KÜNYE
Anayasa
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 27 Mart 2002
- Esas Sayısı
- 2001/343
- Karar Sayısı
- 2002/41
- Karar Günü
- 27.3.2002
Karar Metni
1.122 kelime·6 dk okuma·7 bölüm
Resmi Gazete tarih/sayı:13.11.2002/24935
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN
Bayramiç Asliye Hukuk Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU
2.9.1971 günlü, 1479 sayılı "Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu"nun 63. maddesinin 3396 sayılı Yasa'yla değişik ikinci fıkrasında yer alan "...araç sahiplerine..." ibaresinin Anayasa'nın 2., 5. ve 10. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Trafik kazası sonucu yaralanan Bağ-Kur sigortalısı için Kurum tarafından yapılan sağlık yardımı nedeniyle 1479 sayılı Yasa'nın 63. maddesi uyarınca açılan rücuan alacak davasında anılan maddenin ikinci fıkrasında yer alan "...araç sahiplerine..." ibaresini Anayasa'ya aykırı bulan Mahkeme iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
2.9.1971 günlü, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu'nun itiraz konusu "Araç sahiplerine" ibaresini de içeren 63. maddesi şöyledir:
"Madde 63- Üçüncü bir kimsenin suç sayılır hareketi ile bu Kanunda sayılan yardımların yapılmasını gerektiren bir halin doğmasında, Kurum, sigortalı veya hak sahiplerine gerekli bütün yardımları yapar.
Ancak, Kurum, yapılan bu yardımların ilk peşin değeri için üçüncü kişilere, istihdam edenlere, araç sahiplerine ve diğer sorumlulara rücu eder. Bu kimselerin hak sahiplerine yaptıkları ödemeler dolayısıyla Kurumun zarara uğraması halinde, hak sahiplerine rücu hakkı saklıdır."
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
İtiraz başvurusunda dayanılan Anayasa kuralları şunlardır:
1- "MADDE 2.- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir."
2- "MADDE 5.- Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."
3- "MADDE 10.- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."
C- İlgili Anayasa Kuralı
Anayasa'nın ilgili görülen 36. maddesi şöyledir:
"MADDE 36.- Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz."
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Yalçın ACARGÜN, Sacit ADALI, Ali HÜNER, Fulya KANTARCIOĞLU, Mahir Can ILICAK, Rüştü SÖNMEZ, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU ve Ahmet AKYALÇIN'ın katılmalarıyla 12.6.2001 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri ve diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
İtiraz yoluna başvuran Mahkeme başvuru kararında, iki ayrı özel
yasa olan 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasası'nın 3. maddesinin son cümlesi
ile 1479 sayılı Yasa'nın 63. maddesi içeriğinin birbiriyle çeliştiğini,
Anayasa'nın 2., 5. ve 10. maddelerinde yer alan Cumhuriyetin nitelikleri ile
Devletin temel amaç ve görevleri arasında belirtilen sosyal hukuk devleti ile
Kanun önünde eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, itiraz konusu kuralda bulunan
"araç sahiplerine" ibaresinin davacı idare lehine eşitsizliğe yol
açtığını, oysa Anayasa'da sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleri çerçevesinde
ayırım gözetmeksizin herkesin eşit olduğu ve hiç bir kişiye, aileye, zümreye
veya sınıfa imtiyaz tanınamayacağının vurgulandığını ileri sürmüştür.
2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 29. maddesine göre Anayasa Mahkemesi, kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün Anayasa'ya aykırılığı hususunda ilgililer tarafından ileri sürülen gerekçelere dayanmaya mecbur değildir. Anayasa Mahkemesi taleple bağlı kalmak kaydıyla başka gerekçe ile de Anayasa'ya aykırılık kararı verebilir. Bu nedenle, itiraz konusu kural ilgisi nedeniyle Anayasa'nın 36. maddesi yönünden de incelenmiştir.
Anayasa'nın 2. maddesinde, "Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir" denilmektedir. Madde de belirtilen "hukuk devleti", insan haklarına saygılı, bu hakları koruyan, toplum yaşamında adalete ve eşitliğe uygun bir hukuk düzeni kurmak ve bunu sürdürmekle kendini yükümlü sayan, bütün davranışlarında Anayasa'ya ve hukuk kurallarına uyan, işlem ve eylemleri yargı denetimine bağlı olan devlettir.
Anayasa'nın 5. maddesinde ise kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak, kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak, devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmıştır.
Anayasa'nın "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36.
maddesinde de, herkesin meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı
mercileri önünde davacı ve davalı kimliğiyle sav ve savunma hakkına sahip
olduğu belirtilmiştir. Sav ve savunma hakkı birbirini tamamlayan ve birbirinden
ayrılması olanaksız niteliğiyle hak arama özgürlüğünün temelini oluşturur.
Önemi nedeniyle hak arama özgürlüğü, yalnız toplumsal barışı güçlendiren
dayanaklardan biri değil aynı zamanda bireyin adaleti bulma, hakkı olanı elde
etme, haksızlığı önleme uğraşının da aracıdır. Bu hakkın kullanılması, yerine
getirilmesi olabildiğince kolaylaştırılmalı, olumlu ya da olumsuz sonuç almayı
geciktiren, güçleştiren engeller kaldırılmalıdır.
1479 sayılı Yasa'nın 63. maddesinin ikinci fıkrasının ilk cümlesine göre, kurumun sigortalıya veya hak sahiplerine yaptığı Yasa'da sayılan yardımların tutarı için, üçüncü kişilere, istihdam edenlere, araç sahiplerine ve diğer sorumlulara rücû etme hakkı vardır.
Kurumun rücû hakkı ve sınırı 1479 sayılı Yasa'nın "Üçüncü kişinin sorumluluğu" başlıklı 63. maddesinde düzenlenerek, rücû edilecek kişilerin sorumlulukları, üçüncü kişinin suç sayılan hareketi ile Yasa'da belirtilen yardımların yapılmasını gerektiren bir halin doğması ve sigortalı, ya da hak sahiplerine yardım yapılması koşuluna bağlanmıştır.
Üçüncü kişilerin, istihdam edenlerin, araç sahiplerinin ve diğer kişilerin sorumluklarının belirtildiği itiraz konusu düzenleme ile araç sahiplerinin adlarına kayıtlı araçların başkalarınca kullanılmaları ve BAĞ-KUR sigortalısına zarar vermeleri halinde araç sahiplerinin kusurlu bir hareketi bulunmasa bile sigortalıya veya hak sahiplerine yapılan ödemelerden rücuan sorumlu tutulmaları öngörülmektedir. Böylece, kişinin kusurlu olmadığını kanıtlayıp sorumluluktan kurtulmasına olanak tanınmamıştır. Bu durumun Anayasa'nın 36. maddesinde öngörülen kişinin hak arama özgürlüğünü sınırlandırdığı açıktır.
Öte yandan, kişilerin üzerlerine kayıtlı aracı tasarruf edip etmedikleri araştırılmaksızın sadece kayıt işleminin objektif sorumluluğa esas alınması adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu sürdürmekle yükümlü olan hukuk devleti anlayışı ile de bağdaşmaz.
Açıklanan nedenlerle, kural Anayasa'nın 2., 5. ve 36. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
İtiraz konusu kural Anayasa'nın 2., 5. ve 36. maddelerine aykırı görülerek iptal edildiğinden, 10. maddesi yönünden incelenmesine gerek görülmemiştir.
KANTARCIOĞLU
Üye Rüştü SÖNMEZ Üye Ertuğrul ERSOY Üye Tülay TUĞCU Üye Ahmet AKYALÇIN Üye Enis TUNGA
Anayasa Mahkemesi, E. 2001/343, K. 2002/41, 27 Mart 2002 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası