınca değerlendirilerek, doğan hakların finanse edilmesini içermektedir. Bu genel anlayış ve sistem dışında yapılan yasal düzenlemeler, sosyal sigorta kuruluşlarını malî yönden darboğaza sokmakta, hak sahiplerine yapılması gereken ödemeler ve sosyal güvenlik yardımları yapılamamaktadır.

Yasakoyucu tarafından, sosyal güvenlik sistemine uymayan hakların verilmesi, sosyal güvenliğin temel ilkelerine aykırılığı yanında, sistemin zayıflamasına ve giderek çökmesine de neden olmaktadır. Sistemin zedelenmesi, finansmanda darboğazın yaratılması, sosyal güvenlik kuruluşlarınca Anayasa'nın 60. maddesinde öngörülen sosyal güvenlik haklarının verilmesini önleyici bir etkendir. Bu nedenle, sosyal güvenlik haklarıyla ilgili yasal düzenlemelerde bu durumun gözetilmesi gerekmektedir.

Sosyal güvenliğin kişiler ve sosyal riskler yönünden kapsamının genişlemesi, yapılan yardımların artması ve özellikle sağlık yardımlarının pahalı olması, ödenen yaşlılık aylıklarının geniş boyutlara ulaşması, sosyal güvenliğin finansman sorunu üzerinde durulmasını gerektirmiştir. Sosyal güvenlik kurumlarının içinde bulunduğu mali bunalım, öncelikle finansman sorunlarına çözüm arayışını gündeme getirmektedir. (l) bendi ile getirilen yükümlülükler, parasal yönden bir kaynak yaratma sorunu olup sosyal güvenliğin sağlanması amaçlanmaktadır.

Öte yandan, hukuksal bir sorunla karşılaşan uygulayıcılar, bunun

çözümünü yürürlükteki yasa kurallarına göre yapmak zorundadırlar. Yasaların

amacına uygun olarak, iyi niyetle uygulanması asıldır. Kötü niyetli uygulama

olasılığı ya da varsayımlara dayanan savlar o kuralın iptaline neden olamaz.

Anayasa'ya uygunluk denetiminin konusunu Yasa kurallarının uygulanmasının

doğuracağı sakıncalar ya da varsayımlı sonuçlar değil, yasa kuralının

kendisinin Anayasa'ya aykırı olup olmadığının incelenmesi oluşturur. Bu

nedenle, itiraz konusu kural kapsamındaki kuruluşlarca İş Yasası'ndaki ihbar

öneli ya da peşin ücret ödenerek hizmet sözleşmesinin sona erdirileceği ve

böyle bir uygulamaya gidilerek emekli olacak işçilerin sosyal yardım zammından

yoksun bırakılacakları yolundaki sav, uygulama ile ilgili bulunduğundan, itiraz

konusu kural, çalışma hakkı ve ödevini kapsayan Anayasa'nın 49. maddesine

aykırılık oluşturmamaktadır.

Anayasa'nın 60. maddesiyle devlete yüklenen sosyal güvenliği

sağlama ödevini yerine getirmek üzere kurulmuş kurumlardan birisi de Sosyal

Sigortalar Kurumu'dur. Kurum, 506 sayılı Yasa'yla düzenlenen sosyal sigorta

sistemini çalıştırmakla görevlidir. Ancak, sosyal güvenliğin sağlanması sadece

Sosyal Sigortalar Kurumu'ndan beklenmemelidir. Zira sosyal güvenlik, yalnız

sosyal sigortalarla sınırlı olmayıp kimi sosyal hizmetler ve bu arada sosyal

yardımları da kapsamaktadır. İtiraz konusu kuralın öngördüğü sosyal yardım

zammı, madde kapsamındaki kişilerin sosyal güvenliklerini sağlamak için

getirilmiş, sosyal yardım amaçlı bir ödemedir. Bu ödemenin, tümüyle sosyal

sigorta kapsamında çözümlenmesi olanağı bulunmadığından yasayla kurulan

kuruluşlarca Sosyal Sigortalar Kurumu'na ödenmesi Anayasa'nın 60. maddesine

aykırı bulunmamıştır.

Belirtilen nedenlerle itirazın reddi gerekir.

Güven DİNÇER, Ahmet N. SEZER ve Yalçın ACARGÜN bu görüşlere katılmamışlardır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI- SONUÇ

17.7.1964 günlü, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 1.6.1994 günlü, 3995 sayılı Yasa'nın 1. maddesiyle değişik Ek Madde 24'ün (l) bendinde yer alan ve sınırlama kararı gereğince ziraat odaları yönünden incelenen "... kanunla ... kurulan diğer kuruluşlar..." sözcüklerinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Güven DİNÇER, Ahmet N. SEZER ile Yalçın ACARGÜN'ün karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

7.12.1995 gününde karar verildi.

KARŞIOY

YAZISI

Esas Sayısı : 1995/52

Karar Sayısı : 1995/62

I. Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşlarının Anayasal Yapısı

Yönünden :

Ziraat odaları ve bu odaların üst kuruluşu olan Türkiye Ziraat Odaları Birliği kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarıdır. Anayasa'nın 135. maddesi; bu kuruluşları, belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlâkını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından, kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında gizli oyla seçilen kamu tüzelkişileri olarak tanımlanmıştır.

Bu kuruluşlar, kendi meslek alanlarında yasa ile belirlenmiş pek çok konuda kamu gücünü kullanırlar ve kamu hizmeti yaparlar. Bunların kuruluşları, yapıları ve tabi oldukları devlet denetimi yasalarla düzenlenir. Bunun dışındaki düzenlemeler ve faaliyetler kendileri tarafından kurumsal olarak yapılır. Başka bir anlatımla kuruluş yasaları tarafından düzenlenmemiş konular ve alanlar meslek kuruluşları tarafından düzenlenir. Bu kuruluşlar, ayrıca yasalar çerçevesinde tam bir özerklik ve bağımsızlık içindedirler. Bu kurumlar için Anayasa'nın 135. maddesi ile verilen "yasa ile düzenlenmeleri" yolundaki sınırlı yetki dışında herhangi bir yasal veya idarî karışma söz konusu olamaz.

Yapılan düzenleme meslek kuruluşlarını devlet kuruluşu kabul etmektedir. Bu nedenle Anayasa'nın 135. maddesinin özüne aykırıdır.

II. Sosyal Güvenlik Yönünden

1- Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları görevlerinin bir

bölümünü yerine getirirken yasalar gereği kullandıkları kamusal güç, bunlara

devlet kurumu ve kuruluşu niteliğini kazandıramaz. Anayasa emri gereği sırf

kanunla kurulmuş olmaları nedeniyle bu kuruluşlar devlet kuruluşu sayılamazlar.

Bunların yönetiminde, gelirlerinin toplanmasında ve giderlerinin

yapılmasında Devletin sınırlı denetim yetkisi dışında herhangi bir yetkisi

yoktur. Bu kuruluşlar iş hukuku ve sosyal güvenlik hukuku yönünden herhangi bir

özel gerçek kişi ve özel tüzel kişiden farklı değildirler. Sırf yasa ile

kurulmuş olmaları nedeniyle bağımsız ve özerk kuruluşlar olan meslek odalarına,

devletin kendi bünyesinde ve hiyerarşisinde olan diğer kamu kurum ve

kuruluşları gibi Anayasa'daki sınırlar dışında düzenleme ve yönetsel müdahale

yetkisi düşünülemez.

Devlet; ancak, düzenleme, yönetim ve denetim yetkisi kendisine ait olan ve kendi hiyerarşisinde olan devlet organlarına ve kurumlarına munzam mali külfet yükleyebilir. Sosyal sigorta hukuku alanında meslek odalarına ancak, herhangi bir işveren gibi genel nitelikte sigorta hukukunun getirdiği külfetler yüklenebilir.

2- Sosyal Sigortalar Kurumu'nun gelirleri kamu kaynaklı gelirlerdir. Kurum'un sigortalılardan ve işverenden aldığı primler ile diğer kurum gelirleri kanunlarla belirlenmiş ve bu gelirlerin tahsilleri de devlet gelirleri gibi yine kanunlarla güvence altına alınmıştır. Ayrıca, sigorta primlerinin vergi matrahından indirilmesi kabul edilerek bunlara önemli bir kamusal mali destek sağlanmıştır. Sosyal Sigortalar Kurumu'nun mal varlığı ve gelirleri, sosyal sigortadan yararlananların istifadesinde olmasına karşın yasalarımıza göre Kurum'un geliri kamu geliri, malı kamu malı ve kendisi de kamu kurumudur.

Sosyal Sigortalar Kurumu devletin yönetimi ve denetimi altındadır. Bu durum, devlete büyük sorumluluklar yüklemektedir. Sosyal sigortaların gerektirdiği mevzuatın hazırlanması ve bunların güncelleştirilmesi, üst yöneticilerin seçilmesi ve atanması ve kurumun bugünden yarına daha güçlü bir malî yapıda intikal etmesinden devlet sorumludur.

Siyasal iktidarlar, kendine ait görevlerini yerine getirirken siyasal tercihlerini Anayasa ve yasaların hudutları içinde serbestçe yapma imkanına sahip iken sosyal sigorta konusunda bu tercihleri daha sınırlı bir biçimde kullanma zorundadır. Zira siyasal iktidarlar, Sosyal Sigortalar Kurumu'nun yönetiminde sosyal sigortacılığın teknik sınırları içinde hareket etmek zorundadırlar. Siyasal iktidarlar, sosyal güvenlik yapısına ekledikleri munzam güvenlik tedbirlerinin getirdiği malî yükleri ve uzun yılların birikimi ile ortaya çıkan malî yetersizlikleri vergi yoluyla ve genel bütçe ile karşılamak zorundadırlar.

Dava konusu düzenlemeye esas olan "sosyal yardım zammı" aslında enflasyon nedeniyle aşınan emekli aylıklarına yapılmış parasal bir zamdır. Bu zammın sigortanın kendi kaynaklarından ve bu da yetmiyorsa tüm toplumca karşılanması gerekir. Toplumun sosyal güvenlik masraflarına katılması ise vergi yoluyla ve genel bütçe içinde olabilir.

Geçmişte sosyal güvenliğin kötü yönetimi nedeniyle çıkan olumsuzlukları Anayasa dışı yollarla ve devletin dışındaki kuruluşlara böylesi munzam malî külfet yükleyerek çözmek mümkün değildir. Bu tarz çözümler yasalarla düzenlenen ve prim esasına dayanan sosyal sigorta sisteminin Anayasal temellerini oluşturan Anayasa'nın 60. maddesine aykırılık oluşturur.

Bu nedenlerle dava konusu kuralın iptali gerektiği düşüncesiyle karara karşıyım.

Başkan

Yekta Güngör

ÖZDEN

Başkanvekili

Güven DİNÇER

Üye

Selçuk TÜZÜN

Üye

Ahmet N. SEZER

Üye

Haşim KILIÇ

Üye

Yalçın ACARGÜN

Üye

Mustafa BUMİN

Üye

Sacit ADALI

Üye

Ali HÜNER

Üye

Lütfi F.

TUNCEL

Üye

Nurettin TURAN

KARŞIOY

YAZISI

Esas Sayısı : 1995/52

Karar Sayısı : 1995/62

506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun Ek 24. maddesinin (L) bendinde yer alan ve sınırlama kararı gereğince incelenen "... kanunla kurulan diğer kuruluşlar ..." sözcükleri itiraz yoluna başvuru kararında belirtilen gerekçelerle Anayasa'ya aykırıdır; İptali gerekir.

Güven DİNÇER

Başkanvekili

KARŞIOY

YAZISI

Esas Sayısı : 1995/52

Karar Sayısı : 1995/62

İtiraz konusu kuralla, sosyal yardım zammı ödeme yükümlülüğü altına sokulan Ziraat Odaları 15.5.1957 günlü ve 6964 sayılı Yasa ile kurulan tüzelkişiliğe sahip kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşudur.

Yasakoyucu, itiraz konusu düzenleme ile kanunla kurulan diğer

kuruluşları sosyal yardım zammı ödeme yükümlülüğü altına sokarken özel

tüzelkişileri ve diğer meslek odalarını bu yükümlülük dışında bırakarak

Anayasa'nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesine aykırılık

oluşturmuştur. Ziraat odaları ile özel tüzelkişilerin ve diğer meslek

odalarının hukukî durumlarının farklı oldukları yadsınamaz bir gerçek olmakla

beraber, sosyal yardım zammı ödeme yükümlüğü yönünden aynı hukukî durumda

oldukları da açıkça ortadadır. Bu durum karşısında sosyal hizmet zammı ödeme

yükümlülüğü açısından aynı hukukî durumda bulunan özel tüzelkişiler ve diğer

meslek odaları sosyal hizmet zammı ödeme yükümlüğü altına sokulmazken Ziraat

Odalarının bu zammı ödemekle yükümlü tutulmasının Anayasa'nın 10. maddesine

aykırı olduğu, bu nedenle itiraz konusu kuralın iptali gerektiği inancı ile

aksi yönde oluşan çoğunluk görüşüne katılamıyorum.

Üye Ahmet N. SEZER Üye Yalçın ACARGÜN

Anayasa Mahkemesi, E. 1995/52, K. 1995/62, 7 Aralık 1995 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I- Olay
  4. Iıı- Yasa Metinleri
  5. Iv- İlk İnceleme
  6. V- Esasın İncelenmesi
  7. Karşıoy
  8. Yazısı
  9. I. Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşlarının Anayasal Yapısı
  10. II. Sosyal Güvenlik Yönünden
  11. Özden
  12. Tuncel
  13. Karşıoy
  14. Yazısı
  15. Karşıoy
  16. Yazısı
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1995/52
Karar No
1995/62
Tarih
7 Aralık 1995

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1995/56 K.1995/60
  • AYM Norm Denetimi E.1995/11 K.1995/63
  • AYM Norm Denetimi E.1995/28 K.1996/2
  • AYM Norm Denetimi E.1995/55 K.1996/1
  • AYM Norm Denetimi E.1995/20 K.1996/4
  • AYM Norm Denetimi E.1995/25 K.1996/5

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.