İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2007/21 K.2008/40

Meclisi üyeleri Haluk KOÇ, Kemal KILIÇDAROĞLU ve 117 milletvekili

Esas2007/21Karar2008/40Tarih17 Ocak 2008Okuma13 dk · 2.526 kelime

KÜNYE

Anayasa

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
17 Ocak 2008
Esas Sayısı
2007/21
Karar Sayısı
2008/40
Karar Günü
17.1.2008
R.G. Tarih-Sayı
08.04.2008-26841
İptal davasını açan
Türkiye Büyük Millet
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.526 kelime·13 dk okuma·20 bölüm

Meclisi üyeleri Haluk KOÇ, Kemal KILIÇDAROĞLU ve 117 milletvekili

İPTAL DAVASININ KONUSU

10.1.2007 günlü, 5572 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi ve Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 1. maddesinin Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2., 5. ve 11. maddelerine aykırılığı savıyla iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemidir.

II- YASA METİNLERİ

A- İptali İstenen Yasa Kuralı

5572 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi ve Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 1. maddesi şöyledir:

"15.11.2000 tarihli ve 4603 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi ve Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer alan "beş yıl" ibaresi "on yıl" olarak değiştirilmiştir."

B- Dayanılan Anayasa Kuralları

Dava dilekçesinde, Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2., 5. ve 11. maddelerine dayanılmıştır.

III- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Mustafa YILDIRIM, A. Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ve Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün katılmalarıyla 6.3.2007 günü yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurma isteminin bu konudaki raporun hazırlanmasından sonra karara bağlanmasına oybirliğiyle karar verilmiştir.

IV- ESASIN İNCELENMESİ

Dava dilekçesi ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, iptali istenen yasa kuralı, dayanılan Anayasa kurallarıyla bunların gerekçeleri ve diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Dava dilekçesinde, kuralda yer alan

üç yıllık sürenin daha önce beş yıla çıkarıldığı, sürenin beş yıldan on yıla

çıkarılmasının kamu yararı amacı taşımadığı, Bakanlar Kurulu'nun süre uzatım

yetkisini süresi içinde kullanmaması nedeniyle, Danıştay tarafından verilen,

Özelleştirme Yüksek Kurulu (ÖYK) kararının yürürlüğünün durdurulması yönündeki

karardan sonra, bu Yasa değişikliği ile hem ÖYK'ye hem de Bakanlar Kurulu'na

yeni kararlar alma olanağı verildiği, yasakoyucunun takdir yetkisinin sınırsız

olmadığı, yasakoyucunun ve Bakanlar Kurulu'nun süre uzatımını, süre bitmeden

kullanmadığı halde, yargı kararı sonucu ortaya çıkan durumu karşılamak için

süre uzatımı yönünde yasa değişikliği yapıldığı, yasaların soyut, genel ve

nesnel olması, özel, geçici ve güncel bir durumu gözeterek ve belli bir kişiyi

hedef alarak yapılmaması gerektiği, 2001 yılından sonra bankaların yabancılara

satışının yaygınlaşarak sürdüğü, sektördeki yabancı payının % 31'e çıkarak

kritik bir sürece girildiği, yabancı payı bulunmayan beş bankanın yabancıya

hisse satışının gerçekleşmesi durumunda yabancı payının % 66'ya çıkacağının

hesaplandığı, gelişmiş ülkelerde bu payın % 20'nin üzerinde olmadığı,

uluslararası ekonomik kuruluşların gözetim ve denetimindeki bir bankacılık

sisteminin bütün ekonominin dışa bağımlı hale gelmesine neden olacağı, böylece

ekonomik bağımsızlıkla birlikte siyasal bağımsızlığın ve egemenliğin de

tehlikeye gireceği, Anayasa'nın Başlangıç'ının beşinci paragrafı gereğince

ulusal çıkarların her şeyin üstünde tutulması gerektiği, bağımsızlığın siyasal

ve ekonomik bağımsızlığı birlikte içerdiği, dava konusu kuralın IMF Niyet

Mektubunda verilen sözün yerine getirilmesi için konulduğu, bu nedenlerle

Anayasa'nın Başlangıcı ile 2., 5. ve 11. maddelerine aykırı olduğu ileri

sürülmüştür.

15.11.2000 günlü, 4603 sayılı Yasa'nın 2. maddesinin (2)

numaralı fıkrasında, Yasa kapsamındaki bankaların yeniden yapılandırma

işlemlerinin tamamlanmasını müteakiben hisse satış işlemlerinin 4046 sayılı

Yasa hükümleri çerçevesinde sonuçlandırılacağı, yeniden yapılandırma ve hisse

satış işlemlerinin 4603 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girmesinden itibaren üç yıl

içinde tamamlanacağı, Bakanlar Kurulu'nun bu süreyi bir defaya mahsus olmak

üzere yarısı kadar uzatabileceği belirtilmiştir. 16.7.2004 günlü, 5230

sayılı Yasa ile beş yıla çıkarılan süre, 25.11.2005'de sona ermiştir. Bu

tarihten sonra, kuralda 2007 yılı başlarına kadar herhangi bir değişiklik

yapılmamış, 10.1.2007 günlü, 5572 sayılı Yasa'nın dava konusu kuralı ile beş

yıllık süre on yıla çıkarılmıştır. Böylece, Yasa kapsamındaki

bankaların hisse satış işlemlerine ilişkin süre, 4603 sayılı Yasa'nın yürürlük

tarihi olan 25.11.2000 gününden itibaren on yıl olarak

belirlenmiştir.

Anayasa'nın Başlangıç'ının beşinci paragrafında, hiçbir faaliyetin "Türk millî menfaatlerinin" karşısında koruma göremeyeceği, 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti'nin başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan "sosyal bir hukuk devleti" olduğu, 5. maddesinde de "Türk Milletinin bağımsızlığını" ve "kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu" sağlamanın, "kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri" kaldırmanın Devletin temel amaç ve görevleri arasında olduğu belirtilmiştir.

Anayasa'nın 2. maddesinde Cumhuriyetin nitelikleri arasında sayılan hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup, bunu geliştirerek sürdüren, hukuk güvenliğini gerçekleştiren, Anayasa'ya aykırı tutum ve durumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, yargı denetimine açık, yasaların üstünde Anayasa'nın ve yasakoyucunun da uyacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlettir.

4603 sayılı Yasa'nın Anayasa'ya aykırılık savının incelendiği ve reddedildiği 19.6.2002 günlü, E.2001/33, K.2002/56 sayılı Anayasa Mahkemesi kararında da belirtildiği gibi, Yasa'da yeniden yapılandırılmak suretiyle özelleştirilmesi öngörülen bankaların hisse satışlarına sınır getirilmemesinin tümünün yabancılara satılmasına olanak vereceği, bunun da Anayasa'nın Başlangıç'ındaki "Türk Milletinin Bağımsızlığı" ilkesine aykırılık oluşturacağı savının, hisse satışlarının, ekonominin koşullarına, sermaye hareketlerinin gereklerine ve sistemin güçlendirilmesine, ulusal ve uluslararası rekabet gücünün sağlanmasına bağlı olarak belirleneceği gözetildiğinde, anılan ilke ile bağlantısı kurulamamıştır.

Bankaların, Devlet'in para, kredi ve sermaye politikalarının

oluşmasında ve saptanmış politikaların uygulanmasında önemli görevleri

bulunmaktadır. Para ikrazı işleriyle uğraşan, mevduat kabul eden, sermaye

teşekkülüne hizmet eden bankalar, ülke ekonomisinin en hassas kesimi olan kredi

piyasasında faaliyet gösteren kuruluşlardır. Devlet, bir yandan tasarrufları

korumak, diğer yandan da bankalarda biriken tasarrufların milli ekonominin

gereklerine göre kullanılmasını sağlamakla görevli olup, bu görevini yerine

getirebilmek için bankaları, para ve kredi piyasalarını düzenleme ve denetleme

gereksinimi duyar ya da Merkez Bankası yanında kamu bankaları aracılığı ile

sistemi yönlendirir. Devletin ekonomik görevlerini ve amaçlarını

gerçekleştirmek için, ulusal ekonominin gereklerine uygun olarak kimi

düzenlemeler getirmek, bunları değiştirmek ve kaldırmak, anayasal sınırlar

içinde yasakoyucunun yetkisindedir.

Açıklanan nedenlerle, 4603 sayılı Yasa kapsamında bulunan T.C. Ziraat Bankası ve Türkiye Halk Bankası'nın, kamu tüzelkişiliği statüsünden çıkarılarak özel hukuk hükümlerine tabi anonim şirket statüsüne geçirilmesinden sonra, ekonominin gereklerine uygun olarak hisse satış işlemlerinin 4046 sayılı Yasa hükümleri çerçevesinde sonuçlandırılması için süre uzatımına ilişkin düzenleme Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2. ve 5. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.

Anayasa'nın 11. maddesinin anayasallık denetiminde işlevsel olmaması nedeniyle kuralın bu madde yönünden incelemesine gerek görülmemiştir.

Fulya KANTARCIOĞLU, Şevket APALAK ve Zehra Ayla PERKTAŞ bu görüşe katılmamışlardır.

V- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN İNCELENMESİ

10.1.2007 günlü, 5572 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi ve Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 1. maddesine yönelik iptal istemi, 17.1.2008 günlü, E.2007/21, K.2008/40 sayılı kararla reddedildiğinden, bu maddeye ilişkin yürürlüğün durdurulması isteminin REDDİNE, 17.1.2008 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI- SONUÇ

10.1.2007 günlü, 5572 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi ve Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 1. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Fulya KANTARCIOĞLU, Şevket APALAK ve Zehra Ayla PERKTAŞ'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 17.1.2008 gününde karar verildi.

Başkan

Haşim

KILIÇ

Başkanvekili

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Sacit

ADALI

Üye

Fulya

KANTARCIOĞLU

Üye

Ahmet

AKYALÇIN

Üye

Mehmet

ERTEN

Üye

A. Necmi ÖZLER

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye

Şevket

APALAK

KARŞIOY

GEREKÇESİ

Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, Türkiye Halk Bankası Anonim

Şirketi ve Türkiye Emlâk Bankası Anonim Şirketinin (bankalar) çağdaş

bankacılığın ve uluslar- arası rekabetin gereklerine göre çalışmalarını ve

özelleştirmeye hazırlanmalarını sağlayacak şekilde yeniden yapılandırılmaları

ile hisse satışlarına ilişkin düzenlemelerin ve hisselerin tamamına kadarının

özel hukuk hükümlerine tâbi gerçek ve tüzel kişilere satışının

gerçekleştirilmesi amacıyla 25.11.2000 günlü Resmî Gazete'de yayımlanarak

yürürlüğe giren 15.11.2000 günlü 4603 sayılı Yasa'nın 2. maddesinin ikinci

fıkrasında "yeniden yapılandırma işlemlerinin tamamlanmasını müteakiben

bankaların hisse satış işlemleri 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamalarının

Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik

Yapılmasına Dair Kanun hükümleri çerçevesinde sonuçlandırılır. Yeniden

yapılandırma ve hisse satış işlemleri bu Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren

üç yıl içinde tamamlanır. Bakanlar Kurulu bu süreyi bir defaya mahsus olmak

üzere yarısı kadar uzatabilir" denilmiş, bu süre daha sonra 16.7.2004

günlü 5230 sayılı Yasa ile beş yıla çıkarılarak 25.11.2005'de de sona ermiştir.

27.12.2005 günlü 2005/9841 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile beş yıllık süre

25.11.2005 gününden başlayarak yarısı kadar uzatılmış ise de bu kararın, açılan

dava sonucunda özelleştirme süresinin dolduğu gerekçesiyle Danıştay tarafından

yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmiştir. Kural'da 2007 yılı başına

kadar, herhangi bir değişiklik yapılmamış ise de 10.1.2007 günlü 5572 sayılı

Yasa'nın dava konusu 1. maddesi ile "beş yıl" ibaresi "on

yıl" olarak değiştirilmiştir. Böylece süresi biten "yeniden

yapılandırma ve hisse satış işlemlerinin sürdürülmesine, bir yılı aşan bir süre

sonra geriye doğru bu süreyi de kapsayacak biçimde yeniden olanak sağlanmıştır.

Bunun sonucu olarak belirtilen sürede tesis edilen ancak yasal dayanaktan

yoksun olan kimi idari işlemlere de hukuksal geçerlilik kazandırılmıştır. Bu

düzenlemenin geçmişi kapsayan özelliği nedeniyle konuya ilişkin davaları da

etkilemesi kaçınılmaz hale gelmiştir. Oysa hukuk devletinde bitmiş, üzerinden

zaman geçmiş sürelere geçmişten geçerli olarak işlerlik kazandırılması, hukuk

güvenliğini yok eden bu konuda verilmiş yargı kararlarının da geçersiz

sayılmasına yol açan uygulamalara neden olabileceği için kabul edilemez.

Yasalar kural olarak yürürlüğe girdikleri tarihten sonraki durumlara

uygulanırlar ve geçmişe yürütülemezler. Ancak, öznel hakların korunması

amacıyla bu kurala bazı istisnalar tanınabilir.

Öte yandan, doğası gereği hızlı değişimlerin yaşandığı ekonomik

alanda beş, on yılın uzun süreler olduğu yadsınamaz. İtiraz konusu kuraldan

önce özelleştirme süresinin uzatılmasına karşın kullanılmaması, araya iki yıla

yakın bir süre girmesi, Danıştay'ın özelleştirme işlemini iptali gibi nedenler

gözetildiğinde, yasakoyucunun, bankacılık sektöründe meydana gelen gelişmeler,

özellikle yabancı, yerli sermaye paylarının oranı, bunların milli ekonomi

üzerindeki etkileri ve konuya ilişkin diğer faktörleri değerlendirmeden, sadece

bazı hukuki işlemlere dayanak oluşturmak, sürenin bitiminden sonra doğan

boşluğu doldurmak ve yargı kararını geçersiz kılmak amacıyla getirdiği

anlaşılan dava konusu düzenlemenin, Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk

devletinin sağlamakla yükümlü bulunduğu hukuk güvenliğini sarsıcı nitelikte

olduğu açıktır. Bu durumun, devlete, para, kredi, sermaye, mal ve hizmet

piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemelerini sağlayıcı ve geliştirici

tedbirleri alma görevi veren Anayasa'nın 167. maddesi ile de bağdaştığı ileri

sürülemez.

Yasa koyucu tarafından özelleştirmenin belirli süreyle sınırlandırılması, bu sürede sonuçlandırılmasını gerektirir. Bunun başarılamaması ise hızlı bir değişimin geçerli olduğu ekonomik alanda, ileriye dönük önceliklerin belirlenerek yasama organında, yeni yöntemlerin tartışılmasını zorunlu kılar. Böylece, değişen koşullara göre Anayasal denetimin yapılabilmesi de olanaklı hale gelir. İşlevini tamamlamış sürelere yeniden hayatiyet kazandırılması, bu denetimin bir bütünlük içinde yapılmasını da engellediğinden hukuk devleti ilkesiyle uyumsuzluk yaratmaktadır.

Açıklanan nedenlerle Kural'ın Anayasa'ya aykırı olduğu ve iptali gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Üye

Serruh

KALELİ

Üye

Zehra Ayla PERKTAŞ

AZLIK

OYU

Anayasa'nın 2. maddesinde hukuk devleti ilkesi vurgulanmıştır. Hukuk Devletinin oluşumuna etken olan yasaların güvenli bir ortam kurma, tutarlı olma ve kamu yararını amaçlama gibi özellikler içermeleri Anayasa Mahkemesi'nce vurgulana gelen yaklaşımlardandır.

İncelenen yasa kuralı, daha önce üç yılken, beş yıla çıkarılan

özelleştirme tamamlama süresinin bu kez on yıl olarak belirlenmesine

ilişkindir. Yasaların süre içermesi uygulamacılara ödevler verdiği gibi,

düzenledikleri konunun gerçekleştirilme evresine verilen özeni, zamanla olan

ilintisindeki zorunluluğu ve önemi de vurgular. Ayrıca süre olgusu yasanın

etkin kalma, sonuçlarını oluşturma sürecini de belirginleştirir. Öngörülen

sürenin dolmasıyla yasanın geçerliliği sona ereceği gibi, gerçekleştirilecek

konunun getirilen ilkelerle yapılamadığını da gösterecektir. Başka bir

anlatımla, sürenin yenilenmesi düzenlemede eksiklikler olduğunu da gösterebilir

ya da gelişen zaman süreci yasanın özgün durumundaki ortamın yeni oluş ve

koşullarla farklı çözümlemeler gerektiren bir duruma geldiğini, böylece yasanın

özüyle süresi arasında uyumsuzluk oluştuğu sonucunu verebilir. Böylece

Yasa'daki sürenin yinelenmesi kuraldaki akış çizgisini ve beklenen kamu

yararının yaşama geçmesini etkilemekte, haklı neden varlığının görünmesini veya

düzenlemedeki dizgenin temelden ele alınması olgusunu gündeme getirmektedir.

Belirtilen nedenlerle, yasalardaki tutarlılık ve kamu yararı yönlerinden Anayasa'nın 2. maddesine aykırı olan kuralın iptali gerekeceği oyuyla karara karşıyım.

Üye

Fulya

KANTARCIOĞLU

KARŞIOY GEREKÇESİ

İptali istenilen Yasa kuralı; 10.1.2007 tarih ve 5572 sayılı Yasa'nın 1. maddesinde yer alan "15.11.2000 tarihli ve 4603 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi ve Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanun'un 2. maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer alan "beş yıl" ibaresi "on yıl" olarak değiştirilmiştir" hükmüdür.

15.11.2000 tarih ve 4603 sayılı Yasa'nın 2. maddesinin (2) numaralı fıkrasında "Yeniden yapılandırma işlemlerinin tamamlanmasını müteakiben bankaların hisse satış işlemleri 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun hükümleri çerçevesinde sonuçlandırılır. Yeniden yapılandırma ve hisse satış işlemleri bu Kanun'un yürürlüğe girmesinden itibaren üç yıl içinde tamamlanır. Bakanlar Kurulu bu süreyi bir defaya mahsus olmak üzere yarısı kadar uzatabilir" denilmektedir. Daha sonra 16.7.2004 tarih ve 5230 sayılı Yasa'nın 7. maddesi ile bu fıkrada yer alan "üç yıl" ibaresi "beş yıl" olarak değiştirilmiştir.

Görüleceği üzere 15.1.2000 tarih ve 4603 sayılı Yasa kapsamındaki bankaların özelleştirme süresi üç yıl olarak belirlenmişken, bu süre 16.7.2004 tarih ve 5230 sayılı Yasa ile beş yıla çıkarılmış ve beş yıllık süre 25.11.2005 tarihinde sona ermiştir. Bu tarihten sonra 2007 yılına kadar herhangi bir değişiklik yapılmamış, daha sonra 10.1.2007 tarih ve 5572 sayılı Yasa'nın dava konusu yapılan kuralı ile beş yıllık süre on yıla çıkarılmıştır. Dolayısıyla 4603 sayılı Yasa'nın yürürlük tarihi olan 25.11.2000 tarihinde başlayan sürenin 25.11.2010 tarihinde sona ereceği anlaşılmaktadır.

15.11.2000 tarih ve 4603 sayılı Yasa'nın iptali istemiyle açılan

dava Anayasa Mahkemesi'nin 25.6.2002 tarih ve E.2002/31, K.2002/58 sayılı

kararı ile Anayasa'ya aykırı bulunmamış ise de; Anayasa'ya aykırılığı ileri

sürülen kuralın (hisse satış süresini ikinci kez uzatmanın) anlam ve kapsamının

zaman içerisindeki değişikliklerin de gözetilmesi suretiyle kapsamlı olarak

incelenmesi gerekmektedir. Nitekim, kuralda yer alan üç yıllık sürenin, önce

beş yıla çıkarıldığı, süre uzatım yetkisinin Yasa'da verilen süre içinde

kullanılmaması nedeniyle Danıştay 13. Dairesi'nin Özelleştirme Yüksek Kurulu

kararının yürürlüğünün durdurulması yönündeki kararından sonra iptali istenilen

kuralın yer aldığı Yasa ile bu sürenin on yıla çıkarılması suretiyle

Bakanlar Kurulu'na ve Özelleştirme Yüksek Kurulu'na yeni kararlar alma

olanağı verildiği gözetildiğinde, dava konusu kuralın bir süre uzatımından

ibaret olmadığı anlaşılmaktadır.

Yasa koyucunun kamu bankalarının özelleştirilmesine süre koyması ve bu sürenin uzatılması konusu; kamu bankalarının bankacılık sistemi içindeki yerinin özelleştirmenin özellikle de yabancı sermayenin sınırlarının bankacılık sektörünün içinde bulunduğu durumla birlikte yeniden değerlendirilmesini gerektirmektedir. Bu bağlamda 4603 sayılı Yasa'nın yürürlük tarihi olan 25.11.2000'de bankacılık sektöründe yabancı sermaye oranı %5'i geçmez iken, Bankalar Birliği verilerine göre 2006 yılı itibariyle bankacılık sektörü içinde yabancı sermaye payının (sermaye payı %31, İMKB hisseleri ile birlikte %36) 36'ya çıktığı görülmektedir.

Anayasa'nın 5. maddesinde devletin temel amaç ve görevleri

arasında kişilerin ve toplumun refahını sağlamak, 166. maddesinde ülke

kaynaklarının verimli şekilde kullanılmasını planlamak, 167. maddesinde

devletin para, kredi, sermaye, mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli

işlemelerini sağlayıcı ve geliştirici tedbirleri alacağı belirtilmek suretiyle

devletin ekonomik hayatın işleyişini düzenlemek, gerektiğinde bu alana müdahale

hususunda görevli kılındığını ortaya koymaktadır. Anayasa'nın devlete yüklediği

ekonomik ve sosyal görevler ülkenin bulunduğu ekonomik durum bankacılık

sisteminin işlevleriyle ilgili genel ve ortak gereksinimlerin, özel bankalar

yanında kamu bankaları aracılığıyla da sürdürülmesini gerektirmektedir.

Diğer taraftan Anayasa'nın 45. maddesinde tarım, hayvancılık ve bu üretim dallarında çalışanların korunması, 173. maddesinde esnaf ve sanatkarların korunması devletin görevleri arasında sayılmış olup, Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası ve Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi'nin bu görevlerin yerine getirilmesinde destekleyici bir unsur olduğu da yadsınamaz. Nitekim Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası ve Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi'nin görevleri ve özellikleri gereği 4046 sayılı Yasa'nın 13. maddesinde stratejik kuruluşlar arasında sayılarak sermayelerinin %49'dan fazla özelleştirilmesine karar verilmesi durumunda imtiyazlı hisseler oluşturulması gerektiği düzenlenmektedir.

Bu durumda stratejik önemini koruyan Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası ve Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi hisselerinin tamamının satılması suretiyle özelleştirilmesi, yabancılara satış konusunda sınır getirilmemesi, Devletin bu bankalar ve ulusal bankalar aracılığıyla sahip olduğu işlevlerden ve sürekliliği olan kaynaklardan yoksun kalması ve bunun sonucunda Anayasa ile belirlenen sosyal ve ekonomik görevlerini yerine getirememesine neden olacağından, Anayasa'nın 5., 166. ve 167. maddeleri ile bağdaşmaz.

Açıklanan nedenle dava konusu 10.1.2007 tarih ve 5572 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi ve Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 1. maddesinin iptali gerektiği düşüncesi ile verilen karara karşıyım.

Üye

Şevket

APALAK

Üye Zehra Ayla PERKTAŞ

Anayasa Mahkemesi, E. 2007/21, K. 2008/40, 17 Ocak 2008 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İptal Davasının Konusu
  4. Iı- Yasa Metinleri
  5. Iıı- İlk İnceleme
  6. Iv- Esasın İncelenmesi
  7. V- Yürürlüğün Durdurulması İsteminin İncelenmesi
  8. Kılıç
  9. Adalı
  10. Kantarcıoğlu
  11. Akyalçın
  12. Erten
  13. Özgüldür
  14. Apalak
  15. Karşıoy
  16. Gerekçesi
  17. Kaleli
  18. Azlık
  19. Oyu
  20. Kantarcıoğlu
  21. Karşıoy Gerekçesi
  22. Apalak
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2007/21
Karar No
2008/40
Tarih
17 Ocak 2008

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2007/76 K.2008/46
  • AYM Norm Denetimi E.2005/15 K.2008/2
  • AYM Norm Denetimi E.2004/48 K.2008/49
  • AYM Norm Denetimi E.2004/3 K.2008/47
  • AYM Norm Denetimi E.2004/25 K.2008/42
  • AYM Norm Denetimi E.2008/1 K.2008/39

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.