İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2008/93 K.2009/41

6. Asliye Ceza Mahkemesi

Esas2008/93Karar2009/41Tarih5 Mart 2009Okuma12 dk · 2.464 kelime

KÜNYE

Anayasa

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
5 Mart 2009
Esas Sayısı
2008/93
Karar Sayısı
2009/41
Karar Günü
5.3.2009
R.G. Tarih-Sayı
10.06.2009-27254
İtiraz yoluna başvuran
Karşıyaka
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.464 kelime·12 dk okuma·20 bölüm

6. Asliye Ceza Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU

26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103. maddesinin, 29.6.2005 günlü, 5377 sayılı Yasa'nın 12. maddesiyle değiştirilen (3) numaralı fıkrasında yer alan "üvey baba" ibaresinin Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

I- OLAY

Üvey baba olan sanığın, aynı evde birlikte ikamet ettiği reşit olmayan üvey kızına yönelik olarak işlediği iddia olunan cinsel istismar suçu nedeniyle hakkında açılan kamu davasında, itiraz konusu ibarenin Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için re'sen başvurmuştur.

III- YASA METİNLERİ

A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun itiraz konusu ibareyi de içeren 103. maddesi şöyledir:

"(1) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismar deyiminden;

a) Onbeş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,

b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar,

Anlaşılır.

(2) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(3) (Değişik: 29/6/2005 - 5377/12 md.) Cinsel istismarın üstsoy, ikinci veya üçüncü derecede kan hısmı, üvey baba, evlat edinen, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, sağlık hizmeti veren veya koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan diğer kişiler tarafından ya da hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle veya birden fazla kişi tarafından birlikte gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(4) Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehdit kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(5) Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması halinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

(6) Suçun sonucunda mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulması halinde, onbeş yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur.

(7) Suçun mağdurun bitkisel hayata girmesine veya ölümüne neden olması durumunda, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur."

B- Dayanılan Anayasa Kuralları

Başvuru kararında, Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine dayanılmıştır.

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince, Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Sacit ADALI, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Mustafa YILDIRIM, Cafer ŞAT, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ve Zehra Ayla PERKTAŞ'ın katılımlarıyla 27.10.2008 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu ibare, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Başvuru kararında, cinsel istismar suçunun mağdurun üvey annesi

tarafından da işlenebileceği, hükmün konuluş amacının cinsel istismar suçunun

çocukla aralarında belli akrabalık ilişkisi bulunanlarca işlenmesinin daha ağır

cezayla cezalandırmak suretiyle mağduru daha etkin bir şekilde koruma düşüncesi

olduğu dikkate alındığında itiraz konusu kuralla yalnızca üvey baba açısından

bir düzenlemenin yapılmış olmasının adalet ve hakkaniyet ilkeleriyle

bağdaşmadığı, söz konusu düzenlemenin cinsiyete dayalı bir ayırım olduğu, bu

ayırımın yaratılış ya da işlevsel özelliklere dayalı haklı bir nedene de

dayanmadığı belirtilerek, itiraz konusu ibarenin Anayasa'nın 2. ve 10.

maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103. maddesinde, çocuklara yönelik cinsel istismar suçu düzenlenmiştir. Söz konusu maddenin itiraz konusu ibareyi de içeren (3) numaralı fıkrasında, cinsel istismarın çocukla aralarında belli akrabalık ilişkisi bulunan kişiler tarafından, çocuğun vasisi, eğiticisi, öğreticisi, bakıcısı, çocuğa sağlık hizmeti veren, çocuğa karşı koruma ve gözetim yükümlülüğü altında bulunan diğer bir kişi tarafından veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, suçun temel şekline göre cezanın ağırlaştırılması öngörülmüştür.

Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuk güvenliğini sağlayan, bütün etkinliklerinde hukuka ve Anayasa'ya uyan, işlem ve eylemleri bağımsız yargı denetimine bağlı olan devlettir.

Hukuk devletinde, ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirlerine ilişkin kurallar, ceza hukukunun ana ilkeleri ile Anayasa'nın konuya ilişkin kuralları başta olmak üzere, ülkenin sosyal, kültürel yapısı, etik değerleri ve ekonomik hayatın gereksinmeleri göz önüne alınarak saptanacak ceza politikasına göre belirlenir. Yasakoyucu, cezalandırma yetkisini kullanırken toplumda hangi eylemlerin suç sayılacağı, bunun hangi tür ve ölçüdeki ceza yaptırımı ile karşılanacağı, nelerin ağırlaştırıcı veya hafifletici sebep olarak kabul edilebileceği ve ceza sistemini tamamlayan müesseseler konusunda takdir yetkisine sahiptir.

İtiraz konusu ibareyi de içeren Türk Ceza Kanunu'nun 103.

maddesinin (3) numaralı fıkrasında, cinsel istismar suçunun fail ile mağdur

arasındaki ilişki itibarıyla daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halleri

düzenlenmiştir. Söz konusu fıkrada, cinsel istismar suçunun "üvey

baba" tarafından işlenmesi durumu suçun nitelikli şekli olarak kabul

edilerek failin cezası artırılmakta iken, aynı suçun "üvey anne"

tarafından işlenmesi durumu suçun nitelikli halleri arasında sayılmamıştır.

Yapılan bu düzenlemeyle, cinsel istismar suçunun "üvey anne"

tarafından işlenmesi hali suç olarak varlığını devam ettirmekle birlikte,

yasakoyucu bu durumu ayrıca ağırlaştırıcı bir neden olarak kabul etmemiştir. Söz

konusu düzenlemenin, cinsel istismar suçunun daha ziyade erkekler tarafından

işlendiği ve erkeklerin kadınlara göre daha fazla fiziksel güç kullanma

potansiyeline sahip olmaları dikkate alınarak, böylece bu suçun işlenmesinin

önüne geçilmesi ve çocuğun daha etkin bir koruma altına alınması amacıyla

yapıldığı anlaşılmaktadır. Yasakoyucunun takdir yetkisine dayanarak ve suçun

toplumda yarattığı etkiyi dikkate alarak yaptığı bu düzenlemenin, hukuk devleti

ilkesine aykırı bir yönü yoktur.

Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2. maddesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.

Yukarıda belirtilen gerekçe karşısında kuralın Anayasa'nın 10. maddesi yönünden ayrıca incelenmesine gerek duyulmamıştır.

Anayasa'nın 10. maddesi yönünden yapılan değerlendirmeye Ahmet AKYALÇIN ek gerekçeyle katılmıştır.

Fulya KANTARCIOĞLU, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ile Zehra Ayla PERKTAŞ bu düşünceye katılmamışlardır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI- SONUÇ

26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103. maddesinin, 29.6.2005 günlü, 5377 sayılı Yasa'nın 12. maddesiyle değiştirilen (3) numaralı fıkrasında yer alan "... üvey baba, ..." ibaresinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Fulya KANTARCIOĞLU, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ile Zehra Ayla PERKTAŞ'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 5.3.2009 gününde karar verildi.

Başkan

Haşim

KILIÇ

Başkanvekili

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Sacit

ADALI

Üye

Fulya

KANTARCIOĞLU

Üye

Ahmet

AKYALÇIN

Üye

Mehmet

ERTEN

Üye

A. Necmi ÖZLER

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye

Şevket

APALAK

KARŞIOY GEREKÇESİ

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Çocukların cinsel

istismarı" başlıklı 103. maddesinin ilk fıkrasında, çocuğu cinsel yönden

istismar eden kişinin, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile

cezalandırılacağı, itiraz konusu "üvey baba" sözcüklerinin yer aldığı

üçüncü fıkrasında da cinsel istismarın, çocukla aralarında belli akrabalık

ilişkisi olan veya çocuğun bakımı, korunması, gözetimi, eğitimi ve sağlığı

konusunda sorumluluk üstlenen kişiler tarafından ya da hizmet ilişkisinin

sağladığı nüfuz kötüye kullanılarak veya birden fazla kişi tarafından birlikte

gerçekleştirilmesi durumunda, verilecek cezanın yarı oranında artırılacağı

öngörülmüştür. Ancak, söz konusu üçüncü fıkrada, suçun üvey baba tarafından

işlenmesi cezanın artırım nedeni kabul edildiği halde üvey anne tarafından

işlenmesi aynı kapsamda görülmemiştir. Böylece, suçun artırım nedeninin

uygulanması bakımından üvey baba ile üvey anne arasında cinsiyete dayalı bir

ayırım yapılmıştır.

Anayasa'nın kanun önünde eşitlik ilkesinin yer aldığı 10.

maddesinde, "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefî

inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde

eşittir"; "Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu

eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür"; "Hiçbir kişiye,

aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz" denilmektedir. Buna göre,

kişiler arasında kadın ve erkek olmaları nedeniyle ayırım yapılamayacak,

kadınların, erkeklerle aynı haklardan yararlanmaları, biyolojik bazı özellikleri

öne sürülerek engellenemeyecektir. Kadın, erkek eşitliğinin, gerektiğinde

pozitif ayırımcılık temelinde yaşama geçirilmesi de aynı maddede devlete görev

olarak verilmektedir. Ancak, hak eşitliğinin sağlanabilmesi için kadınlar

yönünden pozitif ayırımcılığa izin verilmesi, aynı konumda bulunan erkeklerin

hak kaybına uğramalarının nedeni olamaz. Kadınlarla erkeklerin aynı haklardan

yararlanmalarının sağlanması amacı dışında kadınlara kimi ayrıcalıklar

tanınmasının eşitlik ilkesiyle bağdaştırılması

olanaksızdır.

Ceza hukuku alanında eşitlik ilkesinin uygulanması ise Türk Ceza Kanunu'nun 3. maddesinin (2) numaralı fıkrasında açık bir şekilde ifade edilerek "Ceza Kanununun uygulamasında kişiler arasında ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, siyasal veya diğer fikir yahut düşünceleri, felsefî inanç, millî veya sosyal köken, doğum, ekonomik ve diğer toplumsal konumları yönünden ayrım yapılamaz ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınamaz" denilmiştir.

Birbirleriyle uyum içinde olan Anayasa ve Türk Ceza Kanunu'ndaki bu düzenlemeler aynı suçun faili olmaları durumunda kadınla erkek arasında ayırım yapılamayacağını göstermektedir.

Aynı suçu işleyen kadına, erkekten daha az ceza verilmesine neden olan itiraz konusu kuralı ceza siyaseti ile açıklamak da olası değildir. Ceza siyaseti gereği yasa koyucuya, hangi eylemlerin suç sayılacağı ve bu eylemlere verilecek cezalar konusunda tanınan takdir yetkisi, Anayasa ve ceza hukukunun genel ilkeleriyle sınırlıdır. Bu ilkeler arasında bulunan eşitliğin, haklardan yararlanmada olduğu kadar sorumluluğu üstlenmede de gözetilmesi gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır. Yasakoyucunun bu ilkeyi dikkate almadan düzenleme yapması, açık bir Anayasa ihlâlidir.

Türk Ceza Kanunu'nun 103. maddesinin itiraz konusu "üvey baba" sözcüklerinin yer aldığı üçüncü fıkrasında, aynı suçu işleyen üvey baba ile üvey anne arasında ayırım yapılarak suçun üvey anne tarafından işlenmesi durumunda, bunun artırım nedeni kabul edilmemesi eşitlik ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Aile üzerinde nüfuz kullanan kişinin, çoğunlukla baba olduğu düşüncesi de varsayıma dayandığından bu eşitsizliğin gerekçesi olarak kabul edilemez. Çünkü; maddede nüfuzun kötüye kullanılması hali sadece hizmet ilişkisiyle sınırlı tutulmuş, ağırlaştırıcı nedenin uygulanması için üvey baba ilişkisi yeterli görülmüştür.

Öte yandan, Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti ilkesi, eşitlik temelinde adaletli bir hukuk düzeninin kurulup, korunmasını zorunlu kılar. Aynı suçu işleyen üvey anaya artırım nedeni uygulanmaması, üvey babaya ise artırım nedeni uygulanarak daha fazla ceza verilmesi sonucunu doğuran itiraz konusu sözcüklerin kuralda yer alması, cinsiyet farkına dayanan bir ayırımcılığa ve adaletsizliğe yol açtığından Anayasa'nın 2. maddesine de aykırıdır.

Yasa'nın 103. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan "üvey baba" sözcüğünün iptal edilip, yasakoyucuya verilecek süre içinde yapılacak yeni düzenleme ile eşitsizliğin ve adaletsizliğin giderilmesi olanaklı iken, itirazın reddine karar verilmesinde, Anayasa'ya uyarlık bulunmadığı düşüncesiyle çoğunluk görüşüne karşıyım.

Üye

Serruh

KALELİ

Üye

Zehra Ayla PERKTAŞ

EK

GEREKÇE

Başvuran Mahkeme itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 10. maddesindeki eşitlik ilkesine de aykırı olduğunu ileri sürmesine karşın karar gerekçesinde bu yönden inceleme yapılmasına gerek görülmeyerek, Anayasa ve ceza hukukunun temel ilkelerine bağlı kalmak koşuluyla ceza düzenlemeleri yapmanın yasa koyucunun takdir yetkisi içinde bulunduğu vurgulanmaktadır.

Anayasa'nın 10. maddesinde yer verilen eşitlik ilkesiyle herkese hiçbir ayırım gözetilmeksizin yasalar önünde eşit davranılması güvence altına alınmakta, böylece bireylerin yasalardan eşit yararlanma konusundaki temel haklarına da işaret edilmektedir. Eşitliğin hukuk devletinin de önde gelen temel ilkelerinden biri olduğunda duraksama bulunmamaktadır.

Yasa koyucunun ceza hukuku alanında düzenleme yaparken sahip olduğu takdir yetkisi, sınırsız olmayıp Anayasa ve hukukun genel ilkeleriyle sınırlandırılmıştır. Başvuran mahkeme tarafından yasa koyucunun düzenleme yapma konusundaki takdirini eşitlik ilkesine aykırı olarak kullandığı ileri sürülerek, yalnız Anayasa'nın değil, evrensel hukukun da temel ilkelerinden biri olan eşitlik ilkesine aykırılıktan kaynaklanan bir temel hak ihlâlinden söz edilmektedir.

Ceza hukuku alanında, suç sayılan eylemlerin belirlenmesi ve korunan hukuki yarar, suçu işleyenler ile suçun nitelikleri gözetilerek bunlara verilecek cezanın türü ve miktarının saptanması yasa koyucunun sahip olduğu takdir yetkisi içinde ise de bu durum, özellikle eşitlik ilkesine aykırılık gibi temel hak ihlâli savları karşısında Anayasal denetim yapılmasına engel oluşturmaz. Esasen Anayasa yargısının amacı ve işlevi de bu denetimi zorunlu kılmaktadır.

Bu nedenle konunun, başvuran Mahkeme'nin ileri sürdüğü eşitlik ilkesi yönünden de incelenerek itiraz konusu kuralın hangi gerekçe ile bu ilkeye aykırı olmadığının belirtilmesi gerektiği düşüncesiyle çoğunluğun karardaki redde ilişkin görüşüne katılıyorum. 26.2.2009

Üye

Fulya

KANTARCIOĞLU

Azlık Oyu

Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti adil ve kamu yararını esas alan haklı nedenlere dayalı yasal düzenlemeleri gerektirmekte, 10. maddesinde öngörülen yasa önünde eşitlik ilkesinin anayasal irdelemelerle çizilen boyut ve açılımı ise, aynı konumda olma özelliğini taşıyanlar yönünden aynı kuralların geçerli olmasını, ayrıcalıklı kişiler oluşturulmasının önüne geçilmesini amaçlamaktadır. Yasaların ereklerinin ve öngörülerinin tam anlamıyla gerçekleşebilmesi için, bu kapsam içinde durumları özdeş olanlar arasında değişik uygulama ve ilkelerin geliştirilmemesine özen gösterilmelidir.

Çocuğa yönelik cinsel davranışlarda, cezayı ağırlaştırıcı durumlar

arasında bu eylemin üstsoy, ikinci veya üçüncü derecede kan hısmı, evlat

edinen, vasi, eğitici, bakıcı gibi kişiler tarafından işlenmesi de yer almış,

ancak cinsel kimlik yönünden bir ayrım yapılmamıştır. Çünkü bu konuda önemli

olan suç olarak tanımlanan cinsel davranışın, çocuğa yakın kişilerce

işlenmesidir. Eylemi oluşturan cinsel davranışın kimlik ayrımı yapılmadan

ortaya çıkabileceği varsayılmıştır. Bu oluşa karşın, üveylik olgusu söz konusu

olduğunda salt "üvey baba"nın bu tanıma alınması "üvey ana"nın

olası davranışlarının ise ağırlaştırıcı görülmemesinin inandırıcı ve haklı bir

nedeni yoktur. Yasa koyucunun tüm durumları göz önünde tutması, gerçekleşme

olasılıklarıyla kurallar geliştirmemesi tehlikeye sebep olan yönünden cinsiyet

ayrımı yapmaması gerekmektedir. İtiraza konu kuralın bu bakımdan anayasal

eşitlik ilkesiyle çeliştiğinde ve adaleti ilke alan hukuk devletine aykırı

olduğunda duraksama bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, 5237 sayılı Yasa'nın 103. maddesinin itiraza konu (3) nolu fıkrasında yer alan "üvey baba" yanında "üvey ana" kavramının yer almamasıyla oluşan eksik düzenlemenin iptali gerekeceği oyuyla karara karşıyız.

Üye

Ahmet

AKYALÇIN

KARŞIOY

GEREKÇESİ

İtiraz konusu "üvey baba" ibaresinin yer aldığı

26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103. maddesinin 29.6.2005

günlü, 5377 sayılı Yasa'nın 12. maddesiyle değiştirilen (3) numaralı fıkrasında

"Cinsel istismarın üstsoy, ikinci veya üçüncü derecede kan hısmı, üvey

baba, evlat edinen, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, sağlık hizmeti veren veya

koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan diğer kişiler tarafından ya da hizmet

ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle veya birden fazla kişi

tarafından gerçekleştirilmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza

yarı oranında artırılır." denilmekte olup, madde hükmü ile cinsel istismar

suçunun fail ile mağdur arasındaki ilişki itibariyle daha ağır cezayı

gerektiren nitelikli halleri düzenlenmektedir.

Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, Anayasa

Mahkemesi'nin birçok kararında açıklandığı gibi insan haklarına dayanan, bu hak

ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her

alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren

Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına

egemen kılan, Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık,

Anayasa'nın ve yasaların üstünde yasakoyucunun da bozamayacağı temel hukuk

ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlettir. Görüldüğü gibi hukuk devleti

olmanın gereği "adaletli hukuk düzeninin kurulması ve bunun

sürdürülmesi" olup, bu bağlamda devlet yönetiminde keyfiliğin değil, hukuk

kurallarının egemen olmasıdır.

Anayasa Mahkemesi'nin pek çok kararında, hukuk devletinde yasakoyucunun ceza hukuku alanında yetkisini kullanırken, Anayasa ve ceza hukukunun temel ilkelerine bağlı kalmak koşuluyla toplumda belli eylemlerin suç sayılıp sayılmaması, hangi çeşit ve ölçülerde ceza yaptırımı uygulanacağı, hangi hallerde ağırlaştırıcı veya hafifletici neden olarak kabul edileceği konusunda takdir yetkisine sahip olduğu belirtilmektedir.

Yukarıda yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı üzere söz konusu fıkrada öngörülen nitelikli halleri saptamanın yasakoyucunun takdirinde olduğu konusunda bir duraksama bulunmamakla birlikte, itiraz konusu ibare açısından takdir yetkisinin keyfilikten uzak ve amaca uygun olarak kullanılması hukuk devleti olmanın bir gereğidir. Buna göre; cinsel istismar suçunun mağdurunun erkek veya kadın olabileceği yönündeki suçun temel yapısı göz önünde bulundurulmadan, failinin genellikle erkekler olabileceği gibi eksik ve hatalı bir değerlendirme yapılmak suretiyle, düzenlemede "üvey baba" ibaresinin yer alması, suçun nitelikli halleri olarak öngörülen hususların konuluş amacına uygun değildir.

Bu durumda itiraz konusu kuralın konuluş amacına uygun olmayan ve suçun failinin "üvey anne"de olabileceği gerçeğinin göz ardı edilmesi suretiyle sadece "üvey baba" yönünden bir düzenleme yapılması, adaletli bir hukuk düzeninin kurulmasını devlet yönetiminin bir şartı olarak gören hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmamaktadır.

Açıklanan nedenle, Türk Ceza Kanunu'nun 103. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan itiraz konusu ibare Anayasa'nın 2. maddesine aykırı olup, iptali gerektiği düşüncesi ile verilen karara karşıyım.

Üye Şevket APALAK Üye Serruh KALELİ Üye Zehra · Ayla PERKTAŞ

Anayasa Mahkemesi, E. 2008/93, K. 2009/41, 5 Mart 2009 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtirazın Konusu
  4. I- Olay
  5. Iıı- Yasa Metinleri
  6. Iv- İlk İnceleme
  7. V- Esasın İncelenmesi
  8. Kılıç
  9. Adalı
  10. Kantarcıoğlu
  11. Akyalçın
  12. Erten
  13. Özgüldür
  14. Apalak
  15. Karşıoy Gerekçesi
  16. Kaleli
  17. Ek
  18. Gerekçe
  19. Kantarcıoğlu
  20. Akyalçın
  21. Karşıoy
  22. Gerekçesi
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2008/93
Karar No
2009/41
Tarih
5 Mart 2009

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2007/43 K.2009/51
  • AYM Norm Denetimi E.2009/17 K.2009/47
  • AYM Norm Denetimi E.2007/14 K.2009/48
  • AYM Norm Denetimi E.2008/92 K.2009/45
  • AYM Norm Denetimi E.2009/16 K.2009/46
  • AYM Norm Denetimi E.2008/45 K.2009/53

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.