KÜNYE
Anayasa
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 15 Mart 2007
- Esas Sayısı
- 2003/92
- Karar Sayısı
- 2007/25
- Karar Günü
- 15.3.2007
- Resmi Gazete Tarih-Sayısı
- 26.05.2007-26533
- İtiraz yoluna başvuran
- Ankara 5. İdare
Karar Metni
1.735 kelime·9 dk okuma·21 bölüm
Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU
8.5.1986 günlü, 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunu'nun 4648 sayılı Yasa ile değiştirilen 47. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin Anayasa'nın 2., 5. ve 36. maddelerine aykırılığı savıyla iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemidir.
I- OLAY
Menşe şahadetnamesi ve veteriner sağlık raporu bulunmaksızın hayvan taşınması nedeniyle kesilen idari para cezasının kaldırılması istemiyle açılan davada, itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
8.5.1986 günlü, 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunu'nun 4648 sayılı Yasa ile değiştirilen 47. maddesinin birinci fıkrasının, itiraz konusu (f) bendi şöyledir:
“f) Menşe şahadetnamesi veya veteriner sağlık raporu olmayan hayvan ve hayvan maddelerini taşıyan nakil vasıtaları üç ay süre ile trafikten men edilerek nakil vasıtalarının sahiplerine beşyüzmilyon lira, idari para cezası verilir.”
B- Dayanılan ve İlgili Görülen Anayasa Kuralları
Başvuru kararında Anayasa'nın, 2., 5. ve 36. maddelerine dayanılmış ve 38. maddesi ile ilgisi görülmüştür.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Yalçın ACARGÜN, Sacit ADALI, Ali HÜNER, Fulya KANTARCIOĞLU, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN ve Fazıl SAĞLAM'ın katılmalarıyla 11.11.2003 günü yapılan ilk inceleme toplantısında, öncelikle sınırlama sorunu üzerinde durulmuştur.
Anayasa'nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesi Kuruluş ve
Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 28. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi'ne
itiraz yoluyla yapılacak başvurular, itiraz yoluna başvuran mahkemenin bakmakta
olduğu davada uygulayacağı yasa kuralı ile sınırlıdır. Ankara 5. İdare
Mahkemesi tarafından yapılan başvuruda, 3285 sayılı Yasa'nın 4648 sayılı Yasa
ile değiştirilen “Menşe şahadetnamesi veya veteriner sağlık raporu olmayan
hayvan ve havyan maddelerini taşıyan nakil vasıtaları üç ay süre ile trafikten
men edilerek nakil vasıtalarının sahiplerine beş yüz milyon lira, idari
para cezası verilir.” biçimindeki 47. maddesinin (f) bendinin iptali istenmiştir.
Kuralda geçen “idari para cezası verilir.” ibaresi maddenin diğer bentlerinde
geçen idari para cezalarını da kapsaması nedeniyle esas incelemenin bendin bu
ibare dışında kalan bölümüyle sınırlı olarak yapılmasına OYBİRLİĞİYLE karar
verilmiştir.
V- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
8.5.1986 günlü, 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunu'nun 4648 sayılı Yasa ile değiştirilen 47. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin YÜRÜRLÜĞÜNÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN REDDİNE, 11.11.2003 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
VI- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, hukuk devleti ilkesinin en önemli koşulunun
hukuk güvenliği olduğu, kendisine bir suç isnat edilen kişinin fiilin
işlenmesinde kendi kusuru bulunmadığını ortaya koyarak sorumluluktan
kurtulmasını sınırlandıran itiraz konusu kuralın hukuk devleti ilkesine aykırı
olduğu, kuralın kişilerin temel hak ve hürriyetlerini sosyal hukuk devleti ve
adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırladığı, davacının yargı mercileri
önünde sahip olduğu savunma hakkının engellendiği, kişilerin adlarına kayıtlı
aracı tasarruf edip etmedikleri araştırılmadan sadece kayıt işleminin
sorumluluğa esas alınmasının hukuk devleti ilkesiyle bağdaştırılamayacağı,
kuralın bu nedenlerle Anayasa'nın 2., 5. ve 36. maddelerine aykırı olduğu ileri
sürülmüştür.
2949 sayılı Yasa'nın 29. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi, yasaların Anayasa'ya aykırılığı konusunda ilgililer tarafından ileri sürülen gerekçelere dayanmaya mecbur olmadığından, kural ilgili görülen Anayasa'nın 38. maddesi yönünden de incelenmiştir.
3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunu'nun 4648 sayılı Yasa ile değiştirilen 47. maddesinin birinci fıkrasının itiraz konusu (f) bendinde, menşe şahadetnamesi veya veteriner sağlık raporu olmayan hayvan ve hayvan maddelerini taşıyan nakil vasıtaları üç ay süre ile trafikten men edilerek nakil vasıtalarının sahiplerine beş yüz milyon lira idari para cezası verileceği belirtilmiştir.
Anayasa'nın, 38. maddesinin ilk fıkrasında, “kimse kanunun suç
saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz”, üçüncü fıkrasında da, “ceza ve
ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur” denilerek suçun ve
cezanın yasallığı esası benimsenmiş, yedinci fıkrasında ise ceza sorumluluğunun
şahsi olduğu belirtilerek, herkesin kendi eyleminden sorumlu tutulacağı, başkalarının
suç oluşturan eylemlerinden dolayı cezalandırılamayacağı kabul edilmiştir. Aynı
maddenin idarenin kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide
uygulayamayacağına ilişkin onbirinci fıkrası ile idarenin, hürriyeti bağlayıcı
ceza uygulamasına olanak tanınmamış ise de, para cezası verebilmesi
engellenmemiştir.
Yasa koyucu, suçların niteliği, işlenme biçimi, içerik ve yoğunluğu, kamu düzenini ihlal derecesi ve cezaların caydırıcılığı gibi nedenleri gözeterek, Anayasa ve ceza hukukunun temel ilkeleri çerçevesinde, hangi eylemlerin suç sayılacağını ve bunlara verilecek cezaların tür ve miktarını saptayabileceği gibi toplumsal sonuçları bakımından doğurduğu tehlikenin ağırlığına göre, kimi eylemlere hürriyeti bağlayıcı cezalar dışında, idari yaptırımlar uygulanmasını da öngörebilir.
Anayasa'nın 56. maddesinde kurala bağlanan sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkının gerçekleştirilebilmesi için, ilgili yasalarda hürriyeti bağlayıcı cezaların yanı sıra, adli veya idari nitelikte para cezalarına da yer verilmiştir. Bu bağlamda, itiraz konusu kuralla, menşe şahadetnamesi veya veteriner sağlık raporu olmayan hayvan ve hayvan maddelerini taşıyan nakil vasıtaları üç ay süre ile trafikten men edilerek nakil vasıtalarının sahiplerine idari para cezası uygulanması öngörülmüştür.
Hayvanlardan ve hayvan maddelerinden insan ve hayvanlara geçebilen
hastalıklardan korunulmasını ve bulaşıcı hayvan hastalıkları ile mücadele
edilmesini sağlamak ve bu husustaki önlemleri almak amacıyla, 3285 sayılı Yasa
ile kimi yöntemler benimsenmiştir. Bunlardan biri de hayvan ve hayvan maddelerinin
bir yerden bir yere nakledilirken menşe ve sağlık raporlarının ibraz edilmesi
zorunluluğudur. Gerekli raporlar düzenlenmeden hayvan ve hayvan maddelerini
taşıyan nakil vasıtalarının sahiplerine idari para cezası öngörülmesi ve
araçların belli bir süre için trafikten men edilmesi kamu yararına yönelik
olup, bu kural ile hayvanlardan ve hayvan maddelerinden insan ve hayvanlara
geçebilen hastalıklardan korunma amaçlanmaktadır. Öte yandan, aracın
çalınması, zor kullanılarak ele geçirilmesi gibi sorumluluk yüklenemeyecek
durumlar dışında, menşe şahadetnamesi veya veteriner sağlık raporu olmadan
hayvan ve hayvan maddelerini taşıyan aracın sürücüsü ile sahibi arasında hiç
bir bağlantının bulunmadığı da söylenemez. Kaldı ki, araç sahibi olmayan
sürücünün usulsüz olarak mal taşıması halinde, adına ceza kesilen araç
sahibinin sürücüye rücû etme olanağının bulunduğu da göz ardı edilemez.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural, Anayasa'nın 2., 5., 36. ve 38. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Bu görüşlere Mehmet ERTEN, Şevket APALAK ve Serruh KALELİ katılmamışlardır.
TUĞCU
Başkanvekili
Haşim
KILIÇ
Üye
Sacit
ADALI
Üye
Fulya
KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet
AKYALÇIN
Üye
Mehmet
ERTEN
Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Serdar
ÖZGÜLDÜR
Üye
Şevket
APALAK
KARŞIOY
8.5.1986 günlü, 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunu'nun 4648 sayılı Kanun ile değiştirilen 47. maddesinin birinci fıkrasının itiraza konu (f) bendinde “Menşe şahadetnamesi veya veteriner sağlık raporu olmayan hayvan ve hayvan maddelerini taşıyan nakil vasıtaları üç ay süre ile trafikten men edilerek nakil vasıtalarının sahiplerine beşyüzmilyon lira idari para cezası verilir” denilmektedir.
Hükümde, menşe şahadetnamesi veya veteriner sağlık raporu olmayan hayvan ve hayvan maddelerini taşıyan nakil vasıtalarına trafikten men, nakil vasıtalarının sahiplerine de idari para cezası öngörülmüştür. Böylece, Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunu'nda belirlenen usullere göre hayvan taşınması sağlanarak hayvan sağlığı korunmak ve ülkeye kaçak hayvan girişi önlenmek istenmiştir.
Cezalandırma Devlete özgü bir hak ve yetkidir. Bunun sınırları ise Anayasa'da gösterilmiştir. Bunlardan bir kısmı “Kimse insan haysiyeti ile bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz”, “Cezalar ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur”, “Ceza sorumluluğu şahsidir” biçimindeki kurallardır. Bu kurallar ve ceza hukukunun genel ilkeleri korunmak şartıyla, suç ve cezaları saptamak yasa koyucunun takdirindedir.
İtiraz konusu kuralda tarif edilen hukuka aykırı eylem ve bunun için tayin edilen trafikten men ve idari para cezasının, Anayasanın 38. maddesinde öngörülen suç ve ceza olduğunda kuşku bulunmamaktadır. Bu durum, uygunluk denetiminin Anayasa'nın 38. maddesindeki suç ve cezaya ilişkin kurallar esas alınmak ve Ceza hukukunun temel ilkeleri gözetilmek suretiyle yapılmasını gerektirmektedir.
Ceza hukukunda, eylemle sonuç arasında bulunması gereken illiyet
bağı suçun oluşması için aranan unsurlardan biridir. Bu unsur ise dayanağını
Anayasa'nın 38. maddesinde yer alan ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesinden
almaktadır. Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen kuralda ise nakil vasıtası
sahiplerinin suça hangi eylemleri ile katıldıkları belirtilmeden, nakil
vasıtaları trafikten men edilmekte ve kendilerine de idari para cezası
verilmektedir. Nakil vasıtası sürücüsü ile nakil vasıtası sahiplerinin her
zaman aynı kişi olmayabileceği ve aralarındaki ilişkinin de menşe
şahadetnamesiz veya veteriner sağlık raporu olmaksızın hayvan ve hayvan
maddelerini taşımak üzere yapılmış bir anlaşma olarak kabul
edilemeyeceği gözetildiğinde, nakil vasıtası sürücüsünün suça konu eyleminden
dolayı illiyet bağı kurulmadan nakil vasıtası sahibi sorumlu tutulmaktadır.
Anayasa ve ceza hukukunun temel kuralları uyarınca, kişilere ceza verilebilmesi için aranan koşullardan biri hukuka aykırı eylemin yasada belirtilmiş olmasını, diğeri de bu eylemin o kişi tarafından gerçekleştirilmiş olduğunun kanıtlanmasını gerektirir. Kuralda, nakil vasıtası sahipleri yönünden hukuka aykırı hangi eylemlerin suç sayılacağı gösterilmediği gibi, mülkiyet hakkının bir gereği olan vasıtanın sahibi olma ile suç arasında illiyet bağının ne suretle oluştuğu da belirtilmemiştir.
Öte yandan, Anayasa Mahkemesi anayasal denetim yapma yerine, çoğunluk gerekçesinde belirtilen şekilde mahkemenin yerine geçip saydığı istisnai durumlarla ilgili olarak araç sürücüsü ile araç sahibi arasında hukuki bağlantı kurarak yaptığı değerlendirmeyi kendisine gerekçe yapması ise kabul edilemez.
Bu nedenlerle hukuka aykırı eylemin ne olduğu ve illiyet bağının ne suretle gerçekleştiği gösterilmeden nakil vasıtası sahipleri için ceza öngören kural, Anayasa'nın 38. maddesinde belirtilen suç ve cezanın kanuniliği ile ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkelerine aykırıdır.
Kuralın iptali gerekir.
Üye
Serruh
KALELİ
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
AZLIK
OYU
Anayasa'da anlamını bulan yürütme yetki ve görevini somutlaştıran ve yönetsel birimlerin yönetim hukuku alanındaki Kamu gücünü sergilemesine etken olan idari işlemlerin işlevlerinden biri de yasal kurallar içinde bireylerin hak ve ödevlerini göstermesi ve böylece toplumsal yaşamın dirlik ve esenliğini sağlaması ve korumasıdır.
Belirtilen görev alanı içinde, idari uğraşların sağlıkla yürütülmesi ve bireylerin hukuksal konumlara uymasını sağlamak için yönetimlerin idari yaptırımlardan yararlanması kaçınılmazdır. İdari işlem kuramı ve kuralları içinde ortaya çıkan idari yaptırımlar Anayasa'nın öngörüleri doğrultusunda idare hukuku ilkelerinden ayrı tutulamaz.
Bu oluş ve özellikler yanında, Anayasa'nın Hukuk Devleti tanımı
ile Devletin işlemlerinde ilgili kişilerin hangi kanun yollarına başvuracağını
belirten 40. maddesinin öz ve sözüyle güttüğü amaç doğrultusunda, idari
işlemlerin ilgili kişilere yönelik gerçekleştireceği açıkça anlaşılmaktadır.
Başka bir anlatımla, Hukuk Devleti ilkesinin güvenilirlik ve öngörebilirlik
yönündeki açılımlarından ve idari görevin özündeki varoluş nedenlerinden ötürü,
birel idari işlemlerin ve özellikle idari yaptırımların ilgili kişilere
yönlendirileceği konusunda kuşku bulunmamaktadır. Cezaların kişiselliği
yolundaki Anayasa'nın 38. maddesindeki genel ilkenin de, idari yaptırımlar
uygulanırken göz önünde bulundurulacağı da açıktır.
Üzerinde durulan yasal metinler ve açıklamalar karşısında, yasaklama konusu hayvan taşıma işini yapan veya buna neden olan kişiye idari yaptırım uygulaması gerekirken, bu zorunluluğun dışına çıkılarak yapılan düzenleme Anayasa'nın belirtilen kurallarına aykırıdır.
İtiraza konu kuralın bu nedenlerle iptali gerekeceği oyuyla karara karşıyım.
Üye
Mehmet
ERTEN
Üye
Serruh
KALELİ
Üye
Şevket
APALAK
Anayasa Mahkemesi, E. 2003/92, K. 2007/25, 15 Mart 2007 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası