KÜNYE
Anayasa
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 30 Temmuz 2007
- Esas Sayısı
- 2007/59
- Karar Sayısı
- 2007/75
- Karar Günü
- 30.7.2007
Karar Metni
2.787 kelime·14 dk okuma·21 bölüm
Resmi gazete tarihi ve Sayısı : 26.01.2008 - 26768
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN
Ankara 15. İdare Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU
22.4.1983 günlü, 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun Geçici 16. maddesini yürürlükten kaldıran 29.4.2005 günlü, 5341 sayılı Siyasi Partiler Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 1. maddesinin, Anayasa'nın 2., 5. ve 68. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
2820 sayılı Siyasi Partiler Yasası'nın Geçici 16. maddesi uyarınca Anavatan Partisi'ne ödenmesi gereken devlet yardımı ile ilgili olarak Maliye Bakanlığı'na karşı açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan mahkeme iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenen Yasa Kuralı
29.4.2005 günlü, 5341 sayılı Yasa'nın 1. Maddesi şöyledir:
"22.4.1983 tarihli ve 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanununun geçici 16 ncı maddesi yürürlükten kaldırılmıştır."
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuruda Anayasa'nın 2., 5. ve 68. maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince Tülay TUĞCU, Haşim KILIÇ, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Cafer ŞAT, A. Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ve Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün katılımlarıyla 31.5.2007 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında; dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, oybirliğiyle karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Maddenin Anlam ve Kapsamı
Anayasa'nın 23.7.1995 günlü 4121 sayılı Kanun'la değişik 68. maddesinin son fıkrasında, "Siyasi partilere, Devlet, yeterli düzeyde ve hakça mali yardım yapar. Partilere yapılacak yardımın, alacakları üye aidatının ve bağışların tabi olduğu esaslar kanunla düzenlenir." denilmiştir.
2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nda 3032 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikle siyasi partilere devlet yardımı yapılacağı kabul edilmiş, bu yardımın yöntem ve ilkeleri ise Ek Madde 1'de düzenlenmiştir. Bu maddeye göre yardımın ön koşulu milletvekili genel seçimlerine girmek ve bu seçimlerde ülke seçim barajını (%10) aşmış olmaktır.
9.4.1987 günlü, 3349 sayılı Yasa ile 2820 sayılı Yasanın Geçici 13. Maddesine eklenen fıkra ile, seçime katılmamış olsalar da yasanın yürürlüğe girdiği tarihte mecliste grubu bulunan partilere de belirli düzeyde yardım yapılacağı kabul edilmiş, 7.8.1988 günlü, 3470 sayılı Yasa ile Ek Madde 1'e eklenen fıkra ile son genel seçimde %7 oy alan partilere de yardım yapılması esası benimsenmiştir.
2820 sayılı Yasa'ya 31.10.1990 günlü 3673 sayılı Yasayla eklenen Geçici 16. Madde ile "daha önce seçime katılmamış olsalar da TBMM'de en az 10 Milletvekili ile temsil edilen partilere de yardım" yapılması kabul edilmiştir. Bu madde 24.3.1992 günlü, 3789 sayılı Yasayla son halini alarak, yardım olanağını, en az 3 Milletvekili ile temsil edilen partilere de tanımıştır.
Maddenin yürürlükten kaldırılmadan önceki haline göre "Türkiye Büyük Millet Meclisinde 10 veya daha fazla milletvekili bulunup da Devlet yardımı alamayan ve seçimlere girme hakkını elde edecek şekilde teşkilatlanmasını tamamlamış siyasi partilere, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra, Siyasi Partiler Kanununun 'Ek Madde 1' de öngörülen esaslar dairesinde en az Devlet yardımı alan siyasi partiye yapılan yardım kadar Devlet yardımı yapılır. Bu partilerin 10'dan az olmakla birlikte en az 3 veya daha fazla milletvekiline sahip olmaları halinde kendilerine en az Devlet yardımı alan siyasi partiye yapılan yardımın 1/4'ü tutarında Devlet yardımı yapılır."
Maddenin ilk şekli yalnızca 31.10.1990 tarihinde TBMM'nde Milletvekili bulunan partiler bakımından geçici bir düzenleme niteliğinde iken, son şekli, düzenlemeyi sürekli hale getirmiştir. Bu düzenlemelerle yardımın, alınan oy oranı (toplumsal temsil) ve sahip olunan Milletvekili sayısı (parlamenter temsil) ölçütlerine göre belirlendiği bir sistemin kabul edildiği anlaşılmaktadır.
İtiraz konusu kural, partilerden ayrılmalar yoluyla Mecliste temsil edilmeye başlanan partilere, sahip oldukları Milletvekili sayısına göre çeşitli oranlarda devlet yardımı yapılmasını öngören 2820 sayılı Yasanın Geçici 16. Maddesini yürürlükten kaldırmaktadır. Bu kuralın yürürlükten kaldırılmasıyla, siyasi partilere devlet yardımı seçimlerde aldıkları oy oranına, dolayısıyla ulaştıkları toplumsal temsil oranına göre belirlenecektir.
B- Anayasaya uygunluk denetimi
Başvuru kararında, Türkiye Cumhuriyetinin demokratik bir devlet
olduğu, devletin demokrasiyi korumakla görevli bulunduğu, siyasi partilerin
demokratik yaşamın vazgeçilmez unsuru olması nedeniyle partilere devletin
yeterli düzeyde ve hakça mali yardım yapılması gerektiği, hesapların
denetiminin ve kapatılmalarının Anayasa Mahkemesi kararına bağlı kılındığı,
siyasi partilerin kendi bağımsızlığını koruyarak ve etki altında kalmadan,
çıkar grupları tarafından baskı görmeden siyasal mücadele sergilemelerinin
amaçlandığı, halkın siyasi partilere gösterdiği ilginin her seçimde değiştiği,
buna dayalı olarak da partilerin aldıkları yardımların farklılaştığı, çok oy
almış partinin yüksek yardım alarak, sonraki seçimlere daha iyi hazırlandığı ve
bunun adaletsiz sonuçlar yaratabileceği, yeterli seçmen kitlesinin güvenini
kazanan ve kamu yararının oluşmasına daha çok katkıda bulunacak siyasi partiler
bakımından ödemede bir ayrım yapılabileceği, aynı şekilde yeterli örgütsel
yapıya ve etkinliğe sahip olmayan oluşumlara da devlet yardımlarının
yapılmaması gerektiği, bunun yanında, örgütlenme koşulunu sağlamasına rağmen
seçimlere katılmayan, ya da katılmakla birlikte az oy aldığı halde, belirli
milletvekili sayısıyla Mecliste temsil edilen partilerin farklı oranlarda
devlet yardımından yararlanmasının kamu yararının bir sonucu olduğu,
dolayısıyla bu partilerin yardımdan yoksun bırakılmasının Anayasa'nın 2., 5. ve
68. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Anayasa'nın 68. maddesinin ikinci fıkrasında siyasi partiler demokratik siyasi yaşamın vazgeçilmez unsurları olarak tanımlanmıştır.
Demokratik sistem herkese açık, herkes için eşit ve özgür siyasal katılımla gerçekleşebilir. Bunun için bireysel iradeleri birleştirip yönlendirerek onlara ağırlık kazandıran özgün kuruluşlara gereksinim vardır. Bu kuruluşlar, dağınık siyasal tercihleri birleştirip açıklık ve güç sağlayarak devlet hizmetlerini daha yararlı kılmak, hak ve özgürlükleri güvenceye bağlayarak toplumsal barışı güçlendirmek, anayasal ilkeler doğrultusunda kamuoyu oluşturarak ulusal yaşama daha çok aydınlık getirmek yönünden vazgeçilmez öneme sahip olan siyasi partilerdir.
Siyasi partilerin, halkın demokrasi alanında yetişmesi ve olgunlaşması için bir okul hizmeti gördükleri ve demokrasinin oluşum aracı oldukları gözetilirse, demokratik düzenin işleyişi, devletin yönetilmesi yolundaki kolaylaştırıcı ve hazırlayıcı bütün bu ve benzeri sürekli faaliyetlerin, siyasî partileri kamu yararına çalışan kuruluşlar durumuna getirdiği belirgindir.
Siyasi partiler, siyasal mücadele yoluyla mümkün olan en geniş onaya ulaşarak ulusal iradenin devlete egemen kılınmasını sağlayan yaşamsal nitelikte demokratik unsurlardır. Siyasi partiler ulusal iradeyi yasama organında somutlaştırarak, ülkenin bir seçim dönemi için hangi siyasal program ya da programlara göre yönetileceğini belirlerler.
Siyasi partilerin, ortaya çıkışı ve örgütlenmesinden başlayarak, rekabetçi ortamda toplumla iletişim kurabilmesi, siyasal programını topluma aktarabilmesi, nitelikli eleman çalıştırması ve toplumsal taleplerle iletişim kurabilmesi için maddi kaynaklara ihtiyaçları vardır. Demokratik ülkelerin çoğunda siyasi partilerin bu gereksinimlerini kısmen karşılamak üzere devlet bütçesinden yardım yapılması yöntemi benimsenmiştir.
Siyasi partilere devlet yardımını zorunlu kılan koşullar dikkate alındığında, yardımın, iktidara gelme mücadelesi sırasında ve öncesinde ortaya çıkabilecek harcamalara dönük olduğu anlaşılmaktadır. Anayasa'nın 68. maddesinde devlet yönetimine ya da yasama faaliyetlerine katılan siyasi partilerle ilgi kurulmaksızın, yalnızca demokratik yaşamın vazgeçilmez unsurları olarak tanımlanan siyasi partilere yardım yapılacağı belirtilmektedir. Dolayısıyla yardımın temel amacı, siyasi parti mensuplarının milletvekili ya da bakan olarak devlet iktidarı kullanımına katılmasının ödüllendirilmesi olamayacağından, bu yönde bir anayasal zorunluluğun bulunduğundan söz edilemez.
Siyasi partilere yapılacak devlet yardımına ilişkin ölçütler Anayasa'nın 68. maddesinin son fıkrasında yer almaktadır. Anayasa'nın 2. maddesindeki demokratik devlet ilkesi ile 5. maddesindeki demokrasiyi korumak görevinin somutlaşması niteliğinde olan bu fıkraya göre "siyasi partilere, devlet, yeterli düzeyde ve hakça mali yardım yapar. Partilere yapılacak yardımın, alacakları üye aidatının ve bağışların tabi olduğu esaslar kanunla düzenlenir".
"Yeterli düzeyde" ve "hakça" ifadeleri, yardımın tabi olacağı ilkeleri belirleyecek olan yasa koyucunun takdir alanının sınırlarını çizmektedir.
"Yeterli düzeyde" ifadesi seçimlerde toplumsal
onaya ulaşmak için yapılması gereken siyasal faaliyetleri karşılamaya elverişli
parasal miktar ile ilgilidir. Siyasi partiler ulusal iradenin oluşumunu
sağlarken üye aidatları ya da bağışlarla yeterli parasal kaynağa ulaşamadıkları
durumda, çok partili demokratik düzenin gerekli kıldığı ölçüde devlet
yardımından yararlandırılması, onların paraca güçlü bazı kişi ve kuruluşların
etki ve baskısı altına düşmesini engeller. Tüm harcamaların devlet bütçesinden
karşılanması da siyasal partilerin toplumla ilişkisini kopararak ulusal
iradenin oluşumunu engeller. O halde yapılacak yardımın "yeterli
düzeyde" olması, bir yandan siyasi partilerin devletin ya da özel kişi ve
kuruluşların güdümüne girmesini engelleyici, diğer yandan toplumla ilişkisini
destekleyici düzeyde olmasını ifade etmektedir. Kuşkusuz, yeterli düzeydeki
parasal tutarın ne kadar olduğunun, ülkenin ekonomik, siyasal ve sosyal
koşullarına göre değişkenlik göstermesi nedeniyle yasa koyucu tarafından somutlaştırılması
gerekir.
"Hakça" ifadesi hangi siyasi partilere ve ne oranda devlet yardımı yapılacağını belirleyen temel ölçüttür. Bu kavram, siyasi partilere yapılacak yardımın miktarının adaletli bir ölçüte göre saptanmasını zorunlu kılmaktadır. Devlet yardımının hangi ölçütleri yerine getiren siyasi partilere verileceği hususu ile bu ölçütleri yerine getiren partilerin hangi oranda devlet yardımı alabileceği yasa koyucu tarafından belirlenecektir.
Hakça ifadesi, belirli örgütlenme yaygınlığına ulaşmış ve belirli toplumsal onaya mazhar olmuş partilerin, seçimlerde elde ettiği başarı düzeylerine göre devlet yardımından yararlanacağı biçiminde anlaşılmalıdır. Kuşkusuz bu yönde kamu yararını daha isabetli biçimde karşılayabilecek sistem ve yöntem tercihi yasa koyucunun takdiri içinde kalmaktadır.
İtiraz konusu Geçici 16. maddenin yürürlükten kaldırılmasından önce, genel seçimlere katılıp katılmadığına bakılmaksızın TBMM'de en az on ve en az üç milletvekiliyle temsil edilen partilere belirli oranlarda devlet yardımı yapılması olanaklı iken, yürürlükten kaldırıldıktan sonra, genel kural niteliğindeki Ek Madde 1 uyarınca devlet yardımı, ancak milletvekili genel seçimlerinde toplam geçerli oyların %7'sinden fazlasını alan siyasi partilere aldıkları oy miktarı ile orantılı olarak yapılacaktır.
Yasa koyucunun belirli bir dönem kamu yararı görerek genel kurala ayrık ve geçici bir düzenleme getirmek suretiyle siyasi partilere sağladığı devlet yardımına, bu düzenlemeyi yürürlükten kaldırarak son vermesinde Anayasa'ya aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 2., 5. ve 68. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Osman Alifeyyaz PAKSÜT ile Zehra Ayla PERKTAŞ bu görüşe katılmamıştır.
KILIÇ
Üye
Sacit
ADALI
Üye
Fulya
KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet
AKYALÇIN
Üye
Mehmet
ERTEN
Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Serdar
ÖZGÜLDÜR
Üye
Şevket
APALAK
Üye
Serruh
KALELİ
KARŞIOY
YAZISI
İptali istenen kural, 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanununun Geçici 16. maddesini yürürlükten kaldırmış; buna göre Mecliste belli sayıda milletvekiline sahip olan siyasi partilerin de, belli oranda oy alan partilerin yanı sıra, Devlet yardımı almaları olanağına son verilmiştir.
Anayasanın 68. maddesine göre, vatandaşlar, siyasi parti kurma, partilere girme ve ayrılma hakkına sahiptir. Maddenin ikinci fıkrasında, siyasi partilerin, demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurları olduğu belirtilmiştir. Maddenin son fıkrasının ilk tümcesinde, siyasi partilere Devletin yeterli düzeyde vehakçamali yardım yapacağı öngörülmüş, ikinci tümcede ise partilere yapılacak yardımın, alacakları üye aidatının ve bağışların tabi olduğu esasların kanunla düzenleneceği hükme bağlanmıştır.
Anayasanın 68. ve 69. maddelerinde siyasi partiler arasında, iktidarda veya muhalefette olmaları, parlamentoda temsil edilip edilmemeleri, partili milletvekili sayısının az veya çok olması gibi nedenlerle bir fark gözetilmeksizin, partilerin uyacakları esaslar, kapatılma nedenleri ve mali denetimleri düzenlenmiştir. Buna göre, "parti" kimliğini kazanabilmek için gerekli Anayasal ve yasal koşullara uyan her siyasi örgütlenmenin parti olarak kabulü ve siyasi parti statüsünün gerektirdiği görev ve sorumluluklar kadar, haklardan da aynı şekilde yararlanmaları Anayasal bir zorunluluktur.
Anayasanın 2. maddesine göre Türkiye Cumhuriyeti, "...
başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir
hukuk devletidir". Başlangıçta belirtilen temel ilkeler arasında "Her
Türk vatandaşının bu Anayasadakitemel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve
sosyal adalet gereklerinceyararlanarak milli kültür, medeniyet ve hukuk
düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddi ve manevi varlığını bu yönde
geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu" hususları da yer
almaktadır. Bu ilkenin, temel bir hak olan siyasi partiler aracılığıyla siyasal
yaşama katılma yönünden de geçerli olduğunda kuşku yoktur. Devletin siyasi
partilere yardım yapmasının amacı, parti tüzel kişiliğinin mal varlığını
artırmak değil, vatandaşlara partiler aracılığıyla siyasal yaşama daha kolay
katılım olanağı sağlamaktır. Anayasa, siyasal parti faaliyetlerine katılacak
vatandaşların, içinde yer aldıkları partinin büyüklüğüne göre farklı ölçülerde
değil, partilerine bakılmaksızın,eşitlik ve sosyal adalet anlayışı içindedesteklenmesini
öngörmektedir. Anayasa Mahkemesinin pek çok kararında yer alansosyal devlettanımının
öğeleri arasında"güçlünün karşısında güçsüzü koruyan devlet"de
bulunmaktadır. Siyasi partilere girme hakkı bağlamında sosyal devlet ilkesi,
küçük ve parlamentoda milletvekili bulunmayan bir partide siyaset yapan
vatandaşın da, en büyük ve mali olanakları en fazla olan partinin üyesinden
aşağı olmamak üzere, Devlet tarafından desteklenmesini gerektirmektedir.
Anayasanın 68. maddesindeki "yeterli düzeyde ve hakça" ölçütlerinin,
ancak bu temel ilkelerin çerçevesi içinde ve bütün olarak anlam ifade edeceği
açıktır. "Hakça" sözcüğünün "büyük ve güçlü olana çok, küçük ve
güçsüz olana hiç" yardım şeklinde kabulü olanaksızdır.
Devlet yardımına hak kazanmanın, milletvekili çıkarmak için
gereken Türkiye genelinde belli bir oy yüzdesine ulaşma koşulunda olduğu gibi
belli bir oranda oy almaya bağlanması suretiyle Anayasada farklı düzenlenen bu
iki konuda yasalarla benzer esasların kabul edilmesi, Anayasanın sözü ve
ruhuyla bağdaşmaz. Anayasa, Meclise milletvekili gönderebilmeyi "temsilde
adalet" ve "yönetimde istikrar" ilkelerine, Devlet yardımı
alabilmeyi ise "yeterli düzey" ve "hakça" gibi, tamamen
farklı esaslara bağlanmıştır. Diğer bir ifadeyle, milletvekili çıkarabilmek
için gerekli olan barajı aşabilmenin Anayasal dayanağı, mali yardım yönünden
geçerli değildir. Yönetimde istikrar ilkesinin gereği olan, belli oranda oy
almak ile mali yardım arasında Anayasada bir ilişki kurulmadığı açıktır.
Öte yandan, siyasetin temel kurumu olan ve karar ve işlemleri belli sayısal ölçütlere dayanan parlamentolarda, her milletvekilinin bir önem ve ağırlık taşıdığı yadsınamaz. Az sayıda milletvekili de, iyi işleyen bir demokraside, yapıcı ve değerli siyasal katkı sağlayabilir. Bu nedenle siyasi partilere yapılacak Devlet yardımında, parlamentoda milletvekili bulundurmanın bir ölçüt olarak kabulünden ve belirli bir dönem uygulanmasından sonra, yeni bir yasayla bunun ölçüt olmaktan çıkarılması, demokratik ilkelerle bağdaşmaz.
Anayasanın 68. maddesinin birinci fıkrasının ilk tümcesinde siyasi partilerden ayrılmak hakkı anayasal güvence altına alınmıştır. Bu husus gözetildiğinde, bir parlamento dönemi içinde partisinden ayrılarak yeni bir parti kurmak veya parlamentoda temsil edilmeyen bir partinin üyesi olmak isteyebilecek milletvekillerinin bu haklarını kullanmasını güçleştirecek nitelikteki yasa kuralının Anayasaya aykırı olduğu açıktır. Dolayısıyla, belli sayıda (10 veya 3) milletvekili bulunan partilere de Devlet yardımı yapılması olanağı veren yasa hükmünün yürürlükten kaldırılması Anayasanın 2. ve 68. maddelerine aykırıdır.
Açıklanan nedenlerle iptal isteminin reddi yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
KARŞIOY GEREKÇESİ
29.4.2005 günlü 5341 sayılı Siyasi Partiler Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun'un iptali istenilen 1. maddesiyle yürürlükten
kaldırılan 22.4.1983 günlü 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun Geçici 16.
maddesinde, "Türkiye Büyük Millet Meclisinde 10 veya daha fazla
milletvekili bulunup da Devlet yardımı alamayan ve seçimlere girme hakkını elde
edecek şekilde teşkilâtlanmasını tamamlamış siyasi partilere, bu Kanunun
yürürlüğe girdiği tarihten sonra, Siyasi Partiler Kanununun Ek Madde 1'de
öngörülen esaslar dairesinde en az Devlet yardımı alan siyasi partiye yapılan
yardım kadar Devlet yardımı yapılır. Bu partilerden 10'dan az olmakla birlikte
en az 3 veya daha fazla milletvekiline sahip olmaları halinde kendilerine en az
Devlet yardımı alan siyasi partiye yapılan yardımın ¼'ü tutarında Devlet
yardımı yapılır" denilmektedir. Bu madde ile göndermede bulunulan Ek Madde
1'de ise Yüksek Seçim Kurulunca son milletvekili genel seçimlerine katılma
hakkı tanınan ve 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanununun 33. maddesindeki
genel barajı (%10) aşmış bulunan siyasi partiler ile milletvekili genel
seçimlerinde toplam geçerli oyların %7'sinden fazlasını alan siyasi partilere
Madde'de belirlenen usul ve esaslara göre Devlet yardımı yapılması
öngörülmektedir. İtiraz konusu kuralla Geçici Madde 16'nın yürürlükten
kaldırılması sonucu Siyasi Partilere sadece Ek Madde 1. kapsamında devlet
yardımı yapılabileceğinden yardım kapsamı önemli ölçüde daraltılmış olmaktadır.
Anayasa'nın 68. maddesinin son fıkrasına göre, Siyasi Partilere,
Devlet, yeterli düzeyde ve hakça mali yardım yapar. Partilere yapılacak
yardımın, alacakları üye aidatının ve bağışların tâbi olduğu esaslar kanunla
düzenlenir. Siyasi partiler için devlet yardımı öngörülmesi, kuşkusuz Anayasa'nın
demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurları olarak nitelendirdiği siyasi
partilere verdiği büyük önemin temel göstergelerinden biridir. 2820 sayılı
Siyasi Partiler Yasasının 3. maddesinde de belirtildiği gibi siyasi partiler,
Anayasa ve kanunlara uygun olarak; milletvekili ve mahalli idareler seçimleri
yoluyla tüzük ve programlarında belirlenen görüşleri doğrultusunda çalışmaları
ve açık propagandaları ile millî iradenin oluşmasını sağlayarak demokratik bir
Devlet ve toplum düzeni içinde ülkenin çağdaş medeniyet seviyesine ulaşması
amacını güden ve ülke çapında faaliyet göstermek üzere teşkilâtlanan
tüzelkişiliğe sahip kuruluşlardır. Ulusal iradenin yanısıra siyasal iradenin
oluşumuna hizmet ederek demokratik siyasi yaşamda belirleyici ve yönlendirici
işlev üstlenen siyasi partilerin bu işlevlerini kamu yararına uygun olarak
gereği gibi yerine getirebilmeleri bakımından üretecekleri projeleri topluma
aktarabilmeleri, siyasi etkinliklerini düzenli olarak yürütülebilmeleri için
mali kaynağa gereksinimleri olduğu bir gerçektir. Mali kaynağa her siyasi
partinin ihtiyacı olduğunda duraksama bulunmamakla birlikte küçük partilerin
büyüklere oranla temsil ettikleri görüşleri güçlendirme ve taraftarlarını
artırma bağlamında daha fazla korunmaya gereksinimleri olduğu gözardı edilemez.
Yüksek oy potansiyeline sahip siyasi partilerin devlet yardımı yanında
taraftarlarından da yasal sınırlar içinde mali destek görecekleri kuşkusuzdur.
Bu nedenle sadece yüksek oranda oy alabilen siyasi partilere devlet yardımı yapılması,
örneğin seçimlere girme hakkını elde ederek önemli ölçüde oy almış ancak
Yasa'da belirtilen sınırlara ulaşamamış siyasi partilerden bu yardımın
esirgenmesi, Anayasa'nın siyasi partileri demokratik siyasi yaşamın vazgeçilmez
unsurları olarak değerlendiren kuralı ile bağdaşmadığı gibi siyasi partilere
yapılacak devlet yardımının yeterli düzeyde ve hakça olması gereğine işaret
eden kuralıyla da uyum sağlamamaktadır.
Siyasi partilere yardım konusunda Anayasa'nın 68. maddesinin son fıkrasıyla yasa koyucuya tanınan takdir yetkisi bu fıkradaki "yeterli düzeyde ve hakça" ölçütleriyle sınırlandırılmıştır. Siyasi partilere yapılacak devlet yardımından çok az sayıda partinin yararlandırılması, partiler arasındaki fırsat eşitliğini bozarak kimilerini imtiyazlı duruma getirir. Bu durumun sadece Anayasa'nın 68. maddesinin son fıkrası buyruğuna değil hukuk devleti ilkesine de aykırılığı açıktır.
Belirtilen nedenlerle 2820 sayılı Yasa'nın Geçici 16. maddesinin yürürlükten kaldırılmasıyla siyasi partilere yapılacak devlet yardımının kapsamı ölçüsüz biçimde daraltılmış olduğundan itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 2 ve 68. maddelerine aykırılık oluşturduğu düşüncesiyle çoğunluk kararına katılmıyoruz.
Başkanvekili
Haşim
KILIÇ
Üye
Sacit
ADALI
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Fulya
KANTARCIOĞLU
Üye
Zehra Ayla
PERKTAŞ
Anayasa Mahkemesi, E. 2007/59, K. 2007/75, 30 Temmuz 2007 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası