İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2007/59 K.2007/75

Resmi gazete tarihi ve Sayısı : 26.01.2008 - 26768

Esas2007/59Karar2007/75Tarih30 Temmuz 2007Okuma14 dk · 2.787 kelime

KÜNYE

Anayasa

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
30 Temmuz 2007
Esas Sayısı
2007/59
Karar Sayısı
2007/75
Karar Günü
30.7.2007
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.787 kelime·14 dk okuma·21 bölüm

Resmi gazete tarihi ve Sayısı : 26.01.2008 - 26768

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN

Ankara 15. İdare Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU

22.4.1983 günlü, 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun Geçici 16. maddesini yürürlükten kaldıran 29.4.2005 günlü, 5341 sayılı Siyasi Partiler Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 1. maddesinin, Anayasa'nın 2., 5. ve 68. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

I- OLAY

2820 sayılı Siyasi Partiler Yasası'nın Geçici 16. maddesi uyarınca Anavatan Partisi'ne ödenmesi gereken devlet yardımı ile ilgili olarak Maliye Bakanlığı'na karşı açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan mahkeme iptali için başvurmuştur.

III- YASA METİNLERİ

A- İptali İstenen Yasa Kuralı

29.4.2005 günlü, 5341 sayılı Yasa'nın 1. Maddesi şöyledir:

"22.4.1983 tarihli ve 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanununun geçici 16 ncı maddesi yürürlükten kaldırılmıştır."

B- Dayanılan Anayasa Kuralları

Başvuruda Anayasa'nın 2., 5. ve 68. maddelerine dayanılmıştır.

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince Tülay TUĞCU, Haşim KILIÇ, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Cafer ŞAT, A. Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ve Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün katılımlarıyla 31.5.2007 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında; dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, oybirliğiyle karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A- Maddenin Anlam ve Kapsamı

Anayasa'nın 23.7.1995 günlü 4121 sayılı Kanun'la değişik 68. maddesinin son fıkrasında, "Siyasi partilere, Devlet, yeterli düzeyde ve hakça mali yardım yapar. Partilere yapılacak yardımın, alacakları üye aidatının ve bağışların tabi olduğu esaslar kanunla düzenlenir." denilmiştir.

2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nda 3032 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikle siyasi partilere devlet yardımı yapılacağı kabul edilmiş, bu yardımın yöntem ve ilkeleri ise Ek Madde 1'de düzenlenmiştir. Bu maddeye göre yardımın ön koşulu milletvekili genel seçimlerine girmek ve bu seçimlerde ülke seçim barajını (%10) aşmış olmaktır.

9.4.1987 günlü, 3349 sayılı Yasa ile 2820 sayılı Yasanın Geçici 13. Maddesine eklenen fıkra ile, seçime katılmamış olsalar da yasanın yürürlüğe girdiği tarihte mecliste grubu bulunan partilere de belirli düzeyde yardım yapılacağı kabul edilmiş, 7.8.1988 günlü, 3470 sayılı Yasa ile Ek Madde 1'e eklenen fıkra ile son genel seçimde %7 oy alan partilere de yardım yapılması esası benimsenmiştir.

2820 sayılı Yasa'ya 31.10.1990 günlü 3673 sayılı Yasayla eklenen Geçici 16. Madde ile "daha önce seçime katılmamış olsalar da TBMM'de en az 10 Milletvekili ile temsil edilen partilere de yardım" yapılması kabul edilmiştir. Bu madde 24.3.1992 günlü, 3789 sayılı Yasayla son halini alarak, yardım olanağını, en az 3 Milletvekili ile temsil edilen partilere de tanımıştır.

Maddenin yürürlükten kaldırılmadan önceki haline göre "Türkiye Büyük Millet Meclisinde 10 veya daha fazla milletvekili bulunup da Devlet yardımı alamayan ve seçimlere girme hakkını elde edecek şekilde teşkilatlanmasını tamamlamış siyasi partilere, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra, Siyasi Partiler Kanununun 'Ek Madde 1' de öngörülen esaslar dairesinde en az Devlet yardımı alan siyasi partiye yapılan yardım kadar Devlet yardımı yapılır. Bu partilerin 10'dan az olmakla birlikte en az 3 veya daha fazla milletvekiline sahip olmaları halinde kendilerine en az Devlet yardımı alan siyasi partiye yapılan yardımın 1/4'ü tutarında Devlet yardımı yapılır."

Maddenin ilk şekli yalnızca 31.10.1990 tarihinde TBMM'nde Milletvekili bulunan partiler bakımından geçici bir düzenleme niteliğinde iken, son şekli, düzenlemeyi sürekli hale getirmiştir. Bu düzenlemelerle yardımın, alınan oy oranı (toplumsal temsil) ve sahip olunan Milletvekili sayısı (parlamenter temsil) ölçütlerine göre belirlendiği bir sistemin kabul edildiği anlaşılmaktadır.

İtiraz konusu kural, partilerden ayrılmalar yoluyla Mecliste temsil edilmeye başlanan partilere, sahip oldukları Milletvekili sayısına göre çeşitli oranlarda devlet yardımı yapılmasını öngören 2820 sayılı Yasanın Geçici 16. Maddesini yürürlükten kaldırmaktadır. Bu kuralın yürürlükten kaldırılmasıyla, siyasi partilere devlet yardımı seçimlerde aldıkları oy oranına, dolayısıyla ulaştıkları toplumsal temsil oranına göre belirlenecektir.

B- Anayasaya uygunluk denetimi

Başvuru kararında, Türkiye Cumhuriyetinin demokratik bir devlet

olduğu, devletin demokrasiyi korumakla görevli bulunduğu, siyasi partilerin

demokratik yaşamın vazgeçilmez unsuru olması nedeniyle partilere devletin

yeterli düzeyde ve hakça mali yardım yapılması gerektiği, hesapların

denetiminin ve kapatılmalarının Anayasa Mahkemesi kararına bağlı kılındığı,

siyasi partilerin kendi bağımsızlığını koruyarak ve etki altında kalmadan,

çıkar grupları tarafından baskı görmeden siyasal mücadele sergilemelerinin

amaçlandığı, halkın siyasi partilere gösterdiği ilginin her seçimde değiştiği,

buna dayalı olarak da partilerin aldıkları yardımların farklılaştığı, çok oy

almış partinin yüksek yardım alarak, sonraki seçimlere daha iyi hazırlandığı ve

bunun adaletsiz sonuçlar yaratabileceği, yeterli seçmen kitlesinin güvenini

kazanan ve kamu yararının oluşmasına daha çok katkıda bulunacak siyasi partiler

bakımından ödemede bir ayrım yapılabileceği, aynı şekilde yeterli örgütsel

yapıya ve etkinliğe sahip olmayan oluşumlara da devlet yardımlarının

yapılmaması gerektiği, bunun yanında, örgütlenme koşulunu sağlamasına rağmen

seçimlere katılmayan, ya da katılmakla birlikte az oy aldığı halde, belirli

milletvekili sayısıyla Mecliste temsil edilen partilerin farklı oranlarda

devlet yardımından yararlanmasının kamu yararının bir sonucu olduğu,

dolayısıyla bu partilerin yardımdan yoksun bırakılmasının Anayasa'nın 2., 5. ve

68. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Anayasa'nın 68. maddesinin ikinci fıkrasında siyasi partiler demokratik siyasi yaşamın vazgeçilmez unsurları olarak tanımlanmıştır.

Demokratik sistem herkese açık, herkes için eşit ve özgür siyasal katılımla gerçekleşebilir. Bunun için bireysel iradeleri birleştirip yönlendirerek onlara ağırlık kazandıran özgün kuruluşlara gereksinim vardır. Bu kuruluşlar, dağınık siyasal tercihleri birleştirip açıklık ve güç sağlayarak devlet hizmetlerini daha yararlı kılmak, hak ve özgürlükleri güvenceye bağlayarak toplumsal barışı güçlendirmek, anayasal ilkeler doğrultusunda kamuoyu oluşturarak ulusal yaşama daha çok aydınlık getirmek yönünden vazgeçilmez öneme sahip olan siyasi partilerdir.

Siyasi partilerin, halkın demokrasi alanında yetişmesi ve olgunlaşması için bir okul hizmeti gördükleri ve demokrasinin oluşum aracı oldukları gözetilirse, demokratik düzenin işleyişi, devletin yönetilmesi yolundaki kolaylaştırıcı ve hazırlayıcı bütün bu ve benzeri sürekli faaliyetlerin, siyasî partileri kamu yararına çalışan kuruluşlar durumuna getirdiği belirgindir.

Siyasi partiler, siyasal mücadele yoluyla mümkün olan en geniş onaya ulaşarak ulusal iradenin devlete egemen kılınmasını sağlayan yaşamsal nitelikte demokratik unsurlardır. Siyasi partiler ulusal iradeyi yasama organında somutlaştırarak, ülkenin bir seçim dönemi için hangi siyasal program ya da programlara göre yönetileceğini belirlerler.

Siyasi partilerin, ortaya çıkışı ve örgütlenmesinden başlayarak, rekabetçi ortamda toplumla iletişim kurabilmesi, siyasal programını topluma aktarabilmesi, nitelikli eleman çalıştırması ve toplumsal taleplerle iletişim kurabilmesi için maddi kaynaklara ihtiyaçları vardır. Demokratik ülkelerin çoğunda siyasi partilerin bu gereksinimlerini kısmen karşılamak üzere devlet bütçesinden yardım yapılması yöntemi benimsenmiştir.

Siyasi partilere devlet yardımını zorunlu kılan koşullar dikkate alındığında, yardımın, iktidara gelme mücadelesi sırasında ve öncesinde ortaya çıkabilecek harcamalara dönük olduğu anlaşılmaktadır. Anayasa'nın 68. maddesinde devlet yönetimine ya da yasama faaliyetlerine katılan siyasi partilerle ilgi kurulmaksızın, yalnızca demokratik yaşamın vazgeçilmez unsurları olarak tanımlanan siyasi partilere yardım yapılacağı belirtilmektedir. Dolayısıyla yardımın temel amacı, siyasi parti mensuplarının milletvekili ya da bakan olarak devlet iktidarı kullanımına katılmasının ödüllendirilmesi olamayacağından, bu yönde bir anayasal zorunluluğun bulunduğundan söz edilemez.

Siyasi partilere yapılacak devlet yardımına ilişkin ölçütler Anayasa'nın 68. maddesinin son fıkrasında yer almaktadır. Anayasa'nın 2. maddesindeki demokratik devlet ilkesi ile 5. maddesindeki demokrasiyi korumak görevinin somutlaşması niteliğinde olan bu fıkraya göre "siyasi partilere, devlet, yeterli düzeyde ve hakça mali yardım yapar. Partilere yapılacak yardımın, alacakları üye aidatının ve bağışların tabi olduğu esaslar kanunla düzenlenir".

"Yeterli düzeyde" ve "hakça" ifadeleri, yardımın tabi olacağı ilkeleri belirleyecek olan yasa koyucunun takdir alanının sınırlarını çizmektedir.

"Yeterli düzeyde" ifadesi seçimlerde toplumsal

onaya ulaşmak için yapılması gereken siyasal faaliyetleri karşılamaya elverişli

parasal miktar ile ilgilidir. Siyasi partiler ulusal iradenin oluşumunu

sağlarken üye aidatları ya da bağışlarla yeterli parasal kaynağa ulaşamadıkları

durumda, çok partili demokratik düzenin gerekli kıldığı ölçüde devlet

yardımından yararlandırılması, onların paraca güçlü bazı kişi ve kuruluşların

etki ve baskısı altına düşmesini engeller. Tüm harcamaların devlet bütçesinden

karşılanması da siyasal partilerin toplumla ilişkisini kopararak ulusal

iradenin oluşumunu engeller. O halde yapılacak yardımın "yeterli

düzeyde" olması, bir yandan siyasi partilerin devletin ya da özel kişi ve

kuruluşların güdümüne girmesini engelleyici, diğer yandan toplumla ilişkisini

destekleyici düzeyde olmasını ifade etmektedir. Kuşkusuz, yeterli düzeydeki

parasal tutarın ne kadar olduğunun, ülkenin ekonomik, siyasal ve sosyal

koşullarına göre değişkenlik göstermesi nedeniyle yasa koyucu tarafından somutlaştırılması

gerekir.

"Hakça" ifadesi hangi siyasi partilere ve ne oranda devlet yardımı yapılacağını belirleyen temel ölçüttür. Bu kavram, siyasi partilere yapılacak yardımın miktarının adaletli bir ölçüte göre saptanmasını zorunlu kılmaktadır. Devlet yardımının hangi ölçütleri yerine getiren siyasi partilere verileceği hususu ile bu ölçütleri yerine getiren partilerin hangi oranda devlet yardımı alabileceği yasa koyucu tarafından belirlenecektir.

Hakça ifadesi, belirli örgütlenme yaygınlığına ulaşmış ve belirli toplumsal onaya mazhar olmuş partilerin, seçimlerde elde ettiği başarı düzeylerine göre devlet yardımından yararlanacağı biçiminde anlaşılmalıdır. Kuşkusuz bu yönde kamu yararını daha isabetli biçimde karşılayabilecek sistem ve yöntem tercihi yasa koyucunun takdiri içinde kalmaktadır.

İtiraz konusu Geçici 16. maddenin yürürlükten kaldırılmasından önce, genel seçimlere katılıp katılmadığına bakılmaksızın TBMM'de en az on ve en az üç milletvekiliyle temsil edilen partilere belirli oranlarda devlet yardımı yapılması olanaklı iken, yürürlükten kaldırıldıktan sonra, genel kural niteliğindeki Ek Madde 1 uyarınca devlet yardımı, ancak milletvekili genel seçimlerinde toplam geçerli oyların %7'sinden fazlasını alan siyasi partilere aldıkları oy miktarı ile orantılı olarak yapılacaktır.

Yasa koyucunun belirli bir dönem kamu yararı görerek genel kurala ayrık ve geçici bir düzenleme getirmek suretiyle siyasi partilere sağladığı devlet yardımına, bu düzenlemeyi yürürlükten kaldırarak son vermesinde Anayasa'ya aykırı bir yön bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 2., 5. ve 68. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.

Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Osman Alifeyyaz PAKSÜT ile Zehra Ayla PERKTAŞ bu görüşe katılmamıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI- SONUÇ

22.4.1983 günlü, 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun geçici 16. maddesini yürürlükten kaldıran 29.4.2005 günlü, 5341 sayılı Siyasî Partiler Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 1. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE,Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Osman Alifeyyaz PAKSÜT ile Zehra Ayla PERKTAŞ'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 30.7.2007 gününde karar verildi.

Başkanvekili

Haşim

KILIÇ

Üye

Sacit

ADALI

Üye

Fulya

KANTARCIOĞLU

Üye

Ahmet

AKYALÇIN

Üye

Mehmet

ERTEN

Üye

A. Necmi ÖZLER

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye

Şevket

APALAK

Üye

Serruh

KALELİ

KARŞIOY

YAZISI

İptali istenen kural, 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanununun Geçici 16. maddesini yürürlükten kaldırmış; buna göre Mecliste belli sayıda milletvekiline sahip olan siyasi partilerin de, belli oranda oy alan partilerin yanı sıra, Devlet yardımı almaları olanağına son verilmiştir.

Anayasanın 68. maddesine göre, vatandaşlar, siyasi parti kurma, partilere girme ve ayrılma hakkına sahiptir. Maddenin ikinci fıkrasında, siyasi partilerin, demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurları olduğu belirtilmiştir. Maddenin son fıkrasının ilk tümcesinde, siyasi partilere Devletin yeterli düzeyde vehakçamali yardım yapacağı öngörülmüş, ikinci tümcede ise partilere yapılacak yardımın, alacakları üye aidatının ve bağışların tabi olduğu esasların kanunla düzenleneceği hükme bağlanmıştır.

Anayasanın 68. ve 69. maddelerinde siyasi partiler arasında, iktidarda veya muhalefette olmaları, parlamentoda temsil edilip edilmemeleri, partili milletvekili sayısının az veya çok olması gibi nedenlerle bir fark gözetilmeksizin, partilerin uyacakları esaslar, kapatılma nedenleri ve mali denetimleri düzenlenmiştir. Buna göre, "parti" kimliğini kazanabilmek için gerekli Anayasal ve yasal koşullara uyan her siyasi örgütlenmenin parti olarak kabulü ve siyasi parti statüsünün gerektirdiği görev ve sorumluluklar kadar, haklardan da aynı şekilde yararlanmaları Anayasal bir zorunluluktur.

Anayasanın 2. maddesine göre Türkiye Cumhuriyeti, "...

başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir

hukuk devletidir". Başlangıçta belirtilen temel ilkeler arasında "Her

Türk vatandaşının bu Anayasadakitemel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve

sosyal adalet gereklerinceyararlanarak milli kültür, medeniyet ve hukuk

düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddi ve manevi varlığını bu yönde

geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu" hususları da yer

almaktadır. Bu ilkenin, temel bir hak olan siyasi partiler aracılığıyla siyasal

yaşama katılma yönünden de geçerli olduğunda kuşku yoktur. Devletin siyasi

partilere yardım yapmasının amacı, parti tüzel kişiliğinin mal varlığını

artırmak değil, vatandaşlara partiler aracılığıyla siyasal yaşama daha kolay

katılım olanağı sağlamaktır. Anayasa, siyasal parti faaliyetlerine katılacak

vatandaşların, içinde yer aldıkları partinin büyüklüğüne göre farklı ölçülerde

değil, partilerine bakılmaksızın,eşitlik ve sosyal adalet anlayışı içindedesteklenmesini

öngörmektedir. Anayasa Mahkemesinin pek çok kararında yer alansosyal devlettanımının

öğeleri arasında"güçlünün karşısında güçsüzü koruyan devlet"de

bulunmaktadır. Siyasi partilere girme hakkı bağlamında sosyal devlet ilkesi,

küçük ve parlamentoda milletvekili bulunmayan bir partide siyaset yapan

vatandaşın da, en büyük ve mali olanakları en fazla olan partinin üyesinden

aşağı olmamak üzere, Devlet tarafından desteklenmesini gerektirmektedir.

Anayasanın 68. maddesindeki "yeterli düzeyde ve hakça" ölçütlerinin,

ancak bu temel ilkelerin çerçevesi içinde ve bütün olarak anlam ifade edeceği

açıktır. "Hakça" sözcüğünün "büyük ve güçlü olana çok, küçük ve

güçsüz olana hiç" yardım şeklinde kabulü olanaksızdır.

Devlet yardımına hak kazanmanın, milletvekili çıkarmak için

gereken Türkiye genelinde belli bir oy yüzdesine ulaşma koşulunda olduğu gibi

belli bir oranda oy almaya bağlanması suretiyle Anayasada farklı düzenlenen bu

iki konuda yasalarla benzer esasların kabul edilmesi, Anayasanın sözü ve

ruhuyla bağdaşmaz. Anayasa, Meclise milletvekili gönderebilmeyi "temsilde

adalet" ve "yönetimde istikrar" ilkelerine, Devlet yardımı

alabilmeyi ise "yeterli düzey" ve "hakça" gibi, tamamen

farklı esaslara bağlanmıştır. Diğer bir ifadeyle, milletvekili çıkarabilmek

için gerekli olan barajı aşabilmenin Anayasal dayanağı, mali yardım yönünden

geçerli değildir. Yönetimde istikrar ilkesinin gereği olan, belli oranda oy

almak ile mali yardım arasında Anayasada bir ilişki kurulmadığı açıktır.

Öte yandan, siyasetin temel kurumu olan ve karar ve işlemleri belli sayısal ölçütlere dayanan parlamentolarda, her milletvekilinin bir önem ve ağırlık taşıdığı yadsınamaz. Az sayıda milletvekili de, iyi işleyen bir demokraside, yapıcı ve değerli siyasal katkı sağlayabilir. Bu nedenle siyasi partilere yapılacak Devlet yardımında, parlamentoda milletvekili bulundurmanın bir ölçüt olarak kabulünden ve belirli bir dönem uygulanmasından sonra, yeni bir yasayla bunun ölçüt olmaktan çıkarılması, demokratik ilkelerle bağdaşmaz.

Anayasanın 68. maddesinin birinci fıkrasının ilk tümcesinde siyasi partilerden ayrılmak hakkı anayasal güvence altına alınmıştır. Bu husus gözetildiğinde, bir parlamento dönemi içinde partisinden ayrılarak yeni bir parti kurmak veya parlamentoda temsil edilmeyen bir partinin üyesi olmak isteyebilecek milletvekillerinin bu haklarını kullanmasını güçleştirecek nitelikteki yasa kuralının Anayasaya aykırı olduğu açıktır. Dolayısıyla, belli sayıda (10 veya 3) milletvekili bulunan partilere de Devlet yardımı yapılması olanağı veren yasa hükmünün yürürlükten kaldırılması Anayasanın 2. ve 68. maddelerine aykırıdır.

Açıklanan nedenlerle iptal isteminin reddi yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.

Üye

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Zehra Ayla PERKTAŞ

KARŞIOY GEREKÇESİ

29.4.2005 günlü 5341 sayılı Siyasi Partiler Kanununda Değişiklik

Yapılması Hakkında Kanun'un iptali istenilen 1. maddesiyle yürürlükten

kaldırılan 22.4.1983 günlü 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun Geçici 16.

maddesinde, "Türkiye Büyük Millet Meclisinde 10 veya daha fazla

milletvekili bulunup da Devlet yardımı alamayan ve seçimlere girme hakkını elde

edecek şekilde teşkilâtlanmasını tamamlamış siyasi partilere, bu Kanunun

yürürlüğe girdiği tarihten sonra, Siyasi Partiler Kanununun Ek Madde 1'de

öngörülen esaslar dairesinde en az Devlet yardımı alan siyasi partiye yapılan

yardım kadar Devlet yardımı yapılır. Bu partilerden 10'dan az olmakla birlikte

en az 3 veya daha fazla milletvekiline sahip olmaları halinde kendilerine en az

Devlet yardımı alan siyasi partiye yapılan yardımın ¼'ü tutarında Devlet

yardımı yapılır" denilmektedir. Bu madde ile göndermede bulunulan Ek Madde

1'de ise Yüksek Seçim Kurulunca son milletvekili genel seçimlerine katılma

hakkı tanınan ve 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanununun 33. maddesindeki

genel barajı (%10) aşmış bulunan siyasi partiler ile milletvekili genel

seçimlerinde toplam geçerli oyların %7'sinden fazlasını alan siyasi partilere

Madde'de belirlenen usul ve esaslara göre Devlet yardımı yapılması

öngörülmektedir. İtiraz konusu kuralla Geçici Madde 16'nın yürürlükten

kaldırılması sonucu Siyasi Partilere sadece Ek Madde 1. kapsamında devlet

yardımı yapılabileceğinden yardım kapsamı önemli ölçüde daraltılmış olmaktadır.

Anayasa'nın 68. maddesinin son fıkrasına göre, Siyasi Partilere,

Devlet, yeterli düzeyde ve hakça mali yardım yapar. Partilere yapılacak

yardımın, alacakları üye aidatının ve bağışların tâbi olduğu esaslar kanunla

düzenlenir. Siyasi partiler için devlet yardımı öngörülmesi, kuşkusuz Anayasa'nın

demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurları olarak nitelendirdiği siyasi

partilere verdiği büyük önemin temel göstergelerinden biridir. 2820 sayılı

Siyasi Partiler Yasasının 3. maddesinde de belirtildiği gibi siyasi partiler,

Anayasa ve kanunlara uygun olarak; milletvekili ve mahalli idareler seçimleri

yoluyla tüzük ve programlarında belirlenen görüşleri doğrultusunda çalışmaları

ve açık propagandaları ile millî iradenin oluşmasını sağlayarak demokratik bir

Devlet ve toplum düzeni içinde ülkenin çağdaş medeniyet seviyesine ulaşması

amacını güden ve ülke çapında faaliyet göstermek üzere teşkilâtlanan

tüzelkişiliğe sahip kuruluşlardır. Ulusal iradenin yanısıra siyasal iradenin

oluşumuna hizmet ederek demokratik siyasi yaşamda belirleyici ve yönlendirici

işlev üstlenen siyasi partilerin bu işlevlerini kamu yararına uygun olarak

gereği gibi yerine getirebilmeleri bakımından üretecekleri projeleri topluma

aktarabilmeleri, siyasi etkinliklerini düzenli olarak yürütülebilmeleri için

mali kaynağa gereksinimleri olduğu bir gerçektir. Mali kaynağa her siyasi

partinin ihtiyacı olduğunda duraksama bulunmamakla birlikte küçük partilerin

büyüklere oranla temsil ettikleri görüşleri güçlendirme ve taraftarlarını

artırma bağlamında daha fazla korunmaya gereksinimleri olduğu gözardı edilemez.

Yüksek oy potansiyeline sahip siyasi partilerin devlet yardımı yanında

taraftarlarından da yasal sınırlar içinde mali destek görecekleri kuşkusuzdur.

Bu nedenle sadece yüksek oranda oy alabilen siyasi partilere devlet yardımı yapılması,

örneğin seçimlere girme hakkını elde ederek önemli ölçüde oy almış ancak

Yasa'da belirtilen sınırlara ulaşamamış siyasi partilerden bu yardımın

esirgenmesi, Anayasa'nın siyasi partileri demokratik siyasi yaşamın vazgeçilmez

unsurları olarak değerlendiren kuralı ile bağdaşmadığı gibi siyasi partilere

yapılacak devlet yardımının yeterli düzeyde ve hakça olması gereğine işaret

eden kuralıyla da uyum sağlamamaktadır.

Siyasi partilere yardım konusunda Anayasa'nın 68. maddesinin son fıkrasıyla yasa koyucuya tanınan takdir yetkisi bu fıkradaki "yeterli düzeyde ve hakça" ölçütleriyle sınırlandırılmıştır. Siyasi partilere yapılacak devlet yardımından çok az sayıda partinin yararlandırılması, partiler arasındaki fırsat eşitliğini bozarak kimilerini imtiyazlı duruma getirir. Bu durumun sadece Anayasa'nın 68. maddesinin son fıkrası buyruğuna değil hukuk devleti ilkesine de aykırılığı açıktır.

Belirtilen nedenlerle 2820 sayılı Yasa'nın Geçici 16. maddesinin yürürlükten kaldırılmasıyla siyasi partilere yapılacak devlet yardımının kapsamı ölçüsüz biçimde daraltılmış olduğundan itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 2 ve 68. maddelerine aykırılık oluşturduğu düşüncesiyle çoğunluk kararına katılmıyoruz.

Başkanvekili

Haşim

KILIÇ

Üye

Sacit

ADALI

Üye

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Fulya

KANTARCIOĞLU

Üye

Zehra Ayla

PERKTAŞ

Anayasa Mahkemesi, E. 2007/59, K. 2007/75, 30 Temmuz 2007 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtiraz Yoluna Başvuran
  4. İtirazın Konusu
  5. I- Olay
  6. Iıı- Yasa Metinleri
  7. Iv- İlk İnceleme
  8. V- Esasın İncelenmesi
  9. Kılıç
  10. Adalı
  11. Kantarcıoğlu
  12. Akyalçın
  13. Erten
  14. Özgüldür
  15. Apalak
  16. Kaleli
  17. Karşıoy
  18. Yazısı
  19. Karşıoy Gerekçesi
  20. Kılıç
  21. Adalı
  22. Kantarcıoğlu
  23. Perktaş
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2007/59
Karar No
2007/75
Tarih
30 Temmuz 2007

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2007/74 K.2007/65
  • AYM Norm Denetimi E.2007/72 K.2007/68
  • AYM Norm Denetimi E.2007/86 K.2007/73
  • AYM Norm Denetimi E.2007/84 K.2007/74
  • AYM Norm Denetimi E.2007/62 K.2007/66
  • AYM Norm Denetimi E.2007/4 K.2007/81

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.