İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2009/66 K.2011/72

Mahkemesi

Esas2009/66Karar2011/72Tarih28 Nisan 2011Okuma14 dk · 2.840 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
28 Nisan 2011
Esas Sayısı
2009/66
Karar Sayısı
2011/72
Karar Günü
28.4.2011
R.G. Tarih-Sayı
06.07.2011-27986
İtiraz yoluna başvuran
Şişli 2. Asliye Ceza
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.840 kelime·14 dk okuma·21 bölüm

Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU

9.6.2004 günlü, 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 26. maddesinin birinci fıkrasında yer alan 'iki ay' ibaresi ile 26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 51. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilk cümlesinde yer alan 'hapis' sözcüğünün, Anayasa'nın 2., 5. ve 36. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

I- OLAY

Tekzip metninin mahkemenin kararında belirtilen biçimde usulüne uygun olarak yayımlanmaması nedeniyle Şişli Cumhuriyet Başsavcılığınca ilgili gazetenin sorumluları hakkında açılan kamu davasında, itiraz konusu ibare ve sözcüğün Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptalleri için re'sen Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.

III- YASA METİNLERİ

A- İtiraz Konusu Yasa Kuralları

1- 9.6.2004 günlü, 5187 sayılı Basın Kanunu'nun iptali istenen ibareyi de içeren 26. maddesi şöyledir:

'Basılmış eserler yoluyla işlenen veya bu Kanunda öngörülen diğer suçlarla ilgili ceza davalarının günlük süreli yayınlar yönünden iki ay, diğer basılmış eserler yönünden dört ay içinde açılması zorunludur.

Bu süreler basılmış eserlerin Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edildiği tarihten başlar. Basılmış eserlerin Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edilmemesi halinde yukarıdaki sürelerin başlama tarihi, suçu oluşturan fiilin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından öğrenildiği tarihtir. Ancak bu süreler, Türk Ceza Kanununun dava zamanaşımına ilişkin maddesinde öngörülen süreleri aşamaz.

Sorumlu müdürün ve sorumlu müdürün bağlı olduğu yetkilinin karşı çıkmasına rağmen yayımlatıldığı iddia edilen eserden dolayı yayımlatan aleyhine açılacak dava yönünden süre, sorumlu müdür ve sorumlu müdürün bağlı olduğu yetkili hakkında verilecek beraat kararının kesinleşmesinden itibaren başlar.

Sorumlu müdürün yayımlanan eserin sahibini bildirmesi durumunda, eser sahibi aleyhine açılacak davada süre, bildirim tarihinden itibaren başlar.

Kovuşturulması şikâyete bağlı suçlarda dava açma süreleri, suç için kanunun öngördüğü dava zamanaşımı süresini aşmamak şartıyla, suçun işlendiğinin öğrenildiği tarihten başlar.

Kamu davasının açılması izin veya karar alınmasına bağlı olan suçlarda, izin veya karar için gerekli başvurunun yapılmasıyla dava açma süresi durur. Durma süresi iki ayı geçemez.'

2- 26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun iptali istenen sözcüğü de içeren 51. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

'(1) İşlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir. Bu sürenin üst sınırı, fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş olan kişiler bakımından üç yıldır. Ancak, erteleme kararının verilebilmesi için kişinin;

a) Daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması,

b) Suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması,

Gerekir.'

B- Dayanılan Anayasa Kuralları

Başvuru kararında, Anayasa'nın 2., 5. ve 36. maddelerine dayanılmıştır.

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca, Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Cafer ŞAT, A. Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ve Zehra Ayla PERKTAŞ'ın katılmalarıyla 9.9.2009 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle on yıllık başvuru yasağı sorunu görüşülmüştür.

Anayasa'nın 152. maddesi ile 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 28. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi'nin işin esasına girerek verdiği ret kararının Resmî Gazete'de yayımlanmasından sonra on yıl geçmedikçe aynı yasa hükmünün Anayasa'ya aykırılığı iddiasıyla tekrar başvuruda bulunulamaz.

5237 sayılı Yasa'nın 51. maddesinin başlığının ve iptali istenen ibareyi de içeren (1) numaralı fıkrasının ilk cümlesinde yer alan ''iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkum edilen kişinin cezası ertelenebilir..' ibaresine yönelik itiraz başvurusu, Anayasa Mahkemesinin 19.2.2009 günlü, E. 2007/69, K. 2009/26 sayılı kararıyla Anayasa'ya aykırı olmadığı gerekçesi ile esastan reddedilmiş ve bu karar 2.6.2009 günlü, 27246 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır

Anayasa Mahkemesince işin esasına girilerek reddedilen kural hakkında yeni bir başvurunun yapılabilmesi için, önceki kararın Resmî Gazete'de yayımlandığı 2.6.2009 gününden başlayarak geçmesi gereken on yıllık süre henüz dolmamıştır.

Bu nedenle, 26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 51. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilk cümlesinde yer alan '' hapis '' sözcüğünün iptaline ilişkin itiraz başvurusunun, Anayasa'nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 28. maddelerinin son fıkraları gereğince REDDİNE, dosyada eksiklik bulunmadığından, 9.6.2004 günlü, 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 26. maddesinin birinci fıkrasında yer alan '' iki ay '' ibaresinin ise esasının incelenmesine, oybirliğiyle karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kural, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Başvuru kararında, Türk Ceza Kanunu'nun 73. maddesinde altı aylık şikayet süresi öngörülmesine karşın itiraza konu kuralla basın suçlarında dava açma süresinin iki aylık süreyle sınırlandırılmasının Devletin hak arama olanaklarını tıkamamasını gerektiren hukuk devleti ilkesine aykırılık oluşturduğu, ayrıca bu durumun suçtan mağdur olanların hak arama özgürlüğüne müdahale anlamına geldiği belirtilerek, itiraz konusu ibarenin Anayasa'nın 2., 5. ve 36. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

İtiraz konusu kuralı da içeren 5187 sayılı Yasa'nın 26. maddesinde,

dava açma sürelerine ilişkin hükümlere yer verilmiştir. Buna göre, basılmış

eserler yoluyla işlenen veya bu Kanun'da öngörülen diğer suçlarla ilgili ceza

davalarının günlük süreli yayınlar yönünden iki ay, diğer basılmış eserler

yönünden dört ay içinde açılmasının zorunlu olduğu belirtilmiştir. Başvuran

Mahkeme, günlük süreli yayınlar için söz konusu olan iki aylık dava açma

süresinin iptalini istemektedir. Maddenin ikinci fıkrasında kovuşturulması

şikâyete bağlı olmayan suçlarda söz konusu sürelerin basılmış eserlerin

Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edildiği tarihten itibaren işlemeye

başlayacağı, basılmış eserlerin Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edilmemesi

halinde ise yukarıdaki sürelerin başlama tarihinin, suçu oluşturan fiilin

Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından öğrenildiği tarih olarak kabul edileceği

ifade edilmiştir. Aynı fıkrada, bu sürelerin, Türk Ceza Kanununun dava

zamanaşımına ilişkin maddesinde öngörülen süreleri aşamayacağı da

belirtilmiştir. Buna karşılık, Yasa'nın 26. maddesinin dördüncü fıkrası

uyarınca, kovuşturulması şikâyete bağlı suçlarda dava açma süresi, kanunun

öngördüğü dava zamanaşımı süresini aşmamak şartıyla, suçun işlendiğinin

öğrenildiği tarihten itibaren başlayacaktır.

Yasa'nın 26. maddesinin birinci fıkrasında öngörülen süreler, hak düşürücü süreler niteliğinde olup, her hangi bir şekilde uzamaları ya da kısalmaları söz konusu değildir. Ancak, aynı Yasa'nın 26. maddesinin (5) numaralı fıkrası uyarınca, kamu davasının açılmasının izin veya karar alınmasına bağlı olduğu suçlarda, izin veya karar için gerekli başvurunun yapılmasıyla bu süreler duracaktır. Bu takdirde durma süresi, iki ayı geçemeyecektir.

İtiraz konusu ibarenin yer aldığı 26. maddenin birinci fıkrasında,

'davanın açılması'ndan söz edilmektedir. 5187 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girdiği

tarihte yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Hakkında

Kanun'da iddianamenin düzenlenip mahkemeye verilmesiyle birlikte kamu davası

açılmış sayılmakta idi. Oysa, 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271

sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 175. maddesinin (1) numaralı fıkrasında ise

kamu davasının iddianamenin kabulü kararıyla açılmış sayılacağı hükmü yer

almaktadır. Bu durumda, Yargıtayın istikrar bulmuş kararlarında da ifade

edildiği üzere, 5271 sayılı Yasa'nın 174. maddesinde iddianamenin kabul

edilmesi için öngörülen onbeş günlük süre, 5187 sayılı Yasa'nın 26. maddesinde

belirtilen iki aylık dava açma süresine dahil olmaktadır. Böylece, 5271 sayılı

Yasa'daki düzenlemeler, 5187 sayılı Yasa'da öngörülen iki aylık dava açma

süresinin kısalması sonucunu doğurmaktadır.

Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve

işlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup

güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek

sürdüren, hukuk güvenliğini sağlayan, bütün etkinliklerinde hukuka ve

Anayasa'ya uyan, işlem ve eylemleri bağımsız yargı denetimine bağlı olan

devlettir. Yasaların kamu yararının sağlanması amacına yönelik olması, genel,

objektif, adil kurallar içermesi ve hakkaniyet ölçütlerini gözetmesi hukuk

devleti olmanın gereğidir. Bu nedenle yasakoyucunun hukuki düzenlemelerde

kendisine tanınan takdir yetkisini anayasal sınırlar içinde adalet, hakkaniyet

ve kamu yararı ölçütlerini göz önünde tutarak kullanması gerekir.

Anayasa'nın 'Hak arama hürriyeti' başlıklı 36. maddesinde, herkesin gerekli araç ve yollardan yararlanarak yargı organları önünde davacı ya da davalı olarak sav ve savunma hakkı bulunduğu belirtilmektedir. Maddeyle güvence altına alınan dava yoluyla hak arama özgürlüğü, kendisi bir temel hak niteliği taşımasının ötesinde, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden birisidir.

İtiraz konusu kuralda, basılmış eserler yoluyla işlenen veya bu Kanun'da öngörülen diğer suçlarla ilgili ceza davalarının günlük süreli yayınlar yönünden iki ay içinde açılması gerektiği belirtilmektedir. İtiraz konusu kuralda düzenlenen dava açma süresi, ceza muhakemesi şartlarından olup, yargılama usulüne ilişkindir. Bu nedenle, basın suçlarında dava açma süresini belirleme yetkisi yasakoyucunun takdirindedir.

Günümüzde hemen hemen bütün ülkelerin basın kanunlarında, basın davalarında gecikmelerin önlenerek basın özgürlüğünün zedelenmesine engel olmak amacıyla, basın suçlarına ilişkin davaların açılması için özel sürelere yer verildiği görülmektedir. Nitekim, itiraz konusu kurala ilişkin gerekçede de basılmış eserler yoluyla işlenen veya bu Kanun'da öngörülen diğer suçlardan dolayı bu alanda faaliyet gösterenleri uzun süre ceza tehdidi ile karşı karşıya bırakmamak ve böylece basın özgürlüğünü güvence altına almak amacıyla söz konusu suçlar nedeniyle açılacak davalar için belirli süreler öngörüldüğü ifade edilmiştir..

Yasakoyucu basın suçlarında dava açılmasını belirli bir süreyle

sınırlama konusundaki takdir yetkisini, Anayasa'da belirlenen kurallara bağlı

kalmak ve adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini gözetmek koşuluyla

kullanabilecektir. Bir başka ifadeyle, bir yandan basın mensuplarının uzun süre

ceza tehdidi altında bulunmalarına engel olunması, diğer yandan da suçtan

mağdur olanların hak arama özgürlüklerinin zarar görmemesi amacıyla basın

suçlarında dava açma süresinin makul bir süre olarak belirlenmesi suretiyle,

basın hürriyeti ile hak arama hürriyeti arasında adil bir dengenin kurulması

gerekmektedir. Yine, basın suçlarında Cumhuriyet savcılığınca re'sen dava

açılmasıyla korunmak istenen hukuki yarar ile basın hürriyetinin korunmasındaki

hukuki yarar arasında da makul bir dengenin bulunması gerekir. 5271 sayılı Ceza

Muhakemesi Kanunu'nun 174. maddesinde iddianamenin kabulü için öngörülen onbeş

günlük sürenin dava açma süresine dahil olması, iddianamenin iadesinden sonra

yeniden iddianamenin düzenlenmesi, şüphelinin ifadesinin alınması, adli para

cezasını gerektiren suçlarda ön ödeme önerisinde bulunulması gibi durumlarda

itiraz konusu ibarede öngörülen iki aylık dava açma süresinin fiili olarak

kısalması ve buna bağlı olarak sürenin kaçırılması sonucunun da doğabileceği,

ayrıca dava açmanın Cumhuriyet savcısının insiyatifinde bulunduğu da

gözetildiğinde, itiraz konusu ibarede yer alan iki aylık dava açma süresinin

yeterli ve makul bir süre olmadığı açıktır.

Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu ibare Anayasa'nın 2. ve 36. maddelerine aykırıdır. Kuralın iptali gerekir.

Kural, Anayasa'nın 2. ve 36. maddelerine dayanılarak iptal edildiğinden, ayrıca Anayasa'nın 5. maddesi yönünden incelemeye gerek duyulmamıştır.

VI- İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU

Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında 'Kanun, kanun hükmünde kararname ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi İptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez' denilmekte, Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulü Hakkında Kanun'un 66. maddesinin üçüncü fıkrasında da bu kural tekrarlanmaktadır.

5187 sayılı Kanun'un 26. maddesinin birinci fıkrasında yer alan '' iki ay '' ibaresinin iptal edilmesi nedeniyle, Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince iptal hükmünün, kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.

SONUÇ / HÜKÜM

VII- SONUÇ

1- 9.6.2004 günlü, 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 26. maddesinin birinci fıkrasında yer alan '' iki ay '' ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Zehra Ayla PERKTAŞ'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

2- 5187 sayılı Kanun'un 26. maddesinin birinci fıkrasında yer alan '' iki ay '' ibaresinin iptal edilmesi nedeniyle, Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince İPTAL HÜKMÜNÜN, KARARIN RESMÎ GAZETE'DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK BİR YIL SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE, OYBİRLİĞİYLE,

28.4.2011 gününde karar verildi.

Başkanvekili

Serruh

KALELİ

Üye

Fulya

KANTARCIOĞLU

Üye

Ahmet

AKYALÇIN

Üye

Mehmet

ERTEN

Üye

Fettah

OTO

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye

Zehra Ayla PERKTAŞ

Üye

Recep

KÖMÜRCÜ

Üye

Alparslan

ALTAN

Üye

Engin

YILDIRIM

Üye

Nuri

NECİPOĞLU

Üye

Hicabi

DURSUN

EK GEREKÇE

5187 sayılı Basın Kanunu'nun 'Dava süreleri' başlıklı 26. maddesinin itiraz konusu ibareyi de içeren birinci fıkrasında 'Basılmış eserler yoluyla işlenen veya bu Kanunda öngörülen diğer suçlarla ilgili ceza davalarının günlük süreli yayınlar yönünden iki ay, diğer basılmış eserler yönünden dört ay içinde açılması zorunludur' denilmektedir.

Başvuru kararında, günlük süreli yayınlar için belirlenen iki aylık dava açma süresinin iptali istenilmektedir.

Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen kuralların Anayasal denetimi yapılırken, denetime konu kuralın kapsamının belirlenmesinde konuya ilişkin diğer yasa kurallarının da gözetilmesi tabiidir. Bu bağlamda, iki aylık sürenin Anayasal denetiminde, sürenin ölçüsüz biçimde kısa oluşu ile birlikte bu kısa süre içinde dava açma yetkisinin Cumhuriyet savcısına ait olduğu da dikkate alınarak değerlendirme yapılmıştır.

Kuralda yer alan ve günlük süreli yayınlar yönünden iki ay içinde dava açılması zorunluluğunu getiren sürenin, hak düşürücü nitelikte dava açma şartlarından olduğu ve söz konusu sürenin aşılması suretiyle açılan kamu davalarının şartın gerçekleşmemesi nedeniyle görülemeyeceği anlaşılmaktadır.

Anayasa'nın 'Hak arama hürriyeti' başlıklı 36. maddesinde, herkesin gerekli araç ve yollardan yararlanarak yargı organları önünde davacı ya da davalı olarak sav ve savunma hakkının bulunduğu belirtilmektedir. Maddede öngörülen dava yoluyla hak arama özgürlüğü, kendisi temel bir hak olmanın ötesinde, diğer temel hakların korunması için de etkili bir güvence olup, bu özgürlük için getirilmiş bir sınırlama da bulunmamaktadır.

Anayasada güvence altına alınan dava açma hürriyeti herkes için tanınan bir haktır.

Kural ile günlük süreli yayınlar yönünden getirilen iki aylık hak düşürücü nitelikteki dava şartına ilişkin sürenin Cumhuriyet savcısına tanınarak, basın suçu mağdurunun hak arama hürriyeti Cumhuriyet savcısının kullanımına terk edilmiştir. Cumhuriyet savcısının bu süre içinde dava açmaması ya da açamaması halinde davanın görülmeyeceği ve basın suçu mağdurunun hak arama başvurusunun sonuçsuz kalacağı, failinin ise ceza görmeyeceği açıktır. Bu durum, eylemden zarar gören basın suçu mağduru yönünden Anayasal güvence altındaki yargı mercileri önünde davacı olarak iddiada bulunma ile adil yargılanma hakkını sınırlandırmakta bu da Anayasa'nın 36. maddesine aykırılık oluşturmaktadır.

Kuralda yer alan iki aylık sürenin bu gerekçe ile de iptali gerekir.

Üye

Celal Mümtaz AKINCI

Üye

Erdal

TERCAN

KARŞIOY GEREKÇESİ

9.6.2004 gün ve 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 26. maddesinin birinci fıkrasında; 'Basılmış eserler yoluyla işlenen veya bu Kanunda öngörülen diğer suçlarla ilgili ceza davalarının günlük süreli yayınlar yönünden iki ay, diğer basılmış eserler yönünden dört ay içinde açılması zorunludur.'tümcesinde yer alan 'iki ay' ibaresinin Anayasa'nın 2.,5. ve 36. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptali istenilmektedir.

5187 sayılı Yasa, basın suçlarında dava açılmasını belli sürelerle

sınırlandırmıştır. Basın suçlarında, yargılamayı hızlandırmak ve basın

mensuplarını uzun süre ceza tehdidi altında bırakmamak ve basın özgürlüğünü

güçlendirmek amacıyla dava açma sürelerinin öngörülmesi hak arama özgürlüğünün

sınırlarını çizen açıklayıcı bir düzenlemedir. Nitekim, Yasa'nın maddeye

ilişkin gerekçesinde; 'Madde ile basılmış eserler yoluyla işlenen veya bu

Kanunda öngörülen diğer suçlardan dolayı bu alanda faaliyet gösterenleri uzun

süre ceza tehdidi ile karşı karşıya bırakmamak ve böylece basın özgürlüğünü

güvence altına almak amacıyla söz konusu suçlar nedeniyle açılacak davaların

sürelere bağlandığı bu sürelerin hak düşürücü süre olarak düzenlendiği, böylece

Türk Ceza Kanunu'nun dava zaman aşımı ile ilgili hükümlerinin bu süreler

yönünden uygulanmasının önlendiği' belirtilmiştir.

Anayasa'nın 2. maddesinde nitelikleri, 5. maddesinde de temel amaç ve görevleri belirtilen 'Hukuk Devlet' adaletli bir hukuk düzeninin kurulması ve sürdürülmesi, devlet yönetiminde keyfiliğin değil, hukuk kurallarının egemen olmasıdır.

Anayasa'nın 142. maddesinde 'Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir.' hükmüne yer verilmiştir. Buna göre hukuk devletinde yasakoyucu ceza hukuku alanında yasama yetkisini kullanırken, Anayasa'nın ve ceza hukukunun temel ilkelerine bağlı kalmak koşuluyla yargılama usullerinin belirlenmesi konusunda takdir yetkisine sahiptir.

Kuralda; iptali istenilen ibarede yer alan 'iki ay' şeklindeki dava açma süresi ceza muhakemesi şartlarından olup yargılama usulüne ilişkin bir düzenlemedir ve anayasa'nın 142. maddesi uyarınca yasakoyucunun takdirindedir.

Başvuru kararında, Türk Ceza Kanunu'nun 73. maddesinde altı aylık şikayet süresinin öngörülmesine karşın itiraza konu kuralla basın suçlarında dava açma süresinin iki aylık süreyle sınırlandırılmasının suçtan mağdur olanlarının hak arama özgürlüğüne müdahale anlamına geldiği belirtilerek, itiraz konusu ibarenin Anayasa'nın 36. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

Anayasa'nın 36. maddesinde herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı kimliğiyle sav ve savunma ile adil yargılama hakkına sahip olduğu belirtilmiş, 13. maddesinde ise temel hak ve hürriyetlerin özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği ve bu sınırlamaların Anayasa'nın sözüne ve ruhuna demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı hükmüne yer verilmiştir.

Kurala ilişkin gerekçeden, itiraz konusu 'iki ay' şeklindeki

ibarenin basının uzun süre ceza tehdidi altında tutularak basın özgürlüğünün

zarara uğramaması ve basın suçlarında yargılamada sürati sağlamak amacıyla

yasalaştırıldığı dikkate alındığında, yasakoyucunun amacına uygun bir dava açma

süresi olduğu anlaşılmaktadır. Esasen ülkemizde basın mensupları aleyhine

açılan dava sayısının fazla olması ve bu nedenle basın özgürlüğü bakımından

eleştirilere maruz kalındığı dikkate alındığında iki aylık dava açma süresinin

haklı bir nedeninin bulunduğu açıktır. Kaldı ki uygulamadan doğan bir takım

mağduriyetlerin uygulamayı yapan kişilerin tutum ve davranışları ile ilgili

olup, bu durumun idari tedbirlerle giderilebileceği de tabii bulunmaktadır.

Bu durumda; Yasa koyucunun basın suçlarından dolayı açılacak ceza davalarının iki aylık hak düşürücü süre içinde açılması gerektiğine ilişkin düzenleme teknik anlamda bir sınırlama olmayıp ceza yargılama usulüne ilişkin düzenleme niteliği taşımaktadır. Nitekim Anayasa Mahkemesi'nin 23.7.2009 günlü E: 2006-65; K:2009-114 sayılı kararında, 'Anayasa'nın tüm maddeleri aynı etki ve değerde olup, aralarında bir üstünlük sıralaması bulunmadığından, uygulamada bunlardan birine öncelik tanımak olanaklı değildir. Bu nedenle, kimi zaman zorunlu olarak birlikte uygulanan iki anayasa kuralından biri, diğerinin sınırını oluşturabilmektedir.

Hak arama özgürlüğü Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenmiş ve anılan maddede hak arama hürriyeti için herhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiş ise de mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri işleyişi ve yargılama usullerinin kanunla düzenleneceğini öngören Anayasa'nın 142. ve davaların mümkün olan süratle sonuçlandırılmasını ifade eden Anayasa'nın 141. maddelerinin, hak arama hürriyetinin kapsamının belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır.' denilmek suretiyle, Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen hak arma özgürlüğünün kapsamının belirlenmesinde Anayasa'nın 141. ve 142. maddelerinin dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir.

Bu durumda dava konusu ibarenin yer aldığı kural Anayasa'nın 142. maddesinin verdiği yetkiye istinaden, hukuk devleti ve ceza hukukunun temel ilkelerine uygundur.

Açıklanan nedenle 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 26. maddesinin birinci fıkrasında yer alan 'iki ay' ibaresinde Anayasa'nın 2., 5. ve 36. maddesine aykırı bir yön bulunmadığı ve iptal isteminin reddi gerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararına katılmıyorum.

Üye

Mehmet

ERTEN

Üye Zehra · Ayla PERKTAŞ

Anayasa Mahkemesi, E. 2009/66, K. 2011/72, 28 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtirazın Konusu
  4. I- Olay
  5. Iıı- Yasa Metinleri
  6. Iv- İlk İnceleme
  7. V- Esasın İncelenmesi
  8. Vı- İptal Kararının Yürürlüğe Gireceği Gün Sorunu
  9. Kaleli
  10. Kantarcıoğlu
  11. Akyalçın
  12. Erten
  13. Oto
  14. Özgüldür
  15. Kömürcü
  16. Altan
  17. Yıldırım
  18. Necipoğlu
  19. Dursun
  20. Ek Gerekçe
  21. Tercan
  22. Karşıoy Gerekçesi
  23. Erten
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2009/66
Karar No
2011/72
Tarih
28 Nisan 2011

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2009/86 K.2011/70
  • AYM Norm Denetimi E.2009/59 K.2011/69
  • AYM Norm Denetimi E.2011/32 K.2011/62
  • AYM Norm Denetimi E.2009/63 K.2011/66
  • AYM Norm Denetimi E.2009/31 K.2011/77
  • AYM Norm Denetimi E.2009/24 K.2011/75

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.