İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2008/87 K.2011/95

Halk) Partisi TBMM Grubu adına Grup Başkanvekili Hakkı Suha OKAY

Esas2008/87Karar2011/95Tarih9 Haziran 2011Okuma39 dk · 7.840 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
9 Haziran 2011
Esas Sayısı
2008/87
Karar Sayısı
2011/95
Karar Günü
9.6.2011
R.G. Tarih-Sayı
28.12.2011-28156
İptal davasını açan
Anamuhalefet (Cumhuriyet
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

7.840 kelime·39 dk okuma·22 bölüm

Halk) Partisi TBMM Grubu adına Grup Başkanvekili Hakkı Suha OKAY

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN

Danıştay 6. Dairesi

İPTAL ve İTİRAZIN KONUSU: 24.7.2008 günlü ve 5793 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un;

1) 3. maddesi ile değiştirilen 14.6.1973 günlü ve 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 51. maddesinin dördüncü fıkrasının,

2) 7. maddesi ile değiştirilen 2.3.1984 günlü ve 2985 sayılı Toplu Konut Kanunu'nun 4. maddesinin birinci fıkrasının ikinci, üçüncü ve dördüncü tümcelerinin,

3) 15. maddesi ile değiştirilen 3.5.1985 günlü ve 3194 sayılı İmar Kanunu'nun ek 3. maddesinin;

a) Birinci tümcesindeki '' ve bu Kanunun 8 inci maddesinde yer alan ilan ve askıya dair hükümlerden muaf olarak '' ibaresinin,

b) 'Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plân ve imar plânlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 nci maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz.' biçimindeki beşinci tümcesinin,

c) Yedinci tümcesinde yer alan '' ve 19 uncu maddede belirtilen ilan ve askıya dair hükümlerden muaf olarak kesinleşir ve yürürlüğe girer. '' ibaresinin,

4) 42. maddesiyle değiştirilen 22.2.2005 günlü ve 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu'nun 6. maddesinin ikinci fıkrasının,

5) 43. maddesiyle değiştirilen 21.4.2005 günlü ve 5335 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 32. maddesinin son fıkrasının ilk iki tümcesinin,

Anayasa'nın 2., 5., 6., 7., 8., 10., 36., 63., 123., 125., 127. ve 153. maddelerine aykırılığının ileri sürülerek iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmalarına karar verilmesi istemidir.

II- YASA METİNLERİ

A- Dava ve İtiraz Konusu Yasa Kuralları

24.7.2008 günlü, 5793 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un iptali istenilen kuralları da içeren maddeleri şöyledir:

'MADDE 3- 14/6/1973 tarihli ve 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanununun 51 inci maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

'Milli Eğitim Bakanlığına tahsisli Hazine mülkiyetindeki

taşınmazların Milli Eğitim Bakanlığı ile mutabık kalınarak tahsislerini

kaldırmaya ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun 46 ncı

maddesine bağlı olmaksızın satışına Maliye Bakanı yetkilidir. Ayrıca bu

taşınmazlardan Milli Eğitim Bakanlığınca uygun görülenler, Maliye Bakanlığı

tarafından, 24/11/1994 tarihli ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları

Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde özelleştirilmek üzere Özelleştirme

İdaresi Başkanlığına bildirilir. Bunun üzerine söz konusu taşınmazlar

Özelleştirme Yüksek Kurulunca özelleştirme kapsam ve programına alınır.

Özelleştirme uygulamasına ilişkin iş ve işlemler 4046 sayılı Kanuna göre

Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yürütülür.

4046 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde taşınmazların özelleştirilmesi sonucu elde edilecek gelirler, özelleştirme giderleri düşüldükten sonra Hazineye aktarılır. Bu taşınmazların satışından elde edilen gelirleri, bir yandan genel bütçenin (B) işaretli cetveline gelir, diğer yandan ihtiyaç duyulan yerlerde okul yapımı ve onarımı amacıyla kullanılmak üzere Milli Eğitim Bakanlığı bütçesine ödenek kaydetmeye Maliye Bakanı yetkilidir. Sermaye ödenekleri yılı yatırım programıyla ilişkilendirilir.'

MADDE 7- 2/3/1984 tarihli ve 2985 sayılı Toplu Konut Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

'Başkanlık, gecekondu dönüşüm projesi uygulayacağı alanlarda veya

mülkiyeti kendisine ait arsa ve arazilerde veya valiliklerce toplu konut iskan

sahası olarak belirlenen alanlarda çevre ve imar bütünlüğünü bozmayacak şekilde

her tür ve ölçekteki planlar ile imar planlarını yapmaya, yaptırmaya ve tadil

etmeye yetkilidir. Bu planlar; büyükşehir belediye sınırları içerisinde

kalan alanlar için büyükşehir belediye meclisi tarafından, il ve ilçe belediye

sınırları ile mücavir alanları içerisinde kalan alanlar için ilgili belediye

meclisleri tarafından, beldelerde ve diğer yerlerde ilgili valilik tarafından,

planların belediyelere veya valiliğe intikal ettiği tarihten itibaren üç ay

içerisinde aynen veya değiştirilerek onaylanır. Belediyeler ve valilik

tarafından üç ay içerisinde onaylanmayan planlar Başkanlık tarafından re'sen

onaylanır. Belediyeler, valilik veya Başkanlık tarafından onaylanan bu planlar;

askı, ilan ve itiraza dair kararlar da dahil olmak üzere 3194 sayılı İmar

Kanunu hükümlerine göre belediyeler ve ilgili kamu kurumları tarafından

yapılacak tüm işlemler Başkanlık tarafından re'sen yapılmak suretiyle yürürlüğe

konur.'

MADDE 15- 3194 sayılı Kanunun ek 3 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

'EK MADDE 3- Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya

kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel

kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve

arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu

kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri

kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili

olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak

her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi

şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca

yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede

yayımlanmak suretiyle kesinleşir ve bu Kanunun 8 inci maddesinde yer

alan ilan ve askıya dair hükümlerden muaf olarak yürürlüğe girer. İlgili

kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş

yıl süreyle değiştiremezler. Bu süre içerisinde imar planlarına ilişkin olarak,

verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen

yapılacak imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler Özelleştirme İdaresi

Başkanlığınca bu maddede belirtilen usul ve esaslara göre gerçekleştirilir.

İlgili kuruluşlar görüşlerini onbeş gün içinde bildirirler. Bu madde

kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve

Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 nci maddesinin (a) bendinin ikinci ve

sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz. Özelleştirme sürecinde

ihtiyaç duyulması halinde, bu planlara göre yapılacak imar uygulamasına ilişkin

parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılır veya

yaptırılır. Bu parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca

onaylanır ve 19 uncu maddede belirtilen ilan ve askıya dair hükümlerden

muaf olarak kesinleşir ve yürürlüğe girer. Bu planlara göre yapılacak

yapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler, ilgili mevzuat çerçevesinde

yetkili kurum ve kuruluşlarca verilir.'

MADDE 42- 22/2/2005 tarihli ve 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 6 ncı maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

'Bakanlıklar ve diğer merkezi idare kuruluşları; yapım, bakım ve

onarım işleri, devlet ve il yolları, içme suyu, sulama suyu, kanalizasyon,

enerji nakil hattı, sağlık, eğitim, kültür, turizm, çevre, imar, bayındırlık,

iskân, gençlik ve spor gibi hizmetlere ilişkin yatırımlar ile bakanlıklar ve

diğer merkezi idare kuruluşlarının görev alanına giren diğer yatırımları, kendi

bütçelerinde bu hizmetler için ayrılan ödenekleri il özel idarelerine aktarmak

suretiyle gerçekleştirebilir. Aktarma işlemi ilgili bakanın onayıyla yapılır ve

bu ödenekler tahsis amacı dışında kullanılamaz. İş, il özel idaresinin tabi

olduğu usul ve esaslara göre sonuçlandırılır. İl özel idareleri de bütçe

imkanları ölçüsünde bu yatırımlara kendi bütçesinden ödenek aktarabilir. Bu

fıkraya göre, bakanlıklar ve diğer merkezi idare kuruluşları tarafından

aktarılacak ödenekler ile gerçekleştirilecek yatırımlar, birinci fıkrada

öngörülen görev alanı sınırlamasına tabi olmaksızın bütün il sınırları içinde

yapılabilir.'

MADDE 43- 21/4/2005 tarihli ve 5335 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 32 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı maddeye bu fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkralar eklenmiş, son fıkrasının ilk iki cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddenin sonuna aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

'Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları İşletmesi (TCDD) Genel Müdürlüğünün mülkiyetindeki taşınmazlardan yatırım planları, işletmecilik esasları ve bu konuda oluşturulacak komisyonun teknik değerlendirmesi dikkate alınarak işletmecilik fazlası taşınmazların belirlenmesine ve bu taşınmazların satışına karar verilmesine TCDD Yönetim Kurulu yetkilidir.

İmar planında TCDD alanı veya TCDD hizmet alanı olarak ayrılan taşınmazlar ancak imar planı değişikliği yapılarak satışa konu edilebilir.

Satış bedelleri TCDD tarafından yeni demiryolu inşaatı ve mevcut demiryollarının bakımı, onarımı ve iyileştirilmesi ile demiryolu araçlarının temininde kullanılır.

Bu taşınmazların satışına ilişkin iş ve işlemler TCDD Genel Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilir. Bu satışlarda 24/11/1994 tarihli ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunun 18 inci maddesinin birinci fıkrasının (C) bendinin (c) alt bendinde sayılan ihale usullerinden biri uygulanır. Bu ihalelerde hangi usulün uygulanacağına, taşınmazın niteliği ve değer tespit sonuçları dikkate alınarak TCDD Yönetim Kurulunca karar verilir.

TCDD Yönetim Kurulu, Genel Müdürlükte taşınmazların idaresinden

sorumlu genel müdür yardımcısı ve daire başkanı, mali işler daire başkanı,

yatırım ve planlamadan sorumlu daire başkanı ve emlak şube müdüründen; bölge

müdürlüklerinde taşınmazlardan sorumlu bölge müdür yardımcısı, taşınmaz

idaresinden sorumlu müdür, yol müdürü, mali işler müdürü ve emlak şefinden

oluşan değer tespit komisyonunu, yedek üyeler de dâhil olmak üzere

görevlendirir. TCDD Yönetim Kurulu, Genel Müdürlükte mali işlerden sorumlu

genel müdür yardımcısı, taşınmaz idaresinden sorumlu daire başkanı, hukuk

müşaviri, mali işler daire başkanı ve taşınmaz dairesi ihale şube müdüründen;

bölge müdürlüklerinde mali işlerden sorumlu bölge müdür yardımcısı, hukuk

müşaviri, taşınmaz idaresinden sorumlu müdür, mali işler müdürü ve taşınmaz

ihale birim şefinden oluşan ihale komisyonunu, yedek üyeler de dâhil olmak

üzere görevlendirir.

Değer tespit komisyonu, 4046 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin

birinci fıkrasının (B) bendinin (b) alt bendinde belirtilen usul ve esaslara

göre çalışır. Komisyon, aynı maddenin birinci fıkrasının (B) bendinin (c) alt

bendinde belirtilen değer tespit yöntemlerinden en az birini uygulamak suretiyle

değer tespiti yapar. Değer tespiti TCDD Yönetim Kurulu onayı ile kesinlik

kazanır. İhale komisyonu, 4046 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin birinci

fıkrasının (C) bendinin (b) alt bendinde belirtilen usul ve esaslara göre

çalışır. İhale komisyonu, belirlenen ve ilan edilen ihale usulü çerçevesinde

ihaleyi gerçekleştirir. İhale komisyonunca alınan ihale kararı, TCDD Yönetim

Kurulunun onayı ile kesinlik kazanır. Kesinleşen ihale kararı kamuoyuna

duyurulur.

İşletmecilik fazlası taşınmazların kamu kurum ve kuruluşlarına ihale yöntemine tabi olmaksızın satışına ve satış bedelinin dörtte birini peşin, kalan bedele kanuni faiz uygulanmak suretiyle iki yılı geçmemek üzere taksitlendirilmesine ve uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirlemeye TCDD Yönetim Kurulu yetkilidir. Toplu Konut İdaresi Başkanlığına yapılan satışlarda mülkiyetin devri TCDD tarafından takyidat konulmaksızın ve teminat alınmaksızın peşinatın ödenmesinden sonra gerçekleştirilir.'

'Satışı ve değerlendirilmesi yapılacak taşınmazlar, TCDD Genel

Müdürlüğü tarafından çevre imar bütünlüğünü bozmamak kaydıyla yapılan veya

yaptırılan her ölçekteki imar ve parselasyon planları, büyükşehir belediye

sınırları içerisinde kalan alanlar için büyükşehir belediye meclisi tarafından,

il, ilçe ve belde belediye sınırları ile mücavir alanları içerisinde kalan

alanlar için ilgili belediye meclisleri tarafından, diğer yerlerde ilgili

valilik tarafından, planların belediyelere veya valiliğe intikal ettiği

tarihten itibaren üç ay içerisinde aynen veya değiştirilerek onaylanması

suretiyle yürürlüğe girer. Üç ay içerisinde onaylanmayan planlar Bayındırlık ve

İskan Bakanlığı tarafından re'sen yürürlüğe konulur.'

'Ayrıca, TCDD'ye ait işletmecilik fazlası taşınmazlardan TCDD Yönetim Kurulunca uygun görülenler 4046 sayılı Kanun çerçevesinde özelleştirilmek üzere Özelleştirme İdaresi Başkanlığına bildirilir. Bunun üzerine söz konusu taşınmazlar Özelleştirme Yüksek Kurulunca özelleştirme kapsam ve programına alınır. Özelleştirme uygulamasına ilişkin iş ve işlemler 4046 sayılı Kanuna göre Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yürütülür. Özelleştirme uygulamaları sonucunda elde edilecek gelirler, özelleştirme giderleri düşüldükten sonra tahsilini izleyen onbeş gün içerisinde Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca TCDD Genel Müdürlüğüne aktarılır.'

B- Dayanılan Anayasa Kuralları

Dava dilekçesinde ve başvuru kararında Anayasa'nın 2., 5., 6., 7., 8., 10., 36., 63., 123., 125., 127. ve 153. maddelerine dayanılmıştır.

III- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince, E.2008/87 sayılı dosyanın 18.9.2008 günü ve E.2010/13 sayılı dosyanın 25.2.2010 gününde yapılan ilk inceleme toplantılarında başvurularda eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurma istemlerinin esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına oybirliğiyle karar verilmiştir.

IV- BİRLEŞTİRME KARARI

E.2010/13 sayılı itiraz başvurusuna ilişkin davanın, aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle 2008/87 esas sayılı dava ile BİRLEŞTİRİLMESİNE, esasının kapatılmasına, esas incelemenin 2008/87 esas sayılı dosya üzerinden yürütülmesine, 25.2.2010 gününde oybirliğiyle karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

Dava dilekçesi, başvuru kararları ve ekleri, işin esasına ilişkin raporlar, dava konusu Yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A- Kanun'un 3. Maddesiyle Değiştirilen 14.6.1973 Günlü, 1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 51. Maddesinin Dördüncü Fıkrasının İncelenmesi

Dava dilekçesinde, iptali istenen kural ile Milli Eğitim

Bakanlığına tahsisli Hazine mülkiyetindeki taşınmazların satılması konusunda

somut ve objektif kriterler konulmadan, 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve

Kontrol Kanunu'nun 46. maddesinden muaf olacak şekilde Maliye Bakanına yetki

tanımasının keyfi uygulamalara yol açabileceği ve yasama organına ait aslî

düzenleme yetkisinin yürütmeye devredilmesi niteliğinde bulunduğu; ayrıca bu

taşınmazların millî emlak müdürlükleri tarafından ilânen açık artırma usulü ile

değil Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca özelleştirme adı altında satılmasının

ve bunlardan elde edilecek gelirin il özel idareleri yerine Hazineye

verilmesinin kamu yararı ile bağdaşmadığı, bu nedenlerle kuralın

Anayasa'nın 2., 6., 7. ve 8. maddelerine aykırı olduğu ileri

sürülmüştür.

Dava konusu kuralda, Milli Eğitim Bakanlığına tahsisli Hazine

mülkiyetindeki taşınmazların Milli Eğitim Bakanlığı ile mutabık kalınarak

tahsislerini kaldırmaya ve 5018 sayılı Kanun'un 46. maddesine bağlı olmaksızın

satışına Maliye Bakanının yetkili olduğu; bunlardan Millî Eğitim Bakanlığınca

uygun görülenlerin özelleştirilmek üzere Özelleştirme İdaresi Başkanlığına

bildirileceği ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun hükümleri

çerçevesinde özelleştirme kapsam ve programına alınıp özelleştirilecekleri

düzenlenmektedir. Ayrıca bu taşınmazların malî ve hukukî yönden özelleştirmeye

hazırlanması ve özelleştirme uygulamasına ilişkin işlemlerin anılan Kanun

çerçevesinde görevli kuruluşlar tarafından yürütülmesi öngörülmüştür.

Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, insan haklarına saygı gösteren, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayıp yargı denetimine açık olan devlettir.

Anayasa'nın 6. maddesinde 'Egemenlik kayıtsız şartsız Milletindir. Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organların eliyle kullanır. Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz'; 7. maddesinde 'Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez.'; 8. maddesinde 'Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından, Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir.' denilmiştir.

Anayasa'nın anılan maddeleri uyarınca yasayla düzenlenmesi

öngörülen konularda yürütme organına genel ve sınırları belirsiz bir düzenleme

yetkisinin verilmesi olanaklı değildir. Yürütme organına düzenleme yetkisi

veren bir yasa kuralının Anayasa'ya uygun olabilmesi için temel ilkeleri

koyması, çerçeveyi çizmesi, sınırsız, belirsiz, geniş bir alanı yönetimin

düzenlemesine bırakmaması gerekir. Yürütmenin düzenleme yetkisi, sınırlı,

tamamlayıcı ve bağımlı bir yetkidir. Bu nedenle, Anayasa'da öngörülen ayrık

durumlar dışında, yasalarla düzenlenmemiş bir alanda, yasa ile yürütmeye genel

nitelikte kural koyma yetkisi verilemez. Temel kuralları koymadan, ölçüsünü belirlemeden

ve sınırı çizmeden yürütmeye düzenleme yetkisi veren kural, Anayasa'nın 7.

maddesine aykırı düşer.

Millî Eğitim Bakanlığına tahsisli Hazine mülkiyetindeki

taşınmazlardan gerekli görülenlerin bu Bakanlıkla mutabık kalınarak tahsislerini

kaldırma ve satma konusunda Maliye Bakanına verilen yetki genel bütçe

kapsamındaki idarelerin sahip oldukları taşınmazlara ilişkindir. Bu

taşınmazların 1739 sayılı Kanun'un 51. maddesinin beşinci fıkrası gereğince

4046 sayılı Kanun hükümlerine göre özelleştirilmeleri sonucunda elde edilecek

gelirler özelleştirme giderleri düşüldükten sonra Hazineye aktarılmakta olup

ihtiyaç duyulan yerlerde okul yapımı ve onarımı amacıyla kullanılmak üzere

Milli Eğitim Bakanlığı bütçesine ödenek kaydedilmesi konusunda Maliye Bakanına

yetki verilmektedir. Satılacak taşınmazların tespitinin ise kuraldaki 'Millî

Eğitim Bakanlığı ile mutabık kalınarak' ibaresinden Millî Eğitim

Bakanlığı yetkilileri ile Maliye Bakanı tarafından birlikte yapılacağı

anlaşılmaktadır. Anayasa, 430 sayılı Tevhid-i Tedrisat Kanunu ve 1739 sayılı

Milli Eğitim Temel Kanunu'na göre kalkınma plân ve programları doğrultusunda

millî eğitim hizmetlerini yürütmek Milli Eğitim Bakanlığının görevi olup,

tahsisinin kaldırılması ya da satışına karar verilmesi gerekli olan

taşınmazların belirlenmesinde Millî Eğitim Bakanlığının mutabakatının aranması

belirtilen görev kapsamındadır. Bu nedenle kuralın temel ilkeleri koymadığından

ya da sınırlarının belirsizliğinden söz edilemez.

Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2., 6., 7. ve 8. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.

B- Kanun'un 7. Maddesiyle Değiştirilen 2.3.1984 Günlü, 2985 Sayılı Toplu Konut Kanunu'nun 4. Maddesinin Birinci Fıkrasının İkinci, Üçüncü ve Dördüncü Cümlelerinin İncelenmesi

Dava dilekçesinde, iptali istenen kural ile Toplu Konut İdaresi Başkanlığınca belirli alanlara ilişkin olarak yapılan ya da yaptırılan her ölçekteki plâna ilişkin olarak valilikler ya da belediyelere yalnızca onaylama ya da değiştirilerek onaylama seçeneklerinin sunulduğu, buna karşılık plânların geri çevrilmesi imkânının tanınmamasının yerinden yönetim ilkesi ile bağdaşmadığı, bu durumun yerel yönetimlerin kendi yöreleri ile ilgili imar ve parselasyon plânları konularında karar alma ve uygulama haklarını sınırlayıp ortadan kaldırması ve ayrıca düzenlemenin kamu yararı amacını da taşımaması nedeniyle kuralın Anayasa'nın 2., 123. ve 127. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Dava konusu kuralda, Toplu Konut İdaresi Başkanlığının çevre ve

imar bütünlüğünü bozmayacak şekilde her tür ve ölçekteki plânlar ile imar

plânlarını yapma, yaptırma ve tadil etme yetkisi bulunduğu gecekondu dönüşüm

projesi uygulayacağı alanlar veya mülkiyeti kendisine ait arsa ve araziler ya da

valiliklerce toplu konut iskân sahası olarak belirlenen yerlere ilişkin

hazırladığı ya da hazırlattığı plân ve imar plânlarının Büyükşehir belediye

sınırları ya da mücavir alanları içerisinde kalanların Büyükşehir belediye

meclisleri; il ve ilçe sınırları içerisindekilerin ilgili belediye meclisleri;

beldelerde ve diğer yerlerde ise valilikler tarafından, bunların kendilerine

intikal ettirilmesinden itibaren en geç üç aylık süre içinde aynen veya

değiştirilerek onaylanması öngörülmekte yerinden yönetim organlarınca

kendilerine intikal ettirilen bu plân ve imar plânlarının üç aylık süre içinde

onaylanmaması hâlinde Başkanlığa bunları resen onaylama ve yürürlüğe koyma

yetkisi tanınmakta, bu plân ve imar plânlarına ilişkin İmar Kanunu

çerçevesinde yapılması gereken her türlü askı, ilân, itiraz işleminin

Başkanlıkça resen yapılması hüküm altına alınmaktadır.

Anayasa'nın 123. maddesinde, idarenin kuruluş ve görevleriyle bir bütün olduğu ve kanunla düzenleneceği öngörüldükten sonra idarenin kuruluş ve görevlerinin, merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına dayandığı hükme bağlanmıştır. İdarenin bütünlüğü, merkezi devlet modelinin yönetim alanındaki temel ilkesi olup, bu ilkeyle, idarenin yerine getirdiği çeşitli görevlerle bu görevleri yerine getiren kurumlar arasında birlik sağlanması ve idari yapı içinde yer alan kurumların bir bütünlük içerisinde çalışması öngörülmüştür.

Mahalli idarelere ilişkin Anayasa'nın 127. maddesinin birinci

fıkrasında, bunların il, belediye veya köy halkının mahalli müşterek

ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar

organları gene kanunda gösterilen seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan

kamu tüzelkişileri oldukları, ikinci fıkrasında yerel yönetimlerin kuruluş ve

görevleri ile yetkilerinin, yerinden yönetim ilkesine uygun olarak kanunla

düzenleneceği belirtilmiştir. Maddenin beşinci fıkrasında ise merkezi idarenin,

mahalli idareler üzerinde, mahalli hizmetlerin idarenin bütünlüğü ilkesine

uygun şekilde yürütülmesi, kamu görevlerinde birliğin sağlanması, toplum

yararının korunması ve mahalli ihtiyaçların gereği gibi karşılanması amacıyla

kanunda belirtilen esas ve usuller dairesinde idari vesayet yetkisine sahip

olduğu belirtilmektedir.

Anayasa'da imar planlarına ilişkin yetkinin merkezi idare ya da yerel yönetimlere ait olduğu konusunda bir kural yer almamakta olup ihtiyaçlara göre bu hususun belirlenmesi Yasakoyucuya aittir.

Mahalli müşterek ihtiyaç, herhangi bir yerel yönetim biriminin

sınırları içinde yaşayan kişi, aile, zümre ya da sınıfın özel çıkarlarını

değil, aynı yörede birlikte yaşamaktan doğan somut durumların yarattığı,

yoğunlaştırdığı ve sürekli güncelleştirdiği, özünde etkinlik, ölçek ve

sağladığı yarar bakımından yerel sınırları aşmayan, bölünebilir ve rekabet

konusu olabilen yerel ve kamusal hizmet karakterinin ağır bastığı ortak

beklentileri ifade etmektedir. Anayasa'da il, belediye ya da köy halkının yerel

ortak ihtiyaçlarının neler olduğu belirlenmemiş, bunun saptanması kanuna

bırakılmıştır. Bu durumda kanun, kamu yararını gözeterek, Anayasa sınırları

içinde merkezi yönetimle yerel yönetim arasındaki görev sınırlarını

belirleyebilir. İdarenin bütünlüğü ilkesinden hareketle düzenlemenin yerel

yönetimleri ortadan kaldırma ya da etkisiz kılma amacına yönelik olmaması,

belirli alanlar bakımından belirli koşullara bağlı ve yerel yönetimlere bir yük

ya da borç getirmeden kimi görev ve yetkilerin merkezi yönetim birimine

bırakılması mümkündür.

Nazım plânlar, imar plânları ve uygulama plânlarının yapımı ve değiştirilmesi, temelde belediyelerden başlayıp merkezi yönetime kadar çeşitli düzeylerdeki karar verme süreci sonunda tamamlanır. Yerel ölçekteki gereksinimlere getirilen çözümlerin aynı zamanda ülkenin genel ihtiyaçlarıyla da uyumlu olması gerekmektedir. Bu yüzden söz konusu plânlar, merkezi yönetimin vesayet yetkilerini kullanarak yerel yönetimlerle birlikte gerçekleştirdiği siyasal, hukukî ve teknik belgelerdir. Bu plânların yapımı, merkezi yönetim ile yerel yönetimler arasında anayasal, yasal ve teknik düzeyde işbirliği ve uyumu gerektirebilir.

Toplu Konut İdaresi Başkanlığı, 2985 sayılı Toplu Konut Kanunu'nun Ek 1. maddesi gereğince kurulmuş Başbakanlığa bağlı ve tüzel kişiliğe sahip bir kamu kuruluşudur. Yasa'da sayılan görev ve yetkileri incelendiğinde Başkanlığın ülkemizdeki konut üretim sektörünün teşvik edilerek hızla artan konut talebinin plânlı bir şekilde karşılanmasında önemli işlevler üstlendiği görülmektedir.

Ülkenin konut sorununu çözmek üzere kurulan Toplu Konut İdaresi

Başkanlığına, gecekondu dönüşüm projesi uygulanacak alanlarla, toplu konut

alanlarıyla sınırlı olarak çevre ve imar bütünlüğünü bozmayacak şekilde imar

plânı yapma yetkisinin verilmesi sosyal devlet ilkesi kapsamındadır. Toplu

Konut İdaresi Başkanlığına verilen imar plânı yapma yetkisi yerel yönetimleri

dışlamamakta; Kanun, belediye meclislerine veya valiliklere Toplu Konut İdaresi

Başkanlığınca yapılan ya da yaptırılan imar plânlarını üç ay içerisinde aynen

ya da değiştirerek onaylama yetkisini vermektedir. Üç aylık sürenin ise yerel

yönetimlerin plânı incelemeleri ve ilgili kuruluş ve tarafların görüşlerinin de

alınmasına yönelik olduğu anlaşılmaktadır.

Kural ile ilgili belediye ya da valiliklerin onaylama işlemini

süresi içinde yapmayarak bu görevlerini ifadan kaçınmaları ya da çeşitli

nedenlerle bu işlemlerin gecikmesi durumunda Başkanlığa resen onay yetkisi

tanınması ve bu bağlamda söz konusu plânlara ilişkin İmar Kanunu çerçevesinde

yapılması gereken her türlü askı, ilan, itiraz işleminin Başkanlıkça resen

yapılmasına olanak tanınması, yerel yönetimlerin bu husustaki yetkilerinin

takdire bağlı olarak kaldırılması olarak nitelendirilemez. Buna göre, gecekondulaşmanın

önlenmesi ve toplu konut ihtiyacının karşılanması gibi kamu yararının gerekli

kıldığı hallerde belirli nitelikteki taşınmazlara ya da bölgeye ilişkin olarak

imar konusunda merkezi idare kuruluşlarına imar plânları yapma yetkisi

verilmesinde Anayasa'ya aykırı bir yön bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenle kural, Anayasa'nın 2., 123. ve 127. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.

C- Kanun'un 15. Maddesiyle Değiştirilen 3.5.1985 Günlü, 3194 Sayılı İmar Kanunu'nun Ek 3. Maddesinin Bölümlerinin İncelenmesi

1- Birinci Cümlenin 've bu Kanunun 8 inci maddesinde yer alan ilan ve askıya dair hükümlerden muaf olarak' İbaresi

Dava dilekçesinde, Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılan ya

da yaptırılan ve Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanan imar plânı ve

parselasyon plânlarına ilişkin işlemlerin İmar Kanunu'nun 9. maddesinde

belirtilen askı sürelerine tâbi olmaktan çıkarılmasının ilgililerin bu

işlemlere süresinde itiraz imkânlarını fiilen ortadan kaldırarak yargı yolunu

ve hak arama özgürlüğünün kullanılmasını zorlaştırması ve ayrıca benzeri

nitelikteki yasal düzenlemelere yönelik Anayasa Mahkemesinin iptal

gerekçelerinin gözetilmemesi nedeniyle Anayasa'nın 2., 36., 125. ve 153.

maddelerine aykırı olduğu; itiraz başvurusunda ise Özelleştirme Yüksek

Kurulunca onaylanan plânların ilan ve askıdan muaf olarak yürürlüğe girmesinin

bu plânlar bakımından ayrıcalıklı statü oluşturduğunu ve bunlardan

etkilenenlerin dava haklarını kullanmaları bakımından ortaya çıkan farklı durum

nedeniyle kuralın Anayasa'nın 5. ve 10. maddelerine aykırılık oluşturduğu ileri

sürülmüştür.

Dava konusu kuralda, özelleştirme programındaki kuruluşlara ait ya da onlar lehine irtifak veya kullanım hakkı tesis edilmiş arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilere ilişkin Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılan ya da yaptırılan imar plânları ile bunlara bağlı parselasyon plânlarının Yasa'nın 8. maddesinde belirtilen ilan ve askı yükümlülüklerinden muaf olarak Özelleştirme Yüksek Kurulunun onayı ve Resmî Gazete'de yayımlanmasıyla birlikte yürürlüğe girmesi öngörülmektedir.

Anayasa'nın 2. maddesinde hukuk devleti, 36. maddesinde hak arama özgürlüğü, 125. maddesinde de idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtilmektedir.

3194 sayılı İmar Kanunu, yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların

plân, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla

çıkarılmış olup, belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışında kalan

yerlerde yapılacak plânlar ile inşa edilecek resmî ve özel bütün yapıları

kapsamaktadır. Kanun'un 8. maddesinde, imar plânlarının belediye

meclisince, belediye ve mücavir alan dışında kalan yerlerde yapılacak plânların

ise valilikçe onaylanacağı, her iki plânın 1 ay süre ile ilan edileceği, bir

aylık ilan süresi içinde yapılacak itirazların da 15 gün içinde kesin karara

bağlanacağı öngörülmüştür. Maddenin gerekçesinde de imar planlarının, 5 yıllık

kalkınma planı ilkeleri doğrultusunda gerçekleştirilmesi ve fiziki planların

bütününde sosyo-ekonomik esasa dayalı düzenlemenin getirilmesi, bu suretle şehirlerin

gelişmesinin Bölge Planları ile yönlendirilmesi ile imar planlamalarında

sürenin asgariye indirilmesi ve aynı zamanda mahalli koşulların plana sağlıklı

olarak yansıması için Valilik ve Belediyelere plan yapma yetkisini tanıyan

hükmün getirildiği; ayrıca, halkın kendisi için yapılan imar planlarının

aleniyetinin sağlanmasının amaçlandığı vurgulanmıştır.

Bu durumda İmar Kanunu'nda ilanlar için öngörülen askı süresinin imar plânlarının ve değişikliklerinin alenî olmasına dayandığı ve ilgililerin idareye yapacakları itirazlar için getirildiği anlaşılmaktadır.

Dava konusu kuralla sözü edilen taşınmazlara ilişkin olarak İmar

Kanunu'nun 8. maddesindeki imar plânlarının onaylanmasının ardından kamuoyuna

mahalli araçlarla duyuru yapılarak aleniyetin sağlanması ve bu süre içinde

yapılan itirazlar sonucunda kesinleşmesi yönteminden vazgeçilmekte, imar

plânları ile bunlara bağlı parselasyon plânlarının Özelleştirme Yüksek

Kurulunca onaylanması ve Resmî Gazete'de yayımlanmalarının ardından idari

açıdan kesin ve uygulanması gereken bir işlem hâlini alması öngörülmekte, sözü

edilen plânlardaki yanlışlık ve eksikliklerin giderilmesi amacıyla ilgililerce

idareye başvurulması ve idarenin de itiraza konu işlemi kaldırarak ya da değiştirerek

plânlardaki hukuka aykırılıkları giderebilmesinin yolu kapatılmaktadır. Bu

durumda, ilgililerin bu taşınmazlara ilişkin imar plânları ile bunlara bağlı

parselasyon plânlarındaki hukuka aykırılıkların giderilmesi için yetkili ve

görevli idari yargı mercilerine dava açmak dışında, bir başvuru imkânı

kalmamaktadır. Kuralın imar plân ve değişikliklerini veya bunlara ilişkin onama

işlemlerini askı sürelerine tâbi kılmamakla, yargı yolunu ve hak arama

özgürlüğünün kullanılmasını zorlaştırdığı açıktır.

Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2., 36. ve 125. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.

Kural, Anayasa'nın 2., 36. ve 125. maddelerine aykırı görülerek iptal edilmiş olduğundan, ayrıca 5., 10. ve 153. maddeleri yönünden incelenmesine gerek görülmemiştir.

2- Beşinci Cümle

Dava dilekçesinde, kuralın Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca

yapılacak veya yaptırılacak her ölçekteki plân ve imar plânlarının yapımı

sürecinde Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulları ve koruma amaçlı imar

plânlarını devre dışı bıraktığını, bu durumun kültür ve tabiat varlıklarını

tehlikeye düşüreceğini, ayrıca plânların hazırlanmasında meslek odaları, sivil

toplum kuruluşları ve plândan etkilenenlerin katılımıyla toplantılar

düzenlenmesi zorunluluğunun kaldırılmasının bu kişi ve kuruluşların bilgi

birikimleri ve deneyimleri ile gereksinimler gözetilmeden plânların

hazırlanmasına yol açacağı, düzenlemenin kamu yararına da dayanmaması nedeniyle

Anayasa'nın 2. ve 63. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Kuralda, özelleştirme programındaki kuruluşlara ait arsa ve

arazilerle bu kapsamdaki alanlarda yetkili kurum ve kuruluşlardan görüş alarak

müellifi şehir plâncısı olmak üzere imar plânları yapmaya ya da yaptırmaya

yetkili olan Özelleştirme İdaresi Başkanlığının, bu süreçte 2863 sayılı Kültür

ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 17. maddesinin birinci fıkrasının (a)

bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümleri ile bağlı olmadığı esası

getirilmiştir. Düzenleme karşısında, sit alanı olarak ilan edilmiş olup

olmadığına bakılmaksızın, özelleştirme programındaki kuruluşlara ait ya da

onların lehine irtifak ya da kullanım hakkı alınmış taşınmazlara ilişkin

yapılacak her ölçekteki plân ve imar plânları, 2863 sayılı Yasa'nın 17. maddesinin

birinci fıkrasının (a) bendinin anılan paragraflarındaki kısıtlamalara tâbi

olmaksızın Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılacak ya da

yaptırılabilecektir.

Anayasa'nın 63. maddesinin birinci fıkrasında tarih, kültür ve

tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlamak, bu amaçla

destekleyici ve teşvik edici tedbirleri almak görevi Devlete verilmiş, ikinci

fıkrasında ise, bu varlıklar ve değerlerden özel mülkiyet konusu olanlara

getirilecek sınırlamalar ve bu nedenle hak sahiplerine yapılacak yardımlar ve

tanınacak muafiyetlerin kanunla düzenleneceği esası getirilmiştir. Maddenin

gerekçesinin ilgili bölümünde ise 'Devlet, tarih ve kültür

varlıklarının korunmasını temin etmelidir. Devlet, bu varlıkların toplanmasını,

bulunmasını, restorasyonunu, müzelerde teşhirini sağlamalı; tahriplerini, yurt

dışına kaçırılmalarını önlemeli; yurtdışına taşınmış olanların yurda iadesini

mümkün kılacak girişimlerde bulunmalıdır. Kanun koyucu, tarih ve kültür

varlıklarını koruyucu tedbirleri ihtiva eden mevzuatı geliştirmelidir. (')' ifadeleri

yer almaktadır.

Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılacak olan taşınmazın

özelleştirilmesinde başarılı ve etkin olunabilmesi, her şeyden önce

özelleştirmeye konu varlıkların hukuksal durumlarının bütün yönleriyle açıklığa

kavuşturulması, bu varlıkların özelleştirilmesini engelleyebilecek ve

erteletebilecek yapısal, hukuksal, malî, teknik vb. sorunların belirlenmesi ve

bunların süratle çözümlenmesine bağlıdır. Bu nedenle özelleştirme altyapısının

titizlikle oluşturulması, daha sonraki aşamalarda karşılaşılabilecek sorunların

önceden tespiti ve o konuda gerekli önlemlerin alınması, uygulamada hız ve

verimliliğin artırılmasına katkı sağlamanın yanı sıra kamu aleyhine sorumluluk

doğurabilecek durumları önemli ölçüde ortadan kaldıracaktır. Dolayısıyla koruma

bölge kurulunca sit ilan edilen özelleştirme programına dâhil taşınmazlar

yönünden her türlü plânların kısa sürede tamamlanması, özelleştirmenin

etkinliği açısından gereklidir.

Koruma amaçlı imar plânlarının hazırlanması sürecinde ilgili

meslek odaları plândan etkilenen hemşehriler ve sivil toplum örgütleriyle

toplantılar düzenlenmesi; alanın konumu ve sit statüsü ve özellikleri göz

önünde tutularak Kültür ve Turizm Bakanlığınca belirlenecek mimar, restoratör

mimar, sanat tarihçisi, arkeolog, sosyolog, mühendis, peyzaj mimarı gibi meslek

gruplarından belirlenecek uzmanlar tarafından hazırlanması yükümlülüğü Anayasal

bir zorunluluk olmayıp 2863 sayılı Kanun ile getirilmiş düzenlemelerdir. Yasama

yetkisinin aslî bir yetki olması ve Türk hukukunda yasayla düzenleme alanının

konu itibariyle sınırlandırılmaması nedeniyle yasama organı dilediği alanı

kuşkusuz Anayasa ilkelerine uygun olmak koşuluyla düzenleme yetkisini haizdir.

Özelleştirme programına dâhil taşınmazlarla ilgili (sit alanı ilan

edilmiş olanlar da dâhil) her tür ve ölçekte plân, imar plânı ve değişiklik ile

revizyonlarını yapma konusunda görevli ve yetkili olan Özelleştirme İdaresi

Başkanlığı, 4046 sayılı Yasa ile kurulmuş Başbakana bağlı, kamu tüzel

kişiliğine sahip, özel bütçeli bir kurumdur. Özelleştirme Yüksek Kurulu da aynı

Yasa gereğince kurulmuş olup Başbakanın başkanlığında, Başbakanın belirleyeceği

dört bakandan oluşmakta ve üyelerinin tamamının katılımı ile toplanıp oybirliği

ile karar almaktadır. İptali istenilen kurala göre özelleştirme programındaki

taşınmazlara ilişkin plânların onaylanması bu Kurulun görev ve yetkisindedir.

Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılacak plânların müellifinin yani

plânlamadan sorumlu kişinin her durumda şehir plâncısı olması zorunluluğu

getirilmiş, ayrıca ilgili kuruluşlardan görüş alınması öngörülmüştür.

Başkanlığın, sit alanlarına yönelik her ölçekteki plânları yaparken iptali

istenilen cümledeki kural uyarınca bu alanlarda plânlar yapmaya ve onaylamaya

yetkili kurum ve kuruluşlar olan koruma bölge kurullarından görüş alma, tarih,

kültür ve tabiat varlıklarını ve değerlerini koruma ve çevre imar bütünlüğünü

bozmama, istisna tutulan 2863 sayılı Yasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasının

(a) bendinin iki paragrafı dışındaki düzenlemelere uygun olarak anılan

Yasa'daki ilke ve yükümlülüklere uymak zorunda olduğu kuşkusuzdur. Dolayısıyla

Anayasa'nın 63. maddesinde Devlete verilen tarih, kültür ve tabiat

varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlamak, bu amaçla destekleyici ve

teşvik edici tedbirleri almak görevinin plânlama sürecinde yer alan organlar

aracılığıyla yerine getirilmesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2. ve 63. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.

Fulya KANTARCIOĞLU ile Zehra Ayla PERKTAŞ bu görüşe katılmamışlardır.

3- Yedinci Cümlenin '' ve 19 uncu maddede belirtilen ilan ve askıya dair hükümlerden muaf olarak kesinleşir ve yürürlüğe girer.' İbaresi

Dava konusu kuralla, özelleştirme programındaki kuruluşlara ait ya da onlar lehine irtifak veya kullanım hakkı tesis edilmiş arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilere ilişkin Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılan ya da yaptırılan imar plânlarına göre yapılacak imar uygulamalarına ilişkin Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca onaylanan parselasyon plânlarının Kanun'un 19. maddesinde belirtilen ilan ve askı yükümlülüklerinden muaf olarak yürürlüğe girmesi öngörülmektedir.

Birinci cümlenin yukarıda belirtilen've 19 uncu maddede belirtilen ilan ve askıya dair hükümlerden muaf olarak kesinleşir ve yürürlüğe girer.' ibaresinin iptaline ilişkin gerekçelerle incelenen ibare Anayasa'nın 2., 36. ve 125. maddelerine aykırıdır, iptali gerekir.

D- Kanun'un 42. Maddesiyle Değiştirilen 22.2.2005 Günlü, 5302 Sayılı İl Özel İdaresi Kanunu'nun 6. Maddesinin İkinci Fıkrasının İncelenmesi

Dava dilekçesinde, iptali istenilen fıkranın birinci cümlesindeki kuralla bakanlık ve diğer merkezi idare kuruluşlarının, kendilerinin görev alanına girdiği için yapmak durumunda oldukları yatırımları il özel idarelerine devretmelerine ve bu konularda il özel idarelerini görevlendirmelerine olanak tanınmasının yerinden yönetim ilkesi ile bağdaşmadığı, bu yolla il özel idarelerinin karar verme yetkilerinin ortadan kaldırıldığı, özerkliklerinin zedelendiği ve kuralın kamu yararına da dayanmadığı, bu nedenlerle Anayasa'nın 2., 123. ve 127. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Dava konusu kuralla, bakanlıklar ve diğer merkezi idare

kuruluşlarının; yapım, bakım ve onarım işleri, devlet ve il yolları, içme suyu,

sulama suyu, kanalizasyon, enerji nakil hattı, sağlık, eğitim, kültür, turizm,

çevre, imar, bayındırlık, iskân, gençlik ve spor gibi hizmetlere ilişkin

yatırımlar ile bakanlıkların ve diğer merkezi idare kuruluşlarının görev

alanına giren diğer yatırımların, kendi bütçelerinde bu hizmetler için ayrılan

ödenekleri il özel idarelerine aktarmak suretiyle gerçekleştirebilecekleri

esası getirilmektedir. Bu kapsamdaki yatırımlara ilişkin aktarma işleminin

ilgili bakanın onayıyla yapılacağı ve bu ödeneklerin tahsis amacı dışında

kullanılamayacağı; işlerin, il özel idaresinin tâbi olduğu usûl ve esaslara

göre sonuçlandırılacağı, il özel idarelerinin bütçe imkânları ölçüsünde bu

yatırımlara kendi bütçesinden ödenek aktarabilecekleri öngörülmekte; ayrıca

bakanlıklar ve diğer merkezi idare kuruluşları tarafından aktarılacak ödenekler

ile gerçekleştirilecek bu kapsamdaki yatırımların, görev alanı sınırlamasına

tâbi olmaksızın bütün il sınırları içinde yapılabileceği ifade edilmektedir.

İptale konu fıkranın gerekçesi incelendiğinde yapılan değişiklikle bakanlıklar ve diğer merkezi idare kuruluşları tarafından yürütülen görev ve hizmetlere ait yatırımlar ile Devlet ve il yollarının yapımı, iyileştirilmesi ve diğer işlerin, il genelinde mahalli katkılar da sağlanmak suretiyle il özel idareleri eliyle gerçekleştirilmesi ve sonuçlandırılmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır.

Anayasa'nın 127. maddesine paralel olarak 5302 sayılı İl Özel

İdaresi Kanunu'nun 3. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, il özel

idareleri, il halkının mahalli müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak

üzere kurulan ve karar organı seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan, idari

ve malî özerkliğe sahip kamu tüzel kişileri olarak tanımlanmıştır. Anayasa'da

merkezi yönetim - yerel yönetim ayrımının yapılması, yerel yönetimlerin

organlarının seçimle göreve gelmesinin öngörülmesi, seçimlerinin süreli olması,

kararlarını kendi organları eliyle alması ve uygulatması, kendilerine özgü

bütçelerinin bulunması gibi yetki ve ayrıcalıkların tanınmış olması, bu

idarelerin özerkliklerinin göstergeleridir. İdari özerklik, icrai karar alma

yetkisini de içermektedir. Merkezi idarenin bu kuruluşlar üzerindeki vesayet

yetkisi yerindelik ve hukukilik denetimleriyle sınırlı olup, ona yerinden

yönetim kuruluşları yerine geçerek icrai karar alma yetkisi vermez.

Buna karşılık, egemenliğin tekliği ve üniter devlet yapısının da

bir gereği olan 'idarenin bütünlüğü' ilkesi, merkezi idare kuruluşları ile

yerinden yönetim kuruluşlarının ve dolayısıyla da il özel idarelerinin

birbirinden bağımsız parçalı yapılar olmasını değil, toplumsal ve kamusal

yararı sağlayacak bir etkinliğe dönük işbirliği içinde bulunmalarını gerekli

kılabilir. İncelenen fıkrada sayılan il sınırları içindeki yapım, bakım ve

onarım işleri, devlet ve il yolları, içme suyu, sulama suyu, kanalizasyon,

enerji nakil hattı, sağlık, eğitim, kültür, turizm, çevre, imar, bayındırlık,

iskân, gençlik ve spor gibi hizmetlere ilişkin yatırımların mahalli niteliğinin

de bulunduğu görülmektedir. Bu da il sınırları içinde merkezi kuruluşlar ya da

il özel idareleri tarafından yürütülen hizmetlerin bütünlük ve uyum içinde

gerçekleştirilmesi için zorunlu olabilir.

Merkezi idare tarafından ödeneği karşılanan, kanun gereği merkezi

yönetimin görev alanına giren, fakat mahalli niteliği de bulunan il sınırları

içindeki yapım, bakım, onarım gibi kamusal ihtiyaçların karşılanmasına yönelik

birçok iş ve yatırımın, uygun şartlarda ve zamanında yapılmasını sağlamaya,

kamu kaynaklarının yerinde kullanılmasının teminine yönelik düzenlemenin, il

özel idaresinin karar organlarının o yörede oturanlar tarafından seçimle

işbaşına getirilmiş olmaları nedeniyle demokratik ilkelere aykırı olmadığı

sonucuna varılmıştır. Bakanlıklar ya da merkezi idare kuruluşları tarafından

kararlaştırılmış ve merkezi yönetimin görev alanına giren bu yatırımlara

ilişkin ödeneklerin, ilgili il özel idarelerine aktarılması ve bu yatırımın il

özel idarelerinin tâbi olduğu hükümlere göre yerine getirilmesi esası

benimsendiğinden kuralın yerinden yönetim ilkesine aykırılığından söz edilemez.

Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2., 123. ve 127. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.

E- Kanun'un 43. Maddesiyle Değiştirilen 21.4.2005 Günlü, 5335 Sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 32. Maddesinin Onikinci Fıkrasının Değiştirilen Birinci ve İkinci Cümlelerinin İncelenmesi

Dava konusu kuralla, TCDD Genel Müdürlüğünün mülkiyetinde olup işletmecilik fazlası taşınmazlarından satışına karar verilenlere ilişkin her ölçekteki imar ve parselasyon plânlarının çevre imar bütünlüğünü bozmamak kaydıyla, bu Kurum tarafından yapılacağı ya da yaptırılacağı, bu plânların Kanun'a göre yetkili Büyükşehir belediye meclisleri, belediye meclisleri ya da ilgili valilikler tarafından üç ay içinde aynen ya da değiştirilerek onaylanacağı, bu plânları aynen ya da değiştirerek onaylamaya yetkili yerinden yönetim organının üç ay içinde bu görevini yapmaması hâlinde onay işlemlerinin Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından re'sen yürürlüğe konulacağı öngörülmektedir.

Bazı imar ve parselasyon plânlarının yapılması ya da değiştirilmesi, merkezi yönetim ile yerel yönetimler arasında anayasal, yasal ve teknik düzeyde işbirliğini ve uyumu gerekli kılabilir. İmar Kanunu'nun 8. maddesinde belediye ve mücavir alanlardaki imar plânlarının (nazım ve uygulama imar plânları) belediye meclisince, belediye ve mücavir alan dışında kalan yerlerde yapılacak plânların ise valilikçe onaylanması öngörülmüştür. Bunlar için bir ay süre ile ilan ve bu süre içinde yapılacak itirazların ise '15 gün içinde kesin karara bağlanması' prensip olarak kabul edilmiştir. Anılan maddede, onaylanmış plânlarda sonradan yapılacak değişiklikler de aynı usûle tâbi kılınmıştır.

Öte yandan, İmar Kanunu'nun 9. maddesinde, Bayındırlık ve İskan

Bakanlığının re'sen onama yetkisi düzenlenmiş ve bu kapsamda 'Bir kamu

hizmetinin görülmesi maksadı ile resmi bina ve tesisler için imar plânlarında

yer ayrılması veya bu amaçla değişiklik yapılması gerektiği takdirde, Bakanlık,

valilik kanalı ile ilgili belediyeye talimat verebilir veya gerekirse imar

plânının resmi bina ve tesislerle ilgili kısmını re'sen yapar ve onaylar' kuralına

yer verilmiş, madde gerekçesinde de 'ülke çapında önem taşıyan

tesislerin yapımına imkan vermek, birden fazla belediyeyi ilgilendiren imar

plânlarının yapımında ve tasdik aşamasında doğabilecek ihtilafları çözüme

bağlamak ve teşkilat kanununda öngörülen hizmetleri vermesi amacı ile

Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'na resen plân yapmak ve yaptırmak yetkisi

tanınmasının gerekli görüldüğü' belirtilmiştir.

Anayasa'da il, belediye ya da köy halkının yerel ortak ihtiyaçlarının neler olduğu belirlenmemiş, bunun saptanması yasaya bırakılmıştır. Bu durumda yasakoyucu kamu yararını gözeterek, Anayasal çerçevede merkezi yönetimle yerel yönetim arasındaki görev sınırlarını belirleyebilir. Yerel yönetimleri ortadan kaldırma ya da etkisiz kılma amacına yönelik olmaması ve belirli alanlar bakımından geçici bir süre için kimi görev ve yetkilerin merkezi yönetim birimine bırakılması, yerinden yönetim ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.

TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü, 8.6.1984 tarih ve 233 sayılı

KHK'ya tâbi olan ve bu KHK çerçevesinde faaliyette bulunan bir kamu iktisadi

kuruluşudur. Bu itibarla diğer kamu iktisadi kuruluşları gibi sermayesinin

tamamı Devlete ait olup kamu hizmeti niteliği ağır basmaktadır. Kuruluşun

faaliyet alanını ise tekel niteliğindeki mal ve hizmet üretimi ve pazarlaması

oluşturmaktadır. TCDD tarafından yapılan hizmetler, bütün yurtta demiryolu ve

ulaşım alt yapısını gerçekleştirilmesini sağlayacak olan faaliyetleri

kapsamaktadır. Bu Kurum tarafından satış ve değerlendirmesi yapılacak

taşınmazlara ilişkin plân ve parselasyon işlemlerinin yerel yönetimlere bir yük

ve borç getirmeden yapılmasının kamu yararına aykırılık oluşturmadığı, imar

plânları ve bu plânları tamamlayacak parselasyon plânları yapılmadan inşaatlara

başlanamayacağı, değerlendirme ve satış konusunda hedeflenen amaçların

gerçekleştirilemeyeceği açıktır.

Kaldı ki, TCDD Genel Müdürlüğüne tanınan imar ve parselasyon plânı

yapma yetkisi yerel yönetimleri tamamen devreden çıkarıp dışlamamaktadır. Yasa,

belediye meclislerine veya valiliklere; çevre imar bütünlüğünü bozmamak

kaydıyla TCDD Genel Müdürlüğünce yapılan ya da yaptırılan imar plânlarını üç ay

içerisinde aynen ya da değiştirerek onaylama yetkisini vermektedir. Üç aylık

sürenin ise yerel yönetimlerin plânı incelemeleri ve ilgili kuruluş ve

tarafların görüşlerinin de alınmasına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Yine TCDD

Genel Müdürlüğü ile Bayındırlık ve İskan Bakanlığı plânların yapımında ve

yürürlüğe konulmasında İmar Kanunu'nda öngörülen diğer usûle dair işlemlerden

muaf tutulmadıklarından belediye ya da valiliklerce yapılması gereken askı,

ilan ve itiraza ilişkin tüm işlemlerin bu kurumlarca yapılacağı kuşkusuzdur.

Anayasa'da imar plânlarının yapımı ve onaylanmasında, hangi

idarenin yetkili olduğuna ilişkin bir kural bulunmadığından, kamu yararının

gerekli kıldığı hallerde belirli bir alan ya da bölge ile ilgili olarak imar

plânları yapılması konusunda merkezi idare kuruluşlarına ve Bayındırlık ve

İskan Bakanlığına yetki verilmesinde de Anayasa'ya aykırı bir yön

bulunmamaktadır. Ayrıca, kuralda TCDD Genel Müdürlüğünce imar ve parselasyon

plânları hazırlanırken imar bütünlüğünün bozulmaması koşulunun getirildiği,

İmar Kanunu hükümleri çerçevesinde bu plânlara dair ilgili kuruluşların

görüşlerinin alınacağı ve ilgili belediye organı ya da valiliğe bu plânların

onay için sunulacağı dikkate alındığında, bu konuda mahalli özerkliğin de

gözetildiği sonucuna varılmaktadır.

Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2., 123. ve 127. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.

VI- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ

24.7.2008 günlü, 5793 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un:

A- 15. maddesiyle, 3.5.1985 günlü, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun değiştirilen Ek 3. maddesinin;

1- Birinci cümlesinde yer alan '' ve bu Kanunun 8 inci maddesinde yer alan ilan ve askıya dair hükümlerden muaf olarak '' ibaresi,

2- Yedinci cümlesinde yer alan '' ve 19 uncu maddede belirtilen ilan ve askıya dair hükümlerden muaf olarak kesinleşir ve yürürlüğe girer.' ibaresi,

9.6.2011 günlü, E. 2008/87, K. 2011/95 sayılı kararla iptal edildiğinden, bu ibarelerin, uygulanmasından doğacak sonradan giderilmesi güç veya olanaksız durum ve zararların önlenmesi ve iptal kararının sonuçsuz kalmaması için kararın Resmî Gazete'de yayımlanacağı güne kadar YÜRÜRLÜĞÜNÜN DURDURULMASINA,

B- 1- 3. maddesiyle, 14.6.1973 günlü, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 51. maddesinin değiştirilen dördüncü fıkrasına,

2- 7. maddesiyle, 2.3.1984 günlü, 2985 sayılı Toplu Konut Kanunu'nun 4. maddesinin değiştirilen birinci fıkrasının ikinci, üçüncü ve dördüncü cümlelerine,

3- 15. maddesiyle, 3.5.1985 günlü, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun değiştirilen Ek 3. maddesinin 'Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 nci maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz.' biçimindeki beşinci cümlesine,

4- 42. maddesiyle, 22.2.2005 günlü, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu'nun 6. maddesinin değiştirilen ikinci fıkrasına,

5- 43. maddesiyle, 21.4.2005 günlü, 5335 sayılı Bazı Kanun ve

Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 32.

maddesinin onikinci fıkrasının değiştirilen 'Satışı ve değerlendirilmesi

yapılacak taşınmazlar, TCDD Genel Müdürlüğü tarafından çevre imar bütünlüğünü

bozmamak kaydıyla yapılan veya yaptırılan her ölçekteki imar ve parselasyon

planları, büyükşehir belediye sınırları içerisinde kalan alanlar için

büyükşehir belediye meclisi tarafından, il, ilçe ve belde belediye sınırları

ile mücavir alanları içerisinde kalan alanlar için ilgili belediye meclisleri

tarafından, diğer yerlerde ilgili valilik tarafından, planların belediyelere

veya valiliğe intikal ettiği tarihten itibaren üç ay içerisinde aynen veya

değiştirilerek onaylanması suretiyle yürürlüğe girer. Üç ay içerisinde

onaylanmayan planlar Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından re'sen yürürlüğe

konulur.' biçimindeki birinci ve ikinci cümlelerine,

yönelik iptal istemleri, 9.6.2011 günlü, E. 2008/87, K. 2011/95 sayılı kararla reddedildiğinden, bu fıkra ve cümlelere ilişkin YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN REDDİNE,

9.6.2011 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

SONUÇ / HÜKÜM

VII- SONUÇ

24.7.2008 günlü, 5793 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un:

1- 3. maddesiyle, 14.6.1973 günlü, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 51. maddesinin değiştirilen dördüncü fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,

2- 7. maddesiyle, 2.3.1984 günlü, 2985 sayılı Toplu Konut Kanunu'nun 4. maddesinin değiştirilen birinci fıkrasının ikinci, üçüncü ve dördüncü cümlelerinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,

3- 15. maddesiyle, 3.5.1985 günlü, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun değiştirilen Ek 3. maddesinin;

a- Birinci cümlesinde yer alan '' ve bu Kanunun 8 inci maddesinde yer alan ilan ve askıya dair hükümlerden muaf olarak '' ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE,

b- 'Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 nci maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz.' biçimindeki beşinci cümlesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Fulya KANTARCIOĞLU ile Zehra Ayla PERKTAŞ'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

c- Yedinci cümlesinde yer alan '' ve 19 uncu maddede belirtilen ilan ve askıya dair hükümlerden muaf olarak kesinleşir ve yürürlüğe girer.' ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE,

4- 42. maddesiyle, 22.2.2005 günlü, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu'nun 6. maddesinin değiştirilen ikinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,

5- 43. maddesiyle, 21.4.2005 günlü, 5335 sayılı Bazı Kanun ve

Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 32.

maddesinin onikinci fıkrasının değiştirilen 'Satışı ve değerlendirilmesi

yapılacak taşınmazlar, TCDD Genel Müdürlüğü tarafından çevre imar bütünlüğünü

bozmamak kaydıyla yapılan veya yaptırılan her ölçekteki imar ve parselasyon

planları, büyükşehir belediye sınırları içerisinde kalan alanlar için

büyükşehir belediye meclisi tarafından, il, ilçe ve belde belediye sınırları

ile mücavir alanları içerisinde kalan alanlar için ilgili belediye meclisleri

tarafından, diğer yerlerde ilgili valilik tarafından, planların belediyelere

veya valiliğe intikal ettiği tarihten itibaren üç ay içerisinde aynen veya

değiştirilerek onaylanması suretiyle yürürlüğe girer. Üç ay içerisinde

onaylanmayan planlar Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından re'sen yürürlüğe

konulur.' biçimindeki birinci ve ikinci cümlelerinin Anayasa'ya aykırı

olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,

9.6.2011 gününde karar verildi.

Başkan

Haşim

KILIÇ

Başkanvekili

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Başkanvekili

Serruh

KALELİ

Üye

Fulya

KANTARCIOĞLU

Üye

Ahmet

AKYALÇIN

Üye

Mehmet

ERTEN

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye

Zehra Ayla PERKTAŞ

Üye

Recep

KÖMÜRCÜ

Üye

Alparslan

ALTAN

Üye

Burhan

ÜSTÜN

Üye

Engin

YILDIRIM

Üye

Nuri

NECİPOĞLU

Üye

Hicabi

DURSUN

KARŞIOY GEREKÇESİ

3194 sayılı Kanun'un, 24.7.2008 günlü, 5793 sayılı Kanun'un 15.

maddesiyle değiştirilen Ek 3. maddesinde, özelleştirme programındaki

kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa

ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme

programına alınan arsa ve arazilerin her tür ve ölçekte plân, imar plânı ile

değişiklik ve revizyonlarının Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca

yapılması veya yaptırılması öngörülmüş, aynı Madde'nin beşinci tümcesinde de bu

madde kapsamında yapılan her ölçekteki plân ve imar plânlarında 2863 sayılı

Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 17 inci maddesinin (a) bendinin

ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümlerin uygulanmayacağı belirtilmiştir.

2863 sayılı Yasa'nın 17 inci maddesinin (a) bendinin ilk paragrafında, bir

alanın koruma bölge kurulunca sit olarak ilânının, bu alanda her ölçekteki plân

uygulamasını durduracağı belirtilmekte, ikinci ve sekizinci paragraflarında ise

'Koruma amaçlı imar plânı yapılıncaya kadar, koruma bölge kurulu tarafından üç

ay içinde geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları belirlenir.

Belediyeler, valilikler ve ilgili kurumlar söz konusu alanda ilgili meslek

odaları, sivil toplum kuruluşları ve plândan etkilenen hemşerilerin katılımı

ile toplantılar düzenleyerek koruma amaçlı imar plânını hazırlatıp, incelenmek

ve sonuçlandırılmak üzere koruma bölge kuruluna vermek zorundadır. İki yıl

içinde koruma amaçlı imar plânı yapılmadığı takdirde, geçiş dönemi koruma

esasları ve kullanma şartlarının uygulanması, koruma amaçlı imar plânı

yapılıncaya kadar durdurulur.'; 'Koruma amaçlı imar plânları; müellifi şehir

plâncısı olmak üzere; alanın konumu, sit statüsü ve özellikleri göz önünde

bulundurularak mimar, restoratör mimar, sanat tarihçisi, arkeolog, sosyolog,

mühendis, peyzaj mimarı gibi meslek gruplarından Bakanlıkça belirlenecek

uzmanlar tarafından hazırlanır.' denilmektedir. Buna göre, özelleştirme

programına alınan yerler bakımından, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma

Kurulları devre dışı bırakılmakta, koruma amaçlı imar plânı yapılmasına kadar

azami iki yıl süreyle geçerli olacak geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma

şartlarının belirlenmesi yükümlülüğü kaldırılmaktadır. Ayrıca, sit alanı olarak

ilân edilmiş yerlere ilişkin koruma bölge kurulunun, koruma amaçlı imar plânı

hazırlanıncaya kadar geçerli olmak üzere geçiş dönemi koruma esasları ve

kullanma şartlarını belirleme yetkisi bulunmadığından bu konuda hukuksal

bir boşluk da doğmaktadır. 2863 sayılı Yasa'nın 17. maddesinin (a) bendinin

ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümlerin uygulanmaması sonucunda,

Başkanlıkça yapılacak veya yaptırılacak plânların hazırlanmasında, bazı kurum

ve kuruluşların katılımıyla toplantılar düzenlenerek görüş oluşturulması ve sit

alanının konumu, statüsü ve özellikleri gözetilerek mimar, restoratör mimar,

sanat tarihçisi, arkeolog, sosyolog, mühendis, peyzaj mimarı gibi meslek

gruplarından Bakanlıkça belirlenecek uzmanların görev alması zorunluluğu da

ortadan kaldırılmaktadır.

Anayasa'nın 63. maddesinin ilk fıkrasında, 'Devlet, tarih, kültür

ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlar, bu amaçla

destekleyici ve teşvik edici tedbirleri alır' ikinci fıkrasında da bu varlıklar

ve değerlerden özel mülkiyet konusu olanlara getirilecek sınırlamalar ve bu

nedenle hak sahiplerine yapılacak yardımlar ve tanınacak muafiyetler kanunlar

düzenlenir.' denilmektedir. Bu kuralı uygulamaya geçiren 2863 sayılı Kültür ve

Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 1. maddesinde, bu Kanun'un amacının,

korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili

tanımları belirlemek, yapılacak işlem ve faaliyetleri düzenlemek, bu konuda

gerekli ilke ve uygulama kararlarını alacak teşkilâtın kuruluş ve görevlerini

tespit etmek olduğu, 2. maddesinde de bu Kanun'un, korunması gerekli taşınır ve

taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili hususları ve bunlarla ilgili

gerçek ve tüzelkişilerin görev ve sorumluluklarını kapsadığı belirtilmektedir.

2863 sayılı Yasa'nın diğer maddelerinin de bu amaç ve kapsam doğrultusunda

düzenlendiği kuşkusuzdur. Yasa'nın ortaya çıkan yeni durum ve koşullara

göre yasa koyucunun tercihleri doğrultusunda değiştirilebilmesi olanaklı ise de

bu düzenlemeler yapılırken özelleştirmeyi kolaylaştırmak ve hızlandırmak

amacıyla aynı konumda olan diğer kişilerin elinde bulunan taşınmazlara

tanınmayan ayrıcalıkların özelleştirme kapsamındaki taşınmazlara tanınması,

bunların bazı koruma tedbirlerinin dışında tutularak imtiyazlı hale

getirilmesi, eşitlik ilkesiyle bağdaşmadığı gibi, adil bir hukuk düzeni kurup

bunu sürdürmekle yükümlü olan hukuk devleti ilkesiyle de bağdaşmaz.

Öte yandan, Anayasa, tahrip edildiklerinde geri dönüşü olmayan veya çok zor olan tarih, kültür ve tabiat varlıklarını özel bir düzenlemeyle koruma altına almıştır. Bu bağlamda, ekonomik nedenlerle yapılan özelleştirme uygulamalarının, söz konusu varlıkların korunmasındaki kamu yararı ve Anayasal güvencelerin göz ardı edilmesi sonucunu doğurmaması gerekir. Oysa dava konusu kuralla ekonomik tercihlere öncelik verildiği, tarih, kültür ve tabiat varlıklarının korunmasına ilişkin Anayasa kuralının dikkate alınmadığı anlaşılmaktadır.

Açıklanan nedenlerle dava konusu beşinci tümcenin Anayasa'ya aykırı olduğu ve iptali gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Üye

Celal Mümtaz AKINCI

Üye

Erdal

TERCAN

KARŞIOY GEREKÇESİ

24.07.2008 günlü, 5793 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik yapılmasına Dair Kanunun 15. maddesi ile 03.05.1985 günlü 3194 sayılı İmar Kanunu'nun değiştirilen ek 3. maddesinin beşinci cümlesinde; 'Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 17. maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz' denilmektedir.

2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 17.

maddesinin (a) bendinin ikinci paragrafında; koruma amaçlı imar planı

yapılıncaya kadar, koruma bölge kurulu tarafından üç ay içinde geçiş dönemi

koruma esasları ve kullanma şartlarının belirleneceği; belediyeler, valilikler

ve ilgili kurumların söz konusu alanda ilgili meslek odaları, sivil toplum

kuruluşları ve plandan etkilenen hemşerilerin katılımı ile toplantılar

düzenleyerek koruma amaçlı imar planını hazırlatıp, incelemek ve sonuçlandırmak

üzere koruma bölge kuruluna vermek zorunda olduğu; iki yıl içinde koruma amaçlı

imar planı yapılmadığı takdirde, geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma

şartlarının uygulanmasının, koruma amaçlı imar planı yapılıncaya kadar

durdurulacağı hükme bağlanmıştır. Sekizinci paragrafında ise koruma amaçlı imar

planlarının; müellifi şehir plancısı olmak üzere; alanın konumu, sit statüsü ve

özellikleri göz önünde bulundurularak mimar, restoratör mimar, sanat tarihçisi,

arkeolog, sosyolog, mühendis, peyzaj mimarı gibi meslek gruplarından Bakanlıkça

belirlenecek uzmanlar tarafından hazırlanacağı ifade edilmektedir.

Anayasa'nın 'Tarih, Kültür ve Tabiat Varlıklarının Korunması' başlıklı 63. maddesinin birinci fıkrasında; 'Devlet, tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlar, bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirler alır.' hükmü yer almıştır. Maddenin gerekçesinde ise; Devlet, tarih ve kültür varlıklarının korunmasını temin etmeli, bu varlıkları koruyucu tedbirleri ihtiva eden mevzuatı geliştirmeli denilmek suretiyle devlete tarih, kültür ve tabiat varlıklarının korunması ve desteklenmesi konusunda gerekli tedbirleri alma görevi verilmiştir.

Dava konusu kuralda ise özelleştirme programına dahil edilmiş taşınmazlarla ilgili (sit alanı ilan edilmiş olanlar da dahil) olarak 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17. maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafında belirtilen ilke ve yükümlülüklere uyma zorunluluğu kaldırılmak suretiyle her ölçekteki plan ve imar planlarının yapılması sürecinde kültür ve tabiat varlıklarını Koruma Kurulları ve koruma amaçlı imar planlarının devre dışı bırakıldığı gözetildiğinde bu alanların amacı dışında kullanımının kolaylaştırıldığı açıktır.

Açıklanan nedenle kural, Anayasa'nın 63. maddesine aykırı olup, iptali gerektiği düşüncesi ile verilen karara karşıyım.

Üye

Fulya

KANTARCIOĞLU

Üye Zehra · Ayla PERKTAŞ

Anayasa Mahkemesi, E. 2008/87, K. 2011/95, 9 Haziran 2011 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtiraz Yoluna Başvuran
  4. Iı- Yasa Metinleri
  5. Iıı- İlk İnceleme
  6. Iv- Birleştirme Kararı
  7. V- Esasın İncelenmesi
  8. Vı- Yürürlüğün Durdurulması İstemi
  9. Kılıç
  10. Kaleli
  11. Kantarcıoğlu
  12. Akyalçın
  13. Erten
  14. Özgüldür
  15. Kömürcü
  16. Altan
  17. Üstün
  18. Yıldırım
  19. Necipoğlu
  20. Dursun
  21. Karşıoy Gerekçesi
  22. Tercan
  23. Karşıoy Gerekçesi
  24. Kantarcıoğlu
  25. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2008/87
Karar No
2011/95
Tarih
9 Haziran 2011

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2010/9 K.2011/109
  • AYM Norm Denetimi E.2008/115 K.2011/86
  • AYM Norm Denetimi E.2009/11 K.2011/93
  • AYM Norm Denetimi E.2010/10 K.2011/110
  • AYM Norm Denetimi E.2008/31 K.2011/94
  • AYM Norm Denetimi E.2009/45 K.2011/88

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.