KÜNYE
Anayasa
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 23 Mart 2004
- Esas Sayısı
- 2001/119
- Karar Sayısı
- 2004/37
- Karar Günü
- 23.3.2004
Karar Metni
847 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Resmi Gazete tarih/sayı: 21.07.2004/25529
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN
Ankara Altıncı İdare Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU
21.7.1953 günlü, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunu'nun 41. maddesinin 3418 sayılı Yasa ile değiştirilen son fıkrasının, Anayasa'nın 2. ve 129. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Tahsil edilen kamu alacağının Merkez Bankası'na havale edilmesi sırasında meydana gelen gecikmeden dolayı adına kesilen para cezası ile ilgili işlemin iptali istemiyle açılan davada, itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
6183 sayılı Yasa'nın 41. maddesinin 3418 sayılı Yasa ile değiştirilen itiraz konusu son fıkrası başvuru tarihi itibarıyle şöyledir:
"Tahsilatı yapan ilgili kuruluşların, bu görevleri süresinde yerine getirmeyen sorumlularından, ödemeye konu amme alacağının %10'u nispetinde ayrıca ceza tahsil olunur."
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 2. ve 129. maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Samia AKBULUT, Yalçın ACARGÜN, Sacit ADALI, Ali HÜNER, Fulya KANTARCIOĞLU, Mahir Can ILICAK, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU ve Ahmet AKYALÇIN'ın katılmalarıyla dosyada eksiklik bulunmadığından 27.2.2001 tarihinde işin esasının incelenmesine oybirliği ile karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında Mahkeme, memurlar ve diğer kamu
görevlilerinin kusurlu davranışları nedeniyle disiplin yönünden
cezalandırılmasının personel hukukunun genel ilkelerinden biri olduğu, bu konuda
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda hükümler bulunduğu, Anayasa'nın 129.
maddesinde ise disiplin cezalarından ayrı olarak kamu görevlilerinin
kusurlarından kaynaklanan tazminat davalarının idare aleyhine açılabileceği,
ancak, daha sonra kamu görevlisine rücu edilebileceğinin hükme bağlandığı, bu
çerçevede bankalar ve benzeri kuruluşlar tarafından tahsil edilen amme
alacağının Merkez Bankası'na geç intikal ettirilmesi nedeniyle ilgili kurum
adına kesilecek gecikme zammının banka şube müdüründen rücu yoluyla tahsil
edileceğinde kuşku bulunmadığı, ortaya çıkan zarar kamu alacağının Merkez
Bankası'na geç intikal ettirilmesinden kaynaklandığına göre, 6183 sayılı
Yasa'nın 41. maddesinin sondan bir önceki fıkrası hükmü şube müdürünün
oluşan zarardan sorumlu olduğu, bu durumda kusurlu davranışı nedeniyle
sorumluluğu bulunan şube müdürünü Anayasa'nın 129. maddesindeki sorumluluğu
aşar nitelikte "idari para cezası" ile cezalandırmasının Anayasa'nın
2. ve 129. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
Mükelleflerin vergi dairelerinde büyük güçlüklerle karşılaşmalarını önlemek amacıyla vergilerini postane ve bankalar aracılığıyla ödemelerine olanak sağlayan 41. maddenin 3418 sayılı Yasayla değişik itiraz konusu son fıkrasında "tahsilatı yapan ilgili kuruluşların, bu görevleri süresinde yerine getirmeyen sorumlularından, ödemeye konu amme alacağının %10'u nisbetinde ayrıca ceza tahsil olunur" denilmektedir.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve
işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup
güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek
sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlarından kaçınan, hukukun üstün
kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, yasaların üstünde
yasakoyucunun da uyması gereken Anayasa ve temel hukuk ilkelerinin bulunduğu
bilincinde olan devlettir. Yasakoyucu, yalnız yasaların Anayasa'ya değil,
Anayasa'nın da evrensel hukuk ilkelerine uygun olmasını sağlamakla yükümlüdür.
Bu bağlamda hukuk devletinde, ceza hukuku alanında olduğu gibi idari para
cezalarına ilişkin düzenlemelerde de kuralların, önleme ve iyileştirme
amaçlarına uygun olarak ölçülü, adil ve orantılı olması gerekir.
Yasakoyucu idari para cezalarına ilişkin yasa kurallarını düzenlerken ceza politikası gereği bir takım tercihler ortaya koyarak yasal düzenlemeler yapabilir. Hangi eylemlerin idari para cezasını, hangilerinin adli para cezası ya da hapis cezasını gerektirdiği ve bu cezaların miktarı konusunda yasakoyucunun takdir hakkı bulunmakla beraber bu tercih serbestisi Anayasa'nın genel ve özel kuralları çerçevesinde olacaktır.
İtiraz istemine konu kurala göre, tahsil edilen amme alacağını
süresinde Merkez Bankası'na ya da vergi dairelerine intikal ettirmeyen
bankalarda veya postanelerde görevli şube müdürlerinin tamamı, geciktirme
süresine ve miktarına bakılmaksızın %10 oranında idari para cezasına tabi
kılınmaktadır. Aynı maddenin beşinci fıkrasında ise tahsil edilen amme
alacağının süresi içinde ilgili yerlere intikal ettirilmemesi halinde tahsilatı
yapan kuruluşlardan gecikme zammı alınacağı belirtilmektedir. Bu fıkra ile amme
alacağının geç intikal ettirilmesi nedeniyle doğan zararın gecikme zammı
alınmak suretiyle giderilmek istendiği açıktır. Ancak, gecikme cezası ödeyen
kuruluşların amme alacağının geç ödenmesinde sorumluluğunu saptadığı
görevlilere rücu etme olanağı da bulunmaktadır. Bu durumda sorumlu görevlinin
hem gecikme zammını hem de %10 para cezasını birlikte ödemesi sonucu
doğmaktadır.
Bu nedenle, tahsil edilen kamu alacağının süresinde ilgili yerlere aktarılmasındaki gecikmeden dolayı, kamu alacağının yüzde onu oranında idari para cezası öngörülmesi bu cezaların çok yüksek miktarlara ulaşması sonucunu doğurabilecektir. Böylece yasa hükmü, sorumluları ödeme güçlerini aşan, adaletli ve eylemle orantılı olmayan ölçüsüz bir yükümlülükle karşı karşıya bırakmaktadır. Bu ölçütlerden yoksun olarak konulan Yasa kurallarının Anayasa'nın 2. maddesinde sözü edilen hukuk devleti ilkesine uygun olduğundan söz edilemez.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'ya aykırıdır.
Başvuran Mahkeme söz konusu Yasa kuralının Anayasa'nın 129. maddesine de aykırı olduğunu ileri sürmüş ise de, itiraz konusu kuralın bu maddeyle ilgisi görülmemiştir.
KANTARCIOĞLU
Üye
Ertuğrul ERSOY
Üye
Tülay TUĞCU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Fazıl SAĞLAM
Üye
A. Necmi ÖZLER
Anayasa Mahkemesi, E. 2001/119, K. 2004/37, 23 Mart 2004 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası